WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 01 Temmuz 2026

İSTANBUL ANADOLU 6. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. İstanbul Anadolu 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2022/603 Esas
KARAR NO:2024/217
DAVA:Sermaye Piyasası Kanunundan Kaynaklanan (Yönetim Kurulu Kararının İptali)
DAVA TARİHİ:10/08/2022
KARAR TARİHİ:20/03/2024

Mahkememizde görülmekte olan Sermaye Piyasası Kanunundan Kaynaklanan (Yönetim Kurulu Kararının İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

DAVA:Davacı vekilince sunulan dava dilekçesinde özetle; davalı---------tarafından kurulduğu; zaman içinde ----- eşini ve kızlarını, ----- ise eşini şirket pay sahipliklerine dahil ettikleri;-------- kızlarının ayrıca yönetim kuruluna dahil edildikleri; gelinen noktada davalı şirketin sermayesinin %39,37'sinin dolaylı, %15,81'inin doğrudan davacıya ait bulunduğu; ----dek davalı şirket yönetim kurulu başkan yardımcısı olan davacı -----bu görevine 23.05.2019 tarihli genel kurul toplantısında son verildiği; -----arasındaki şirket yönetim kurulu başkanının ------, yönetim kurulu başkan yardımcısının ------- olacağı ve her ikisinin aile efradının da yönetim kurulunda yer alacağına dair centilmenlik anlaşmasının ihlâl edildiği; işbu davanın ------ hesap yılı içinde davalı şirketin yaptığı bağışlara ilişkin yönetim kurulu kararlarının butlan ile sakat bulunması nedeniyle açıldığı; davalı şirket yönetim kurulunun bağış yapmaya yetkili bulunmadığı, önemli miktarda malvarlığının genel kurul kararı olmaksızın bağışlanamayacağı, yapılan bağışların davalı şirketin amacına ve işletme konusuna girmediği, makul ve objektif olmadığı, davalı şirketin menfaatine değil fakat yönetim kurulu üyelerinin kişisel menfaatlerine ve kişisel itibarlarına hizmet ettiği; bağışlara ilişkin yönetim kurulu kararlarının eşit işlem ilkesine aykırı düştüğü; bu bağışların sermayenin korunması amacını da gözetmediği ve davalı şirkete zarar verdiği ileri sürülerek, davalı şirkette -------- hesap yılı içinde yapılan bağışlara yönelik alınan yönetim kurulu kararlarının butlan ile batıl bulunduğunun tespitine ve haksız-hukuksuz şekilde yapılan bağış tutarlarının bilirkişi marifetiyle hesaplanıp yönetim kurulu üyelerinden tahsili ile davalı şirkete iadesine karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.
Davalı vekilince sunulan cevap dilekçesinde özetle; dava konusu yönetim kurulu kararlarının hukuka uygunluğu değerlendirilirken sadece pay sahiplerinin çıkarlarının değil fakat davalı şirket ekosistemi içindeki tüm ilgililerin, çalışanların, tedarikçilerin, müstakbel pay sahiplerinin, sivil toplum kuruluşlarının, şirket alacaklılarının ve kamunun çıkarlarının da gözetilmesi gerektiği; davalı şirketin kurumsal sosyal sorumluluk bilinci ile hareket ederek yerel, ulusal ve uluslararası tanınırlığını ve bilinirliğini artıracak yardım ve bağış faaliyetlerine şirket menfaati perspektifinden bakılması gerektiği; ayrıca, kurumsal sosyal sorumluluğun şirket performansının ve yatırım yapılabilirliğinin değerlendirilmesinde uluslararası bir kriter haline geldiği; kurumsal sosyal sorumluluk projelerinin yarattığı olumlu imajın potansiyel müşterileri çekebilecek bir pazarlama unsuru haline geldiği; işbu dava konusu bağışların tutar olarak davalı şirketin 2020-2021 yılı mali tablolarındaki öz kaynaklarına oranla cüz’i seviyede bulunduğu; davalı şirketin --------- yönetim kurulu üyesi olduğu dönemde de bağış-yardım yaptığı ve bu uygulamanın bir şirket geleneği olarak yerleştiği savunularak davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
Mahkememizce taraf delilleri celp edilmiş, sunulan kayıtlar tetkik edilmiş, taraf iddia ve savunmaları kapsamında şirket kayıtlarının incelenmesi amacıyla dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, rapor alınmış, sunulan rapor HMK'nun 282. maddesi çerçevesinde dosyada mevcut diğer delillerle birlikte değerlendirilmiştir.

DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE;
Dava, davalı şirkette 2020- 2021 hesap yılı içinde yapılan bağışlara yönelik alınan yönetim kurulu kararlarının batıl bulunduğunun tespitine ve yapılan bağış tutarlarının yönetim kurulu üyelerinden tahsili ile davalı şirkete iadesi istemlerine ilişkindir.Davaya konu edilen bağışlar, davalı şirketçe her biri ayni mahiyette olan, ----- hesap dönemi içinde------ hesap dönemi içinde-------- bağışlardır.Davalı şirketçe -------- tutarlı ayni, bir şahsa da sağlık gerekçesi ile nakdi 1.000 TLbağış yapılmış olduğu yapılan inceleme ile tespit edilmiş ise de bunların dava konusu edilmediği belirlenmiştir. Davada iki talep bulunmakta olup, her birinin hukuki sebebi ve muhatabı da birbirinden farklıdır. Öncelikle davaya konu tahsil istemi tetkik edilmiş, davanın şirket hasım gösterilerek ikame edildiği ancak batıl olduğu iddia edilen bağış tutarlarının yönetim kurulu üyelerinden tahsili ile davalı şirkete iadesinin talep edildiği, buna karşın şirket yönetim kurulu üyelerinin davada hasım gösterilmemiş bulunduğu belirlenmiştir.
Davaya konu tahsil istemi yönünden davanın, tahsil talep olunan yönetim kurulu üyelerine yöneltilerek açılması gerektiği, anılan talebe ilişkin olarak davalı şirketin husumetinin bulunmadığı kanaatiyle, bu istem yönünden davanın usulden reddine dair karar vermek gerekmiştir.
Davaya konu davalı şirkette 2020- 2021 hesap yılı içinde yapılan bağışlara yönelik alınan yönetim kurulu kararlarının butlan ile batıl bulunduğunun tespiti istemi yönünden davalı şirketin husumeti bulunmakla istem incelenmiştir. Bu kapsamda davacı tarafça bu istemi, davalı şirket yönetim kurulunun, bağış yapmaya yetkili olmadığı, anonim şirketlerinin yönetim ve temsilinin yönetim kurulunca gerçekleştiği, bu organın yetkilerinin sınırsız olmadığı Türk Ticaret Kanunu 375. maddesi ile tek tek sayıldığı, anılan maddede yönetim kurulunun görev ve yetkilerinde bağış yapmaya yönelik herhangi bir yetkisinin olmadığı, bağış yetkisinin genel kurul vasıtasıyla gerçekleştirilebileceği, buna dair Türk Ticaret Kanunu'nun 408. maddesi'nin 2/f hükmünün bağışı da kapsadığı, yönetim kurulunun temsil yetkisinin, Kanunun 371/1 maddesinde yer aldığı üzere, “sadece şirketin amacına ve işletme konusuna giren her tür işleri ve hukuki işlemleri” ile sınırlı olduğu, yönetim kurulunun, şirketin işletme konusu ve amacına yönelik olmayan işlemleri ise şirket adına gerçekleştiremeyeceği, bir an için yapılan bağışların işletme amacı ve işletme konusu çevresine dahil olduğu düşünülse dahi, yapılan bağışların anonim şirketin bağış yapması için gereken ilkelere aykırılık taşıdığı, anonim şirketin bağış yapması açısından ilkelerin, şirketin amacı, konusu ve konu çevresi, şirket menfaati ve karlılığı olduğu, şirketin işletme konusu ve konu çevresi içinde bağışın miktarı, yapıldığı yer ile niteliğinin makul ve objektif olması bağışın uygunluğu açısından temel alınacak kıstas olduğu, davalı şirket yönetim kurulu açısından gerçekleştirilen bağışların işletme konusu ve çevresinde olmadığı gibi, yapılan bağışın miktarının da makul ve objektif olmadığı, ayrıca yapılan bağışların şirkete artı değer kazandıracak bağışlar olmadığı, yönetim kurulunun kişisel itibarını arttırıcı nitelikte ve davacı ve ailesinin haklı mücadelelerinin engellenmesine yönelik yapılan bağışlar olduğu Nitekim ------ yapılan bağışların, davalı şirketin-----olmasından kaynaklandığı, ------------ yine davalı şirketin merkezinin bulunduğu ------ olması itibarı ile, her iki ilde itibar kazanılması adına yapıldığı, bağışlara ilişkin alınan yönetim kurulu kararlarının eşit işlem ilkesine aykırı olduğu, uyuşmazlık konusu bağışların aile şirket tipi davalı şirketin yapısı itibariyle uygun olmadığı, açıkça sermayenin korunmasını amacını taşımayarak çoğunluğun şahsi menfaatine hizmet ettiği iddialarına dayandırılmıştır.
TTK'nun 391. maddesinde yönetim kurulunun batıl kararları tadadi olarak sayılmış, bu kapsamda yönetim kurulunun,
-Eşit işlem ilkesine aykırı olan,
-Anonim şirketin temel yapısına uymayan veya sermayenin korunması ilkesini gözetmeyen,
-Pay sahiplerinin, özellikle vazgeçilmez nitelikteki haklarını ihlal eden veya bunların kullanılmalarını kısıtlayan ya da güçleştiren,
-Diğer organların devredilemez yetkilerine giren ve bu yetkilerin devrine ilişkin kararlarının batıl olduğu öngörülmüştür.
Davaya konu bağışa dair kararların, yukarıda sayılan kararlar nevinden bir karar teşkil etmediği, TTK 391. maddesi anlamında batıl kararlardan bulunmadığı değerlendirilmiş, bu kapsamda, Mahkememizce alınan raporda davalı şirketin mali durumuna ilişkin tespitler çerçevesinde, davalı şirketin öz kaynaklarının 31.12.2020 itibarıyla 25.976.098,21 TL, 31.12.2021 itibarıyla 37.690.266,28 TL olduğu, şirketin 2020 yılı net kârının 4.177.174,66 TL, 2021 yılı net kârının 12.164.168,07 TL olduğu, aktif varlıkların toplamının 31.12.2020 itibarıyla 35.844.033,87 TL, 31.12.2021 itibarıyla 57.207.451,72 TL, bilançonun dönen varlıklar kısmındaki hazır değerler hesabı bakiyesinin 2020 sonu itibariyle 21.288.391,13 TL ve 2021 sonu itibariyle 31.778.387,77TL olduğu, anılan tutarlara nazaran bağış tutarının çok küçük bir yekun teşkil ettiği, davalı şirket sermayesine etkisinin yok denecek kadar az bulunduğu, bundan başka anılan bağışların sosyal sorumluluk harcaması şeklinde yapılmış olduğunun faaliyet raporları içinde yer aldığı gözetilmiş, bağış yapılan tarihlerde hem ülkemizin hem de tüm dünyanın Covid pandemisi nedeniyle olağanüstü koşullarda bulunduğu dikkate alınmıştır.
Davacı tarafça butlan sebebi olarak ileri sürülen, yönetim kurulunun görev ve yetkilerinin sayıldığı Türk Ticaret Kanunu 375. maddesinde, bağış yapmaya yönelik herhangi bir yetkinin olmadığı iddiası yönünden ise, anılan maddenin yönetim kurulunun devredilemez ve vazgeçilemez görev ve yetkilerini düzenlediği, yasanın açık lafzından ve TTK'nun 371. maddesindeki düzenlemenin birlikte tetkikinden, yönetim kuruluna bağış yapmanın yasaklanmamış olduğu, yönetim kurulunun görev ve yetkilerinin TTK'nun 375. maddedeki hallerle sınırlı olmadığı değerlendirilmiş, davacı taraf iddiasına itibar edilmemiştir.
Bağış yetkisinin genel kurula ait olduğu, Türk Ticaret Kanunu'nun 408/2-f maddesinin buna ilişkin olduğu iddiası yönünden ise, iddianın dayanağı düzenlemenin şirket varlığının toptan satışına ilişkin olduğu, yukarıda izah edildiği üzere, şirket mal varlığına nazaran toplam bağış tutarının küçük bir oran teşkil ettiği, anılan düzenlemenin burada uygulanmasının söz konusu olmadığı değerlendirilmiştir.
Butlan iddiasının, TTK'nun 371/1 maddesinde yer alan düzenleme gereği yönetim kurulunun, şirketin işletme konusu ve amacına yönelik olmayan işlemleri ise şirket adına gerçekleştiremeyeceği iddiası yönünde ise sosyal sorumluluk adına yapılan işlemlerin doğrudan olmasa dahi dolaylı olarak şirketlerin amacına, yani karlılık hedefine hizmet ettiği değerlendirilmiş, bu iddia da benimsenmemiş, aynı gerekçe ile davacı tarafın, davalı şirket yönetim kurulunca gerçekleştirilen bağışların işletme konusu ve çevresinde olmadığı, yapılan bağışın miktarının makul ve objektif olmadığı, ayrıca yapılan bağışların şirkete artı değer kazandıracak bağışlar olmadığı iddialarına iştirak edilmemiştir.
Mahkememizce bu değerlendirmeler yapılırken, yukarıda açıklanan gerekçelere ilaveten, cevap dilekçesi ekinde sunulan ve davacının da yönetim kurulu üyesi sıfatıyla imzasının bulunduğu kararlarda benzer mahiyette bağış kararlarında imzasının bulunduğu, durum bu iken davalı şirket yönetimince alınan bağış kararlarının butlanını talep etmesinin TMK'nun 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralı ile de bağdaşmadığı kanaatine varılmış, davanın tüm istemler yönünden koşulları bulunmadığı değerlendirilmekle reddine dair karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın tüm talepler yönünden reddine,
2-Alınması gerekli 427,60 TL harcın davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harçtan mahsubu kalan 346,90 TL' nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Avukatlık asgari ücret tarifesine göre davalı için takdir olunan 17.900 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından sarfedilen yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından sarfedilen yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
6-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,
Dair, Davacı Vekilinin ve Davalı Vekillerinin yüzlerine karşı tebliğden itibaren 2 hafta süre içinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.. 20/03/2024