T.C. İstanbul Anadolu 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2021/633 Esas
KARAR NO:2024/105
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: 21/12/2020
KARAR TARİHİ: 13/02/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, trafik kazasında yaralanan davacının, 6100 Sayılı HMK 107. maddesi uyarınca toplanacak delillere göre; tazminat tutarları belirlendiğinde (fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere) arttırılmak üzere sürekli iş göremezlik tazminatı, ferdi kaza koltuk tazminatı ile manevi tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan sorumluluklarına göre ayrı ayrı, kimi alacaklar yönünden ise müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ettiğini, ---- tarihinde 1 nolu davalı sigorta şirketine ------ numaralı ------ nolu davalı sigorta şirketine -------- davalı şirket adına kayıtlı otobüs sürücüsünün asli ve tam kusuru ile sebebiyet verdiği trafik kazasında ------ plakalı otobüste yolcu olarak bulunan müvekkil --------basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde yaralandığı ve daimi surette malul kalarak iş göremez duruma düştüğünü, müvekkilinin kazanın meydana gelmesine sebebiyet veren otobüste yolcu olduğunu, yolcu müvekkile kusur izafesi mümkün olmadığını, tahkikat sonucunda müvekkillerinin maddi zararının tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda (HMK madde 107) arttırılmak üzere 1.000TL sürekli, 5TL geçici olmak üzere toplam 1.005TL iş göremezlik tazminatının ----- nolu davalı sigorta şirketinin sorumluluğu kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan azami poliçe teminatı limitleri ile sınırlı olmak üzere temerrüt tarihinden, 3 nolu davalı şirketin sorumluluğu kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, 1.000,00 TL zorunlu koltuk ferdi kaza tazminatının ---- nolu davalıdan tahsiline, 200.000,000 TL manevi tazminatın ------nolu davalılardan tahsiline, dava masrafları ve vekalet ücretinin davalı taraflara müştereken ve müteselsilen sorumluluk ilkelerine göre yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:Davalı ----------vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, dava konusu -------plakalı aracın davalı nezdinde trafik sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, aktüer raporunda tespit edilen tazminat tutarının davacıya ödendiğini, öncelikle ibraname nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, maluliyet tespiti için ----- rapor alınmasının talep edildiğini, geçici iş göremezlik tazminatı talebinin teminat dışı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ----- vekili cevap dilekçesinde özetle; alacağın zamanaşımına uğradığını, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davalının herhangi bir kusurunun bulunmadığını, husumet yöneltilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalının doğabilecek maddi tazminattan sorumluluğunun bulunmadığını, davacının maddi ve manevi tazminat talebinin yerinde olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME ve GEREKÇE:Dava trafik kazası şeklinde gerçekleşen haksız fiil nedenine dayalı olarak açılan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlenmiş, 5. maddesinde Asliye Ticaret Mahkemeleri'nin kuruluşu ve hangi mahkemelerin Ticaret Mahkemesi sıfatıyla davaya bakacağı belirlendikten sonra Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.Ticari davaları mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olması durumunda ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması-------- yeterli görülmüştür.28/11/2013 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan ve 28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun (TKHK) 2. maddesinde kanunun kapsamı “Bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” şeklinde açıklanmıştır. Kanun'un “tanımlar” başlıklı 3. maddesinin (ı) bendinde sağlayıcı "kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye hizmet sunan ya da hizmet sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişi", (k) bendinde tüketici "ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi", (l) bendinde ise tüketici işlemi “mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder” biçiminde tanımlanmıştır.6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında Kanun'un 83. maddesinde de taraflardan birinin tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanun'un görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir.Bir hukuki işlemin sadece 6502 sayılı TKHK'da düzenlenmiş olması tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülmesini gerektirmez. Uyuşmazlığın 6502 sayılı TKHK kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin "tüketici" diğer tarafın "satıcı/sağlayıcı/hizmet sunan" olması gerekir. Somut olayda; davacının davalı ------------aracında yolcu olarak bulunduğu sırada tek taraflı trafik kazası sonucunda yaralandığı, davacı ile ----- arasında yolcu taşıma sözleşmesinin bulunduğu, tarafların kabulünde olan kara yoluyla yolcu taşıma sözleşmesinin ise bir tüketici işlemine vücut verdiği anlaşılmaktadır. ---- karar sayılı ilamı, ------- sayılı ilamlarında da ortak sonuç olarak belirtildiği üzere; davacı yolcunun davalı ------- firmasının işleteni olduğu otobüste yolcu iken meydana gelen kazada yaralandığı, bu kapsamda uyuşmazlığın yolcu taşıma ilişkisinden kaynaklı maddi-manevi tazminat istemi olduğu ve 6502 sayılı TKHK'nun 3. Maddesinde taşıma sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmalıklarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu, davalı sigorta şirketleri yönünden ise davalı sigorta şirketleri ile davacı arasında bir sigorta sözleşmesi ilişkisi olmadığından bu davalılar yönünden uyuşmazlığı inceleme görevi ticaret mahkemesine ait ise de; davalı sigorta şirketlerini------ yaptığı araç ile ilgili almış olduğu taşıma hizmetinin tüketici işlemi olduğu, davacının taşıma sözleşmesi uyarınca tüketici (yolcu) olduğu ve dava tarihi gözetildiğinde, davanın temel dayanağının bizatihi tüketici işleminden (taşıma sözleşmesinden) kaynaklandığı ve eldeki davanın daha özel nitelikte mahkeme olan tüketici mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği sonucuna varılmaktadır. --------6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na göre özel ve sonra yürürlüğe giren bir Kanun'dur. Davaya konu yolcu taşıma sözleşmesi, Türk Ticaret Kanunu'na göre özel nitelikte ve sonradan yürürlüğe giren bir kanun olan 6502 sayılı Kanun'un 3/1-l hükmü gereğince mutlak bir ticari davaya konu olmayacaktır. Eldeki uyuşmazlıkta; davacının tüketici olup yolcu taşıma sözleşmesi ise bir tüketici işlemi niteliği taşıdığından; 6502 sayılı Kanun'un 73/1 maddesi uyarınca eldeki davada Tüketici Mahkemesinin görevli olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c maddesine göre, görev bir dava şartıdır. Yine aynı kanunun 115. maddesine göre, dava şartlarının mevcut olup olmadığının davanın her aşamasında Mahkemece re’sen araştırılması, bulunamadığı takdirde davanın usûlden reddine karar verilmesi gerektiğinden, Mahkememizin görevsiz olması nedeniyle aşağıdaki hüküm kurulmuştur.(Her ne kadar yapılan değerlendirme neticesinde dosyada yukarıda belirtilen gerekçe doğrultusunda görevsizlik kararı verilmesi gerektiği kanaatine ulaşılmış ise de; gerekçeli karar yazım aşamasında dosyada önceki aşama mahkememizin verdiği görevsizlik kararının istinaf ilamı ile kaldırıldığının anlaşıldığı, bu durumun sehven fark edilmeksizin görev hususu tartışılarak karar verildiği anlaşılmış olup belirtilmekle yetinilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-Davanın HMK 114/1-c maddesi uyarınca mahkemenin görevli olması ile ilgili dava şartı yokluğu sebebiyle HMK 115/2. Maddesi gereğince usulden reddine,
3-Davaya bakmakla görevli mahkemenin--------Tüketici Mahkemesi OLDUĞUNA,
4-HMK 20. Maddesi uyarınca kararın kesinleşme tarihinden itibaren taraflardan birinin 2 hafta içerisinde mahkememize başvurması halinde dosyanın görevli -------- NÖBETÇİ TÜKETİCİ MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
5-Aksi taktirde davanın açılmamış sayılmasına,
6-HMK 331/2. Maddesi uyarınca yargılama giderleri hakkında görevli mahkemece karar verilmesine,
Mahkememizin bu kararına karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren (2) hafta içinde (HMK 345/1), mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle, --------Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesince incelenmek üzere tarafların istinaf yasa yoluna başvuru hakkı bulunduğuna dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafların yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 13/02/2024
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!