WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 01 Temmuz 2026

İSTANBUL ANADOLU 6. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. İstanbul Anadolu 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2021/236 Esas
KARAR NO:2024/225
DAVA:İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:09/04/2021
KARAR TARİHİ:26/03/2024

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili şirketin, borcunu tahsil edebilmek adına----------sayılı dosyası ile takip başlattığını, bu takibe davalı borçlunun itiraz ettiğini, bunun üzerine arabuluculuk görüşmesi yapıldığını, uzlaşma sağlanamadığını, müvekkilinin alacağını tahsil edemediğini ve davayı açma zaruretinin doğduğunu, müvekkili ile davalı arasında 4 asansörün temin ve tesisi için asansör temin ve tesisi sözleşmesi imzalandığını, toplam iş bedelinin 125.000,00EURO+KDV olduğunu, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında imzalanan sözleşmenin "İşin Fiyatı" başlıklı 3. maddesi gereği; toplam iş bedeli 125.000,00-EUR + KDV olduğunu, fiyata asansör dizaynı, üretim, ithalat, nakliye, montaj, test ve devreye alma dahil olduğunu, fiyatlara yasal oranda KDV ilave edileceğini, sözleşmenin "Ödeme Şartları" başlıklı 4. maddesi gereği; %20'si (25.000,00-EUR) sözleşme tarihinde banka havalesi ile peşin olarak ödeneceği, bu tutardaki banka teminat mektubu sözleşme tarihinde müşteriye verilecek olup malzemelerin şantiyeye inmesine müteakip bu mektup şirkete iade edileceği, %50'si (62.500,00-EUR) malzemeler gümrüğe geldiğinde ödeneceği, bu tutardaki teminat mektubu veya çek sözleşme tarihinde şirkete verilecek olup malzemeler gümrüğe geldiğinde yapılacak ödemeye müteakip bu mektup veya çek müşteriye iade edileceği, %30'u iş tesliminde (geçici kabul) banka havalesi ile ödeneceği, Teşvik Kanunu gereğince ----- onaylı ürün listesinde yer alan ürünler için KDV ödenmeyeceği, diğer ürünler için yasal orandaki KDV tutarı fatura kesimine müteakip banka havalesi ile ödeneceği şeklinde kararlaştırıldığını, müvekkili şirketin sözleşmenin 7.maddesinde belirtilen sorumluluklarını yerine getirdiğini, yapılan hizmet gereği davalı firmaya fatura düzenlediğini, borcun ödenmesi hususunda müvekkili tarafından yapılan bütün iyi niyetli girişimlere rağmen taraflar arasında ticari münasebet ve düzenlenen fatura gereğine aykırı olarak borcunu ödemediğini, borcun ödenmemesi üzerine ihtarname gönderildiğini, davalı faturada belirtilen miktar kadar borcu bulunmadığını iddia ettiğini, halbuki düzenlenen fatura, cari hesap ekstresi ve işin ifa edildiğini gösteren teslim protokolünden de anlaşılacağı üzere davalı tarafın borçlarının bulunmadığı iddiası hukuki mesnetten yoksun ve zaman kazanmaya yönelik olup kötü niyetli olduğunu, davanın kabulüne, davalı tarafın haksız itirazın iptaline ve takibin devamına, alacak likit olduğundan davalı aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.

SAVUNMA:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, öncelikle yetki itirazının kabulü ile davanın esasına girilmeden yetkisizlik kararı verilmesini, davacıya ödeme yapmadığına ilişkin iddialarının gerçek dışı olduğunu, toplam 115.598,40-EURO ödeme yaptığını, taraflarca imzalanan 26.04.2016 tarihli sözleşmenin 5.3.Maddesi uyarınca "teslim tutanağının düzenlenmesi ardından fatura hazırlanacaktır." ibaresi bulunduğunu, taraflarca karşılıklı olarak imzalanan işbu madde gereğince; davacı yanın derhal fatura düzenlemesi gerekirken 11.08.2017 ve 23.08.2017 tarihlerinde teslim protokolü yapılmış olmasına rağmen davacı işbu davaya konu faturayı 26.02.2019 tarihinde düzenlemiş olup müvekkili şirketin EURO bazlı bir alacak nedeni ile kur farkından ciddi anlamda etkilendiğini, zira 23.08.2017 tarihinde 1 EURO = 4,1183-Türk Lirası iken faturanın düzenlendiği tarih olan 26.02.2019 tarihinde 1 EURO=6.0141-Türk Lirası olduğunu, sayın Mahkememizce de tarafların ticari defter ve kayıtları uzman bilirkişi tarafından incelendiğinde; müvekkili şirketin söz konusu sözleşmeden kaynaklı davacıya herhangi bir borcunun olmadığı aksine EURO'nun değişken kur değerleri dikkate alındığında alacaklı olduğunun tespit edilebileceğini, bunun yanı sıra müvekkili şirket ile davacı arasında imzalanan 26.04.2016 tarihli sözleşmenin İşin Süresi Başlıklı 6.maddesinde "peşinatın ödenmesi tarihinden itibaren 6 ay içinde sözleşmeye konu olan asansörlerin çalışır halde teslim edileceği" açıkça düzenlendiğini, müvekkilinin de işbu maddeye istinaden 20.05.2016 tarihinde peşinatı ödediğini, davacının teslimatları 23.08.2017 tarihinde yaptığının sabit olup 9 aylık bir gecikme sonucunda malların teslim edildiğinin açıkça ortada olduğunu, sözleşmenin Gecikme Cezalı başlıklı 12.maddesinde "iş programındaki tarihlerde gecikme olması durumunda geçen her iş günü için 1.500,00-( Bin Beş Yüz Türk Lirası )-TL Cezai Şart uygulanacağının açıkça belirtildiğini, sayın Mahkememizce yaptırılacak bilirkişi incelenmesinde belirtilen tarih aralığındaki gecikme bedelinin de hesaplattırılmasını ve takas mahsup hükümlerinin uygulanmasını talep ettiklerini, müvekkilinin icra takibinden sonra dahi ödemelere devam ettiğini, müvekkilinin icra takibine öncelikle yetki yönünden itiraz ettiğini, herhangi bir kötü niyeti bulunmadığını, davacının asıl alacağının %20’sinden az olmamak üzere talep ettiği icra inkar tazminatının reddi gerektiğini, açıklanan ve resen göz önüne alınacak sebeplerle, işbu dilekçenin kabulü ile, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak açılmış huzurdaki davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İNCELEME ve GEREKÇE: Dava, İİK 67. Maddesi kapsamında davacı şirketin asansör temin ve tesis sözleşmesi gereğince cari hesaba dayanan fatura alacağının tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.-------- sayılı takip dosyası celp edilmiş incelenmesinde; davacı-takip alacaklısı tarafından davalı-takip borçlusu aleyhine 20/02/2020 tarihinde asıl alacak 49.108, 16 EUR (Türk Lirası karşılığı 322.399,98 TL) tutarındaki alacağın, fer'ileriyle birlikte tahsiline yönelik genel haciz yoluyla yapılan icra takibi olduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edilemediği, 20/04/2020 tarihli dilekçe ile davalı- borçlu tarafından verilen itiraz dilekçesi sunulduğu, itiraz dilekçesinde yetkiye, borca ve fer'ilerine itiraz edildiği; icra müdürlüğünce takibin durdurulmasına karar verilmiş olduğu, itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edilmediği görülmüştür. Davalı -borçlu tarafından icra dairesinin yetkisine itiraz edildiğinden ön sorun olarak incelenmesi gerekmiştir.İİK'nin 50. maddesine göre, “Para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur. Şu kadar ki, takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi de takibe salahiyetlidir.” Bu hüküm uyarınca yetkili icra dairesinin belirlenmesi açısından mülga HUMK'a atıfta bulunulmuştur. 6100 sayılı HMK'nin 447/2. maddesi uyarınca “Mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'na yapılan yollamalar, Hukuk Muhakemeleri Kanununun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır.” İİK 50. maddesinde uyarınca yapılan atıf doğrultusunda yetkili icra dairesinin HMK'nin bu husustaki hükümleri uyarınca belirleyeceği sonucuna varılmaktadır.İİK 67. maddesine göre itirazın iptali davasının açılması için öncelikle geçerli bir icra takibinin yapılmasının gerektiğinden, izah edilen nedenlerden ötürü davacı tarafından yapılan icra takibinin geçerli bir icra takibi olup olmadığının tespiti gerekir. Mahkemenin önce icra dairesinin yetkili olup olmadığını incelemesi, icra dairesinin yetkili olmadığını tespit etmesi halinde, borcun esasına ilişkin itirazın incelemesine geçilmeksizin takibin yetkili icra dairesinde yapılmadığı ve geçerli bir icra takibi bulunmadığı gözetilerek itirazın iptali davasının da HMK'nın 114/2. ve 115/2. maddeleri uyarınca usulden reddine karar vermesi gerekmektedir.6100 sayılı HMK'nun 6. maddesine göre; “genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir.” Aynı Kanunun 10. maddesine göre; “sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir.” 6098 sayılı TBK'nun 89/1 maddesinde, bir miktar para alacağına ilişkin davaların alacaklının yerleşim yeri mahkemesinde açılabileceği hükme bağlanmıştır. Yasal düzenlemeler karşısında somut olayın değerlendirilmesine gelince; taraflar arasında asansör temin ve tesis sözleşmesinin imzalandığı, taraflar arasında eser sözleşmesinin bulunduğu, davacının yerleşim yerinin ----- olduğu, davalının ise------ olduğu, davanın konusunun bir para alacağına ilişkin olduğu, Mahkememiz yargı çevresinde bulunan-------- Dairesinde takibin yapıldığı, TBK 89. Madde gereği icra dairesinin yetkili olduğu anlaşılmakla icra dairesinin yetkisine yönelik itirazın reddi ile esasın incelenmesine geçilmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sırasında, taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi --------- tarafından ------- düzenlenen 24/09/2021 tarihli rapora göre; sözleşmenin 4. Maddesi ödeme şartlarına göre %20 si sözleşme tarihi 26/04/2016 tarihinde ödenmediği,fakat 18/05/2016 tarihinde ödendiği, sözleşmenin 4. Maddesinde ayrıca %50 sinin malların gümrüğe geldiğinde ödenecektir ibaresinin bulunduğu, bu tarihin gümrük beyannamesinin kapanma tarihinin 26/08/2016 olduğu, bu ödemenin 15/08/2016 tarihinde 206.000,00 TL olarak %50 sinin ödendiğinin tespit edildiği, 26/02/2019 tarihli faturanın davalı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, içerdiği kayıtların birbirini doğruladığı, yapılan ödemelerin Türk Lirası olarak kaydedildiği, dava açılış tarihine göre fatura tutarının 147.500,00 Euro, yapılan ödemeler toplamının (09/04/2021 e kadar) 114.075,85 Euro, kalan borcun 33.424,15 Euro olduğu, takip tarihi itibariyle fatura tutarının 147.500,00 Euro, yapılan ödemeler toplamının (20/02/2020 e kadar) 98.365,93 Euro, kalan borcun 49.134,07 Euro olduğu, en son yapılan ödemeye göre (16/08/2021) fatura tutarının 147.500,00 Euro, yapılan ödemeler toplamının 117.868,46 Euro, kalan borcun 29.631,54 Euro olduğu tespit edilmiştir.Bilirkişi ------ tarihli rapor içeriğine göre; dosyadaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi, davacı şirkete ait defter ve belgelerin inceleme görevi ile sınırlı olmak üzere, nihai takdir Mahkemeye ait olmak üzere; davacı ----- kayıtlarına göre, davacı ---- kayıtlarına göre; davacı -----davalı----- takip tarihi -------- alacaklı bulunduğunu; sözleşmenin 6. ve 8. maddelerinde yer alan süreçlerin tamamlanması halinde peşinatın ödenmesi tarihinden itibaren 6 ay içinde asansörlerin çalışır halde teslim edileceği sözleşmenin 6. maddesinde görüldüğünü, teslim tarihlerinin 23.08.2017, 17.05.2017,11.10.2017 tarihlerinde gerçekleşmesinde söz konusu bu maddeler içerisinde detayları bulunan süreçlerin (4 adet asansörün 02.09.2016 tarihinde şantiyeye indirilip yetkililere teslim edildiğine ilişkin tutanak ve teslimlerin söz konusu tarihlerde imzalanmasına neden olduğu belirtilen 13.12.2016, 03.08.2016, 28.22.2016 tarihli -----------etki edeceği göz önüne alındığında teslimin süresinde yapılıp yapılmadığı konusundaki takdirin Mahkememize ait olduğunu, davacının sözleşmede kararlaştırılan anlaşmaya aykırı fatura düzenlemesinin sözleşmede ödemelerin faturaya bağlı olmaması nedeniyle davalının aleyhine bir durum teşkil etmeyeceği; Mahkememizin davacı yan lehine hüküm vemesi halinde, ------- mevduata fiilen uygulanan azami faiz oranları tablosundaki faiz oranları alınarak takip tarihinden ödeme tarihine kadar olan süre için davacı şirket tarafından 3095 sayılı yasanın 4/a maddesine göre hesaplanacak faizi talep edebileceğini bildirmiştir.Bilirkişi ------ tarihli ek rapor içeriğine göre; kapak hesabı gözetilerek dava tarihi itibari ile ödemeler ferilerden düşülerek davacı alacağının hesaplanması yönündeki görevlendirme dikkate alınarak yapılan hesaplamaya göre; davacı ----- davalı ---------- alacaklı bulunduğunu; kök raporda davalının sözleşmede yer alan %30'u iş tesliminde (geçici kabul) banka havalesi ile ödeneceğini, maddesine uygun ödeme gerçekleştirmediği, sözleşmeye göre teslim tarihinden 16.10.2019 tarihine kadar KDV dahil 59.906,72 Euro borçlu bulunduğunu, davalı tarafın takip tarihi 18.02.2020 den sonra muhtelif tarihlerde toplam 181.301,44 TL ödeme yaptığı ödemelerin ödeme tarihlerindeki ------- kurları ile toplamda 20.892,62 Euro tutarında olduğunu; sözleşmenin 5.3 maddesinde teslim tutanağının düzenlenmesinin ardından fatura hazırlanacağının belirtildiğini, faturanın 26.02.2019 tarihinde düzenlendiğinin görüldüğünü, davacının sözleşmede kararlaştırılan anlaşmaya aykırı fatura düzenlemesinin sözleşmede ödemelerin fatura bağlı olmadığından davalının aleyhine bir durum teşkil etmeyeceğini, ancak davalının ödemelerini sözleşmede belirtilen sürelerde yapmamış olması nedeniyle kur artışı veya azalışından kaynaklanan kur farkı veya zararına katlanacağını kabul ettiğinin anlaşılacağını, ayrıca davalının KDV tutarlarını henüz ödememesi nedeniyle tahsil edilmeyen KDV'nin fatura düzenlenmesi ile beyan edilip ödenmesi zorunluluğundan, davacının KDV tutarını kendi kaynaklarından karşılaması gerekeceği gerçeğinden faturanın bu nedenle de geç düzenlenmiş olabileceğini, bu nedenle davalı vekilinin bilirkişi raporuna karşı itirazlarının yerinde olmadığını bildirmiştir.Bilirkişiler ----- rapor içeriğine göre; --- kurları günde bir defa saat 15.30'da belirlenip, gerekli kontroller yapıldıktan sonra 16.00-16.30 saatleri arasında İnternet sitesinde yayımlandığını, ertesi gün ise ------yayınlandığını, 24.09.2021 tarihli bilirkişi raporunda bilirkişi ------- sitesinden inceleme yaptığı davalı kayıtlarındaki tarihteki döviz alış kuruna göre Euro kurunu alarak tutarları belirlediğini, bu kurun ------ bir sonraki gün için açıkladığı kur olduğu, 24.09.2021 tarihli bilirkişi raporunda alınan kurların buna göre düzeltildiğinde tarafların kayıtlarında mutabık olduklarını; tarafların kayıtlarına (davalının da düzeltilmiş kurlara) göre takip tarihi, dava tarih ve 15.10.2021 tarihleri itibari ile mutabık kaldıkları davacının Euro alacak tutarının tabloda gösterildiği, --------------- tarihinde yaptığı dosya hesabında, davacının 49.108,16 Euro alacağı için takipte kesinleşen TL miktarının 9,7127 TL kur üzerinden hesapladığının görüldüğünü, ---- sayılı dosyasında yer alan 18.02.2020 tarihli Takip Talebi, İlamsız Takiplerde Ödeme Emrinde ve 09.04.2021 Dava ve Dosya Hesabının yapıldığı tarihlerdeki ----- alış kurunun hatalı olarak 6,5651 alındığı, hatalı olduğu anlaşılan dosya hesabının yeniden hesaplanması konusundaki takdirin Mahkememize ait olduğunu; davacı ---- davalı ---- alacaklı bulunduğu,---------cevap yazısı ekindeki dosya hesabında belirtilen toplam 63.154,17 TL tutarındaki icra masraflarının hatalı olduğunu, düzeltilmiş dosya hesabına göre hesaplanan harç, faiz, vekalet ücreti ve masraf toplamlarının davalı tarafından ayrıca ödeneceği konusundaki takdirin Mahkememize ait olduğunu; davalı tarafın mahsup-takas talebi hususundaki takdirin Mahkememize ait olduğunu; dava konusu asansörlerin teslim tarihlerinin 23.08.2017, 17.05.2017, 11.10.2017 de (çalışır vaziyette) gerçekleştiğini, söz konusu bu maddelerin ( 6. ve 8. Maddeler) içerisinde ayrıntıları bulunan kısımlara ilişkin olarak 4 adet asansörün 02.09.2016 tarihinde şantiyeye indirilip yetkililere teslim edildiğine ilişkin tutanak ve teslimlerin söz konusu olduğunu,--------- ---- mevcudiyeti ile taraflar arasında belirlenmiş teslim süresi olan 6 ay zaman dilimi dava konusu olayda aşıldığına ilişkin, yapılacak teslimatın süresinde yapılmadığı değerlendirilmesi (Davalı vekilinin dilekçeleri ekindeki dosyaya sunduğu davalı tarafından davacıya ödenen tutarların yer aldığı banka dekontalarındaki tutarların davacı kayıtlarında mevcut olduğu ve Euro karşılığı tutarların sözleşme şartlarındaki maddeye uygun olarak------- kayıtlarına alındığını, ancak 20.05.2016 tarihinde sözleşme bedelinin KDV hariç % 20'si olan 25.2018,58 Euro ve 15.08.2016 tarihinde sözleşme bedelinin KDV hariç %50'si olan 62.511,38 Euro tutarlarına ilişkin banka dekontlarının dava dosyası içinde görülemediği, ( 26.11.2021 tarihli kök raporda da belirtildiği üzere) ) yapılamadığı bildirilmiştir.Bilirkişi ----------rapor içeriğine göre; tarafların beyanları ve delilleri ışığında, belgelerin tüm hukuki değerlendirme ve takdirin Mahkememizin görev alanına ait olduğu işaret edilmek suretiyle: davaya konusu icra takibi kapsamında davalının 09.04.2021 dava tarihi itibariyle davacıya 42.565,20 Euro borcu bulunduğunu bildirmiştir.
Davacı, davalıya eser sözleşmesi kapsamında hizmet ifa ettiğinden bahisle alacaklı olarak icra takibinde bulunmuş olup, Türk Medeni Kanunu m:6 gereği icra takibinde talep etmiş olduğu alacağının varlığını ispatlamak ile yükümlüdür.
6100 sayılı HMK 200. maddeye göre bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat edilemez.Faturaya dayalı alacak taleplerinde tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ve mal teslimini ispatlamaz. Yine faturaların davacı defterlerinde kayıtlı olması da fatura içeriği malların/ hizmetin teslimini/ ifasını kanıtlamaya yeterli değildir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde " Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK m:222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK m:222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK m:222/4)." hükümlerine amirdir.Yukarıda verilen yasa maddeleri ve TTK 82. maddesi gözetildiğinde ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. İİK madde 67 gereğince, itirazın iptali davasının itirazın tebliğinden itibaren, 1 yıl içinde açılması gerekir. Hak düşürücü süreler, dava şartı olup taraflar ileri sürmese de mahkemece resen gözetilir. Somut olayda icra takibindeki, itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edilmemesi nedeniyle İİK'nun 67.maddesinde belirtilen bir yıllık hak düşürücü sürenin başlamadığı anlaşıldığından davanın süresi içinde açıldığı kabul edilmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü amacıyla yapılan yargılama ve yargılama sırasında bilirkişilerden alınan denetime elverişli rapor içeriklerine göre; davacı tarafça davalıya ödenmeyen ve bakiye 59.906,72Euro alacağın ödenmesi amacıyla 17/09/2019 tarihli ihtarnamenin gönderildiği, borcun ödenmemesi üzerine davacı/takip alacaklısının davalı/takip borçlusu hakkında faturaya dayalı olarak takip başlattığı, davalı/takip borçlusunun takibe yetki, borca ve fer'ileri yönünden süresinde itiraz ettiği ve takibin durduğu, eldeki itirazın iptali davasının süresinde açıldığı, taraflar arasında 1 adet 13 duraklı 535 kg (7 kişilik) V:1,6m/sn, 2 adet 13 duraklı 625 kg (8 kişilik) V:1,6m/sn, 1 adet 4 duraklı 1125 kg (15 kişilik) V:1,0m/sn olmak üzere toplamda 4 asansörün temin ve tesisi için 26/04/2016 tarihli Asansör Temin ve Tesisi Sözleşmesinin bulunduğu hususunun ihtilafsız olduğu, davacı tarafın sözleşme kapsamında edimlerini eksiksiz yerine getirdiği ancak davalının ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediğinden bahisle başlatılan ilamsız takibe itirazın haksız olduğu iddiasıyla eldeki itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmış, davalı tarafça ise; davacının edimini geç ifa ettiği, peşinatın ödenmesinden itibaren 6 ayda teslimin yapılacağının kararlaştırıldığı fakat teslimin 6 aylık süre geçtikten sonra yapıldığı, buna karşın bir kısım ödemeleri yaptıkları, yine davacının anlaşmaya aykırı olarak faturayı anlaşılan tarihte düzenlemediği, bu nedenle Euro bazlı alacak nedeniyle kur farkından dolayı etkilendiği, bu nedenle davacıdan alacaklı olduğu, ayrıca sözleşmenin 12. Maddesi kapsamında gecikme nedeniyle davacının cezai şart ödemesi gerektiği, takas mahsup talebinin bulunduğu savunulmuştur. Dava ve takip konusu 26/02/2019 tarihli KDV dahil 147.500 Euro bedelli faturanın davalı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının takip tarihi öncesi, takip tarihi ile dava tarihi arasında ve dava tarihinden sonra bir kısım ödemeler yaptığı anlaşılmıştır. Davalı tarafça teslimin anlaşmadaki sürede yapılmadığının ileri sürüldüğü fakat anlaşma konusu ürünlerin teslim ve tesis edildiğinin yani davacının edimlerini yerine getirdiğinin ihtilafsız olduğu, sözleşmenin 5.5 maddesine göre; asansörlerin işler halde teslim süresinin peşinatın ödenme tarihinden itibaren olduğu, peşinat ödemelerinin ve diğer ödemelerin zamanında yapılmaması halinde teslimatta meydana gelecek gecikmelerden şirketin- davacının sorumlu olmayacağının kararlaştırıldığı, sözleşmenin 6.3 maddesine göre; asansör kuyularının davacı tarafından çizilen ve davalı tarafından onaylanan ve imzalanan asansör uygulama projelerine uygun olarak hazırlanması ve asansör kuyularının en geç 8 hafta içerisinde davacıya eksiksiz teslim edilmesi gerektiği, asansör kuyusunun tesliminde yaşanılan gecikme süresinin teslim süresine ilave edileceğinin kararlaştırıldığı, dosya kapsamında sözleşme konusu 4 adet asansörün 02/09/2016 tarihinde davalı şantiyesine indirilip yetkililere teslim edildiği, 13/12/2016, 03/08/2016 tarihli kuyu kontrol tutanağı ve teslim formlarının imzalandığı, sözleşme konusu asansörlerin ----------- tarihlerinde çalışır vaziyette teslim edildiğine dair kaşe ve imzalı belgelerin bulunduğu, teslimatın sözleşmenin 6. Ve 8. Maddesinde yer alan süreçlerin tamamlanması halinde peşinatın ödenmesinden itibaren 6 ay içinde çalışır halde teslim edileceğinin kararlaştırıldığı, dosyada bulunan kuyu kontrol formunun ikisinde davalı tarafından tamamlanması gereken hususlarda eksikliklerin bulunduğu, belirli bir tarihe kadar tamamlanması gerektiğinin yazılı olduğu, bu haliyle davacı tarafça kuyuların teslim alınamadığı ve işlemde gecikme yaşandığı, davalının sözleşmenin 6.3 maddeye aykırı davrandığının sabit olduğu, yine anlaşma gereği peşin ödemenin sözleşme tarihinde yapılması gerektiği fakat sözleşme tarihinden yaklaşık 1 ay sonra peşinatın ödendiği, davalının müşteri olarak sorumluluğunu yerine getirmediğinin anlaşıldığı, bu haliyle davacı aleyhine gecikme cezasına hükmedilmesi talebinin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Takipten sonra davadan önce ödemeler bulunduğundan TBK 100. Madde kapsamında hesaplama yaptırılmış, buna göre davacının dava tarihi itibariyle 42.565,20 Euro alacağının hesaplandığı, dava dilekçesinde talebinin 33.387,57 Euro olduğu anlaşılmakla taleple bağlı kalınarak davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalının sözleşmenin 5.3 maddesine göre davacının faturayı teslim tutanağının düzenlenmesinin ardından düzenlemesi gerekirken 26/02/2019 tarihinde düzenlediği ve bundan dolayı etkilendiği savunmasının incelenmesinde, sözleşmede ödemelerin ödeme günü kur karşılığına göre yapılacağı ve hesaba katılacağının kararlaştırıldığı da gözetilerek davacının sözleşmede kararlaştırılan anlaşmaya aykırı fatura düzenlemesinin sözleşmede ödemelerin faturaya bağlı olmaması nedeniyle davalının aleyhine bir durum teşkil etmeyeceği yönündeki bilirkişi görüşüne iştirak edilmiştir.
İİK’nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması ve alacağın likit ve belli olması gerektiği, bu nedenle alacağın likit olması ve diğer icra inkar tazminatına hükmedilebilme şartlarının olayda gerçekleşmesi nedeniyle, hüküm altına alınan asıl alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının davasının kabulü ile;--------sayılı takibine yapılan itirazın iptali ile takibin asıl alacağa dava tarihi 09/04/2021den itibaren avans faiz işletilmek suretiyle, asıl alacak 33.387,57 Euro üzerinden devamına,
Davalı tarafından dava tarihinden sonra yapılan ödemelerin icra müdürlüğünce infaz aşamasında dikkate alınmasına,Hükmolunan alacağın %20 si (33.387,57 Euronun takip tarihi 20/02/2020 itibariyle 1Euro=6,5870 TL olmakla 219.923,92 TLnin %20 si 43.984,78 TL ) icra inkar tazminatının davalı taraftan tahsili ile davacıya verilmesine,
2-Alınması gerekli karar harcı 22.144,96 TL’den peşin olarak yatırılan 3.892,75 TL'nin ve davacı tarafından yatırılan 1.643,49 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 5.536,24 TL'nin mahsubu ile 16.608,72‬ TL bakiye harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3-Davacı tarafça yatırılan 5.536,24 TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 67,80 TL ilk dava masrafı, 6.100,00 TL bilirkişi, 367,00 TL tebligat müzekkere gideri olmak üzere toplam 6.534,80 TL yargılama giderinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
5-Davalı taraflarca sarfedilen yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
6-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca hesaplanan 50.627,49 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Arabuluculuk aşamasında yapılan ve Hazine tarafından karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalı taraftan tahsili ile hazineye gelir kaydına, buna ilişkin harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
8-Davacı tarafça dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
Mahkememizin bu kararına karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren (2) hafta içinde (HMK 345/1), mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle, ------------ Mahkemesi ilgili hukuk dairesince incelenmek üzere tarafların istinaf yasa yoluna başvuru hakkı bulunduğuna dair taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.26/03/2024