T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/297 ESAS
KARAR NO:2024/264
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:19.04.2023
KARAR TARİHİ:12.03.2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; --- hakkında------- sayılı dosyasından 23.05.2019 tarihinde iflas kararı verildiğini, tasfiye işlemlerinin, ----- sayılı dosyasından basit usulde iflas müdürlüğünce yürütüldüğünü, bilirkişi marifetiyle müflis şirketin ticari defterleri incelettirildiğini, şirket ortakları --------------- ödenmemiş sermaye borcu olduğunun tespit edildiğini, İflas müdürlüğünce ikinci maddede zikredilen şirket ortaklarına sermaye borçlarını 7 içinde ödenmesine yönelik ihtarlı muhtıra tebliğ edildiğini, davalı yanın, ödemekle sorumlu olduğu sermaye borcunu ödemediğini, İflas Müdürlüğünce, bilirkişi raporuyla sabit sermaye borcunu ödemeyen, ihtarlı muhtıraya itiraz eden davalı yan aleyhine icra takibi başlatılmasına karar verildiğini, masa menfaatine uygun olarak müflis şirketin davalı ortağından olan sermaye borcunu tahsil etmek amacıyla---- dosyası ile icra takibi başlatıldığını, İlk takibin ----- sayılı dosyasından açıldığını, davalı yanın yetki itirazında bulunması nedeniyle --------- yeni esas sırası aldığını, davalının, vekil vasıtasıyla haksız ve kötü niyetli olarak takibe itirazda bulunduğunu, davalının sermaye borcu olduğunun, ticari defterler ve her türlü delille sabit olduğunu, davalının itirazlarının soyut ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, İflas Masanın alacağı sabit ve likit olduğu gibi davalı tarafın itirazının kötü niyetli ve zaman kazanmaya yönelik olduğunu, bu sebeple davalının dava konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatı ile sorumlu tutulmasını, Müflis şirketin fazlaya ve faize ilişkin hakları saklı olmak üzere takip tarihi itibariyle 290.062,53-TL asıl alacak ve 167.062,11-TL faiz alacağı bulunduğunu, davalı yanın hiçbir haklı gerekçe olmaksızın ticari defterlerle sabit olan borcunu ödemediğini, huzurdaki davanın iflas masasının menfaati doğrultusunda açılmış alacak kaydı yaptıranlar arasından şahsi alacaklılar olduğu gibi kamu kurumlarının amme alacaklarının da bulunduğunu, davalı yanın, müflis şirkete olan borcunu ödemekten kaçındığının sabit olduğunu, yukarıda açıklanan ve resen gözetilecek sebeplere adli yardım talebinin kabulü ile, davacının dava ile ilgili harç ve masraflar bakımından adli yardımdan faydalanmasını, borçlunun taşınır taşınmaz malları ile 3. kişilerde hak ve alacaklarının borca yetecek kadar olan kısmının ihtiyaten haczini, davanın kabulü ile itirazın iptalini, asıl alacağa 290.062,53-TL takip öncesi faiz ticari avans faizi işletilerek 457.124,64 TL yönünden takibin devamını, takip sonrası asıl alacağa işletilecek ticari avans faiziyle birlikte devamını, davalının haksız ve kötü niyetli itirazı sebebiyle takip durmuş olduğundan alacağın %20'sinden az olmayacak şekilde davalının icra inkâr tazminatına mahkum edilmesini, fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasını, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalının iflas eden şirketteki hissesinin vefat eden babasından miras kaldığını, davalının bu şirkette herhangi bir genel kurula katılmadığı gibi, yokluğunda yapılan sermaye artırımına ilişkin genel kurulda sermaye taahhüdünde bulunmasının da mümkün olmadığını, dosya kapsamında sınırlı evrak bulunduğu dikkate alınarak, yapılan incelemede davalı adına birtakım sahte imzalar atıldığının tespit edildiğini, buna ilişkin dava ve şikayet hakkının şimdilik saklı tutulduğunu, davacı yanın, davalı-------- şirkete ödenmemiş sermaye borcu bulunmadığını, 09.08.2016 tarihli toplantıda şirketin 450.000,00-TL olan ana sermayesinin, 4.450.000,00-TL artırarak 5.000.000,00-TL olması kararının alındığını ve bu kararın ---- tarihinde yayımlandığını, bu karar alınırken toplantıya şirket yönetim kurulu üyelerinden sadece -----katıldığını, davalının katılmadığını, genel kurul toplantısının çağrı şekline uyulmadan yapıldığını, T.T.K'nun 414'üncü maddesi kapsamında genel kurul toplantısına; toplantı tarihinden en az iki hafta öncesinden pay sahiplerine toplantı günü ve saati, gündem maddeleri esas sözleşmede gösterilen şekilde, iadeli taahhütlü mektup ile bildirilmesi ve şirketin internet sitesinde ve -------- yayımlanan ilanla çağrılması ve gerektiği, bu çağrı yapılmadan toplantı yapılması ile davalının pay sahibi olarak toplantıdan uzak tutulması sağlandığını ve toplantıya katılmasının engellendiğini, T.T.K' nun 416'ncı maddesi istisna olmak kaydıyla genel kurula çağrı -------- edilmeden ve pay defterinde yazılı pay sahiplerine ya da pay sahibi olduğunu belgeleyen pay sahiplerine çağrı mektubu gönderilmeden, ortada geçerli bir çağrı olmadan toplanan genel kurulda alınan sermaye artırım kararının da yoklukla malul olduğunu, Sermaye artırım kararının alındığı 09.08.2016 tarihli toplantıya karar yeter sayısı aranmadan sadece tek bir yönetim kurulu üyesi katılımı ile kararın alındığını, T.T.K m.330 gereğince şirket yönetim kurulunun karar verebilmesi için üye tam sayısının yarısından bir fazlası ile karar alınması gerekirken bu husus gözetilmeden kararın alındığını ve bu karardan kaynaklı davalı müvekkilinin sermaye koyma borcu olduğundan kaynaklı icra takibine girişildiğini, tarafınca icra takibine itiraz edilmesi neticesinde huzurdaki davanın açıldığını, Sermaye artırımı kararının alındığı toplantıda T.T.K m. 330'da öngörülen şekli koşullara uyulmuş olması gerektiğini, en önemli şartlardan biri olan tüm yönetim kurulu üyelerinin toplantıya çağrılması gerektiğini, bu koşula uyulmadan; üyelere çağrı yapılmadan genel kurul toplantısı yapıldığını ve sermaye artırım kararı alındığını, bu kararın şekli koşullara uyulmadan alındığından yoklukla malul olduğunu, Sermaye artırımının alındığı genel kurul toplantısına; T.T.K m. 456/2 gereğince sermaye artırımı kararının yönetim kurulu üyeleri tarafından kabul edilmesi ve iştirak taahhütnamesinin imzalanması ile pay sahibi şirkete sermaye koyma taahhüdüyle bağlanacağını, davalının toplantıya bihaber olduğu sermaye artırımı kararının alındığı toplantıya katılmadığını, iştirak taahhütnamesi de imzalamadığından sermaye koyma borcu bulunmadığının sabit olduğunu ayrıca sermaye artırım borcunu yerine getirmeyen pay sahibinin, payı küçülterek bu borcunu takas ile ifa etmiş olacağını, ------ takas sonucunda her iki borcun da takas edilebilecekleri anda daha az olan borç miktarında sona erdiğini, (TBK m. 143/1). toplantıya oy toplayıcı olarak katılan ----------T.T.K m. 332 “yönetim kurulu üyeleri; şahsi menfaatlerine veya usul ve füruundan biriyle eşi ve üçüncü dereceye kadar(bu derece dahil) kan ve kayın hısımlarının menfaatlerini ilgilendiren hususların müzakeresine iştirak edemezler." uyarınca böyle bir durumda üyenin müzakereye katılamayacağını ve bu yöndeki bir engeli açıklaması ve tutanağa geçirtmesi zorunluluğunu vurgulandığını, bunun aksi bir durumda ------ hükmünce; ilgili olduğu muamele yüzünden ortaklığın uğradığı zararı tazminle yükümlü olacağını, oluşan sermaye artırımı ve zarardan ----------- sorumlu olduğunu, Yönetim kurulu toplantısında alınan kararların BK m. 19 ve 20 kapsamında; kamu düzenine, şahsiyet haklarına, ahlaka ve adaba, kanunun emredici hükümlerine aykırı olamayacağını ve karar konusunun imkânsız olmamasının da şart olduğunu, bunlara uyulmaması halinde alınan kararın batıl olduğunu, gerekli toplantı ve karar yeter sayısı olmaksızın alınan kararların yok hükmünde olduğunu, toplantı ve karar yeter sayısı olmaksızın alınan kararlar yok hükmünde olduğundan alınan sermaye artırım kararının geçersiz olduğunu, davacı yanın, davalının sermaye borcu olduğu ticari defterlerle sabit olduğu iddiasının da gerçek dışı olduğunu,----- dosyasında ------ tarihli bilirkişi raporunda 6102 sayılı T.T.K. 64/1. Maddesine göre tutulması gereken --------- defterlerinin mevcut olduğunu ancak ticari defterlerin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 64. maddesi 3'üncü fıkrası gereğince belirtilen ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdikleri olmadığını, onaysız ibraz edilen ticari defterlerin delil olma vasfı taşımadığının tespitinin yapıldığını, bu sebepten bu onaysız ibraz edilen ticari defterler delil olma vasfı taşımadığından tespit edilen sermaye borcunun tespitinin kabulünün de mümkün olmadığını, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı yanın faiz başlangıç tarihi belirtilmesi gerektiğini, davacı yanın, sözde alacağına karşı ticari faiz talep edilemeyeceğini, yukarıda izah edilen sebepler ve resen takdir olunacak nedenlerle; davacının itirazın iptali talebinin ve icra inkâr tazminatı taleplerinin reddini, davacının icra takibinin konusu olan meblağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama masrafları ile ücreti vekâletin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN İNCELENMESİ VE GEREKÇE;
Dava hukuki niteliği itibariyle,-----sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir. Davacı vekili özetle; davalının şirkete ödenmemiş sermaye borcu bulunduğunu, bu borcun tahsili için icra takibi yaptıklarını beyan ederek, takibe yapılan itirazın iptalini dava ve talep etmiş; davalı vekili ise özetle; davalının iflas eden davacı şirketteki hissesinin vefat eden babasından miras kaldığını, davalının bu şirkette herhangi bir genel kurula katılmadığı gibi, yokluğunda yapılan sermaye artırımına ilişkin genel kurulda sermaye taahhüdünde bulunmasının da mümkün olmadığını, müvekkili adına bir takım sahte imzalar tespit etiklerini beyan ederek davanın reddini istemiştir.Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan usul hükümleri doğrultusunda basit yargılama usulüne tabi olarak oluşturulan tensibe istinaden yargılamaya başlanmış, yöntemine uygun ön inceleme duruşması açılarak öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, hukuki ihtilaf noktaları belirlenmek suretiyle tahkikat aşamasına geçilmiş, bilirkişi raporu alınmış ve dava sonuçlandırılmıştır.Dava konusu uyuşmazlığın; davacı şirketin sermaye artırımı kararının usulüne uygun alınıp alınmadığı, usulüne uygun ise davalının şirkete ödenmemeiş sermaye borcunun bulunup bulunmadığı, sermaye borcu varsa, bu borcun TTK 457/2-a.maddesi gereğince takas yolu ile ifa edilip edilemeyeceği, bu kapsamda davacının davalıdan takip tarihi itibariyle alacağı bulunup bulunmadığı, bu kapsamda itirazın iptali ve icra inkar tazminatı şartlarının oluşup oluşmadığı hususlarında toplandığı tespit edilmiştir.Dosya Mali Müşavir ve Şirketler Hukuk konusunda uzman öğretim görevlisi bilirkişiden oluşan bilirkişi heyetine tevdii edilmiştir.Bilirkişilerin ---- tarihli raporlarında özetle; ----- başlıklı belgesi içeriği incelendiğinde; ----- yıllarına ilişkin ticari defterlerin Noter tasdiksiz” olduğunun belirtildiğinin görüldüğü, eş deyişle iflas idaresine sunulan davacı şirketin T.T.K ve V.U.K hükümlerine göre tutmakla mükellef olduğu ticari defterlerinin açılış ve kapanış onaylarının bulunmadığı, bu durumda usulüne uygun tutulmayan defterler üzerinde herhangi bir inceleme ve tespit yapılamayacağı görülmüştür. Tüm bu hususlar çerçevesinde davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarının incelenemediği, davalının davacı şirkete olan sermaye taahhüt tutarı ve ödeme tarihleri ile kalan sermaye borcunun defter kayıtları üzerinden tespit edilememiştir. Davacı şirketin bağlı bulunduğu vergi dairesi müdürlüğüne ------- ekinde yer alan bilanço tablolarında; şirketin --- yılında -------- tutarında olduğunun bildirildiği, ----- no.lu ödenmemiş sermaye hesabında görünen 870.187,50 TL tutarlık sermaye taahhüdünün hangi şirket ortağı ya da ortaklarına ilişkin olduğu tespit edilememiştir. Dosyada, sermaye artırımı kararının alındığı 09.08.2016 tarihli genel kurula ilişkin hazırun listesi ve tutanaklarının bulunmadığı, ------ ilandan anlaşıldığı kadarıyla bu toplantının çağrısız yapıldığı, davalının toplantıya katılmadığına ve yerine sahte imza atıldığına ilişkin iddialarının olduğu, hazırun listesi dosyaya celbedildikten ve davalının imzasının sahte olup olmadığı incelendikten sonra bir sonuca varılabileceği..." şeklinde görüş bildirdikleri görülmüştür.
Kural genel kurulun çağrılı yapılması olmakla birlikte, çağrısız genel kurul toplantısı yapılması da
mümkündür (TK 416). Tüm pay sahipleri veya onların temsilcileri hazırsa ve içlerinden hiçbirisi itirazda bulunmazsa, çağrı merasimine uyulmadan toplantı yapılıp karar alınabilir (TK 416/I). Bu iki şarttan birisi gerçekleşmemişse, çağrısız genel kurul toplantısı yapılması mümkün değildir. Pay sahibinin toplantıya katılmadan, toplantı öncesinde veya sonrasında karara onay vermesi geçerli değildir. Tüm pay sahiplerinin her toplantısı çağrısız genel kurul olarak kabul edilmez. Pay sahipleri bunun bir genel kurul toplantısı olduğunu bilmelidirler. Bunun yanında, çağrı dışında, genel kurul toplantısı için diğer bütün yasal gerekler yerine getirilmelidir (gündem, gerekiyorsa Bakanlık Temsilcisi bulunması, oy kullanma, karar alma, tutanak düzenleme gibi). Çağrısız genel kurulda karar alma yeteneği, tüm pay sahipleri veya temsilcileri toplantıda hazır bulunduğu sürece vardır. Pay sahiplerinden biri veya temsilcisi toplantıyı terk ederse, artık karar alınamaz. Bununla birlikte, tüm pay sahiplerinin veya temsilcilerinin hazır bulunduğu sırada alınan kararlar geçerlidir. Çağrısız genel kurulda, genel kurulun yetkisine giren bütün kararlar alınabilir ve gündeme bağlılık ilkesi geçerli değildir. Gündeme oybirliği ile madde eklenebilir; aksine esas sözleşme hükmü geçersizdir (TK 416/II). Sermaye artırımına karar verme yetkisi genel kuruldadır. Bu yetki genel kurulun devredilemez yetkilerindendir (TK 408/II a). Karar, şirket sermayesinin en az yarısının temsil edildiği genel kurulda, toplantıda mevcut bulunan oyların çoğunluğu ile alınır. İlk toplantıda öngörülen toplantı nisabı elde edilemediği takdirde, en geç bir ay içinde ikinci bir toplantı yapılabilir. İkinci toplantı için toplantı nisabı, şirket sermayesinin en az üçte birinin toplantıda temsil edilmesidir. Bu yetersayılar esas sözleşmeyle ağırlaştırılabilir, ancak hafifletilemez. Kararın içeriğini yönetim kurulunun artırıma ilişkin esas sözleşme değişiklik önerisi oluşturur. Artırım kararında, artırım miktarı ve ulaşılan sermaye rakamı, çıkarılacak payların sayısı ve itibari değerleri yer alır. Tüm dosya kapsamına göre; davacı şirketin ------ ilişkin ticari defterlerin Noter tasdiksiz” olup, açılış ve kapanış onaylarının bulunmadığı, bu nedenle lehe delil kabiliyetini haiz olmadığı, -----ilandan anlaşıldığı kadarıyla bu toplantının çağrısız yapıldığı, çağrısız toplantıda sermaye artırımına dair karar alınabilmesi için, tüm pay sahipleri veya onların temsilcilerinin hazır olup, içlerinden hiçbirisinin itirazda bulunmaması gerektiği, bununla birlikte pay sahiplerinin bunun bir genel kurul toplantısı olduğunu bilmesi gerektiği, sermaye artırımı kararının alındığı 09.08.2016 tarihli genel kurula ilişkin hazırun listesi ve tutanaklarının bulunmadığı, bu nedenle toplantıya katılım ve karar yeter sayısı yönünden kararın denetlenemediği gibi, davalının imza inkarına dair de inceleme yapılamadığı, dava basit yargılama usulüne tabi olup, davacının sunduğu delillerin iddiasını ispatlaması açısından yeterli olmadığı anlaşılmakla, davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur:
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının davasının REDDİNE,
2-Harçlar Kanununa göre alınması gerekli 427,60-TL karar harcının HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3-Davacı tarafından yatırılan 7.806,54-TL peşin harcın alınması gereken 427,60-TL karar harcından mahsubu ile artan 7.378,94-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yatırılan 427,60-TL karar harcının davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davacı tarafından başvurma harcı, vekalet harcı, bilirkişi ücreti, tebligat, posta ve müzekkere gideri olarak sarf edilen 6.373,50-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafından vekalet harcı gideri olarak sarf edilen 25,60-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Ret olunan dava yönünden Avukatlık Asgari Ücret tarifesine göre davalı lehine takdir olunan 69.997,45-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca --------- bütçesinden ödenen 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
9-Dosyada mevcut gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde ---------- Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.12.03.2024
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!