WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 04 Temmuz 2026

İSTANBUL ANADOLU 5. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2022/816 Esas
KARAR NO:2024/303
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:13.10.2022
KARAR TARİHİ:02.04.2024

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasındaki anlaşma gereğince davacının davalının bildirmiş olduğu müşterilerine konaklama hizmeti sağlandığını, davalı şirketin rezervasyonlarını yaptırdığını ve konfirme ettirdiği kişilerin emniyette tutulan ---------- ve düzenlenen faturalardan konaklamış olduklarını, ilaveten rezervasyon taleplerinin davalı tarafça yapıldığına ilişkin mail kayıtlarında mevcut olduğunu, davalı tarafın konaklama bedellerini müvekkili şirkete ödemediğini, davalı şirkete 2018 senesinde 142.135,80 TL toplam bedelli fatura kesildiğini, davalı tarafınca müvekkili şirket 92.268,50 TL ödeme yapıldığını, müvekkilinin alacağına dayalı olarak------ sayılı dosyasına yapılan yetki itirazı neticesinde yetkili icra dairesi olan ----- gönderildiğini, takip konusu alacağın ise faturalandırılıp karşı tarafça ödenmemiş olan 49.867,30 TL 'lik bedele ilişkin olduğunu, açıklanan nedenlerle; davanın kabulüyle, ------ sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline, haksız itirazda bulunan davalı aleyhine %20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesi dava ve talep etmiştir.

SAVUNMA:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı, faturalar uyarınca müvekkilinden alacaklı olduğunu iddia etmekte ise de bildirilen borç tutarının kabulü mümkün olmadığını, müvekkili şirketin cari hesaptan kaynaklı borçlu olmasını gerektirecek davacı taraftan aldığı mal veya hizmet bulunmadığını, davacı tarafça müvekkili şirkete bir mal veya hizmet verildiğini ispata yarar delil sunmadığı gibi faturaların usulüne uygun olarak tebliğ edilip edilmediği hususunda da delil bildirmediğini, müvekkili temerrüde düşürülmediğinden faiz talebi ve faiz oranı yerinde olmadığının, davacının %20 den az olmamak üzere talep ettiği icra inkar tazminatı talebine itiraz ettiklerini, açıklanan nedenlerle; haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, icra takibi ile işbu davada kötüniyetli hareket eden davacı aleyhine %20 den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline, karar verilmesini talep etmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, faturaya dayalı alacak sebebiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın İİK 67 vd maddeleri gereğince iptali talebine ilişkindir. İtirazın iptali davası, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre; ilamsız takip yapılmış olması, borçlunun bu takibe itiraz etmesi, itirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara -------- sayılı kararında da değinilmiştir.
Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan usul hükümleri doğrultusunda basit yargılama usulüne tabi olarak oluşturulan tensibe istinaden yargılamaya başlanmış yöntemine uygun ön inceleme duruşması açılarak öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, hukuki ihtilaf noktaları belirlenmek suretiyle tahkikat aşamasında deliller toplanmış, ------- üzerinden celp edilerek dosya içerisine alınıp incelenmiş, ilgili ------ tarafların ---- kayıtları celp edimiş, 26.10.2023 tarihli bilirkişi raporu alınmış ve dava sonuçlandırılmıştır.İtirazın iptali istemine konu, ----- sayılı takip dosyasının incelenmesinde; 24.08.2018 tarihinde----- sayısı ile ----- başlatılan takibin alacaklısının mahkememiz dosyası davacısı, borçlunun davalı olduğu; takibin 49.867,30-TL asıl alacak, 557,04-TL faiz olmak üzere toplam 50.424,54-TL alacağın tahsiline yönelik yapılan icra takibi olduğu; 03.11.2020 tarihinde yetkisizlik kararı ile-------- dosyasına kayıt yapıldığı, ödeme emrinin borçluya 12.01.2022 tarihinde e tebligat yoluyla tebliğ edildiği, borçlunun 10.01.2022 tarihli borca ve fer'ilerine yönelik itiraz dilekçeleri sundukları, dilekçenin davacı tarafa tebliğine ilişkin dosya kapsamında bilgi ve belge bulunmadığı, davanın 13.10.2022 tarihinde 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde 50.452,28-TL alacak üzerinden açıldığı anlaşılmıştır. Bilirkişi tarafından düzenlenen 26.10.2023 tarihli raporunda özetle, "Mahkemece bilirkişiye verilen görev ile sınırlı olarak yapılan değerlendirme ile dosyaya sunulan bilgi ve belgeler, davacı şirketin usul ve yasaya uygun tutulan ve sahipleri lehine delil olabilme niteliğine haiz ticari defterlerindeki kayıtları ve müstenidatları üzerinde yapılan incelemeler çerçevesinde yukarıda yapmış bulunduğumuz açıklamalar sonucunda, 6100 sayılı HMK” nın 266/c. 2 hükmü uyarınca bilcümle hukuki takdir, tavsif, icra tazminatı talepleri ve taleple bağlılığın takdiri mahkemeye ait olmak üzere, davacı şirketin 49.867,30 TL asıl ve 557,04 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 50.424,34 TL alacak talebi üzerinden harçlandırmak suretiyle itirazın iptali istemi ile davalı şirket aleyhine ikame etmiş olduğu işbu itirazın iptali davasında; davacı şirketin, davalı şirketten takip tarihi itibarıyla, konaklama hizmet faturaları bakiyesinden kaynaklanan 49.867,30 TL asıl alacağının mevcut bulunduğu tespit edilmekle, davacı şirketin işbu davanın dayandığı takipte, takibine devam edebileceği asıl alacağının talebi gibi 49.867,30 TL asıl alacak olabileceği, davacı şirketin, 557,04 TL işlemiş faiz talebine ilişkin takdirin mahkemeye ait olabileceği, " yönünde görüşlerini bildirmiştir.Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Taraflar arasında 2017 yılından başlayarak, 2018 yılında da sürdürüldüğü görülen ticari ilişki bulunduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacının davalı tarafa hizmet verip vermediği, vermiş ise davalının hizmet bedelini ödeyip ödemediği, bu kapsamda davacının takip tarihi itibariyle davalıdan muaccel bir alacağı olup olmadığı varsa miktarı noktasında toplandığı anlaşılmıştır.
Davacı şirketçe seyahat acenteliği işiyle iştigal etmekte olan davalı şirketin müşterilerine, davalı şirketçe e-posta aracılığıyla yapılan rezervasyon talepleri konfirme edilmek suretiyle konaklama hizmeti sağlanmış, sağlanan bu konaklama hizmetlerine istinaden muhtelif tarih ve tutarlarda olmak konaklama hizmeti satış e-faturalarını düzenleyerek elektronik ortamda tebliğ etmiş, davalı şirket tarafından yasal nitelikli bir itiraza konu edilmeyen işbu hizmet faturalarını usul ve yasaya uygun tutulmuş ticari defterlerinde davalı adına borç kaydetmiş ve BS formu ile de ticari defterler kayıtlarıyla uyumlu bir şekilde davalıya hizmet satışı olarak beyan etmiş bulunduğu, davacı şirketin ticari defterlerinde, davalı şirket adına düzenlenen ve elektronik ortamda davalı şirkete tebliğ edilerek borç kaydı yapılan iş bu hizmet satış faturalarından kaynaklanan borçlarına ilişkin olarak, davalı şirketçe muhtelif tarih ve tutarlarda olmak üzere makbuz mukabili veya banka aracılığıyla kısmi ödemeler yapılmış, davalı şirketçe yapılan bu kısmi ödemelerin davalı şirketin fatura borçlarından mahsup edilmek suretiyle ticari defterlerinde kayıt altına alınmış oldukları, davacı ticari defter kayıtlarından da görüleceği üzere, davalı şirketten takip talebinde olduğu gibi 49.867,30 TL asıl alacaklı durumda olduğu ve bu alacağın davanın dayandığı takipte talep konusu yapıldığı tespit edilmiştir.
Davanın dayandığı takipte talep edilen alacağa itiraz eden davalı şirket, yerinde inceleme talebinde bulunulmasına rağmen, ibraz edilmesi gereken ticari defter ve kayıtları ile ilgili ekstre ve dayanak belgelerini bilirkişi incelemesine sunmamıştır.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre; Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (HMK 222/1) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4).Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir (HMK 219/1). Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir (HMK 219/2).İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3).
Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır.
Davalı taraf ticari defter ve kayıtlarını bilirkişi incelemesine sunmadığından usulüne göre tutulan davacı defter ve kayıtlarında tespit edilen faturalardan kaynaklanan 49.867,30 TL borç bakiyesinin aksini kanıtlayamadıklarından davanın asıl alacak yönünden kabulüne karar verilmiştir.Davacı vekilinden dava açmadan önce davalı tarafa temerrüt ihtarı olup olmadığı sorulmuş;'' Davalı tarafa yazılı bir temerrüt ihtarımız olmasa bile TTK 1530/2 maddesi gereğince ihtarsız temerrüt ilkesi gereğince davalı yan temerrüte düşmüştür.'' şeklinde beyanda bulunmuştur.---------- Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; ''6102 Sayılı TTK'nun 1530. maddesinin, gerekçesinde de belirtildiği üzere, mal tedarik sözleşmeleri kapsamında küçük ve orta ölçekli tedarikçiyi, büyük şirketlere karşı korumak amacıyla getirilmiş bir hüküm olduğu, bu nedenle tacirler arası satım sözleşmelerine uygulanamayacağı, taraflar arasında tacirler arası satış ilişkisi mevcut olduğu, davacının davalıya sattığı ve takip dayanağı faturaların konusunu teşkil eden ürünlerin bedelini talep ettiği, bu nedenle TTK 1530 maddesi kapsamında faiz talep edemeyeceği, taraflar arasında ödemelerin vadesinin kararlaştırılmadığı, TBK'nun 207/2 fıkrası uyarınca, aksi kararlaştırılmadıkça, satış sözleşmesinde tarafların borçlarını aynı anda ifa ile yükümlü oldukları, buna göre davacının faturaların konusu teşkil eden ürünleri davalıya teslim ettiği anda semen borcunun da muaccel hale geleceği, ne varki muacceliyet ile temerrüt farklı kavramlar olup, iki tarafa borç yükleyen eldeki sözleşme uyarınca temerrüt için davalıya ihtar çekilmesinin zorunlu olduğu, davalıyı takipten önce temerrüde düşürmeyen davacının genel hükümlere göre de temerrüt faizi talep edemeyeceği,'' kanaatine varılmıştır.İcra inkar tazminatı yönünden; İİK’nın 67 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmünce; icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada borçlunun kötü niyetli itiraz etmiş bulunması yasal koşullardan değildir. İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz edip duran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı öngörülmüş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı, alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlarının bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda değil ise, alacağın likit ve muayyen olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilemez.
Eldeki davada alacak likit olduğundan davacının icra inkar tazminatı talebilin kabulüne karar verilmiştir.Kötüniyet tazminatı yönünden; İ.İ.K’nin 67/2. maddesinde itirazın iptali davasında alacaklının takibinde haksız ve kötü niyetli olması halinde alacaklı aleyhine tazminata hükmedileceği hükme bağlamaktadır. Anılan kanun hükmü uyarınca borçlu davalı lehine tazminata hükmedilebilmesi için davacı alacaklı tarafından yapılan icra takibinin haksız olmasının yanı sıra takibin kötü niyetle yapılması şarttır.Eldeki davada davacının kötü niyetli olduğu ispat edilemediğinden davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın KISMEN KABULÜ İLE;
1-Davalının ---------- sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin asıl alacak olan 49.867,30-TL üzerinden takip talebinde belirtilen şartlarla aynen devamına, faize ilişkin itirazın iptali talebinin reddine,
2-Davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile asıl alacak olan 49.867,30-TL'nin %20'si üzerinden hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Davalının kötü niyet tazminatı talebinin şartları oluşmadığından reddine,
4-Alınması gerekli karar harcı 3.406,44-TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 252,27-TL harcın mahsubu ile bakiye 3.154,17-TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazineye irat kaydına,
5-Davacı tarafça yatırılan 252,27-TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 80,70-TL başvuru harcı, 206,00-TL tebligat ve müzekkere gideri, 2.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 2.286,7‬0-TL yargılama giderinin haklılık oranına göre 2.261,43-TL sinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, kalan tutarın davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8-Gerekçeli karar yazım tarihi itibariyle ------ üzerinden yapılan kontrollerde arabuluculuk faaliyeti yönünden düzenlenmiş sarf kararı bulunmadığı anlaşılmakla arabuluculuk sarf kararının düzenlenmesi halinde TTK 5/A maddesi ve 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A fıkrası ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca arabuluculuk ücretinin (sarf kararı ile belirlenecek tutarın) haklılık oranına göre davacıdan ve davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
9-Davanın kabul edilen kısmı için davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. 13/2 maddesindeki esaslara göre belirlenen 17.900,00-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
10-Davanın reddedilen kısmı için davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. 13/2 maddesindeki esaslara göre belirlenen 557,24-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
11-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333.maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine,
Dair karar, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, karar gerekçesinin tebliğinden itibaren 2 hafta içinde -----------Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olarak verildi, açıkça okundu usulen tefhim olundu. 02.05.2024