WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 22 Haziran 2026

İSTANBUL ANADOLU 5. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2022/712 Esas
KARAR NO:2024/198
DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 16/09/2022
KARAR TARİHİ: 05/03/2024

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkiline ait ------- plakalı araç ile davalı sigorta şirketi tarafından sigortalı olan --- plakalı araç arasında maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, bu
kaza sonucunda davalı sigorta şirketi tarafından sigortalı olan ---- plakalı aracın %100
kusurlu bulunduğunu, Karayolları Trafik Kanunu madde 99 “Sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali
sorumluluk sigortası genel şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar.” Müvekkilinin 07.05.2021 tarihinde davalı-borçlu sigorta şirketine başvuru yapılmış olmasına rağmen sigorta şirketi kanunun emrettiği 8 iş günü içerisinde ödemekle zorunda olduğu tazminatı ödemediği, müvekkilinin haklarını(tazminatını) sebepsiz yere ödemeyerek ihlal
ettiğini, ödemekle zorunlu olduğu tazminatı sürümceme de bırakarak sebepsiz zenginleşmeye gittiği, tahsil etmeleri gereken tazminat alacaklarını yasal süresinde tahsil edilemediğini, alacağın zamanında tahsil edilememesinden ve yasal faizi aşan zararın ortaya çıkmış olması sebebiyle aşkın zarar taleplerine ilişkin huzurdaki davayı açma zaruretinin doğduğunu, müvekkili borcu tahsil etmek amacıyla 07.05.2021 tarihinde borçluyu temerrüde düşürdüğünü, ancak borcunu ----- nezdinde başvuru yaparak -----sonucunda elde ettiği ilam ile 05.01.2022 tarihinde icra kanalı ile tahsil edebildiğini, müvekkilinin davalıdan talep ettiği ödemenin temerrüde düşürdüğü tarihteki alım gücü ile tahsil edeceği tarihteki alım gücünün de aynı olmayacağını ve müvekkilinin zarara uğrayacağını, dosyada tahsil edilen avans faizi ile alacaklı
müvekkilinin zararını karşılar nitelikte bir bedel olmadığını, Aşkın zararın, TBK’nun 122/1. maddesinde düzenlendiğini: “Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı gidermekle yükümlüdür”, -------- kararında vurgulandığı üzere; munzam zarar sorumluluğu kusura dayanan borçlu temerrüdünün hukuki bir sonucu olduğu ve alacaklının
zararının faizi aşan bölümü olduğunu, borçlu para borcunun vadesinde ödemediğinde (temerrüt) oluştuğunda sözleşme veya yasada belirlenen “gecikme faizi” ödeme yükümü altına gireceğini, müvekkilinin alacağını zamanında tahsil edememesinden kaynaklanan belirsiz olan munzam zararının şimdilik 500,00 TL’sinin davalıdan avans faizi ile tahsilini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

SAVUNMA :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının zararını ispat yükü altında olduğunu, belirsiz alacak davasının açılmasında hukuki menfaat bulunmadığını, âynı kaza nedeniyle müvekkili şirkete karşı ----- tazminat talepli başvuru yapıldığını, söz konusu tahkim yargılaması sonunda ekkili şirket aleyhine tazminata hükmedildiğini, ödeme ile müvekkili şirket zarara dair her türlü hukuki sorumluluğunu yerine getirdiğini, işbu dosya ile tarafları ve talepleri aynı olan tahkim kararının mevcut olduğunu, söz konusu tahkim dosyası da yukarıda açıklandığı üzere kesinleştiğini, kesin hüküm nedeniyle işbu davanın reddinin gerektiğini, dava konusu talebin kaza tarihi sebebiyle zamanaşımına uğramış olup davanın reddinin gerektiğini, dava konusu 29.07.2020 tarihinde trafik kazasına ilişkin değer kaybı (maddi) olmakla, 2 yıllık süre geçtiğini, munzam zarar davasının, zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altında olduğunu, söz konusu dava konusu olaya ilişkin değer kaybının tespiti amacıyla -------- nezdinde karar verildiğini, değer kaybı ve hasar taleplerinin kaza tarihindeki verilere göre hesaplandığını, davacının kaza tarihinden kısa süre içerisinde gerekli bildirimleri yapmadığını, 29.07.2020 tarihinde trafik kazası müvekkili şirkete başvuru 13.04.2021 tarihinde ulaştırdığını, Hakem yargılamasında tespit edilen değer kaybı zararını benimsediği kabul ettiği ve talebini belirlenen miktara ıslah ettiğini, hatta davacı hakem kararına itiraz dahi etmediğini usuli müktesep hak oluştuğunu, şimdi huzurdaki davada değer kaybının daha fazla olduğunu nasıl iddia ettiğini, tüm bunların müvekkili sirkete kusur yükletilecek hususlardan olmadığını beyanla davanın esastan reddine, yargılama masrafları ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, TBK 122. maddesinde düzenlenen aşkın (munzam) zarar talebine ilişkindir.Davacı, dava konusu kaza sebebiyle aracının hasara uğradığını, sigorta şirketine başvuru yapılmasına rağmen zararın ödenmediğini, bunun üzerine ---------başvuru yapıldığını, trafik kazası sebebiyle uğramış olduğu zararını ----- kararı sonrasında icra takibi yoluyla sigorta şirketinden tahsil edebilediğini, sigorta şirketinin kazanın kendisine başvuru yapılmasından 8 iş günü sonrasında kanunen temerrüte düştüğünü, kaza tarihindeki araçta oluşan zarar ile tazminatı tahsil ettiği tarihteki tutarın döviz ve enflasyonun vb. artması sebebiyle paranın alım gücünün düştüğünü ve aşkın zararının ortaya çıktığını, davalının aşkın zarardan sorumlu olduğunu, bilirkişi marifetiyle tespit edilecek aşkın zararın davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan usul hükümleri doğrultusunda basit yargılama usulüne tabi olarak oluşturulan tensibe istinaden yargılamaya başlanmış yöntemine uygun ön inceleme duruşması açılarak öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, hukuki ihtilaf noktaları belirlenmek suretiyle tahkikat aşamasında deliller toplanmış, sigorta poliçesi, hasar dosyası celp edilmiş, davaya konu sigorta tahkim komisyonu dosyaları örnekleri celp edilmiş,------- sayılı dosyası uyap üzerinden dosya arasına alınmış, 14.12.2023 tarihli bilirkişi raporu alınmış ve dava sonuçlandırılmıştır.Bilirkişi heyetinin 14.12.2023 tarihli raporunda özetle, "...Davacı tarafından aşkın zararın varlığının somut ispat yöntemine göre ispatlanamadığı, Soyut ispat yönteminin uyuşmazlığa uygulanması ihtimalinde aşkın zararın hesaplanabileceği, Yargıtay Hukuk daireleri arasında ispat yöntemleri konusunda görüş birliği olmaması sebebiyle sayın mahkemece soyut ispat yönetiminin varlığının yeterli olması durumunda; aşkın zarar hesabına ------------ kararları gereğince esas alınması gereken tarihin, “temerrüt tarihi ile ftili ödeme süresi arasında geçen zaman dilimi olduğu, Davalı tarafından icra müdürlüğüne----- tarihinde ödeme yapıldığı, Aşkın zarar hesabında davalı tarafından yapılan ödemede hakem heyetince maddi tazminat olarak hükmedilen 30.000,00-TL'nin esas alınması gerektiği, Davalının kesinleşen itiraz hakem heyeti kararı gereğince aşkın zarara sebep olduğu iddia edilen 30.000,00-TL maddi tazminat yönünden 25.05.2021 tarihinde temerrüde düştüğünün kabulünün gerektiği, İş bu davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı ve aşkın zarar konusunda davalının dava değeri yönünden temerrüde düşürüldüğüne ilişkin dosya kapsamında ihtarname bulunmadığı, bu nedenle arabuluculuk son tutanak tarihi itibariye (26.07.2022) dava değeri açısından temerrüde düştüğü hususlarının sayın mahkemenin takdirinde olduğuna, Davalının temerrüt tarihi ile davacıya ödeme yapılan tarih arasındaki enflasyon verilerini gösterir altın ve döviz kurlar----- oranları, banka vadeli mevzuat faiz oranları, asgari ücrete ilişkin değişim verileri dikkate alınarak yapılan hesaplama sonucu; 40.639,39-TL olarak hesaplandığı, Bu tutardan davacı tarafından icra dosyasından tahsil edilmiş 1.642,20 TL, tutarının ve tahsil edilen maddi tazminat tutarı 30.000,00-TL nin düşülmesi neticesinde davacının talep edebileceği munzam zarar tutarının 8.997,19-TL olduğuna ilişkin..." yönünde görüşlerini bildirmişlerdir.Aşkın (munzam) zarar, alacaklının temerrüt faizini aşan zararlarını ifade eder. Başka bir deyişle, aşkın (munzam) zarar, borçlu temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsaydı, alacaklının mal varlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan ve oluşan durum arasındaki farktır.--------Doktrinde aşkın zararın ispatı hususunda soyut veya somut olmak üzere iki tane yönteminin olduğu kabul edilmektedir. Somut yöntemde, davacı aşkın zararının açık bir şekilde ispat etmesi gerekirken, soyut yöntemde enflasyon, develüasyon vb hususlardan yararlanarak paradaki alım gücü düşüklüğü sebebiyle aşkın zararının ispat edilebileceği belirtilmektedir. Soyut yöntem ile alacaklıya ispat kolaylığı sağlanmaktadır. Bu yöntemde belli ekonomik göstergeler dikkate alınarak değerlendirme yapılır. Alacaklı bu yöntemde uğradığı zararı somut vakıalarla ispat etmek zorunda değildir. Yargıtayın süre gelen uygulamasında aşkın zarar talebi için kişinin somut zararının bulunmasını ve aşkın zararın davacı tarafça somut olarak ispat edilmesi gerektiği hususunu katı bir biçimde uygulamaktaydı. Ancak -------- zararla ilgili vermiş olduğu kararında TBK 122. maddesinde düzenlenen “Aşkın Zarar” müessesi ile paradaki alım gücü düşüşüne (enflasyon vb.) bağlı taleplerin değerlendirilebileceğini açıkça beyan edilmiştir. ----bu kararından sonra ---- arasında görüş farklılığı ortaya çıkmıştır. Ancak ----- bakıldığında, aşkın zararın ispatı için alacaklının mevcut olan zararını açık ve somut bir biçimde ispat edilmesi gerektiği yönündedir. Başka bir deyişle,---- ihlal kararından sonra somut ispata ilişkin katı tutumunu biraz yumuşatmış ise de son kararlarında tekrar somut ispat hususunu katı bir şekilde aradığı görülmektedir. ---------Şunu ifade etmek gerekir ki aşkın zararın ispatında salt bir yöntemin seçilmesi hukuken mümkün değildir. Gerçekten de, ----- paranın enflasyon karşısında değer kaybetmesi sebebiyle ilgili aşkın zarar talebine ilişkin içtihatlarda açık farklılığın bulunması sebebiyle içtihatların birleştirilmesi için----- gündemine gelmiş, kurul somut olayın özellikleri dikkate alınarak maddi olguların kanıtlanması hususunun hakim tarafından değerlendirilmesi gerektiğini, kaynağı çok ve çeşitli olan maddi olguların tek bir ispat vasıtasına bağlanmasının hakimin delilleri serbestçe takdir etmesi ve vicdani kanaate göre hüküm kurması kuralını sınırlayacağını, aşkın zararda ispatın tek bir koşula bağlanmasının hukukun zaman içinde gelişimini de önleyeceğini belirterek içtihatların birleştirilmesine yer olmadığına karar vermiştir. --------- O halde aşkın zararın ispatı bakımından her somut olayda borcun kaynağı, kanunun emredici hükümleri vb. hususlar dikkate alınarak kendi özelinde değerlendirme yapılmalıdır. Ayrıca ------ geçmişten günümüze kararları incelendiğinde uyuşmazlığın bir tarafının bireylere göre güçlü konumda olan devlet veya kamu tüzel kişisi olması halinde paranın satın alma gücünün azalmasına ilişkin aşkın zarar taleplerini genellikle olumlu karşılamakta, devlete bu konuda pozitif yükümlülükler yüklemekte ve başvurucuların aşkın zarar taleplerini kabul etmektedir. Örneğin kamulaştırma kanununda yapılan kanuni düzenlemelerin ve değişikliklerin çoğu ---- bu yönde vermiş olduğu iptal ve hak ihlali kararlarına daynmaktadır. -----Yukarıda zikredilen ------- gereğince borcun kaynağına ilişkin aşkın zarar talepleri yönünden iradi şekilde oluşturulan borç ilişkileri (araç satış sözleşmesi vb.) ile iradi olmaksızın (trafik kazasına bağlı haksız fiil, kamulaştırma vb,) oluşan borç ilişkileri bakımından ikili bir ayrım yapılması gerekmektedir. Hukukumuzda hakim olan sözleşme serbestliği ilkesi gereğince iradi borç ilişkilerinde kural olarak somut ispat yöntemi esas alınmalı, iradi olmayan borç ilişkilerinde ise soyut ispat yönteminin kabul edilmesi adalet duygusuna ve hakkaniyete daha uygun olacaktır. Çünkü trafik kazası gibi haksız fiil sebebiyle kendi iradesi olmaksızın zarar gören kişiye, enflasyon, develüasyon vb. sebeplerden kaynaklı paranın alım gücünün düşmesi sebebiyle oluşacak aşkın zararını ayrıca somut olarak ispat etmesini istemek (beklemek) TBK haksız fiil hükümleri gereği kazanın gerçekleştiği anda oluşan zarar tazmin edilmesi ilkesine aykırılık teşkil etmekte, --- tabiriyle zarar görene aşırı külfet yüklemektedir.---- kararlarının özü dikkate alındığında kanaatimizce iradi olmayan borç ilişkilerinde, bir tarafı kamu, devlet veya banka, sigorta şirketi gibi güven kuruluşları yönünden diğer şartların mevcut olması halinde aşkın zarar bakımından soyut ispat yönteminin kabul edilmesi gerekmektedir.-------- sayılı güncel kararı, -----sayılı ilamı da benzer yöndedir.Somut olay bakımından değerlendirme yapıldığında; dava, haksız fiil hükümlerine dayamakta olup iradi olmayan bir borç ilişkisi mevcuttur. Davalı sigorta şirketi kanun emredici hükümlerine göre kurulan, devlet tarafından sürekli denetime tabi tutulan bir kurum olup güven kuruluşu olduğu hususunda şüphe bulunmamaktadır. Ayrıca davalı taraf ---- sigortacısı olup ------ kanun koyucu tarafından zorunlu tutulan bir sorumluluk sigortasıdır. KTK 99. maddesi gereğince trafik sigortacısı zarar görenin başvuru tarihinden itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorunda olup aksi halde aynı kanunun 99/3 fıkrası gereğince para cezası yaptırımına tabi tutulmuştur. Aynı şekilde 5684 sayılı SK m. 32/3 maddesi ile sigorta şirketlerinin sigorta tazminatının ödenmesinin geciktiremeyeceğini hükme bağlamış, aksi halde aynı kanunun 35/27 maddesi gereğince adli para para cezasına hükmedileceği öngörülmüştür. Bu kapsamda KTK 99 maddesi ve SK 32/3 maddesi gereğince zorunlu trafik sigortası yönünden kanun koyucunun zarar görenin bir an önce tazminatına kavuşması amacında olduğu anlaşılmaktadır.-----Sigortasında Aşkın Zarar ve İspat
) Davalı sigorta şirketi tarafından KTK 99 ve SK 32/3 maddesi gereğince bir an önce tazminat ödenmesi yükümlülüğünün yerine getirilmediğine ilişkin kanundan kaynaklı ------- herhangi bir defi ileri sürülmemiştir. Bu itibarla davacı-zarar görenin soyut ispat yöntemine dayanan aşkın zarar talebinin yerinde olduğu, bilirkişi tarafından yapılan hesaplama yönteminin ------ uygulamasına uygun olduğu anlaşılmış, davacının aşkın zarar talebinin kabulüne karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın kabulü ile;
-8.997,19-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Alınması gerekli karar harcı 614,60-TL'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 80,70-TL harç ile ıslah harcı olarak yatırılan 145,11-TL olmak üzere toplam 225,81‬-TL'nin mahsubu ile bakiye 388,79‬-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafça yatırılan 80,70-TL peşin harç ile ıslah harcı olarak yatırılan 145,11-TL olmak üzere toplam 225,81‬-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 80,70-TL başvuru harcı, 11,50-TL vekalet harcı, 120,50-TL tebligat ve müzekkere gideri, 3.200,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.412,70-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
5-Gerekçeli karar yazım tarihi itibariyle UYAP üzerinden yapılan kontrollerde arabuluculuk faaliyeti yönünden düzenlenmiş sarf kararı bulunmadığı anlaşılmakla arabuluculuk sarf kararının düzenlenmesi halinde TTK 5/A maddesi ve 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A fıkrası ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca arabuluculuk ücretinin (sarf kararı ile belirlenecek tutarın) davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
7-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. 13/2 maddesindeki esaslara göre belirlenen 8.997,19-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333.maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı miktar itibariyle KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.05/03/2024