WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 19 Haziran 2026

İSTANBUL ANADOLU 5. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2022/70 ESAS
KARAR NO:2024/91
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 31.01.2022
KARAR TARİHİ:13.02.2024

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; -------- dosyasına vaki borca itirazın iptali ile davalı borçlunun %20 den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesi talepli İtirazın İptali talebi ile kesin rakam belirlendiğinde arttırılmak üzere şimdilik 50.000,00-TL munzam zararın davalıdan tahsilini, ------- sayılı dosyası ile davalının ödemelerini tatil etmesi nedeniyle öncelikle iflas takibi açıldığını, sonra yasal hak kullanılarak 49 ilamsız icra takibine geçildiğini ve borçlunun itiraz ederek 49 ilamsız icra takibini durdurduğunu, müvekkilinin, yazılı adreste ticari faaliyette bulunduğunu, borçlu firmanın da ödeme emrinde yazılı adreste ticari faaliyette bulunduğunu, taraflar arasında takibe konu fatura ile ticari ilişki, cari hesap üzerinden hâsıl olduğunu ancak fatura bedeli ödenmeyince icra takibinin açıldığını, açılan icra takibine borçlu vekilince (borca, faize ve takibe) itiraz edilmesi ve borcun inkâr edilmesi üzerine iş bu itirazın iptali davasını talep zaruretinin hâsıl olduğunu, itiraz dilekçesini kabul etmediklerini, yapılan itirazın hukuki ve yasal dayanaktan yoksun bir itiraz olduğunu, kötü niyetli ve hakkın kötüye kullanıldığını, söz konusu ticari faaliyete konu cari ilişkiden kaynaklanan -------- faturaya konu teslim edilen mal ve hizmetten kalan bakiye likit ticari alacağın ödenmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, esasen icra takibine konu faturanın müvekkili tarafından gününde tanzim edildiğini ve borçlu tarafından gider faturası olarak tebliğ edilerek vergi dosyasında kullanıldığını, faturalara konu malların teslim edildiğini, takibin dayanağı işbu fatura ve cari hesap ekstresi borçlu ve/veya vekilince itiraz dilekçesinde inkâr edilmediğini sadece borç bulunmadığı itirazen kötü niyetle bildirildiğini, faturanın, defterlerinde kayıtlı olan ve faturaya itiraz edilmemesi durumunda fatura tarihinden faiz talebine itiraz hukuken geçersiz ve çelişkiden ibaret olduğunu, takip talebinde her iki tarafın tacir olduğunu ve iş ticari iş olduğundan ticari avans faizi işletilmiş olması usul ve yasaya uygun olduğundan faize itirazın haksız olduğunu, tüm bu nedenler ve mahkemece resen takdir ve tespit edilecek diğer sebeplerden dolayı öncelikle; davanın icra takibine itiraz yönünden itirazın iptali davası, munzam zarar talebi yönünden belirsiz alacak davası olarak görülerek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, öncelikle tensiple birlikte, likit fatura borcunu zaman kazanma maksadıyla inkar eden ve mal kaçırma girişiminde olan davalının; taşınır, taşınmaz malvarlığı ile 3. kişilerdeki hak ve alacakları üzerine borç miktarınca, mümkünse teminatsız aksi takdirde uygun bir teminat mukabilinde ihtiyati haciz konulmasını, Hukuka aykırı ve kötü niyetli borca itirazın iptalini, borçlu hakkında takibin takip tarihinden itibaren talep edilen ticari avans faiz oranıyla birlikte devamını; likit alacağı kötü niyetli ve zaman kazanma amaçlı inkar eden davalı borçlunun %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, kesin rakam belirlendiğinde arttırılmak üzere şimdilik 50.000,00-TL munzam zararın davalı yandan tahsili ile müvekkile verilmesini, davanın kabulünü ve yargılama masrafları ve ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

ISLAH DİLEKÇESİ: Davacı vekili 17.01.2024 tarihli dilekçesi ile; HMK M.107 uyarınca anılan bilirkişi raporu doğrultusunda, dava değerinin artırımı yoluna gidilerek, dava dilekçesinde 50.000,00-TL talep edilen munzam zarar tutarı için 283.978,29-TL olarak bedel arttırım talebinde bulunduklarını, 283.978,29-TL munzam zarar alacağının kabulü ile 31.01.2022 dava tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.

SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Arabuluculuk tutanağı aslı veya onaylı sureti sunulmadığından dava şartı yokluğundan davanın reddi gerektiğini, hak kazanıldığını kabul anlamına gelmemek kaydı ile alacağın zamanaşımına uğradığını, zamanaşımına uğrayan taleplerin reddi gerektiğini, müvekkilinin davacıya icra takibinde talep edilen tutarda borcu olmadığını, icra takibine yapılan itirazın haklı olduğunu, ----- soruşturma sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasını, icra takibine konu alacağın varlığının yargılamayı gerektirtirdiğini, müvekkilinin itirazının son derece haklı olduğunu, icra inkar tazminatı şartlarının oluşmadığını, icra inkar tazminatı talebinin reddi gerektiğini, huzurdaki davanın itirazın iptali davası olduğunu, itirazın iptali davasında munzam zarar talebinde bulunulamayacağı gibi davacı tarafça munzam zarar talebinin dayanağı somut şekilde izah edilmediğinden bu konuda cevap ve itiraz haklarını saklı tuttuklarını, davacının somut dayanaktan yoksun haksız ve mesnetsiz munzam zarar talebinin reddi gerektiğini, icra takibinde işlemiş faiz talep edilmesinin yerinde olmadığını, talep edilen faiz oranının fahiş olduğunu, kötü niyet tazminatı taleplerinin olduğunu, ihtiyati haciz kararına ilişkin itirazlarının olduğunu, ihiyati haciz kararının karar tarihinden 10 günlük yasal sürede infazının istenmesi gerektiğini, söz konusu sürenin dolduğunu, kararın kendiliğinden ortadan kalktığının kabulü gerektiğini, karara dayanak hak edişlerin gerçeği yansıtmadığını, icra takibine itiraz dilekçesinde bu hususun açıklandığını, dava konusu alacağın likit olmadığını, yaklaşık ispat kuralının yerine getirilmediğini, tüm bu nedenlerle ve resen gözetilecek sebeplerle; usule ilişkin itirazlarının kabulünü, ------- sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasını, haksız ve mesnetsiz davanın reddi ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yüklenmesini, davacı aleyhine asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN İNCELENMESİ VE GEREKÇE;
Dava,----------sayılı dosyasına davalının yaptığı itirazın iptali ile munzam zararın tahsiline yönelik tazminat davasıdır.Davacı vekili; taraflar arasında ticari ilişki olduğunu, ilişkinin cari hesap üzerinden takip edildiğini, takibe esas faturaya dayalı alacaklarının ödenmediğini, ayrıca munzam zararlarının da oluştuğunu, alacağın tahsili için başlattıkları takibe davalının itiraz ettiğini beyan ederek, takibe yapılan itirazın iptalini dava ve talep etmiş; davalı vekili ise; müvekkilinin davacıya borcu olmadığını beyan ederek davanın reddini istemiştir.
Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan usul hükümleri doğrultusunda basit yargılama usulüne tabi olarak oluşturulan tensibe istinaden yargılamaya başlanmış, yöntemine uygun ön inceleme duruşması açılarak öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, hukuki ihtilaf noktaları belirlenmek suretiyle tahkikat aşamasına geçilmiş, bilirkişi raporu alınmış ve dava sonuçlandırılmıştır. Dava konusu uyuşmazlığın; taraflar arasında cari hesap ilişkisi bulunup bulunmadığı, davacı tarafından davalıya mal/hizmet teslimi yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise davalının kısmen ya da tamamen ödemede bulunup bulunmadığı, davacının bundan kaynaklı alacağı olup olmadığı, davacının ödemenin zamanında yapılmamasına bağlı olarak, kur farkından ve paranın alım gücünden doğan zararı olup olmadığı, varsa davalıdan talep edip edemeyeceği, bu kapsamda itirazın iptali ve icra inkar tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı, munzam zarar talebinin yerinde olup olmadığını noktalarında toplandığı tespit edilmiştir.İtirazın iptali istemine konu ------sayılı takip dosyasının incelenmesinde; başlatılan takibin alacaklısının davacı, borçlusunun davalı olduğu; takibin cari hesap alacağına istinaden 301.885,89-TL asıl alacak ve 40.175,64-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 342.061,53-TL üzerinden başlatıldığı, davanın 31/01/2022'de 342.061,53-TL üzerinden açıldığı, ödeme emrine itirazın alacaklıya tebliğine ilişkin bir belge bulunmadığı, dolayısıyla itirazın iptali davası açmak için 1 yıllık ürenin işlemeye başlamadığı ve davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır.Taraf şirketlerin 2021-2022 yılı BA/BS kayıtları getirtilmiş, dosya defter ve belgelerin incelenmesi için Mali Müşavir bilirkişiye tevdii edilmiştir.Bilirkişinin 05/04/2023 tarihli raporda özetle; "...Her iki şirketin ticari defterlerinin, kayıt nizamı bakımından V.U.K. m. 215-219 hükümleri ile
muhasebe sistemi uygulama genel tebliğlerine uygun olduğu, davacı ve davalı BA-BS bildirimlerinin aynı olduğu, birbirlerini doğruladığı, davacı ve davalı taraf, cari hesap ekstrelerinin uyumlu olduğu ve defter kayıtlarında borç-alacak konusunda mutabık olunduğu, ticari defter kayıtlarında alacak-borç konusunda çelişkinin bulunmadığı; TTK'nın 21'inci maddesinin (2) numaralı maddesinde "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır" hükmü bulunmaktadır. Dosya kapsamında anlaşıldığı üzere, davalı tarafından herhangi bir itirazda
bulunulmadığı, davaya konu olan --- tarihli ---- olarak e-arşiv hakediş faturası düzenlendiği,------
faturadan herhangi bir ödeme yapılmadığı, ticari defter kayıtlarına göre daha önce yapılan 0,48 kuruşluk fazla ödemeden dolayı, 301.885,41-TL davalı ----- borçlu olduğu, -------- alacaklı olduğu..." şeklinde kanaat bildirdiği görülmüştür.Mali Müşavir bilirkişinin raporunun akabinde dosya munzam zarar hesaplaması için Borçlar Hukuku alanında nitelikli hesap uzmanı bir bilirkişiye tevdii edilmiştir.Bilirkişinin 31/12/2023 tarihli raporunda özetle; "...Davacının davalı şirketten munzam zarar talep ettiği, yani ödenen tarih ile ödenmesi gereken
tarih arasında kalan dönem için paranın kaybını talep ettiği ve bu hesaplamanın yukarıda hesaplama bölümünde ayrıntılı izah edildiği üzere-----adet yöntem esas alınmak suretiyle yapılmıştır. Eğer Sayın Mahkemece; hesaplama bölümünde ayrıntılı bir biçimde görüldüğü üzere; ---- adalet ilkesi gereğince benimsenen 5 farklı kritere göre munzam zarar hesabı kabul edilirse; davacının değer kaybından kaynaklı olarak 14.07.2020
tarihli hakediş alacağı olan 301.885,88 TL'nin 31.01.2022 itibariyle paranın değer kaybından kaynaklı olarak munzam zararının 283.978,29 TL olarak hesap ve tespit edildiği..." şeklinde kanaat bildirdiği görülmüştür.
Tüm dosya kapsamına göre; davacı ile davalı arasında -------ile ilgili ticari ilişki mevcut olduğu, ticari ilişkinin eser sözleşmesi niteliğinde olup, davacının taşeron sıfatını haiz olduğu, dosya içerisinde mevcut ve imzalara itiraz edilmeyen 14/07/2020 tarihli hak ediş raporuna göre; davacının ------- tarihi arasında yaptığı işlerden ötürü 301/885,88-TL hak edişinin davalı tarafından onaylandığı, Mali Müşavir bilirkişinin tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde yaptığı incelemeye göre; davacının kendi defterlerine göre cari hesaptan kaynaklı olarak 301.885,41-TL alacaklı olduğu, davalı -------- dönemine ait ekstre detayında 2022 yılı sonu itibari 301.885,41-TL borçlu olduğunun muavin detayında
görüldüğü, tarafların ----- kayıtlarının da birbirleri ile uyumlu olduğu, davacının hak ediş raporu, ticari defterler ve ------ kayıtları ile davalı ile arasındaki ticari ilişkiyi ve alacağını ispat ettiği, davalının ödeme yaptığına dair bir delil sunmadığı, davalının, şirket yetkilisi------- ile ilgili suç duyurusunda bulundukları, bu nedenle borçlu göründükleri hesapların şaibeli olduğu yönündeki iddialarının davalı şirketin iç ilişkisi olup, davacıyı ilgilendirmediği, davacının davalıyı temerrüde düşürmediği ve bu nedenle faiz talebinin yerinde olmadığı anlaşılmakla itirazın iptali talebi yönünden davanın kısmen kabulüne, alacak likit ve davalı itirazında haksız olduğundan, icra inkar tazminatının kabulüne karar verilmiştir.Munzam zarar talebi yönünden ise; -------- vurgulandığı üzere; munzam zarar sorumluluğu kusura dayanan borçlu temerrüdünün hukuki bir sonucudur ve alacaklının zararının faizi aşan bölümüdür. Borçlu para borcunun vadesinde ödemediğinde (temerrüt) oluştuğunda sözleşme veya yasada belirlenen “gecikme faizi” ödeme yükümü altına girer. Bu durumda BK'nın 103. maddesi uyarınca alacaklının mutlak ve tartışmasız bir zarara uğradığı kabul edilmektedir. O nedenle alacaklıya, uğradığı zararı ispat yükümü verilmeksizin, en önemlisi borçlunun kusuru olup olmadığı araştırılmaksızın yasa gereği kabul edilen zararı giderme hakkı tanınmıştır. Bunun dışında, alacaklının uğradığı zararın temerrüt faizinin üstünde gerçekleşmiş olması durumlarında ise, davada uygulanması gereken BK'nın 105. maddesi gündeme gelir. Munzam zarar, borçlu temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsaydı, alacaklının mal varlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan ve oluşan durum arasındaki farktır. Diğer bir anlatımla temerrüt faizini aşan ve kusur sorumluluğu kurallarına bağlı bir zarar şeklinde tanımlanabilir. BK 105. kaynağı ne olursa olsun, temerrüt faiz yürütülebilir nitelikte olmak koşuluyla bütün para borçlarında uygulanma olanağına sahiptir. Borcun dayanağı haksız fiil, sözleşme, nedensiz zenginleşme, kanun, vekâletsiz iş görme olabilir. Bu bağlamda hemen belirtelim ki, munzam zarar borcunun hukuki sebebi, asıl alacağın temerrüde uğraması ile oluşan hukuki aykırılıktır. O nedenle, borçlunun munzam zararı tazmin yükümlülüğü (BK 105), asıl borç ve temerrüt faizi yükümlülüğünden tamamen farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan asıl borcun ifasına kadar zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız yeni bir borçtur. Munzam zarar bu hukuki niteliği ve karakteri itibariyla, asıl alacak ve faizleri yönünden icra takibinde bulunulması veya dava açılmasıyla sonuç ermeyeceği gibi, icra takibi veya dava açılması sırasında asıl alacak ve temerrüt faizi yanında talep edilmemiş olması halinde dahi (BK'nın 105/2) takip veya davanın konusuna dahil bir borç olarak da kabul edilemez. Hâl böyle olunca, asıl alacağın faizi ile birlikte tahsiline yönelik icra takibinde veya davada munzam zarar hakkının saklı tutulduğunu gösteren bir ihtirazî kayıt dermeyanına da gerek bulunmamaktadır. Ayrı bir dava ile on yıllık zamanaşamı süresi içerisinde her zaman istenmesi mümkündür.
Munzam zarar sorumluluğu, kusur sorumluluğuna dayanır. BK'nın 105. maddesi kusur karinesini benimsemiştir. Munzam zarardan kaynaklanan tazminat borcunun doğması için aranan kusur, borçlunun temerrüde düşmekteki kusurudur. Farklı bir anlatımla, burada zararın doğmasına yol açan bir kusur ilişkisi aranmaz ve tartışılmaz. Sorumluluk için borçlunun tümerrüde düşmedeki kusurunun varlığı asıldır. Kural olarak munzam zarar alacaklısı, öncelikle temerrüde uğrayan asl alacağının varlığını, bu alacağın geç veya hiç ifa edilmemesinden dolayı temerrüt faizi ile karşılanmayan zararını, zarar ile borçlu temerrüdü arasındaki uygun illiyet bağını ispat etmekle yükümlüdür. Alacaklı, borçlunun temerrüde düşmekte kusurlu olduğunu ispatla yükümlü değildir. Borçlu ancak, temerrüdündeki kusursuzluğunu kanıtlama koşuluyla sorumluluktan kurtulabilir. ---- bireysel başvuru sonucunda vermiş olduğu, -------- sayılı başvuru nolu kararına konu uyuşmazlıkta, başvurucunun mülkiyet hakkı kapsamındaki alacağının enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılarak ödendiği anlaşıldığından başvurucuya şahsi ve olağan dışı bir külfet yüklendiği, bu tesbite rağmen derece mahkemelerinin başvurucunun zarara uğradığını ayrıca ispatlaması gerektiği yönündeki katı yorumu nedeniyle somut olay bakımından kamu yararı ile başvurucunun mülkiyet hakkının korunması arasında kurulması gereken adil dengenin başvurucu aleyhine değerlendirilip mülkiyet hakkının ihlâl edildiğine ve yeniden yargılama yapılmasına karar verilmiş olması karşısında, hak ihlâline neden olmamak düşüncesiyle munzam zararın somut delillerle kanıtlanması gerektiği uygulamasından vazgeçilmiş, gelişen ekonomik koşullar, mülkiyet hakkı ile kamu yararı arasındaki adil dengenin korunması ---- ihlâl kararlarının bağlayıcılığı gözönünde tutularak enflasyon ve buna bağlı olarak döviz kurları, mevduat faizleri, devlet tahvilleri ve diğer yatırım araçlarının faiz oranları ile birlikte getirilerinin temerrüt faizden fazla olması halinde munzam zararın varlığının karine olarak kabul edilmesi gerektiği benimsenmiştir.Bu açıklamalar ve alınan bilirkişi raporu ışığında somut olay değerlendirildiğinde; ülkemizde yaşanan ve herkes tarafından bilinen enflasyon, artan fiyatlar, döviz artışı vs. gibi olgular nedeniyle her zaman alacaklıların zararının temerrüt faizi ile karşılanması mümkün olmayacağından, mahkememizce gecikme halinde temerrüt faizini aşan zararın varlığı karine olarak kabul edilmiştir. Borçlu davalı temerrüde düşmekte kusurlu olmadığını ispat edemediğinden, bilirkişi raporunda yapılan hesaplama doğrultusunda munzam zarar talebi yönündeki davanın bedel artırım dilekçesi doğrultusunda kabulüne karar verilmiş; 283.978,29-TL munzam zararın, 50.000,00-TL'sine dava tarihinden itibaren, 233.978,29-TL'sine ıslah tarihi olan 17/01/2024'ten itibaren avans faiz işletilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur:

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
A.İtirazın iptali talebi yönünden;
1-Davacının davasının KISMEN KABULÜ İLE,
-Davalının -------- sayılı icra takibine yaptığı itirazın kısmen iptali ile, takibin 301.885,41-TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faiz işletilmesine,
2-Alacak likit ve davalı itirazında haksız olduğundan, 301.885,41-TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
B.Munzam zarar talebi yönünden;
1-Davacının davasının bedel artırım dilekçesi doğrultusunda KABULÜ İLE,
-283.978,29-TL munzam zararın, 50.000,00-TL'sine dava tarihinden itibaren, 233.978,29-TL'sine ıslah tarihi olan 17/01/2024'ten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
2-Harçlar Kanununa göre alınması gerekli 40.176,12-TL karar harcının, davacı tarafından yatırılan 4.131,25-TL peşin harç, icra dosyasına yatırılan 1.710,31-TL peşin harç ve 4.849,87-TL tamamlama harcından mahsubu ile bakiye 29.328,92-TL'nin davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3-Davacı tarafından yatırılan 10.691,43-TL peşin harç ve tamamlama harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından başvurma harcı, vekalet harcı, bilirkişi ücreti, tebligat, posta ve müzekkere gideri olarak sarf edilen 5.826,90-TL yargılama giderinin davanın kabul ret oranına göre; 5.452,96-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 373,94-TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından vekalet harcı olarak sarf edilen 11,50-TL yargılama giderinin davanın kabul ret oranına göre; 0,74-TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 10,76-TL'nin davalı üzerinde bırakılmasına,
6-Kabul edilen dava yönünden Avukatlık Asgari Ücret tarifesine göre davacı lehine takdir olunan 88.020,92-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Ret olunan dava yönünden Avukatlık Asgari Ücret tarifesine göre davalı lehine takdir olunan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca -- bütçesinden ödenen 1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ret oranına göre; 1.459,89-TL'nin davalıdan, 100,11-TL'nin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
9-Dosyada mevcut gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin e duruşma ile yüzüne karşı, kararın -----Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.13.02.2024