WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Temmuz 2026

İSTANBUL ANADOLU 5. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/760 Esas
KARAR NO: 2024/449
DAVA: Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 15.01.2018
KARAR TARİHİ: 14.05.2024

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;------ tarafından satın alındığını, bu satın alınma esnasında ----- ticari ilişki içinde olduğu tüm firmalara karşı olan hak ve yükümlülükler Davalı firmaya geçtiğini, bu kapsamda davalı firmanın müvekkil şirkete karşı olan hak ve yükümlülüğü de bu şirket devri esnasında başladığını, müvekkili şirketin davalı firmaya en son ödemesini 22 Mayıs 2012 tarihinde gerçekleştirdiğini, ----davalı firma tarafından satın alınması sürecine kadar --- ait ürünlerin müvekkili şirketin tarafından kesintisiz bir şekilde---------- satıldığını, ----- satış gücü müvekkil şirket tarafından korunduğunu, geliştirildiğini, çalışılan yıllar süresince devamlı arttırılarak ---- adına çok ciddi bir pazar yaratıldığını, bu süreçte ----- tarafından düzenlenip gönderilen faturaların müvekkili şirketçe düzenli olarak ödendiğini, ----- davalı firma tarafından satın alınmasından bir süre sonra davalı firma tarafından herhangi bir haklı neden gösterilmeden müvekkil şirketin --------- distribütörlük ve acentelik ilişkisinin tanınmadığı ifade edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişki ürün temin etmemek yoluyla sonlandırıldığını, davalı firmanın,---- ile müvekkili şirket arasında 8 yıl süren ticari ilişkiyi ------- satın alınması sonrasında tanımadığını, müvekkili şirketin davalı firma yetkilileriyle hem sözlü hem de yazılı olarak iletişim kurmaya çalıştığı, ürün talebinde bulunduğunu ancak hiçbir olumlu sonuç alamadığını, davalı firma tarafından taraflar arasındaki ticari ilişkinin haksız sona erdirilmesinden dolayı şimdilik 10.000-TL talep edildiğini, şimdilik 10.000-TL denkleştirme tazminatının davalı firma tarafından müvekkili şirkete ödenmesi gerektiğini, açıklanan nedenlerle; fazlaya ilişkin talep ve dava haklarının saklı kalması kaydı ile belirsiz alacak davası olarak; davalı Firma tarafından taraflar arasındaki ticari ilişkinin haksız sona erdirilmesinden dolayı şimdilik 10.000-TL, denkleştirme tazminatı olarak da şimdilik 10.000-TL, toplam şimdilik 20.000-TL alacaklarının ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmişledir.

SAVUNMA:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin -------tarihinde, birleşme suretiyle devraldığını, davacının ------------ münhasır distribütör ve acentelik yetkisinin bulunmadığını, davacı ile ticari ilişkinin ---- yüzlerce müşterisiyle olan mutad ürün alım satımından kaynaklandığını, taraflar arasındaki ticari ilişkinin de 2011 yılında değil, 2010 yılında davacının talebi üzerine fiilen sona erdirildiğini, çünkü davacı şirketin ortaklarının kurduğu ------ isimli yeni bir firma üzerinden ticari ilişkinin yürütülmeye devam edildiğini, müvekkili tarafından yapılmış bir fesih bulunmadığını, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

DELİLLERİN DEĞERLERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava hukuki niteliği itibariyle, taraflar arasındaki iş ilişkisinin haksız bir şekilde sonlandırılması nedeniyle davacının uğramış olduğu ve ticari ilişkinin haksız sona erdirilmesinden kaynaklı tazminat talebi ile denkleştirme tazminat talebinden ibarettir. Dosyanın safahatı incelendiğinde, mahkememizin------ kararı ile "...Açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine,..." karar verildiği, davacı vekili tarafından mahkememiz kararının istinaf edilmesi üzerinde dosyanın----gönderildiği ve yapılan istinaf incelemesi sonucunda ------ tarihli ilamı ile; ''Somut olayda, davacı tarafça, davalı şirketin devraldığı --------ürünlerinin ---------pazarında pazarlanması amacıyla anılan şirkete acentelik ve aynı zamanda münhasır distribütörlük hizmeti verildiği iddia edilmiş ise de, acentelik ve distribötürlük sözleşmelerine ilişkin yazılı bir sözleşmeye dayanılmadığı gibi davalı tarafça bu yöndeki akdi ilişkinin inkar edilmiş olduğu ihtilafsız olduğuna göre, öncelikle ispat yükü üzerinde olan davacının, taraflar arasında acentelik veya distribütörlük ilişkinin bulunduğunu ve bu akdi ilişkinin davalı tarafça haklı bir neden olmaksızın feshedildiğini kanıtladıktan sonra davalının zamanaşımı defi üzerinde durulması gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme soncunda yazılı şekilde karar verilmesi doğru bulunmamıştır.'' gerekçesi ile mahkememiz anılan kararının kaldırıldığı, kaldırma kararı sonrasında mahkememizin------ sayılı numarasını aldığı anlaşılmıştır.Mahkememizce yeniden yapılan yargılama ile ----taraflara tebliğ edilmiş, 15.03.2024 tarihli bilirkişi heyet raporu alınmış ve dava sonuçlandırılmıştır.Bilirkişi heyetinin 15.03.2024 tarihli raporunda özetle, "Ticari Defterlerin Usulüne Uygun Tutulup Tutulmadığı Yönünden: Davacı şirketin 2009 yılına ilişkin açılış tasdiklerinin zamanında yapıldığı, kapanış tasdiklerinin tarafıma sunulmamış olması nedeniyle incelenemediği, 2007-2008-2010-2011 yıllarına ilişkin usul bilgileri ibraz edilmediğinden incelenemediği, davalı şirketin 2012-2013-2014 yıllarının açılış ve kapanış tasdiklerinin T.T.K hükümlerine göre zamanında yapıldığı, 2015 ve 2016 yıllarına ilişkin ticari defterlerinin GİB onaylı beratlarının süresinde alındığı, TTK ve VUK hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, davalı şirket vekili tarafından dava dosyasına, 2011 yılına kadar olan ticari defterlerin imha edildiğine ilişkin imha sertifikalarının sunulduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin distribütörlük sözleşmesi olarak nitelendirilebileceği, zira somut olayda davacının davalıdan ürünleri kendi adına satın alarak sonrasında bunların tekrar satışını yaptığı, distribütörlük sözleşmesinin yazılı şekilde yapılmasının zorunlu olmadığı, taraflar arasında geçerli bir yazılı sözleşme olmaması nedeniyle mahkemece distribütörlük ilişkisinin varlığına karar verildiği durumda sözleşmenin de belirsiz süreli sözleşme olarak nitelendirilebileceği, münhasırlık konusunda tarafların anlaşmalarının yeterli olduğu, bu konuda yazılı bir belgeye ihtiyaç duyulmadığı, dolayısıyla önemli olanın somut olayda davacıya ---- münhasırlık tanınıp tanınmadığı olduğu, bu kapsamda eğer ---- yapılan satışlar sadece davacı şirket üzerinden gerçekleştiriliyorsa, ------ gerek davalı şirket gerek diğer distribütörleri üzerinden bir satış ve dağıtım gerçekleştirilmiyorsa, davacının -------------bölgesinde münhasır yetkisinin bulunduğu sonucuna varılabileceği, Distribütörlük sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle sona ermesi halinde, TBK m. 112 vd. Hükümleri uyarınca tazminat talep edilmesinin gündeme geleceği, bu kapsamda fiili zarar ve yoksun kalınan kârın talep edilmesi mümkün olduğu, bayi tarafından henüz maliyetleri karşılanmayan yatırımların tazmininin de talep edilebileceği, bu hususta nihai takdirin mahkemede olduğu, davacının münhasır distribütör olmadığı durumda öğreti ve ----uyarınca denkleştirme alacağına hak kazanamayacağı, mahkemece davacının münhasır yetkisinin olduğu sonucuna varıldığı durumda denkleştirme alacağının 2011 yılından başlamak üzere geriye doğru 5 (beş) yıllık toplam 1.714.625,10 TL faaliyet kârına göre 342.925,02 TL olarak hesaplandığı" yönünde görüşlerini bildirmişlerdir.Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Davacı, davalı şirketle birleşen ---- ---- münhasır distribütörü ve acentesi olarak ----- tarihine kadar faaliyette bulunduğunu, ancak ------ yılında satın alınmasından bir süre sonra, davalı tarafça taraflar arasındaki ticari ilişkinin davacıya ürün temin etmemek yoluyla sonlandırıldığını iddia ederek taraflar arasındaki acentelik ve distribütörlük sözleşmesinin haksız olarak sona erdirilmesi nedeniyle doğan tazminat ve oluşturulan portföy nedeniyle denkleştirme tazminatı talep edilmiş, davalı ise, taraflar arasında acentelik ve/veya distribütürlük ilişkisinin bulunmadığını, davacı ile aralarındaki süre gelen ticari alım-satıma dayalı ticari ilişkisinin sonradan davacının talebi üzerine, şirket ortaklarının kurduğu başka bir firma üzerinden yürütülmeye devam edildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Somut olayda davacı taraf, davalının münhasır distribütör ve acentesi olduğu iddiasındadır. Ancak dosya kapsamından anlaşıldığı üzere taraflar arasında, imza yetkililerince imzalanmış bir distribütörlük veya acentelik sözleşmesi bulunmamaktadır. Bu itibarla huzurdaki uyuşmazlıkta ilk olarak taraflar arasındaki ticari ilişkinin niteliği değerlendirilmelidir.Distribütörlük, bayilik, tek satıcılık şeklinde adlandırılan sözleşmeler esas itibariyle satıcı ile dağıtıcı arasındaki ilişkileri düzenleyen çerçeve nitelikte bir sözleşme olarak karşımıza çıkmaktadır. Farklı isimlendirmeler kullanılmakla birlikte uygulamada distribütörlük, bayilik ve tek satıcılık ifadelerinin aynı anlamda kullanıldığı görülmektedir. Bu bağlamda bayilik sözleşmesi, üretici ile bayi arasındaki hukuki ilişkileri düzenleyen, çerçeve sözleşme niteliğinde, sürekli bir borç ilişkisidir. Bu sözleşme ile üretici, mallarının tamamını veya belirli bir kısmını belirli bir bölgede satılmak üzere bayiye göndermeyi (satmayı); bayi de sözleşme konusu malları ve hizmetleri kendi adına ve hesabına satarak bu malların sürümünü artırmak için faaliyette bulunmayı yükümlenir. Bayilik Sözleşmesinde belirli bir bölgeye veya belirli bir müşteri grubuna yönelik satış hakkının münhasıran bayiye bırakılması zorunlu değildir ancak bırakılmış ise sözleşme münhasır bayilik sözleşmesi veya tek satıcılık sözleşmesi olarak nitelendirilecektir. Acentelik ise Ticari mümessil, ticari vekil, satış memuru veya işletmenin çalışanı gibi işletmeye bağlı bir hukuki konuma sahip olmaksızın, bir sözleşmeye dayanarak, belirli bir yer veya bölge içinde sürekli olarak ticari bir işletmeyi ilgilendiren sözleşmelerde aracılık etmeyi veya bunları o tacir adına yapmayı meslek edinen kimse olarak tanımlanmaktadır (TTK m. 102).Acentelik ve distribütörlük birbirinden farklı sözleşmeler olmasının yanı sıra farklı hukuki rejimlere tabi ilişkiler meydana getirmektedir. Bu bağlamda distribütör/bayi ile acente arasındaki temel fark bayinin kendi adına ve hesabına hareket etmesi noktasındadır. Böylelikle bayinin kazancı ürünün satın alınması ve tekrar satımı arasındaki farktan oluşmaktadır”. Acente ise üretici tarafından imal edilen ürünleri kendi adına ve hesabına satın almaz, kendisine bırakılan yer veya coğrafi bölge sınırları içerisinde müvekkilin ürünlerinin satışına aracılık eder veya müvekkili adına ve hesabına satış işlemini gerçekleştirir. Başka bir ifade ile acentenin geliri, satın alma yeniden satma arasındaki fiyat farkından oluşmamaktadır. Nitekim kesin bir kıstas olmamakla birlikte, aracılık işlemleri ya da fiilen yapılan sözleşmeler için komisyon ödemesinin kararlaştırılması acentelik ilişkisinin varlığına işaret etmektedir.
Belirtmek gerekir ki gerek acentelik gerek distribütörlük sözleşmeleri kanunen şekil şartına bağlanmamış sözleşmelerdir. Dolayısıyla taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmaması, ilişkinin distribütörlük/acentelik olarak nitelendirilmesine engel olmayacaktır.Yukarıda acentelik ile distribütörlük sözleşmesi arasındaki fark kapsamında, acentenin müvekkili ad ve hesabına hareket ettiği, distribütörün ise kendi ad ve hesabına hareket ettiğinden bahsedilmiştir.Somut olayda, davacı tarafından davalıdan malların satın alındığı, sonrasında davacının kendi uhdesine aldığı bu malları üçüncü kişilere sattığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla somut olayda acentelik ilişkisinden ziyade bir distribütörlük ilişkisinin varlığından bahsedilebilecektir. Somut olayda davacının uzun yıllar davalıdan ürün satın alması ve bu ürünleri yurtdışı piyasada pazarlaması, bu ilişkinin devamlılık arz etmesi karşısında, taraflar arasındaki ilişkinin distribütörlük olduğu sonucuna varılmıştır. Taraflar arasındaki ticari ilişkinin son ödeme tarihi olan 22/05/2012 tarihinde sona erdiği belirlenmiştir. Açılan davada denkleştirme(portföy) tazminatı istemine ilişkin olup distribütörlük ve acentelik sözleşmesinden kaynaklı taleplerin 6762 sayılı TTK'ya göre 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, keza 6098 sayılı TBK'nın 147. Maddesinde bu sözleşmelerden doğan alacakların 5 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde talep edilebileceği gözönüne alındığında davacının 15/01/2018 tarihinde açtığı davada 1 ve 5 yıllık zamanaşımı süresi dolduğundan açılan davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın zaman aşımı nedeniyle reddine,
2-Alınması gerekli karar harcı 427,60-TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 341,55-TL harcın mahsubu ile bakiye 86,05-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan 119,25-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. 13 maddesindeki esaslara göre belirlenen 17.900,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333.maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine,
Dair karar, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, karar gerekçesinin tebliğinden itibaren 2 hafta içinde----------- Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olarak verildi, açıkça okundu usulen tefhim olundu.13/06/2024