WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 22 Haziran 2026

İSTANBUL ANADOLU 5. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2019/496 Esas
KARAR NO: 2024/218
DAVA: Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : 01.08.2019
KARAR TARİHİ: 05.03.2024

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının, -----tarihinde başlatılan yurtdışı karayolu ihracat ihalesini kazandığını, ihaleye katılım sağlarken --- başlangıç tarihli,---- inceleyerek imza ettiğini, davalıya ---- kazandığının bildirildiğini, bunun üzerine davalı şirket yetkilisi ----- aynı tarihli e-posta ile kazandığı rotaları yazılı olarak teyit ederek ihale listesinde teklif verdiklerini ve ihale süreci sonrasında kazandıkları rotalarda taşıma hizmetini fiilen de sunmaya başladığını, davalı, ------- taşıma işini üstlendiğini, sözleşme kapsamında müvekkiline taşıma hizmeti sunduğunu ancak ıslak imzalı ve kaşeli olarak sözleşme ve eki şartnameyi müvekkili şirkete ibraz etmediğini, taşıma işinin sözleşmede tayin edilen şartlarda fiilen devam ederken davalının 03.10.2018 tarihinde müvekkili şirkete gönderdiği e-maili ile karayolu ihracat ve ithalat dengelerinin değişmesini öne sürerek fiyat artışı talebi olduğunu, devamında da fiyat listesinde karşılıklı anlaşma sağlanamaması halinde taşıma hizmeti sunmayacağını bildirdiğini, 10.10.2018 tarihinde revize ettiği fiyat listesini e-posta vasıtası ile ilettiğini, davalının bu bildirimine karşın müvekkili şirketin 19.10.2018 tarihli e-maili ile; ihale öncesinde davalı tarafından 01.05.2018 tarihli sözleşmenin imza edildiğini, taşıma işinin fiilen başladığını ve sözleşmedeki koşul ve fiyatlarla 5 aydır devam ettiği dikkate alındığında sözleşmenin 5.6. maddesi uyarınca fiyat farkı istenemeyeceğini, ıslak imzalı sözleşme ve teminat mektubunun ibraz edilerek sözleşmeye mevcut fiyatlarla devam edilmesi aksi halde üçüncü şahıslar vasıtasıyla taşıma işleri gördürülmesi durumunda fiyat farkının davalıdan isteneceğini ilettiğini, sonrasında davalının ıslak imzalı sözleşmeyi ve teminat mektubunu ibraz etmediği gibi sözleşmede mutabık kalınan fiyatlarla taşıma hizmeti sunmadığından müvekkili şirketin spot piyasadan araç temin etmek sureti ile taşıma işini bizzat yürütmek durumunda kaldığını, davalı tarafından talep edilen fiyat farkı ve bu fiyat farkının müvekkili şirketçe kabul edilmemesi halinde taşıma hizmetinin yapılmayacağının dair bildirimin sözleşmeye, ticari örf ve adetlere, hukuka aykırılık teşkil ettiğini, taşıyanın sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde taşıtanın üçüncü kişiler vasıtasıyla taşıma işini gördüreceğini ve bu sebeple oluşan zararı taşıyanın tazmin etmesi gerektiğinin, davalının taşıma hizmetini sunmaması nedeniyle müvekkili şirketin üçüncü kişiler vasıtasıyla yaptırmış olduğu taşımalardan doğan 2018 yılı alacağı toplamı 47.223,00-€ (EURO) olduğunu, sözleşme süresinin 01.05.2019 tarihinde sona ermekte olduğundan davalının taşıma hizmetini sunmaması nedeniyle müvekkil şirketin üçüncü kişiler vasıtasıyla yaptırmış olduğu taşımalardan doğan 2019 yılı alacağı toplamı ise 25.309,00-€ (EURO) olduğunu, davalının sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemesi sebebiyle müvekkili şirketin üçüncü kişilere ödemek durumunda kaldığı toplam tutar 72.532,00-€ olduğunu, açıklanan nedenlerle, fazlaya dair talep ve dava haklarını saklı tutarak, davanın kabulü ile 72.532,00 Euro tutarındaki alacağın faturaların tebliğinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/A maddesine göre işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine, fazlaya dair haklarının saklı kalması kaydıyla talep etmişlerdir.

SAVUNMA :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından da beyan edildiği üzere davacının açmış olduğu ihaleye müvekkilinin katılmış olduğunu ve ihale sonucunun kendisine 25.05.2018 tarihli mail ile bildirildiğini, söz konusu mailde --------sonuçlandığı, kazanılan destinasyonların aşağıda yer aldığı, 25.05.2018 saat 12:00'a kadar aşağıda belirtilen fiyatlar ve destinasyonlar için teyit verilmesi talep edildiği, ayrıca onay çıkmasının ardından kati teminat mektubu talep edileceği ve sözleşmelerin gönderileceği” bildirildiğini, bu bildirime karşılık müvekkili şirket temsilcisi -------tarafından gönderilen 25.05.2018 tarihli mail ile-------- edildiği ve toplam teminat tutarı ile sözleşmlerin beklendiğini” bildirildiğini, ancak devamında davacının kati teminat tutarını ihale öncesi ihaleye katılım şartı olarak getirilen teknik şartname ve genel sözleşmenin imzalanarak teslim edilen belgelere ilave olarak, ihale sonrasında kazanılan destinasyonlara özgü ayrı bir sözleşmenin akdedilmesi gerektiğinin anlaşıldığını, oysa ihale sonrası öngörüldüğü üzere ne kati teminat mektubunun verilmesi ne de anlaşma imzalanmasının gerçekleşmediğini, kısaca ihalenin sözleşmeye bağlanmadığını, bu nedenle davacının dava dilekçesinde bahsetmiş olduğu ihale öncesi ve ihaleye katılım şartı olarak imzalanıp gönderilen --------şartnamenin somut olaya uygulanamayacağı düşüncesinde olduklarını, bir an için ihale öncesi imzalanan sözleşme ve teknik şartnamenin müvekkili açısından bağlayıcı olacağı ve taraflar arasında sözleşmenin kurulduğu kabul edildiği takdirde de taşıma hizmeti verilmediğini iddia eden davacının bu sözleşmeyi fesih etmediği ve sözleşmenin taraflar arasında geçerliliğini koruduğu dikkate alındığında da davacının taleplerinin yerinde olmadığının, sözleşme fesih edilmediğine ve böyle bir iddiada da bulunulmadığına göre TBK'nun 126. maddesinde tanımlanan sürekli edimli sözleşmede davacının her edim için müvekkilini temerrüde düşürmüş olması gerektiğini, müvekkilinin temerrüdünün ise davacının teknik şartnamenin 4. maddesinde düzenlendiği şekil ve şartlarda araç talep etmiş olmasına rağmen müvekkilinin talep edilen araç ve veya araçları temin etmemiş olması ile mümkün olacağını, bu itibarla davacının sözleşmeye konu destinasyonlarda üçüncü kişilere taşıma yaptırabilmesi için, öncelikle taşıma ihtiyacı kapsamındaki araç taleplerini müvekkiline bildirmiş ve buna rağmen müvekkilinin araç talebini karşılamamış olması gerektiğini, bunun davacının üçüncü kişilere yaptırdığını iddia ettiği her bir taşıma için ayrı ayrı gözetilmesi gereken bir gereklilik olduğunu, teknik şartnamenin 4. maddesinde “şirket yetkililerinin araç taleplerinin öngörülen yükleme tarihinden en az 24 saat önce taşıyana bildirmesi” gerektiği ifade edilerek müvekkilinden ne şekilde araç talebinde bulunulacağının, davacıya taşıyan nam ve hesabına üçüncü kişilere taşıma yaptırabileceğinin düzenlendiğini, dolayısı ile davacının üçüncü kişilere yaptırdığını iddia etmiş olduğu her bir taşıma için öncelikle teknik şartnamenin 4. maddesinde düzenlendiği şekli ile müvekkilinden araç talebinde bulunduğunu ve müvekkilinin talebi karşılamadığını kanıtlamak zorunda olduğunu, müvekkilinin son olarak ------- faturaya konu taşımayı yapmış olduğunu ve bu tarihten sonra davacının müvekkilinden araç talebinde bulunmadığını, öncesinde müvekkilinden talepte bulunmaksızın ve müvekkilinin temerrüdü gerçekleşmeden doğrudan üçüncü kişilere yaptırılan taşımalardan bu nedenle müvekkilinin herhangi bir şekilde sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, davacının süreklilik arz eden her bir taşıma için müvekkilini temerrüde düşürmeksizin doğrudan üçüncü kişilere taşıma yaptırmış olmasının TBK'nun temerrüt hükümlerine aykırı olduğu gibi, gerçekleşmeyen edimlerin-taşımaların üçüncü kişiye yaptırılarak aradaki fark nedeni ile uğranılan zararın müvekkilinden talep etmesinin hem sözleşme hükümlerine hem de yasaya aykırı olduğunu, bu yönü ile davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, teknik şartnamenin 3.2.maddesinde düzenlendiği üzere müvekkilinin ihale teklifinin “13.60-m boyunda tenteli standart treyler” le yapılacak taşımalara ilişkin olduğunu, bu tip araçlar dışında üçüncü kişilere yaptırılmış herhangi bir taşımanın müvekkilinin yükümlülüğünde olmadığını, davacının üçüncü kişilere yaptırdığını iddia etmiş olduğu taşımalar içinde tenteli standart treyler ile yapılmayan taşımaların da mevcut olduğunu, ayrıca davacının ----------- ihtarnamesi ekinde gönderilen tablodan davacının ihale ile belirlenen taşıma ücretlerinin iki katına varan oranlarda bir bedel ile üçüncü kişilere taşımalar yaptırmış olduğunu görüldüğünü, davacının öncelikle müvekkilinden araç talep etmeksizin doğrudan üçüncü kişilere yaptırmış olduğu taşımalardan kaynaklanan fiyat farkını müvekkilinden talep etmesinin mümkün olmamasının yanında, üçüncü kişilere yaptırmış olduğu taşımalarda piayasa rayiçlerini gözetmeksizin ve zararın artmasını engelleyebilecek tedbirleri almamak suretiyle keyfi ve afaki bedellerle yaptırmış olduğu taşıma bedelleri ile sözleşme bedeli arasındaki fiyat farkını müvekkilinden talep etmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin --------- tarihinde göndermiş olduğu mail ile sözleşme ile belirlenen taşıma ücretlerinin revize edilmesi talebinde bulunduğunu, revize talebinde bulunulan taşıma ücretlerinin 3.850 Euro ile 3.937 Euro aralığında olduğunu, müvekkilinin bu talebini kabul etmeyen davacının 4.250 Euro ila 4.950 Euro aralığında taşıma ücretleri ödemiş olduğunun görüldüğünü, revize talebinde bulunulan rakamlar ile davacının yaptırmış olduğu taşımalar için ödediğini iddia ettiği rakamlar arasında fahiş fark mevcut olduğunu, bunun da davacının piyasa rayiçlerini gözetmeksizin nasıl olsa bu zararı rücu edeceğim mantığı ile hareket ederek taşımalar yaptırdığını ve zararın artmasına sebebiyet vermiş olduğunu kanıtladığını, bu itibarla kabul anlamına gelmemek kaydı ile bir an için müvekkilinin temerrüde düştüğü ve davacının üçüncü kişilere taşıma yaptırmakta ve aradaki fiyat farkından doğan zararı rücu edebileceği kabul edilse dahi, bu zararın taşımaların yapıldığı tarihteki piyasada oluşan rayiç taşıma ücretleri ile uyumlu olması gerektiğini ve davacı zararının buna göre hesaplanması gerektiğini,sözleşmenin 7. maddesi ile “sözleşmeye konu aynı hizmetin temini konusunda davacının birden fazla taşıyıcı ile anlaşma yapabileceği ve bu sözleşmenin taşıyan lehine münhasır bir yetki tanımadığı” şeklinde düzenlenmiş olduğunu, müvekkilinden taşıma hizmeti alamadığını iddia eden davacının bu düzenleme kapsamında bir başka taşımacı ile hizmetin alınması konusunda bir sözleşme yapma hakkına sahip olmasına rağmen sözleşme yapmaksızın spot piyasadan rayiçlerin çok üzerinde bir navlun ücreti ile araç temin etme yolunu seçerek zararın artmasına sebebiyet verdiğini, davacının dava dilekçesinde ------------ faturaya süresi içinde itiraz edilmediği, bu itibarla müvekkilinin fatura konusu borcu kabul etmiş olduğunu iddia ettiğini, öncelikle dava ve fatura konusunun tazminatı içermesi nedeni ile satım hizmet iş görmeden kaynaklanan bir alacak olmaması itibariyle bahsi geçen faturanın TTK 21. maddesi niteliğinde bir fatura olmadığını dolayısıyla 21. madde hükümlerinin uygulanamayacağını arz ettiklerini, kaldı ki faturaya süresinde itiraz edilmemiş olmasının tek başına borcun kabul edilmiş olduğu anlamına da gelmeyeceğini, davacının temel ilişkiyi yukarıda arz etmiş oldukları kapsamda bir zararı doğduğunu ve bu zarardan müvekkilinin sorumlu olacağını kanıtlamakla yükümlü olduğunu, davacı fatura tebliğ tarihinden itibaren faiz talep etmiş ise de bu talebinin yerinde olmadığını, faiz başlangıç tarihinin temerrüt tarihi olduğunu, temerrüt gerçekleşmediğinden ancak dava tarihinden itibaren faiz işletilmesinin mümkün olduğunu belirterek, davacının haksız ve mesnetsiz davasının reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklı tazminat talebine ilişkindir.Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan usul hükümleri doğrultusunda yazılı yargılama usulüne tabi olarak oluşturulan tensibe istinaden yargılamaya başlanmış yöntemine uygun ön inceleme duruşması açılarak öncelikle dava şartları incelenmiş, yargılama sırasında 28/02/2018 tarihinde kabul edilen 7101 sayılı kanunun 61. maddesi ile 6102 sayılı T.T.K.'nın 4. maddesinin 2. fıkrasının değiştirilmesi sebebiyle basit yargılama usulüne geçilmiş, hukuki ihtilaf noktaları belirlenmek suretiyle tahkikat aşamasında deliller toplanmış, 05.07.2021 tarihli bilirkişi heyet kök rapor, 24.04.2023 tarihli bilirkişi heyet ek raporu ve 12.12.2023 tarihli bilirkişi raporu alınarak dava sonuçlandırılmıştır.
Bilirkişi heyetinin 05.07.2021 tarihli raporunda özetle, " Taraflar arasında hukuken geçerli bir taşıma sözleşmesinin bulunup-bulunmadığı hususunda, dosya kapsamı incelendiğinde adi yazılı şekilde “Karayolu Taşıma Sözleşmesinin dosyaya sunulduğu görülmekle birlikte sözleşmenin 3.1. hükmünde sözleşmenin 01.05.2018 tarihinde başlayacağı, 01.05.2019 tarihinde ise sona ereceği düzenlenmiş, sözleşmenin her sayfasında imza ve son sayfasında da davalı şirketin kaşesi ve kaşe üzerinde imza olduğu; ayrıca adi yazılı şekilde, 11.01.2018 tarihli ---------dosyaya sunulduğu görülmekle birlikte sözleşmenin her sayfasında imza ve son sayfasında da davalı şirketin kaşesi ve kaşe üzerinde imza olduğu; bununla birlikte davalı çalışanı tarafından 03.10.2018 tarihinde davacı çalışanına gönderilen e-mailde ülkede yaşanan döviz değişkenliği, ekonomik kriz vs. Sebepleriyle sözleşmedeki tarife kısmının değiştirilmesi önerisinde bulunduğu anlaşılmakta olup davalı şirketin, “Karayolu Taşıma Sözleşmesinde kaşesinin ve imzasının bulunması, ayrıca davalı çalışanı tarafından 03.10.2018 tarihinde gönderilen e-mail içeriğindeki irade beyanı da göz önüne alındığında TBK m. 1 hükmü gereğince karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanları ile taraflar arasında “Karayolu Taşıma Sözleşmesi'nin kurulduğu; Sözleşme ilişkisi kurulmuş ise davalının fiyat farkı talep edip-edemeyeceği hususunda: Eğer mahkemece taraflar arasında geçerli olarak “Karayolu Taşıma Sözleşmesi"nin kurulduğu kabul edilir ise bu halde sözleşme hükümlerinin tarafları bağlayıcı olduğu, sözleşmenin 5.6.maddesinde “İşbu sözleşmede belirtilen ücret dışında taşıyan her ne ad ve nam altında olursa olsun başkaca bir bedel, masraf ya da fiyat farkı kabul edemez.” şeklinde hükme yer verildiğinden bu hüküm uyarınca davalının, sözleşmeye dayalı olarak fiyat farkını talep edemeyeceği, davacı tarafa davalının yükümlülüklerine aykırı davranması sebebiyle taşıma işini üçüncü kişilere yaptırmasının mümkün olup-olmadığı, mümkün ise davacının üçüncü kişilere yaptırmış olduğu taşıma işi nedeniyle uğradığı zarardan davalının sorumlu olup-olmadığı hususunda: Eğer mahkemece taraflar arasında geçerli olarak “Karayolu Taşıma Sözleşmesinin kurulduğu kabul edilir ise bu halde sözleşme hükümlerinin tarafları bağlayıcı olduğu, sözleşmenin 6.1.3. maddesinde “şirket, sözleşme feshinden bağımsız olarak hizmetin eksik, kusurlu veya geciktirilerek yerine getirilmesi gibi hallerde veya herhangi bir aksama olması halinde, hakim kararına gerek olmaksızın hizmeti taşıyan'ın nam ve hesabına üçüncü kişilerden temin edebilir. Hizmetin başka taşıyandan temin edilmesi nedeniyle bir fiyat farkı, masraf ve sair bir zarar oluşması halinde taşıyan, şirket in ilk yazılı talebi halinde oluşan bu fark ve masrafları ve ayrıca şirketin bu nedenle uğrayacağı her türlü zararını nakden ve defaten ve derhal ödeyeceğinin kabul, beyan ve taahhüt eder.” şeklinde hükme yer verildiğinden bu hüküm uyarınca davalının, borcunu kısmen ifa etmediği kabul edilir ise davacının, taşıma işini üçüncü kişilere yaptırma hakkına sahip olduğu; davacının işi üçüncü kişiye yaptırması dolayısıyla uğradığı zarar varsa bundan davalının sorumlu olduğu, Mali Yönden; Davacının incelenen 2018, 2019 yıllarına ait ticari defterlerinin açılış ve kapanış onaylarının yasal süresi içerisinde yaptırılmış olduğu, yevmiye ve envanter defterlerinin kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulduğu, defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, defteri kebirlerinin kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmadığı, davalının incelenen 2018, 2019 yıllarına ait ticari defterlerinin açılış ve kapanış onaylarının yasal süresi içerisinde yaptırılmış olduğu, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulduğu, defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, dava konusu alacağın dayanağı olan belgelerin, davacı -------- tarafından davalı ------- numaralı,-------- açıklamalı, 25.309,00 Euro tutarlı 2 adet fatura olduğu, söz konusu faturalara ilişkin hizmet ve teslimler 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 14/1 maddesi gereğince KDV'den istisna olduğu için faturaların KDV'siz olarak düzenlenmiş olduğu, dava konusu alacağın dayanağı olan davacı tarafından davalı adına düzenlenmiş 2 adet faturanın davacı ve davalı tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, dava konusu alacağın dayanağı olan 2019 yılına ait 2 adet faturanın, davacının iddiasına göre; davalının taşıma işini koşullarda yerine getirmemesi nedeniyle davacının taşıma işini üçüncü kişilere göndermesinden kaynaklı fiyat farkından doğan alacağı düzenlenmiş faturalar olduğu, söz konusu faturalardan------------ fatura ile ilgili dayanak belge olarak davacı vekili tarafından dava dilekçesinin eklerinin sunulduğu 02.08.2019 teslim tarihli dilekçe ekinde EK-7 olarak “2018 yılı alacağı toplamı 47.223,00 Euro'ya ilişkin taşımalardan doğan fiyat farkına dair tablo” ve 18.11.2020 tarih ve 1 numaralı ara kararı kapsamında delillerini sunduğu 02.12.2020 tarihli dilekçesi ekinde EK-2 olarak “Üçüncü şahıs firmalara yaptırılan taşımalara ilişkin faturalar, ödeme belgeleri ve cari hesap ekstreleri” sunulmuş olduğu, söz konusu faturalardan -------- Taşımalarına Ait Fark Bedeli” açıklamalı, 25.309,00 Euro tutarlı fatura ile dayanak belge olarak dava dosyasında bir belge bulunmadığı, bu fatura ile ilgili ---------tarihleri arasındaki taşımalardan doğan 25.309,00 Euro fiyat farkına dair tablo” ve “Üçüncü şahıs firmalara yaptırılan taşımalara ilişkin faturalar ve cari hesap ekstrelerinin yerinde yapılan inceleme sırasında davacı tarafından ibraz edildiği ve tarafınca incelendiği, fiyat farkına ilişkin tablo ve faturaların fotokopilerinin rapor ekinde sunulduğu, dava konusu alacağın dayanağı olan 2019 yılına ait 2 adet fatura ile ilgili dayanak belge olan dava dışı firmalar tarafından davacı adına düzenlenmiş faturaların davacının ticari defterlerinde olduğu, ayrıca bu faturaların tamamının ödenmiş olduğu ve ödemelere ilişkin kayıtların davacının ticari defterlerinde mevcut olduğu, davacı tarafından davalı adına düzenlenmiş dava konusu alacağın dayanağı olan faturalardan - -- tutarlı fatura ile ilgili olarak davalı -------- tutarlı iade faturasının düzenlenmiş olduğu, davacı tarafından davalı adına düzenlenmiş dava konusu alacağın dayanağı olan faturalardan ------- tutarlı fatura ile ilgili olarak davalı ------tarafından davacı --------- tutarlı iade faturası düzenlenmiş olduğu, dava konusu alacağın dayanağı olan davacı tarafından davalı adına düzenlenmiş 2 adet fatura ile ilgili davalı tarafından davacı adına düzenlenmiş 2 adet iade faturasının davalı tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ancak davacı tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, raporun 22. sayfasında yer alan “4) Ticari Defter Kayıt Bilgileri” başlıklı bölümde açıklandığı üzere; davacının 2018, 2019 yıllarına ait defteri kebirleri kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmadığı için, davacı ile davalı arasındaki borç alacak durumunun, dolayısıyla dava konusu alacağın dayanağı olan faturalardan dolayı davacının davalıdan alacağının bulunup bulunmadığı, varsa miktarının ne kadar olduğunun ticari defterlerden kesin olarak tespit edilmesinin mümkün olmadığı, davacı vekili tarafından 18.11.2020 tarih ve 1 numaralı ara kararı kapsamında delillerini sunduğu 02.12.2020 tarihli dilekçesi ekinde EK-İ olarak davalı tarafın hesap hareketlerini gösteren 12.06.2018 - 30.04.2019 tarihleri arası cari hesap ekstresi ibraz edildiği, söz konusu cari hesap ekstresinde yer alan kayıtların tek tek ticari defter kayıtları ile tarafımca karşılaştır devir işlemlerine ilişkin açılış ve kapanış kayıtları hariç (devir bakiyeleri toplu şekilde gösterildiği için) diğer tüm kayıtların ticari defterlerde yer aldığı, söz konusu cari hesap ekstresinin dökümünün raporun -------- başlıklı bölümde yer aldığı, davacı tarafından sunulan cari hesap ekstresinde, davacının davalıdan dava tarihi itibarıyla 456.827,73 TL alacaklı olarak gözüktüğü, cari hesap ekstresinde yer alan devir işlemlerine ilişkin açılış ve kapanış kayıtları ticari defterlerde yer almadığı için (devir bakiyeleri toplu şekilde gösterildiğinden) cari hesap bakiyesinin doğruluğunu ticari defterlerden tespit etmenin mümkün olmadığı, davalının 2018, 2019 yıllarına ait ticari defterlerinin incelenmesinde; davalının davacıya ticari defter kayıtlarına göre dava tarihi itibarıyla borçlu olmadığı, davacının yabancı para açısından cari/açık hesabının incelenmesinde; davacının davalıdan dava tarihi itibarıyla 72.532,00 Euro alacaklı olduğu, davalının yabancı para açısından cari/açık hesabının incelenmesinde; davalının davacıya dava tarihi itibarıyla borçlu olmadığı, tarafların yabancı para 72.532,00 Euro fark bulunduğu, davalının yabancı para açısından cari/açık hesapları arasında dava tarihi itibarıyla borçlu olmadığı, tarafların yabancı para açısından cari/açık hesapları arasında dava tarihi itibariyle 72.532,00 Euro fark bulunduğu, bu farkın nedeninin; davalının ticari defter kayıtlarında yer alan davalı tarafından davacı adına düzenlenmiş 05.02.2019 tarihli,------- faturasının davacının ticari defter kayıtlarında bulunmaması olduğu, davacı tarafın davalının sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeni ile fazlaya dair talep hakları saklı kalmak kaydı ile ödemek durumunda kaldığı fark bedellerinin davalıdan tahsil edilmesine karar verilmesini istedi dava değerini 72.532,00 Euro (447.181,53 TL) olarak gösterdiği, Lojistik ve Taşıma Süreci Yönünden; davacının bir yıllık çerçeve taşıma sözleşmesine göre davalı ile akdettiği sözleşme gereği davalıdan hizmet alamamasından dolayı 3.kişilerden aldığı hizmet sebebi ile katlandığı fiyat farklarına dayanan alacak miktarı olan 72.532,00 Euro tutarında iki adet fatura ile talep ettiği fark zararı davalıya yansıtmasının taraflar arası sözleşmeye uygun olduğu, tarafların tacir olduğu ve sözleşmelerinde davacının ticari defter kayıt ve belgelerinin delil olarak kabul edileceğinin kararlaştırıldığı, davacının halka açık bir şirket olduğu ve iddia edildiği gibi kötüniyetle fahiş fiyatlarla iş yaptırmasının ve kendisini zarara uğratmasının, daha sonra davalıya yansıtabileceğine güvenerek hukuka ve dürüstlük kurallarına aykırı davranmasının hayatın olağan akışına uygun olmayacağı, davacının ticari kayıtlarında iki adet faturaya dayanan zararının, davalı tarafından yıllık sözleşme ile taahhüt edilen şartlarda ve fiyatlarla hizmet sunulmaması ve fiyat artışı isteminin sözleşmeye uygun olmamasından kaynaklandığı, davalının talep ettiği fiyat artışını alamayınca davacının ticari defter kayıtlarında sabit olan faturalarla 3.kişilere taşıma işini yaptırmak durumunda kalmasının ve fiyatların daha yüksek olmasının olağan olduğu, aradaki fiyat farkından davalının sorumlu olacağı'' yönünde görüşlerini bildirmişlerdir.Bilirkişi heyeti 24.04.2023 tarihli ek raporunda özetle, ''Davalı, davacı tarafından düzenlenen faturalara davalı tarafından yasal süresi içinde itiraz edildiğini, dolayısı ile faturada yer alan tutarın tazminat miktarı olarak esas alınmasının yanlış olduğunu, tazminat miktarının belirlenebilmesi için her şeyden önce, davacının üçüncü kişilere yaptırmış olduğu taşımaların davalı ile akdedilen sözleşme kapsamında kaldığının ve üçüncü kişilere ödenen navlun ücretlerinin piyasa rayiçlerine uygunluğunun tespit edilmiş olması gerektiğini, oysa rapor içeriğinde bu yönde de bir tespitin mevcut olmadığını” beyan etmiş olup bu hususta taşımacılık yönünden değerlendirme yapıldığında düzenlenen navlun ücretlerinin rayiçlere uygunluğunun ancak her bir taşıma için ayrı ayrı irdelenmesi gerektiği, özellikle acil ve ani araç ihtiyaçları, sürekli veya belirli süreli bir işbirliği olmaksızın taşımalar yapıldığı; özellikle kurdaki artışlar sonrası acil ve programsız araç tedariklerinden dolayı davacının katlandığı navlun tutarlarının içinde bulunulan süreçle uyumlu olduğunun değerlendirildiğini, Davalı, “TBK m. 20-25 maddelerine göre genel işlem şartları yönünden sözleşmeye ilişkin bir değerlendirme yapılmadığını, dosyaya ibraz edilen metnin, davacının açmış olduğu ihale şartnamesine göre davalının ihaleye katılmak üzere ihale öncesi imzalayıp davacıya göndermiş olduğu metin olduğunu, ihale katılımı için imzalanıp verilen sözleşme şartlarının müzakere edilmediğini” beyan etmiş olup bu hususta borçlar mevzuatına yönelik değerlendirme yapıldığında; Genel işlem koşulları, sözleşme taraflarından birinin, ileride kuracağı sözleşmelerde karşı âkidine değiştirmeden kabul edilmek üzere sunma niyetiyle önceden, tek yanlı olarak saptadığı sözleşme koşullarıdır. 6098 Sayılı TBK'nın 20/1 hükmünde “genel işlem koşulları” ilk defa tanımlanmış olup anılan madde “Genel işlem koşulları, bir sözleşme yapılırken düzenleyenin, ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla önceden, tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleridir. Bu koşulların, sözleşme metninde veya ekinde yer alması, kapsamı, yazı türü ve şekli, nitelendirmede önem taşımaz.” şeklindedir. TBK m. 21 hükmü “Karşı tarafın menfaatine aykırı genel işlem koşullarının sözleşmenin kapsamına girmesi, sözleşmenin yapılması sırasında düzenleyenin karşı tarafa, bu koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi verip, bunların içeriğini öğrenme imkânı sağlamasına ve karşı tarafın da bu koşulları kabul etmesine bağlıdır. Aksi takdirde, genel işlem koşulları yazılmamış sayılır. Sözleşmenin niteliğine ve işin özelliğine yabancı olan genel işlem koşulları da yazılmamış sayılır.”; TBK m. 22 hükmü “Sözleşmenin yazılmamış sayılan genel işlem koşulları dışındaki hükümleri geçerliliğini korur. Bu durumda düzenleyen, yazılmamış sayılan koşullar olmasaydı diğer hükümlerle sözleşmeyi yapmayacak olduğunu ileri süremez.”; TBK m. 25 hükmü ise “Genel işlem koşullarına, dürüstlük kurallarına aykırı olarak, karşı tarafın aleyhine veya onun durumunu ağırlaştırıcı nitelikte hükümler konulamaz.” şeklindedir. TBK m. 20 hükmündeki tanımdan anlaşılacağı üzere genel işlem koşullarının varlığını kabul edebilmek için bazı unsurların gerçekleşmiş olması gerekir. Genel işlem koşulları, kural olarak bir sözleşmenin içeriğini düzenlemek üzere hazırlanır ve bu faaliyet tek taraflı olarak sözleşmenin kurulmasından önce gerçekleşir. Amaç, birden fazla sözleşme ilişkisinde kullanılacak koşulları saptamak ve bunları karşı âkidin müdahalesine imkân tanımadan bir kül olarak sözleşmeye dâhil etmektir. Bu koşulların nasıl hazırlandığı, kâğıda dökülüp dökülmediği, yazı türü, metnin sözleşme metnine dâhil olup olmadığı gibi hususlar genel işlem koşulu nitelendirmesi açısından önem taşımaz. Genel işlem koşullarının varlığını kabul edebilmek için karşı âkidin bunların içeriğine etki edememiş olması gerekir. Bu nedenle genel işlem koşullarının unsurları ---------------- bir sözleşmenin koşullarını oluşturmaları, sözleşmenin kurulmasından önce düzenlenmeleri, birden fazla sözleşme ilişkisinde kullanılmak üzere düzenlenmeleri ve genel işlem koşulları kullanan tarafından sözleşmeye dâhil edilmek niyetiyle karşı âkide sunulmalarıdır. Benzer yöndeki ---------------- belirtildiği üzere sözleşme hükümlerinin genel işlem koşulları olarak kabul edilebilmesi için bu hükümlerin; sözleşme hükmü olması, önceden tek taraflı olarak hazırlanması, ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanılmak amacıyla düzenlenmiş olması ve belirtilen nitelikteki sözleşme hükümlerinin kullanan tarafından sözleşme yapılırken karşı tarafa sunulması gerekir. Ancak bu dört unsurun tamamını taşıyan sözleşme hükümleri genel işlem koşulu olarak nitelendirilir. Bu unsurlardan birinin dahi eksik olması, sözleşme hükümlerinin genel işlem koşulu olarak nitelendirilmesine engel olur. Genel işlem koşullarına ilişkin -------------- TBK 25. madde bağlamında TMK 2. hükümleri çerçevesinde bir değerlendirme yapılması, sözleşme hükümlerinin genel işlem koşulu içermediğinin kabulü halinde ise yine de TBK 25. maddesi bağlamında dürüstlük kuralı çerçevesinde inceleme yapılıp bir karar verilmesinden ibarettir.-------------sözleşme hükümlerinin öncelikle genel işlem koşulu olup olmadığı denetlenmelidir. Genel işlem koşullarını düzenleyen maddeler emredici hükümlerdir. Genel işlem koşulları, taraflar arasında bozulan menfaat dengesini tekrar kurmayı ve sözleşme adaletini sağlamayı, denetim yolu ile gerçekleştirir. Bu denetimler, kapsam denetimi (TBK. m. 21/1), şaşırtıcı genel işlem koşulu denetimi (TBK. m. 21/2), yorum denetimi (TBK. m. 23), değiştirme ve yeni düzenleme yapma yasağı denetimi (TBK. m. 24) ile içerik denetimi (TBK. m. 25) diye sıralanabilir. Yine genel işlem koşulları içinde öngörülmüş bu denetimler farklı yaptırımlara bağlanmıştır. Kapsam, şaşırtıcı genel işlem koşulları, değiştirme ve yeni düzenleme yapma yasağı denetiminin yaptırımı yazılmamış sayılma, “yorum denetiminin müeyyidesi aleyhe yorum, içerik denetiminin yaptırımı ise kısmi hükümsüzlüktür (TBK m. 27/1. Kapsam denetiminden (BK. m. 21/1), şaşırtıcı genel işlem koşulları denetiminden, (BK m. 21/2), değiştirme ve yeni düzenleme yapma yasağı denetiminden (BK. m. 24) geçen genel işlem koşulları bu denetimleri geçemeyen genel işlem koşullarının aksine sözleşmede geçerli bir şekilde kalmaya devam eder. Ayrıca bir sözleşme düzenlemesi genel işlem koşulu olarak nitelendikten sonra, kapsam denetimi yönünden, müzakere yapıldığını ispat yükü genel işlem koşuluna dayanan tarafa geçer. Bu ispat yükü ancak sözleşme metni dışındaki unsurlarla yerine - getirilebilir. Şaşırtıcı genel işlem koşulları ile değiştirme ve yeniden düzenleme yapma yasağı denetimi dışında kalan ve denetim sonucu yazılmamış sayılarak sözleşme dışında bırakılan genel işlem koşullarının, sözleşmede meydana getirebileceği sözleşme boşluklarının hakim tarafından doldurulması gerekmektedir. --------------------- koşulları içeren sözleşmenin tarafların karşılıklı irade açıklamalarının uygunluğu ve uyuşmasının sağlandığı, sözleşmenin her hükmünün tartışma ve pazarlık konusu yapıldığı, karşı tarafın sözkonusu krediye ilişkin olarak neye, ne zaman, ne miktarda ödeme yapması gerektiği konusunun açık ve net bir şekilde tespit edilmediği bu haliyle mahkemesince genel işlem koşulları içeren sözleşmenin varlığının kabulü ve TBK'nın 20 ve devamı maddelerinin dava konusu olaya uygulanmasının isabetli olduğu anlaşılmıştır.” ----------------------- şaşırtıcı genel işlem koşulları denetiminden, (BK m. 21/2), değiştirme ve yeni düzenleme yapma yasağı denetiminden (BK. m. 24) geçen genel işlem koşulları bu denetimleri geçemeyen genel işlem koşullarının aksine sözleşmede geçerli bir şekilde kalmaya devam eder. Ayrıca bir sözleşme düzenlemesi genel işlem koşulu olarak nitelendikten sonra, kapsam denetimi yönünden, müzakere yapıldığını ispat yükü, genel işlem koşuluna dayanan tarafa geçer. Bu ispat yükü ancak sözleşme metni dışındaki unsurlarla yerine getirilebilir. Şaşırtıcı genel işlem koşulları ile değiştirme ve yeniden düzenleme yapma yasağı denetimi dışında kalan ve denetim sonucu yazılmamış sayılarak sözleşme dışında bırakılan genel işlem koşullarının, sözleşmede meydana getirebileceği sözleşme boşluklarının öncelikle emredici ve yedek hukuk kuralları ile bu tür kuralların olmaması halinde ise varsa örf ve adet kuralları ile bunların da yokluğu halinde hâkimin hukuk kuralı meydana getirmesi ile doldurulması gerekir. Böylelikle genel işlem koşulları ile taraflar arasında bozulmuş olan hak ve borçların adil dağılım dengesi yanı menfaatler dengesi sağlanmış olur.” bu kapsamda “imzalanıp verilen sözleşme şartlarının müzakere edilmediği” yönündeki iddia bakımından TBK m. 21 (“Karşı tarafın menfaatine aykırı genel işlem koşullarının sözleşmenin kapsamına girmesi, sözleşmenin yapılması sırasında düzenleyenin karşı tarafa, bu koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi verip, bunların içeriğini öğrenme imkânı sağlamasına ve karşı tarafın da bu koşulları kabul etmesine bağlıdır. Aksi takdirde, genel işlem koşulları yazılmamış sayılır.) hükmünce “kapsam denetimi yönünden” müzakere yapıldığını ispat yükünün, genel işlem koşuluna dayanan davalı tarafa geçeceği, bu ispat yükünün ancak sözleşme metni dışındaki unsurlarla yerine getirilebileceği, dosya kapsamı incelendiğinde sözleşme metni dışında kalan başkaca bir delil ile taraflar arasında sözleşme öncesinde anılan hükümler açısından TBK m. 21/1 hükmüne göre müzakere yapıldığını, sözleşmenin yapılması sırasında düzenleyenin karşı tarafa, bu koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi verip, bunların içeriğini öğrenme imkânı sağlayıp sağlamadığına ilişkin bir belgeye rastlanmadığı, hal böyle olmakla anılan sözleşme hükümlerinin TBK m. 20 vd. hükümlerince genel işlem koşulu sayılarak TBK m. 21/1 hükmünce yazılmamış sayılıp sayılmayacağını, TBK m. 25 hükmüne aykırılığın bulunup bulunmadığını takdir, TMK m. 4 hükmünce mahkemeye aittir. davalı, “davalının sözleşmeye aykırı hareket edip/etmediğinin, temerrüde düşüp düşmediğinin, temerrüde düşmüş ise ne şekilde düştüğünün öncelikle somut bir biçimde belirlenmesi gerektiğini” beyan etmiş olup bu hususta borçlar mevzuatına yönelik değerlendirme yapıldığında kök raporda da belirtildiği üzere eğer mahkemece taraflar arasında geçerli olarak “Karayolu Taşıma Sözleşmesi"nin kurulduğu kabul edilir ise bu halde sözleşme hükümlerinin tarafları bağlayıcı olduğu Ve sözleşmenin 6.1.3. maddesi “ŞİRKET, sözleşme feshinden bağımsız olarak Hizmet'in eksik, kusurlu veya geciktirilerek yerine getirilmesi gibi hallerde veya herhangi bir aksama olması halinde, hakim kararına gerek olmaksızın Hizmeti taşıyanın nam ve hesabına üçüncü kişilerden temin edebilir. Hizmetin başka taşıyandan temin edilmesi nedeniyle bir fiyat farkı, masraf ve sair bir zarar oluşması halinde taşıyan, şirketin ilk yazılı talebi halinde oluşan bu fark ve masrafları ve ayrıca şirketin bu nedenle uğrayacağı her türlü zararını nakden ve defaten ve derhal ödeyeceğinin kabul, beyan ve taahhüt eder.” şeklinde olduğundan bu hüküm uyarınca davalının, borcunu kısmen ifa etmediği kabul edilir ise (sözleşmenin feshine veya mahkeme kararına gerek olmaksızın) davacının, taşıma işini üçüncü kişilere yaptırma hakkına sahip olduğu; davacının işi üçüncü kişiye yaptırması dolayısıyla uğradığı zarar varsa bundan davalının sorumlu olduğu kanaatine varılabileceği, davalının (sözleşmenin 6.1.3. maddesinde belirtildiği üzere) hizmeti “eksik, kusurlu veya geciktirilerek, aksama ile yerine getirip getirmediği; temerrüde düşüp düşmediği hususunda” taşımacılık yönünden değerlendirme yapıldığında davalının sözleşmeye uygun taşıma yapamayacağını bildirdiği, ek ücret artışı ve sözleşmede değişiklik talep ettiği, bundan sonra da taşımaları davacının başkaca kişilere yaptırdığı dosya kapsamında tespit edilmektedir. Buna göre hukuki niteleme ve değerlendirmesi yüce mahkemeye aittir. Davalı, “sözleşmenin tarafları bağlayacağı kabul edilse bile davalının temerrüdü veya sözleşmeyi feshetmesi söz konusu olmadan davacının, sözleşmeye konu taşımaları üçüncü kişilere yaptırmasının ve aradaki farkı davalıdan talep etmiş olmasının yasaya aykırı olduğunu, davacının sözleşmeye konu taşımaları üçüncü kişilere yaptırabilmesi için davalının davacı tarafından talep edilen taşımaları yapmayı reddetmiş, yapmamış olması veya sözleşmeyi feshetmiş olması gerektiğini; davalının 03.10.2018 tarihli mailinden de görüleceği üzere bu mail ile davalının, navlun fiyatlarını revize edilmesini talep ettiğini ve bu konunda davacı ile görüşme yapma istediğini davacıya bildirdiğini; davacı tarafından iddia edildiği gibi "taşıma hizmetinin sunulmayacağına ilişkin" bir beyanın mevcut olmadığını; davacının bu maile dayanarak, davalının taşımaları yapmadığı veya davacı talebine rağmen davalının taşıma yapmaktan imtina ettiği sonucunu çıkarmanın mümkün olmadığını; bu maili gerekçe göstererek davacının, davalı yerine taşımaları üçüncü kişilere yaptırmış olmasının ne sözleşmeye ne de TBK'nun akdin ifasına yönelik hükümlerine uygun olduğunu” beyan etmiş olup bu hususta borçlar mevzuatına yönelik değerlendirme yapıldığında sözleşmenin 6.1.3. maddesi “şirket, sözleşme feshinden bağımsız olarak Hizmet'in eksik, kusurlu veya geciktirilerek yerine getirilmesi gibi hallerde veya herhangi bir aksama olması halinde, hakim kararına gerek olmaksızın hizmeti taşıyan'ın nam ve hesabına üçüncü kişilerden temin edebilir. Hizmetin başka taşıyan'an temin edilmesi nedeniyle bir fiyat farkı, masraf ve sair bir zarar oluşması halinde taşıyan, şirketin ilk yazılı talebi halinde oluşan bu fark ve masrafları ve ayrıca şirketin bu nedenle uğrayacağı her türlü zararını nakden ve defaten ve derhal ödeyeceğinin kabul, beyan ve taahhüt eder.” şeklinde olduğundan (eğer davalının, borcunu kısmen ifa etmediği kabul edilir ise) bu hüküm uyarınca sözleşmenin feshine veya mahkeme kararına gerek olmaksızın davacının, taşıma işini üçüncü kişilere yaptırma hakkına sahip olduğu; davalı, “davalının fiyat revize talebine karşılık, 19.10.2018 tarihli mailde ise davacı fiyat artışının kabul edilemeyeceğinden bahisle teminat mektubu ve ıslak imzalı sözleşme metinin gönderilmesi, taşıma hizmetlerine devam edilmesi talep edilerek, eğer bunlar yapılmaz ise tekrar ihaleye çıkılacağı ve uğranılacak zararların rücu edileceğinin davalıya bildirildiğini; bu maili ile davacının, sözleşmeye göre taşımaların yapılmasını davalıdan talep edeceğini beyan ettiğini, sözleşmeye göre de davalının taşıma yapabilmesi için yapılacak taşımalar için öncelikle davacının talepte bulunmuş olması gerektiğini, ------------------------yevmiye numaralı ihtarnameye eklediği listeden ve 05.7.2021 tarihli raporun eki listeden davacının 07.9.2018 tarihinde itibaren sözleşmeye konu taşımaları üçüncü kişilere yaptırmaya başladığının ve devam ettiğinin görüldüğü, söz konusu listeye göre davacı davalının fiyat farkı talebinden önce sözleşmeye konu taşımaları; davalı yerine üçüncü kişilere yaptırdığını; gerek sözleşmeye gerekse iki taraflı sözleşmelerde ifa yükümlülüğünü düzenleyen hükümlere göre davalının taşıma yapmak olan ifa yükümlülüğünü ifa edebilmesi için öncelikle davacının taşıma yapılması talebini davalıya iletmiş olması gerektiğini, somut olayda davalının fiyat artış talebinden önce davacının taşımaları üçüncü kişilere yaptırmaya başladığı görülmesinin yanında üçüncü kişilere yaptırmış olduğu taşımaları davalıdan talep ettiğine, davalının talep edilen taşımaları yapmadığına, davalının talebe rağmen yapmamış olması nedeni ile taşımaları üçüncü kişilere yaptırmak zorunda kalındığına ilişkin bir delil olmadığını” beyan etmiş olup bu hususta taşımacılık yönünden değerlendirme yapıldığında, söz konusu taşımaların davalı tarafından akdedilen sözleşmeye göre yapılmadığı, bu nedenle davacı tarafından 3. kişilerden taşıma hizmeti alındığı değerlendirilmiştir. Takdir ve değerlendirmesi yüce mahkemeye aittir. Mali Yönden değerlendirme yapıldığında; Davacı vekilinin bilirkişi raporuna beyan dilekçesi ve davalı vekilinin bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinin incelenmesi ve değerlendirilmesi sonucu; 05.07.2021 tarihli bilirkişi kök raporunda mali müşavir bilirkişi olarak mali yönden yapmış olduğum tespit ve değerlendirmeler ile ilgili değiştirilecek bir husus bulunmadığı, Taraflar arasındaki asıl ihtilafın; dava konusu alacağın dayanağı olan, davacı ---------------------------adet faturayı davacının düzenlemeye hakkının bulunup bulunmadığı, bu faturalara konu taşıma fark bedellerinden davalının sorumlu olup olmadığı hususlarından kaynaklanmakta olduğu, taraflar arasındaki ihtilafa konu tutarın, söz konusu faturaların toplamı kadar olduğu, dava konusu alacağın dayanağı olan 2 adet faturadan dolayı davacının davalıdan alacaklı olup olmadığının, bilirkişi kök raporunda ve işbu bi ek raporunun sonuç başlıklı bölümünde sözleşme uzmanı ve taşıma uzmanı bilirkişiler tarafından değerlendirildiği,'' yönünde görüşlerini bildirmişlerdir.
Bilirkişi 12.12.2023 tarihli raporunda özetle, " 2018 yılı şartları düşünüldüğünde; 25.05.2018 - 10.10.2018 tarihleri arasında; yakıt gideri, personel gideri, periyodik bakım onarım ve diğer giderlerle ilgili 4,5 aylık sürede sözleşmenin başında belirlenen taşıma ücretlerinin ön görülemez derecede davalı yönünden sözleşmeyi çekilmez hale getirecek” şekilde taraflar arasında mutabık kalınan taşıma ücretlerinde olağanüstü bir artış olmadığı görülmekle birlikte; Bu etkenler dışında; sektörel piyasa koşullarında ------önemli derecede etki eden, İthalat - İhracat dengesinin bozulmasından kaynaklı olarak -----dolu gidip ----- boş dönmek zorunda kalan yani boş gelen araç oranının artması nedeniyle ve bunun paralelinde, taraflar arasında 1 yıl geçerli olacağı konusunda mutabık kalınan taşıma ücretleri de dikkate alındığında davalı taşıma şirketinin taşıma maliyetlerini karşılamayacağı" yönünde görüşlerini bildirmişlerdir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Davalının,------- tarihinde başlatılan yurtdışı karayolu ihracat ihalesini kazandığı, ihaleye katılım sağlarken --------- tarihli e-posta ile ihaleyi kazandığının bildirildiği, ihale süreci sonrasında kazandıkları rotalarda taşıma hizmetini fiilen de sunmaya başladığı, daha sonra davalının davacı şirkete gönderdiği e-maili ile karayolu ihracat ve ithalat dengelerinin değişmesini öne sürerek fiyat artışı talebi olduğunu, fiyat listesinde karşılıklı anlaşma sağlanamaması halinde taşıma hizmeti sunmayacağını bildirdiği, davalının fiyat artışını kabul etmediği, bundan sonraki süreçte davacının taşıma işini 3. Kişilere yaptırdığı hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, uyuşmazlığın, taraflar arasında geçerli bir sözleşme ilişkisi kurulup kurulmadığı, kurulmuş ise davalının fiyat artışı talebinde bulunup bulunamayacağı, davacının 3. Kişilere taşıma yaptırmak zorunda kalması nedeniyle oluşan zararını davalıdan sözleşme gereğince talep edip edemeyeceği, 3. Kişilere yaptırdığı taşıma bedellerinin kadri maruf olup olmadığı noktasında toplandığı görülmüştür.
Dosya kapsamı incelendiğinde adi yazılı şekilde ------- dosyaya sunulduğu görülmekle birlikte sözleşmenin 3.1. hükmünde sözleşmenin 01.05.2018 tarihinde başlayacağı, 01.05.2019 tarihinde ise sona ereceği düzenlenmiş, sözleşmenin her sayfasında imza ve son sayfasında da davalı şirketin kaşesi ve kaşe üzerinde imza olduğu; ayrıca adi yazılı şekilde, --------- dosyaya sunulduğu görülmekle birlikte sözleşmenin her sayfasında imza ve son sayfasında da davalı şirketin kaşesi ve kaşe üzerinde imza olduğu; bununla birlikte davalı çalışanı tarafından 03.10.2018 tarihinde davacı çalışanına gönderilen e-mailde ülkede yaşanan döviz değişkenliği, ekonomik kriz vs. Sebepleriyle sözleşmedeki tarife kısmının değiştirilmesi önerisinde bulunduğu anlaşılmakta olup davalı şirketin, “Karayolu Taşıma Sözleşmesinde kaşesinin ve imzasının bulunması, davalının fiili olarak taşıma hizmetine başlamış olması ayrıca davalı çalışanı tarafından 03.10.2018 tarihinde gönderilen e-mail içeriğindeki irade beyanı da göz önüne alındığında TBK m. 1 hükmü gereğince karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanları ile taraflar arasında “Karayolu Taşıma Sözleşmesi'nin kurulduğu kanaatine varılmıştır. “Karayolu Taşıma Sözleşmesi"nin 5.6.maddesinde “İşbu sözleşmede belirtilen ücret dışında taşıyan her ne ad ve nam altında olursa olsun başkaca bir bedel, masraf ya da fiyat farkı kabul edemez.” şeklinde hükme yer verildiği, ayrıca mahkememizce sözleşmenin başından davalının ihtarına ( ücret değişikliği talep ettiği maile kadar) kadar geçen süre için sözleşmenin başında belirlenen taşıma ücretlerinin ön görülemez derecede davalı yönünden sözleşmeyi çekilmez hale getirip getirmediği yönünde rapor alınmış, bilirkişi raporunda 2018 yılı şartları düşünüldüğünde; 25.05.2018 - 10.10.2018 tarihleri arasında; yakıt gideri, personel gideri, periyodik bakım onarım ve diğer giderlerle ilgili 4,5 aylık sürede sözleşmenin başında belirlenen taşıma ücretlerinin ön görülemez derecede davalı yönünden sözleşmeyi çekilmez hale getirecek” şekilde taraflar arasında mutabık kalınan taşıma ücretlerinde olağanüstü bir artış olmadığını belirtmiştir. Her ne kadar raporda ayrıca bu etkenler dışında; sektörel piyasa koşullarında ------ bozulmasından kaynaklı olarak ------ boş dönmek zorunda kalan yani boş gelen araç oranının artması nedeniyle ve bunun paralelinde, taraflar arasında 1 yıl geçerli olacağı konusunda mutabık kalınan taşıma ücretleri de dikkate alındığında davalı taşıma şirketinin taşıma maliyetlerini karşılamayacağı belirtilmiş ise de aracın boş dönme durumunun farazi olarak değerlendirildiği kanaatine varıldığından bu görüşe mahkememizce itibar edilmemiştir. Sözleşmenin 6.1.3. maddesinde “şirket, sözleşme feshinden bağımsız olarak hizmetin eksik, kusurlu veya geciktirilerek yerine getirilmesi gibi hallerde veya herhangi bir aksama olması halinde, hakim kararına gerek olmaksızın hizmeti taşıyan'ın nam ve hesabına üçüncü kişilerden temin edebilir. Hizmetin başka taşıyandan temin edilmesi nedeniyle bir fiyat farkı, masraf ve sair bir zarar oluşması halinde taşıyan, şirket in ilk yazılı talebi halinde oluşan bu fark ve masrafları ve ayrıca şirketin bu nedenle uğrayacağı her türlü zararını nakden ve defaten ve derhal ödeyeceğinin kabul, beyan ve taahhüt eder.” şeklinde hükme yer verildiğinden bu hüküm uyarınca davacının, taşıma işini üçüncü kişilere yaptırma hakkına sahip olduğu; davacının işi üçüncü kişiye yaptırması dolayısıyla uğradığı zarar varsa bundan davalının sorumlu olduğu kanaatine varılmıştır. Davalı taraf her ne kadar davacının öncelikle kendilerinde araç talep etmeksizin doğrudan üçüncü kişilere yaptırmış olduğu taşımalardan kaynaklanan fiyat farkını kendilerinden talep etmesinin mümkün olmamasının yanında, üçüncü kişilere yaptırmış olduğu taşımalarda piayasa rayiçlerini gözetmeksizin ve zararın artmasını engelleyebilecek tedbirleri almamak suretiyle keyfi ve afaki bedellerle yaptırmış olduğu taşıma bedelleri ile sözleşme bedeli arasındaki fiyat farkını kendilerinden talep etmesinin mümkün olmadığını savunmuş iseler de, davalı yukarıda bahsi geçen mailde açıkça fiyat listesinde karşılıklı anlaşma sağlanamaması halinde taşıma hizmeti sunmayacağını bildirdiğinden davacının bundan sonra her bir taşıma için sürekli davalıdan araç talep etmesinin beklenemeyeceği, zira davalının taşıma yapmama iradesini zaten ortaya koyduğu kanaatine vardığından bu yöndeki savunmalarına itibar edilmemiştir. Yine 3. Kişilere yaptırılan taşıma bedellerinin kadri maruf olduğu denetime elverişli olan ve hükme esas alının bilirkişi raporu ile de belirtildiğinde fiyatların fahiş olduğu savunmasına da itibar edilmemiş, davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın KABULÜ ile;
1-72.532,00 Euro'nun dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Alınması gerekli karar harcı 30.546,97-TL'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 7.636,75‬-TL harcın mahsubu ile bakiye 22.910,22-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafça yatırılan 7.636,75‬-TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 44,40-TL başvuru harcı, 226,05‬-TL tebligat ve müzekkere gideri, 6.800‬,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 7.070,45-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
5-TTK 5/A maddesi ve 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A fıkrası ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca 1.096,27-TL arabuluculuk ücreti davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. 13 maddesindeki esaslara göre belirlenen 68.605,41-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333.maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine,
Dair karar, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, karar gerekçesinin tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ----------Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olarak verildi, açıkça okundu usulen tefhim olundu. 03.04.2024