WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 08 Haziran 2026

İSTANBUL ANADOLU 5. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2018/258
KARAR NO: 2024/145
DAVA: Ticari Şirket ( TTK 531. Maddesi Uyarınca Fesih İstemli)
DAVA TARİHİ: 02/03/2018
KARAR TARİHİ: 21/02/2024

Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Fesih İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirketin 10.02.1962 tarihinde ---------------sicil nosuna kayıtlı olarak kurulduğu, davacı ----ve müteveffa ----kurucu ortaklarda olduğu, davacı ----- ise tarafların müşterek çocuğu olup sonradan hisse verilmiş ve fiilen uzun yıllar şirkette çalıştığı, müteveffa -----, ölüm tarihi olan 10 Kasım 2011 tarihine kadar şirketin ticari faaliyetleri ile bizzat ilgilenerek şirketi büyüterek varlığını koruduğu, ----- 10 Kasım 2011 tarihinde, ani bir kalp krizi sonucu vefat etmesi neticesinde, geriye mirasçı olarak davacı müvekkilleri ile müteveffanın evlilik dışı birlikteliğinden olma 3 çocuğu olduğu, ----- ani ölümü ile birlikte, ilk andan itibaren, müvekkilleri açısından son derece zorlu bir psikolojik ve ekonomik süreç başladığı, müteveffanın nüfusuna kayıtlı olan bu üç çocuk, hisse oran fazlalığının verdiği imkandan da yararlanmak suretiyle öncelikle şirket yönetimini ele geçirdikleri, zamanla müvekkillerinin şirketle olan tüm irtibatını kestikleri, izah edilen nedenlerle öncelik ve ivedilikle, davacı müvekkilleri şirket hisseleri en büyük teminat teşkil ettiğinden, istemlerinde haklılıkları ve somut delilleri nedeniyle teminatsız olarak, HMK 389 ve devamı hükümleri uyarınca, şirketin menkul ve gayrimenkul mallarının üçüncü kişilere devrinin engellenmesine, üzerlerine her hangi bir takidat kurulmaması için ihtiyati haciz niteliğinde ihtiyati tedbir kararı verilmesine, ilgili tapu müdürlüğüne müzekkere yazılmasına, müvekkilleri davalı şirket yönetim kurulu üyeleri ile bir arada bulunmaları artık tahammül edilemez bir hal aldığından, TTK 531 madde hükmü uyarınca şirketin fesih ve tasfiyesine, şirketin feshi ve tasfiyesi talebimizin kabul görmemesi halinde, huzurdaki dava hakkında verilecek karar tarihine en yakın tarihteki şirket bilanço verileri de dikkate alınmak suretiyle, şirketin tüm malvarlığının yine karar tarihine en yakın tarihteki rayiç değerleri de tespit edilmek, keza şirketin 1962 yılında kurulmuş köklü bir firma olması münasebetiyle yarattığı knowhow değeri de dikkate alınmak suretiyle müvekkillerinin hisselerinin rayiç gerçek değerlerinin bilirkişiler marifetiyle belirlenmek suretiyle davacılara ödenmesi suretiyle ortaklıktan çıkmalarına, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacılar vekilinin ----ile ilgili ileri sürdüğü iddiaların mesnetsiz ve sayın mahkemeyi yanıltmaya yönelik olduğu, davacılar vekilini bir dönem müvekkili şirkette Genel Müdür Yardımcısı olarak çalışmış olan -----ile ilgili beyanlarının gerçeğe aykırı olduğu, davacıların iddialarının zamanaşımına uğradığı,---- Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ----- Esas sayılı dosyasında yer alan özel denetçi rapor eksik inceleme ve değerlendirme sonucu oluşturulmuş bir rapor olup itibar edilmemesi gerektiği, davacılar vekilinin özvarlık kaybına yönelik iddialarının gerçeği yansıtmadığı gibi müvekkili şirkete ait gayrimenkullerin kira bedellerinin çok altında olduğu iddiası da gerçeğe aykırı olduğu, davacılar vekilinin ifadesiyle şirket arazisinin elden çıkarılması yani müvekkili şirketin gayrimenkullerinin satılabilmesi için TTK gereğince genel kurulda %75 oy çokluğu gerekli olduğundan müvekkillerinin onayı olmadıkça gayrimenkul satışı mümkün olamayacağından tamamıyla fuzuli ve mahkemeyi yanıltmaya yönelik ifadelere itibar edilmemesi gerektiği, davacılar vekilinin iddialarının mesnetsiz olduğu, müvekkili şirkette yönetim boşluğu bulunmadığı gibi şirketin tasfiyesini gerektirecek hiçbir hukuki veya fiili durum da bulunmadığından ve müvekkili şirketin 1954 yılından bu yana kesintisiz olarak ve her dönem daha da gelişerek faaliyet gösteren yarım asırlık köklü bir şirket olduğundan davacılar vekilinin tasfiyesini talep etmesinin hiçbir yasal dayanağı bulunmadığından haksız davanın reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili 28.12.2023 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; Davacı müvekkili ----- açısından 80.706.342,55 TL, davacı müvekkili ----- açısından 107.608.456,74 TL olmak üzere toplam 188.314.799,29 TL üzerinden davasını ıslah ettiğini bildirmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, 6102 sayılı TTK'nun 531.maddesi uyarınca davalı şirketin haklı nedenle feshi, feshi mahkeme tarafından uygun bulunmaz ise davacıların karar tarihine en yakın tarihteki gerçek pay değerlerinin ödenerek davacı pay sahiplerinin şirketten çıkartılması talebidir.Davalı ----- Şirketi'nin dosya içerisindeki kayıtlarının incelenmesi sonucu 10.02.1962 yılında kurulduğu, davacıların murisi----- 10.11.2011 tarihinde vefat etmesi üzerine geriye mirasçı olarak davacılar eşi ve kızı ile birlikte dava dışı üç çocuğunun kaldığı, davalı şirketin aile şirketi olduğu ancak davalı şirket hissedarlarının arasında geçmişe dayalı husumet bulunduğu gerekçesi ile 6102 sayılı TTK'nun 531.maddesi uyarınca öncelikle haklı nedenle şirketin feshi, bunun mahkeme tarafından kabul edilmemesi durumunda ise davacıların paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değeri ödenip şirket ortaklığından çıkarılması talep edilmiştir.Uyuşmazlık; davacı şirket hissedarları ile, dava dışı diğer şirket hissedarları arasında geçmişe dayalı bir husumet olup olmadığı, eğer bir husumet var ise bu durumun 6102 sayılı TTK'nun 531.maddesi uyarınca şirketin feshi sebebi sayılıp sayılmayacağı, şirketin borca batık olup olmadığı veya aktif bir şekilde faal olup olmadığı, bu durumda ise fesih sebepleri mevcut ise davacı ortakların kendilerine karar tarihine en yakın tarih itibariyle pay değerlerinin ödenmesi suretiyle ortaklıktan çıkartılması şartlarının olup olmadığı hususlarıdır.Tarafların ortak ve uyumlu beyanları ve dosya içerisindeki ----Ticaret Sicil kayıtları uyarınca davalı şirketin 10.02.1962 yılında kurulduğu, tarafların ortak murisi ----- 10.11.2011 tarihinde vefat ettiği, geriye mirasçı olarak davacı eşi ile birlikte kızının yanı sıra mirasçılık belgesinin incelenmesi sonucu davalı şirkette hissedar olan üç çocuğunun daha olduğu ancak dava dilekçesi ve cevap dilekçesi incelenmesi sonucu davacı taraf ile dava dışı hissedarlar arasında sürekli olarak devam eden ve geçmişe dayalı olarak süre gelen bir husumet bulunduğu, bu durumun da hissedarlar arasındaki ortaklık ilişkisini çekilmez duruma getirdiği, tarafların ortak ve uyumlu beyanları ile sabit olmuştur.Dosya içerisine öncelikle teknik ve mali bilirkişi heyetinden rapor alınmıştır. Ancak tarafların alınan rapora istikrarlı bir şekilde itiraz ederek yeni bilirkişi heyeti oluşturulması talep edildiğinden bu defa mahkememiz tarafından ikinci bilirkişi heyeti oluşturularak hükümde de oluşturulan ikinci bilirkişi heyetinin 21.12.2023 tarihli ikinci ek raporu esas alınarak hüküm kurulmuştur. Yapılan yargılama sonucu; davalı şirketin beyaz eşya sektöründe faaliyet gösteren -----gibi firmalara soğuk şekillendirme parçası imalatları yapmakta olan ve faal olarak çalışmalarına devam eden bir şirket olduğu, teknik bilirkişi heyeti tarafından yerinde yapılan incelemeler sonucu davalı şirketin makine ve mekanik teçhizat yönünden değerlendirmelerinin kalem kalem yapıldığı, bunun yanında taşınmaz gayrimenkullerinin de olduğu ve her birinin ayrı ayrı değerlendirmelerinin yapıldığı, dosya içerisine ikinci heyet tarafından 18.07.2022 tarihli teknik bilirkişi heyeti raporu sunulmuştur. Ardından davalı şirketin mali bilirkişi heyeti tarafından 2019-2023 yıllarına ilişkin ticari defter ve kayıtları incelenmiş, davalı şirketin aktif bir şekilde çalıştığı, net satışlarının 2012 yılından 2020 yılına kadar istikrarlı bir şekilde artarak devam ettiği, bunun yanında dönem zararının da düzenli olarak azaldığı ve şirketin faal durumda olduğu tespit edilmiştir. Davacıların davalı şirketteki hisse paylarının %43,75 oranında olduğu tespit edilmiştir.TTK'nun 531/1.maddesi uyarınca "Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesi'nden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilir. Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip, davacı pay sahiplerinin şirketten çıkartılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir."Somut olayda; davacı hissedarların murisin eşi ve kızı olduğu, davalı şirketin diğer hissedarları olan ve murisin evlilik dışı birliktelikten dünyaya gelen diğer üç çocuğu arasında sürekli bir husumet olduğu, ortaklar arasında kişisel olarak çözümü mümkün olmayan anlaşmazlıklar bulunduğu, bu durumdan kaynaklı olarak da şirket ortaklarının şirkette söz sahibi olmalarına, karar alınmasına engel olduğunun bildirildiği, bu durumun da aktif olarak işleyen şirketin işleyişine zarar verdiği ve kişisel uyuşmazlıkların şirketin menfaatinin önüne geçtiği tespit edilmekle davacıların 6102 sayılı TTK'nun 531.maddesi uyarınca Haklı Nedenle Fesih talepleri yerinde görülmüştür. Ancak dosya içerisine sunulan ve daha önce ibraz edilen birinci kök raporun da ikinci heyet tarafından da teyit edilmesi üzerine şirketin beyaz eşya alımında aktif bir şekilde çalıştığı, düzenli olarak karını her yıl artırdığı, borca batıklık durumunun olmadığı, bu haliyle şirketin feshine karar verilmesinin hem şirket için hem de ülke ekonomisi için büyük kayıp olacağı anlaşıldığından şirketin feshi talebinin reddi gerekmiştir.Ortaklar arasında kişisel uyuşmazlıkların şirketin işleyişine zarar verdiği ve bunun çözümünün mümkün olmadığı anlaşılmakla mahkememiz tarafından 6102 sayılı TTK'nun 531.maddesinin ikinci cümlesi uyarınca davacı ortakların paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek bedellerinin ödenerek ortaklıktan çıkartılması alternatifinin daha hakkaniyetli olduğu kanaati hasıl oluşmuştur. Bu gerekçe ile bilirkişi heyetinden alternatifli çözümler istenmiş ve davalı şirketin makine ve teçhizat alanındaki duran varlıkların yanı sıra bir kısım taşınmazlarının olduğu, davacıların pay bedellerinin kendilerine karar tarihine en yakın tarih itibariyle nakit olarak ödenmesi yolu ile hüküm kurulması durumunda şirketin ekonomik olarak büyük sıkıntı içerisine gireceği anlaşılmakla, davacıların pay toplamları göz önüne alınarak davalı şirkete ait bir kısım taşınmazların davacılar adına verilerek ve kendilerinin ortaklıktan çıkartılması yoluyla uyuşmazlığın çözümünün daha adaletli olacağı ve davalı şirketin de aktif bir şekilde çalışmaya devam edeceği kanaatine varılmıştır.Bilirkişi heyetinden TTK 531.maddesi uyarınca alternatifli çözüm yollarının hazırlanması istenilmiş olup, bilirkişi heyeti tarafından dosyaya sunulan ve hükümde de esas alınan 21.12.2023 tarihli ikinci ek rapor uyarınca üç alternatifli çözüm yöntemi belirlenmiştir. Mahkememiz tarafından birinci alternatifin incelenmesi sonucu davacılardan -----davalı şirkete ait----İlçesi -----Mevkii 1662 ada 25 parsel sayılı taşınmazdan hisse verilmesi, diğer davacı ------ ise aynı yerde bulunan 1662 ada 26 parsel sayılı taşınmazdan hisse verilerek hesaplama yapılmıştır. Ancak bu alternatifte her bir davacıya davalı şirkete ait iki ayrı taşınmazdan hisse verildiği, geri kalan hisselerin şirketin diğer ortaklarına ait olduğu, bu durumun taraflar arasındaki kişisel uyuşmazlığı net olarak çözmeyeceği, sorunların yine devam edeceği tespit edilmiştir.Bilirkişi heyeti tarafından hesaplanan ikinci alternatifte ise her bir davacıya, ----- Mevkii 1662 ada 26 parsel sayılı taşınmazdan payları oranında hisse verildiği, geri kalan hisseninde yine davalı şirket adına dolaylı olarak da diğer hissedarlar adına kayıtlı olduğu, bu durumun da çözüm odaklı olmadığı, tarafların aynı taşınmaz üzerinde hisseye sahip olmalarının somut uyuşmazlığı çözmeyeceği anlaşılmıştır.
Son olarak incelenen üçüncü alternatifli çözümde ise her iki davacının, şirketteki hisse paylarının karşılığı olarak davalı şirketteki özvarlık alacak toplamlarının 188.314.799,29 TL olduğu tespit edilmiştir. Dava konusu edilen----- İlçesi----Mahallesi ----Mevkii 1662 ada 25 parsel sayılı taşınmazın değerinin 146.558.569,94 TL olduğu tespit edilmiştir. İlgili bu taşınmazın tamamının davacılar adına tescil edilmesinin ve üzerine eksik kalan kısmın nakit olarak ödenmesinin daha hakkaniyetli olduğu ve taraflar arasındaki kişisel geçimsizliğin çözümüne dair daha net sonuçlar doğuracağı anlaşılmakla üçüncü alternatifli hesaplama yöntemi kabul edilmiştir. Ancak üçüncü alternatifli hesaplama yönteminde ikinci bilirkişi heyetinin yaptığı maddi hatalar mahkememiz tarafından düzeltilmiştir. Bu haliyle her iki davacının toplam pay oranı olan %43,75 paya karşılık özvarlıktan alacakları pay bedelinin 188.314.799,29 TL olduğu, davalı şirkete ait ----- Mevkii 1662 ada 25 parsel sayılı taşınmazın bedelinin 146.558.569,94 TL olduğu, geriye eksik kalan miktarın ise 41.756.229,35 TL olduğu ve davacılardan ---- verilmesi gereken bedelin 17.895.526,86 TL, diğer davacı ----- verilmesi gereken eksik bedelin 23.860.702,49 TL olduğu anlaşılmakla açılan davanın kabulüne dair davacıların da pay bedellerinin karşılığının kendilerine ödenmesi suretiyle ortaklıktan çıkartılmalarına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Açılan davanın KABULÜ İLE TTK'nun 531 maddesi uyarınca şirketin FESHİ TALEBİNİN REDDİ İLE,
Davacıların Paylarının Karar Tarihi En Yakın Tarih itibariyle Gerçek Değerin Ödenmesi Talebi KABUL EDİLEREK ;
Davacı----- davalı şirketteki pay oranının %18,75 ve özvarlıktan alacağı pay bedelinin 80.706.342,55 TL olduğuna .
Davacı ----- davalı şirketteki pay oranının %25 ve özvarlıktan alacağı pay bedelinin 107.608.456,74 TL olduğuna.Her iki davacının toplam pay oranının %43,75 ve özvarlıktan alacakları pay bedelinin 188.314.799,29 TL olduğuna,Davalı şirkete ait----İlçesi -----Mevkii 1662 ada 25 parsel sayılı taşınmazın arsa ve bina bedelinin 146.558.569,94 TL olduğuna,Davacı ----- pay değeri karşılığı----İlçesi ---- Mahallesi ----- Mevkii 1662 ada 25 parsel sayılı taşınmazın -----hisse payının davalı adına olan kaydının İPTAL EDİLEREK DAVACI---- ADINA TESCİL EDİLMESİNE Davacı ---- pay değeri karşılığı ----İlçesi ----- Mevkii 1662 ada 25 parsel sayılı taşınmazın----- hisse payının davalı adına olan kaydının İPTALİ İLE DAVACI ------ ADINA TESCİL EDİLMESİNE 1662 ada 25 parsel sayılı taşınmazın Davacılar adına tescili ile davacıların karşılanmayan pay değeri eksik kalan 41.756.229,35 TL'nin davacılara hisseleri oranında pay edilmesine,
Davacı ------17.895.526,86 TL pay bedelinin davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine Davacı----- 23.860.702,49 TL pay bedelinin davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine
2-Davacılar ----- davalı----- Şirketi'nin ORTAKLIĞINDAN ÇIKARTILMASINA, karar kesinleştiğinde ----- Gazetesinde Tescil Ve İlanına
3-Alınması gerekli 12.863.783,94 TL karar ve ilam harcının, davacılar tarafından dava açılırken yatırılan 35,90 TL peşin harç ve yargılama sırasında yatırılan 3.215.945,98 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 3.215.981,88 TL'den mahsubu ile bakiye 9.647.802,06 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
4-Davacılar tarafından sarfedilen 37.300‬,00 TL bilirkişi gideri, 459,25 TL posta gideri, dava açılırken harç olarak yatırılan 35,90 TL peşin harç, 35,90 TL başvurma harcı ve yargılama sırasında yatırılan 3.215.945,98 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 3.253.777,03‬ TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
5-Davalı tarafından sarfedilen yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
6-Davacılar yararına A.A.Ü.T. uyarınca takdir edilen 2.187.147,99 TL nispi vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
7-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
İlişkin olarak taraf vekillerinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde ------ Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.