WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 29 Haziran 2026

İSTANBUL ANADOLU 4. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/684 Esas
KARAR NO: 2024/220
DAVA: İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 29/09/2023
KARAR TARİHİ:19/03/2024

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin, davalı şirketin -------- distribütörlüğünü yaptığını, davalı tarafın bu sözleşmeden kaynaklı edimlerine de aykırı davrandığını, davalının anılan sözleşmelerden kaynaklı edimlerine aykırı davranması ve edimlerini yerine getirmemesinden kaynaklanan her türlü dava ve talep haklarının saklı olduğunu, müvekkil şirket ile davalı firma arasında yapılan sözleşme gereğince; davalı firmanın bakiye kur farkından dolayı arada kalan miktarı ödeyeceğinin kararlaştırıldığını, yukarıdaki belirtilen sözleşme uyarınca davalı firma tarafından müvekkile ödenmesi gereken miktarın; icra takibine konu olan asıl alacak tutarının12.975,00 € olduğunu, zira ödenecek olan tutarın taraflar arasında yapılan mail yazışmaları ile belirlendiğini, müvekkil ve davalı -------- Firması arasında yapılan mail yazışmaları da dikkate alındığında davalı ------- firması tarafından gönderilen mail 31.03.2020 tarihli olduğunu, yani bu tarihte dahi borç miktarı belli olmasına rağmen bu miktarın hala müvekkil şirkete ödenmediğini, davalı şirkete başlatılan takibe de haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini, işbu sebeple mahkememizce itirazın iptaline karar verilmesini, Türk Borçlar Kanunu’nun 1. maddesine göre: “Sözleşme; tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulan bir hukuki işlemdir.”, Yargıtay’ın verdiği karara göre; Sözleşme, karşılıklı birbirine uygun irade beyanları ile kurulan bir hukuki işlem türü olduğunu, Sözleşmeler yazılı ve sözlü olarak da kurulabilir.” -------- Bir sözleşmenin kurulabilmesi için tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamaları gerektiğini, ayrıca tarafların sözleşme yapıldıktan sonra o sözleşme ile bağlı kalmasına ise “ahde vefa” ilkesi denildiğini, Yargıtay’ın verdiği karara göre: “Hukukumuzda sözleşmeye bağlılık ilkesi yanında sözleşme serbestisi ilkeleri kabul edilmiştir. Bu kurala göre sözleşme yapıldığı andaki gibi aynen uygulanmalı ve hükümlerine riayet edildiğini, sözleşmeye bağlılık ilkesi hukuki güvenlik, doğruluk ve dürüstlük kuralının bir gereği olarak, sözleşme hukukunun temel ilkelerinden biri olduğunu, müvekkil tarafından takibe konu alacağın tahsili için itiraza konu takip başlatıldığını, davalının bu takibe itiraz ettiğini, takip talebi talebimiz incelendiğinde takibin neden kaynaklandığı anlaşıldığını, dava bakiye kur farkından dolayı itirazın iptaline ilişkindir. Davalının itirazı da kötü niyetli olduğunu, zira dilekçe ekinde sunulan ve taraflar arasındaki yazışmalara göre davalı taraf da borcunu kabul ettiğini ancak ödemediğini, bu nedenle davalının takibe itirazının iptali için huzurdaki davayı açma gereği doğduğunu, taraflarınca huzurdaki dava ikame edilmeden önce zorunlu arabuluculuk yoluna gidildiği ancak davalı ile anlaşma sağlanamadığını, açıklandığı üzere taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uyarınca davalıların ödemekle yükümlü oldukları miktar taraflar arasında yapılan sözleşmeler ve mail yazışmaları uyarınca ödeme yükümlülüğünün de ödeme miktarlarının da hiçbir yoruma mahal vermeyecek şekilde açık olduğunu, durum böyle iken davalıların kötü niyetli olarak ödemelerinin zamanında yapılmadığını, taraflarınca bu alacakların tahsili için icra takibi başlattığımızda da kötü niyetli olarak icra takibine itiraz ederek takibin durmasına sebep olduklarını, icra inkar tazminatı, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesinde düzenlendiğini, maddeye göre, takip talebine haksız itiraz eden borçlunun, miktarı yüzde yirmiden az olmayan icra inkar tazminatına mahkum edilebilmesi mümkün olduğunu, İcra inkar tazminatının şartlarının, alacaklı tarafından ilamsız icra takibi başlatılmış olduğunu, başlatılan ilamsız icra takibinin geçerli bir takip olması gerektiğini, ilamsız icra takibine borçlu tarafından itiraz edilmiş ve takibin durmuş olması gerektiğini, alacaklı itiraz üzerine, süresi içinde itirazın iptali davasını açması gerektiğini, borçlu açısından icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, itirazın iptali davasında borçlu takibe itirazında haksız bulunduğunu, alacak miktarının borçlu tarafından tüm unsurları ile birlikte bilinmesi ve hesap edilebilir nitelikte olması gerektiğini, tüm ayrıntıları ile açıklandığı üzere davalıların borca itiraz dilekçesinde ileri sürdükleri hususların hepsi mesnetsiz ve hukuki dayanaktan yoksun olduğu sebeplerle davalıların asıl alacağın en az %20 si oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini, yukarıda arz ve izah etmeye çalıştığımız nedenler ve yargılama sırasında ortaya çıkacak sair nedenler karşısında fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak üzere fazlaya ilişkin talep ve dava hakkımız saklı kalmak kaydı ile davalı borçlunun -------- Esas icra takibine yönelik olarak yaptığı itirazın iptalini ve takibin devamına karar verilmesini, itirazın kötü niyetle ve takibi geciktirmeye matuf olarak yapıldığı hususu dikkate alınarak borçlunun takip tutarının %20 oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ile taktir edilecek ücreti vekaleten borçlu şirkete yöneltilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın evleviyetle usulden reddedilmesi gerektiği açık olmakla birlikte, sayın uygulanamayacağı hakkında 22. Yukarıda açıklanan usuli itirazlarımız doğrultusunda davanın usulden reddi gerektiği sabit olmakla birlikte, bir an için esas ilişkin inceleme yapılabileceği düşünülse dahi, uyuşmazlık ------- hukukuna değil -------- hukukuna tabi olacağını, 23. Bilindiği üzere, MÖHUK'un 24. maddesi uyarınca sözleşmeden doğan borç ilişkileri tarafların açık olarak seçtikleri hukuka tâbi olduğunu, ------- ile dava dışı -------- arasında imzalanan Distribütörlük Sözleşmesi'nin 16. maddesi uyarınca taraflar sözleşmeden doğan ihtilaflara ------- hukukunun uygulanacağında mutabık kalındığını, bu doğrultuda, mahkemenin davanın esasına girmesi halinde uyuşmazlığa -------- hukukunu uygulaması gerektiğinin açık olduğunu, uyuşmazlığın esasına hiçbir surette -------- hukuku uygulanamayacak olmakla birlikte, davacının ------- hukukundaki genel ilkelere göre dahi talep ettiği alacak kalemine hak kazanamayacağı hakkında davacı ile olan sözleşmeye ve ticari ilişkiye taraf olmayan müvekkil şirketin esasen, davacının uyuşmazlığın esasına ilişkin iddialarına cevap verebilmesi dahi mümkün bulunmadığını, hal böyle olmakla birlikte, herhangi bir hak kaybına mahal vermemek adına, dava dilekçesindeki beyanlarından yola çıkarak davacı şirketin iddialarına cevap verileceğini, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda huzurdaki davanın evleviyetle usulden reddi gerekmekte olduğunu,mahkeme aksi kanaatte olması ve işin esasına girmesi halinde ise -------- hukukunun uygulanması gerektiğinin açık olduğunu, ancak davacının esasen ---------hukukundaki genel ilkelere göre dahi talep ettiği tazminat kalemine hak kazanamayacağının anlaşıldığını, kökleşmiş yargı kararlarında --------- 1958 yılından beri devalüasyonlar ilan edilerek sık sık para ayarlamaları yapılmakta olduğu, -------- parasının değerinin yabancı paralar karşısında düşürüldüğü belirtilerek ülkemizdeki istikrarsız ekonomik durum tahmin olunabilecek bir keyfiyet arz ettiğinin ve öngörülemez olmadığının vurgulandığını, İcra ve İflas Kanunu'nun (“İİK”) 67/(2). maddesi uyarınca, başlatılmış olan icra takibinin haksız ve bu talebin kötü niyetle başlatılmış olduğuna kanaat getirilirse, takibi başlatan aleyhine reddedilen talep tutarının %20'si oranında kötü niyet tazminatına hükmedileceğini, yukarıda açıklandığı üzere, davacının --------- yükleme çabası kötü niyetli kabul edilmediğini, zira, davacı açmış olduğu işbu davanın başarı şansının olmadığının farkında olmasına rağmen, mahkemenin hatalı bir karar verme olasılığına güvenerek huzurdaki davayı açtığını, bu yaklaşım dolayısıyla, gerek müvekkil --------- gerekse Sayın Mahkemenin iş yükü artmış ve birçok masraf yapılmasına sebep olunduğunu, bu kapsamda, davacının bu yaklaşımının kötü niyetli olduğunun kabul edildiğini, davacı İİK madde 67/(2) uyarınca kötü niyet tazminatına mahkum edildiğini, davanın öncelikle yetki ilk itirazımız doğrultusunda usulden reddini, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddini, mahkememiz davanın esasına girmeyi uygun görmesi halinde, davacının haksız ve yersiz açılan davasının ve davadaki tüm taleplerinin esastan dahi reddini, davacı aleyhine talep tutarının %20'si oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:Dava, distribütörlük sözleşmesi gereğince davacının kur fakından oluşan 21.905,45 Euro alacağının tahsili için başlattığı ------- Esas sayılı takibine vaki davalı itirazının iptali davasıdır. Davalı tarafça taraflar arasında hukuki ilişki bulunmadığı, distribitörlük sözleşmesinin dava dışı --------- ile davacı arasında yapıldığı, davalı --------- ve -------- Şirketi'nin bu sözleşmeye taraf olmadığı, pasif husumetin bulunmadığı savunulmuştur.Davacının davasını dayandırdığı sözleşmenin aşağıda da ortaya konulduğu üzere -------- ile davacı arasında akdedildiği, sözleşmede davalının imzasının bulunmadığı görülmüştür. Davalının --------- resmi web sitesinden sicil kayıtları incelendiğinde davalı şirketin -------- isimli şirketten ayrı bir tüzel kişiliğinin bulunduğu, bu şirketin şubesi olmadığı, şirketin ortak kuruluşunun -------- olduğu görülmüştür. Mahkememizce yapılan değerledirmede, davanın distribütörlük sözleşmesi gereğince davacının kur fakından oluşan 21.905,45 Euro alacağının tahsili için başlattığı -------- Esas sayılı takibine vaki davalı itirazının iptali davası olduğu, davacının davasına dayandırdığı ve alacağına dayanak yaptığı distribütörlük sözleşmesinin davacı ile dava dışı -------- arasında imzalandığı, davalının bu sözleşmede imzasının bulunmadığı, taraf da olmadığı, yine yukarıda da açıklandığı üzere --------- şirketinden ya da herhangi bir gerçek kişiden ayrı bir tüzel kişiliği olan davalının yetkilisi tarafından usulüne uygun olarak akdedilmiş bir sözleşmeye taraf olmadan (üçüncü kişilerin tasarrufu ile taraf olmadığı sözleşme nedeniyle) borç altına sokulmasının da mümkün olmadığı, tüm bu sebeplerle davaya konu alacak yönünden husumetin davalıya yöneltilemeyeceği kanaatine varılmış, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere,
1-Davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcının dava açılırken peşin olarak alınan 9.823,20 TL harçtan mahsubu ile bakiye 9.395,60 TL’nin hükmün kesinleşmesinden sonra resen davacıya iadesine,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan vekalet harcına ilişkin 121,60 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Artan gider avansının HMK'nun 333. maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra resen ilgilisine iadesine,
6-Davalı yapılan yargılamada kendisini vekille temsil ettirdiğinden reddedilen dava değeri (633.074,08 TL) üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 7/2 uyarınca hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-6325 sayılı Yasa uyarınca genel bütçeden sarf edilen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine sunulacak dilekçe ile --------- Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 19/03/2024