WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 26 Haziran 2026

İSTANBUL ANADOLU 4. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/417 Esas
KARAR NO: 2024/93
DAVA: Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 12/06/2023
KARAR TARİHİ: 31/01/2024

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ, DÜŞÜNÜLDÜ :
İDDİA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle, İcra Takibi'ne dayanak oluşturan senedin teminaten verilmesi sebebiyle bedelsiz oluşuna istinaden işbu menfi tespit davasının açılması hasıl olduğunu, işbu dava dilekçelerinde sırasıyla (i) senedin dayandığı hukuki ilişkiyi, (ii) icra takibini, (iii) teminaden verilen senedin mahiyetini, (iv) senedin bedelsizliğini ve (v) davalı ... senedi kötüniyetli iktisabını mahkemeye açıklayacaklarını, I. HUKUKİ İLİŞKİ, müvekkili ... ısı ölçüm cihazı olan kalorimetre üretim alanında engin bilgi birikimine sahip olmakla beraber sektörde ve ticari hayatta son derece tanınan bir kişi olduğunu, müvekkilinin,-------- Ticaret Odası'na -------- oda sicil numarasıyla kayıtlı, 11.01.2013 tarihinde tescil olmuş --------Şirketi'nin kurucu ortağı ve müdürü olduğunu, --------- Üniversitesi mezunu Makine mühendisi olan müvekkilinin uzun yıllardır ısı tasarrufu, ısı yalıtımı üzerine -------- çalışmaları yapmakta, projeler geliştirmiş ve hayata geçirdiğini, yaptığı işlerin medyada da yankı bulduğunu, müvekkilinin süregelen zamanda, kalorimetre sayacı ve türevleri ürünlerini kendisine ait bir marka ve ürünlerle ------- bir fabrika kurmak sureti ile imalat yapmaya karar verdiğini, bunun için kendine ait olmasını istediği "-------" ve "---------" markalarını şahsına tescil ettirmek üzere 11.06.2015 tarihinde başvurusunu yaptığını, ilgili harç ödemelerini, danışmalık ücretlerini ödeyerek------- ve --------- markalarına sahip olmuş; bu markaların 25.03.2016 tarihinde müvekkili adına tescil edildiğini, müvekkilinin, toplu üretim yapmak istediği kalorimetre (ısı sayacı) projesi için bilgisayar mühendisi olan --------- isimli kişi ile çalışmaya başladığını ve bu kişiden danışmanlık almaya başladığını, müvekkili ile ---------, bu hususta 06.07.2015 tarihinde danışmanlık sözleşmesi imzaladığını, 2015 yılında yaşanan ticari ve ekonomik değişimler nedeniyle müvekkilinin, yoğun olarak devam ettiği çalışmalarına kısa bir ara vermek zorunda kaldığını, --------- faaliyetlerine devam ettiğini, önemle belirtmek gerekir ki müvekkilinin kendisi ve şirketi --------- bilinen ve prestij sahibi markalar olduğunu, 2019 yılında müvekkilinin, sektörden tanıdığı kişilerin yönlendirmesi ile ısı sayacı alanında projelerle ilgili olarak istekli olduğu bilinen --------- ile tanıştığını, müvekkili ile --------- belirledikleri toplantı gününde ilk toplantılarını gerçekleştirdiklerini, bu toplantı neticesinde tarafların, projeye başlamaya ve süreci birlikte yürütmeye karar verdiklerini, ---------, davalı konumunda olan ... isimli arkadaşının da projeye katılımını müvekkiline teklif ettiğini, bu şekilde üç kişiden oluşan bu ekibin şirket kurulum aşamasına geçtiğini, yapılan toplantılar neticesinde müvekkilinin, bu işle ilgili tüm bilgi ve birikimini, tecrübe, müşteri portföyü, pazar bilgisi ve teknik gereklilikleri, maddi ve manevi yatırım yaptığı -------- ve -------- isimli markaları noterden devretmeyi, satış pazarlama detaylarını şirkete aktarmayı; --------- ve ... ise işin finansmanını sağlamayı üstlenmeyi taahhüt ettiğini ve böylece bir ortaklık kurmaya karar verdiklerini, ... ilk etapta gizli ortak olmak istediğini, görünür ortak olarak kayıtlarda babası --------- yer almasını istediğini, bu hususun taraflarca kabul edildiğini, önemle belirtmek gerekir ki -------- ve .... mühendis olmadıklarını, teknik ve akademik bir bilgileri olmadığını, bu yönde bir eğitim seviyeleri olmadığını, bildikleri kadarıyla üniversite mezunu dahi olmadıklarını, akademik ve teknik bilgiye sahip müvekkili ... kalorimetre (ısı sayacı) projesine finansman desteği vererek ortaklık yapmayı ve bu şekilde birlikte kâr elde etmeyi amaçladıklarını, müvekkilinin daha önce başlattığı bu projesi için danışmanlık aldığı -------- de ortaklarıyla tanıştırdığını ve yapılacak ortaklığın da -------- danışmanlık almaya devam etmesini amaçladıklarını, nitekim proje kapsamında danışmanlık hizmeti alınmak üzere -------- ile muhtelif toplantılar gerçekleştirilerek taraflar arasında sözleşme imzalandığını, aşağıda sözleşmenin taraflarının yer aldığı kısmı mahkemeye sunduklarını, şirketin kuruluş aşamasına gelindiğinde, müvekkilinin üstlendiği yükümlülükleri yerine getirmesini garanti altına almak adına "teminat senedi" düzenlenmesi istendiğini, hatta ve hatta, eşinin de kefil olarak yer alması gerektiği, müvekkilin iş gücü, --------- aktarımı ve marka devir taahhütlerini yerine getirdikten sonra senetlerin iade edileceğinin söylendiğini, müvekkilinin de buna istinaden ... lehine 1.500.000,00 TL ve -------- lehine 1.500.000,00 TL tutarında teminaten senet imzalamış ve verdiğini,------- Şirketi , 14.02.2020 yılında tescil edilerek kurulduğunu, şirket'in kuruluş aşamasında sermaye yapısı ve pay sahipleri şu şekilde olduğunu, - ------- %40, - ... %40, - -------- %20 (müvekkil ... babası), müvekkilinin, merhum --------- oğlu ve aynı zamanda Şirket hisselerinin murisi olduğunu, müvekkilinin Şirket'in kurulduğu dönem gizli ortak olarak kalmayı tercih ettiğini, vefat sonrası gizli ortak olmaktan çıktığını, merhum -------- ve oğlu ...., Şirket'in kuruluşunda aktif rol oynadıktan sonra saf dışı bırakılmak istendiğini, gerçekten de Şirket için müvekkilinin iş gücü sarf ettiğini, teknik bilgilerini, aktardığını, sayaç prototipini oluşturduğunu, marka devirlerini yaptığını, artık satılabilir ve kâr elde edilebilir ürün ortaya çıktıktan sonra ve ürün --------- onayını almaya müsait hale geldikten sonra, --------- ve ..., sonraki süreçte müvekkilinin deneyimine ihtiyaç duymayacaklarını sanmış olacaklar ki, Şirket kârını yalnızca kendileri paylaşmak istediklerinden müvekkilini dışlamaya, Şirket dışına itmeye çalışmaya başladıklarını, açıktır ki, --------- ve ... bu kötüniyetli planı daha en başından kurguladıklarını, müvekkilinin başarısı, bilgi birikimi, iyi niyeti, ticari hayatta tanınırlığı ve tüm emeği ilgili kişilerce açıkça suistimal edildiğini, bu süreçte müvekkili ..., birçok defa sözlü ve yazılı olarak teminaten düzenlenen senedin ciro edileceği yönünde tehditlere maruz kaldığını, müvekkilinin bu şekilde sistematik olarak yıldırılmaya çalışıldığını, diğer yandan davalı ..., müvekkili ... kastederek "-------- senedi bilerek aldı benden, herkes adamını biliyor demek" diyerek senedi ciro edeceği yönünde tehditleri sürdürdüğünü, nitekim senetin, nihayetinde davalı ... ciro edildiğini, gelinen aşamada, tamamen müvekkilini taciz amaçlı olarak işbu İcra Takibi başlatıldığını ve müvekkilinin borcu olmadığı halde bu yüksek meblağdan sorumlu tutulmaya çalışıldığını, müvekkili ..., Şirket için oldukça değerli bilgi birikimini, emeğini, ticari sır sayılabilecek nitelikte tüm sektörel bilgisini bütünüyle ortaya koyduğunu, nitekim senedin veriliş amacı da, bunun teminatını sağlamak olduğunu, ancak müvekkilinin teknik bilgi ve emeğini kötü niyetli bir şekilde kullanıp, ardından müvekkili Şirket'ten kapı dışarı etmek isteyen --------- ve davalı ..., müvekkilini Şirket'ten uzaklaştırmak adına tabiri caizse her yolu denediğini, kötü niyetle başlatılan İcra Takibi'ne dayanak oluşturan senedin teminaten verildiğini, takibe konulan senedin, müvekkil tarafından --------- bilgisini Şirket'e ve -------- davalı ... aktaracağına ilişkin verildiğini, hatta bahsi geçen kişilerin hem şirket kuruluş döneminde hem güncel olarak sürmekte olan davalarda avukatlığını yapan ... müvekkili ile bu yönde konuşmaları bulunduğunu, İcra Takibi'ne konu olan ve teminaten verilen senedin müvekkili ... --------- bilgisini aktarması, iş gücü ortaya koyması, markalarını devretmesi; yani taahhüt edilen edimin yerine getirilmesiyle bedelsiz kaldığını, müvekkili ... ile -------- ve davalı ... arasında geçen konuşmalardan da .... taahhüt ettiği borcunu ve taahhütlerini yerine getirdiği açık bir şekilde anlaşıldığından bahisle haklı davalarının kabulüne, işbu davanın tüm ferileri ile birlikte kabulü ile birlikte borçlunun -------- E. sayılı takip dosyasındaki alacağa ilişkin borçlu olmadıklarının tespitine, bedelsiz olan senedin tedavülü halinde müvekkilinin haksız bir şekilde ödeme tehdidi altında kalmasını önlemek amacıyla senedin taraflarına iadesine, alacaklı olmadıklarını bildiği halde haksız ve kötü niyetli olarak icra takibine girişen davalı aleyhine takibe konu alacak miktarının %20’sinden az olmamak kaydıyla tazminata hükmedilmesine, ve yargılama giderleri ile birlikte vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

SAVUNMA: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle, takibe konu edilen senedin alınan borca karşılık tanzim edildiğini, davacı tarafından müvekkiline gönderilen noter ihtarına karşı gönderilen ihtarda da senedin teminat senedi olmadığı borca karşılık verildiğinin belirtildiğini, kambiyo senetlerinin sebepten mücerret olup davacının senedin teminat senedi olduğu, senedin bedelsiz kaldığına dair iddialarını yazılı delillerle ispatı gerektiğini, bu husustaki ispat yükünün davacıya ait olduğunu, davacı ... piyasaya birikmiş bir takım borçlarını ödemek için müvekkilinden borç para istemiş olup alınan borca karşılık olarak davacı ... tarafından 1,5 milyon TL bedelli senet verildiğini, verilen senedin hiçbir şekilde teminat senedi olmayıp, borca karşılık verildiğini, davacıların iddialarının gerçek dışı olduğunu, davacıların dava dilekçesine müvekkili --------- ve Av. ... yaptığı -------- görüşmelerine delil olarak dayanmışsa da sunulan işbu konuşmaların davacı tarafından imzalanan senede ilişkin olmadığı gibi dava konusu senedin teminat senedi olduğunu ispatlar nitelikte de olmadığını, bu konuşmaların delil niteliği taşımadığı gibi davacının kendi telefonundan 3. kişilere "senedi verdim" şeklinde tek taraflı mesaj göndermesinin dava konusu senedin teminat senedi yapmayacağının açık olduğunu, aksi durumun kabulünün mümkün olmadığını, davacı her ne kadar huzurdaki dava ile bağlantısı bulunmayan dosyalara değinerek mahkemede algı yaratmaya çalışmakta ise de aynı gerekçelerle müvekkili ve dava dışı diğer ortak hakkında yapmış olduğu, takipsizlik kararları sonucu kesinleşen savcılık şikayetlerine hiçbir şekilde değinmediğini, bu durumun davacının kötüniyetli olduğunun delili olduğunu, davacının amacının icra takibini sürüncemede bırakmak olup bu nedenle haksız ve kötüniyetli davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu senedin borca karşılık düzenlendiği, tarafların tacir olmadığı, senedin miktarı gözetildiğinde davacının iddiasını yazılı delille kanıtlaması gerekirken bu iddianın kanıtlamadığı gözetilerek haksız davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerinden bahisle davanın reddine, davacının %20 kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle, müvekkilinin icra takibine konu edilen senette ciranta olduğunu, davacı tarafından senedin bedelsizliğine ilişkin ileri sürülen def'i kişisel def'i niteliğinde olup müvekkiline karşı ileri sürülemeyeceğini, bu nedenle davanın reddi gerektiğini, müvekkilinin söz konusu senette ciranta olup senet metninde teminat senedi olduğunun yazmadığını, kaldı ki dava dosyasına sunulan belgelerin incelenmesinden takibe konu senedin teminat senedi olduğuna dair bir ibare de bulunmadığını, icra takibine konu edilen senet teminat senedi olmayıp yerleşik Yargıtay kararları gereği davacıların aksi yöndeki iddiasını takibe konu senedin vade ve miktarına açık atıf yapan yazılı delille ispatlaması zorunlu olduğunu, davacı tarafça sunulan tek taraflı ihtar, mesaj ve taslak olduğu belirtilen imzasız sözleşmede dahi takibe konu senede atıf yapan tek bir ibare bulunmadığını, bu nedenle hukuki mesnetten yoksun davanın reddi gerektiğini, dava dilekçesinde yer alan davalı ... tarafından gönderildiği belirtilen ancak doğruluğu teyit edilemeyen --------- mesajlarının incelenmesinden taraflarca hangi vade tarihli, hangi bedelli senetten bahsedildiği, hangi borcun, hangi hukuki ilişkinin teminatı olduğu anlaşılamadığını, müvekkilinin iyiniyetli hamil olup davacıların aksi yöndeki iddialarının açıkça mesnetsiz ve kötü niyetli olduğunu, davacıların amacının icra takibini sürüncemede bırakmak olup kötüniyetli gayelerle açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiğinden bahisle haksız davanın reddine, davacı borçluların %20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmelerini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacılara tahmilini talep etmiştir. İcra Dosyası: --------- Esas sayılı dosyası incelendiğinde, alacaklısının ..., borçlularının ... ve ... olduğu, 1.500.000,00 TL asıl alacak ve 126.842,46 TL takip öncesi işlemiş ticari faiz olmak üzere toplam 1.626.842,46 TL bedelli alacak üzerinden kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile yapılacak takipte ödeme emri düzenlendiği, takibin dayanağının 1.500.000,00 TL Miktarlı 12/02/2020 Tanzim Tarihli, 01/12/2021 Vade Tarihli Senet olduğu görülmüştür. Taraf delilleri toplanmıştır. Senedin teminat senedi olduğu senet metninden anlaşılamıyor ise senedin sözleşme ile bağlantısının kanıtlanmasının gerektiği, sözleşmede senedin vade, tanzim tarihi ve miktarlarına açık bir şekilde atıf bulunması, menfi tespit davasının konusunu oluşturan senedin bedelsizliğine dair iddiayı ispat yükü üzerinde olan senet borçlusunun bu iddiasını, HMK’nın 201. maddesi gereğince ancak yazılı delille/kesin delille ispatlayabileceği, bu kapsamda taraflar arasında e-posta yazışması bulunmadığı, davalı ... tarafından atılan-------- mesajlarında da senet ve sözleşme arasında bağ kurmayı sağlayacak yazılı delil başlangıcı olabilecek mahiyette bir içerik bulunmadığından davacılar vekiline yemin deliline dayanıp dayanmadığı hatırlatılmış, davacı taraf, davalı ... için "Davacı ... ile ortağı olduğum--------- şirketinin kuruluşu öncesinde davacının marka, bilgi birikimi gibi konularda şirkete yapacağı katkılara istinaden kendisinden teminat senedi almadığıma, davacının bana borcu olması sebebiyle söz konusu senedi verdiğine, söz konusu senedin dolu olarak verildiğine, diğer davalı ... senedi herhangi bir kötüniyetim olmadan borç sebebiyle ciro ettiğime dair namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine yemin ediyorum.", davalı ... için "Babam --------- ve ... ortak iş yapmış olduğundan, bu işten doğan alacağa karşılık ... tarafından davacıların keşidecisi olduğu 12.02.2020 keşide tarihli, 01.12.2021 vade tarihli, 1.500.000,00 TL bedelli takibe konu senedi aldığıma, diğer davalı ... senedin vadesine az bir zaman kala şahsımı arayarak davacı ... senedi ödememek için ihtar gönderdiğini söylediğine, tüm bunlar üzerine senedin vadesi geçtikten sonra senedi icra takibine konu ettiğime dair namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine yemin ediyorum." şeklinde yemin teklif etmiş, davalı ... duruşmadaki yeminli beyanında "Davacı ... ile ortağı olduğum --------- şirketinin kuruluşu öncesinde davacının marka, bilgi birikimi gibi konularda şirkete yapacağı katkılara istinaden kendisinden teminat senedi almadığıma, davacının bana borcu olması sebebiyle söz konusu senedi verdiğine, söz konusu senedin dolu olarak verildiğine, diğer davalı ...senedi herhangi bir kötüniyetim olmadan borç sebebiyle ciro ettiğime dair namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine yemin ediyorum." ve davalı ... duruşmadaki yeminli beyanında "Babam ------------ ve ... ortak iş yapmış olduğundan, bu işten doğan alacağa karşılık ... tarafından davacıların keşidecisi olduğu 12.02.2020 keşide tarihli, 01.12.2021 vade tarihli, 1.500.000,00 TL bedelli takibe konu senedi aldığıma, diğer davalı ...senedin vadesine az bir zaman kala şahsımı arayarak davacı .... senedi ödememek için ihtar gönderdiğini söylediğine, tüm bunlar üzerine senedin vadesi geçtikten sonra senedi icra takibine konu ettiğime dair namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine yemin ediyorum." şeklinde beyanda bulunmuş ve sorulması üzerine beyanlarında ısrar etmişlerdir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE : Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. Davacılar, teminat olarak verdiklerini iddia ettikleri bonodan dolayı borçlu olmadıklarının tespitini talep etmektedirler. Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illi ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. İşte bu gaye bir kambiyo senedinde mündemiç hakkın doğumu ve devri açısından hukuki sebebi teşkil eder. Kambiyo senedi düzenlenmesi dolayısıyla ortaya çıkan ilişki “kambiyo ilişkisi” ismiyle anılmaktadır. Kambiyo senedi vermek suretiyle borç altına giren borçlu “kambiyo taahhüdü”nde bulunmuş olur. Kambiyo ilişkisinin altında esas itibariyle bir asıl /temel borç ilişkisi vardır. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır.Bu genel açıklamadan sonra hemen belirtelim ki, bono, ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedidir. Bu nedenle bonoyu düzenleyen, asıl borçlu durumundadır .Bonoda şekil şartları TTK’nın 688. maddesinde sayılmıştır. Bunlar; “Bono” ya da “Emre Muharrer Senet” ibaresi, kayıtsız şartsız bir bedel ödeme vaadi, vade, ödeme yeri, lehtar, keşide yeri ve tarihi, keşidecinin imzasıdır. Zorunlu şartlardan biri eksik olduğu takdirde, senedin bono niteliği kaybolur. Bunlardan vade ve ödeme yeri esaslı şekil şartlarından değildir.Sayılan zorunlu şekil şartlarının yanında seçimlik şartlar da vardır. Bonoya isteğe bağlı olarak, faiz, bedelin nakden yada malen alındığı veya yetkili mahkeme kayıtları da konabilir .Yerleşik Yargıtay içtihatları ve öğretide kabul edildiği üzere, bonolara özgü seçimlik unsurlardan biri de temel borç ilişkisinden kaynaklanan borcun dayandığı nedenin gösterilmesine yönelik “bedel kaydı”dır. Yinelemek gerekirse “bedel kaydı” kambiyo senedinin ihtiyari kayıtlarındandır. Bu kayıt keşidecinin (borçlunun), senedin lehdarından (alacaklıdan) karşı edayı aldığını ispata yarar. Aslında kambiyo senetleri hukuku yönünden bu kayıtların bir anlamı ve önemi yoktur. Çünkü kambiyo senedinin düzenlenmesiyle, mücerret bir borç ilişkisi yaratılmaktadır. Bu nedenle de karşı edimin elde edilip edilmediğinin önemi de bulunmamaktadır. Temel borç ilişkisinin bir sözcükle senede yansıtılması şeklinde ortaya çıkan bedel kaydının varlığı ya da yokluğu senedin bono niteliğini etkilemez. Bedel kayıtları daha çok keşideci ile lehdar arasındaki iç ilişki yönünden ve ispat konusunda önem taşır. Kişisel defi nedenlerinin varlığının kanıtlanmasını kolaylaştırır.Sözü edilen kayıtlar özellikle ispat hukuku açısından ilgilileri bağlayıcı niteliktedir. Bedel kaydı içeren bononun lehdarı, artık senedin “kayıtsız ve koşulsuz bir borç ikrarı olduğu” yolundaki soyutluk kuralına dayanamayacaktır.Borç ikrarını içeren bir belge aleyhine kanıt sunulabilir. Ancak; ikrar borcun nedenini içeriyorsa, sadece bu nedenin gerçekleşmediğinin kanıtlanması gerekir .Bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu nedenle bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. Ancak senette borcun nedeni “mal” ya da “nakit” olarak belirtilmişse, davacının yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır. Hemen burada, menfi tespit (borçsuzluğun tespiti) konulu eldeki davada ispat yükünün özellikleri üzerinde de durulmalıdır.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (TMK m. 6 m.).İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle ortadan kalktığını ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkâr ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle sona erdiğini ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir.Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu, senedin varlığını kabul etmekle birlikte bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir.Somut olaya gelince; dava, kambiyo senedinden dolayı borçlu olunmadığının saptanması istemine ilişkin olduğuna göre, konunun hem kambiyo hem de ispat hukuku açısından ve yukarıdaki açıklamaların ışığında ele alınması gerekir. Dava konusu bonoda davacı ... keşideci, davacı ... kefil, davalı ... lehtar ve davalı ... son ciranta/hamil olup, ihdas nedeni olarak “nakden” kaydı bulunmaktadır.Davacılar kurulacak yeni bir şirkete davacı ... iş gücü, -------- aktarımı ve marka devir taahhütlerini yerine getirme teminatı olarak bononun verildiğini ve taahhütler yerine getirildiğinden bahisle bononun bedelsiz kaldığını iddia etmiş iseler de, davacıların icra takibine konu menfi tespit talep edilen senedin teminat senedi olduğuna dair iddialarını yazılı delil ile ispatlamaları gerektiği ancak mahkememize yazılı delil sunmadıkları, taraflar arasında e-posta yazışması bulunmadığı gibi davalı ... tarafından atılan -------- mesajlarında da senet ve sözleşme arasında bağ kurmayı sağlayacak yazılı delil başlangıcı olabilecek mahiyette bir içerik bulunmadığı görülmüştür. Yukarıda da ifade edildiği üzere bono bağımsız borç ikrarı içeren bir senet olup, davacıladr bir hukuki ilişkinin varlığını kabul ettiklerinden ispat külfeti de davacı borçlulara düşmektedir. Davacı borçlular iddialarını ancak yazılı belgeyle ispatlamak zorundadırlar. Davacı taraf iddiasını yazılı delille ispatlayamadığından yemin teklifinde bulunduğu, davalıların, davacı tarafın kendilerine borcu olduğuna ilişkin yemin edip beyanında ısrar ettikleri anlaşılmakla davacı taraf, ispat yükü üzerinde olmasına rağmen borcu olmadığını veyahut ödediğini ispat edemediğinden davanın reddine, davacı taraf lehine tedbir kararı verilmediğinden davalıların kötü niyet tazminatları taleplerinin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanununa göre alınması gerekli 427,60 TL harcın davacı tarafından peşin yatırılan 25.616,25 TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 25.188,65‬ TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacılara iadesine,
3-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin üzerilerinde bırakılmasına,
4-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 192.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalılara verilmesine,
5-HMK'nin 333.maddesi gereğince bakiye gider ve delil avanslarının karar kesinleştiğinde re'sen yatıran tarafa iadesine,
Dair, Gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere davacılar vekili ve davalı ... vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 31/01/2024