WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 18 Haziran 2026

İSTANBUL ANADOLU 4. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2022/721 Esas
KARAR NO: 2024/520
DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 20/09/2022
KARAR TARİHİ: 27/06/2024

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 13/09/2021 tarihinde sürücü müvekkilinin idaresindeki --------- plakalı araç ile ----------- plakalı davalı sigorta şirketinin sigortalısı arasında maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kaza çift taraflı olduğundan ----------- plakalı aracın %100 kusurlu olduğunu, müvekkil aracın ise işbu kazada kusuru bulunmadığını, Karayolları Trafik Kanunu madde 99 Sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorunda olduğunu, müvekkilinin 13/09//2021 tarihinde davalı-borçlu sigorta şirketine başvuru yapılmış olmasına rağmen sigorta şirketi kanunun emrettiği 8 iş günü içerisinde ödemekle zorunda olduğu tazminatı ödemediğini, oysaki tramer ile beraber kusur değerlendiren ve haberi olan sigorta şirketi müvekkilin haklarını(tazminatını) sebepsiz yere ödemeyerek ihlal ettiğini, ödemekle zorunlu olduğu tazminatı sürümceme de bırakarak sebepsiz zenginleşmeye gittiğini, tahsil etmemiz gereken tazminat alacaklarının yasal süresinde tahsil edilemediğini, alacağın zamanında tahsil edilememesinden ve avans faizini aşan zararın ortaya çıkmış olması sebebiyle aşkın zarar talebimize ilişkin huzurdaki davayı açma zarureti doğduğunu, kazanın çift taraflı olduğu karşı yanın %100 kusurlu olduğu dikkate alındığında açıkça sigortalısının kusurlu bulunduğunu, müvekkilin ise kusurunun bulunmadığı dikkate alındığında müvekkili zarara uğratmak maksadıyla herhangi bir ödeme yapmadığını, davalı tarafa bildirimin yapıldığına ilişkin ileti dilekçenin yazı ekinde sunulduğunu, bunun üzerine taraflarınca 07/10/2021 tarihinde -------- sayılı dosyası ile hasar tazminatı talep edilmiş dosya tarihinde --------- K. numarasıyla karar verilmiş ve kesinleştiğini, yapılan değerlendirmeler ve belirtilen gerekçeler neticesinde; başvurunun kabulü ile 10.942,39-TL maddi tazminatın 04.10.2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte ---------Ş’den alınarak başvuru sahibine ödenmesine, başvuru sahibi tarafından yapılan 500-TL’si başvuru ücreti ve 1.075-TL bilirkişi ücreti, olmak üzere toplam 1.575-TL masrafın ---------Ş’den alınarak başvuru sahibine ödenmesine, başvuru sahibi vekille temsil edildiğinden, kabul edilen tutar üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince –gerekçeli karar kısmında açıklandığı şekilde,- hesap edilen 5.100-TL vekalet ücretinin --------Ş’den alınarak başvuru sahibine ödenmesine, şeklinde karar vererek davalı ----------- sorumluluğuna karşı hüküm kurulduğunu, müvekkilinin borcu tahsil etmek amacıyla 13/09/2021 tarihinde borçluyu temerrüde düşürdüğünü, ancak borcunu 31/03/2022 tarihinde icra kanalı ile tahsil edebildiğini, müvekkilin davalıdan talep ettiği hasar tazminatının temerrüde düşürdüğü tarihteki alım gücü ile tahsil edeceği tarihteki alım gücü de aynı olmayacaktır ve müvekkilim zarara uğrayacağını, dosyada tahsil edilen avans faizi ile alacaklı müvekkilimin zararını karşılar nitelikte bir bedel olmadığını, aşkın zarar, Türk Borçlar Kanunu'nun 122/1. maddesinde düzenlendiğini: "Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı gidermekle yükümlüdür". --------- Sayılı kararında vurgulandığı üzere; Munzam zarar sorumluluğu kusura dayanan borçlu temerrüdünün hukuki bir sonucudur ve alacaklının zararının faizi aşan bölümüdür. borçlu para borcunun vadesinde ödemediğinde (temerrüt) oluştuğunda sözleşme veya yasada belirlenen “gecikme faizi” ödeme yükümü altına gireceğini, müvekkilin uğradığı zararın daha fazla artmaması adına dosyanın bilirkişiye gönderilmesini, yukarıda anılan yargıtay kararında ayrıntılı anlatıldığı üzere ülkedeki enflasyon ve alım gücünün düşmesi durumu göz önüne alınarak, müvekkil yararına aşkın zarar olduğuna, bu zararın hesaplanması amacıyla dosyaya bilirkişi atanmasını, haklı davamızın kabulüne karar verilmesini, yukarıda arz ve izahına çalışılan nedenlere istinaden; HMK 107. Maddesi uyarınca fazlaya ilişkin talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydı ile; müvekkilin alacağını zamanında tahsil edememesinden kaynaklanan belirsiz olan munzam zararının şimdilik 500,00 TL'sinin davalıdan avans faizi ile tahsilini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın, daha önce aynı olay ve aynı talebe ilişkin sigorta tahkim komisyonu nezdinde "faiz" talebini de içeren dava ikame ettiğini, bu talebin kabul edilerek hüküm kurulduğunu, dolayısıyla, hali hazırda temerrütten kaynaklı faize de hükmedilen "kesin hüküm" nedeniyle davanın reddi gerektiğini, huzurdaki uyuşmazlık konusu kaza nedeniyle davacı araç için işbu davadan önce davadan önce davacı araca ilişkin ---------- sayılı kararına istinaden --------- icra dairesi'ne 30/03/2022 tarihinde 10.942,39-tl hasar tazminatı ödemesi, 8.816,90-tl fer'i ödemesi yapıldığını, yapılan ödemeler ilamdaki asıl alacak ve faiz de dahil olmak üzere ferileri toplamı üzerinden tahakkuk etmiş ve müvekkil şirket tüm sorumluluğunu yerine getirmiştir. yukarıda belirtilen dosyalarda davacı yan faiz talebinde bulunmuş ve bu talep kabul edilmiştir. dolayısıyla, davacı yan tazminata ek olarak faiz de tahsil ettiğini, neticede, faiz talebi de karşılandıktan sonra var olmayan; bir an için varlığı kabul edilse dahi poliçe kapsamında bulunmayan taleplerin doğrudan reddi gerektiğini, öncelikle, hali hazırda asıl alacağa bağlı olarak tahakkuk eden faiz ödendiği için karşı yanın talebinin mesnedi ve karşılığı bulunmamaktadır. bir an için böyle bir zararın varlığı kabul edilse dahi, munzam zarara ilişkin talepler hukuken "dolaylı zarar" kapsamında olup dolaylı zararlar 2918 sayılı ktk’nın 92. maddesi uyarınca poliçe teminatı dışında olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, ilgili zararın varlığı halinde dahi, söz konusu zararın somut deliller vasıtasıyla maddi ispat vasıtasıyla kanıtlanması gerektiğini, bu kapsamda karşı yanın, döviz kuru ve enflasyon gibi tamamen soyut hususlar öne sürülerek uygun illiyet bağı bulunmayan ve sigortanın sorumluluğundan bahsedilemeyecek bir meblağın tahsilini talep etmesi haksız ve hukuka aykırı olduğunu, dolayısıyla munzam zarar talepleri bakımından yargıtay, somut olguların varlığı ve zararın ispat edilmesi şartlarını aramakta olup yalnızca enflasyon ve döviz kuru gibi “soyut ekonomik olguların” varlığının bu zararı ispata yeterli olmayacağı görüşünde olduğunu, netice olarak, huzurda görülen uyuşmazlık kapsamında karşı yanca talep edilen munzam zararın, öncelikle kesin hüküm nedeniyle reddine, aksi halde 2918 sayılı ktk. ve ilgili mevzuat uyarınca poliçe teminatı dışında kalması, ek olarak somut vasıtalarla ispat dahi edilememiş olması nedenleriyle reddine, aksi halde karşı yanın işbu talebine ilişkin mahrum kaldığı munzam zararı gösteren somut deliller dosyaya sunulmadığı için ispatlanamamış davanın reddine, karar verilmesini, yukarıda arz ve izah edilen ve re’sen takdir edilecek nedenlerle; zamanaşımına uğramış davanın reddini, kesin hüküm nedeniyle davanın reddini, 2918 sayılı ktk. ve mevzuat gereği teminat dışında kalan "dolaylı zarar" talebinin reddini, mahrum kalındığı iddia olunan somut munzam zarara ilişkin delil sunulmadığı için ispat edilemeyen taleplerin reddini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkil şirket aleyhine tazminata hükmedilmesi halinde dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.Bilirkişi ----------- 29/09/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Tüm delillerin değerlendirilmesi ve her türlü hukuki tavsif ve nihai karar tamamıyla mahkememize ait olmak üzere, dava dosyasında mevcut bilgi ve belgeler ile mahkemece tarafına verilen görev kapsamında yapılan inceleme ve değerlendirmeler neticesinde; Davacı yana ait ---------- plakalı araç ile davalı -----------Ş. Trafik Sigorta poliçesi ile sigortalı bulunan ---------- plakalı aracın 13.09.2021 tarihinde karıştığı trafik kazası sonucu başvurana ait araçta oluşan değer kaybı bedelinin tazminine ilişkin olduğunu, ----------- tarafından verilmiş olan ---------- sayılı kararın 4 değerlendirme başlığı altında davacı tarafından davalı sigorta şirketine değer kaybı talebi ile ilgili olarak 21.09.2021 tarihinde başvurduğunu, KTK 99 gereği 8 işgi sonrası davalı sigorta şirketinin 04.10.2021 tarihinde temerrüde düştüğünün belirtildiğini, yapılan değerlendirmeler ve belirtilen gerekçeler neticesinde değer kaybı ile ilgili yapılan başvurunun kabulü ile 10.942,39 TL maddi tazminatın 04.10.2021 tarihinden itibaren işleyen avans faizi --------Ş'den tahsiline karar verildiğini, davacı tarafından ----------- sayılı 07/03/2022 karar tarihli ilamına ---------İcra Müdürlüğü'nün --------- E, sayılı dosyasında 17.03.2022 tarihinde takip başlatıldığını, davalı tarafından icra dosyasına 30.03.2022 tarihinde ödeme yapıldığını, davacı vekilinin davalının ödemekle zorunlu olduğu tazminatı sürünceme de bırakarak sebepsiz zenginleşmeye gittiğini, tahsil edilmesi gereken tazminat alacağının yasal süresinde tahsil edilemediğini, alacağın zamanında tahsil edilememesinden ve faizi aşan zararın ortaya çıkmış olması sebebiyle aşkın zarar taleplerine ilişkin olarak huzurdaki davayı açtığının görüldüğünü, denkleştirici adalet ilkesinin kısaca paranın ödeme tarihindeki alım koşullarına uyarlanması olarak açıklanabileceğini, denkleştirici adalet ilkesi uyarınca hesaplama yapılırken, döviz, altın, ticari yasal faiz, memur maaşları, tüfe, asgari ücret gibi parametrelerden en az beş tanesinin hesaplamada esas alınması gerektiğini, yalnızca bir parametrenin esas alınması, parada meydana gelen değer kaybını tam olarak belirlemekte yetersiz kalacak ve hakkaniyete aykırı olacağı, bu bağlamda ödenen tutarın parametreye göre ödeme tarihindeki değerinin hesaplanması gerektiği, bu bilgiler ışığında en az beş farklı parametreye göre ( döviz, altın enflasyon, asgari ücret ve en düşük memur maaşları) ------------ tarafından değer kaybı tazminat bedeli olarak davacıya ödenmesine karar verilen 10.942,39 TL maddi tazminat için güncellenmiş yeni değerlerine göre ortalama 5.648,70 TL alacak hesaplandığını, icra dosyasında ise 10.942,39 TL maddi tazminat alacağı için 835,74 TL yasal faiz hesaplandığı, bu tutarın denkleştirme adaletine göre hesaplanan ortalama alacak tutarından düşülmesiyle avans faizi aşan tutar, eş deyişle davacının faiz ile giderilemeyen alacağı 4.812,96 TL olarak (5.648,80-835,74) hesaplandığını, mahkememiz kanaatlerine sunmuştur.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE : Dava 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 122. maddesi hükümleri uyarınca açılan aşkın zararın tazmini talebine ilişkindir.
Davacı tarafından ---------- başvurularak, davacı yana ait --------- plakalı araç ile davalı ----------Ş. Trafik Sigorta poliçesi ile sigortalı bulunan ---------- plakalı aracın 13.09.2021 tarihinde karıştığı trafik kazası sonucu başvurana ait araçta oluşan değer kaybı bedelinin tazminine ilişkin talepte bulunulduğu, --------- tarafından verilmiş olan 07/03/2022 – ---------- sayılı kararın başlığı altında davacı tarafından davalı sigorta şirketine değer kaybı talebi ile ilgili olarak 21.09.2021 tarihinde başvurduğu KTK 99 gereği 8 işgünü sonrası davalı sigorta şirketinin 04.10.2021 tarihinde temerrüde düştüğünün belirtildiği, yapılan değerlendirmeler ve belirtilen gerekçeler neticesinde değer kaybı ile ilgili yapılan başvurunun kabulü ile 10.942,39 TL maddi tazminatın 04.10.2021 tarihinden itibaren işleyen avans faizi ile ----------Ş’den tahsiline karar verildiği, Davacı tarafından ---------- sayılı 07/03/2022 karar tarihli ilamına ilişkin --------İcra Müdürlüğü’nün---------- E, sayılı dosyasında 17.03.2022 tarihinde takip başlatıldığı, davalı tarafından icra dosyasına 30.03.2022 tarihinde ödeme yapıldığı,Davacı vekilince davalının ödemekle zorunlu olduğu tazminatı sürünceme de bırakarak sebepsiz zenginleşmeye gittiği, tahsil edilmesi gereken tazminat alacağının yasal süresinde tahsil edilemediği, alacağın zamanında tahsil edilememesinden ve faizi aşan zararın ortaya çıkmış olması sebebiyle aşkın zarar taleplerine ilişkin olarak huzurdaki davayı açtığı anlaşıldı,Davacı vekilinin TBK 122.maddesine dayalı tazminat talebinde bulunduğu anlaşılmakla, davacı vekiline alacağın kaynağı davalının temerrüdünü (alacağın tahsili ve geç tahsili) illiyet bağını ve bu nedenle mal varlığında azalmanın neye dayalı ve ne şekilde olduğunu yani iddia ve buna ilişkin dayanak delillerini somutlaştırmak üzere süre verilmiş, davacı vekilince verilen beyan dilekçesinde neticeten mahkemenin somut olarak delil talebine sigorta şirketinin yasal süresinde ödeme yapmadığı, müvekkilinin alacağı paranın değer kaybettiği sigorta zenginleşirken müvekkilinin fakirleştiği, müvekkilin aktifinde ki azalmanın ortada olduğu, mahkemelerin davayı aydınlatma yükümlüğünün olduğu göz önünde bulundurularak dosyanın esasına girilerek bilirkişi atanarak zararın tespitinin talep edildiği görülmüştür.---------- sayılı ilamı ile; munzam zarara ilişkin yapılan yargılama neticesinde, TBK'nın 122.maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın (munzam) zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerektiği, burada kanıtlanacak olguların; ekonomik şartlar sonucu ortaya çıkan olumsuzluklar gibi genel ve soyut hususlardan ziyade geç ödeme nedeniyle davacının kendisinin, şahsen ve somut olarak uğradığı zarar olduğu, davacının belirtildiği şekilde bir zarar olgusunun ileri sürülüp yasal çerçevede ispatlandığının söylenemeyeceği, ilk derece mahkemesince davanın reddine dair direnme kararının, temerrüt faiziyle birlikte davacıya ödenen anapara yanında temerrüt faizini aşan zararın, davacı tarafından kendi duruma özgü şekilde somut olarak ispat edilememiş olması nedeniyle yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının onanmasına karar verilmiştir. Kanun maddesinde öngörülen alacağın geç veya hiç ifa edilmemesinden dolayı temerrüt faizi ile karşılanmayan zararın ödenebilmesi için, uğranılan zararın varlığı ile miktarının da kanıtlanması gerektiği, bu zarar muayyen paranın gününde ödenmemesinden doğan zarar olup davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekmektedir. Burada kanıtlanacak olguların; ekonomik şartlar sonucu ortaya çıkan olumsuzluklar gibi genel ve soyut hususlardan ziyade geç ödeme nedeniyle davacının kendisinin, şahsen ve somut olarak uğradığı zarar olduğu, davacının belirtildiği şekilde bir zararı da ispatlayamadığı değerlendirilmiştir.Tüm dosya kapsamı, Kanun maddesi, Hukuk Genel Kurulu kararı birlikte değerlendirildiğinde, bilirkişi raporu mahkememizce benimsenmeyerek, davacının yukarıda açıklandığı şekilde dava konusu ettiği munzam zararı ispatlayamadığı değerlendirildiğinden davanın reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcından dava açılırken peşin olarak alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan vekalet harcına ilişkin 25,60 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davalı vekili lehine AAÜT tarifesine göre hesaplanan 500,00TL vekalet ücretinin davacı taraftan tahsili ile davalı tarafa ödenmesine,
6-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca -------- bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacı taraftan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
7-Artan gider avansının HMK'nun 333. maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra resen ilgilisine iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 27/06/2024