T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2021/493 Esas
KARAR NO: 2024/84
DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 28/07/2021
KARAR TARİHİ: 25/01/2024
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile ... aleyhinde -------- E. Dosyası ile örneği ekli 19.11.2020 düzenleme tarihli senede istinaden kambiyo senetlerine mahsus icra takibinin ikame olunduğunu, her ne kadar icra takibi -------- icra müdürlüğünde ikame olmuşsa da, dava genel hükümler çerçevesinde davalının yerleşim yeri mahkemesi olarak açıldığını, dosyaya konu senedin müvekkiline baskı ve tehdit altında zorla imzalatıldığını, bu hususta ------- Başsavcılığına şikayette bulunulduğunu, müvekkilinin mali durumunun ortada olduğunu, davalı ... müvekkilin o dönemdeki patronu olup senette gösterilen miktarda parayı senet üzerinde belirtildiği gibi nakden patronuna vermiş olması hayatın olağan akışına aykırı olup iş bu iddianın ispata muhtaç olduğunu, yine işveren davalı ile müvekkili arasında bu meblağda bir borçlanmaya neden olacak bir hukuki ilişki de bulunmadığını, davacı müvekkilinin senete ve takibe konu bir borcu olmadığı iddiasında olduğumuz ve borcun bulunmadığının tespiti talep edildiğinden öyle bir borcun varlığına dair ispat yükü de menfi tespit davasının doğası gereği davalıda olduğunu belirterek, müvekkilinin borçlu bulunmadığının tespiti ile davalı aleyhinde senedin imzalatılış şekli ve kötü niyetle icraya konulmasına istinaden yüzde 20 den az olmamak kaydı ile kötü niyet tazminatına hükmedilerek davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi, öncelikle müvekkilin mağduriyeti göz önüne alınarak teminatsız olarak, aksi halde asgari hadden uygun görülecek teminat ile icra takibinin durdurulmasına ve mevcut hacizlerin kaldırılmasına ilişkin ihtiyati tedbir kararı verilmesi, yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilerek davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili ..., -------- Şirketinin eski yönetim kurulu başkanıydı. Şirket oluşturduğu sistemle müşterilerine faizsiz finansman sağlayarak ev ve araç edinme imkanı sağlamakta olduğunu, müvekkilinin Şirketinin-------şubesinde 25.01.2019 tarihinde 'şube müdürü' olarak çalışmaya başlamış olup, 19.11.2020 tarihinde İşveren tarafından ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranış nedeni ile iş akdi feshedildiğini, davacı, müvekkilin eski yönetim kurulu başkanı olduğu şirketteki konumu gereğince; şirkete ait datalara, müşteri bilgilerine ve şirketçe son derece önem arz eden verilere kolaylıkla ulaşım sağlayabilmekte olduğunu, davacının aynı zamanda müvekkilin eski yönetim kurulu başkanı olduğu şirkette müşteri statüsünde de yer almaktadır. 27.01.2019 tarihli ------- numaralı Çekilişli Sıralama Araba Sözleşmesi ile 18 kişilik gruba 30.000-TL bedel için kayıt yaptırmış ve sözleşme kapsamında toplam 889,83-TL çalışma ücreti ödemeyi kabul, beyan ve taahhüt ettiğini, 05.07.2019 tarihli -------- numaralı Çekilişli Sıralama Konut Sözleşmesi ile 60 kişilik gruba 80.000-TL bedel için kayıt yaptırmış ve sözleşme kapsamında toplam 3.800-TL çalışma ücreti ödemeyi kabul, beyan ve taahhüt ettiğini, davacı, şirket nezdinde bulunan -------- numaralı üyeliğinden finanse etmiş olduğu 30.000-TL bedeli teslimattan mahsup ederek --------- numaralı üyeliğine aktarmıştır. Nihayetinde 2 numaralı üyeliğinden finanse etmiş olduğu 80.000-TL bedel ile --------- plakalı aracı satın aldığını, şirket sisteminde müşterilerin finanse etmiş olduğu bedel ile almış oldukları araçlara taksit ödemeleri bitene kadar rehin işlemi yapıldığını, lakin şirketin davacıya 80.000-TL teslimat yapmış olmasına rağmen satın almış olduğu araca rehin işlemi yapmadığı ve aracı satmış olduğu şirketçe tespit edildiğini, söz konusu durum davacıya sorulup savunması alındığında ''iyi para verdikleri için sattım şirkete gösterebileceğim teminatım yoktur'' şeklinde beyanda bulunduğunu, şirket tarafından şubelerdeki yetkili çalışanlara ipotek ve rehin alma/kaldırma gibi işlemleri yapabilmeleri adına vekalet düzenlenmektedir. --------şube müdürü olan davacı için de vekaletname düzenlenmiştir. Yukarıda açıklamış olduğumuz şekilde ve aynı zamanda ekte sunmuş olduğumuz davacının 19.11.2020 tarihli savunma tutanağınında da itiraf etiği üzere almış olduğu araca rehin işlemi yapmadan satarak hizmet nedeniyle şirketin güvenini kötüye kullandığını, bu husus hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, ayrıca müvekkili şirket tarafından davacıya verilen yetki ve vekaleti kötüye kullanarak, şirketin müşterilerinden olan------- şirketi isimli şirketten çıkar sağlama adına şirketin, şube müdürü görevinde olan ...vermiş olduğu vekalet yetkisi ile --------- adlı şirkete ait vadesi gelen senetlerin ödenmemesine rağmen davacı tarafından şirketin teminatı olan 3 araç üzerinde mevcut olan rehinlerin kaldırıldığı şirketçe tespit edilmiş olup, çalışmış olduğu kurumu dolandırma amacında olduğunun anlaşıldığını, şirket tarafından bu hususun davacıya sorulduğunda '' bizzat kendi kararımla notere giderek kaldırdım''şeklinde ifade edildiğini, davacının savunmaları arasında ''------- şirketi yetkilisinin ---------- isimli şahıs olduğunu bilmesine rağmen şirket yetkilisi olmayan ------- ile davacı bizzat görüşerek araçlar üzerindeki rehini kaldırdığını'' beyan ederek 2020 yılında şirket yetkilisi olmayan ---------- ile iş birliği yaparak şirketi dolandırma amacında olduğunu ikrar edildiğini belirterek, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun işbu davanın reddine, işbu davanın açılmasında ve borcun ödenmemesinde tamamen kötüniyetli olan davacının İ.İ.K. md 72/4 uyarınca alacağın %20’ sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmolunmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN İNCELENMESİ VE GEREKÇE ;Dava, ---------- esas sayılı icra takip dosyasından ve bu dosyadan takibe konulan 19.11.2020 tanzim, 16.03.2021 vade tarihli 130.000,00 TL bedelli senetten borçlu olunmadığının tespitine ilişkindir.-------- esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; Davalı tarafından davacı hakkında 09.11.2020 tanzim, 16.03.2021 vade tarihli 130.000,00 TL bedelli senet için Kambiyo Senetlerine Özgü haciz yolu ile takip yapıldığı görülmüştür.Davacı tarafından davalının da içinde bulunduğu bir kısım kişiler hakkında şikayeti neticesinde-------- CBS'ye zorla senet imzalatıldığından bahisle basit yaralama, hakaret ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından -------- soruşturma nolu dosyadan tahkikat yapıldığı ve neticesinde "müştekinin soyut iddiasından başka kamu davasının açılmasını gerektirecek nitelikte yeterli delil elde edilemediğinden" KYOK kararı verildiği KYOK kararına itiraz neticesinde ------- Sulh Ceza Mahkemesince itirazın reddine karar verilmiştir. Davalı dava dışı --------- Şirketi yönetim kurulu başkanı olup Dava dışı ------- Şirketi tarafından da davacı hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma ve dolandırıcılık suçundan şikayetçi olunduğu görülmüştür.Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Dava, icra takibinden sonra kıymetli evrak nedeniyle açılan İİK'nın 72. Maddesi uyarınca borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.--------- esas sayılı takip dosyasından, Davalı tarafından davacı hakkında 09.11.2020 tanzim, 16.03.2021 vade tarihli 130.000,00 TL bedelli Kambiyo Senetlerine Özgü haciz yolu ile takip yapılmıştır. Davacı takip konusu bonodaki keşideci imzasını inkar etmemekte, senedin zorla alındığını iddia etmektedir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık noktaları, keşidecisi davacı ... olan, 09.11.2020 tanzim, 16.03.2021 vade tarihli 130.000,00 TL bedelli bononun davacıdan korkutma yoluyla alınıp alınmadığı, bu bonoya karşı davacı tarafça bedelsizlik definin ileri sürülüp sürülemeyeceği, davacının -------- esas sayılı icra takibi nedeniyle davalıya borçlu olup olmadığı, tarafların menfi tespit davasında İİK'nun 72/4. Maddesi uyarınca tazminat talep edip edemeyecekleri hususlarına ilişkindir. TMK'nun 6. maddesine göre "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." HMK'nun 190. maddesi gereğince de, "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir." Menfi tespit davalarında da, HMK'nın ispata ilişkin genel kuralları geçerlidir. Bu davalarda davacı taraf, borçlu olmadığını iddia ettiğine göre, olumsuz bir durumun ispatı mümkün olmadığından, kural olarak ispat yükü alacaklıya aittir. Başka bir ifade ile, menfi tespit davasında hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü alacaklıdadır. Bununla beraber, davacının iddiasına göre ispat yükünün yer değiştirmesi de mümkündür. Kambiyo senedinden doğan talep hakkında kambiyo hukuku, temel ilişkiden doğan talep hakkına ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır. Bu nedenle kambiyo senetleri hakkında açılan menfi tespit davalarında, senedin dayanağı olduğu ileri sürülen hukuki ilişki ile senet metnindeki borç sebebi karşılaştırılarak, ispat yükünün kime düşeceği belirlenir. Kambiyo senedi vermek suretiyle borç altına giren borçlu “kambiyo taahhüdü”nde bulunmuş olur. Kambiyo ilişkisinin altında esas itibariyle bir asıl /temel borç ilişkisi vardır. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır. Kambiyo senedinin bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü kambiyo senedinin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (TMK m. 6 m.). İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.
Tüm bu genel açıklamalar dikkate alınarak iş bu davada ispat yükü keşidecisi davacıdadır. Davacı tarafın iddiası kapsamında ispata elverişli herhangi bir yazılı delil sunmadığı anlaşılmıştır. Davacı taraf irade bozukluğu kapsamında senedin zorla imzalatıldığı iddiasına ilişkin Davacı tarafından davalının da içinde bulunduğu bir kısım kişiler hakkında------- CBS'ye yapılan başvuru neticesinde ---------soruşturma nolu dosyadan KYOK kararı verilmiş ve KYOK kararına itiraz neticesinde -------- Sulh Ceza Mahkemesinde itirazın reddine karar verilmiştir. Davacı taraf bononun zorla yani korkutma yoluyla alındığını gerekse de bedelsizlik iddialarını ispatlayamamıştır. Tüm bu nedenlerle davacının sübut bulmayan davasının reddine dair karar verilmiştir.Davanın reddedilmiş olması nedeniyle İİK'nun 72/5. Maddesindeki koşullar oluşmadığından davacı tarafın tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.Davalı tarafın cevap dilekçesinde ileri sürdüğü kötü niyet tazminat talebi yönünden ise, mahkememizce dosya kapsamında tedbir kararı verilmiş ise de davacı tarafça teminat yatırılmadığından herhangi bir ihtiyati tedbir kararı da uygulanmamış olması nedeniyle İİK'nın 72/4. Maddesi'ndeki koşullar oluşmadığından davalının tazminat talebinin reddine kanaat getirilmiş ise de bu konuda sehven hüküm kurulmamıştır.
H Ü K Ü M : Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 427,60 TL harçtan, davacı tarafça dava açılırken peşin olarak yatırılan 2.220,08 TL harcın mahsubu ile fazladan yatırılan 1.792,48 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı vekili lehine karar tarihinde yürürlükte olan 20.800,00 TL vekalet ücretinin davacı taraftan tahsili ile davalı tarafa ödenmesine,
5-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ------- bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
6-Dosyada mevcut gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/01/2024
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!