WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 08 Haziran 2026

İSTANBUL ANADOLU 4. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2020/151 Esas
KARAR NO: 2024/159
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 14/04/2020

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan), İtirazın İptali (Komisyonculuk Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ, DÜŞÜNÜLDÜ :
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili ---------Ş.'nin, --------- Mah.------- Blv.--------No:------- ---------- adresinde bulunan fabrikasında un ve irmik sanayisinde üretim yapan, ülke genelinde güçlü ve büyük pazar payına sahip bir şirket olduğunu, davalı şirketin ise müvekkili şirketten un satın alan şirketlerden biri olup, aralarında ticari alım-satım ilişkisine dayanan cari hesap ilişkisi mevcut olduğunu, davalı şirket ile müvekkili şirketin ticari ilişkileri bir süredir bu şekilde devam ederken davalı şirketin aldığı ürünlerin bedellerini ödemekte gecikmeye başladığını, bunun üzerine müvekkili şirket tarafından 23.08.2019 tarihinde --------- Esas sayılı dosyası ile davalı şirkete karşı ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı tarafın 04.12.2019 tarihli dilekçesi ile borca ve ferilerine itiraz ettiğini, yapılan itiraz sonucu takip durduğunu, itirazın iptali için dava şartı olan arabuluculuk yoluna başvurulmuş olup, görüşmelerde taraflar anlaşma sağlayamadığını, dava şartının tamamlanması üzerine haksız yere duran icra takibinin devamı için işbu itirazın kısmi iptali davası açma zorunluluğu doğduğunu, davalı şirketin müvekkili şirketin ticari faaliyetleri kapsamında, müvekkili ile ticari ilişki içerisinde un satın almakta ve karşılığında kesilen faturalar gereği bedelini ödediğini, davalı ile müvekkil şirket arasında cari hesap ilişkisine dayanan ticari alım satım ve sevkiyat düzeni bulunmasına rağmen, davalı şirketin son zamanlarda satın aldığı malların bedellerinin büyük bir kısmını ödemekte geciktiğini ve nihayetinde ödeme yapmayı durdurduğunu, bunun üzerine davalı şirketin müvekkili şirkete olan 1.341.901,01 TL borcunun tahsili için -------- sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı tarafın, müvekkili şirkete olan borçlarının müvekkili şirketin ticari defterleri ile kayıtlı olduğunu, davalı yanın zaman zaman müvekkile yaptığı kısmi ödemelerin de yine bu kayıtlarda mevcut olup, müvekkili şirketin alacakları satış faturalarına dayandığını, defter kayıtlarında ilgili fatura bilgilerine numaralarıyla birlikte ayrıntılı olarak yer verildiğini, bu faturaların davalı şirketin sipariş veren sıfatında olduğu sipariş formlarına istinaden hazırlandığını, ayrıca söz konusu faturalara ilişkin sevk irsaliyeleri de düzenlenmiş olup her biri faturaya konu malların tamamen ve eksiksiz teslim alındığını gösterecek şekilde imzalandığını, mahkememize sunulan tüm bu belgelerin müvekkili şirket ve davalı şirket arasındaki ticari ilişkiyi açıklar nitelikte olduğunu, borca dayanak faturalarda satılan ürün miktarı ve bedelinin yanı sıra davalı şirketin cari hesap borç bakiyesi de ayrıca ve açıkça belirtildiğini, söz konusu faturaların tamamının davalı şirkete ulaştırıldığını, davalının da söz konusu faturalara herhangi bir itirazda bulunmadığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.21/2 hükmü gereğince fatura içeriğine itiraz etmeyen davalı tarafın fatura içeriğini kabul etmiş sayılacağı hususu izahtan vareste olduğunu, yalnızca bu husus dahi davalı şirketin borcun varlığını kabul ettiğini gösterir nitelikte olduğunu, davalı tarafın müvekkili şirkete borcunun sabit olup, dava konusu icra takibi başlatıldıktan sonra davalı tarafın müvekkili şirkete bir takım ödemelerde bulunduğunu, bu ödemeler toplam borç miktarından mahsup edilmiş ve 22.11.2019 tarihli dilekçemiz ile güncel borç miktarı 1.047.869,70 TL olarak ilgili icra müdürlüğüne bildirildiğini, bunun üzerine ilgili icra müdürlüğü tarafından dosya hesabı yapılarak 1.246.027,88 TL olarak belirlenen bakiye borcun davalı tarafa bildirildiğini, nitekim icra takibi ve takibe yapılan itiraz sürecinde de davalı taraf müvekkili şirkete ödemelerde bulunduğunu, bu halde davalı tarafın müvekkili şirkete olan bakiye borç miktarının işlemiş ticari faiz hariç olmak üzere dava tarihi itibarıyla 947.869,80 TL olduğunu, davalı tarafça, icra takibi başlatıldıktan sonra yapılan kısmi ödemelerin de borcun ikrarı niteliğinde olup tarafların ticari defterlerinin incelenmesi ile aralarındaki ticari ilişki, cari hesap ilişkisi ve borç miktarını açıkça ortaya çıkacağını, buna rağmen davalı tarafın varlığı ve miktarını uyuşmazlık konusu dahi olmayan borçlarını ödemede geciktiği gibi borca ve ferilerine itiraz etmiş takibin haksız yere durmasına sebep olduğunu, bu sebeplerle davalı tarafın itirazının haksız olduğunun sabit olmakla davalının borç miktarı da belirli olduğundan yapılan bu haksız itiraz sebebiyle takip konusu alacağın %20 sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, sonuç olarak, dava konusu takipte borç miktarının müvekkili şirket muavin defter kayıtları, faturalar, sevk irsaliyeleri ve sipariş formları ile sabit olmakla davalı tarafça yapılan itirazların 947.869,80 TL üzerinden kısmi iptali ve bu miktar üzerinden takibe devam edilmesinin gerekli olduğunu, davalı tarafın itirazlarının haksız olduğundan ve borç miktarı ticari defter kayıtlarıyla sabit olup faturalara dayanan takip konusu likit alacağın %20 sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesinin gerekli olduğunu, müvekkili davacının mağduriyetinin daha fazla artmaması için koşulları oluşan ihtiyati haciz taleplerinin kabulünü gerektiğinden bahisle ihtiyati haciz taleplerinin kabulünü, davalı tarafından haksız ve kötü niyetli yapılan itirazın 947.869,80 TL üzerinden kısmi iptalini, itiraz sebebiyle duran --------- E. sayılı takibin bakiye borç miktarı olan 947.869,80 TL üzerinden işlemiş ve işleyecek ticari faizi ile devamını, alacak miktarının likit olması sebebiyle takip konusu alacağın %20sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacının --------- Esas sayılı dosyasından icra takibi başlattığı icra takibine yapmış oldukları itiraz üzerine mahkemenizde işbu itirazın iptali davasını açtığını, icra takibi incelenecek olursa davacının 1.341,901.01 TL miktar üzerinde icra takibine geçtiğinin görüleceğini, yine takip talebinde ve ödeme emrinde borcun sebebinin yer almadığını, takibin sebebinin asıl alacak olarak belirtilmiş olup, bu asıl alacağının faturalı alacak mı olduğu yoksa cari hesap alacağımı olduğu belirtilmediğini, davacının dava dilekçesinde davalı şirketin müvekkili şirketten un satın alan bir şirket olduğunu, alacaklarının ticari alım–satım dan kaynaklı cari hesap alacağı olduğunun belirtildiğini, alacak miktarınında 947.896,80 TL olarak yeniden düzenlendiğini, davacının icra takibindeki alacak miktarının dava dilekçesinde neden düşürdüğü, bu hesaplamaların neye göre yapıldığının taraflarından anlaşılabilmiş olmadığını, davacının bu taleplerine karşı itiraz ettiklerini, alacak taleplerini kabul etmediklerini, müvekkilinin cari hesaptan ötürü karşı tarafa borcu olmadığını, aksine komisyon ücreti alacağının bulunduğunu, davacı firmanın ---------- un fabrikasına sahip olup un ve irmik üretimi yapan bir firma olduğunu, müvekkili firma ise -------- firması olduğunu, müvekkili firmanın kuruluş amacının davacının üretmiş olduğu un ve irmikleri ---------- bölgesine pazarlamak, ürünlerin tanıtımını ve satışını yapmak olduğunu, firmanın kurulduğu dönemde kurucu ortakların bazılarının aynı zamanda davacı firmanın da ortağı olduğunu, bu durumun ticaret sicil kayıtlarında da görülebilir olduğunu, her iki şirketin isimlerinden de anlaşıldığı üzere şirketler arasında organik bir bağ bulunduğunu, müvekkili firmanın davacının ürettiği unları --------- bölgesinde pazarlamakta, bu bölgede davacı adına satış yapmakta ve karşılığında da satmış olduğu ürünlerin cinsine göre %3 ila %5 komisyon ücreti almakta olduğunu, müvekkilinin davacının şirket uzantılı mail adresine veya faks numarasına -------- bölgesindeki işyerlerinden almış olduğu siparişleri geçmekte, davacı firmada bu siparişleri ilgili işyerlerine göndermekte olduğunu, her ayın sonunda davacı tarafın müvekkilinin sipariş geçtiği mallar üzerinden hak ettiği komisyon alacaklarını yine şirket uzantılı mail yoluyla müvekkiline bildirmekte müvekkili de bunların karşılığında komisyon faturası kesmekte olduğunu, müvekkili firmanın davacı firmaya herhangi bir borcu olmadığı gibi bu firmadan alacaklı konumunda olduğunu, davacı firma müvekkilimle olan -------- anlaşmasını 2019 yılı itibari ile sonlandırdığını, 2019 yılı sonuna kadar olan komisyon ücreti alacaklarının bir kısmını ödemediğini, ödenmeyen komisyon alacakları üzerinden -------- İcra müdürlüğünün -------- Esas sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, ancak bu alacaklarına davacı tarafça haksız ve mesnetsiz olarak itiraz edildiğini, davacının itirazının iptali ile takibin devamı için ------- Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde dava açıldığını, davacının iddialarını kabul etmemekle beraber, davacı taraf müvekkiline un sevkiyatı yapıldığını belirtmiş ancak bu hususta her hangi bir açıklamaya yer vermediğini, söz konusu sevkiyatın hangi numaralı faturaya ve hangi tarihte yapıldığının belirtilmediğini, bununla birlikte müvekkilinin davacı tarafça gönderildiği iddia edilen herhangi bir malı da teslim almadığını, davacının müvekkiline alacak konusu yaptığı malları teslim ettiğini ispat etmesi gerektiğini, davacının cari hesap alacağı üzerinden ihtiyati haciz talebinde bulunduğunu, davacının bu talebininin kabul edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, davacı taraf ile müvekkili firma arasında herhangi bir cari hesap mutabakatı sağlanmadığını, davacı tarafın taraflar arasında hesap mutabakatına ilişkin herhangi bir belge de dosyaya sunmadığını, mal tesliminden dolayı cari hesap alacağının olduğunu iddia etmişse de, teslimi yapılan hangi mallardan dolayı alacağının olduğunu açıklamadığını, dosya içerisinde müvekkili şirket yetkilisinin imzasını taşıyan herhangi bir irsaliyeli fatura bulunmadığını, ayrıca müvekkili firmanın karşı taraftan komisyon alacağının bulunmakta olduğunu, cari hesapta davacı tarafın müvekkiline borçlu olduğunu, usul ekonomisi açısından davacı aleyhine açmış bulundukları ve dosya numarasını bildirecekleri itirazın iptali davası ile iş bu davanın birleştirilmesi gerektiğini, söz konusu davaların tarafları ve konusunun aynı olduğunu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 166. göre davalar arasında bağlantı olması halinde bu davaların birleştirileceği, kısa zamanda davaların az bir masrafla sonuçlandırılmasının amaçlandığını, davalar aynı sebepten kaynaklandığını, biri hakkında verilecek hüküm diğerini etkileyecek nitelikte olduğunu, bu nedenle her iki davanın ilk davanın açıldığı mahkememizde birleştirilmesi gerektiğini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile haksız ve mesnetsiz davanın reddi ile haksız ve kötü niyetli olan davacı aleyhine %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, iş bu dava ile taraflarınca davacı aleyhine açılan ve dosya numarası bilahare bildirilecek olan itirazın iptali davasının birleştirilmesini, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.----- Esas sayılı dosyasının mahkememiz dosyasıyla birleştirildiği görülmüştür. Dosyanın incelenmesinde; davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin pazarlama işiyle iştigal ettiğini, müvekkili, davalının ürettiği unları ------- bölgesinde pazarlamakta, bu bölgede davalı adına satış yapmakta ve karşılığında da satmış olduğu ürünlerin cinsine göre %3 ila %5 arasında komisyon ücreti aldığını, müvekkilinin davalı şirket uzantılı mail adresine veya faks numarasına ------- bölgesindeki işyerlerinden almış olduğu siparişleri geçmekte, (ek-6 sipariş formu) davalı firmada bu siparişlerde belirtilen ürünleri ilgili işyerlerine gönderdiğini. Her ayın sonunda davalı taraf müvekkilinin sipariş geçtiği mallar üzerinden hak ettiği komisyon alacaklarını yine şirket uzantılı mail yoluyla müvekkilime bildirmekte müvekkilimde bunların karşılığında komisyon faturası kestiğini, Davalı firma ile müvekkili firma bu şekilde yıllarca çalıştığını, davalı firma müvekkili ile olan ------- anlaşmasını 31.10.2019 yılı itibari ile sonlandırdığını, 2019 yılı sonuna kadar olan komisyon ücreti alacaklarının bir kısmını ödemediğini, ödenmeyen komisyon alacakları (2019, 2018, 2016 dönemine ait) üzerinden------ E sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, davalının itirazının iptali ile takibin devamına ve haksız ve mesnetsiz yapılan itirazdan dolayı davalı aleyhine %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini davalı taraf müvekkili firmanın hak ettiği olduğu komisyon alacaklarını ödemediği gibi bir de, müvekkili aleyhine cari hesaptan kaynaklı alacak davası açtığını, söz konusu dava -------- E. dosyası halen derdest olduğunu, usul ekonomisi açısından davalı aleyhine açılan bu dava ile ------- E sayılı dosyası ile birleştirilmesini talep ve dava etmiştir. Hukuki niteliği itibariyle -------- E. sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67 maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir. 6100 sayılı HMK.'nın 166. maddesi uyarınca, davalar, aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir. Birleştirme kararı ikinci davanın açıldığı mahkemece verilir. Yine aynı maddenin 4. fıkrası uyarınca, davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da birini hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda bağlantı var sayılır.-------- Esas sayılı dosyası incelendiğinde HMK 166 maddesi gereğince her iki ayrı mahkemede açılan davalar arasında hukuki ve fiili bağlantı olduğu görülmüştür. Tüm dosya kapsamı incelendiğinde, --------- Esas sayılı dosyası ile mahkememiz dosyasının konusunun aynı olduğu, davalar arasında fiili ve hukuki bağlantı bulunduğu, aynı ticari ilişki kapsamında defterlerin birlikte incelenmesinde usul ekonomisi gereği fayda olduğu anlaşıldığından, HMK. m. 30'da düzenlenen usul ekonomisi ilkesi de dikkate alınarak, davaların birlikte yürütülmesinin uygun olacağı sonucuna varılmış, birleştirme kararı verilerek mahkememiz dosyası ile birleştirilmiştir. Birleşen dosya davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, kanunda itirazın iptali davası yönünden özel yetki kuralı düzenlenmediğinden, bu davada yetkili mahkeme genel hükümlere göre tespit edileceğini, buna göre itirazın iptali davasında yetkili mahkemenin HMK m.6 gereğince davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkeme olduğunu, müvekkilinin açık adresinin "------ Mah. ------- Blv. -------- Sitesi No:----------, ---------" olduğunu, dolayısıyla, işbu itirazın iptali davasının davanın açıldığı tarihte müvekkili yerleşim yeri olan -------- yer mahkemesinde açılması gerektiğini, davanın yetkisiz --------- yer mahkemesinde açılması yetki itirazında bulunmalarını zorunlu kıldığını, işbu dava ticari uyuşmazlıklarda zorunlu arabuluculuk şartı sağlanmadan açıldığını, işbu davanın tarafların ikisinin de tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesinden kaynaklanması nedeniyle ticari dava niteliğinde ve davanın alacak davası olması sebebiyle, davanın açılması zorunlu arabuluculuk şartına tabi olduğunu, ancak birleşen davacının işbu davayı açmadan önce zorunlu arabuluculuk yoluna başvurmamış ve dava dilekçesinde zorunlu arabuluculuk şartının sağlandığına dair herhangi bir bilgi veya belgeye yer vermediğini, buna rağmen işbu davanın 11.11.2020 tarihli duruşmasında mahkeme tarafından birleşen davacıya zorunlu arabuluculuk başvurusunun yapılıp yapılmadığı sorulduğunda, birleşen davacı, başvurunun yapıldığını beyan ederek bu konuda dosyaya birtakım belgeler sunduğunu, birleşen davacı tarafından dosyaya sunulan --------- sayılı ve 05.02.2020 tarihli arabuluculuk tutanağının konusunun müvekkili tarafından birleşen davacıya karşı başlatılan ve asıl davaya konu --------- esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptali işlemi olduğunu, işbu davanın konusunun, birleşen davacı tarafından müvekkiline karşı başlatılan -------- esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptali işlemi olduğunu, bu anlamda iki davanın uyuşmazlık konularının birbirinden farklı ve bağımsız olduğunu, birleşen davaya konu --------- esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline ilişkin mevcut herhangi bir arabuluculuk başvurusu bulunmadığını, birleşen davacı arabuluculuk yoluna gitmediği halde mahkemeyi yanıltmak amacıyla işbu dava için zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulduğu beyanında bulunmuş ve müvekkilinin başvurucusu olduğu asıl dosyaya ilişkin arabuluculuk tutanağını sanki kendi açtıkları davaya ilişkin arabuluculuk başvurusu yapılmış gibi dosyaya sunduğunu, halihazırda görülen ticari uyuşmazlık için dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuk şartı sağlanmadığından işbu davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddi gerektiğini, birleşen davacı, ------- Şti.nin kuruluş amacının, müvekkili şirketin ürettiği un ve irmiklerin ----- Bölgesine pazarlamak olduğunu iddia etmişse de; müvekkili şirketin --------- çeşitli yerlerinde bulunan müşterileri ile uzun yıllardır ticari faaliyetleri ile satım ve pazarlama işlerini bizzat kendisi yerine getirmekte olduğunu, birleşen davacı şirketin ise bağımsız olarak kurulmuş ve kendi faaliyet amaçları kapsamında bağımsız olarak ticari faaliyetlerini yürüten bir şirket olduğunu, bu hususun birleşen davacı şirketin ticari defterlerinin incelenmesi ile de tespit edileceğini, dolayısıyla birleşen davacı şirketin müvekkili şirket ile ticari faaliyet içerisinde olması ve müvekkili şirketten un tedarik etmesinin iki şirket arasında organik bağ bulunduğu ve birleşen davacının müvekkil şirketin pazarlama işlerini yürüttüğü anlamına gelmediğini, birleşen davacı gerçeğe aykırı beyanda bulunarak, firmanın kurulduğu dönemde kurucu ortakların bazılarının aynı zamanda müvekkil şirkette de hissedar olduğunu iddia ettiğini, birleşen davacı şirketin kurucu ortaklarından hiçbiri müvekkil şirkette herhangi bir dönemde hissedar olmadığını, aksi durumda şirket ortakları aynı kişiler olsa dahi, bu durumun hiçbir surette şirketler arasında organik bağ bulunduğunu göstermeyeceğinin Yargıtay yerleşik içtihatlarıyla sabit olduğunu, birleşen davacı her iki şirketin isminde de "---------" ibaresinin bulunduğunu ileri sürdüğünü, bu hususun huzurdaki alacak talepli itirazın iptali yargılamasıyla herhangi bir ilgisi bulunmadığını, bunun yanı sıra müvekkili tarafından birleşen davacı şirkete -------- Barosu aracılığıyla 14/04/2020 tarih ve----------- yevmiye numaralı ihtarname keşide edilerek; -------- nezdinde -------- sayısı ile tescilli "--------" markası ve benzer markaların kullanımına derhal son verilmesi, ticaret unvanının çekirdek kısmının değiştirilerek "------" ibaresinin ticaret unvanından çıkarılması ve --------- markası ve benzer başka bir markanın kullanılmayacağının en geç 15 gün içerisinde noter kanalıyla taahhüt edilmesi ihtaren bildirilerek, aksi durumda hukuki yollara başvurulacağı ve suç teşkil edici eylemleri sebebiyle suç duyurusunda bulunulacağının ihtar edildiğini, birleşen davacı şirketin, müvekkili tarafından keşide edilen ihtarnameye cevap vermediğini, marka tecavüzü ve haksız rekabet teşkil edici eylemlerine son vermediği gibi ticaret unvanının çekirdek kısmında yer alan "--------" ibaresininin de terkin etmediğini, birleşen davacının gerek müvekkilinin rızasına aykırı olarak ticaret unvanını kullanmaya devam etmekte gerekse bu hususta müvekkil şirketin rızası varmış gibi şirketler arası organik bağ bulunduğunu ileri sürerek mahkemeyi yanıltmaya çalıştığını, bu sebeple, birleşen davacının, müvekkili marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil edici eylemleri nedeniyle her türlü talep ve dava hakkımızı saklı tuttuğumuzu mahkememiz bilgisine sunduğunu, birleşen davacının, şirket temsilcileri ------- ve -------- birleşen davalı müvekkil firma adına un ve irmik satışı yaptığını, şirket temsilcilerine birleşen davalı müvekkil adına tahsilat yapma ve bankaya para yatırma yetkisi verildiğini, birleşen davalıya ait internet sitesinde müvekkili şirket temsilcilerinin -------- Bölge Sorumlusu olarak gözüktüğünü ileri sürdüğünü, birleşen davacı şirketin bağımsız ticari faaliyetleri kapsamında müvekkilden un satın almakta ve karşılığında kesilen faturalar gereği ödeme yaptığını, dolayısıyla birleşen davacının bizzat kendi ticari faaliyetleri kapsamında hareket ettiğini, birleşen davacı tarafından müvekkili adına un ve irmik satışı yapılması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, bu hususa ilişkin herhangi bir mutabakat veya sözleşme dosyaya sunulmadığı gibi taraflar arasında buna ilişkin süregelen bir anlaşmanın da mevcut olmadığını, birleşen davacı firmanın, müvekkili şirketin ----------- Bölgesinde pazarlama faaliyetlerini yürüttüğünü, şirket temsilcilerinin müvekkili mail adresine veya faks numarasına -------- bölgesindeki işyerlerinden almış olduğu siparişleri geçtiğini, müvekkilinin bu siparişleri ilgili işyerlerine gönderdiğini, her ayın sonunda müvekilinin sevkiyatı yapılan mallar üzerinde birleşen davacının %3 ila %5 arasında komisyon ücretini hak ettiğini, komisyon alacaklarının müvekkile ait şirket uzantılı mail yoluyla kendisine bildirildiğini, taraflar arasındaki bu çalışmanın uzun yıllardır devam eden bir komisyonculuk ilişkisi olduğunu, bu anlamda TBK uyarınca taraflar arasında alım veya satım komisyonculuğu ilişkisinin mevcut olduğunu ileri sürdüğünü, birleşen davacı şirketin, müvekkili şirketin pazarlamacısı veya komisyoncusu konumunda olmadığını, bu hususa ilişkin herhangi bir mutabakat veya sözleşmenin dosyaya sunulmadığını, taraflar arasında buna ilişkin süregelen bir anlaşma ve birleşen davacı şirkete bu amaçla verilmiş bir vekaletnamenin de mevcut olmadığını, uzun yıllardır süregelen ticari ilişki ve birleşen davacı şirketin --------- yerleşik olması sebebiyle, birleşen davacı, müvekkili şirketin ------- bulunan bazı müşteri ile ilişkilerin yürütülmesine zaman zaman yardımcı olduğunu ve müvekkilinin bunun karşılığında tamamen kendi ihtiyarında olarak işbirliği çerçevesinde birleşen davacı firmaya zaman zaman ödeme yaptığını, söz konusu müşteri firmaların tamamının müvekkili şirketin uzun yıllardır çalıştığı ve halihazırda ticari ilişki içerisinde olduğu firmalar olduğunu, birleşen davacı şirketin müvekkiline yeni müşteriler kazandırması veya pazarlama faaliyeti yürüterek yeni müşteriler bulmasının söz konusu olmadığını, aksini ispat yükünün iddia eden birleşen davacı şirkete ait olduğunu, bu anlamda birleşen davacı firmaya müvekkili ile müşterileri arasındaki ticari iletişimde yardımcı olması sebebiyle ücret verilmesi veya verilecek ücretin miktarı tamamen müvekkilinin taktirinde olduğunu, müvekkilinin tek taraflı olarak gönderilen mail suretlerinin hiçbir surette komisyon alacağının ispatı niteliğinde olmadığını, bu anlamda birleşen davacı şirketin tek taraflı gönderdiği hesaplamaların da delil mahiyeti olmayacağını, bu anlamda taraflar arasında TBK uyarınca bir komisyon ilişkisi bulunmamadığının izahtan vareste olduğunu, birleşen davacının komisyon alacaklarına ilişkin 22.08.2019 tarihinde ------------ numaralı faturalar düzenlendiğini, birleşen davalı müvekkilin bu faturaları aldıktan sonra komisyon alacaklarının hepsini birden ödeyemeceğini, bu nedenle birleşen davacı şirket yetkililerinden faturaların iptal edilmesini istediğini, bu doğrultuda faturaların iptal edildiğini beyan etmişse de, müvekkilinin işbu faturalara birleşen davacının böyle bir alacağının mevcut olmadığı için itiraz ettiğini ve faturaların bu doğrultuda birleşen davacı tarafından iptal edildiğini, bu durumda iptal edilen faturaların artık uyuşmazlık konusu olmaktan çıktığının izahtan vareste olduğunu, birleşen davacının yasal olarak fatura kesmekle yükümlü olduğu bir alacak iddiasına karşın müvekkilinin ödeme yapamayacağını bildirmesi karşısında faturaları iptal ettiğini bildirmesi de açıkça çelişkili ve hukuka aykırı olduğunu, birleşen davacının müvekkilinden ödeme alabilmek için hukuki menfaatine olacak şekilde usulsüz faturalar düzenlediğini, müvekkili tarafından faturaların kabul edilmediği için iptal edildiğini, daha sonrasında müvekkil tarafından kendilerine icra takibi başlatılınca yeniden fatura kestiğinin ortada olduğunu, birleşen davacının her ne kadar müvekkili şirkete komisyon alacaklarına ilişkin her ay fatura kestiğini ve 2018-2019 yılları ile 2016 yılına ait bir kısım komisyon alacağı olduğunu iddia etmişse de, taraflar arasında ticari ilişkinin devam ettiği süre boyunca müvekkili adına düzenlenmiş hiçbir fatura mevcut olmadığın, müvekkilinin birleşen davacıya satmış olduğu unların karşılığında alacaklarını talep etmesi akabinde birleşen davacı geriye dönük olarak ve gerçeğe aykırı olarak komisyon faturalarının düzenlemiş ve karşılığından bir alacak hakkı varmış gibi göstermeye çalıştığını, bu hususun birleşen davacının ----------- E. sayılı dosyasına konu ettiği alacak iddiasına dayanak faturaların tarihlerinden de açıkça görüleceğini, birleşen davacı tarafından düzenlenen faturalar incelendiğinde; 2016 yılı Ocak-Aralık ayı için 02.11.2019 tarihinde, 2018 yılı Ocak-Aralık ayı için 03.02.2020 tarihinde, 2019 yılı Ocak-Aralık ayı için 03.02.2020 tarihinde faturaların düzenlenme tarihlerinin iddia olunan hak edişlerden yaklaşık 3 yıl sonra olduğunu ve müvekkilinin esas dava konusu alacaklarını talep etmesinin ardından usulüne aykırı olarak düzenlendiğinin açıkça görüldüğünü, basiretli bir tacir olan birleşen davacının tüm bu eylemlerinin dürüstlük kuralına aykırı olduğu ve geçmişe dönük fatura düzenlenerek alacak iddiası yaratılmaya çalışıldığının tartışmasız olduğunu, özetle birleşen davacının çelişkili davranış yasağına aykırı hareketlerinin bulunduğunu, müvekkilden alacaklı olduğu iddiasının dürüstlük kuralına aykırı olduğunun sabit olduğunu, birleşen davacı şirket, kestiği faturalarda her ay hak kazandığını iddia ettiği komisyon alacaklarına ilişkin faturaları sonradan geçmişe yönelik olarak yıl bazında düzenlediği faturalarda her ay için miktar belirterek hizmet bedeli altında gösterdiğini, söz konusu faturaların hiçbiri yasal süresi içerisinde düzenlenmediğinden yok hükmünde olduğunu, sonuç olarak, 2019 ve 2020 senelerine ilişkin faturaların, sonradan ihdas edildiği ve itiraza uğradığı için hiç düzenlenmemiş sayılacağını ve bu yıllara ilişkin birleşen davacının bir alacak talebinin olmayacağını, 2016 senesine ilişkin fatura için ise bu fatura sonradan ihdas edildiği ve müvekkili tarafından iade faturası düzenlendiği ve birleşen davacı tarafından iade faturasına itiraz edilmediği için birleşen davacının 2016 yılına ilişkin de bir alacak talebi olmayacağını, birleşen dava dilekçesi ticari uyuşmazlıklarda zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulmadan ve yetkisiz mahkemede açıldığından davanın öncelikle tefrik edilerek dava şartı yokluğundan usulden reddini, mahkemenizce aksi kanaatte olunması halinde birleşen davanın esastan reddini, haksız ve kötü niyetli olarak açılan birleşen davada davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama harç ve giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Asıl dava konusu ----------- esas sayılı icra dosyası incelendiğinde; alacaklısının ..., borçlusunun ... olduğu, 1.391.901,01 TL ticari satımdan kaynaklanan asıl alacak tahsili için ilamsız takiplerde ödeme emri düzenlendiği, davalı borçlunun ödeme emri ve borca itirazı üzerine takibin durduğu görülmüştür. Birleşen dava konusu -------- esas sayılı icra dosyası incelendiğinde; alacaklısının ..., borçlusunun ... olduğu, 377.768,99 TL bakiye fatura alacağı (02/11/2019), 1.143.809,22 TL fatura alacağı (03/02/2020) ve 1.056.894,02 TL fatura alacağı (03/02/2020) olmak üzere toplam 2.578.472,23 TL asıl alacak tahsili için ilamsız takiplerde ödeme emri düzenlendiği, davalı borçlunun ödeme emri ve borca itirazı üzerine takibin durduğu görülmüştür. Mahkememizce verilen "Davacı-birleşen dava davalısı -------- şirketi ---------- da olduğundan, bu şirketin defterler ve kayıtlarının mali müşavir bilirkişi tarafından incelenerek bilirkişi raporu düzenlenmesi için ----------Asliye Hukuk Mahkemesine talimat yazılması," ara kararı gereği --------- Asliye Hukuk Mahkemesine talimat yazılmıştır. Mahkememizce yazılan talimat---------- talimat sırasına kaydolunmuş ve bilirkişi ----------- tarafından hazırlanan 06/06/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle, "davacı ...ne ait dava konusu defter ve belgeler bugüne kadar tarafıma ulaştırılmadığı için dava konusu ile ilgili rapora yansıtılacak herhangi bir tesbitim bulunmamaktadır." şeklindeki raporunu sunmuştur.
Mahkememizce verilen "Dosyanın mali müşavir bilirkişi, bilişim alanında uzman bilirkişi ile nitelikli hesaplama uzmanı bilirkişiye tevdine, davacı ile davalı arasındaki ilişkinin komisyonculuk ilişkisi olup olmadığı, komisyonculuk ilişkisinden kaynaklı tarafların karşılıklı alacak ve borçlarının olup olmadığı, varsa miktarının belirlenmesinin istenilmesine, birleşen dava davacısı şirketin ticari kayıt ve belgelerinin ve dosya içerisinde bulunan mail yazışmaları incelenerek rapor düzenlenmesinin istenilmesi," ara kararı gereği dosya bilirkişiler -------- tevdi edilmiş, bilirkişiler 03/04/2023 tarihli raporlarında özetle, "Davacı/birleşen dava davalısı ile davalı/birleşeren davacısının tacir oldukları, Dosya kapsamında taraflar arasında ticari ilişkiye ait yazılı sözleşme bulunmadığı, Davalı/Birleşen Dava davacısı ---------Şti'ye ait bilgisayarda yapılan mail incelemesinde ---------, --------- mail adresleri ile ---------- , --------,----------, ------- ve-------- mail adresleri arasında birçok mail yazışmaları olduğu, davalının incelemek üzere ibraz edilen 2016-2017-2018-2019 ve 2020 yıllarına ait ticari 6102 sayılı T.T.K.'nun 64, 66 ve V.U.K. madde 220-226 uyarınca yasal süreler içinde noter açılış tasdikleri ve 6102 sayılı T.T.K.'nun 64/3 md. uyarınca süresi içerisinde hesap dönemi sonunda “Görülmüştür” tasdikinin yapılan ve birbirini teyin eden ticari defterlerinin HMK 222. Md. Göre kendi lehine kesin delil teşkil ettiği kanaatini varılmakla nihai takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu, ”Davalı/Birleşen dava davacısının yukarıdaki ticari defter ve kayıtlarına göre nezdindeki ; ---------- Alıcılar Hesab/ -------- şirketi hesabın 2.578.472,23 TL Borç bakiyesi verdiği, başka bir anlatımla Esas davada davalı/birleşen davada davacının, Esas davada davacı/birleşen davada davalıdan 2.578.472,23 TL alacağı bulunduğu, ---------- Satıcılar Hesabı/ ------- şirketi hesabının 881.763,83 TL Alacak bakiyesi verdiği, başka bir anlatımla Esas davada davalı/birleşen davada davacının, davacı/birleşen davalıya 881.763,83 TL borcu bulunduğu, her iki hesabın Borç/Alacak mahsubu sonucunda; Esas davada davalı/birleşen davada davacının, Esas davada davacı/birleşen davada davalıdan 2.578.472,23 TL - 881.763,83 TL = 1.696.708,40 TL alacağı bulunduğu, yukarıdaki defter kayıtlarında 2016-2020 yılları arasında davalının davacıya ait malları sattığı, komisyonculuk yaptı; (2016 yılında 7 adet, 2017 yılında 5 adet, 2018 yılında 5 adet, 2019 yılında 3 adet ve 2020 yılında 2 adet komisyon faturası düzenlediği) başka bir anlatımla 2016 yılından beri mutad hale geldiği, asıl Davada davacının alacak talebinin ispata muhtaç olduğu, birleşen Davada,birleşen dosya davacısının alacağının 1.696.708,40 TL hesap edildiği (talep:2.578.472,23 TL)" kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Mahkememizce verilen "Davacı Birleşen Dosya Davalı Vekili ----------Vekiline flash disk olarak ticari defterleri sunmak üzere 2 haftalık kesin süre verilmesine, sunmadığı takdirde ticari defterleri ibrazdan kaçınmış sayılacağına2 haftalık süre sonunda dosyanın bilirkişilere tevdi ile Mahkememiz --------- muhabere evrakı içinde bulunan belgeler göz önünde bulundurularak bilirkişilerden ek rapor alınması" ara kararı gereği bilirkişiler ---------- 06/12/2023 tarihli ek raporlarında özetle, "Davacının incelemek üzere dosyaya USB'de ibraz edilen ve yukarıda detaylı olarak yapılan tespitlere göre; davacının 2015-2016-2017-2018-2019 ve 2020 yıllarına ait elektronik ortamda tutulan ve görüntülenebilen ticari defterlerinin HMK 222. Md. Göre kendi lehine kesin delil teşkil etmediği kanaatini varılmakla nihai takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu, buna göre davacının kayıtlarında: ---------- no.lu hesapta 4.168,67 TL Borç, -------- no.lu hesapta 944.125,90 TL Borç, --------- no.lu hesapta 424,77 TL Alacak ve ---------- no.lu hesapta 27.665,00 TL Borç bakiyesi verdiği, bu hesapların birbirine mahsubu sonucunda (4.168,67 + 944.125,90 + 27.665,00-424,77) 975.534,80 TL'dan 975.534,80 TL - 443.874,05 TL - 27.665,00 TL = 503.995,75 TL davacının davalıdan alacaklı bulunduğu davacı ile davalı arasında yukarıdaki ticari kayıtlar ve bilgisayar uzmanı bilirkişi tarafından yerinde yapılan tespitlerden ve davacının ticari defter kayıtlarından da anlaşılacağı üzere taraflar arasındaki komisyon ilişkisinin mutad hale geldiği kanaatine varılarak, raporun 4. bölümünde detaylı olarak belirtildiği gibi birleşen dosya davacısının, birleşen dosya davalısından 2.200.703,24 TL - 10.837,88 TL = 2.189.865.36 TL komisyon alacağının bulunduğu, asıl dava davacısının alacağının, birleşen dosya davacısının alacağından mahsubu halinde asıl dava davacısının, birleşen dosya davacısına 2.189.865,36 TL - 503.995,75 TL = 1.685.869,61 TL borçlu bulunduğu," kanaatine varıldığı bildirilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE :Asıl dava ve birleşen dava itirazın iptali istemine ilişkindir. Asıl davada, davalı tarafa un satıldığı, bedeli ödenmediğinden bahisle tahsili için yapılan icra takibine itiraz edildiğinden bahisle itirazın iptalinin istendiği görülmüştür. Birleşen davada, davalı tarafa un satılmasında komisyonculuk yapıldığı, komisyon bedeli ödenmediğinden tahsili için yapılan icra takibine itiraz edildiğinden bahisle itirazın iptalinin istendiği görülmüştür. Asıl davada taraflar arasındaki ihtilaf bakiye un bedelinin ödenip ödenmediği, birleşen davada ise komisyonculuk alacağı doğup doğmadığı, doğmuş ise miktarı ve ödenip ödenmediği noktalarında toplanmaktadır.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı 222 nci maddesi "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." hükmünü düzenlemiştir.6098 sayılı Türk borçlar Kanunu'nun Komisyon Sözleşmesi A. Alım veya satım komisyonculuğu I. Tanımı başlıklı 532 nci maddesi "Alım veya satım komisyonculuğu, komisyoncunun ücret karşılığında, kendi adına ve vekâlet verenin hesabına kıymetli evrak ve taşınırların alım veya satımını üstlendiği sözleşmedir. Bu bölümdeki hükümler saklı kalmak üzere, komisyon sözleşmelerine vekâlet hükümleri uygulanır." hükmünü düzenlemiştir.Davacı taraf ticari defterleri, noter açılış tasdikleri bulunmadığından kendi lehine kesin delil teşkil etmemektedir. Davalı taraf ticari defterleri, noter açılış - kapanış tasdikleri bulunduğundan kendi lehine kesin delil teşkil etmektedir. Asıl davada, davalı tarafa un satımından kaynaklı bakiye alacak miktarı davacı taraf ticari defterlerinde 503.995,75 TL, davalı taraf ticari defterlerinde bakiye borç miktarı 881.763,83 TL gözüktüğü, usulüne uygun tutulan davalı taraf ticari defterleri leh ve aleyhe delil olduğundan borç miktarı olarak gözüken 881.763,83 TL üzerinden asıl davanın kısmen kabulüne, davalı tarafça likit ve bilinebilir borca ödeme yapılmadığı halde haksız olarak itiraz edildiğinden icra inkar tazminatı ödenmesine karar verilmiştir. Birleşen davada, taraflar arasında yazılı bir komisyon sözleşmesi olmasa dahi geçmiş ticari ilişki ve e-posta yazışmalarından mutat hale gelen bir komisyonculuk ilişkisi bulunduğu, bu kapsamda davacı tarafın komisyonculuktan kaynaklı bakiye alacak miktarının davacı taraf ticari defterlerine göre 2.189.865,36 TL, davalı taraf ticari defterlerinde bakiye borç miktarı 0,00 TL gözüktüğü, usulüne uygun tutulan davacı taraf ticari defterleri lehe delil olduğundan borç miktarı olarak gözüken 2.189.865,36 TL üzerinden birleşen davanın kısmen kabulüne, davalı tarafça likit ve bilinebilir borca ödeme yapılmadığı halde haksız olarak itiraz edildiğinden icra inkar tazminatı ödenmesine karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Asıl davanın KISMEN KABULÜ ile,
------------ Esas sayılı dosyasında davalı borçlunun yapmış olduğu İTİRAZIN KISMEN İPTALİ ile takibin 881.763,83 TL asıl alacak üzerinden AYNEN DEVAMINA,
-Asıl alacak 881.763,83 TL'nin %20'si olan 176.352,77 TL icra inkar tazminatının davalı borçludan alınarak davacı alacaklıya verilmesine,
Davacı tarafın diğer ve fazlaya ilişkin taleplerinin REDDİNE,
2-Birleşen davanın KISMEN KABULÜ ile,
---------- Esas sayılı dosyasında davalı borçlunun yapmış olduğu İTİRAZIN KISMEN İPTALİ ile takibin 2.189.865,36 TL asıl alacak üzerinden AYNEN DEVAMINA,
-Asıl alacak 2.189.865,36 TL'nin %20'si olan 437.973,07 TL icra inkar tazminatının davalı borçludan alınarak davacı alacaklıya verilmesine,
Davacı tarafın diğer ve fazlaya ilişkin taleplerinin REDDİNE,
3- Asıl dava yönünden Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 60.233,28 TL harcın, davacı tarafça dava açılırken peşin olarak yatırılan 9.477,74 TL harcın mahsubu ile bakiye 50.755,54‬ TL harcın davalı ...nden alınarak Hazineye irat kaydına,
4-Asıl dava yönünden davacı ... tarafından yatırılan 9.477,74 TL harcın davalı ...nden alınarak davacı ... verilmesine,
5-Asıl dava yönünden davacı ... vekili lehine karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 126.994,02 TL vekalet ücretinin davalı ... tahsili ile davacı ... tarafına ödenmesine,
6-Asıl dava yönünden davalı ... vekili lehine karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacı ... tarafından tahsili ile davalı ... ödenmesine,
7-Asıl dava yönünden davacı ... tarafından sarf edilen 1.461,75 TL yargılama giderinin davanın kısmen kabul kısmen ret oranına göre hesaplanan 1.359,80 TL'nin davalı ... alınarak davacı ... verilmesine, geriye kalan 101,95 TL'nin davacı ... üzerinde bırakılmasına,
8-Asıl dava yönünden davalı ... tarafından sarf edilen 6.000,00 TL yargılama giderinin davanın kısmen kabul kısmen ret oranına göre hesaplanan 418,45‬ TL'nin davacı ... alınarak davalı ... verilmesine, geriye kalan 5.581,55 TL'nin davalı ... üzerinde bırakılmasına,
9-Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26 (2) maddesi ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca --------- bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davanın kısmen kabul kısmen ret oranına göre hesaplanan 1.227,94 TL'nin davalı ..., 92,06‬ TL'nin davacı ... tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
10- Birleşen dava yönünden Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 149.589,70 TL harcın, davacı ... tarafça dava açılırken peşin olarak yatırılan 31.141,50 TL harcın mahsubu ile bakiye 118.448,2‬0 TL harcın davalı ... alınarak Hazineye irat kaydına,
11-Birleşen dava yönünden davacı tarafından yatırılan 31.141,50 TL harcın davalı ... alınarak davacı davacı ...verilmesine,
12-Birleşen dava yönünden davacı vekili lehine karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 247.189,23 TL vekalet ücretinin davalı ... taraftan tahsili ile davacı ... tarafa ödenmesine,
13-Birleşen dava yönünden davalı ... vekili lehine karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 60.291,03 TL vekalet ücretinin davacı ... tahsili ile davalı ... tarafa ödenmesine,
14-Birleşen dava yönünden davacı ... tarafından sarf edilen 240,80 TL yargılama giderinin davanın kısmen kabul kısmen ret oranına göre hesaplanan 204,50 TL'nin davalı ... alınarak davacı ... verilmesine, geriye kalan 36,3‬0 TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına,
15-Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26 (2) maddesi ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca -------- bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davanın kısmen kabul kısmen ret oranına göre hesaplanan 1.121,06 TL'nin davalı ..., 198,94‬ TL'nin davacı ... tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
16-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde re'sen ilgilisine iadesine,
Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde-------- Bölge Adliye Mahkemesi'nin ilgili Hukuk Dairesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 21/02/2024