WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 07 Temmuz 2026

İSTANBUL ANADOLU 3. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. İstanbul Anadolu 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/44 Esas
KARAR NO: 2024/312
DAVA: Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 11/01/2024
KARAR TARİHİ: 24/04/2024

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA, SAVUNMA ve DOSYA KAPSAMI:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkillerinin mermer ocağı işletmeciliği ile iştigal ettiğini, ------- ili -------- köyü mevkiinde bulunan mermer sahalarını yerinde inceleyerek; mermer yapısı ve rezervi olarak çok iyi durumda olan ---------- erişim numaralı maden ruhsatı için --------- tarafından gerçekleştirilen ihaleye eşi -------- hissedarı ve temsilcisi olduğu --------- Şti. adına katılarak; ihaleyi ve ruhsatı almaya hak kazandığını, davalılar ------- ve --------- de mermer ocak işletmesi işi ile iştigal ettiğini, ------ -------- Bulvarı -------Sk. -------- BLOK---------Kat D:------- -------- adresinde faaliyet gösteren ------- şirketi ve -------- şirketi şirketlerinin hissedarı ve yetkilileri olduğunu, davalılar ile müvekkillerinin temasa geçerek bahsi geçen mermer sahasının satışı ve devri hususunda görüştüklerini, müvekkillerinin maden ruhsatının satışı ve devrine karşılık 3.000.000 USD devir bedeli istediğini ancak davalılarca; bu devir bedeli nakden ve defaten ödenmek istenmediğini, bunun üzerine taraflarca; bahsi geçen mermer sahasının ortak olarak yeni kurulacak bir şirket bünyesinde çalıştırılması; bunun için maden ruhsatının yeni kurulacak şirkete devredilmesi; buna mukabil tüm ruhsat ve ocak işletmesi maliyetine (ocak kâra geçinceye kadar) davalıların katlanması kararlaştırıldığını, ruhsat devir ve izin masrafları gibi ruhsat hukukuna dair masraflar ile mermer ocağının işletilmesine dair araç-gereç, ekipman, yakıt, enerji hattı, arazi-tarla alımı gibi gibi tüm masraflara ilk etapta davalıların katlanacak olması ve ocak kâra geçtikten sonra bu masrafların müvekkillerinin kâr payından peyderpey mahsup edilecek olmasının müvekkiline cazip geldiğini, söz konusu protokol başlıklı belgenin TTK hükümleri gereğince kurucu bir işlem olup ön sözleşme niteliğinde olduğunu, ön sözleşme niteliğine haiz protokol düzenlemesi doğrultusunda müvekkili -------- ve davalılar -------- ile --------- arasında --------- Şirketi kurularak, -------- erişim numaralı maden ruhsatının bu yeni kurulmuş şirkete devrinin sağlandığını, bu surette müvekkilinin protokol ile üzerine düşen tüm edim ve yükümlüğü yerine getirdiğini, ---------- şirketinin hisse yapısı ön sözleşmeye uygun olarak %33,33 hisse dağılımının; ------- 1,00 Türk Lirası değerinde 165000 adet pay --------, -------- 1,00 Türk Lirası değerinde 167500 adet pay -------- ve --------1,00 Türk Lirası değerinde 167500 adet pay -------- ait olduğunu, davalılarca evrakta sahtecilik ve temsil yetkisinin aşılması suretiyle şirket adına iş ve işlemler gerçekleştirildiğini, şirketin pasifini arttırma ve aktifini olduğundan az gösterme amacının mevcut olduğunu, davalı yönetim kurulu üyelerinin haksız fiil niteliğindeki eylemleri sebebiyle müvekkillerinin zarara uğramasına sebep olduklarını, ayrıca haksız rekabet yasağına aykırı davranıldığını belirterek davanın kabulüne, TTK 549 - 560 maddeleri uyarınca müvekkilinin uğradığı zarar tespit edilinceye kadar belirsiz alacak olarak şimdilik 200.000,00 TL'nin ticari faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili 13/03/2024 tarihli cevap dilekçelerinde özetle; Öncelikle müvekkili şahıslar yönünden cevaplarına ilişkin olarak, işbu davanın aktif dava ehliyeti yokluğundan, bunun yanında pasif dava ehliyeti yokluğundan davanın reddine karar verilmesini, davanın esasına ilişkin olarak, davacının iddia ettiği gibi uğranılan zarar arasında illiyet bağı ve kusur durumuyla müvekkillerinin bir bağı olmadığını, davacı ortaya çıktığını iddia ettiği dolaylı zararların olduğu dönemde, kendisi de Yönetim Kurulu üyesi olup, tüm şirket faaliyetleri kendisinin bilgisi, icazeti ve muvafakatiyle gerçekleştirildiğini, dava dilekçesinde bildirildiği üzere, şirketin zarara uğradığı eylem olarak bahsi geçen, müvekkilinin davalıların ortağı oldukları diğer davalı --------şirketi ile dava dışı davacının ortağı olduğu------- şirketi arasında imzalanan kira sözleşmesinde, bizzat davacının imzası bulunduğunu, bu halde, kişi bir davada davacı, hem de davalı olamayacağından ve kimse de, kendi -------- Üyesi olduğu döneme ilişkin sorumluluk davası açamayacağından, huzurdaki davanın usulden reddedilmese dahi esastan da reddi gerektiğinin açık olduğunu, davalı vekili müvekkili şirketlerin cevaplarına ilişkin olarak; işbu davanın aktif dava ehliyeti yokluğundan, bunun yanında pasif dava ehliyeti yokluğundan davanın reddine karar verilmesini, davanın esasına ilişkin olarak davacının iddia ettiği gibi uğranılan zarar arasında illiyet bağı ve kusur durumuyla müvekkillerinin bir bağı olmadığını, davacı ortaya çıktığını iddia ettiği dolaylı zararların olduğu dönemde, kendisi de Yönetim Kurulu üyesi olup, tüm şirket faaliyetleri kendisinin bilgisi, icazeti ve muvafakatiyle gerçekleştirildiğini, dava dilekçesinde bildirildiği üzere, şirketin zarara uğradığı eylem olarak bahsi geçen, müvekkilinin davalıların ortağı oldukları diğer davalı -------- şirketi ile dava dışı davacının ortağı olduğu ------- şirketi arasında imzalanan kira sözleşmesinde, bizzat davacının imzası bulunduğunu, bunlardan ayrı olarak, yine davacı iddialarının kabul anlamına gelmemek kaydıyla; davacının iddia ettiği gibi davalılar -------- ve --------- ile diğer davalılar müvekkilleri -------- şirketi Ve ------- şirketi arasında "müşterek ve müteselsillik" durumunun olmadığını ve birbirlerinin eylemlerinden aynı davada haksız fiil sorumluluğundan yargılanamayacağını, kaldı ki; ortada, yukarıda ifade ettiğimiz gibi, hiçbir zarar verici eylem, kusur veyahut zarar yoktur ve açılan dava, tümüyle "varsayımsal" ve "kurgusal" olduğunu, yargılama sırasında, toplanacak deliller ve özellikle de davalı şirketlerin Ticari Defter ve Bağlı Kayıtları üzerinde yapılacak keşif ve bilirkişi incelemesi ile müvekkilleri şirketlerle, diğer davalılar arasında hukuka aykırı hiçbir eylem olmadığı gibi örtülü sermaye transfer, evrakta sahtekarlık veyahut "gizli kapaklı" bir haksız fiil eylemi bulunmadığını belirterek, davanın tüm müvekkilleri yönünden reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle; davalılar vekilince sunulan cevap dilekçelerini incelediğini, davalıların eylemlerinin doğrudan müvekkillerini zarara uğrattığını, tüm bunların yanı sıra dava sürecinde davalı Yönetim Kurulu Üyelerince 26/12/2023 tarihinde yine müvekkilinin haberi ve bilgisi olmaksızın yapılan genel kurulda esas sermaye 500.000 TL’dan 7.500.000 TL’sına arttırılmış ve müvekkilinin % 33,50 olan hissesi % 6,66 seviyesine düşürüldüğünü, çoğunluk ortaklar müvekkiline “şirketin faaliyetinin bittiğini, bundan sonra faaliyette bulunulmayacağı” şeklinde --------- mesajları gönderdikten sonra şirketi ele geçirmek için dürüstlük kuralına aykırı olarak 26.12.2023 tarihli genel kurul toplantısında 7.000.000 TL sermaye artırımı kararı aldığını, şirkete yanıltıcı belge niteliğinde fiktif faturalar kaydederek ve Türk Lirası olarak vermiş oldukları borç paraları, döviz kurlarının aşırı yükselmesi sonrasında dövize endeksleyerek şirketi usulsüz olarak borçlandırmışlar ve bilerek ve isteyerek şirketi “Borca Batık” hale getirdiklerini, doğrudan zarara uğrayan pay sahibinin kendi nam ve hesabına, yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğundan doğan tazminat davasını açmasında hukuki bir engel olmadığı gibi kanundan doğan dava açma hak ve ehliyetinin bulunduğu sabit olduğunu belirterek dava dilekçelerinde ayrıntılı beyanlarını tekrarla davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

İNCELEME ve GEREKÇE :Dava, TTK.nun 553. Maddesine dayalı doğrudan zarar istemiyle yöneticinin sorumluluğuna dayandırılmıştır.Davacı, dava dışı -------- şirketine ait maden ruhsatını davacılarla birlikte kurduğu dava dışı ------- şirketine devrini sağladığını, yaptıkları protokole göre ruhsat bedelini kendisine ödemeleri gerektiğini, ancak şirket masraflarının sürekli ve kötü niyetle şişirildiğini ve dava dışı -------- şirketinin, davalı gerçek kişilere ait diğer davalı şirketler lehine fiktif faturalar tanzim edilmek suretiyle borçlandırıldığını, şirketin borçları arttıkça kendisinin borçlara katılmasının gerekeceği, yine satışı yapılan mermer blokların gerçek değerinden düşük satılarak elden tahsilatlar yapılarak zarara sebebiyle verildiğini, diğer iki şirketin de diğer iki gerçek kişi ortağa ait olması ve birlikte hareket edilmiş olması sebebiyle zarardan sorumlu olacağını ileri sürmüştür. Yine davalı gerçek kişilerin şirkette sermaye artışı yapma yoluna gittiklerini ve davacının hissesisin kasıtlı olarak düşürmeye niyetlendiklerini, üstelik şirketi tasfiye etmeyi düşündükleri durumda sermaye artışına giderek kötü niyetle hareket ettiklerini ileri sürmüştür. Davacı, davalıların eylemleri sonucunda doğrudan zarar oluştuğu için de zararın tahsili ile tarafına ödenmesini talep etmiştir.6102 sayılı TTK’na ve yerleşik içtihatlara göre, yöneticilerin, ortaklığın mal varlığının azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, alacaklıların ve pay sahiplerinin dolaylı zarar görmesine yol açar. Başka bir anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, pay sahiplerinin dolaylı zararı olarak sonuç doğurur. Dolaylı zarar nedeniyle açılacak davada da hükmedilecek tazminatı kendisi adına değil, ortaklığa verilmesi yönünde talepte bulunabilir.Davalıların husumet itirazları üzerinde durmak gerekmiştir.
Davacının ruhsat bedelini tahsil edemediğine dair beyanı yönünden öncelikle ruhsatın dava dışı ---------- şirketine ait iken, dava dışı------- şirketine devredilmiş olması karşısında, ruhsat bedeli davacının doğrudan zararı değildir. --------- şirketinin asılsız faturalarla diğer şirketlere borçlandırılması da şirketin doğrudan zararı olup, ortakların dolaylı zararı niteliğindedir. -------- şirketine ait mermer blokların düşük bedelle satılması, tahsilatların elden yapılması iddiası yönünden de aynı husus geçerlidir. Bunlar davacı için dolaylı zararlardır. Davacının bir diğer iddiası sermaye koyma tehlikesi ile karşı karşıya bırakılarak doğrudan zarara uğradığıdır. Şirket sermayesinin artırılmasına ve davacının yönetimden çıkarılmasına dair alınan genel kurul kararlarına ilişkin, davacı--------- ATM'nin -------- ve-------- Esas sayılı dosyalarda genel kurul kararlarının iptali davası açmıştır. Davacının somut olarak, davalıların sebebiyet verdiği eylemler sebebiyle fazladan şirkete sermaye koyması henüz söz konusu olmamıştır. Genel kurul kararlarının iptali davası açılmıştır ve derdesttir. Sermayenin artırılması kararının iptal edilip edilmeyeceği de henüz bu aşamada belli değildir. Bu yönlerle irdelendiğinde, ortaklar arasında bir güven problemi olduğu açık olmakla birlikte davalıların ruhsat bedelini ödemeyi geciktirmek için şirketi borçlandırdıkları iddiasını doğrudan zarar olarak kabul etmek mümkün görülmemiştir. Şirketin usulsüz şekilde borçlandırılması şirket için doğrudan, ortaklar için dolaylı zarar niteliğindedir. Bu sebeple davacının aktif husumetinin olmadığı kanaatine varılmıştır. Ortak da dolaylı zararın kendisine ödenmesini talep edemez. Davalı şirketler yönünden ise, yöneticinin sorumluluğu hükümlerinin işletilmesi zaten mümkün değildir. Davalı şirketlerin davacı ortak ile ticari, hukuki hiçbir bağı yoktur. Davalı şirketler ile -------- şirketi arasında ticari ilişki vardır. Bu ticari ilişkide dahalıların --------- şirketine verdiği zararlar için, --------- şirketi dava açma hak ve yetkisine sahip olup; davacının doğrudan bu şirketlere dava açıp kendisine ödeme yapılmasını talep etme hakkı da yoktur. Açıklanan sebeplerle, husumet yokluğundan davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının husumet yokluğu sebebiyle HMK nun 114/1-d, 115/2 maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE;
2-Alınması gerekli 427,60 TL harcın, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 3.415,50 TL harçtan mahsubu ile kalan 2.987,90 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
5-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştikten sonra talep halinde yatırana iadesine,
6-Davalılar kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 8.950,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
Gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalılar vekilinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 24/04/2024