WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 29 Haziran 2026

İSTANBUL ANADOLU 3. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. İstanbul Anadolu 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2021/402 Esas
KARAR NO: 2024/48
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 09/06/2021
KARAR TARİHİ: 23/01/2024

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının -aralarında -------- de bulunduğu- 10'dan fazla ülkede üretim tesisi olan merkezi -------- bulunan bir şirketler grubuna mensup ve sprey valfleri imalatı ve ticareti yapan saygın bir şirket olduğu, davacının, davalı şirkete yıllardır sprey valfleri ve aksamı sattığı, davalının 28 Eylül 2020 tarihinde kendisine gönderilen ürün spesifikasyonlarını onaylamak sureti ile sipariş verdiği, mezkur spesifikasyon onaylarına istinaden 16.11.2020 tarihinde -------- nolu ve 17.11.2020 tarihinde------- nolu irsaliyeler ile ürünlerin davalı firmaya sevk edildiği ve davalı şirket tarafından ürünlerin teslim alındığı, malların teslim alınmasından sonra 28.11.2020 tarihinde 10.276,62 Euro tutarlı olarak davalı tarafa-------- NOLU fatura düzenlendiği, ancak davalının, gönderilen bu faturayı 04.12.2020 tarihinde haksız olarak red ettiği, davalı şirketin, söz konusu ürünlerden 1.000 tane kadarını (ürünlerin yaklaşık %15 kadarını) kullanarak sprey dolumu yaptığını ancak doldurulan spreylerde problem yaşandığını iddia ettiği, davacının yaptığı tetkiklerde kendi ürünlerinde herhangi bir kusur olmadığını tespit ettiğinden davalının iddialarını kabul etmediği, çözüm olarak davalı borçlunun kullanmadığını bildirdiği ürünlerin (toplamın yaklaşık %85'i) davacı şirkete iadesi ve sadece kullanılan ürünlerin (toplam ürünlerin yaklaşık %15'i) bedelinin ödenmesi talep edilerek bir çözüm sunulmaya çalışılmışsa da, davalının ne kullanılmış ürünleri iade etmeye de ne de ürün bedelini ödemeye yanaşmadığı, davalı (borçlu) şirketin bu borcunu ödememesi üzerine 17.03.2021 tarihinde------- İcra Müdürlüğü nezdinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı (borçlu) tarafça 05.04.2021 tarihinde söz konusu ilamsız icra takibine kendilerinin herhangi bir borcu olmadığı belirtilerek itiraz edildiği, ayrıca dilekçede davacıdan (alacaklıdan) alınan ve dolumu yapılan ambalajlar sebebiyle ürünlerinde bozulma sorunu ile karşılaşmış olduklarını, bu sebeple ticari itibarlarının zedelenmiş olduğunu ve maddi zarara uğradıklarını iddia ettikleri, ancak bu iddiaların gerçeği yansıtmadığı, tarafların uzun süredir ticari ilişki içinde olduğu, davaya konu olan malların satışından daha öncesinde de benzer ürünler ile ilgili olarak 17 Mayıs 2020 tarihinde de davalı tarafın, kendilerine satılan ürünlerde sıkıntı olduğunu belirttiği ve durumun incelenmesini istediği, bunun üzerine gönderilen davacı çalışanı -------- tarafından yerinde inceleme yapılmak amacıyla davalı şirkete gidildiği, inceleme sonucunda ürünlerde hata olmadığının, problemlerin davalı tarafın ürünleri hatalı kullanmasından ve üretim aşamalarındaki eksikliklerden kaynaklı meydana geldiğinin anlaşıldığı ve davalı tarafa 03.09.2020 ve 28.09.2020 tarihlerinde gönderilen e-posta ile ürünlerin doğru kullanımı ve diğer eksikliklerin giderilmesi için yapılması gerekenlerin izah edildiği, davalının bu tespitlere hiçbir şekilde itiraz etmediği, davalı şirketin, davacı tarafından yapılan tespitlerin akabinde Eylül 2020'de tekrar işbu dava konusu alacağın nedeni olan malları sipariş ettiği, ancak davacının daha önceki gibi bir problem yaşanmaması için bu sefer sipariş edilen ürünlerin özelliklerinin gösterildiği spesifikasyon tablolarını (yani ürünlerin çizimleri dahil tüm özelliklerini içerir tabloları) davalı tarafa gönderdiği ve onay istediği, bu spesifikasyonların davalı şirket tarafından onaylanarak imzalandığı, davalının onayına istinaden 16.11.2020 tarihinde -------- nolu ve 17.11.2020 tarihinde -------- nolu irsaliyeler ile ürünlerin sevk edildiği ve davalı tarafından ürünlerin teslim alındığı, ürünlerin teslim alınmasından sonra davalı tarafça ürünler ile ilgili davacı şirkete yasal süresi içinde herhangi bir şikayet yahut ayıp bildiriminin yapılmadığı, Ticaret Kanunu'nun Ticari Satış ve Mal Değişimi” başlıklı 23. Maddesinin (c) bendinde aynen: "Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda Türk Borçlar Kanunu’nun 223’üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.” denildiği, buna göre davalının iddia ettiği gibi gerçekten (kabul anlamına gelmemek kaydıyla) davacının ürünlerinde bir sorun olsaydı dahi davalı tarafın açık ayıplar için iki, gizli ayıplar için ise sekiz günlük olan yasal süreler içerisinde muayene külfetini yerine getirip ayıp ihbarında bulunması gerektiği, bu hak düşürücü sürelere tabi muayene külfetini yerine getirmeyen davalı tarafın ayıba bağlı haklarının da ortadan kalktığı, davalı firmaya ürünler gönderilmeden önce ürünlerin özelliklerinin gösterildiği spesifikasyonlar gönderilerek onay üzerine gönderilen ürünlerin davalının hatalı kullanımı ve üretim aşamalarındaki eksiklikler nedeniyle davalının ürünlerinde hata çıkmasından dolayı davacının bir sorumluluğunun olmadığı, davalı tarafın bozuk olduğu iddia ettiği ürün numunesinin ------- merkez tarafından incelendiği fakat ürünlerde hata bulunamadığı, bu durumun ülke direktörü -------- tarafından ekinde 'inceleme Sonucunda Hazırlanan Rapor' ile birlikte 17 Aralık 2020 tarihli bir e-posta ile davalıya bildirildiği, buna rağmen davalı tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığı gibi davacının, ürünlerin iade edilmesi talebini de kabul etmediği, ürünlerin hatalı olduğunu iddia eden davalının bu iddiasını ispat etmek yükümlülüğünün bulunduğu, ancak şu ana kadar davalı tarafından ürünlerin hatalı olduğuna dair herhangi somut bir delilin sunulmadığı, davalının mesnetsiz iddialarda bulunarak ödeme yapmaktan haksız bir şekilde kaçındığı, davalının ürünleri aldıktan sonra (olayların akışı ve geçmiş işlemler düşünüldüğünde) basiretli bir tacir gibi yasal süresi içerisinde inceleyip bildirimde bulunması gerekirken bunun yerine, herhangi bir bildirimde bulunmaksızın teslim aldığı tarihten 17 gün sonra faturayı reddettiği, davalının, ürünlerin yaklaşık %85'ini kullanmadığını bildirdiği halde sözde "kusurlu" kullanılmamış ürünleri de ısrarla iade etmekten kaçındığı, halbuki eğer gerçekten söz konusu ürünler kusurlu olsa idi bunların davalı taraf için herhangi bir maddi değer teşkil etmemesi ve kendi riskini azaltmak için iade etmesinin gerektiği, davalı tarafın son derece çelişkili biçimde bu ürünleri iade etmekten de kaçındığı, adet olarak yaklaşık %85'e tekabül eden ürünlerin, sorunsuz bir şekilde imalatta davalı tarafından kullanılmış olmasının, dolayısıyla ilk %15'lik ürün diliminde yaşandığı belirtilen problemin davacının alacaklı firmanın ürünlerinden değil, davalının imalat sürecinden kaynaklandığını gösterdiği, icra takibine davalı tarafın haksız itirazı üzerine tarafımızca Arabuluculuk başvurusunun yapıldığı, ancak 27.04.2021 tarihinde telekonferans yoluyla yapılan toplantıda tarafların anlaşmaya varamadığı, bu nedenle iş bu davanın açılma gereğinin hasıl olduğu, bu nedenlerle, davalının haksız ve yersiz olarak bu nedenle iş bu davanın açılma gereğinin hasıl olduğu, bu nedenlerle, davalının haksız ve yersiz olarak yaptığı itirazın iptaline ve takibin devamına, davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davalı şirketin, -------- Mah. ------- Sk. No:------- --------- adresinde 27.05.2003 tarihinden bu yana kimyevi madde meslek grubu adı altında her türlü otomobil, gemi inşa, metal ve ahşap inşaat sektörlerine ve her türlü imalat, tamir bakım ve montaj sanayine yönelik ürünlerle, kimyasal ürünler ve spreyler, alaşımlı tespit malzemeleri, plastik ve metal bağlantı elemanları, izolasyon ve tespit bantları, her türlü yedek parçalar, el aletleri montaj malzemeleri aksesuarları ve hertürlü sanayi ürünlerinin makinelerinin ve her türlü hammadde yarımamul ve mamullerin ithalı ihracı yurt içinden satın alınması, yurt içinde firmaya ait markalar yada müşterilerin sahip olduğu markalar ile fason olarak ambalajlanması yada ambalajlattırılması, toptan ve perakende olarak satılması ve pazarlaması ve 8.9.2017 tarihinde tescil edilen tadil tasarısında yazılı olan diğer işleri alanında üretim yaparak yurt içi ve yurt dışına hizmet veren ve sektöründe tanınan ve saygınlığı olan bir firma olduğu, davanın tarafları arasında uzun yıllara dayanan bir ticari ilişkinin söz konusu olduğu, bu ticari ilişki kapsamında davalı şirketin davacıdan ambalaj satın almakta olduğu, son sipariş tarihine kadar da davalının davacı taraftan; 2020 yılında 30.642,51 EURO, 2019 yılında 45.173,94 EURO 2018 yılında 8.573,88 EURO olmak üzere toplam 84.390,33 EURO'luk ambalaj alımı yaptığı ve bu alımların tüm bedellerinin eksiksiz günü gününe ödendiği, hal böyle iken davacının dava dilekçesinde davalı şirketin aldığı ürünlerin bedelini sebepsiz yere ödemekten imtina ettiği gibi yaratılmaya çalışılan bir algının davalının kabul etmesinin mümkün olmadığı, zira davalı şirketçe 2018 yılından bu yana tüm ödemeler eksiksiz ve belirlenen tarihlerde yapılırken niçin davalının son sipariş bedelini ödemediğinin davacı tarafça üzerinde düşünülmesi gereken önemli bir husus olduğu, davalı şirketçe sipariş edilerek satın alınan ürünlere ilişkin faturanın iadesi ve bedellerinin ödenmemesinin sebebinin, davalı şirkete ayıplı ürünlerin gönderilmiş ve devam eden süreçte de davalının yaşadığı mağduriyetin davacı firma tarafından giderilmemiş olmasından kaynaklı olduğu, davalı tarafından davacı tarafa, satın alınan ürünlerle ilgili yaşanan sıkıntıların bildirildiği ve aksiyon alınmasının beklendiği, aksiyon alınması için geçen yaklaşık 4 aylık süre zarfında da davalının mağduriyetinin davacı tarafından giderilmemesi sebebiyle ürünlerin bedelinin ödenmediği, davacı tarafın dava dilekçesinde, ürünlerin iadesini talep ettiklerini ancak davalının iadeye yanaşmadığını iddiasının gerçek olmadığı, davaya konu defolu ürünlerin kullanılmayan kısmı davalı şirkete ait depoda muhafaza edilmekte olup davacı tarafça dava sürecine kadar geçen süre zarfında ürünlerdeki kusurun hiç kabul edilmediği ve ürünlerin iadesinin de hiç gündeme gelmediği, bedeli ödenmeyen ürünlerin ne kadarının kullanıldığına dair davalıdan istenen numuneler ve hangi ürünlerden hangi miktarlarda kullanıldığına ilişkin 03.12.2020 tarihli mailin detaylandırılarak davacıya bildirildiği, davalıya satımı yapılan ürünler üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi ile tespit edileceği üzere, davalıya son olarak satışı yapılan ambalajların ayıplı ve daha evvel davalı tarafından satın alınan ürünlerden farklı olduğu, davacı firmaya ayıplı ürünler ile ilgili olarak yasal süre içerisinde bildirimde ürünlerden farklı olduğu, davacı firmaya ayıplı ürünler ile ilgili olarak yasal süre içerisinde bildirimde bulunulduğu, davacının ayıp ihbarının süresinde olmadığı iddiasına itiraz davalı tarafça edildiği, davalı şirket tarafından davacı şirket ile uzun yıllardır ticaret yapılmakta olup en son dolumunu yaptığı ürünlerle ilgili olarak ambalajlardaki gizli ayıp sebebiyle ayıbın ortaya çıkmasından hemen sonra davacı firma ile gerekli yazışmaların yapıldığı, ayıp ihbarı yönünden bildirimde bulunulduğu, hatta tarafların ve davalı ile aynı sektörde iş yapan ve davacıdan aynı ürünleri satın alan dava dışı ---------FİRMASI yetkililerinin de katıldığı 04.09.2020 tarihinde yapılan toplantıda şikayetlerin bildirildiği ancak 04.09.2020 tarihinden 11.12.2020 tarihine kadar geçen 3 ayı aşan süre zarfında davalının ürünlerle ilgili yaşadığı sorunların çözüme kavuşturulmadığı, davalının iş bu ayıplı mallar sebebiyle hem maddi hem de manevi zarara uğradığı ve siparişleri geciktiğinden müşterileri nezdinde sorunlar yaşadığı, zira davacı firma ile yaşadığı öncelikle ürün tedarikinde gecikme olarak başlayan aksaklıkların ilerleyen süreçte hatalı ve yanlış ürünlerin gönderimi şeklinde devam ettiği ve davalı şirketin yıllardır aynı şekilde dolumu yapılan ve raf ömrü 2 yıl olan ürünlerin 24 saat içinde bozulması ile sonuçlandığı, iş bu sebeple davalının, davacının öncelikle uzun bir süre ürün tedarikine ara verdiği ve devam eden süreçte de hatalı gönderdiği ürünler sebebiyle siparişlerini yetiştiremediği, dolumunu yaptığı ve raf ömrünün 24 ay olması gereken ürünlerin 24 saat içinde bozulması sebebiyle 1100 adet ürüne doldurulan ham madde yönünden 50.490,00TL zararının doğduğu, iş bu zararın takas mahsup talebi kapsamında Sayın Mahkemece değerlendirilmesinin talep edildiği, davacı tarafın davaya konu fatura ile davalı şirkete satışı yapılan ürünler üzerinde davacı firmaca inceleme yapıldığını ve yapılan inceleme neticesinde de ürünlerde herhangi bir sorun olmadığının bildirildiğini belirterek iş bu raporun -------- tercümesini dosyaya sunduğu, iş bu dosyaya sunulan incelemenin tercümesi incelendiğinde incelemenin sonuç kısmında öncelikle davalıdan daha fazla numune istendiği ve yine kutu içinde tarafımızca bozulduğu iddia edilen ürünlerde de sadece kabarcıklanma olduğunun belirtildiği, davacı firma yetkililerince yapılan bu inceleme de ürünlerde oluşan kabarcıklanmanın veya bozulmanın sebebine veya kaynağına ilişkin bir araştırma veya değerlendirme yapılmaksızın davacı tarafça davalıya satışı yapılan ürünlerde herhangi bir sorun olmadığı, tüm kusurun davalı şirkete yüklenmeye çalışılarak hakkaniyete ve ticari ahlaka aykırı bir tutum sergilendiği açıklanan nedenlerle davanın reddine ve davacı aleyhine %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, aksi kanaatte olması halinde davalının, davacının defolu ve hatalı ürün atışı yapması sebebiyle uğranılan maddi ve manevi zararlar yönünden talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydı ile davalının hatalı ürünlerin dolumu sebebiyle uğradığı ham madde maliyeti olan 50.490,00 TL (1100 adet) yönünden takas mahsup talebi kapsamında borçtan mahsubuna, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği, belirtilmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava; hukuki niteliği itibariyle faturadan kaynaklı alacağa dayalı olarak ------- Esas sayılı icra dosyasında davalı tarafça yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.Mahkememizce dosyanın ambalaj sektörü, nitelikli hesap uzmanı, mali müşavir ve kimya mühendisi bilirkişiden oluşturulacak heyete tevdi edilerek rapor tanzim edilmesine karar verilmiş, alınan 06/06/2022 tarihli raporun sonuç kısmında,"Davacı -------- ŞTİ.’nin 2020 yılı sonu itibariyle davalı ------ ŞTİ.’nden 10.284,11Euro alacağının bulunduğu, bu alacağın 28.11.2020 tarihli, --------- nolu, 10.276,62Euro bedelindeki faturadan ve bu fatura düzenlenmeden önce davacının davalıdan 7,49Euro tutarındaki bakiye alacağından kaynaklandığı tespit edilmiştir. 28.11.2020 tarihli, -------- nolu, 10.276,62Euro bedelindeki faturaya konu ürünlere ilişkin olarak, davalı tarafça bu ürünlerin ayıplı oldukları ileri sürülmüşse de, yapılan keşif, test ve incelemeler neticesinde ayıbın var olmadığı yönündeki değerlendirmemiz neticesinde, davacı şirketin söz konusu 10.276,62Euro bedelindeki faturaya yönelik olarak davalı şirketten alacak talebinde bulunabileceği kanaatine varılmıştır. -------- Esas sayılı dosya ile işleme konan ilamsız takibe ilişkin ödeme emrinde davacının, toplam bakiye alacağı olan 10.284,11Euro değil, dava konusu fatura bedeli olan 10.276,62Euro talebinde bulunmuş olması sebebiyle, davacı şirketin davalı şirketten dava konusu icra takibi yönünden, taleple bağlılık ilkesi gereği 10.276,62Euro asıl alacak ve icra takip tarihinden itibaren 10.276,62Euro üzerinden işleyecek 3095 sayılı Kanun'un 4-a maddesi uyarınca -------bankalarınca Euro cinsinden mevduata verilen en yüksek mevduat faizi talep edebileceği ".Yönünde görüş bildirmiştir.Rapor taraflara tebliğ edilmiş, davalı vekilinin itirazları kapsamında bilirkişi heyetinden ek rapor alınmasına karar verilmiş, alınan 21/09/2023 tarihli ek raporun sonuç kısmında,"Davacı -------- ŞTİ.’nin 2020 yılı sonu itibariyle davalı ------ ŞTİ.’nden 10.284,11Euro alacağının bulunduğu, bu alacağın 28.11.2020 tarihli, -------- nolu, 10.276,62Euro bedelindeki faturadan ve bu fatura düzenlenmeden önce davacının davalıdan 7,49Euro tutarındaki bakiye alacağından kaynaklandığı tespit edilmiştir.28.11.2020 tarihli, --------- nolu, 10.276,62Euro bedelindeki faturaya konu ürünlere ilişkin olarak, davalı tarafça bu ürünlerin ayıplı oldukları ileri sürülmüşse de, yapılan keşif, test ve incelemeler neticesinde ayıbın var olmadığı yönündeki değerlendirmemiz neticesinde, davacı şirketin söz konusu 10.276,62Euro bedelindeki faturaya yönelik olarak davalı şirketten alacak talebinde bulunabileceği kanaatine varılmıştır.-------- İcra Müdürlüğü’nde 17.03.2021 tarihinde------- Esas sayılı dosya ile işleme konan ilamsız takibe ilişkin ödeme emrinde davacının, toplam bakiye alacağı olan 10.284,11Euro değil, dava konusu fatura bedeli olan 10.276,62Euro talebinde bulunmuş olması sebebiyle, davacı şirketin davalı şirketten dava konusu icra takibi yönünden, taleple bağlılık ilkesi gereği 10.276,62Euro asıl alacak ve icra takip tarihinden itibaren 10.276,62Euro üzerinden işleyecek 3095 sayılı Kanun'un 4-a maddesi uyarınca --------- bankalarınca Euro cinsinden mevduata verilen en yüksek mevduat faizi talep edebileceği kanaatine varılmıştır." Yönünde ek rapor tanzim edilmiştir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 58 nci maddesinin üçüncü fıkrasında ise; alacağın veya istenen teminatın -------- parasıyla tutarının ve faizli alacaklarda faizin miktarı ile işlemeye başladığı günün, alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiğinin ve faizinin, takip talebinde ve ödeme emrinde belirtilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Buna göre; alacaklı, yabancı para alacağının TL karşılığını takip talebinde göstermek zorunda olup, buna bağlı olarak bu zorunluluğun ödeme emrinde de yerine getirilmesi gerekmektedir. Bu noksanlık kamu düzeni ile ilgili olup, takibin her safhasında re'sen göz önünde tutulmalıdır.Yargılamaya konu ------- E sayılı icra takip dosyasında takip talebi ve ödeme emrinde alacağın döviz (EURO) cinsinden talep edildiği Türk Lirası karşılığının bulunmadığı anlaşılmıştır.Bu nedenle usulüne uygun geçerli bir takip bulunmadığı anlaşılmakla,itirazın iptaline ilişkin açılan davada dava şartının gerçekleşmediği görülmekle,davacının davasının usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın USULDEN REDDİNE,
2-Davalının kötüniyet tazminat talebinin reddine,
3-Alınması gereken 427,60- TL harcın 1.377,15-TL peşin harç, 1,50-TL tamamlama harcı toplamı olan 1.378,65-TL harçtan mahsubu ile artan 951,05-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafça yapılan 129,75-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-6325 Sayılı Kanun'un 18-A/13. bendi uyarınca --------- tarafından karşılanan 1.320,00-TL zorunlu arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
8-Tarafların artan gider avansı bulunması ve talep etmeleri halinde kendilerine iadesine,
Dair, Gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı davalı vekilinin yokluğunda verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 23/01/2024