WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 18 Haziran 2026

İSTANBUL ANADOLU 2. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. İstanbul Anadolu 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/678 Esas
KARAR NO: 2024/117
DAVA: Alacak (Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı)
DAVA TARİHİ: 27/09/2023
KARAR TARİHİ: 15/02/2024

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili şirket ile davalı tarafın Ekim 2012 tarihinde davalının ------- bulunan işyeri ve ------- bulunan yazlık villasının tadilat ve dekorasyon işi konusunda şifahen anlaştıklarını, her aşamasında davalı şirket bilgisi ve onayı alınarak çalışmalar yapıldığını, tamamlandığını ve teslim edildiğini ve davalı taraf işi teslim almasına rağmen işin bedelini ödememesi üzerine alacağın tahsili için -------- Es. Sayılı dosya ile icra takibi başlattıklarını, davalının takibe itirazı üzerine aleyhine --------Asliye Ticaret Mahkemesinin -------- Es. Sayılı dosya ile itirazın iptali davası açtıklarını, davalının müvekkiline karşı tadilatın geciktiği ve taahhüt edilen süreden sonra işin ayıplı olarak teslim edildiği iddiası ile 100.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL'de manevi tazminat talepli olarak karşı dava açtığını, ayrıca dosyanın davalısının birleşen davası ile -------- bulunan villanın sağlıklı yapı vasfını kaybetmiş olması nedeniyle uğranılan zararın tazmini için 500.000,00 TL'nin tahsilini talep ettiğini, yapılan yargılama sonunda asıl davanın kısmen kabul kısmen reddi, karşı dava ile birleşen davanın ise reddine karar verildiğini, işbu karara karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine yapılan istinaf incelemesi sonunda --------Hukuk Dairesinin kararı ile -------Asliye Ticaret Mahkemesinin kararı kaldırılarak asıl davanın kısmen kabulü ile ------- Es. Sayılı dosyasına yapılan itirazın 1.088.721,00 TL'lik asıl alacak yönünden iptali ile takibin bu miktar üzerinden davamına, karşı dava ile birleşen davanın ayrı ayrı reddine karar verildiğini, hükmün 15/09/2022 tarihinde kesinleştiğini, daha sonra davalı tarafından icra dosyasına 11/08/2022 tarihinde 2.200.000,00 TL, 12/10/2022 tarihinde ise 624.340,73 TL ödeme yapılarak dosyanın infaz edildiğini, ancak müvekkilinin alacağının doğduğu tarih ile ödemelerin yapıldığı tarihler düşünüldüğünde yapılan ödemelerin zamanında yapılmaması nedeniyle müvekkilinin zararını karşılamadığını iddia ile müvekkilinin munzam/aşkın zararının davalıya karşı açılan -------- Esas sayılı icra takip dosyasının başlatıldığı tarihten icra takip dosyasına yapılan ödeme tarihleri dikkate alınarak ayrı ayrı hesaplanarak belirlenmesini, fazlaya ilişkin tüm dava ve talep hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 50.000,00 TL belirsiz alacak tutarının, paranın ödenmesi tarihinden itibaren davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı taraf her ne kadar munzam zarar talebinde bulunmuş ise de munzam zarar şartlarının oluşmadığını, esasen davacı ile müvekkili şirket arasındaki uyuşmazlığın munzam zarar gibi tazminat talep edilemeyecek şekilde sulh ile sonlanmış olması ve ayrıca en önemli olarak davacının sözde varlığını iddia ettiği zararının oluşmasında müvekkil şirketin hiçbir kusurunun olmaması sebebiyle de huzurdaki munzam zarar talepli davanın hukuken dinlenilebilir bir yanı bulunmadığını,17.08.2022 tarihli sulh protokolünün içeriğinden de anlaşıldığı üzere, edimlerin ifa edilmesiyle birlikte müvekkil şirketin ------ icra müdürlüğü'nün -------- e. sayılı dosyasına ilişkin başkaca hiçbir borcu kalmayacağı kabul edilmiş olup bu haliyle müvekkil şirketin davacı şirkete karşı olan borcunun sona erdiğinin anlaşılmakta olduğunu, müvekkili şirketin uyuşmazlığın temelinin dayandığı davadaki itirazlarında haklı olduğu mahkeme kararlarıyla sabit olup yargılamanın uzun sürmesinden müvekkili şirketin sorumlu tutulması gibi bir durumun söz konusu olamayacağını, davacının iddia ettiği zarar ile müvekkil şirketin herhangi bir eylemi arasında nedensellik bağı bulunmadığını, davacı tarafça genel ve soyut iddialar üzerinden zarara uğradığının ileri sürülmesinin hukuki bir karşılığının bulunmadığını, hiçbir surette kabul manasına gelmemekle birlikte davacı tarafın iddia ve taleplerinin zamanaşımına uğradığını belirterek hukuki mesnetten yoksun davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE : Dava hukuki niteliği itibariyle icra müdürlüğünce yapılan icra takibine İİK 67. maddesi uyarınca itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine ilişkindir.
Usulünce duruşma açılarak; tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip ihtilaflı ve ihtilafsız konular ön inceleme duruşmasında belirlenmiştir.-------İcra Müdürlüğünün ------Es. Sayılı dosyası UYAP üzerinden celp edilip incelenmiştir.--------Asliye Ticaret Mahkemesinin ------- Es. Sayılı dosyası UYAP üzerinden celp edilip incelenmiştir.
Tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi sonucunda; uyuşmazlığın, davacının alacağının doğduğu tarih ile ödemelerin yapılmış olduğu tarih dikkate alındığında davacının munzam zararının bulunup bulunmadığı ve miktarı noktalarında tarafların anlaşamadıkları şeklinde olduğu belirlenmiştir.Munzam zarar, borçlunun temerrüdü ile oluşmaya başlayan asıl borcun ifasına kadar zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız yeni bir borç olup bu hukuki niteliği ve karakteri itibariyla, asıl alacak ve faizleri yönünden icra takibinde bulunulması veya dava açılmasıyla sona ermeyeceği gibi, icra takibi veya dava açılması sırasında asıl alacak ve temerrüt faizi yanında talep edilmemiş olması halinde dahi takip veya davanın konusuna dahil bir borç olarak kabul edilemez. Bu nedenle asıl alacağın faizi ile birlikte tahsiline yönelik icra takibinde veya davada munzam zarar hakkının saklı tutulduğunu gösteren bir ihtirazî kayıt dermeyanına da gerek bulunmamaktadır. Ayrı bir dava ile on yıllık zamanaşımı süresi içerisinde her zaman istenmesi mümkündür.--------.sayılı Kararında;"Ayrıca sigortacının ibrası ister taraflar arasında akdedilmiş bir sulh sözleşmesi ile ister bağımsız bir ibra sözleşmesi ile kararlaştırılmış olsun, sözleşmede aksine hüküm yoksa sigorta tazminat borcu ile birlikte gecikme faizi ve munzam zarar gibi borçlar da ibra ile sona erer. Sigorta tazminat borcuna ilişkin sulh-ibra sözleşmesi yapılırken iradesi sakatlanan (hata, hile, ikrah) sigorta ettiren, sigortalı bu sözleşmeyi iptal hakkına sahiptir.Ancak sigortalı hata,hile, ikrah ile iradesinin sakatlandığını ispat etmek zorundadır. Aksi halde sigortalı “tazminat makbuzu-ibraname” “mutabakatname-ibraname”, “ibraname” başlıklı belge ile tespit edilen sulh ve ibra sözleşmesi ile bağlıdır." şeklindeki kararı ile aksine düzenleme bulunmadıkça ibranamenin munzam zarar borcunu da sona erdireceğine hükmedilmiştir.Gerek 818 sayılı mülga BK'nın 105.maddesinde ve gerekse 6098 sayılı TBK'nın 122/1. Maddesinde "FAİZ"den değil, "ZARAR"dan bahsedilmektedir. "Günümüz ekonomik koşullarıyla geçmişdeki ekonomik veriler değerlendirildiğinde; ekonomi düzeni içinde yer alan yatırım araçlarının hiçbir zaman istikrarlı gelir getirmediği ve dolayısıyla munzam zararın ispatında “karine” oluşturmadıkları sonucuna varılmaktadır. Örneğin, belli bir zamanda getirisi olan döviz, başka bir zamanda zarar oluşturmaktadır. Borsalardaki yatırımlarda kâr sağlayabildiği gibi, zarara da sebebiyet vermektedir. Enflasyon oranı düştükçe, banka mevzuat faizi de düşmektedir. O halde, ikinci görüşü benimseyen Yargıtay kararları ve hukuksal öğretideki görüşler, “karine” yönünden hukuksal dayanaktan yoksun kalmaktadır. bu nedenle; olumsuz ekonomik verilerin karine sayılamayacağı görülmektedir.---------sayılı kararında;"Yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu davacıyı ispat yükünden kurtarmaz. Davacı para alacağını zamanında alması halinde ne şekilde kullanacağını, uğradığı zararın kendisine ödenen temerrüt faizinden fazla olduğunu ispat etmek zorundadır." şeklindeki kararı ile somut ispatı aramıştır.---------sayılı kararında; "Davacı tarafından ileri sürülen, ülkemizdeki belirli dönemlerde mevcut olan ekonomik olumsuzluklardan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı aşkın (munzam) zarar talebi, zarar olgusunun delili olarak kabul edilemez. Zira ülkemizdeki belirli dönemlerde var olan ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, tek başına davacının temerrüt faizi dışında bir zararının varlığının ispatı değildir. Dolayısıyla ekonomik şartlar sebebiyle ortaya çıkan yüksek enflasyon, döviz kurlarındaki dalgalanma, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma gibi olumsuzluklar, bir karine olarak kabul edilip davacıyı, kendi somut durumuna özgü vakıalarla oluştuğu iddia olunan zararı ispat yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi davacıya bu yönde herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamaz. Hâl böyle olunca, TBK’nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın (munzam) zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir." şeklindeki kararları dikkate alındığında davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M : Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Davacı tarafça yapılmış yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
3-Avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Alınması gereken 427,60 TL red karar ve ilam harcından peşin ödenen 853,88 TL harcın mahsubu ile bakiye 426,28 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
5-Davadan önce gidilen arabuluculukta devletçe karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, bu nedenle bu miktar yönünden de harç gibi tahsil müzekkeresi hazırlanmasına,
6-Taraflarca yatırılmış gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile -------- Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere karar verildi. 15/02/2024