T.C. İstanbul Anadolu 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2020/553 Esas
KARAR NO: 2024/327
DAVA: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak)
DAVA TARİHİ: 30/10/2020
KARAR TARİHİ: 09/05/2024
Mahkememizde görülmekte olan banka dışındaki diğer kredi kuruluşlarına ilişkin düzenlemelerden kaynaklanan (alacak) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
Davacı vekili dilekçesinde, "Müvekkil şirket yetkilisi --------- Noterliği'nin 21.09.2015 tarih ve--------- yevmiye numaralı düzenlenme şeklindeki vekaletnamesi ile "Çek Hariç Kambiyo Senetlerini Düzenleme" yetkisi ile şirketin bir takım işlemlerini takip etmek üzere --------- vekaletname vermiştir. (Ek-1) Vekaletname içeriği incelendiğinde açıkça görülmektedir ki, -------- çek düzenleme yetkisi bulunmamaktadır, bu yetki vekaletnamede Çek Hariç" ibaresi yazılmak suretiyle kapsam dışı bırakılmıştır. Bu yetki olmamasına rağmen, --------- imzasıyla müvekkil şirket adına keşide edilmiş çeklerden dolayı üçüncü şahıslara toplamda bildiğimiz kadarıyla 180.000 TL. tutarında ödeme yapılmış ve müvekkil şirket inanılmaz büyük derecede zarara uğratılmıştırBir tüzel ya da gerçek kişiye vekaleten çek keşidesi mümkündür. Fakat bu konuda vekile, çek keşidesi konusunda özel yetki verilmiş olması şarttır. Çek kelimesi belirtilmeden ‘senet’ ya da ‘bono’ konusunda verilmiş bulunan yetki, çek keşide etme yetkisini kapsamaz. Vekaleten bir çekin keşidesi halinde, ödemede bulunacak olan muhatap bankanın, öncelikle bu yetkiyi araştırması zorunludur. Bu yükümlülüğünü yerine getirmeyen davalı banka, haksız yere ödenen çek bedellerinden sorumludur" demek suretiyle davanın kabulü ile 180.000 TL 'nin müvekkil şirkete iadesine, çeklerin ödenme tarihi itibariyle avans faizi işletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili ise, "(...) Somut olayda her ne kadar açıkça "kambiyo taahhüdünde bulunmak" konusunda dava dışı --------- yetkilendirildiğinin kabulü gerekirse de kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir an için çek düzenleme yetkisinin hariç tutulduğunun kabulü halinde dahi --------- tarafından keşide edilen 24 adet çekin ticari temsilci sıfatıyla şirket adına keşide edildiğinin, kanunen bu yetkiye haiz olduğunun, işletme sahibi adına kambiyo taahhüdünde bulunulduğunun ve iyiniyetli müvekkil Bankanın herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığının kabulü gerekmektedir. Davacı şirket ve dava dışı vekil arasında vekalet ilişkisinin kurulduğu ve kambiyo taahhüdünde bulunma yetkisi veren vekil edenin hukuki işlemlerden tam sorumluluğunun bulunduğu iddiamızı tekrarlamakla birlikte, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bir an için dava dışı ----------- vekaletsiz iş gördüğü düşünülse dahi tbk 531 kapsamında davacı şirket yapılan ödemelere sessiz kalarak uygun bulduğundan vekâlet hükümleri uygulanır ve şirket, vekilin yaptığı işin sorumluluğunu ve sonuçlarını kabul etmiş sayılır" demek suretiyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Hukuki Nitelendirme, Delillerin Değerlendirilmesi ve Netice:Dava, yetkili olmayan kimse tarafından keşide edilen evraka istinaden ödeme yapan bankaya karşı açılan tazminat davasıdır.
Davacı vekili özetle, dava dışı --------- çek düzenleme yetkisi bulunmamasına rağmen, ---------- imzasıyla müvekkili şirket adına keşide edilmiş çeklerden dolayı üçüncü şahıslara 180.000 TL tutarında ödeme yapıldığı iddiasıyla davasını gerekli araştırmayı yapmadan ödeme yapan muhatap bankaya tevcih etmiştir.
Mahkememizce ön inceleme duruşmasında uyuşmazlık, davacı şirket tarafından dava dışı---------verilen vekaletname ile çek keşide yetkisi verilip verilmediği, -------- tarafından keşide edilen çeklerin davacı şirketin bilgisinde ve kabulünde olup olmadığı, keşide edilen çekler nedeniyle davalı bankanın sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, davacı şirket tarafından üçüncü kişilere yapılan ödemelere davalı bankadan iadesine talep edilmesinin yerinde olup olmadığı şeklinde belirlenmiş, aynı celsede tahkikat aşamasına geçilerek davalı banka tarafından takas merkezi aracılığıyla tahsil edildiği bildirilen 20 adet çek yönünden ibraz edilen bankalara çek bilgileri de bildirilmek suretiyle müzekkere yazılarak çeklerin arkalı önlü birer fotokopilerinin mahkememize gönderilmesi istenilmiştir. Ayrıca tarafların bildirdikleri deliller, yine tarafların BA/BS formları ve ilgili ticari kayıtları temin edilerek dosyamız arasına alınmıştır.Davacı şirketin--------- olması nedeniyle, 23/2/2022 tarihli ara karar ile, ---------Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılarak davacının 2014-2015-2016 yıllarına ait ticari defter ve kayıtları üzerinde bir mali müşavir bilirkişi aracılığı ile inceleme yapılarak dava konusu çeklerin davacı defterlerinde kayıtlı olup olmadığı, çeklerin lehtarları ile davacı arasında ticari bir ilişki bulunup bulunmadığı, çekler karşılığında lehtarlardan herhangi bir mal veya hizmet teslimi alınıp alınmadığı, hususlarında rapor düzenlenmesi istenilmiş; temin edilen 13/6/2022 tarihli mali hesap raporunda, "(...) 1-Davacı şirketin fiili olarak adresinde faal olmaması, Defter ve belgelerin yerinin tespit edilememesinden dolayı talimat gereği dava konusu çeklerin ticari defterlerde kayıtlı olup olmadığı hususunda bir tespit ve değerlendirme yapılamadığı,2-Davacı şirketin yetkisiz temsilcisi tarafından düzenlenen çeklerin toplamının 378.377,98 TL” sı olduğu, dosya kapsamı BA-BS formları içeriği ile bu çeklerden 11.022,67 TL'sinin davacının kendi ticari işi nedeniyle verildiği değerlendirildiğinden, davaya konu edilebilecek alacak tutarının (378.377,98-11.022,67) = 367.355,31 TL hesaplandığı,3-Dosya kapsamı Ba-Bs formlarının ---------- vergi kimlik numaralı ---------Şti.'ne ait olduğu, ancak; davacı -------- Şti'nin vergi numarasının ---------- olduğu vekaletnameden anlaşıldığı" belirlemelerine yer verilmiştir.Mahkememizce (7) nci celse ara kararı ile, davacı vekiline, müvekkili şirkete ait ticari defter ve kayıtların nerede bulunduğu hususunda ayrıntılı beyanda bulunmak üzere bir aylık kesin süre verilmesine, eksikliğin giderilmemesi halinde mevcut delil kapsamında değerlendirme yapılacağı ve uyuşmazlığın neticelendirileceği hususu ihtar edilmiştir. Müteakip celsede, dosyanın önceki heyete tevdi ile, rapordan sonra temin edilen 14/03/2023 tarihli üst yazı ekinde sunulan davacı şirkete ait formların değerlendirilerek uyuşmazlık konusuna dair ek rapor düzenlenmesi istenilmiştir.24/3/2024 tarihli ek raporda, "(...) Dava konusu 24 adet 378.377,98 TL toplam tutardaki çeklerden, 2 adet 16.147,80 TL'lik kısmının ticari ilişki kapsamında verildiği yönünde BA-BS formları içeriğinden herhangi bir tespit yapılamamış olup,Esas itibariyle BA-BS formaları beyan sınırı 5.000,00 TL olması nedeniyle 2 adet 16.147,80 TL tutarındaki çeklere ait faturalarında bu sınırın altında kalması nedeniyle BA formu ile beyan edilmediği değerlendirilmektedir.Çünkü: 5.400,00 TL” lik çekin ticari hayatın olağan akışı içerisinde KDV dahil olarak düzenlenmesi nedeniyle; % 18 KDV'nin çek bedelinden tenkis edilmesi durumunda; 4.576,27 TL' lik fatura matrah bedeli olmakta olup, bu tutarda beyana tabi olmayan sınırın altında olmaktadır.Yine; 10.747,80 TL' lik çekin içerinden %18 kdv'nin tenkis edilmesi durumunda 9.951,66 TL fatura matrah bedeli olmakta olup, bu çekin 2 adet fatura karşılığı verilmesi olasılığı karşılında; 9.951,66 / 2 - 4.975,83 TL tutarda beyana tabi olmayan sınırın altında olmaktadır.--------- Şti.' nin defterleri ibraz edilmediğinden dolayı 2 adet toplam 16.147,80 TL” tutarındaki çeklerin karşılığında alınan faturalar tespit edilemediğinden bu hususta hukuki tayin ve nihai karar sayın mahkeme ait olmaktadır" belirlemelerine yer verilmiştir.Bankalar sahip oldukları bu vasıfları sebebiyle bankacılık işlemlerinin güvenilen tarafı konumunda olup bu durum, bankaların bir güven kurumu olarak kabul edilmesini ve bankanın sorumluluğunun özel güven sebebiyle ağırlaştırılmasını gerektirir. Bankalar, ağırlaştırılmış sorumluluğun bir gereği olarak objektif özen yükümlülüğü altında bulunmakta olup, buna karşılık hafif kusurlarından dahi sorumludurlar. Buna göre kıymetli evrak keşide yetkisi bulunmayan kişinin keşide ettiği evrak doğrultusunda ödeme yapılması halinde bankanın sorumluluğundan söz edilecektir. Ancak davacı şirketin bu ödemeler doğrultusunda ödeme yaptığı kişilerden mal/hizmet alması ve vergi dairesine bildirmesi halinde, zararının bulunduğu iddiasıyla bankaya açtığı tazminat davası kabul edilemez. Zira bu durum çelişki yasağına aykırı olduğu gibi aksini kabul davacının sebepsiz zenginleşmesine yol açar. Dolayısıyla davacının, bu kambiyo evrakından kaynaklı mal/hizmet almadığını ispat etmesi gerekir.Tüm dosya kapsamı ve özellikle denetime ve hüküm tesisine elverişli rapor içeriğine göre, dava konusu 24 adet 378.377,98 TL toplam tutardaki çeklerden, iki adet 16.147,80 TL'lik kısmının ticari ilişki kapsamında verildiği yönünde BA-BS formları içeriğinden herhangi bir tespit yapılamadığı, bu tutar haricinden kalan kısım bakımından vergi dairesine bildirilen formların birbirini teyit ettiği, dolayısıyla mal/hizmetin alındığı anlaşıldığından vekaletnamede yetki bulunmadığına dair iddianın dinlenemeyeceği, 16147,80 TL lik kısmın 5400,00 TL tutarlı kısım bakımından mal/hizmetin söz konusu olup olmadığı tespit edilemediğinden anılı kısım bakımından iddianın sübut bulmadığı, bu tutar dışında kalan bakiye 10747,80 TL lik kısım için ise mal/hizmetin söz konusu olmadığı anlaşıldığından yalnız bu kısım bakımından davalı bankanın sorumluluğuna gidilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1.-Davanın KISMEN KABULÜ ile;
10.747,80.-TL tutarlı çekin, ödendiği tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı bankadan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair istemin reddine,
2.-Davanın kabul edilen değeri üzerinden belirlenen 734,19 TL nispi karar harcına karşılık davacı tarafından dava açılırken 3.073,95 TL yatırılmış bulunduğundan, fazla alınan 2.339,76 TL harcın karar kesinleşip davacının talebi halinde iadesine,
3.-Davacı tarafından yatırılan yatırılan 54,40 TL başvurma harcı, 734,19 TL peşin harç ve 7,80 TL vekaletname harçlarının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
4.-Davacı tarafından bilirkişi inceleme, tebligat ve müzekkere gideri olarak sarfedilen 2.295,20 TL toplam yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre 137,05 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, geriye kalan 2.158,15 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5.-Davalı tarafından yapılan 50,00 TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranı dikkate alınarak 47,01 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,. 2.99 TL yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına,
6.-Davanın kabul edilen değeri üzerinden Avukatlık asgari ücret tarifesinin 13/2 madde hükmü gereğince belirlenen 10.747,80 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7.- Davanın reddedilen 169.252,20 TL dava değeri üzerinden davalı yararına belirlenen 27.080,35 TL nispi avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8.-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan artık gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğden itibaren iki (2) hafta içerisinde ---------- Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okundu. 09/05/2024
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!