T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/733 Esas
KARAR NO:2024/320
DAVA: Menfi Tespit (Satış Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 31/10/2023
KARAR TARİHİ: 09/05/2024
-----maddesine göre ---- adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ----- Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan Menfi Tespit (Satış Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasında dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP;Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine başlatılan icra takibine dayanak belge olarak gösterilen ----- no'lu araç satış sözleşmesi'ne müvekkili şirketin hiçbir şekilde taraf olmamakla birlikte bu sözleşmenin, müvekkili şirket tarafından imza altına alınmadığını, sözleşmenin taraflarına bakıldığında alıcı: said özcan ve satıcı: ------ taraf olarak bulunmakta ve bu taraflarca söz konusu sözleşme imza altına alındığını, işbu sözleşmede müvekkili şirketin--------- hiçbir şekilde adı ve imzasının yer almadığını, müvekkili şirketin taraf olmadığı ve imzasının da yer almadığı bir sözleşmeye dayanıp tabiri caizse ''ya tutarsa'' denilerek müvekkili şirketin borçlu olarak eklendiği bahse konu icra takibinin iptali ve müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti gerektiğini, müvekkilinin davalıya borcu olduğuna dair ortada hiçbir somut delilin bulunmadığını, takibe dayanak sözleşmede müvekkilin ne adı ne de imzası yer almadığını, ihtiyati haciz kararı veren mahkeme dahi kararından dönerek bu ihtiyati haczi kaldırdığını, takibe dayanak sözleşmeyi bile icra dosyasına sunmayan davalı tarafın, kötüniyetli olarak hem müvekkili borçlunun gösterdiği hem de yargı merciilerini yanılttığının açık olduğunu, bu sebeplerle müvekkili şirketin dava konusu icra takibinde borçlu olması ve malvarlığına haciz koyulması bir hukuk garabetinden öteye gidememekte ve şirketin daha fazla zarara uğramaması adına davacı müvekkilin borçlu olmadığının tespiti ve malvarlığına koyulan hacizlerin ivedilikle kaldırması gerektiğini, açıklanan ve mahkemece resen gözetilecek nedenlerle, öncelikle-------- dosyalar için icra işlemlerinin, satış işlemlerinin durdurulması ve dosyada varsa mevcut paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davanın kabulüyle, ----- nolu araç satış sözleşmesi ile davacının davalıya borçlu olunmadığının tespitine, işbu sözleşme ile davacı hakkında başlatılan------- dosyasından davacının borçlu olmadığının tespitine, davalının kötüniyetli olarak davacı aleyhine icra takibi başlatması, davacının malvarlığına haciz koyması ve bu sebeple işyerinde çalışan işçilerinin maaşlarını ödemede dahi zorluğa düşmesi sebebiyle davalı hakkında %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı kurum üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davacı şirket oto galeri işi yapmakta ve tabela ismi olarak ----- namını kullandığını, davacının ortak olduğu ve birlikte faaliyet yürüttüğü diğer iki şirket ise ----- olduğunu, bu şirketler ise -----namını kullandığını, ekte sunulan video kayıtları ve tabela görüntülerinden görüleceği üzere ------ birlikte faaliyet yürüttüklerini bizzat yetkilileri aracılığı ile ilan ettiğini, yine ilgililerin oto galeri işi yaptığı dükkanların tabelaları incelendiğinde ------ şeklinde ışıklı tabelalar asılı olduğu görüleceğini, diğer sosyal medya paylaşımlarından görüldüğü üzere ; ------ isimli tabela çatısı altında faaliyet gösteren dükkanların önünde müşterilere araç teslimi yapıldığına dair fotoğrafların mevcut olduğunu, bu fotoğraflarda davacı şirket yetkilisi ------ müşterilere araç teslimi yaptığı görüleceğini, fotoğraf altındaki açıklamalarda ise ------ olarak bir araç teslimi daha'' şeklinde ifadeler yer aldığını, tüm bunlara rağmen, davacı şirket ----- isimli firmayla bir alakası olmadığını, ------ üzerinden imzalanmış sözleşmeler dolayısıyla kendisinin sorumlu tutulamayacağını iddia ettiğini, ------ namındaki iki şirketin ve ----- isimli şirketin yetkilileri, cami imamı olarak görev yapmakta iken ; toplumun din görevlilerine olan güvenini kullanmak suretiyle ve kendilerini -------yöneticisi olarak tanıtmak suretiyle ticari faaliyet yürütmeye koyulduğunu, piyasa fiyatının %5-10 altında sıfır araç temin ettiklerini, kendilerinin ------- olduğu için vergi ve diğer kolaylıklardan yararlandıklarını empoze ederek vatandaşlar ile araç satış sözleşmeleri yapmaya başladıklarını, bu şekilde piyasadan yüzlerce kişiden milyarlarca lira para toplandığını, ancak müşterilere araçların kayıtları verilmediğini, ------- kiraladığı araçları piyasaya satış vaadiyle sunduğunu ve vatandaşların milyarlarca lira parasını topladığını bilmekte buna rağmen araç teminine devam ettiğini, ciddi bir organizasyon sonucunda yüzlerce kişi milyarlarca lira zarara uğratıldığını, tüm bu olaylara ve delillere rağmen----- yürüten davacı şirketin ------ ilgisi olmadığını, araç satış sözleşmelerinin ----- ait olduğunu ve kendisinin borçtan sorumlu olmadığını iddia ettiğini, öncelikle ------ dosyasının borçlusu ------olduğunu, ------- davacı sıfatıyla taraf gösterildiğini ancak kendisi ------ dosyasının borçlusu olmadığını, bu nedenle davanın---- -----yönünden taraf sıfatı yokluğundan reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davalı ----- bir araç satış sözleşmesi imzaladığını, ödemesini yaptığını, ancak aracın kendisine teslim edilmediğini, bunun üzerine mağduriyetini çevresiyle paylaşan davalının, yüzlerce kişinin aynı mağduriyeti yaşadığını fark edip hakkını aramak için hukuki yollara başvurduğunu, bu süreçte tek sorumlunun ------ olmadığını, bu faaliyetin içinde -----şirketlerinin de olduğunu fark ettiğini, bunun üzerine -----aleyhine taraflarınca ihtiyati haciz talebiyle----- delil ve belgelerle başvurulduğunu, ----- dosyasında ----- ihtiyati haciz kararı teminatsız olarak verildiğini, ----- dosyasında verilen ihtiyati haciz kararı ;------ sözleşme ve ödeme dekontu dayanak gösterilerek takibe konulduğunu, davacının iddiasının aksine takip dayanağı sözleşme ve ödeme dekontları ----- tarihinde dosyaya sunulduğunu, davacı ısrarla tebligatın usulsüz yapıldığını buna bağlı olarak da takibin usulsüz kesinleştirildiğini beyan ettiğini, ancak yine davacı tarafından ------numarasında açılan usulsüz tebligata ilişkin davanın reddolunduğunu, davacı vekili olarak müvekkilleri adına ayrı ayrı suç duyurularında bulunulduğunu, çeşitli davalar ikame ettiğini davacının adeta bir yıldırma politikası izlemeye çalıştığını, ancak ------ yetkilileri hakkında onlarca kişi suç duyurusunda bulunduğunu, icra takipleri başlattığını ve çeşitli davalar açtığını, ------ Numaralı dosyasında ------ şüpheli sıfatıyla ifadesi alındığını, ------ yetkilileri ------- dolandırıcılık şüphesiyle tutuklandığını, davacının dava dilekçesi ekinde sunmuş olduğu sosyal medya paylaşımı ---- tarihli olduğunu, davacı bu paylaşımında ---- olan ortaklığını -----tarihinde bittiğini açıkladığını, ancak buna ilişkin bir kayıt yahut belge sunmadığını,----------- çalışmasını yeni yaptığını gösterir nitelikte olduğunu, davacı bilinçli bir tacir ise birçok masraf ve harcamada bulunup, yatırım yaptığı; tabelaların asıldığı bir oto galerideki ortaklığını bitirip bitirmediği belli olmadığını, çünkü bahsedilen işbu tabelalar -------tarihinden sonra da asılı kalmaya devam ettiğini, işbu dava haksız ve borçtan kurtulmaya yönelik olup reddi gerektiğini, açıklanan nedenlerle; haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, davanın------------- yönünden taraf sıfatı yokluğundan reddine ve lehimize nispi vekalet ücretine hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana bırakılmasına karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER:Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, ----- dosyası, ---- sayılı dosyası, ------ Tarihli Araç Satış Sözleşmesi, Banka Dekontları, Ticaret Sicil Kayıtları, Nüfus Kaydı, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.
DEĞERLENDİRME VE SONUÇ:Dava, 6100 Sayılı HMK'nin 106 ve 2004 Sayılı İİK'nin 72/1-3 maddeleri gereğince açılmış Menfi Tespit (Satış Sözleşmesinden Kaynaklanan) istemine İlişkindir. 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre; 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak ön inceleme duruşması açılmıştır. Ancak 6100 sayılı HMK'nin 114 ve 115. maddelerinde bulunan düzenleme kapsamında dava şartlarına yönelik yapılan ilk inceleme ve değerlendirme sonucunda ön inceleme duruşması tamamlanmadan görev dava şartı eksikliğine bağlı olarak aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. Anayasa'nın 37. maddesine göre "Hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz". 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesine göre, "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/(1)-c maddesine göre, mahkemenin görevli olması dava şartıdır. 115. maddesine göre, "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir." Bu yasal çerçevede mahkemelerce görev konusu her aşamada resen gözetilmesi gerekmektedir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak da söz konusu değildir. 6102 Sayılı TTK'nin 4.maddesine göre; bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlığın konusu işin her iki tarafında ticari işletmesiyle ilgili olması yada tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın TTK veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır. Yine Kanunun 19/2.maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri içinde ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmediği gibi görevin belirlenmesi yönünden bir etkisi de bulunmamaktadır. Öyleyse davanın açıldığı 19/10/2021 tarihinde yürürlükte olan 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında görev hususu değerlendirilmeli ve belirlenmelidir. 28.11.2013 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan ve 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun amaç başlıklı 1. maddesinde, "Bu Kanun'un amacı; kamu yararına uygun olarak tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarının koruyucu, zararlarını tazmin edici, çevresel tehlikelerden korunmasını sağlayıcı, tüketiciyi aydınlatıcı ve bilinçlendirici önlemleri almak, tüketicilerin kendilerinin korucuyu girişimlerini özendirmek ve bu konulardaki politikaların oluşturulmasında gönüllü örgütlenmelerini teşvik etmeye ilişkin hususları düzenlemektir. hükmü, (TKHK) 2. maddesinde Kanunun kapsamı “Bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” şeklinde açıklanmıştır. Aynı kanunun “tanımlar” başlıklı 3. maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde tüketicinin ''Ticari ve mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek ve tüzel kişiyi' ifade edeceği, (l) bendinde ise tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukukî işlemi ifade eder” biçiminde tanımlanmıştır.6502 sayılı TKHK'nin 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında Kanunun 83. maddesinde de taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir.Bir hukukî işlemin sadece 6502 sayılı Kanunda düzenlenmiş olması tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülmesini gerektirmez. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı Kanun kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin tüketici olması gerekir. Yukarıda anılan yasal düzenlemeler ve yapılan açıklamalara göre somut olayda; uyuşmazlığın temelinin 05/04/2023 tarihli araç satış sözleşmesinden kaynaklandığı, araç satış sözleşmesi gereğince aracın teslim ve tescil edilmemesi nedeniyle ödenen bedelin iadesine ilişkin yapılan icra takibine konu borca ilişkin olumsuz tespit istemine ilişkin olduğu, ancak iddianın öne sürülüş biçimine göre icra takibi alacaklısı davalı gerçek kişinin tacir olduğuna ilişkin dosyada herhangi bir bilgi, belge veya delil bulunmadığı, nitekim icra takibi nedeniyle davalı-alacaklı tarafından sonradan kaldırılsa da --------dosyasından ihtiyati haciz kararı verildiği ve böylece mahkemenin kendisini görevli saydığı, diğer taraftan satış sözleşmesine konu aracın da sözleşmede yazılı niteliklerine göre otomobil/ hususi nitelikte olduğu, buna göre olayda davalı gerçek kişinin ticari ve mesleki amaçlarla hareket etmediği anlaşılmakla, davalının 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında tüketici sıfatını sahip olması ve satış sözleşmesinin de kanun gereği tüketici işlemleri arasında kabul edilmesi karşısında uyuşmazlığın Tüketici Mahkemesi tarafından görülüp sonuçlandırılması gerektiği sonuç ve kanaati hasıl olmuştur.------- Binaenaleyh; 6100 sayılı HMK'nin 114/1-c maddesi uyarınca mahkememizin görevli olmaması nedeniyle; davanın 6100 sayılı HMK'nin 115/1-2 maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)6100 sayılı HMK'nin 114/1-c maddesi uyarınca mahkememizin görevli olmaması nedeniyle; davanın, 6100 sayılı HMK'nin 115/1-2 maddesi uyarınca DAVA ŞARTI YOKLUĞUNDAN USULDEN REDDİNE,
2-)6100 sayılı HMK'nin 114/1-c ve 6502 sayılı TKHK'nin 3/k,l 73/1,83/2 maddeleri uyarınca görevli mahkemenin----- TÜKETİCİ MAHKEMESİ OLDUĞUNUN TESPİTİNE,
3-)6100 Sayılı HMK'nin 20/1 maddesi uyarınca taraflardan birininin, süresi içinde Kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; veya Kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkememize başvurarak talepte bulunması halinde dava dosyasının GÖREVLİ ------ TÜKETİCİ MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE ,
4-)Yargılama giderlerinin 6100 Sayılı HMK'nin 331/2 maddesi uyarınca görevli ve yetkili mahkemece değerlendirilmesine, görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmezse talep halinde dosya üzerinden davacının yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilmesine,
5-)6100 Sayılı HMK'nin 20/1 maddesi uyarınca taraflardan birininin, süresi içinde Kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; Kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmemesi halinde mahkememiz tarafından davanın açılmamış sayılmasına karar verilerek 6100 Sayılı HMK'nin 331/3 maddesi uyarınca yargılama giderlerinin davacıya yükletilmesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle--------- Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 09/05/2024
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!