WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 13 Haziran 2026

İSTANBUL ANADOLU 13. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/694
KARAR NO: 2024/144
DAVA: Şirketin İhyası
DAVA TARİHİ : 17/10/2023
KARAR TARİHİ: 21/02/2024

Tarafları yukarıda belirtilen davanın Mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili tarafından ibraz edilen ve 19/01/2024 tarihli dilekçe ile maddi hatası düzeltilen dava dilekçesinde özetle, "Tasfiye Halinde --------- ünvanlı şirketin tasfiyesinin ortak ve tasfiye memuru sıfatıyla davacı tarafından gerçekleştirildiği, söz konusu şirketin ------- numarası ile kayıtlı bir limited şirketi olduğu, söz konusu şirketin --------- nüshasında yayınlanan genel kurul kararı kapsamında tasfiye işlemlerinin tamamlanması ve şirketin kapatılması kararı alındığı, tasfiye sonucu terkin işleminin 08/05/2015 tarihinde ticaret siciline tescil edildiği ve fakat daha sonra şirket adına kayıtlı ---- plakalı aracın bulunduğunun anlaşıldığı ileri sürülerek söz konusu şirketin ----- plakalı aracın tasfiyesinin sağlanması için ihyasına karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.Davacı vekili duruşmada da düzeltme ve dava dilekçelerini tekrar etmiştir. Davalı------ vekili tarafından ibraz edilen cevap dilekçesinde yasal düzenleme hatırlatılarak ve davalının yasal hasım olması nedeni ile yargılama giderinden sorumlu olmadığı ileri sürülerek davanın reddine karar verilmesi istenmiştir.Dava --------sicilinden tasfiyeye bağlı olarak terkin edilmiş olan ''Tasfiye Halinde -------- ünvanlı şirket adına kayıtlı olduğu halde tasfiye dışı kalan söz konusu aracın ek tasfiyesinin yapılması için ihya edilmesinin gerekip gerekmediği hususunun aydınlatılmasına yöneliktir.
TTK'nin "Ek tasfiye" başlıklı 547.maddesi:
"(1) Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye --------mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler.
(2) Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir." hükmünü içermektedir. -----cevabına göre söz konusu şirketin tasfiyeye bağlı olarak 08/05/2015 tarihinde terkin edildiği, şirketin adresinin ------- olduğu ve Mahkememizin yargı alanı içinde kaldığı, son tasfiye memurunun davacı-----olduğu belirlenmiştir.-------- temin edilen araç sorgu raporuna göre ---- plakalı aracın ihyası talep edilen şirket adına kayıtlı olduğu belirlenmiş olup, davacı tarafın dava açmakta hukuki yararının bulunduğunun esas alınması gerektiği anlaşılmıştır.Bilindiği üzere şirketlerin tüzel kişiliği --------sicilinden terkin ile sona ermektedir. Ancak tüzel kişiliğin sona erebilmesi için şirketin tasfiye işlemlerinin eksiksiz ve tam olarak yapılmış olması gerekmektedir. Tüzel kişiliğin son bulmasını ifade eden fesih ve tasfiye işlemi aynı zamanda hukuki bir işlemdir. Bu işlemin veya kararın hatalı veya eksik olması halinde gerçek anlamda tasfiyeden söz etmek mümkün değildir. Eksik veya hatalı işlem sonucu şirketin sicilden tasfiye sonucu terkinine karar verilmiş ise, bundan zarar görenler veya o işlemi gerçekleştirenler tasfiyenin kaldırılmasını ve şirketin ihyasını talep etme hakkına sahiptir.Eldeki dava yönünden, söz konusu şirket adına söz konusu aracın kayıtlı olmasına rağmen bu araçların tasfiye kapsamında işlem görmediği, şirketin mal varlığında bu araç bulunduğu halde tasfiyenin şeklen ve eksik olarak ----------sicil kayıtlarına yansıdığı; söz konusu aracın satışı ve bedelinin paylaştırılması ile tasfiyenin tamamlanabilmesinin TTK'nin 547. maddesi anlamında ek tasfiye işlemini gerektirdiği ve bunun için söz konusu şirketin ihya edilerek yeniden --------- tescilinin zorunlu hale geldiği anlaşılmıştır. Terkin işleminin 08/05/2015 tarihinde gerçekleşmiş ve davanın herhangi bir davaya dayalı olmaksızın 5 yıl sonra 17/10/2023 tarihinde açılmış olması karşısında hak düşürücü süre yönünden irdeleme yapılması gerekmiş olup, başka bir dava nedeniyle --------- Karar sayılı ve ilgili gerekçesi:
"...Somut olayda, şirketin 07.07.2014 tarihinde kaydının silindiği, şirket ortağı tarafından beş yıllık yasal süre geçtikten sonra 25.11.2019 tarihinde ihya talep edildiği açıktır. Ancak, yasal düzenlemeye göre on yıllık sürenin dolmaması nedeniyle şirkete ait aracın Hazineye intikal etmesi koşulu gerçekleşmemiştir. Bu durumda, şirketin ortada tasfiyesi gerekli bir mal varlığı bulunduğundan yasa koyucunun amacı doğrultusunda uyuşmazlığın çözülmesi gerekir. Yasa maddesinde, terkinden itibaren baş yıllık sürede ihya talep edilebileceği belirtilmesine karşın, şirketin mal varlığının on yıl sonra Hazineye intikal edeceği düzenlendiğinden, kanun boşluğunun bulunduğu kabul edilmelidir. Şirkete ait mal varlığının Hazineye intikal etme süresi olan on yıldan önce ne şekilde işlem yapılacağına ilişkin TTK'nın geçici 7. maddesinde bir düzenleme bulunmaktadır. Ortada bir hukuki düzenleme eksikliğinin mi (kanun boşluğu), yoksa yasa koyucunun bilinçli bir susmasının mı bulunduğunun belirlenmesi önem taşımaktadır. Kanun boşluğu, sorunun çözümüne katkı sağlayacak bir hukuk kuralının bulunmaması şeklinde tanımlanabilir. Ancak, açık bir düzenleme yapılmamış olması her zaman kanun boşluğu anlamına gelmeyebilir. Bir sorun hakkındaki çözüm başka bir alanda düzenlenmiş olabilir.Hukuki bir sorun hakkında, hukuk sistemi mutlaka bir çözüm üretmek zorundadır. Yasanın bir düzenleme öngörmediği bir sorunun çözümsüz bırakılması düşünülemez. Kanun koyucunun bir konuda düzenleme yapmaması, o konuyu olumsuz düzenlemek istediğianlamına gelmez. Bu açıklamalara göre, somut olaydaki uyuşmazlık yönünden bir kanun boşluğunun bulunduğunun ve bu boşluğun, TMK'nın 1. maddesiyle hakime verilen yetki kapsamında doldurulması gerekir.Kanun boşluğunun doldurulmasında, TTK'nın geçici maddesine yansıyan kanun koyucunun iadesinin esas alınması uygun olacaktır. Kanun koyucu, mevcut düzenlemeyle, terkin edilen şirketlerin ortaya çıkacak mal varlıklarının on yıl sonra Hazineye intikal edeceğini kabul ettiğine göre, bu süre dolmadıkça, şirket ortaklarının bu mal varlığı üzerindeki haklarının devam ettiğini kabul etmiş durumdadır. Ortada bir mal varlığı bulunduğuna göre, bu mal varlığının tasfiyesi için şirketin ihyasına karar vermekten başka çözüm bulunmamaktadır. Aksinin kabulü, yasanın düzenlediği on yıllık sürenin anlamsız hale gelmesi sonucunu doğurur. Bu açıklamanın bir sonucu olarak, mal varlığının Hazineye intikal süresi olan on yıllık süre doluncaya kadar ortaya çıkacak mal varlığının tasfiyesi amacıyla ihya talebinde bulunulabileceği sonucuna varılmıştır. Bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusu haklı bulunmuştur.
...şeklinde olup yukarıya aynen aktarılan eldeki bu dava yönünden de emsal nitelikli söz konusu karar ışığında ve özellikle -------- sayılı kararı ile söz konusu geçici 7. Maddenin 15. Numaralı fıkrasının 5. Cümlesinde yer alan "...silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde...'' ibaresinin Anayasaya aykırı olduğundan bahisle iptaline karar verilmiş olması ve eldeki davanın 10 yıllık süre içinde açılmış olması karşısında hak düşürücü süre engelinin bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Sonuç olarak söz konusu şirketin ihyası için gerekli yasal ve maddi şartların somut olayda gerçekleştiği, tasfiye dışı kalan söz konusu araç yönünden de ek tasfiye yapılmasının gerekli olduğu ve sübut bulan davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış olup ek tasfiye işlemlerinin yerine getirilmesi yönünden söz konusu davacı-tasfiye memurunun tasfiye memuru olarak atanmasının ve ek tasfiye işlemlerinin tasfiye memuru olarak------ tarafından yapılması uygun görülmüş olup, yargılama gideri yönünden yapılan irdelemeye bağlı olarak: davalı ------, yasal hasım konumunda olup, tasfiyenin usulsüz kapatılmasından dolayı sorumluluğu bulunmadığından yargılama giderinden sorumlu tutulmamıştır.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
Davanın TTK'nin 547. Maddesi uyarınca KABULÜ ile;
a)------- numarasında kayıtlı iken tasfiyesi kapatılmış olan ''Tasfiye Halinde ------- ünvanlı şirketin --------sicil kaydının ----- plakalı aracın tasfiyeye dahil edilerek ek tasfiye işlemleri yönünden ihyası ile şirketin bu konuyla sınırlı olmak üzere ---- yeniden tesciline,
b)Ek tasfiye işlemlerinin daha önceki tasfiye memuru davacı---- tarafından yürütülmesine, ek tasfiye bitinceye kadar tasfiye memurunun görevinin devam etmesine,
c)Kararın ----------------Siciline tescil ve ilanına,
2-Gerekçede açıklanan nedenlerle davalı ... Sicil Müdürlüğünün yargılama giderinden sorumlu tutulmasına yer olmadığına,
3-Maktu karar harcından peşin harcın mahsubu ile eksik 157,75 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan harç ve giderin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Gerekçede açıklanan sebeple davacı vekili yararına avukatlık ----ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Davalı tarafından masraf yapılmadığından bu konuda bir karar oluşturulmasına yer olmadığına,
7-Artan avansın karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
İlişkin olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı aleni olarak yapılan yargılama sonunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ------------Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.21/02/2024