T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/625
KARAR NO : 2024/43
DAVA :İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 06/01/2022
KARAR TARİHİ : 18/01/2024
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ------. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili sigorta şirketine, Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Poliçesi ile sigortalı olan ---- plaka sayılı aracın ehliyetsiz halde kullanılması sonucu ------ plakalı araçta yaralanmalı ve maddi hasarlı zarar meydana geldiğini, hasar sebebi ile müvekkili sigorta şirketi tarafından dava dışı zarar gören araç sahibine ödenen hasar tazminatından doğan rücuen tazminat alacağının sağlanması amacıyla davalı/borçlu aleyhine ----- İcra Müdürlüğü'nün------. sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının süresi içerisinde borçlu olmadığı iddiası ile borca,takibe ve tüm işlemlere itiraz ederek takibi durdurduğunu, müvekkili sigorta şirketi tarafından Karayolları Zorunlu Mali Mesuliyet sigorta poliçesi kapsamında dava dışı 3. şahsa 09.11.2020 tarihinde 29.450,00 TL hasar tazminatı ödendiğini, ------plaka sayılı araçta oluşan hasarın alacaklı nezdinde Karayolları Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi ile sigortalı olan -----plaka sayılı aracın ehliyetsiz sürücü tarafından kullanıldığı esnada meydana geldiğinden, müvekkili şirketin işbu ödemiş olduğu hasar bedelini davalı sigortalısından Trafik Sigortalı Genel Şartları uyarınca rücuen talep etme hakkı doğduğunu, davalı sigortalı araç sahibi----- 15.04.2021 tarihli dilekçesi ile aracı kaza tarihinden önce 13.05.2020 tarihinde sattığını beyan ederek borca itirazda bulunduğunu, -----. Noterliği'nde----numaralı Araç Satış Sözleşmesi ile ----- Şirketi'ne yapılan işbu satış işleminin müvekkili sigorta şirketine bildirilmediğini, bu nedenle müvekkili şirket ile -----sayılı Karayolları Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta poliçesi ilişkisi devam ettiğini, itirazlarını iptali ile takibin devamına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP /TALEP:
Davalı 04/04/2022 tarihli cevap dilekçesinde özetle; ----- Plakalı Aracı Satılması için eşine vekalet verdiğini,----- Şirketine Noterde satışını verdiğini, satışı saat 12:15 te verdiğini, saat 15:00 da sigortayı iptal ettirdiğini, bu kazayla hiç bir alakası olmadığını, davanın reddine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.Davalı 18/01/2024 tarihli duruşmada ; Ben de önceki yazılı ve sözlü beyanlarımı tekrar ediyorum, ben üzerime kayıtlı minibüsü satmıştım ve sigortasını da iptal ettirmiştim ancak sonradan öğrendiğime göre aracı sattığım kişi bu araçla kaza yapmış, ben aracı sattığım ve sigortayı iptal ettirdiğim için sorumluluğum yoktur, ben aracı 13/05/2020 tarihinde eşim aracılığıyla sattım ancak sattığım şahıs 15/05/2020 tarihinde kaza yapmış, ben bu durumu sigorta şirketi bana icra takibi yapınca öğrendim, benim sigortanın ödediği miktara bir itirazım yoktur zira bu ödemeye ilişkin bir bilgim de yoktur, benim olayla hiçbir ilgim yoktur, benim de araştırılmasını istediğim bir husus yoktur, davanın reddine karar verilsin, biz bundan kurtulalım başka bir şey istemiyorum, 2 senedir 3 senedir Mahkemelere gidip gelmekten yoruldum...'şeklinde beyanda bulunmuştur.
DELİLLER : ------ İcra Dairesinin ------ Esas sayılı dosyası, Nüfus Kayıtları, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, Trafik Sigorta Poliçesi,----- Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen Trafik Kazası Tespit Tutanağı, -----.Noterliğinin 13 Mayıs 2020 tarihli ---- yevmile numaralı araç satış sözleşmesi, Trafik Tescil Kayıtları, Ekspertiz Raporu, Banka Dekontu, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ VE VAKIALARA GÖRE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI:
Dava , 6102 sayılı TTK'nin 1472. maddesi uyarınca davacı sigorta şirketinin, ZMMS sigorta poliçesi nedeniyle sigortalısının haklarına halef olması sebebiyle dava dışı sigortalısına trafik kazasına bağlı olarak meydana gelen hasar onarımı için ödediği bedelin; araç sürücüsünün kusuruna ve ehliyetsiz araç kullanmasına bağlı olarak işleten/malik sıfatıyla davalı sigortlıdan rücuen tahsili için başlattığı icra takibine yapılan itiraz üzerine ; 2004 Sayılı İİK'nin 67/1 maddesi kapsamında açılmış itirazın iptali ve takibin devamı istemine ilişkindir. (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322. maddeleri gereğince basit yargılama usulüne tabi işbu davada dosyanın----- Tüketi Mahkemesi'nden verilen 14/06/2023 tarih ve ---- Esas-----Karar sayılı görevsizlik kararının kesinleşmesi ve süresinde yapılan başvuruya bağlı olarak gönderilen ve Mahkememize tevzi edilip başlıktaki esasa kaydı yapıldığı ve hazırlanan tensip zaptının duruşma gün ve saatiyle birlikte davacı vekiline ve davalı asile usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olduğu anlaşılmakla dosyanın incelenmesinde görevsizlik kararı veren mahkemece ön inceleme duruşması yapıldığı ve bir kısım tahkikat işlemlerinin yerine getirildiği tespit edilip Mahkememizce görevsiz mahkemece yapılan usul işlemlerinin tekrarlanmasına gerek görülmediğinden tahkikata kaldığı yerden devam edilmiş ve araştırılacak bir husus kalmadığı tespit edilerek, son duruşmada hazır bulunan davacı vekilinin ve davalının sözlü açıklamaları da dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.Öncelikle davaya esas -----.İcra Dairesinin -----Esas sayılı dosyası UYAP üzerinden getirtilerek, incelenmiştir. Yapılan incelemede icra dosyasının davanın tarafları ve konusu ile uyumlu olduğu görülmüştür. Dosyaya mübrez Arabuluculuk tutanağına göre de zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği ve anlaşmazlık üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Davanın yasal dayanağı olan 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde; "(Değişik fıkra: 17/07/2003-4949 S.K./15. md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (Değişik fıkra: 09/11/1988-3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (Mülga fıkra:17/07/2003-4949 S.K./103.md.)Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. (Ek fıkra:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Bu kuraldan hareketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.Davacının aktif dava ehliyeti yönünden ise 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun "Halefiyet" başlıklı 1472. maddesinde " (1) Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir. (2) Sigortalı, birinci fıkraya göre sigortacıya geçen haklarını ihlal edici şekilde davranırsa, sigortacıya karşı sorumlu olur. Sigortacı zararı kısmen tazmin etmişse, sigortalı kalan kısımdan dolayı sorumlulara karşı sahip olduğu başvurma hakkını korur." hükmü bulunmaktadır.Türk Borçlar Kanunun 49.maddesinde, "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür", yine aynı kanunun 50.maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" denilmektedir. Bilindiği üzere Haksız fiil ise öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmaktadır. Haksız fiilin unsurları ise eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak gösterilmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğmalı, zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ile zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur” aynı Yasa'nın 85/1. Maddesinde“bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı Yasa'nın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiştir. 86/1. Maddesi “işletenin, mücbir sebepten veya zarar görenin ya da üçüncü kişinin ağır kusurundan, zararlı sonucun ileri geldiğini ispat etmesi şartıyla sorumluluktan kurtulacağı" hükümlerini içerdiği, aynı yasanın 88. maddesinde ise “Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.” düzenlemesi ile motorlu araçların işletilmesi neticesi üçüncü kişinin zarar görmesi durumunda o aracın işleteni, aracın sürücüsü ve varsa teşebbüs sahibinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, ayrıca birden fazla kişinin zararı tazminat ile yükümlü olması durumunda zarar görene karşı müteselsil sorumlu oldukları belirtilmiştir. Bu haliyle Karayolları Trafik Kanunu, trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasını benimsemiştir. Yine TBK'nin 61. maddesinde “Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.” demekle birden çok kişi aynı zarardan aynı sebeple ya da çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır. Buna göre, araç işletenin sorumluluğunun dayanağı 2918 sayılı KTK'nin 85. maddesi ve sürücünün sorumluluğu ise TBK'nin 49. maddesidir ve aralarındaki ilişki, aynı zarardan çeşitli nedenlerden dolayı sorumlu olma halidir. Zarar gören, zarar miktarının tamamının veya bir kısmının ifasını, dilerse borçluların tamamından, dilerse yalnız birinden isteyebilecektir.Yukarıda yapılan açıklamalar, gösterilen yasal düzenlemeler, toplanan deliller ve yapılan yargılama ışığında somut olaya bakıldığında; Davacı-alacaklı sigorta şirketi tarafından----- İcra Dairesinin ------ Esas sayılı dosyasından davalı-borçlu hakkında ------ plakalı aracın 15/05/2020 tarihinde ehliyetsiz sürücüsü tarafından tam kusurlu olarak sigortalısı ----- plakalı araca çarpması şeklinde gerçekleşen yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle oluşan hasar onarım bedeli için ödenen miktarın zarar gören sigortalısının haklarına halef olmasına bağlı olarak rücuen tahsili için icra takibi başlatıldığı ,icra takibine davalı tarafından kaza tarihinde aracın satılıp zilyetliğinin devir edildiği ve kazayla bir ilgisinin bulunmadığı ve borçtan sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle yaptığı itiraz üzerine icra takibinin durdurulduğu ve bir senelik yasal hak düşürücü süre içinde işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Mahkememizce dosyanın bulunduğu aşamaya ve uyumazlığın doğrudan çözüme elverişli olduğu tespit edilerek dosyadaki bilgi, belge ve tüm deliller incelenmiştir. Buna göre; davacı sigorta şirketine kaza tarihi olan 15/05/2022 tarihini kapsar şekilde ZMMS sigortalı ------ plaka sayılı araç ile yine davacı sigorta şirketine ZMMS sigortalı görünen ------plakalı araçların karıştığı yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiştir. Dosyada bulunan ve Yargıtay uygulaması gereği aksi ispat edilene kadar geçerli resmi belge niteliğinde olan KTK'nin 83.maddesi kapsamında ------ Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen Trafik Kazası Tespit Tutanağına göre kazada -------plakalı dava dışı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu görülmüştür. Yine 5684 Sayılı Sigortacılık Kanunun 22/17 Maddesinde yer alan Maddî hasarla sonuçlanan trafik kazaları için yetkili sigorta eksperleri tarafından düzenlenmiş, örneği İçişleri Bakanlığınca tespit olunacak rapor, sigorta tazminatının ödenmesinde Karayolları Trafik Kanununun 99 uncu maddesindeki kaza ve zarara ilişkin tespit tutanağı hükmündedir. Eksperler tarafından düzenlenen raporlar delil niteliğindedir hükmü gereği delil niteliğinde bulunan ve dosyaya mübrez ekspertiz raporu ve banka dekontu gereği davacı sigorta şirketi tarafından zarar gören dava dışı sigortalısına 29.450,00 TL ödeme yapıldığı sabittir. Buraya kadar anlatılan hususlarla ilgili taraflar arasında esasen bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık kaza tarihinde davalı tarafından satış suretiyle zilyetliğin devir edilmesinin sorumluluğa etkisi üzerinde olduğu açıktır. Dolayısıyla usul ekonomisi ilkesi de gözetilerek çekişmeli vakıalar üzerinden delillerin değerlendirilmesi yeterli olacaktır. (HMK,30, 187/1,) Gerçekten de somut olayda kazaya sebebiyet veren----- Plaka sayılı araç davalı tarafından-----Noterliğinin 13 Mayıs 2020 tarih----- yevmile numaralı araç satış sözleşmesi ile dava dışı ------ Şirketi unvanlı şirkete satılıp teslim edilmiştir. Davalı tarafından satış günü olan 13 Mayıs 2020 tarihinde ZMMS sigortası işbu satış akdi nedeniyle iptal de edilmiştir. Kaza ise satıştan yalnızca iki gün sonra yani 15 Mayıs 2020 günü----- ilinde gerçekleşmiştir. Filhakika davalı eski malik açısından, satıp zilyetliğini devrettiği bir aracın daha sonra karıştığı trafik kazasından dolayı hukuken sorumlu tutulmasını yaşam deneyimleri ve toplumsal kabuller nazarında anlamasının veya kabul etmesinin zorluğu ortadadır. İşte burada yasadan kaynaklanan bir durum vardır. O hususta şudur ki ; öncelikle kazaya karışan her iki aracın sigortacısı davacı sigorta şirketidir. Davacı sigorta şirketi zarar gören diğer sigortalısına kazaya bağlı olarak ödeme de yapmıştır. Somut olayda davalı satış tarihinde zeyil edilmekle birlikte davacının 09/03/2020 - 09/03/2021 başlangıç ve bitiş tarihli araç başına maddi 41.000,00 TL limitli ZMMS sigortalısıdır. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunun 94/2 maddesi gereğince, Sigortalı aracı işletenlerin değişmesi halinde, devreden kişi 15 gün içinde sigortacıya durumu bildirmek zorundadır. Sigortacı sigorta sözleşmesini durumun kendisine tebliği tarihinden itibaren onbeş gün içinde feshedebilir. Sigorta fesih tarihinden onbeş gün sonrasına kadar geçerlidir. Ayrıca ZMMS Genel Şartları C.4 maddesinde "Sigortalının değiştiği her durumda mevcut sözleşme değişim tarihi itibarıyla kendiliğinden sona erer ve ilgiliye gün esasına göre prim iadesi yapılır. Ancak, mevcut sözleşme sigortalının değiştiği tarihten itibaren onbeş gün süresince herhangi bir işleme gerek kalmaksızın ve prim ödenmeksizin yeni işleten için sözleşme yapılana kadar geçerlidir." hükmüne yer verilmiştir. Yargıtay ----- H.D'nin 11.10.2021 tarih -----sayılı kararında belirtildiği üzere satış bildirilmiş ve fesih yapılmış olsa dahi sigorta fesih tarihinden itibaren on beş gün sonrasına kadar geçerli olup, kaza tarihi itibariyle sigortalı davalının sorumluluğu devam etmektedir. Yukarıdaki Yargıtay kararında açıklandığı üzere somut olay yönünden aracın noter satışının yapıldığı 13.05.2020 tarihinde işleten değişikliği sigortacıya bildirilmiş olsa bile, (ki aynı gün iptal işlemi yapılmıştır) sigorta sözleşmesi fesih tarihinden itibaren 15 gün daha devam edeceği için davacı sözleşme ilişkisine dayalı olarak davalı sigortalıdan rücuen tazminat isteyebilecektir. Davalı eski malik ile aracın yeni maliki şirket arasındaki ilişki ise ayrı bir davanın konusunu oluşturmakta olup davacı sigorta şirketi yönünden bağlayıcı değildir. Ancak burada uyuşmazlığın niteliği , mahkeme kararlarının taraflar açısından ikna edici ve bağlayıcılığı da gözetilerek kayda geçmesi ve bilinmesi açısından değinmekte yarar görülmüştür ki ; davacı sigorta şirketinin kazaya karışan her iki aracın sigortacısı olması ve aynı gün yapılan sigorta sözleşmesinin iptali işlemi karşısında; davacı sigorta şirketinin olayda hukuken haksız fiil sorumlusu yeni malik şirkete ve kazaya sebebiyet veren ehliyetsiz sürücüye yönelmek yerine, eski malik sigortalısını takip ve dava etmesinin TMK'nin 2. maddesinde yer bulan dürüstlük kuralına uygun olup olmadığı da kuşkusuz düşünülmüştür. Ne var ki, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve gerekçe nezdinde davacı sigorta şirketinin haksız fiil sorumluları zarar veren sürücü ve yeni malik/işleten şirket ile sigorta sözleşmesi gereği davalı sigortalısı arasında seçim hakkı bulunduğundan işbu davada dürüstlük kuralına herhangi bir aykırılık olmadığı değerlendirilmiştir. Binaenaleyh, davacı sigorta şirketin davasını, 2918 Sayılı KTK'nin 94.maddesi temelinde TMK'nin 6 ve HMK'nin 190, maddeleri gereğince ZMMS sigorta sözleşmeleri, icra takip dosyası, ekspertiz raporu, ödeme dekontu ve burada anılan diğer tüm durum ve deliller karşısında açıkça ispatladığı ve davasında haklı olduğu sonuç ve kanaatiyle; ödeme tarihinden itibaren yasal faiz de talep edilebileceği gözetilerek taleple bağlılık ilkesi nazarında davacının davasının kabulü ile; davalı-borçlunun-----. İcra Dairesinin ------ Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptali ile, icra takibinin asıl alacağa (29.450,00 TL) takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak suretiyle 30.421,00 TL üzerinden aynen devamına karar verilmiştir. (AY.9, 36 ,138, 141, TMK, 1/1,2, 6 ,KTK. 20, 83, 85, 86, 88, 91, 94, TBK, 49, 50, 117/1, Sigortacılık Kanunu, 2/1,n, 22/13, 22/17, İİK,67/1, TTK,16/1, 1401, 1472, HMK, 25, 26, 29, 30, 187/1, 190, 198,) 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1. maddesi gereğince tamamen aleyhine hüküm verilen davalı sorumlu tutulmuştur. Ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de yargılama gideri kapsamında davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 26, 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davanın KABULÜNE,
2-)2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince davalı-borçlunun-----. İcra Dairesinin -----Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptali ile, icra takibinin asıl alacağa (29.450,00 TL) takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak suretiyle 30.421,00 TL üzerinden aynen DEVAMINA,
3-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.078,05 TL karar ve ilam harcından; peşin alınan 367,41 TL harcın ve icra dosyasından alınan 152,11 TL harcın mahsubuyla bakiye 1.558,53 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 680,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
5-)Davacı tarafından yapılan 80,70 TL başvurma harcı, 367,41 TL peşin harç, 11,50 TL vekalet harcı, 333,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 792,61 TL yargılama giderinın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1 maddesi uyarınca hesap ve takdir edilen 17.900,00 TL nispi/maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına)
Dair, davacı vekilinin ve davalının yüzlerine karşı ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle; -----Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!