WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 30 Haziran 2026

İSTANBUL ANADOLU 13. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/523
KARAR NO : 2024/388

DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 04/08/2023
KARAR TARİHİ : 30/05/2024

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ----- Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasında dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirkette 22.09.2021-22.09.2022 tarihleri arası ----- numaralı Karayolları Trafik Kanunu Zorunlu Mali Sigorta Poliçesi ile sigortalı davalı sigortalı ---- Şirketi 'ne ait ------plaka sayılı aracın sürücü ------ sevk ve idaresindeyken 10.05.2022 tarihine kadar geçerli süresi olan sürücü belgesiyle ---- park halinde bulunan ----- Plakalı ------ işleteni olduğu aracın sağ kısmına çarpması neticesinde maddi hasarlı kaza meydana geldiğini, 23.05.2022 tarihinde meydana gelen kaza sonrasında düzenlenen maddi hasarlı trafik kazası tespit tutanağına göre davalı sigortalıya ait-----plakalı araç kazanın meydana gelmesinde %100 asli kusurlu bulunduğunu, bu hususun sürücü ------ tarafından da düzenlenen trafik tutanağında kabul edildiğini, 23.05.2022 tarihinde meydana gelen kaza neticesi müvekkili şirket tarafından dava dışı -----plakalı araçta meydana gelen hasara ilişkin olarak zorunlu trafik sigortası poliçesi kapsamında 22.06.2022 tarihinde karşı taraf işletenine 20.000,00- TL hasar bedeli ödendiğini, kaza tarihi itibariyle sürücü belgesinin geçerlilik süresinin dolduğu tespit edilen ve kazanın meydana gelmesinde %100 asli kusurlu bulunan sigortalı aracın işleteni konumundaki ------ Şirketi'nin sigortalı araç sürücüsünün ehliyet geçerlilik süresinin geçmiş olması nedeniyle dava dışı araçta meydana gelen maddi hasar nedeniyle tamamen sorumlu olduğu, bu nedenle kazaya sebebiyet veren ve geçerlilik süresi dolmuş olmasına rağmen trafiğe çıkan ve araç kullanan davalı sigortalı aracın sürücüsü ----- ve ----- plaka sayılı aracın işleteni olan davalı sigortalıya , dava dışı ----- plakalı araçta meydana gelen hasarın rücusu için -----. İcra Müdürlüğü’nün ------ Esas sayılı dosyası ile ilamsız takip başlatıldığını, müvekkili şirket tarafından ödenen tutarın rücuen tahsiline ilişkin ---- İcra Müdürlüğü’nün ----- Esas sayılı dosyası ile girişilen icra takibine davalı sigortalı şirket tarafından haksız şekilde itiraz edildiğini, bunun üzerine müvekkili şirket tarafından ----- Arabuluculuk Bürosunun------ Büro Dosya Numaralı ---- Arabuluculuk Numaralı dosyası ile arabulucuya başvurulmuş, tarafların anlaşmamaları üzerine 02.02.2023 tarihinde anlaşmamaya ilişkin son tutanak düzenlendiğini, davalı sigortalı şirketin itirazı haksız olup itirazının iptaline ve takibin devamına karar verilmesi gerektiğini, motorlu araç sürücüsünün ehliyetinin olmaması, ehliyetinin geçerliliğini yitirmiş olması, geçici/sürekli olarak ehliyetine el konulmuş olması veya kullanılan araca uygun ehliyetinin bulunmaması durumlarında kazanın meydana gelmesi ve meydana gelen kaza neticesinde üçüncü kişiye tazminat ödemek zorunda olan sigortacının, sigortalısına rücu hakkı bulunmadığını, dolayısıyla; sürücünün kaza anında geçerli bir ehliyetnameye sahip olması gerektiğini, sürücünün, sürücü kursunu başarıyla tamamlamış olması, kazadan kısa bir süre sonra ehliyetname almış olması, ehliyetnamesine el konulmuş olması, kaza anında sürücü sertifikasının olması veya geçerlilik süresinin dolması kaza anında ehliyetinin mevcut olduğu anlamına gelmeyeceğini, davalı tarafından işleteni bulunduğu ------ plakalı aracın yargılama esnasında satılması ve mal varlıklarının elden çıkarılması söz konusu olabileceğinden müvekkili şirketin hak ve alacaklarının dava süresince güvence altına alınabilmesi ve dava sonunda infazının sağlanabilmesi için davalıya ait ------ plakalı aracın ve borcu karşılamaya yetecek tutara denk gelecek mal varlıklarının üçüncü kişilere devrini engellemek amacıyla ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep ettiklerini, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile; müvekkili şirket tarafından dava dışı araç işletenine ödeme yapması ile birlikte müvekkili şirketin alacağının muaccel hale gelmiş olması sebebiyle İ.İ.K 257 maddesi doğrultusunda davalıya ait ----- plakalı ait aracın ve karşılamaya yetecek tutara denk gelecek taşınır ve taşınmaz mal varlıklarının ihtiyati haczine karar verilmesini, aksi halde mahkemenin takdir edeceği bir teminat bedeli ile davalının menkul ve gayrimenkul mallarıyla, üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine takip miktarı üzerinden ihtiyati haciz kararı verilmesini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davacı şirket tarafından davalı/borçlu aleyhine----- İcra Müdürlüğü’nün ------ Esas sayılı dosyası ile girişilen icra takibine ilişkin yapılan haksız itirazın iptaline, fazlaya ilişkin alacak ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla, takip konusu alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte takibin devamına ve davalıdan alınarak davacı şirkete verilmek üzere alacağın % 20’sinden az olmamak üzere davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP /TALEP :Davalı şirket tarafından 6100 Sayılı HMK'nin 322/1 maddesi atfıyla aynı yasanın 126-131 maddeleri kapsamında cevap dilekçesi verilmemiştir. Davalı şirket temsilcisi duruşmalara katılmamış; şirket kendisini vekille temsil de ettirmemiştir.

DELİLLER : Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, Ticaret Sicil Kaydı, ----İcra Dairesi'nin ------. Sayılı Dosyası UYAP Kayıtları, Hasar Dosyası ve ZMMS Poliçesi, Hasarlı Araç Fotoğrafları, Kaza fotoğrafları, Ekspertiz Raporu, Banka Dekontu, Trafik Tescil Kayıtları, Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağı, Ehliyet Örneği, Dosyadaki Diğer Bilgi ve Belgeler.

İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİNE GÖRE VAKIALARIN VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI:
Dava , davacı sigorta şirketi tarafından, davalı işleten adına kayıtlı aracın karıştığı maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle araç sürücüsününü kusuruna göre dava dışı üçüncü kişiye yaptığı ödemenin ZMMS Sigortalı araç işleteni davalıdan ZMMS genel şartları gereğince rücuen tahsili için başlattığı ------. İcra Dairesinin -------. sayılı dosyasına davalının yaptığı itirazın iptali, takibin devamı ve tazminat istemine İlişkindir.6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce taraf teşkili sağlanmış, dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak başta zorunlu arabuluculuk dava şartı olmak üzere 6100 sayılı HMK'nin 114 ve 115. maddeleri gereğince dava şartları , harç, sıfat ve hak düşürücü süre de değerlendirilmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiştir. Ön inceleme duruşmasında daha önce arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığı değerlendirilerek bu kez sulh teşviki yapılmasına rağmen duruşmada hazır bulunan davacı vekilinin beyanına göre tarafların sulh yoluyla çözüme gitmek istemediklerinin anlaşılması üzerine davaya konu uyuşmazlık belirlenmek suretiyle tahkikata geçilerek mevcut deliller incelenip değerlendirilerek tahkikat bitirilmiş ve aynı duruşmada hazır bulunan davacı vekilinin son sözleri dinlenip tutanağa yazılmak suretiyle aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.Somut olaya geçmeden önce dava konusu olayın hukuki temeli ve uyuşmazlığın çözümüne etki edecek yasal düzenlemelere kısaca değinmekte yarar vardır.Davanın yasal dayanağı olan 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde; "(Değişik fıkra: 17/07/2003-4949 S.K./15. md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (Değişik fıkra: 09/11/1988-3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (Mülga fıkra:17/07/2003-4949 S.K./103.md.)Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. (Ek fıkra:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Bu kuraldan hareketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. 6102 sayılı TTK'nin 1401. Maddesinde ise sigorta sözleşmesi düzenlenmiştir. Aynı yasanın 1483.maddesine göre sigorta şirketlerinin faaliyet gösterdikleri dalların kapsamında bulunan zorunlu sigortaları yapmaktan kaçınamayacakları, 1409. maddede, sigortacının sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olduğu, 1459. maddede, sigortacının sigortalının uğradığı zararı tazmin edeceği, 1461. maddede, sigortacının sorumluluğunun sigorta bedeli ile sınırlı olduğu hususlarına yer verilmiştir.Davaya konu olayda davacı sigorta şirketi tarafından sigortalısı aracın karıştığı maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle sigortalı araç sürücüsünün geçerli bir ehliyetinin bulunmaması nedeniyle trafik kazasında zarar gören üçüncü kişiye ödenen paranın icra takibiyle rücuen tahsili istenmektedir. Dosyaya mübrez Arabuluculuk tutanağına göre de zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği ve anlaşmazlık üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Davacı, dava dilekçesinde sigortalısı araç malikine/işletene rücu nedeni olarak; ZMMS genel şartları B.4-b maddesi uyarınca, sigortalı araç sürücüsünün ilgili mevzuat hükümlerine göre gereken ehliyetnameye sahip olmayan veya geçerliliğini yitirmiş sürücü sertifikasına sahip kişi tarafından sevk ve idare edilmesine dayanmaktadır. Bu anlamda taraflar arasındaki uyuşmazlık sigortalı araç sürücüsünün kaza sırasında geçerli bir ehliyetnameye sahip olup olmadığı ve bu kapsamda kaza nedeniyle meydana gelen rizikonun ve zararın sigortalıdan rücuen tahsilinin istenip istenemeyeceği noktasında toplanmaktadır.Sigortacının sigortalısına rücu hakkı 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 95-(2) maddesinde düzenlenmiş olup bu maddede "Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabilir." düzenlemesine yer verilmiştir. Sayılı TTK'nin 1409/2 maddesinde de ''Sigortacı ,sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan sorumludur. Sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin veya bazılarının sigorta teminatı dışında kaldığını ispat yükü sigortacıya aittir.' düzenlemesi bulunmaktadır. 01 Haziran 2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarının Sigortalıya rücu hakkı " B.4. Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması ve Sigortanın Sigortalıya Rücu Hakkı" başlıklı maddesinde ise "Sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran haller zarar görene karşı ileri sürülemez. Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigortalıya rücu edebilir.
Sigortalıya başlıca şu nedenlerle rücu edilir:
a) Tazminatı gerektiren olay, sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kasti bir hareketi veya ağır kusuru sonucunda meydana gelmiş ise,
b) Tazminatı gerektiren olay, aracın ilgili mevzuat hükümlerine göre gereken ehliyetnameye sahip olmayan veya geçerliliğini yitirmiş sürücü sertifikasına sahip ya da ehliyetine geçici/sürekli el konulmuş kimseler tarafından sevk edilmesi veya trafik kurallarının ihlali sonucunda meydana gelmiş ise,
c) Aracın, uyuşturucu madde veya ilgili mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelen zararlar,
ç) Tazminatı gerektiren olay, yolcu taşımaya ruhsatlı olmayan araçlarda yolcu taşınması veya yetkili makamlarca tespit edilmiş olan istiap haddinden fazla yolcu veya yük taşınması veya patlayıcı, parlayıcı ve tehlikeli maddeleri taşıma ruhsatı bulunmayan araçlarda, bu maddelerin parlama, tutuşma ve infilakı yüzünden meydana gelmiş ise,
d) Sigortalının rizikonun gerçekleşmesi halinde bu genel şartların B.1. maddesinde belirtilen yükümlülükleri yerine getirmemesinden dolayı zarar ve ziyan miktarında bir artış olursa,
e) Tazminatı gerektiren olayın aracın çalınması veya gasp edilmesi sonucunda olması halinde, çalınma veya gasp edilme olayında sigortalının kendisinin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusurlu olduğu tespit edilirse,
f) Bedeni Hasara Neden Olan Trafik Kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması halinde,
Sigortacı rücu sebeplerine dayanarak tazminat sürecini geciktiremez ve bu sebeplere dayalı bilgi ve belgeyi hak sahibinden talep edemez." denilerek, sigortacının sigortalıya rücu edebileceği durumlar belirlenmiştir. İlgili maddede sayılan rücu sebepleri birbirinden bağımsız sebepler olup, rücu sebeplerinden birinin bulunması halinde sigorta şirketi yapılan zarar ödemesini rücuen tazminini sigortalısından talep edebilir. Yukarıda rücu sebepleri arasında sayılan hususlardan olayımızı ilgilendirme ihtimali bulunanlar koyulaştırılmış durumdadır.
Yukarıda yapılan açıklamalar , gösterilen yasal düzenlemeler ve yapılan yargılama ışığında somut olaya gelince; davacı sigorta şirketi vekili tarafından -----İcra Dairesinin ------ Esas sayılı dosyasından davacı-borçlu şirket ve sürücü ----- hakkında 23/05/2022 tarihinde sigortalı ---- plakalı aracın ----- Plakalı araç ile karıştığı trafik kazası nedeniyle işbu araç için ödenen hasar onarım tazminatının sigortalı araç sürücüsünün ehliyetinin yetersiz olması sebebine dayalı olarak genel takip yoluyla icra takibi başlatıldığı, ödeme emri tebliğine bağlı olarak yasal süresi içinde davalı/borçlular tarafından icra takibine/borca tüm faiz ve ferileri ile birlikte itiraz edildiği, bunun üzerine icra takibinin durdurulduğu ve davacı-alacaklı tarafından bir senelik yasal hak düşürücü süre içinde yalnızca davalı şirket aleyhinde işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Bilindiği üzere itirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan bilgi ve belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir. Davalı şirket tarafından davaya cevap verilmediğinden kanun gereği iddianın inkar edildiği kabul edilmiş; davalı şirketin ödeme emrine itirazında genel ve soyut ifadelerle borca itiraz ettiği müşahede edilmiştir. Buna göre davacı vekili tarafından gösterilen deliller ve dosya kapsamına göre uyuşmazlık çözülmüştür. Öncelikle dosya kapsamından ve davacı sigorta şirketinin kayıtlarından anlaşıldığı üzere davalı şirket adına tescilli ----- plaka sayılı çekicinin 22/09/2021 ilâ 22/09/2021 tarihleri arasında araç başına maddi 43.000,00 TL limitle davacı şirket tarafından ZMMS poliçesi ile sigortalamış durumdadır. Yine dosyada kazaya karışan araç sürücüler tarafından 2918 sayılı KTK'nin 81/2 maddesinde düzenlenen 'Yalnız maddi hasar meydana gelen kazalarda, kazaya dahil kişilerin tümü, yetkili ve görevli kişinin gelmesine lüzum görmezlerse, bunu aralarında yazılı olarak saptamak suretiyle kaza yerinden ayrılabilirler' hükmü gereği kaza sonucunda kazaya karışan araç sürücüleri tarafından Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 152/2 maddesinde açıklanan şekilde görüşlerinin de yazılı olduğu Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağının göre kazada kusurun davalı sigortalı araç sürücüsünde olduğu tartışmasızdır. Ayrıca ekspertiz raporu ve banka dekontuna göre dava dışı zarar gören araç için takibe konu alacağın ödendiği de bedihidir. Sigorta hukukunda asıl olan, sigorta poliçesi kapsamında kalan rizikonun gerçekleşmesi halinde zararın sigortacı tarafından karşılanmasıdır. Ancak bazı durumlara ilişkin kanuna veya poliçe genel şartlarına hükümler konularak, zarar teminat dışına çıkarılabilmektedir. ZMMS genel şartlarının B.4 maddesinde de teminat harici olan hususlar düzenlenmiş olup, bunlardan bir tanesi de; olayda olduğu gibi aracın ilgili mevzuat hükümlerine göre gereken ehliyetnameye sahip olmayan veya geçerliliğini yitirmiş sürücü sertifikasına sahip kişiler tarafından sevk ve idare edilmesi hususudur. Bu ilke uyarınca somut olaya bakıldığında sigortalı araç sürücüsü ---- dosyaya bir örneği mübrez ehliyetine göre çekici niteliğindeki (----- sınıfı) araç yönünden ehliyetinin süresinin 10/05/2022 tarihi itibarıyla dolduğu, kaza tarihi olan 23/05/2022 tarihi itibarıyla henüz yenilenmediği ve böylece sürücünün kaza gününde anılan aracı sevk ve idareye hukuken muhtar olmadığı tespit edilmiştir. Gerçekleşen bu durumun Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarının Sigortalıya B.4/B fıkrası gereğince rücu sebebi olduğu, yapılan ödeme miktarına ilişkin somut bir itiraz bulunmamakla birlikte delil niteliğindeki ekspertiz raporuna dayanması karşısında mahkememizce piyasa rayiçlerine göre kadri maruf kabul edilmiş ve sonuçta davacının davasını ispat ettiği sonuç ve kanaati hasıl olmuştur. Binaenaleyh, taleple bağlılık ilkesi nazarında faiz tür ve oranı ile davacının ödeme tarihinde itibaren yasal faiz talep edebileceği hususu ile işlemiş faiz miktarı da denetlenmek ve gözetilmek suretiyle davanın kabulü ile; 2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince davalı-borçlunun ----.İcra Dairesinin ------Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptali ile icra takibinin asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak suretiyle takibin aynen devamına karar verilmesi gerekmiştir.2004 Sayılı İİK'nin 67/2 maddesine göre davacının icra inkar tazminatı talebi yönünden yapılan değerlendirmede ise; Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre itirazın iptali davalarında İİK’nın 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada borçlunun itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmamaktadır. Bu yasal koşullar yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması, başka bir ifadeyle borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Somut olayda davaya konu olayın haksız fiil niteliğindeki trafik kazasından kaynaklanması ve buna göre uyuşmazlığın yargılamayı gerektirmesi karşısında alacağın ve varlığı ve miktarının yargılama ve hukuki muhakeme sonucunda belirlenmesi nedeniyle alacağın davalı şirket yönünden likit/muayyen olmadığı sonuç ve kanaatiyle koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. 6100 Sayılı HMK'nın 332/1 maddesine göre, 323. Maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1. maddesi gereğince tamamen aleyhinde hüküm verilen davalı taraf sorumlu tutulmuştur. Ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de yargılama gideri kapsamında davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 26, 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davanın kabulü ile; 2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince davalı-borçlunun ----.İcra Dairesinin ----- Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile icra takibinin asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak suretiyle takibin aynen devamına,
2-)Davacının, 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince icra inkar tazminatı talebinin reddine,
3-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.414,04 TL karar ve ilam harcından; peşin alınan 353,51 TL harcın mahsubuyla bakiye 1.060,53 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.680,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
5-)Davacı tarafından yapılan 269,85 TL başvurma harcı, 353,51 TL peşin harç, 38,40 TL vekalet harcı, 374,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 1.035,76 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1 maddesi uyarınca hesap ve takdir edilen 17.900,00 TL nispi/maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-)6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, ) Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı şirket temsilcisinin yokluğunda ;6100 sayılı HMK'nin 341(2) maddesi gereğince karar tarihi itibariyle kararının kabul ve ret edilen miktarlar itibarıyla (20.700,27 TL < 28.250,00TL) istinaf kanun yoluna başvuru sınırının altında kaldığı anlaşılmakla kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.