WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Temmuz 2026

İSTANBUL ANADOLU 13. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/478 Esas
KARAR NO: 2023/719
DAVA: Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 17/07/2023
KARAR TARİHİ: 30/10/2023

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA/TALEP;Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ------- işletmesi belirli bir büyüğü aştığından dolayı ticari işletme sınıfına girdiğini, bundan dolayı Asliye Ticaret Mahkemesi görevli olduğunu, Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevine giren uyuşmazlıklarda dava şartı olan arabuluculuk için 14.06.2023 tarihinde-------- Arabuluculuk Daire Başkanlığına başvurulduğunu,-------- dosya numarası alındığını,14.07.2023 tarihinde ise son tutanak anlaşamama tutanağı düzenlendiğini, Müvekkili --------- yaklaşık 15 seneden beri ------- Mah. ------- Cad. No:-------- --------- adresinde Halı Yıkama Fabrikası işlettiğini, müvekkili ------- şirketi İle 28.04.2022 tarihinde imzalamış olduğu sözleşme ile Abonelik sözleşmesi kurduğunu, müvekkili bu sözleşme ile -------- şirketine geçmeden önce -------- ile çalıştığını, müvekkili Halı Yıkama Fabrikası işlettiğinden dolayı Elektrik faturaları müvekkili için yüksek giderler içerisinde olduğunu, --------- ile çalışırken aylık ortalama 12.000,00 TL ile 15.000,00 TL elektrik faturası ödediğini, yüksek ödemelerinden kaynaklık olarak ------- şirketi tarafından müvekkili ile iletişime geçilip abonelik sözleşmesi kurması halinde faturalarınızda %15 indirimli bir tarife uygulanacağını beyan ettiğini, müvekkili tarafından kabul edildiğini, bu abonelik sözleşmesinin başlangıç tarihi 01.06.2022 olarak belirlendiğini, ilk gelen fatura olan 01.06.2022 dönem tarihli fatura -------- şirketinin belirtmiş olduğu gibi müvekkilin normalde ödediği faturaların altında olan 9.379,15 TL geldiğini, müvekkilin bu faturaya herhangi bir itirazı bulunmadığını, daha sonraki düzenlenmiş olan faturaların hiç birisinde ------- şirketi Tarafından taahhüt edilen bu indirim oranı kullanılmadığı gibi faturaların bedeli 2-3 katına çıktığını, müvekkili daha sonra yüksek gelen bu elektrik faturalarından dolayı ------- şirketi ile olan abonelik sözleşmesini sona erdirerek tekrardan -------- şirketi ile abonelik sözleşmesi kurduğunu, bu nedenlerle; davalı şirket tarafından müvekkili kuruma kesilen elektrik faturalarına istinaden fazla ve yersiz olarak ödenen ve davalı açısından sebepsiz zenginleşme mahiyetinde olan 5.000,00 TL'nin fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla ödeme gününden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, her türlü yargılama harç ve masrafları ile ücret-i vekaletin karşı tarafa bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP /TALEP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının dilekçesinde iddia ettiği gibi fahiş tutarda faturalandırıldığı doğru olmadığın, müvekkili şirket tarafından elektrik faturalarının oluşturulması dağıtım firmasından ---------- üzerinden iletilen elektrik kullanım verilerine dayandığını, dağıtım şirketi, her ay sayaç üzerinde okumalarını yapmakta ve okunan verileri -------- sisteminde yüklemekte ve müvekkili şirket tarafından en nihayetinde faturalandırma gerçekleştirildiğini, davacının iş yerinde herhangi bir kullanım olmasaydı kullanım verileri oluşmayacak ve kullanım olmaması sebebiyle faturalandırılmayacağını, davacının elektrik kullanımı mevcut olmakla davalı müvekkili tarafından abonelik sözleşmesi hükümlerine uygun olarak da faturalandırıldığını, --------, ------- bünyesinde, günlük 24 saat esasına göre oluşan elektrik fiyatlarının ilgili aya ait ortalaması alınarak oluşturulan fiyat, -------- ise -------- tarafından aylık tahminleri de yayınlanan, --------- piyasaya birim maliyet olarak yansıyan ilgili aydaki fiyat olduğunu, davacı tarafından dilekçe ekinde belirtilen faturaları ------- tarifesine tabi tutulduğu sebebiyle bu formül esas alınarak hesaplandığını, müvekkili şirketin, davacının dilekçesinde bahsetmiş olduğu --------- elektrik piyasa tarifelerinin çok üzerinde olması iddiası üzerine elektrik faturalarını EPDK tarafından yayımlanan tarife fiyatları üzerinden fatura kesmesi gibi kanuni zorunluluk olmadığını, -------- tarafından yayınlanan tarife fiyatları, yerel olarak görevli tedarik ve dağıtım şirketleri için geçerli fiyatlar olduğunu, müvekkili şirket açısından bu fiyatları uygulama gibi bir zorunluluk mevcut olmadığını, bu nedenlerle; davacının açmış olduğu haksız ve mesnetsiz davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER:--------- Vergi Dairesi yazı cevabı, -------- müzekkere cevabı.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:Dava; istirdat talebine ilişkindir.Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesinde; Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevi düzenlenmiş olup, bu hükme göre "Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir." Ancak aynı maddenin ikinci fıkrasında istisna öngörülerek "Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir." ifadesine yer verilmiştir. Türk Ticaret Kanununun 4. Maddesinde; nispi ve mutlak ticari davalar düzenlenmiş olup her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları nispi ticari dava olup, tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın maddenin ilk fıkrasında a, b, c, d, e ve f bentlerinde sayılan hususlardan doğan hukuk davaları ise mutlak ticari dava niteliğindedir. TTK m. 5 uyarınca aksine hüküm bulunmadıkça dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın Asliye Ticaret Mahkemesi, tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. Aynı kanunun 12.maddesine "bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır." Anılan Yasanın 11.maddesinde "Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir."; 15.maddesinde de "İster gezici olsun ister bir dükkanda veya sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedeni çalışmasına dayanan ve geliri 11.maddenin 2.fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." düzenlemeleri bulunmaktadır. Bir kimsenin Vergi Usul Kanunu'na göre esnaf sayılması, TTK yönünden de esnaf kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez. 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanun'unun 3’üncü maddesinde; Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, --------- Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nun 1463.maddesinde de, önce 17.maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17.maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir.Gerçekten, 19.02.1986 tarih ---------- sayılı --------- yayımlanan -------- tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile T.T.K.'nun 1463.maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre;Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177.maddesinin 1.fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, Vergi Usul Kanunu’na istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.-------- EK sayılı ilamı; "....Doya kapsamından; davacı tarafça abonelik sözleşmesine dayalı olarak Merkezi Takip Sistemi --------- Esas sayılı dosyası ile davalı aleyhine takip başlatıldığı, dava konusu yerin iş yeri olduğu, abonelik grubunun ticarethane olduğu, davalının dava tarihi itibariyle tacir olmadığı anlaşılmaktadır.Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Görev itirazı yapılmış ise veya yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip, karara bağlamalıdır.TTK 4/2 maddesinde mutlak ticari davalar sayılmış olup, dava sayılan ticari davalar kapsamında değildir. Ancak, TTK 4/1 maddesine göre ticari dava sayılması için de, davanın her iki tarafın da tacir olması ve uyuşmazlığın iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili olması gereklidir. Eğer taraflardan biri, tacir değil, esnaf niteliğinde ise, davayı ticari dava olarak kabul etmek mümkün değildir. Somut olayda davalının tacir olmadığı gözetildiğinde mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygundur." şeklindedir.Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; taraflar arasında 28.04.2022 tarihinde elektrik abonelik sözleşmesi akdedildiği, mahkememizce davacının uyuşmazlık konusu faturaların tarihleri göz önünde bulundurularak 2018-2019-2020-2021-2022 yılları arasına ait vergi kayıtlarının ilgili vergi dairesiden istendiği, davacıya ait vergi kayıtlarının incelenmesinde dava konusu elektrik abonelik sözleşmesinin akdedildiği tarihten evvel 31.03.2022 tarihinde davacının işini bıraktığının bildirildiği, bu haliyle uyuşmazlık tarihinde davacı tarafın mükellefiyet kaydının bulunmadığı anlaşılmakla her ne kadar faturada müşteri grubu olarak ticarethane kaydı bulunsa da davalı taraf tacir olmadığından huzurdaki davanın nisbi ticari dava olarak kabul edilemeyeceği, aynı zamanda mutlak ticari davalardan da olmadığı anlaşılmakla davanın Asliye Hukuk Mahkemesince görülüp sonuçlandırılması gerekmekte olup görev yönünden davanın usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-) Davanın, 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c maddesi uyarınca mahkememizin görevli olmaması nedeniyle; 6100 sayılı HMK'nın 115/1-2 maddesi uyarınca DAVA ŞARTI YOKLUĞUNDAN USULDEN REDDİNE,
2-)6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 1, 2. maddeleri uyarınca görevli mahkemenin --------- ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ OLDUĞUNUN TESPİTİNE,
3-)6100 Sayılı HMK'nın 20/1 maddesi uyarınca taraflardan birininin, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkememize başvurarak talepte bulunması halinde dava dosyasının GÖREVLİ -------- ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
4-)Yargılama giderlerinin 6100 Sayılı HMK'nın 331/2 maddesi uyarınca görevli ve yetkili mahkemece değerlendirilmesine, görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmezse talep halinde mahkememizce bu durumun tespiti ile dosya üzerinden davacının yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilmesine,
5-)6100 Sayılı HMK'nın 20/1 maddesi uyarınca taraflardan birinin, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmemesi halinde mahkememiz tarafından resen davanın açılmamış sayılmasına karar verilerek 6100 Sayılı HMK'nın 331/3 maddesi uyarınca yargılama giderlerinin davacıya yükletilmesine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzlerine karşı; gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 sayılı HMK'nın 341/1,342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince iki hafta içinde mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle; istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle ---------- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.30/10/2023