T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/393
KARAR NO : 2024/91
DAVA : Tazminat (Ayıplı Maldan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 07/06/2023
KARAR TARİHİ : 01/02/2024
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız------. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan Tazminat (Ayıplı Maldan Kaynaklanan), davasının yapılan açık yargılaması sonunda, dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ve davalılar arasında gerçekleştirilen| ihale ve satış işlemleri sonucu------ plakalı araç müvekkile devredilmiş ve müvekkil adına tescil edildiğini, ne var ki davacıya 15/06/2022 tarihinde teslim edilen araçta aracın kilometresinin düşürülmesi, motorunun rektifiye istediği gibi bazı gizli ayıplar ortaya çıktığını, ortaya çıkan işbu ayıplar dolayısıyla dava şartı olan Arabuluculuk kurumuna başvurulduğunu, ----- Arabuluculuk -----Büro Dosya Numarası ve------ Arabuluculuk Numarası ile taraflar arasında arabuluculuk müzakeresi yapılmış olup arabuluculuk aşaması iki oturumda tarafların anlaşamamaları üzerine son bulmuştur ve bu durum tutanak ile tespit olunduğunu, netice itibariyle taraflar dava şartı olan arabulucuya başvurma işlemini gerçekleştirdiğini ve anlaşamamış olduklarından işbu davayı açma gereği hasıl olduğunu, davalılardan ----- tarafından ----- yapılan açık artırmada ------plakalı aracın davacı tarafından satın alındığını, bunun üzerine aracın -------Noterliğinin 10/06/2022 tarih ve ------yevmiye numaralı araç satış sözleşmesi ile müvekkil ...'e devredilerek adına tescil edildiğini, söz konusu aracın davacıya 15/06/2022 tatihinde teslim edildiğini, davacı tarafından yaptırılan inceleme neticesinde aracın kilometresinin 40.000 km kadar düşürüldüğünü, aracın motorunun rektifiye istediği, aşırı şekilde arızalı ve hasarlı olduğu için tamirinin gerektiği ortaya çıktığını, işbu hususların davacıya ne ihale esnasında ne de satış işlemi sırasında bildirildiğini, kasten gizlendiğini, somut olaya bakıldığında davacının söz konusu araç satım sözleşmesini ticari amaçla yaptığını, dolayısıyla aracın kilometresinin düşürülmüş olması uğrayacağı zararı oldukça artırıcı nitelikte olduğunu, açıklanan gerekçelerle ve mahkemece re'sen gözetilecek sebeplerle; öncelikle her bir alacak kalemine yönelik belirsiz alacak niteliğindeki davanın kabulüne, araç motorunda davacı tarafından yapılan rektifiye bedeli olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ve ileride belirli hale getirilmek üzere şimdilik 36.895,00 TL'nin ve satış tarihi olan 10/06/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizinin davalılardan müteselsilen ve müştereken alınarak davacıya ödenmesine, aracın kilometresinin düşürülmesinden kaynaklı araçta meydana gelen değer kaybına ilişkin olarak fazlaya dair hakları saklı kalmak ve ileride belirli hale getirilmek üzere şimdilik 9.500,00 TL'nin ve satış tarihi olan 10/06/2022 itibaren işleyecek olan avans faizinin davalılardan müteselsilen ve müştereken alınarak müvekkile ödenmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP:
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; işbu davanın konusu TTK m.4'te sayılan mutlak ticari davalardan biri olmadığını, sigorta şirketi davada taraf olarak gösterilmediğini, davacı yan gizli ayıplı mal iddiasıyla TKHK'nın 10.maddesinde düzenlenen seçimlik haklarından birini kullanmakta ve uğradığı zararın tazminini talep ettiğini, karşı taraf gerçek kişi olduğunu, araç tescil özet raporundan da görüldüğü üzere aracın kullanım şekli hususi olduğunu, dava şartı kamu düzenine ilişkin olduğundan yargılamanın her aşamasında tarafların itirazları üzerine veya re'sen incelenebileceğini, bu halde işbu davanın görevsizlik nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, somut olay baza alındığında delil tespiti hususunda acele hal bulunmamasına rağmen söz konusu tespit hukuka aykırı bir şekilde yokluklarında gerçekleştiğini, mahkemenin de kanat getireceği üzere, delil tespiti istenebilmesi için hukuki yararın varlığı gerektiğini, kanunda açıkça öngörülen haller dışında, delilin hemen tespit edilememesi halinde kaybolacağı yahut ileri sürülmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ihtimal dahilinde bulunuyorsa hukuki yarar varsayılabilecektir fakat talep edilen konula hemen tespit edilmemesi halinde kaybolacak veya ileri sürülmesi önemli ölçüde zorlaşacak hallerden değildir. İzah edilen tüm bu hususlar gereği yapılan delil tespiti raporunu ve içeriği taraflarınca kabul edilmediğini, davacı tarafından dosyaya sunulan bilirkişi raporunda söz konusu araç için gerçekleştirilen tüm masraflara dair bir hesaplama tablosu oluşturulduğunu, işbu raporda da söz konusu arızanın tarihine dair herhangi bilgi/belgeye rastlanamadığını, yalnızca 20-26-29.08.2022 tarihine ait bir takım faturalar dilekçenin ekine eklenmiştir. Lakin işbu tarihin somut olay olarak öne sürülen tarihlerle herhangi bağlantısı da bulunmamaktadır. Bununla birlikte önemle belirtilmelidir ki, söz konusu arıza ve dolayısıyla masrafların doğmasında davacının kusurunun olup olmadığına dair bir raporda dava dilekçesi eklerinde sunulmamaktadır. İşbu hasarın doğum tarihinin ve davacının bu husustaki kusur ve sorumluluğunun tespit edilmesi işbu davanın aydınlatılıp müvekkil şirketin sorumluluğunun doğmadığının, ya da kabul anlamına gelmemekle birlikte sorumluluğun ne ölçüde var olduğunun, belirlenmesinde elzemdir. Yukarıda belirtilen söz konusu araç ile ilgili bilgiler (Satış sözleşmeleri ve--- kayıtları) ve aracın satışına yönelik hangi tarihte teslim aldığına dair bilgi temin edildikten sonra araçta kilometre düşümü yapılıp yapılmadığı, yapıldıysa hangi zaman aralığında yapıldığı, yapıldığı zaman aracın sahibinin kim olduğu, davalının araçta kilometre düşümü ile ilgili sorumlu olup olmadığı tespit edilmesi gerektiğini, arz ve izah edilen sebeplerle işbu davanın görevsizlik sebebiyle usulden reddine, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle;Davalı şirket, özel artırma sisteminde yerli veya ithal 2. el motorlu araçlar için ekspertiz, fiyatlandırma, araçların özel artırma seanslarına katılımı için lojistik destek, alıcı satıcı arasındaki alım satım işlemleri için ödeme ve transfer hizmeti veren sektöründe tanınmış bir şirket olduğunu, davalı şirketin, faaliyet alanı tanımında da ifade edildiği üzere, 2. el araç alım-satım işlemlerinin doğrudan bir tarafı olmamakta, alıcı ve satıcı arasındaki alım satım işlemlerine ilişkin bir takım hizmetler sunduğunu, dolayısı ile davalı şirket hizmet aracı servisi olarak yer aldığı araç alım-satım işlemlerinde hiçbir zaman satıcı sıfatı ile hukuki ilişkiye girmediğini, davacının dilekçesinin ekinde sunmuş oldukları ----. Noterliği'nin ------yevmiye numaralı araç satış sözleşmesinde de satıcı ve alıcı taraf açıkça belirtildiğini, söz konusu satış sözleşmesinde satıcı taraf davalı şirket satıcı üyelerinden, ... olduğunu, davalı şirketin, üyelerinin satmış oldukları araçlardan doğan herhangi bir hukuki yükümlülüğü veya sorumluluğu da bulunmadığını, açıklanan sebeplerle davalı şirket hakkında açılmış olan işbu davanın tüm talepler yönünden öncelikle husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte olması halinde ise davanın esastan reddine ve her halde yargılama masraf ve giderlerinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER : Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, Nüfus Kayıtları, ---- Ticaret Odası Ticaret Sicil Kayıtları, Trafik Tescil Kayıtları, Araç Satış Sözleşmesi, Banka Dekontu, Faturalar, İhtarnameler, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.
DEĞERLENDİRME VE SONUÇ:
Dava, 6098 sayılı TBK'nin 217-231 maddelerinde düzenlenen satılan malın (otomobil) ayıplı olması nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.
6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322. maddeleri gereğince basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlandığı tespit edilmiş ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak resen incelemeye tabi başta arabuluculuk dava şartı olamak üzere HMK'nin 114 ve 115.maddeleri gereğince genel ve özel dava şartları incelenmiş ve olayda ilk ve doğrudan incelemeye tabi görev dava şartı eksikliği tespit edilerek aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.Anayasa'nın 37. maddesine göre "Hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz". 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesine göre, "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/(1)-c maddesine göre, mahkemenin görevli olması dava şartıdır. 115. maddesine göre, "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir." Bu yasal çerçevede mahkemelerce görev konusu her aşamada resen gözetilmesi gerekmektedir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak da söz konusu değildir.6102 Sayılı TTK'nin 4.maddesine göre; bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlığın konusu işin her iki tarafında ticari işletmesiyle ilgili olması yada tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın TTK veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır. Yine Kanunun 19/2.maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri içinde ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmediği gibi görevin belirlenmesi yönünden bir etkisi de bulunmamaktadır. Öyleyse davanın açıldığı 19/10/2021 tarihinde yürürlükte olan 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında görev hususu değerlendirilmeli ve belirlenmelidir.
28.11.2013 tarihli ----- yayımlanan ve 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun amaç başlıklı 1. maddesinde, "Bu Kanun'un amacı; kamu yararına uygun olarak tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarının koruyucu, zararlarını tazmin edici, çevresel tehlikelerden korunmasını sağlayıcı, tüketiciyi aydınlatıcı ve bilinçlendirici önlemleri almak, tüketicilerin kendilerinin korucuyu girişimlerini özendirmek ve bu konulardaki politikaların oluşturulmasında gönüllü örgütlenmelerini teşvik etmeye ilişkin hususları düzenlemektir. hükmü, (TKHK) 2. maddesinde Kanunun kapsamı “Bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” şeklinde açıklanmıştır. Aynı kanunun “tanımlar” başlıklı 3. maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde tüketicinin ''Ticari ve mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek ve tüzel kişiyi' ifade edeceği, (l) bendinde ise tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukukî işlemi ifade eder” biçiminde tanımlanmıştır.
6502 sayılı TKHK'nin 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında Kanunun 83. maddesinde de taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir.
Bir hukukî işlemin sadece 6502 sayılı Kanunda düzenlenmiş olması tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülmesini gerektirmez. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı Kanun kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin tüketici olması gerekir.Yukarıda anılan yasal düzenlemeler ve yapılan açıklamalara göre somut olayda; uyuşmazlığın ------ plaka sayılı aracın ayıplı olduğu için maddi tazminat isteminden kaynaklandığı, davacının gerçek kişi olduğu ve tacir olduğuna ilişkin herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı, davaya konu aracın hususi nitelikte otomobil olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenlerle davacı gerçek kişinin uyuşmazlığa konu olayda ticari ve mesleki amaçlarla hareket etmediği sabit olup kendisinin tüketici konumunda kabul edilmesi gerekmiştir. Bu durumda davalıların 6102 sayılı TTK'nin 16/1 maddesi gereğince tüzel kişiliğe haiz ticari şirket olmalarının bir önemi yoktur. Bu tespitlere ve dosya kapsamına göre, davacının 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında tüketici sıfatını sahip olması ve satış sözleşmesinin de bir tüketici işlemi olması nedeniyle uyuşmazlığın Tüketici Mahkemesi tarafından görülüp sonuçlandırılması gerektiği sonuç ve kanaati hasıl olmuştur. (6502,2-73) Binaenaleyh; 6100 sayılı HMK'nin 114/1-c maddesi uyarınca mahkememizin görevli olmaması nedeniyle; davanın 6100 sayılı HMK'nin 115/1-2 maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davanın, 6100 sayılı HMK'nin 114/1-c maddesi uyarınca mahkememizin görevli olmaması nedeniyle;6100 sayılı HMK'nin 115/1-2 maddesi uyarınca DAVA ŞARTI YOKLUĞUNDAN USULDEN REDDİNE,
2-)6100 sayılı HMK'nin 114/1-c ve 6502 sayılı TKHK'nin 3/k,l 73/1,83/2 maddeleri uyarınca görevli mahkemenin------ TÜKETİCİ MAHKEMESİ OLDUĞUNUN TESPİTİNE,
3-)6100 Sayılı HMK'nin 20/1 maddesi uyarınca taraflardan birininin, süresi içinde Kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; veya Kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkememize başvurarak talepte bulunması halinde dava dosyasının GÖREVLİ-----TÜKETİCİ MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE
4-)Yargılama giderlerinin 6100 Sayılı HMK'nin 331/2 maddesi uyarınca görevli ve yetkili mahkemece değerlendirilmesine, görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmezse talep halinde dosya üzerinden davacının yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilmesine,
5-)6100 Sayılı HMK'nin 20/1 maddesi uyarınca taraflardan birininin,süresi içinde Kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmemesi halinde mahkememiz tarafından davanın açılmamış sayılmasına karar verilerek 6100 Sayılı HMK'nin 331/3 maddesi uyarınca yargılama giderlerinin davacıya yükletilmesine, Dair, davacı vekilinin yokluğunda, davalılar vekillerinin yüzlerine karşı ;6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle; istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle ------Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!