T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/291
KARAR NO : 2024/147
DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 01/12/2020
KARAR TARİHİ : 22/02/2024
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız-----Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Aşağıda izah edileceği üzere 54.256,55 TL yi ödemek zorunda kalan davacı müvekkilin davaya gidilmeden önce 10/10/2020 tarihinde ----- Sayılı dosyası ile Arabuluculuğa başvurulduğunu, 19/10/2020 tarihinde yapılan görüşmeler neticesinde anlaşma sağlanmadığından dolayı huzurdaki davayı açma zarureti doğduğunu, müvekkili şirket 2016 yılından beri -----adresinde halen tekstil işiyle ilgili ticari faaliyetlerini sürdürdüğünü, müvekkili şirket, 06/12/2016 tarihinde dava dışı -----ile ------ sözleşme numarası ile Elektrik Aboneliği yaptığını, müvekkilin şirketin kaçak elektrik kullanmadığı müvekkili şirkete şimdiye kadar herhangi bir ihtar ya da tutanak tebliğ edilmediğini, davacı şirketin 2016 tarihinden beri yapmış olduğu elektrik aboneleri dava dışı ----- ile yapıldığını, kaçak elektrik kullandığına dair, müvekkili şirkete herhangi bir yazılı bildirimden bulunamayan davalı kurum 25/07/2017 tarihinde ----. İcra Müdürlüğü -----.Sayılı dosyası ile müvekkili şirket hakkında icra takibi başlattığını, İcra dosyasında bulunan Takip talebinde 17.04.2017 tarihli 5.798,00 TL ; 17.04.2017 tarihli 11.294,95 TL ; 17.04.2017 tarihli 8.546,48 TL ; 17.04.2017 tarihli 564,75 TL ; 17.04.2017 tarihli 112,95 TL ; 17.04.2017 tarihli 225,90 TL (6 adet Asıl Alacak) toplam 26.543,03 TL, 1.226,30 TL işlemiş faiz, 220,74 TL KDV ve toplam 27.990,07 TL olarak gösterildiğini, müvekkili şirket kendisi hakkında yapılan bu takibin öğrenmesi ile 7 günlük itiraz süresi içerisinde taraflarınca haklı nedenle itiraz edildiğini, Tarafımızca Takibe yapılan itiraz neticesinde icra müdürlüğü tarafından karar alınarak takibin durdurulmasına karar verildiğini, davalı kurum tarafından yaklaşık 3 yıl boyunca herhangi bir işlem yapmadığı gibi dava da açmadığını, davacı şirket Piyasada tanınan ve ticari itibari olan bir şirket olduğunu, yüzden fazla çalışanı olduğunu, bu nedenle bir saat dahi elektriklerin kesilmesi üretimin durması anlamına geldiğini beyan etmiş, davalı aleyhine açmış oldukları istirdat davasının kabulü ile müvekkili şirketin, davalı kuruma -----kaçak elektrikten dolayı borçlu olmadığının tespit edilmesine; ödemek zorunda kalmış oldukları 54.256,55_TL araculuculuğa başvuru tarihi olan 10/10/2020 tarihinden itibaren işletilecek faiziyle birlikte davalı kurumdan alınarak davacı tarafa ödenmesine ve kurum aleyhine %20 den aşağı olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücreti karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Müvekkili şirket----Yakasında elektrik dağıtım faaliyeti yürüttüğünü, Elektrik Piyasası Kanunu’nun 3. Maddesi ve Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’nun 12.09.2012 tarih ve ----- sayılı Kararı uyarınca, Elektrik Piyasası’nda dağıtım ve perakende satış faaliyetlerinin 19.06.2013 tarihinden itibaren ayrı tüzel kişilikler altında yürütülmesine karar verilmesi üzerine anılan tarih itibariyle-----ve----- olarak hukuki ayrışma sağlandığını, abonelik ile ilgili her türlü işlem perakende satış faaliyetini yürüten----- faaliyet alanına girmekte olup, müvekkili kurumun faaliyet alanında abonelik işlemleri bulunmadığını, 30.05.2018 tarihli ----- yayımlanan Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliğinde kaçak elektrik enerjisi tüketimi hükmü uyarınca perakende satış sözleşmesi olmadan enerji kullanılması sebebi ile bahsedilen mevzuata aykırı hareket edildiğini, Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği uyarınca yapılan rutin araştırmalar esnasında davacının mevzuata aykırı şekilde elektrik kullandığı tespit edilmiş olup kanun çerçevesinde işlem yapıldığını, müvekkilinin haklı ve yerinde olan icra takibine; haksız ve mesnetsiz olarak itiraz eden borçlunun alacağın tahsilini geciktirmek, engellemek amacıyla kötü niyetle hareket ettiği açık olduğunu beyan etmiş haksız ve mesnetsiz davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: -----İcra Dairesinin ----- Esas sayılı dosyası, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı,-----Ticaret Odası Ticaret Sicil Kayıtları, -----ait fatura örnekleri, Taraflar arasındaki elektrik Sözleşmesi, kaçak elektrik tüketimi tespit tutanağı, Fatura, Perakende Satış Sözleşmesi, Banka Dekont ve Kayıtları, Bilirkişi Raporları, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ, VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI :
Dava, 6098 Sayılı TBK'nin 77 vd maddeleri gereğince açılmış sebepsiz zenginleşme nedeniyle iade istemine ilişkindir.6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve vaki davete karşın taraf vekillerinin karşılıklı beyanlarına göre tarafların uyuşmazlığı sulh yoluyla çözmek istememeleri üzerine tahkikata geçilerek tahkikat işlem ve incelemeleri yerine getirilmiş ve karar duruşmasına katılan taraf vekillerinin son sözleri dinlenip zapta geçirilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.Davanın dayanaklarından sayılan----- İcra Dairesinin-----Esas sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden getirtilerek, incelenmiştir. Yapılan incelemede icra dosyasının davanın tarafları ve konusu ile uyumlu olduğu görülmüştür. Dosyaya mübrez Arabuluculuk tutanağına göre de zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği ve anlaşmazlık üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Dava dilekçesindeki iddianın öne sürülüş biçim ve açıklamalarına göre genel yasal dayanakların gösterilmesinde ve somut olay yönünden tartışılmasında yarar vardır.
2004 Sayılı İİK'nin 72. maddesinde "Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir. İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir" düzenlemesi bulunmaktadır. Kural olarak menfi tespit davalarında, ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden tarafa düşer. Eldeki davada, davalı taraf alacaklı olduğunu ileri sürerek alacak talep ettiğine göre alacağın dayanağını, varlığını ve miktarını ispat ile yükümlüdür. Kuşkusuz 6100 Sayılı HMK'nin 191.maddesi gereğince diğer taraf karşı ispat faaliyeti kapsamında delil gösterebilmektedir.
Tespit davası ise 6100 sayılı HMK ' nin 106. maddesinde;
1- Tespit Davası yolu ile mahkemede bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının yada yokluğunun yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesi talep edilir.
2- Tespit davası açanın kanunlarda belirtilen istisnai durumlar dışında bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmalıdır.
3- Maddi vakıalar tek başlarına tespit davasının konusunu oluşturamaz." hükmü olarak düzenlenmiştir. Buna göre tespit davası davacı tarafın bir hukuki ilişkinin varlığı, yokluğu veya içeriğinin belirlenmesi hakkında tespit hükmü elde etmek amacıyla açtığı davadır. Tespit davası ile sadece taraflar arasında ki hukuki ilişkinin varlığı, yokluğu ya da tereddütlü içeriği tespit edilir. Kanunda belirtilen haller dışında tespit davası açmak isteyen davacı eda davası ile inşai davalardan farklı olarak korunmaya değer güncel bir yararının bulunduğunu açıkça ispat etmek zorunluluğu altındadır.2004 Sayılı İİK'nin 72/7-8 madde ve fıkralarında " Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde ,umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını isteyebilir. Menfi tespit ve istirdat davaları ,takibi yapan icra dairelerinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi ,davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir. Davacı istirdat davasında yalnız paranın verilmesi lazım gelmediğini ispata mecburdur" düzenlemesi bulunmaktadır. 6098 Sayılı TBK'nin 77.Maddesinde 'Haklı bir sebep olmaksızın ,bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür. Bu yükümlülük, özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da sona ermiş bir sebebe dayanması durumunda doğmuş olur.' hükmü bulunmaktadır.
Yapılan açıklamalar, anılan yasal düzenlemeler, toplanan deliller ve yapılan yargılama sonucunda somut olaya bakıldığında; -----. İcra Dairesinin ------ Esas sayılı dosyasından davalı şirket hakkında davacı şirket tarafından kaçak elektrik tüketimi tespit tutanağı kapsamında elektrik enerjisi tüketimine ilişkin tahakkuka ve faturalara dayalı olarak icra takibi başlatıldığı , icra takibe yapılan itiraz üzerine icra takibin durdurulduğu ve davacı/borçlu tarafından takip durmasına karşın borcun ödendiği ve dosyanın infaz edilerek kapatıldığı tespit edilmiştir. Davacı şirket tarafından borç cebri icra tehdidi dışında iddiaya göre elektrik enerjisinin kesilmesi üzerine rızaen ödenmiş ve akabinde işbu dava açılmıştır. Bu durumda davanın dayanağının İİK'nin 72 madde kapsamında menfi tespit veya istirdat davası olmadığı; TBK'nin 77 vd gereğince sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak davası olduğu tespiti yapılarak incelemeye devam edilmelidir.
Mahkememizce açılan dava üzerine taraf teşkili sağlanarak işin esasının incelenmesine geçilmiş ve taraflarca gösterilen tüm deliller toplanmış, abonelik sözleşmesi, kaçak elektrik tespit tutanakları, tüketim ekstresi ve tahakkuk hesap detayı ile ilgili belge ve belgeler getirtilmiş ve dosya davacının yapmış olduğu ödemenin sebepsiz olup olmadığı hususunun tespiti yönünden bilirkişi raporu düzenlenmesi için resen seçilen bir Elektrik Mühendisi bilirkişiye verilmiştir. Bilirkişi ------tarafından düzenlenen raporda davacının tezlerini doğrulayan hiçbir veriye rastlanmamıştır. Bilirkişi raporuna yapılan ciddi itirazlar üzerine farklı bir bilirkişiden yeni bir rapor alınmıştır. Bilirkişi ----- tarafından düzenlen raporda da davacının iddialarını doğrular nitelikte yeterli bir veriye ve tespite yer verilmemiştir. Anılan raporun yetersiz oluşu ve vaki itirazlar kapsamında üçüncü bir bilirkişiden rapor alınmıştır. Bilirkişi ----- tarafından düzenlenen raporda ise özetle ve mealen ; davalını davacıdan 54,533,09 TL alacağı bulunduğunun hesaplandığı, icra dosyasına yapılan 54,256,55 TL ödemeye göre halen davacının davalıya 276,54 TL borcunun bulunduğu yönünde tespit, hesap ve görüş bildirilmiştir. İşbu bilirkişi raporu davacı vekiline ve davalıya usulünce tebliğ edilerek yasal itiraz süresi tanınmış ve vaki itiraz ve beyanlar da değerlendirilmiştir. Yapılan inceleme ve değerlendirmede aksi ispat edilemeyen ve hukuken geçerli bulunan kaçak elektrik kullanma tespit tutanağına göre davalıca ticarethane niteliğindeki adreste sözleşme ilişkisi dışında elektik enerjisi kullanıldığının sabit olduğu, anılan tutanaklara ve tahakkuka göre enerji tüketiminin icra takip dosyası ve en son alınan bilirkişi raporu ile örtüştüğü ve icra takibine ve rapora konu hesabın Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliğine uygun olduğu düşünülmüştür. Öte yandan somut olayda haksız fiil niteliğinde olan kaçak elektrik kullanımına bağlı olarak ortaya çıkan tahakkuka göre zorunlu olarak yapılan ödemeye rağmen işbu ödemenin yersiz ve haksız olduğunu öne sürmek de; işin niteliği , basiretli tacir kavramı ve günümüzün bilgiye ulaşma kolaylığı ve elektronik hesaplama yöntemleri nazarında hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilmiştir. Binaenaleyh, dosyaya mübrez sözü geçen üçüncü bilirkişi raporunun da gerekçeli, denetime açık, hüküm kurmaya elverişli ve yerinde olduğu kabul ve takdir edildiğinde, davacı şirketin davasını, 4721 Sayılı TMK'nin 6 ve 6100 sayılı HMK'nin 190. maddeleri gereğince ispat edemediği sonuç ve kanaatiyle davanın reddine karar verilmiştir. Burada aslında Mahkememizce verilen işbu kararın yalnızca bilirkişi raporlarına dayanmadığı, diğer deliler, uyuşmazlığın niteliği ve yargılama sürecinden elde edilen tüm verilerden muhakeme edilen mutlak bir inanç ve sonuç ürünü olduğu ifade edilmelidir. Mahkememizce yukarıdaki gerekçelerle verilen karara karşı davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine ; ----BAM -----. Hukuk Dairesinin 06/04/2023 tarih ----Esas-----Karar sayılı ilamıyla; özetle bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya yeterli olmadığı ve çelişkilerin giderilmediği, yeni bir bilirkişi raporu alınması gerekiği gerekçesiyle kaldırılmasına karar verilmiştir. Bunun üzerine mahkememizce yeniden dosyanın yukarıdaki esasa kaydı yapılmış ve taraf vekilleri usulünce davet edilip duruşma açılarak yargılamaya devam edilmiştir. Bu kapsamda öncelikle daire kararı da gözetilerek taraf vekillerine 6100 Sayılı HMK'nin 273. maddesi gereğince bilirkişinin cevaplamasını istedikleri sorular hakkında beyanda bulunmaları için süre ve imkan tanınmış ve akabinde yukarıdaki uyuşmazlık, daire kararı ve taraf vekillerinin tüm beyan ve itirazları kapsamında rapor düzenlenmesi için dosya bu kez ----- Bölge Adliye Mahkemesi Bilirkişilik Bölge Kurulu Listesinden resen seçilen Elektrik/Elektronik Mühendisi Bilirkişi ----- verilmiştir. Bilirkişi tarafından hazırlanan 14/12/2023 tarihli raporda özetle; Tutanak tarihinde yürürlükte olan Epdk Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği’ nin 26.maddesinde tanımlandığı, Davacı şirket tarafından, yönetmeliğin 26. Maddesinin 1. Fıkrasının a. bendin de tanımlanan şekilde, “Perakende Satış Sözleşmesi”
olmadan, kaçak elektrik kullanıldığı, Davacı şirketin, davaya konu 06.12.2016 tarih ve ----- seri nolu kaçak/usulsüz
elektrik tespit tutanağından ve bu tutanağa tahakkuk eden kaçak tüketim bedelinden sorumlu olacağı, davalı şirket alacağının; takip kapsamında, 26.542,74 TL kaçak tüketim bedelinden kaynaklı asıl alacak, 1.226,27 TL faiz ve 220,73 TL turlarındaki faizin KDV’si olmak üzere, Toplam 27.989,74 TL olarak hesaplandığı, Dolayısıyla davacı şirketin, takibe konu edilen kaçak tüketim bedelinden kaynaklı herhangi bir fazla ödemesinin bulunmadığı, davacı şirket tarafından dosyaya sunulan faturaların, davaya konu edilen 06.12.2016 tarihli
-----seri nolu kaçak/usulsüz Elektrik tespit tutanağı sonrasında ve sözleşme imzalandıktan sonra düzenlenen faturalar olup, davaya konu edilen kaçak bedeliyle herhangi
bir ilgisinin olmadığı yönünde rapor verilmiştir. Ayrıca bilirkişi tarafından ayrıntılı hesap yapılarak davalı tarafından iadesi gereken bir para bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı gibi, önceki raporlardaki hesap hataları, çelişkiler ve sebeplerinden de bahsedilmiştir. Mahkememizce anılan bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilerek vaki beyan ve itirazlar değerlendirilmiştir. Ne var ki, davacı vekili tarafından öne sürülen itirazlar bilirkişi raporunda açıkça değerlendirildiği gibi, itirazların yargılama süresince ileri sürülen ve iddiayı ispata elverişli olmayan hususlar olduğu ve sonuca bir etkisi bulunmadığı anlaşılmakla usul ekonomisi ilkesi gereğince yerinde görülmemiş ve yargılama bitirilmiştir. Velhasıl kelam; mahkememizce verilen ilk karardaki hukuki değerlendirmeler ve gerekçe ışığında BAM daire kararı sonrası alınan dördüncü bilirkişi raporunun da; gerekçeli, denetime açık, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olduğu kabul ve takdir edildiğinden davacının davasını TMK'nin 6 ile HMK'nin 190 maddeleri gereğince ispatlayamadığı sonuç ve kanaatiyle davanın reddine karar verilmiştir. (AY.9, 36 ,138, 141, TMK, 1/1, 6 , İİK, 72/1,7,8 TBK, 1 vd 77, vd. 117/1, TTK, 16/1, 18/2, Epdk Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği, HMK, 25, 26,27,29, 30, 31, 187/1, 190, 198, 266 vd, 273, 282 ) 6100 Sayılı HMK'nın 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1. maddesi gereğince tamamen aleyhinde hüküm verilen davacı şirket sorumlu tutulmuştur. Ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. Maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de yargılama gideri kapsamında davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davanın REDDİNE,
2-)Yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcından; peşin alınan 926,57 TL harcın mahsubuyla bakiye 498,97 TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine,
4-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
5-)Davalı tarafından yapılan 9,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-)Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1 maddesi uyarınca takdir ve hesap edilen 17.900,00 TL nispi/maktu vekalet ücretinin ve 7,80 TL vekalet harcının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-)6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan avansın yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, ) Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, ;6100 sayılı HMK'nın 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle; ----- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!