T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/251 Esas
KARAR NO: 2023/717
DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 10/04/2023
KARAR TARİHİ: 26/10/2023
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP;Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili hastanenin tam donanımlı --------- bir hastane olduğunu, davalı doktorun, estetik cerrahisi alanında faaliyet gösteren uzman bir hekim olduğunu, müvekkili şirket ile davalı doktorun, sağlık sektöründe faaliyet gösterdiğinden, aralarında müvekkilinin hastanenin ameliyathanesinin kullanımı konusunda sözleşmesel ilişki vaki olduğunu, davalı ile müvekkili şirket arasındaki ticari ilişkinin cari hesaba dayalı olduğunu, davalının, sözleşmeye ve cari hesaba dayalı borcunu ödememesi sebebiyle davalı aleyhine-------- E sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını ve davalıya ödeme emri tebliğ edildiğini, davalının, iş bu ödeme emrine haksız ve kötüniyetle itiraz etmesi ve dayanak icra takibini durdurması sebebiyle huzurdaki itirazın iptali davasını açma zarureti hasıl olduğunu, müvekkili şirketin, davalıdan olan dava konusu alacağı, sözleşme, fatura, cari hesap tablosu, usulüne uygun tutulan ticari defterler ve kayıtlar ile ortada olduğunu, davalının, müvekkili şirketin dava konusu likit alacağına sırf zaman kazanmak için kötüniyetle itiraz ettiğini, bu sebeple davalının, dava konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasını talep ettiklerini, arz ve izah edilen sebeplere binaen; davanın kabulüne, davalının --------- E sayılı dosyasına yaptığı itirazın 87.605,63 TL asıl alacak üzerinden iptaline, alacağa takip tarihinden itibaren ticari avans faiz işletilmesine, takibin devamına, davalının, dava konusu alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkûm edilmesine, fazlaya ilişkin haklarımızın saklı tutulmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Müvekkilinin, estetik alanında uzman bir cerrah olup kendi muayenehanesinde hizmet verdiğini, müvekkilinin, ameliyathanelerini kullanmak üzere çeşitli hastaneler ile anlaşmış olup gerçekleştirilen operasyon başına anlaşılan kurumlara ücret ödediğini, bazı zamanlar hastalar, hastanede istirahat etmekte olup bu durumlarda hastaların konaklama ücreti de müvekkili tarafından ödenen ücrete dahil edildiğini, müvekkilinin, davacıyla yaklaşık üç ila dört yıl boyunca bu çerçevede çalıştığını ve karşılığında tüm ödemelerini yaptığını, hekim muayenehanesi, ticari işletme niteliğinde olmadığı gibi müvekkilinin de tacir sıfatını haiz olmadığını, dolayısıyla ticari dava niteliğine sahip olmayan huzurdaki dava görevsiz mahkemede ikame edilmiş olduğundan HMK 114 uyarınca dava şartı noksanlığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının, cari hesaba konu borçları somutlaştırmakla mükellef olduğunu, cari hesap hareketlerinde kayıtlı alacak kalemlerinin hangi hastaya/operasyona ve hangi tarihe ilişkin olduğu belirtilmediğini, davacı öncelikle cari hesap kayıtlarını somutlaştırması, kayıtların hangi işlemlere ilişkin olduğunu ve içeriklerinin neler olduğunu ispatlaması gerektiğini, bu durumda kayıtların müvekkili ile alakalı olup olmadığı hususunun netlik kazanacağını, mevcut durumda, müvekkili tarafından yapılan ödemeler ile davacının hastane tarafından sunulan cari hesap hareketlerini karşılaştırma olanağı bulunmadığını, cari hesap kayıtları bu haliyle bile noksanlıklar içerdiğini, müvekkili tarafından elden ve makbuz karşılığı yapılan birtakım ödemelerin cari hesapta yer almadığı görüldüğünü, bu husustaki tüm kayıtlar müvekkili tarafından araştırılmakta olup, davacının cari hesapta belirttiği fatura kayıtlarını somutlaştırması durumunda tüm yapılan işlemlerin müvekkili ile ilgisi bulunup bulunmadığının ortaya çıkacağı gibi ödeme dekontları/makbuzları da sunulacağını, müvekkili tarafından davacı hastaneye yapılan ve hastane personeli----------- tarafından teslim alınarak makbuz düzenlenen 15.720,00 TL, 12.174,20 TL ve 7.700 TL tutarındaki tahsilatların davacı hastane tarafından sunulan cari hesapta görünmediğini, taraflar arasındaki ilişkinin 4 yılık bir süreci kapsaması ve müvekkilinin de tacir olmaması sebebi ile kayıtların araştırılması uzun sürmekte olup ilave tespitler yapıldığında yasal süresi içerisinde mahkemeye sunulacağını, müvekkilinin, söz konusu ödemeleri yaptığını ve hastane personeli İsa --------- tarafından imzalı makbuz almış olduğu halde cari hesapta ödemelerin görünmemesi nedeniyle cari hesap kayıtlarında oluşan noksanlığın, hastanenin iç işlerinde idari problemler olduğu izlenimini uyandırdığını, dolayısıyla, müvekkili tarafından ödenmiş miktarlar yönünden davanın reddini talep ettiklerini, arz edilen ve resen dahi gözetilecek sebepler ile; davacı tarafından müvekkili aleyhine haksız olarak ikame edilen davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddine, davanın esastan reddine, davanın ---------- ihbar edilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER: Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağı, --------- Ticaret Sicil Kayıtları, Nüfus Kayıtları, ---------- Esas Dosyası UYAP sureti, Vergi Dairesi Kayıtları ve BA/BS formları, Tahsilat Makbuzları, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.
DEĞERLENDİRME VE SONUÇ :Dava, 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi gereğince itirazın İptali, takibin devamı ve tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) istemine ilişkindir.
Mahkememizce açılan işbu dava üzerine Anayasa'nın 141/4 ve 6100 Sayılı HMK'nin 30.maddesi gereğince usul ekonomisi ilkesi gözetilerek 6100 sayılı HMK'nin 114 ve 115.maddelerinde bulunan düzenleme kapsamında dava şartlarına yönelik ilk duruşmada yapılan ilk inceleme ve değerlendirme sonucunda aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.Anayasa'nın 37. maddesine göre "Hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz". 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesine göre, "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/(1)-c maddesine göre, mahkemenin görevli olması dava şartıdır. 115. maddesine göre ise "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir." Bu yasal çerçevede mahkemelerce görev konusu her aşamada resen gözetilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda dosyanın usul ekonomisi ilkesi çerçevesinde öncelikle görev yönünden incelenmesi ve sonuçlandırılması gerekmiştir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nın 3. maddesi hükmüne göre bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur. Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani, haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında, ticari iş sayılır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari iş sayılmazlar.Ticari davalar ise aynı Kanunun 4/1 maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen, Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580. maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez.Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmamasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.TTK'nin 4/1-a maddesinde, “TTK'da öngörülen” hususlardan kaynaklanan hukuk davaları, mutlak ticari davalar arasında sayılmıştır. Örneğin, Kambiyo senetleri, 6102 sayılı TTK'nın 670 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Bu nedenle, TTK'da düzenlenmiş olan kambiyo senedinden kaynaklanan hukuk davaları, mutlak ticari dava olup, aynı Kanunun 5/1. maddesi gereğince kambiyo senetlerine ilişkin uyuşmazlığın asliye ticaret mahkemesinde çözümlenmesi gerekmektedir.Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir.Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.6335 sayılı Türk Ticaret Kanunu İle Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 2. maddesi ile değişik TTK’nın 5/1. maddesinde, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın, asliye ticaret mahkemesinin tüm ticarî davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğu belirtilmiştir. Buna göre, asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki hukuki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunundan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir. Bu nedenle, asliye ticaret mahkemesinin bakması gereken davalarda asliye hukuk mahkemesi; asliye hukuk mahkemesinin bakması gereken davalarda asliye ticaret mahkemesi görevli sayılamaz.Yukarıda anılan yasal düzenlemeler ve yapılan açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; davacının TTK'nin 16/1 maddesi gereğince tüzel kişi tacir sıfatı taşıdığı fakat davalı gerçek kişinin tacir olduğuna dair dosyada herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı gibi bu yönde bir iddia ileri sürülmediği ancak savunma da konunun gündeme getirildiği, davalının doktor olduğu ve vergi dairesi kayıtlarına göre serbest meslek kazancı mükellefi olduğu, davada her iki tarafın ticari işletmesinden doğan bir husus bulunmadığı, böylece davanın mutlak , nispi ve ticari dava kabul edilen ticari davalar kapsamında kalmadığı anlaşılmakla işbu uyuşmazlığın; 6100 sayılı HMK’nin 2. maddesi gereğince genel görevli ve yetkili Asliye Hukuk Mahkemesinde genel hükümler uyarınca görülüp sonuçlandırılması gerektiği sonuç ve kanaati hasıl olmuştur. Binaenaleyh; 6100 sayılı HMK'nin 114/1-c maddesi uyarınca mahkememizin görevli olmaması nedeniyle; davanın, 6100 sayılı HMK'nin 115/1-2 maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-) Davanın, 6100 sayılı HMK'nin 114/1-c maddesi uyarınca mahkememizin görevli olmaması nedeniyle; 6100 sayılı HMK'nin 115/1-2 maddesi uyarınca DAVA ŞARTI YOKLUĞUNDAN USULDEN REDDİNE,
2-)6100 sayılı HMK'nin 114/1-c ve 1, 2. maddeleri uyarınca görevli mahkemenin --------- ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ OLDUĞUNUN TESPİTİNE,
3-)6100 Sayılı HMK'nin 20/1 maddesi uyarınca taraflardan birininin, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkememize başvurarak talepte bulunması halinde dava dosyasının --------ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE
4-)Yargılama giderlerinin 6100 Sayılı HMK'nin 331/2 maddesi uyarınca görevli ve yetkili mahkemece değerlendirilmesine, görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmezse talep halinde mahkememizce bu durumun tespiti ile dosya üzerinden davacının yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilmesine,
5-)6100 Sayılı HMK'nin 20/1 maddesi uyarınca taraflardan birinin, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmemesi halinde mahkememiz tarafından resen davanın açılmamış sayılmasına karar verilerek 6100 Sayılı HMK'nin 331/3 maddesi uyarınca yargılama giderlerinin davacıya yükletilmesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle;--------- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 26/10/2023
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!