T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/183
KARAR NO : 2024/208
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 16/03/2023
KARAR TARİHİ : 14/03/2024
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız------Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasında dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirket ile davalı şirket arasında hekim kadrosu kiralanması hakkında sözleşme düzenlendiğini ve işbu sözleşmeye istinaden davalı şirket adına faturalar düzenlediğini, düzenlenen faturalar davalı şirkete usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmiş ve davalı şirket faturalara herhangi bir itirazda bulunmadığını, davalı şirket tarafından davacı şirkete borç ödenmediğinden davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, açılan icra takibine karşı itiraz eden davalı şirketin, takip alacaklısına hiçbir borcu olmadığı iddiası gerçek dışı olduğunu, davalı şirketin iddialarının aksine davalı şirketin davacı şirkete olan borcu her iki tarafın ticari defterleri incelendiği takdirde de açıkça görüleceğini, davacı şirket üzerine düşen edimini yerine getirdiğini, davalı şirket edimini yerine getirmediğini, borcunu ödemediğini, borçlunun itirazının iptali ile takibin devamına, %20 den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalının sağlık alanında lider bir firma olup uzun zamandır tıp merkezi olarak hizmet verdiğini, davacı tarafından, dava konusu hizmete ilişkin somut veriler de sunulmadığını, bu şartlarda gerçekleşen bir hizmetin kabulü mümkün olmayıp davacının edimini eksiksiz yerine getirdiği iddiasıyla indirime yanaşmaması hakkaniyete aykırı olduğunu, davacı hizmetini sözleşmede kararlaştırılan şekilde sunmadığını, Türk Borçlar Kanunu md.138 uyarınca tüm koşulların sağlanmasına rağmen davacı taraf Sözleşmenin değişen koşullara uyarlanmasına yanaşmadığını, davalı öngörülemeyen ve öngörülmesi de mümkün olmayan şekilde değişen koşullar gözetilmeyerek davacı tarafından kötü niyetli bir şekilde davalı aleyhinde takip başlatıldığını, davalı ile davacı şirket arasında iddia edildiği gibi bir ticari ilişki mevcut olmadığını, davalı, danışmanlık hizmet ihtiyacı için hizmet alma istemiyle davacı tarafla hizmet sözleşmesi kurma yoluna gittiğini, davacı, davalı ile arasındaki hizmet sözleşmesi gereği edimini tam olarak yerine getirdiğini iddia ettiğini, hizmeti eksiksiz sunduğunun ispat yükü davacı tarafta olduğunu, dosya kapsamında yerine getirildiği iddia edilen sözleşme konusu hizmeti sunduğuna ilişkin delil olmadığını, eksiksiz sunduklarını iddia ettikleri hizmeti, herhangi bir veri ile ortaya koyulmadığını, bu anlamda davacının davasını ispat ettiği düşünülemeyeceğini beyan ederek; davanın reddi ile davalı borçlu tarafında -----İcra Müdürlüğü'nün ------Esas Sayılı dosyasına yapılan haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, davacı tarafın takibinin ve davasının haksız ve kötüniyetli olması nedeniyle, alacağın %20' sinden aşağı olmamak kaydıyla davalı müvekkilimiz lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER :-----İcra Dairesinin ------ Esas sayılı dosyası, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı,------Ticaret Odası Ticaret Sicil Kayıtları, Vergi Dairesi Mükellef Kayıtları ve 2022 Yılı BA/BS Formları, Faturalar, Ticari Defter ve Belgeler, Bilirkişi Raporu, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ VE VAKIALARA GÖRE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI :
Dava, 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi gereğince açılmış İtirazın İptali, takibin devamı ve tazminat istemine ilişkindir. (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle arabuluculuk başta olmak üzere HMK'nin 114.maddesinde sayılan genel dava şartları, harç ve hak düşürücü süre gibi hususlar incelenmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş ve uyuşmazlık belirlenmiştir. Akabinde daha önce arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığı anlaşılmakla bu kez, esasları, süreci ve hukuki sonuçları açıklanarak taraflar sulh olmaya davet ve teşvik edilmelerine karşın, duruşmada hazır bulunan davacı vekilinin sulh yoluyla çözüme gitmek istemediklerine yönelik beyanı üzerine tahkikata geçilerek deliller toplanıp incelenmiş, değerlendirilmiş, tahkikat işlemleri yerine getirilip bitirilmiş ve son celse duruşmada hazır bulunan taraf vekillerinden tahkikata ve esasa ilişkin son sözleri dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.Öncelikle davaya esas -----. İcra Dairesinin------Esas sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden dosyaya eklenmiş ve bir örneği dosya arasına alınarak içeriği incelenmiştir. Yapılan incelemede icra dosyasının davanın tarafları ve konusu ile uyumlu olduğu, itiraz üzerine takibin durdurulduğu görülmüştür. Ayrıca tarafların ticaret sicil kayıtları dosyaya kazandırılmış ve bağlı bulundukları ------vergi dairelerine ayrı ayrı müzekkereler yazılarak tarafların vergi kayıtları ve uyuşmazlığa ait olduğu 2022 yılına ilişkin BA-BS formları celbedilmiştir. Dosyaya mübrez Arabuluculuk tutanağına göre de hukuk uyuşmazlıklarında dava şartı zorunlu arabuluculuk sürecinin yerine getirildiği ve anlaşma sağlanamaması üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde; "(Değişik fıkra: 17/07/2003-4949 S.K./15. md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (Değişik fıkra: 09/11/1988-3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (Mülga fıkra:17/07/2003-4949 S.K./103.md.)Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. (Ek fıkra:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Bu hükümden haretketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir...İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.6100 Sayılı HMK'nin Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı
MADDE 222 - (1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya (DEĞİŞİK İBARE -----: 28.07.2020 ---- NO: ------ KANUN NO:----) (KOD ---) diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (EKLENMİŞ CÜMLE ----- 28.07.2020 ----- NO: ----- KANUN NO: ------) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır, düzenlemesine yer verilmiştir.Yapılan açıklamalar, anılan yasal düzenlemeler, toplanan deliller ve yapılan yargılama sonucunda somut olaya bakıldığında; ----. İcra Dairesinin -----Esas sayılı dosyasından davalı-borçlu hakkında hizmet sözleşmesi kapsamında düzenlenen faturalara dayalı olarak icra takibi başlatıldığı ,icra takibe yapılan itiraz üzerine icra takibinin durdurulduğu ve bir senelik yasal hak düşürücü süre içinde işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Bilindiği üzere itirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir. Dolayısıyla eldeki somut uyuşmazlığın da, fatura kapsamında çözülmesi gerekmektedir. Faturadan kaynaklanan itirazın iptali davalarında ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davacı üzerindedir. Mahkememizce bu şartlara göre açılan işbu dava üzerine taraf teşkili sağlanarak işin esasının incelenmesine geçilmiş, taraf vekillerince gösterilen deliller toplanmış, tarafların bağlı bulunduğu vergi dairelerinden uyuşmazlığın tabi olduğu 2022 yılına ait BA-BS formları getirtilmiştir. Taraflar arasında ticari hizmet ilişkisi bulunduğu ve bu kapsamda faturalar düzenlendiği ,takibin temelinin de fatura alacağından kaynaklandığı anlaşılmakla, 6102 Sayılı TTK'nin 83-85 ve 6100 Sayılı HMK'nin 222. maddeleri kapsamında inceleme gün ve saati belirlenerek taraf şirketlerin ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak rapor alınmasına karar verilmiş ve bu minvalde dosya ----Bilirkişilik Bölge Kurulu Listesinden resen seçilen alanında yetkin bir bilirkişiye tevdi edilmiştir. Bilirkişi SMMM ------tarafından davacının ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda hazırlanan 16.01.2024 tarihli raporda özetle;1. Ticari Defterlerin Usule Uygun Tutulup, Tutulmadığı Yönünden: Davacı şirketin ibraz ettiği, 2021 ve 2022 yılı ilişkin ticari defterlerin; T.T.K m.64,66, V.U.K.m.220- 226” ve 1 Sıra No'lu Elektronik Defter Genel Tebliğine göre Defteri Kebir ile Yevmiye defterlerini GİB onaylı beratlarını süresinde almış olduğu görülmüştür. Davalı taraf incelemeye gelmemiş ve yerinde inceleme talebinde bulunmamıştır. 2. Takip Konusu Alacak Yönünden: Davacı tarafından davalı adına yürütülen ----- Kodlu muavin defter kayıtlarına göre taraflar arasındaki ticari ilişkinin davacının 15.12.2021 tarihli ----- seri no.lu faturası ile başladığı, davacını 15.12.2021 tarihinden 01.04.2022 tarihine kadar davalı tarafa 2 fatura 31.860,00 TL tutarlı mal ve hizmet satışı yaptığı ve bu süreçte davalıdan herhangi bir ödeme almadığı ve buna göre 01.04.2022 tarihi itibariyle davalıdan olan alacağının 31.860,00 TL olduğu görülmüştür. 01.07.2021 tarihinden sonra BS ve BA formu ile bildirim yükümlüğü bulunmayan, davacı alacağını oluşturan, 15.12.2021 tarihli ----- seri no.lu 15.930,00 TL tutarlı ve 01.04.2022 tarihli ------seri no.lu 15.930,00 TL tutarlı faturaların Temel Fatura” olarak düzenlendiği ve GİB portali üzerinden davalı tarafa faturaların teslim edildiği, İlgili faturaların temel fatura senaryosu olarak düzenlenmiş olması sebebiyle davalı tarafın bu faturaları KABUL/RED işlemi uygulayamadığı, Ancak temel fatura senaryosunda düzenlenen faturalara e-fatura uygulaması üzerinden red yanıtının dönülememesi, Türk Ticaret Kanununun 18'inci maddesinde belirtilen yöntemlerle itiraz edilebilmesi imkanını ortadan kaldırmamaktadır. Temel faturalara; Noter aracılığı ile Taahhütlü Mektupla, Telgrafla, Güvenli Elektronik İmza Kullanılarak Kayıtlı Elektronik Posta Sistemi ile itiraz edilebilir. Diğer bir ifade ile temel fatura senaryosunda düzenlenen faturalara Türk Ticaret Kanununun 18'inci maddesinde belirtilen yöntemler ile itiraz edilebilmesi imkanı bulunmaktadır. Dosya kapsamında, davalının faturalara yasal 8 günlük itiraz süresi içerisinde itirazda bulunulduğuna yada söz konusu faturalara iade faturası düzenlendiğine ve fatura borçlarının ödendiğine dair dayanak belge bulunmamaktadır. Buna göre davacın davalından 01.04.2022 tarihi itibariyle 31.860,00 TL alacaklı olduğu, Sayın Mahkeme tarafından hüküm kurulacak asıl alacak için takip tarihinden itibaren yıllık değişen oranlarda kademeli olarak avans faizi yürütülebileceği yönünde görüş ve hesap bildirilmiştir. Mahkememizce işbu rapor taraf vekillerine usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. Davacı vekili tarafından rapora karşı herhangi bir beyan ve itirazda bulunulmamıştır. Davalı vekili tarafından ise bilirkişi raporunun eksik inceleme ve değerlendirmeye tabi olduğundan hükme esas alınamayacağı ileri sürülmüştür. Dava konusu olayda tahkikat işlemi olarak tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak rapor alınmasına karar verilmiş ve bu kapsamda duruşmada hazır bulunmayan davalı şirket ve davalı vekiline ayrı ayrı ihtarlı davetiyeler gönderilmiştir. Buna karşın davalı şirket tarafından belirlenen inceleme gün ve saatinde ticari defter ve belgeleri getirilmemiştir. Mahkememizce bu kapsamda yapılan değerlendirmede öncelikle taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin sabit olduğu, davacının ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu ve delil niteliği taşıdığı, davalı taraf ticari defterlerini ibraz etmediğinden davacının ticari defterlerinde kayıtlı alacağın ispat edilmiş olduğu, davacının ticari defterlerine göre davalıdan takip tarihi itibarıyla alacağının 31.860,00 TL olduğu tespit edilmiştir. Zira bilindiği üzere Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre fatura emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır (229. md.). Fatura malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami "yedi gün" içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır (231/5. md.). 6102 sayılı TTK'da da fatura konusunda hükümler vardır. Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir.” (6102 Sayılı TTK 21/1) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Faturanın onu teslim alan kişiyi borç altına sokabilmesi için taraflar arasında borç doğurucu bir ilişkinin varlığı ve faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Borç münasebeti olmaksızın düzenlenen ve muhatap tarafından her nasılsa teslim alınan faturaya sekiz günde itiraz edilmemiş olması onu borç altına sokmaz (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu -----) Fatura tek başına alacağın kanıtı değildir. Faturanın dayanağı olan temel ilişkinin ispatı gerekir. Tek yanlı düzenlenen faturanın, düzenleyen tarafın kendi ticari defterlerine kayıt edilmiş olması alacağın varlığını ispatlamaz (----- HD'nin-----sayılı içtihadı). Malın tesliminin satıcı tarafından kanıtlanması gerekir. Faturanın sadece satıcının ticari defterlerinde kayıtlı olması malın teslimi için de karine teşkil etmez (---- HD'nin-----sayılı kararı). Bu bilgiler ışığında somut olayda ise, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin sabit olduğu, faturaların davalıya gönderildiği ve sekiz günlük süre içinde itiraza uğramadığı, böylece hizmetin verildiğinin (teslimin) sabit olduğu, davalının bu durumda fatura bedelini ödediğini ispat etmesi gerektiği, davalı tarafından süresi içinde bu yönde bir savunma ve delil ibraz edilmediği gibi ticari defter ve belgelerini de incelemeye sunmadığı ,bu durumda kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış davacı şirketin ticari defter ve belgelerinin kendi lehine kesin delil niteliğine büründüğü değerlendirilmiştir. Binaenaleyh, davacı şirketin davasını, TMK'nin 6 ile HMK'nin 190, 222/3 maddeleri gereğince mevcut bilirkişi raporu ve anılan diğer durum ve deliller karşısında asıl alacağa esas olarak ispatladığı sonuç ve kanaatiyle dosyaya mübrez sözü geçen bilirkişi raporunun da gerekçeli, dosya kapsamıyla uyumlu, denetime açık, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olduğu kabul ve takdir edilerek davanın niteliği gereği icra takip dosyası ve taleple bağlılık ilkesi, tarafların tacir sıfatına göre avans faiz türü ve takip tarihinde yürürlükte olan oranı da gözetilip denetlenmesi sonucunda 6098 sayılı TBK'nin 117/1 maddesi gereğince temerrütün icra takibiyle oluştuğu anlaşıldığından işlemiş faize yönelik talep dışlanmak suretiyle davacının davasının kısmen kabulü ile; davalı-borçlunun-----.İcra Dairesinin-----Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile icra takibinin, asıl alacağa (31.860,00 TL TL) takip tarihinden itibaren yıllık %15,75 ve değişen oranlarda ticari temerrüt faizi uygulanmak suretiyle 31.860,00 TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin (2.323,40 TL işlemiş faiz) talebin/davanın redddine karar verilmiştir. (AY.9, 36 ,138, 141, TMK, 1/1,2, 6 , İİK, 67/1,2, TBK, 1 vd.117/1 TTK, 16/1,18/2, 21,23, 83,85,89, HMK, 25,26,27,30, 33, 222/3 187/1, 190, 198, 266 vd, 282, )Davacı tarafın İcra İnkar Tazminatı İsteğine ilişkin yapılan değerlendirmede ise; Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre itirazın iptali davalarında İİK’nın 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada borçlunun itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmamaktadır. Bu yasal koşullar yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması, başka bir ifadeyle borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Somut olayda alacağın gerçek miktarı belli olmasının yanında, davalı taraf da borcunun varlığı ve miktarını açık ve net olarak belirleyip tespit edebilir durumdadır. Bu nedenlerle davalının itirazının haksızlığına karar verildiğinden ve davalı-borçlu yönünden sözleşme, faturalar, icra takip dosyası ve bilirkişi raporu itibariyle mevcut alacak/borç likit/muayyen olduğundan İcra İflas Kanunu'nun 67/2.maddesi gereğince şartları oluşmakla asıl alacağın % 20'si olan 8.682,99 TL TL icra inkar tazminatının da davalıdan alınarak davacıya verilmesine hükmedilmiştir.Davalı tarafın 2004 sayılı İİK'nin 67/2 maddesi gereğince kötüniyet tazminatına yönelik talebinin ise ; davanın asıl alacağa ilişkin olarak haklı olması ve davanın kısmen kabulüne karar verilmesi, tazminatın asıl alacağa göre belirlenmesi ilkesi yanında davacının davalıya ızrar kastıyla ve kötü niyetle takip yaptığına yönelik davalının soyut beyanı ve talebi dışında hukuki bir tespit ve beyyine bulunmadığından reddine karar verilmiştir.6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinin tamamından; Arabulucu ----- tarafından düzenlenen 11.11.2022 tarihli Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağı içeriğine göre davalı şirket temsilcisi veya vekilinin toplantıya katılmadığı anlaşıldığından özel yasa niteliğindeki Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-11 maddesi ve buna göre genel yasa niteliğindeki HMK'nin 326/1. maddeleri gereğince davalı şirket sorumlu tutulmuştur. Ayrıca bu kapsamda Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2. Maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin tamamının da, davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-) Davanın KISMEN KABUL;KISMEN REDDİNE,
2-) 2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince davalı-borçlunun-----.İcra Dairesinin ------ Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile icra takibinin, asıl alacağa (31.860,00 TL TL) takip tarihinden itibaren yıllık %15,75 ve değişen oranlarda ticari temerrüt faizi uygulanmak suretiyle 31.860,00 TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin (2.323,40 TL işlemiş faiz) talebin/davanın redddine
3-)Davacının, 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince icra inkar tazminatı talebinin kabulüyle, asıl alacağın ( 31.800,00 TL) %20'i olan 8.682,99 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-)Davalının, 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince, haksız ve kötü niyetli takip nedeniyle tazminat talebinin reddine,
5-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.176,36 TL karar ve ilam harcından; peşin alınan 583,77 TL harcın mahsubuyla bakiye 1.592,59 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
6-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
7-)Davacı tarafından yapılan 179,90 TL başvurma harcı, 583,77 TL peşin harç, 108,00 TL posta masrafı, 2.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.371,67 TL harçtan oluşan yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1 maddesi uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 17.900,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-)Davalı tarafından yapılan yapılmış tüm yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,
10-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına,) Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle ------ Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!