T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/144
KARAR NO : 2024/89
DAVA : Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 01/03/2023
KARAR TARİHİ : 31/01/2024
Tarafları yukarıda belirtilen davanın Mahkememizce yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili tarafından ibraz edilen ve gerekli-yeterli kısımları:
''...
HARCA ESAS DEĞER : 1.000 EURO (Fazlaya ilişkin talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla ve HMK’nın 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak olarak talep edilmektedir. Fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden ödenmesi talep edilmekte olup işbu davanın peşin harcı bu bedelin dava tarihindeki ------ Efektif Satış Kuru karşılığı (20.150,8-TL) üzerinden yatırılmıştır.)
KONU : ... ile ... arasında imzalanan 01.12.2000 tarihli Distribütörlük Sözleşmesi kapsamında portföy tazminatına hükmedilmesi istemli davamızdır.
AÇIKLAMALAR
OLAY ÖZETİ
Müvekkil Şirket ... ("Müvekkil Şirket/-----") ile ... ("Davalı-----) arasında 01.12.2000 tarihli Distribütörlük Sözleşmesi ("Sözleşme") imzalanmıştır. İşbu Sözleşme kapsamında Müvekkil Şirket tarafından ---- --- bölgelerinde Davalı'nın ürünlerinin müşterilere tanıtımı, satışı ve dağıtımı işi yapılacaktır. [Ek 1 - 01.12.2000 tarihli Distribütörlük Sözleşmesi]
Sözleşme'nin akdedilmesini takiben Sözleşme'den kaynaklanan tüm edimler Müvekkil Şirket tarafından noksansız ve süresinde yerine getirilmiş, bu anlamda iyi niyet ve gayret ile sözleşmenin devamı konusunda çaba harcanmıştır. Bu çaba ve gayret kapsamında Davalı tarafça Sözleşme'nin haksız olarak feshedildiği 25 Ocak 2022 tarihine kadar yaklaşık 22 yıl boyunca ticari ilişki taraflar arasında kusursuz biçimde devam etmiştir. ----- Noterliği'nin -----Yevmiye numaralı ve 25 Ocak 2022 tarihli ihtarnamesi]
Davalı tarafça Sözleşme'ye haksız ve hukuki mesnetten yoksun gerekçeler ile son verilmiş olup 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ("TTK") m. 122 uyarınca Müvekkil Şirket'in uğramış olduğu zararın tahsilini talep etme gereği doğmuştur.
Uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması amacıyla zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulmuş ancak arabuluculuk sürecinde de zararımızın karşılanması mümkün olmamış---- Arabuluculuk Bürosu’nun ----- Büro Dosya Numaralı ve ----- Arabuluculuk Numaralı Dosyasından Arabuluculuk Son Tutanağı] ve huzurdaki davayı ikame etme zorunluluğu hâsıl olmuştur.
USULE İLİŞKİN AÇIKLAMALARIMIZ
HUZURDA GÖRÜLMEKTE OLAN DAVANIN BELİRSİZ ALACAK DAVASI OLARAK İKAME EDİLMESİNDE HUKUKİ YARAR BULUNMAKTADIR.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun ("HMK") 107. maddesi uyarınca davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir.Denkleştirme isteminin hukuki niteliğine ilişkin olarak doktrinde genel kabul gören görüş denkleştirme isteminin bir karşılık talebi olduğu görüşüdür. Buna göre, denkleştirme talebi acentenin yarattığı müşteri çevresinin bir bedeli, karşılığı olarak bir değeri olan müşteri çevresinin bedeli olarak müvekkil tarafından acenteye ödenecek olan denkleştirme istemi, sözleşmenin sona ermesinden sonra, müvekkilin bu müşteri çevresini kullanarak sağladığı yararın acente lehine denkleştirilmesi olarak kabul edilmektedir.Denkleştirme isteminin düzenlendiği TTK m. 122/II hükmünde, acentenin müvekkilden isteyebileceği uygun tazminatın, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamayacağı ise, faaliyetin devamı sırasındaki ortalamanın esas alınacağı düzenlenmiştir. Denkleştirme talebine ilişkin olarak madde metninde miktarın üst sınırı belirlenmiş olmakla birlikte, denkleştirme miktarına ilişkin olarak hesaplama yöntemi düzenlenmemiştir.Denkleştirme miktarının belirlenmesinde hâkimin takdir yetkisi oldukça geniş bir rol oynamaktadır. TTK m. 122 düzenlemesinde hem “hakkaniyet” hem de “uygun bir tazminat” ibareleri yer almaktadır ki bu ibarelerin ikisinden de denkleştirme miktarının hesaplanmasında hakimin takdir yetkisine sahip olacağı anlaşılmaktadır. Denkleştirme miktarının hesabında hâkimin geniş takdir yetkisi bulunuyor olması nedeniyle alacağın belirlenebilir olmadığı açık olduğundan denkleştirme istemi belirsiz alacak davasına konu edilebilecektir.
“Davalının İstinaf Talebi Açısından Her ne kadar 6100 sayılı HMK'nun 107. maddesinde belirsiz alacak davası düzenlenmiş ise de belirsiz alacak davası, davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tüm ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkansız olduğu hallerde açılabilir (HMK madde 107-1). Somut olay açısından kar mahrumiyetinden kaynaklı zararın olup olmadığı ve denkleştirme nedeniyle talep edebilecek tazminat varsa miktarı ancak yargılama aşamasında ticari defterler ve belgeler üzerinde yapılacak inceleme neticesi ortaya çıkacağından davacının taleplerini belirsiz alacak davası şeklinde ileri sürmesinde hukuki yararı bulunmaktadır. Belirsiz alacak davasında faiz başlangıcı, davadan önce temerrüt söz konusu değilse, dava tarihi olmalıdır.” ----- BAM, -----. HD., ------"Hakime alacak miktarının tayin ve tespitinde takdir yetkisi tanındığı hallerde (Örn: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu md 50, 51,56), hakimin kullanacağı takdir yetkisi sonucu alacak belirli hale gelebileceğinden, davacının davanın açıldığı tarih itibariyle alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin imkansız olduğu kabul edilmelidir. Örneğin, iş hukuku uygulamasında, Yargıtayca, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının yazılı belgelere ve işyeri kayıtlarına dayanmayıp, tanık anlatımlarına dayanması halinde, hesaba esas alınan süre ve alacağın miktarı nazara alınarak takdir edilecek uygun oranda hakkaniyet indirimi yapılması gerekliliği kabul edilmektedir. Bu halde, tanık anlatımlarına dayanılarak hesaplanan alacak miktarından hakimin takdir yetkisine bağlı olarak yapılacak indirim oranı baştan belirli olmadığından, alacak belirsiz kabul edilmelidir." [Yargıtay Kararı ---- HD., ----
ESASA İLİŞKİN AÇIKLAMALARIMIZ
TTK M. 122 UYARINCA PORTFÖY TAZMİNATININ KOŞULLARI OLUŞMUŞ OLUP MÜVEKKİL ŞİRKET'İN UĞRADIĞI ZARARIN TAZMİNİ GEREKMEKTEDİR.
Türk Ticaret Kanunu’nun 122. maddesi:
“(1) Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra;
a) Müvekkil, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde ediyorsa,
b) Acente, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybediyorsa ve
c) Somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, ödenmesi hakkaniyete uygun düşüyorsa,
acente müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir.
(2) Tazminat, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamaz. Sözleşme ilişkisi daha kısa bir süre devam etmişse, faaliyetin devamı sırasındaki ortalama esas alınır.
(3) Müvekkilin, feshi haklı gösterecek bir eylemi olmadan, acente sözleşmeyi feshetmişse veya acentenin kusuru sebebiyle sözleşme müvekkil tarafından haklı sebeplerle feshedilmişse, acente denkleştirme isteminde bulunamaz.
(4) Denkleştirme isteminden önceden vazgeçilemez. Denkleştirme istem hakkının sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmesi gerekir.
(5) Bu hüküm, hakkaniyete aykırı düşmedikçe, tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi hâlinde de uygulanır.” hükmünü havidir.Yargıtay’ın ilke kararı haline gelmiş kararları ve TTK hükümleri bir arada değerlendirildiğinde, portföy tazminatı talep edebilmenin koşulları aşağıdaki şekilde sıralanabilecek olup tazminat talebi noktasında bu koşulların hepsinin bir arada bulunması aranmaktadır:
Tek satıcılık sözleşmesinin, tek satıcının kusuru dışında bir sebeple veya haklı neden ile kendisi tarafından sona erdirilmiş olması,
Tek satıcının sözleşmenin ifası sırasında sözleşmeye konu ürünün markasının yayılmasına katkıda bulunarak yeni bir müşteri çevresi yaratmış olması veya mevcut müşteri çevresini önemli ölçüde genişletmiş olması,
Sözleşmenin sona ermesinden sonra tek satıcının oluşturduğu veya önemli ölçüde geliştirdiği müşteri çevresinden sağlayıcının menfaat sağlayacak olması,Sözleşme ilişkisinin sona ermesi sebebi ile tek satıcının kazanç kaybına uğraması,Somut olayın koşulları karşısında hakkaniyet, tek satıcıya böyle bir talep hakkı tanınmasını haklı kılması. Somut olayda portföy tazminatının tüm koşulları kümülatif olarak mevcuttur. Şöyle ki,
BAYİLİK SÖZLEŞMESİ, MÜVEKKİL ŞİRKET'İN KUSURU OLMAKSIZIN, HAKSIZ VE HUKUKİ MESNETTEN YOKSUN İDDİALAR İLE DAVALI TARAFÇA SONA ERDİRİLMİŞTİR.
Denkleştirme istemi, acentelik sözleşmesinin sona ermesiyle acentenin oluşturduğu müşteri çevresinden yararlanmaya devam eden işletmenin, sözleşmenin sona ermesiyle ücret hakkını kaybeden acenteye ödediği bir karşılıktır.Denkleştirme isteminde bulunan, sözleşme dönemi içerisinde ortaya koyduğu çabaları sonucu oluşturduğu müşteri kitlesinden, sağlayıcının, sözleşmenin sona ermesinden sonraki dönemde de fayda sağlayacağı öngörüsünün karşılığı olarak, bu tek taraflı faydanın eşitlenmesi ve eşitsizliğin giderilmesi adına denkleştirme isteminde bulunmaktadır. Süresiz bir acentelik sözleşmesinin fesih yolu ile sona erdirilmesi halinde acentenin denkleştirme istemine hak kazanabilmesi için acentelik sözleşmesinin acente tarafından haklı nedenlerle feshedilmesi veya sözleşmenin müvekkil tarafından haklı bir neden olmaksızın feshedilmesi gerekmektedir. Acentelik sözleşmesinin feshi TTK m. 121’de düzenlenmiştir. Distribütörlük Sözleşmesi’nde fesih halleri 9. maddede düzenlenmiş olup işbu düzenleme TTK m. 121 ile paraleldir.TTK’nın 122/3 hükmü uyarınca müvekkilin, feshi haklı gösterecek bir eylemi olmadan, acente sözleşmeyi feshetmişse veya acentenin kusuru sebebiyle sözleşme müvekkil tarafından haklı sebeplerle feshedilmişse, acente denkleştirme isteminde bulunamayacaktır. Madde metninden de açıkça anlaşılacağı üzere sözleşmenin müvekkil tarafından feshedilmiş olması durumunda, acentenin portföy tazminatı talep edebilmesi için bu feshin “haksız” olması gerekmektedir. Somut durumda Distribütörlük Sözleşmesi, Davalı tarafından ----- Noterliği'nin -----Yevmiye numaralı ve 25 Ocak 2022 tarihli ihtarnamesi ile sona erdirilmiştir. Davalı'nın 25 Ocak 2022 tarihinde yapmış olduğu feshin gerekçesinde;Taraflar arasındaki güven ilişkisinin derinden sarsılmadığı, güven sorumluluğuna aykırı davranışların meydana geldiği gizlilik taahhüdünün ihlal edildiği, yeni müşterilerin sağlanamadığı, dolar bazında %10 büyütme taahhüdünün yerine getirilmediği olarak sayılmış olup müşteri bazında durum değerlendirilerek:
------hizmetten ve süreç yönetiminden memnun kalmaması nedeniyle bayi değişimi talebinde bulunduğu,
----müşteriye gidilmemesi nedeniyle kaybedildiği, ----- saygısızlık nedeniyle kaybedildiği,
---- gidilmediği, değişik bahanelerle hizmet vermek kaçınılması nedeniyle memnun olmadığı,----- hizmet verilmediği,----- yerine müşteri getirilmediği,
----- Müvekkil Şirket'ten iki senedir hizmet alamaması nedeniyle Müvekkil Şirket ile değil, doğrudan Davalı ile çalıştığı,---- yeterli düzeyde ilgilenilmemesi nedeniyle kaybedildiği, ------ şirket çalışanlarına ulaşamadığı,---- akıbetinin bilinmediği, ----- Davalı kimyasalı yerine Davalı kimyasalı olmayan bir kimyasalın kullanıldığı ifade edilmiştir. Distribütörlük Sözleşmesi’nin 14. maddesinde, tarafların işleri ve ilişkileri ile ilgili her türlü gizli bilginin 3. kişilerle paylaşılmayacağı kararlaştırılmıştır.
¸31 Aralık 2021 tarihli elektronik mailin eki olan yazıda bir takım temenni ve şikayetler dile getirilmiştir. [Ek 3 - 31 Aralık 2021 tarihli elektronik mail]
Davalı'nın gizlilik taahhüdünün ihlal edildiği yönündeki iddiası kötü niyetlidir. Müvekkil Şirket tarafından kaleme alınan ve "Şikayet ve temenni" amacıyla yazılan yazıda yer alan bilgiler öncelikle zaten bütün bayilerin malumudur. İlgili metinde gizli müşteri ve/veya fiyat bilgileri hiçbir surette ifşa edilmemiştir. Davalı'nın gizlilik taahhüdünün ihlali yönündeki iddiası adeta bir bahane niteliğindedir. Davalı tarafça Ekim 2021'de Müvekkil Şirket'e fesih protokolü gönderilmiş, önceden fesih iradesi ortaya konmuştur. Sözleşme'nin karşılıklı sonlanması söz konusu olmayınca bu kez de dürüstlük kuralına aykırı şekilde "gizliliğe aykırılık" bahane edilerek menfaat elde edilmeye çalışılmıştır. [Ek 4 - Davalı tarafça hazırlanan fesih protokolü] Çok açıktır ki Davalı taraf, Müvekkil Şirket'e iletmiş olduğu fesih protokolü ile Müvekkil Şirket'in Sözleşme'yi sona erdirme ve bayilikten ayrılma iradesi varmış gibi bir algı yaratma çabasına girişmiştir. Müvekkil Şirket'in hiçbir zaman bu yönde bir iradesi söz konusu olmamıştır, bu husus iletilen fesih protokolüne cevaben yazılan 31 Aralık 2021 tarihli mail içeriğinden de açıkça anlaşılmaktadır. Davalı tarafın bu çabasının nedeni, ortada kendileri bakımından haklı sebeple feshe dayanak bir gerekçenin var olmayışıdır. Müvekkil Şirket fesih protokolü akdetmeye yanaşmadığında da Davalı tarafça Sözleşme haksız ve gerçeğe aykırı nedenlere dayalı olarak feshedilmek durumunda kalınmıştır.Davalı tarafça ileri sürülen "gizlilik" hususu Sözleşme'nin esaslı unsuru olmayıp esaslı olmayan unsura dayanılarak Sözleşme'ye haklı nedenle son verilemeyeceği izahtan varestedir.Fesih gerekçesi olarak yer verilen, %10’luk büyüme hedefinin tutturulamaması ve bazı müşterilerin kaybedilmesi gibi hususlara açıklık getirilmesi gerektiği kanaatindeyiz. Zira, %10'luk büyüme hedefi de yine gizlilik taahhüdü gibi bir bahane niteliğindedir. %10'luk büyüme hedefinin tutturulamamasına ilişkin olarak belirtilmesi gereken ilk husus, Davalı tarafından sözleşme gereği verilmesi zorunlu eğitimlerin verilmemiş olması ve diğer yıllarda da aynı durum söz konusu olmasına rağmen Davalı'nın bu hususta sessiz kalmasıdır.Yirmi yılı aşkın süre boyunca büyüme hedefi ne Müvekkil Şirket tarafından ne de diğer bayilerce yerine getirilmiş olup Davalı'nın feshi haklı bir nedene dayandırmak adına bahaneler ileri sürdüğü açıktır.Sözleşme'nin 3. maddesi:¸şeklinde düzenlenmiş olup Davalı'nın %10'luk büyüme hedefinin tutturulabilmesini ileri sürebilmesi için öncelikle Müvekkil Şirket'e eğitim vermesi gerekmektedir. Somut olayda Davalı tarafça Sözleşme'nin 6. maddesinde belirtildiği şekilde hiçbir surette eğitim verilmemiş, Müvekkil Şirket elemanlarının Sözleşme'nin 3. Maddesinde düzenlenen gelişimi için hiçbir çaba sarf edilmemiştir. Davalı'nın bu iddiası da dürüstlük kuralına aykırıdır. Nitekim Sözleşme'nin 6. Maddesi aynen aşağıdaki şekildedir:
¸¸Yukarıda yer verilen Sözleşme maddesinden de anlaşılacağı üzere Müvekkil Şirket'in "bağımsız" olduğu kararlaştırılmıştır. Bunun anlamı, müşterilerin Müvekkil Şirket'in kendi müşterileri olmasıdır. Müvekkil Şirket müşterileri ile olan ilişkisinde Davalı'ya hesap verir bir konumda değildir. Müvekkil Şirket'in müşteriler anlamında Davalı'ya karşı yükümlü olduğu tek husus müşterilere yapılan satışların muhteviyatı ve işlem hacmidir. Bu nedenledir ki Davalı'nın ihtarda bir fesih sebebi olarak yer verdiği müşterilerin kaybedilmesi hususu, bir Sözleşme'ye aykırılık olarak değerlendirilemez. Nitekim müşteriler, Sözleşme'de bağımsız taraf olarak tanımlanan Müvekkil Şirket ----- aittir. Her ne kadar ihtarnamede fesih gerekçeleri arasında Müvekkil Şirket'in Davalı'nın müşterilerini kaybediyor olması gibi gerçeğe aykırı bir hususa yer verilmişse de belirttiğimiz üzere müşteriler Müvekkil Şirket'e ait olup esasen Davalı---- Müvekkil Şirket ---- müşterilerini kaybetmesine sebebiyet vermiştir.
Bu noktada önemle belirtmek gerekir ki, yerleşik hale gelmiş yargı içtihatlarında açıkça dile getirildiği üzere sözleşmenin Davalı ---- tarafından feshedilmesi halinde fesihteki haklı nedeni ispat külfeti yine Davalı ---- üzerinde olacaktır. Başka bir ifadeyle Distribütörlük Sözleşmesi’ni haklı nedenle feshettiğini iddia eden----- fesih gerekçesinde yer vermiş olduğu tüm aykırılıkların varlığını ispat edecektir.
DAVALI TARAFÇA SÖZLEŞMENİN SONA ERMESİNDEN SONRA MÜVEKKİL ŞİRKET'İN GETİRMİŞ OLDUĞU YENİ MÜŞTERİLERDEN ÖNEMLİ MENFAAT ELDE EDİLMEYE DEVAM EDİLMİŞTİR.
“Acente tarafından sağlanan yeni müşteriler kavramı” açıklanacak olursa, acentelik ilişkisinin kurulmasının ardından acentenin kendi çabaları ile elde ettiği birtakım yeni müşteriler olmalıdır. Sonuç olarak (i.) acentenin yeni getirdiği, (ii.) acentenin devralıp ticari ilişkisini geliştirdiği, daha fazla ürün sattığı, sattığı ürünün çeşitliliğini artırdığı müşteriler ile (iii.) müvekkilin görüşmediği eski müşterilerle yeniden ilişki kurulması hallerinde bu müşteriler yeni müşteri olarak kabul edilebilecektir.Acentenin denkleştirme talebini ileri sürebilmesi için müşteri çevresi veya ticari ilişkiler oluşturması yeterli olmayıp, TTK m.122/I-a uyarınca müvekkilin acente tarafından oluşturulan bu imkânları kullanarak önemli menfaatler elde etmesi de gereklidir. Müvekkilin acentenin hazırladığı potansiyel iş imkânlarından, somut olarak bir menfaat elde etmesi şarttır.
Somut olayda, Müvekkil Şirket'in getirmiş olduğu yeni müşterilerden, Müvekkil Şirket'in devralıp ticari ilişkisini geliştirdiği, daha fazla ürün sattığı, sattığı ürünün çeşidini artırdığı müşterilerden Davalı tarafça önemli menfaat elde edilmeye devam edilmiştir.
MÜVEKKİL ŞİRKET'İN ÜCRET KAYBI SÖZ KONUSUDUR. TARAFLAR ARASINDAKİ SÖZLEŞMENİN FESHEDİLMESİNİ TAKİBEN MÜVEKKİL ŞİRKET TİCARİ FAALİYETLERİNE DEVAM EDEMEMİŞTİR.
TTK m.122/I-b’ye göre acente, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybediyorsa, denkleştirme talep edebilir.Kural olarak acentenin ücret kaybının müvekkilin elde ettiği menfaate karşılık geleceği kabul edilmektedir. Somut olayda, Sözleşme'nin feshedilmiş olması nedeniyle Müvekkil Şirket yönünden ticari hayat sona ermiş, Müvekkil iş yapamaz hale gelmiştir.
DENKLEŞTİRME İSTEMİMİZİN HAKKANİYETE UYGUN DÜŞTÜĞÜ İZAHTAN VARESTEDİR.
Hakkaniyet şartı, bir taraftan acentenin gayretleri, imaj yaratma, müvekkili ve ürününü tanıtma, diğer taraftan da rekabet piyasasında pay alma çalışmaları şeklinde tanımlanmaktadır. Acente bu başlıklar altındaki faaliyetlerde gayret gösterip başarılı olması durumunda denkleştirme talep etmeye hak kazanmış olacaktır. Somut olayda, Müvekkil Şirket tarafından yirmi yılı aşkın süre boyunca Davalı'nın ürünleri satılmış, tedarik edilmiş, Sözleşme kapsamında Davalı adına hareket edilmiştir. Müvekkil Şirket'in yoğun gayretleri sonucunda Davalı'nın ilgili bölgede imajı yaratılmış, ürünleri tanıtılmış, rekabet piyasasında Davalı'nın hizmetleri ve ürünleri ön plana çıkarılmıştır. Müvekkil Şirket'in başarılı olduğu, denkleştirme isteminin hakkaniyete uygun düşeceği bu kapsamda açıktır. Nitekim, yapılacak bilirkişi incelmesi neticesinde de bu durum somut olarak ortaya konacaktır.
................
SONUÇ VE İSTEM
Yukarıda izah ettiğimiz nedenler ile Sayın Mahkemece re’sen gözetilen sebepler muvacehesinde;
Haklı davamızın KABULÜNE,
HMK'nın 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak davasına konu olmak ve alacak belirli hale geldiğinde talebimiz artırılmak üzere, fazlaya ilişkin talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 1.000 Euro'luk portföy tazminatının (TTK'nın 122 vd maddeleri uyarınca denkleştirme tazminatının) 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte fiili ödeme günündeki kur üzerinden Müvekkil Şirket'e ödenmesine,
...''şeklinde olup yukarıya aynen aktarılan dava dilekçesinde ileri sürülen sebeplere bağlı olarak TTK. Madde 122 düzenlemesi doğrultusunda ve HMK. Madde 107 uyarınca belirsiz alacak davası olarak fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000 EURO'luk portföy tazminatının 3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca işleyecek faiziyle birlikte fiili ödeme günündeki kur üzerinden davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.
Davalı vekili tarafından ibraz edilen ve gerekli-yeterli kısımları:
"...
Konu: Cevap dilekçesinin ve 5.000.000,00 TL manevi tazminat ve belirsiz alacak davası olarak 1.000,00 TL maddi tazminat talepli karşı dava dilekçesinin sunulmasıdır.
Dava Değeri : 5.001.000,00 TL
Açıklamalar :
1- Davacı, dava dilekçesinde özetle; ----- ile ----- arasında 01.12.2000 tarihli distribütörlük sözleşmesi imzalandığını, -----bölgelerine tanıtım, satış ve dağıtım işini üstlendiğini, sözleşmenin 25.01.2022 tarihinde----- tarafından haksız olarak fesh edildiğini----- tarafından----- sözleşmenin gizlilik unsurunun ihlal edildiği belirtilmiş ise de -----”şikayet ve temenni” nitelikli beyanlarının diğer bayilerin malumu olduğunu, sözleşmenin esas unsurunun gizlilik olmadığını, fesih ihbarındaki gerekçelerin bahane niteliğinde olduğunu, gerçeği yansıtmadığını, fesih sonrasında-----ticari faaliyetini devam ettiremediğini iddia ederek belirsiz alacak davası olarak 1.000,00 Euro portföy tazminatının tahsilini dava ve talep etmiştir.
2- Taraflar arasındaki sorunun ne sebebi ne de olan olaylar dava dilekçesinde izah edildiği şekilde değildir. ----- somut vakıaları kendi lehine sonuç çıkartmak amacıyla çarpıtmaktadır.
---- yöneticisi ve yetkilisi olan-----, babasının vefatından sonra müvekkil -----ile olan ticari bağını eski dönemlerdeki güçlü haliyle ile koruyamamış, özellikle müşterilerden gelen olumsuz geri bildirimler müvekkile de yansımış ve ciddi bir ticari hacim ve itibar erozyonu başlamıştır. Müvekkil ----- düzeltme faaliyetlerinde bulunmuş ise de davacının iletişime kapalı yaklaşımı sebebiyle mesafe katetmek mümkün olmamıştır. ----- yöneticisi, adeta üste çıkma çabası ile toplam 12 sayfalık bir “mektubu” tüm ---- bayilerini de cc’de tutmak suretiyle e-posta göndermiştir. Bu “mektup” olarak nitelediğimiz esasen zehir zemberek iddia ve ithamlardan ibaret haksızlıklar manzumesi, gönderiliş şekli ile “cümle aleme duyuru” kıvamında gönderildiği için müvekkilin ticari hacim ve itibar erozyonunda son nokta olmuştur. Bu olay dahi tek başına davacının kim olduğunu, amacını ortaya koymaktadır.
Mevcut-----yönetimi, ticari hayatın kurallarını bilmeyen, nezaket dışına çıkmayı, haksızlık yapmayı bilen bir tavır sergilemiştir. Nitekim bir an için “müvekkil ile haklı sorunları olduğu” iddiasının doğru olduğunu kabul etsek bile bunun çözümünün bütün bayilerle paylaşılan bir mektup olmayacağı açıktır. Gerçekten de “bu mektupla kim ne kazanmıştır? Diğer bayilerin davacıya aferin demesine davacının ihtiyacı olduğu için mi bu e-posta bu şekilde gönderilmiştir? Ticaret hayatı aferin peşinde koşmak mıdır?” Sorularının tamamı cevapsızdır.
Davacının amacının ise taraflar arasındaki ilişkiyi bulandırıp portföy tazminatı için dava açmak olduğu da aşikardır.
Anılan e-postanın akabinde taraflar arasındaki akdi ilişkinin sürmesi imkansız olduğundan, müvekkil ----- tarafından sözleşme----- Noterliği 25.01.2022 tarihli----- yevmiyeli ihtar ile haklı sebeple feshedilmiştir.
Esasen olan biten bellidir. ----- eylemi bir itibar suikastinden ibarettir. Bu e-posta ile müvekkilin itibarına suikast düzenlenmiştir. Bu arada----- uluslararası bir firma olan müvekkilin bu sorunla ve bu sorunu çıkaranla beraber olmak istemeyeceğini bildiği için şu anda huzurdaki dava ile şansını “portföy tazminatında” denemektedir.
3- Dava dilekçesinin müvekkil şirket ----- tebliği üzerine cevap süresinin uzatılması kararı uyarınca ilk itirazları tekrar eder haksız ve dayanaksız davaya cevap ve ------ haksız eylemleri sebebiyle 5.000.000,00 TL manevi tazminatın, belirsiz alacak davası olarak 1.000,00 TL maddi tazminatın tahsili talepli karşı dava dilekçesini sunarız.
ASIL DAVA YÖNÜNDEN CEVAP DİLEKÇESİ:
Dava hak düşürücü süre içerisinde açılmamıştır.
4------ iddiaları haksız ve yasal dayanaktan yoksun olduğundan davanın reddi gerekmekte olup kabul anlamına gelmemekle birlikte -----tazminat talebi hak düşürücü süre geçtikten sonra öne sürmüştür. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun Denkleştirme İstemi Başlıklı 122. maddesinin 4. fıkrasında: “Denkleştirme istem hakkının sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmesi gerekir” demektedir. Taraflar arasındaki sözleşme--- Noterliği 25.01.2022 tarih,----- yevmiye numaralı ihtarname ile haklı sebeple feshedilmiştir. Huzurdaki davanın 01.03.2023 tarihinde ikame edildiği düşünüldüğünde TTK md. 122/4 gereği talebin hak düşürücü süreden sonra öne sürüldüğünden reddi gerekmektedir.
Belirsiz alacak davası şartları bulunmamaktadır.
5- Huzurdaki davanın belirsiz alacak davası olarak açılma imkanı bulunmamaktadır. HMK md. 107/1 “Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir” düzenlemesine yer vermiştir. ----- denkleştirme/portföy tazminatı talep etmekte olup dava değerinin kendi ticari defterlerinin incelenmesi ile ortaya çıkacağını ancak kanun maddesinin verdiği hakimin takdir yetkisi sebebiyle tazminat miktarının belirlenmesinin imkansız olduğunu iddia etmektedir. Ne var ki hakimin takdir yetkisi ve alacak/tazminat miktarı birbirinden bağımsız kavramlar olmakla anılan hususun----- belirsiz alacak davası açma hakkı vermesi mümkün değildir. -----delil ve dayanakları gözetildiğinde dava değerini belirlemek için gerekli bütün enstrümana sahip olduğu, hesaplama için sadece kendi defterlerine dayandığı, basiretli davranma yükümlülüğüne sahip bir tacir olarak dava değerini kolaylıkla belirleyebileceği açıktır. ----- belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararı olmadığından davanın usulden reddi gerekmektedir.
Davacının Euro para birimi ile talepte bulunması mümkün değildir.
6-Gerek taraflar arasındaki ticari ilişkinin niteliği gerekse mevzuat gereği taraflar arasında Türk Lirası para birimi kullanılmaktadır.---- ise alacak talebini Euro olarak yöneltmiş olup ---- esastan bağımsız olarak döviz cinsinden talepte bulunması mümkün değildir. Zira---- da müvekkil ----- Türk mevzuatına göre Türkiye’de kurulu şirketlerdir. ----sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında ---- sayılı Karar ve Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında ----Sayılı Karara İlişkin Tebliğ uyarınca Türkiye’de yerleşik kişilerin kendi aralarında akdedecekleri sözleşmelerin bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştıramayacakları, kararlaştırabileceklerse dahi sözleşme bedelinin ve diğer ödeme yükümlülüklerinin Türk parası cinsinden yerine getirilmesinin ve kabul edilmesinin zorunlu olduğu düzenlenmiştir. Hal böyleyken anılan sözleşmeye dayanılarak döviz cinsinden bedel talep edilebilmesi mümkün değildir.
7- Taraflar arasında 01.12.2000 tarihinde akdedilmiş “Distribütörlük Sözleşmesi” başlıklı sözleşme ile ticari ilişki gelişmiş olup müvekkil ---- tarafından üzerine düşen tüm edimler itinayla yerine getirilmiştir.
Delil 1 Ek 1 : 01.12.2000 tarihli Distribütörlük Sözleşmesi ve yeminli tercümesi
8- Taraflar arasındaki ticari ilişki uzunca bir süre devam etmişse de ---- tek ortağı ve yetkilisi olan------vefatı üzerine şirket yönetimi ve hisseleri, 12.02.2020 tarih, -----sayılı ----- sayfasından da anlaşılacağı üzere, mirasçılarına intikal etmiştir. ----- yerine fiilen oğlu ----- geçmiştir. Bu çerçevede----- hizmet ve çalışma anlayışında da olumsuz manada değişimler olmuştur.
Delil 2 : ---- ait ticaret sicil kayıtları (Celbini dileriz)
9- Tüm sözlü ve yazılı uyarılara rağmen----yükümlülüklerini yerine getirmemekten vazgeçmemiş, hem-----hem de müvekkil ----’-- ticari kaybı artarak devam etmiştir. Tüm bunlarla birlikte -----halihazırda tek ortağı ve yetkilisi olan ---- tarafından 31.12.2021 tarihinde müvekkil -----ve müvekkil ----- tüm bayilerine asılsız ve kötü niyetli iddia ve taleplerle bezeli, gizlilik, sadakat yükümlülüklerine başta olmak üzere taraflar arasındaki sözleşme ve objektif iyi niyet kurallarına aykırı bir e-posta gönderilmiş, ---- olumsuz ve güvensiz tavrı bu kez yazılı olarak gün yüzüne çıkmıştır. Anılan e-posta ve eki olan haksız yazılar müvekkil ----- açısından taraflar arasındaki sözleşmeyi çekilmez hale getirmiştir.
Delil 3 Ek 2 : -----tarafından gönderilen 31.12.2021 tarihli e-posta ve eki
10- Anılan 12 sayfadan ibaret yazı içeriğinde, gerçek ile bağdaşmaması bir yana, -----ait gizlilik altındaki ticari bilgiler verilmiş,------ ürünleri, sistemleri ve hizmetleri haksız ve gereksiz olarak kötülenmiştir. Yazı içeriği haksız rekabete, karalamaya konu olduğu gibi taraflar arasındaki sözleşmeye, gizlilik hükümlerine aykırı olmakla müvekkil ----- için taraflar arasındaki güven ilişkisinin derinden sarsılması sebebiyle sözleşme ile bağlı kalmak imkansız hale geldiğinden sözleşme -----Noterliği 25.01.2022 tarihli -----yevmiyeli ihtarname ile sözleşme haklı nedenle feshedilmek zorunda kalınmıştır. Taraflar arasındaki sözleşmenin 9-b maddesinin “Diğer Tarafın bu Sözleşmenin herhangi bir hükmünü ihlal etmesi halinde, herhangi bir Tarafın diğer Tarafa yazılı bildirimde bulunması üzerine derhal ... feshedebilir” hükmü gereği sözleşmenin herhangi bir maddesinin ihlal edilmesi halinde derhal fesih hakkı tanıdığı tartışmasızdır.
Delil 4 Ek 3 : ---- Noterliği 25.01.2022 tarih, -----yevmiyeli ihtarname ve tebliğ mazbatası
11- Zira gönderilen yazıdaki izahat ve açıklamaların tamamı haksız, gerçek dışı iddia ve ithamlardan ibaret olmakla müvekkil şirket ------ diğer bayilerini de e-postanın bilgi kısmında tutarak gönderilmiş olması açık bir şekilde Distribütörlük Sözleşmesi’ne ve hukukun en temel ilkesi olan "Güven Sorumluluğu’’na aykırı bir davranış teşkil etmektedir. Belirtmek gerekir ki ----- arasında kurulmuş olan distrübütörlük sözleşmesi, karşılıklı güven ve saygı esasları çerçevesinde yürütülmekte iken gerek yazıdaki üslup gerekse gerçek dışı ithamlar haksız karalamanın da ötesine geçmiştir. Tüm bunlarla beraber sözleşmenin 14. maddesi “Taraflardan hiçbirisi, diğer Tarafın işletmesine veya ilgili diğer işlerine dair gizli bilgilerini hiçbir üçüncü bir şahsa ifşa etmeyecektir” şeklindedir. Anılan hüküm taraflara gizlilik yükümlülüğü getirmekte olup ----- kendisinden kaynaklanan münferit ve bireysel sorunlarının müvekkil ---- atfedilmeye çalışılması en hafif tabirle kötü niyetin vücut bulmasıdır. Bu çerçevede ---- tarafından, müvekkil---- ticari itibarının zedelenmeye çalışıldığı tartışmasızdır.
................
12---- --- her ne kadar denkleştirme/portföy tazminatı talep etmekte ise de bu yönde talepte bulunmanın ilk koşulu TTK md. 122 gereğinde müvekkil -----feshinin haksız olmasıdır. Ancak -----anılan e-posta içeriği ve eki yazıdaki haksız, karalamaya dönük ifadeleri ve süregelen basiretsiz eylemleri ile feshe kendisi sebebiyet vermiştir.----- sözleşme kapsamındaki edimlerini yerine getirmek bir yana fesihten önceki son iki senelik dönemde müvekkil şirket -----yeni bir müşteri kazandırmamış aksine var olan müşterilerin eksik ve yanlış hizmet sunumu ile kaybına sebebiyet vermiştir. Tek tek saymak gerekirse yapılan incelemeler neticesinde:
•-----Şirketi ----- hizmet anlayışı ve süreç yönetiminden memnun olmaması nedeniyle bayi değiştirilmesi talebinde bulmuştur. Aksi halde alternatif rakip firmalarla çalışmak zorunda kalacaklarını açıkça ifade etmiştir.
• -----saha ziyareti yapılmaması, müşteri taleplerinin karşılanmaması sebebiyle ---- ile dolayısı ile müvekkil ----- ile ticari ilişkisini sonlandırmış, müşteri kaybedilmiştir.
•----- ise ----- tarafından etik dışı ve saygısız tavır sergilenmesi sebebiyle şikayetlerde bulunmuş, ----- ile çalışmak istemediğini beyan etmiştir. Bunun üzerine -----. müvekkil ----- bir başka bayisi olan ----- Şirketi’ne devredilmek zorunda kalınmıştır.
•----- Şirketi ----- Şubesi ------ isimli müşteriye ilgili olarak müşteri ile ilgilenilmediği, müşteri ziyareti yapılmadığı şikayetleri alınmıştır. Gelişen süreçte herhangi bir çözüm üretmediğiniz gibi müşteriye gitmek konusunda zorluk çektiğiniz ve değişik bahanelerle hizmet vermekten kaçınmanız neticesinde müşteri yine müvekkil ----- bir başka bayisi olan ---Şirketi’ne devredilmek zorunda kalınmıştır.
• ----Şirketi (-----ise Türkiye’deki faaliyetlerini durdurmuş olup ----- tarafından kaybedilen müşterinin yerine yeni bir müşteri kazandırılmadığı gibi bu hususta herhangi bir çaba da sarf edilmediği tespit edilmiştir.
• ----ile müvekkilce yapılan görüşmelerde fesihten önceki son iki senedir ----herhangi bir destek vermediği, müşteri ziyareti yapılmadığı bizzat ------ şikayeti üzerine öğrenilmiştir.
•----- ile ilgili yapılan görüşmelerde -----teknik destek vermediği, aşırı kimyasal tüketimlerinin olduğu, müşteri ekipmanlarının zarar gördüğü, müşteri ile ilgilenmediği anlaşılmıştır. Müvekkil ----- müşterinin tekrar kazanılması için yoğun olarak çaba göstermişse de müşteri rakip firma ile çalışmaya başlamıştır.
• -----ile müvekkilce yapılan görüşmelerde ----- ziyaretleri aksattığı, teknik destek vermediği anlaşılmış, müşteri rakip ile çalışmaya başlamıştır.
• ----- kazan kimyasalı olarak ----- kimyasalı olmayan ---- isimli bir kimyasal pazarladığı tespit edilmiştir.
Delil 5 : ----- ticari defter ve kayıtları
13- Taraflar arasındaki sözleşmenin 5. maddesi “DİSTRİBÜTÖRÜN hiçbir koşulda elde uygun bir -----ürünü varken rakip bir ürün satmayacağı ve burada temin edilen Distribütörlük Sözleşmesinin ileride herhangi bir nedenle feshedilmesi halinde, DİSTRİBÜTÖR ve çalışanlarının ---- tarafından serviste ya da müşterilere talimatlar vermekte kullanmak üzere kendilerine veya çalışanları ya da temsilcilerinden herhangi birisine temin edilen, ellerindeki tüm literatürü derhal----- iade edecekleri konusunda burada mutabık kalınır” şeklinde olup ---- müvekkil ---- ürününün yerine----- isimli bir kimyasal ürünü sattığı öğrenilmiş olup bu husus dahi tek başına sözleşmenin haklı sebeple feshi nedenidir.
14- Denkleştirme tazminatının koşulları sözleşmenin sona ermesi, yeni müşteri/önemli menfaat ve bayinin ücret kaybına uğraması, denkleştirme ödemesinin hakkaniyete uygun olması şeklindedir. Açıklandığı üzere---- hem taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı hareket etmiş, yükümlülüklerini yerine getirmemiş hem de basiretli bir tacir gibi hareket etmeyerek müşteri ve işlem hacmi kaybına sebebiyet vermiştir. Bu husus müvekkil -----ticari defter ve belgelerinin incelenerek yıllara göre satılan ürün miktarı ve ciroların kıyaslanması ise ortaya çıkabilecek niteliktedir. 01.12.2000 tarihli Distribütörlük Sözleşmesi’nin 3. maddesiyle ----- dolar bazında yıllık asgari %10 büyütmeyi taahhüt etmiş olup basiretsiz ve özensiz davranışlarıyla sözleşmenin 3. maddesini de ihlal etmiştir.
Delil 6 : Müvekkil şirkete ait ticari defter ve belgeler (Müvekkil şirketler açısından -----adresinde yerinde inceleme yapılmasını dileriz)
15---- açık bir şekilde sözleşmeye aykırı davrandığı, basiretli bir tacir olarak yükümlülüklerini yerine getirmediği, sözleşmedeki taahhütlerine uymadığı, müşterilere karşı gerekli özeni göstermediği ve müşteri, ürün ve ciro hacmi kaybına neden olduğu, gizlilik yükümlülüğünü ihlal ettiği, haksız iddia ve ithamlarla müvekkil ------- karşı haksız rekabete konu eylemlerde bulunduğu, taraflar arasındaki güven ilişkisini temelinden sarstığı sabit olmakla ----- denkleştirme/portföy tazminatı talebinin reddi gerektiği açıktır.
KARŞI DAVA YÖNÜNDEN DAVA DİLEKÇESİ:
16------feshe konu edilen ve müvekkil ----- dahil tüm bayilere gönderilen e-posta metninde “…konu ile ilgili kesinlikle telefonla aranmak istemediğimi, sadece tüm bayilerin de dahil olduğu yazılı iletişim metodlarını kabul edeceğimi bilmek isterim…” e-postaya ek yapılan PDF metinde ise “bize uygun fiyat sağlamadığınız ve müşteriyi kaybetme durumu oluşturduğunuz için, tek bir müşterimize sattığımız---- ürünlerini taklit ürün satışı olarak önüme koymanızı beklerdim”, “----- bu ürünlerin üretiminde hiçbir katma değeri olmaması ile birlikte…”,-----olarak bu yükümlülüğü üstlenmekten kaçındığımız 2 yıl boyunca ve asla üstlenmeyeceğiniz önümüzdeki yıllar boyunca da, yıllık %10 satış artışı beklentisi tarafınca kabul edilebilir olmayacaktır”, “Bir yandan sektördeki en üst düzey kaliteyi sağlayan ----- markasını ve organizasyonunu bize pazarlamaya çalışırken, bizim gibi acemileri sahaya sürmeye razı olmanız, bu markanın aslında içinin ne kadar boş olduğunu bize göstermektedir”, “en pahalı ürünü satıyorsunuz”, “…yine -----markasının değerini gözümüzde yerle bir eden durumlardan biriydi”, ”---- gelirinin de bayide çaktırmadan satılacak kostiğe kalmış olması ayrıca üzücü”, “Bizim en büyük rakibimiz maalesef ------”, “Afedersiniz ama ben de oğlum olsa sizin aranıza sokmam” gibi sayısız ifade yer almaktadır.
17- Müvekkil -----, dünya çapında tanınırlığa sahip sektörünün baş aktörü olmakla haklı bir konuma sahiptir. Kaliteli hizmet ve ürün anlayışı ile geniş bir müşteri kitlesine hizmet vermekte olup piyasadaki en tanınmış şirketlerden biridir. Müvekkil ---- 1991 yılından beri Türkiye’de başarı ile faaliyet göstermektedir. Yukarıda izah edildiği üzere ----- son halde yazıya dökülen gerçek dışı, agresif ve haksız karalama içeren ifadeleri ile müvekkil şirket ---- ile olan sözleşmesini fiilen sona erdirmiştir.
18- ----- müvekkil ---- aşağılayan, kötüleyen, ticari itibarını zedeleyen haksız ithamlar içeren metni ticari sırlarla birlikte gizliliğe aykırı olarak müvekkil ----- tüm bayilerinin göreceği e-posta yoluyla göndermiştir. Anılan eylemler Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre müvekkil çalışanlarının kişilik haklarına saldırı olduğu gibi; Türk Ticaret Kanunu hükümlerine ve Türk Borçlar Kanunu hükümlerine göre de haksız rekabet eylemine vücut vermektedir. 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a maddesi gereğince; “Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek" haksız rekabete neden olan dürüstlük kuralına aykırı davranışlar olarak sayılmıştır. Buradaki “kötüleme” kavramı, genel bir ifade ile bir kişinin ticari hayatı hakkında olumsuz izlenim yaratacak davranışları ifade etmektedir. Madde metninden de anlaşılacağı üzere, bu kapsamda haksız rekabetin oluşabilmesi için başkalarının faaliyetini gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek gerekmektedir. Madde gerekçesine göre kötüleme, somut olaya göre karalamayı, perdelemeyi, değerini küçümsetmeyi ve düşürtmeyi kapsar. ----- diğer bayiler nezdinde müvekkil ----- itibarsızlaştırdığı ve haksız rekabete neden olduğu açıktır.
19- -----, müvekkil----- ağır ve haksız ithamlarda bulunarak müvekkilin itibarı ve saygınlığını zedelemiştir. Müvekkil ----- ticari itibarı diğer tüm bayileri ve müşterileri önünde ------ bu fütursuz davranışları neticesinde ciddi şekilde zarar görmüştür. ----bu yasal ve ahlaki olmayan söylemlerine karşısında müvekkil ----- yasal yollarla sözleşmeyi feshetmekten başka çaresi kalmamıştır. ----- hiçbir profesyonel anlayışa sığmayan eylemleri ile müvekkil telafisi zor zararlarla yüz yüze kalmıştır. ----- haksız rekabet teşkil eden, haksız saldırı ve karalama niteliğindeki eylemleri nedeniyle müvekkil ----- uğradığı manevi zararın giderilebilmesi amacıyla 5.000.000,00 TL manevi tazminatın avansı faizi ile birlikte tazminini dileriz.
................
20- İşbu dilekçenin ----- numaralı ve devamındaki paragrafında izah, dava konusu e-posta eki yazıda da ikrar edildiği üzere; -----, müvekkil ------ ürünleri yerine sözleşmenin 5. maddesi hilafında ürün satımı gerçekleştirmiştir. ----- ürünlerinden olan----kodlu ürün yerine kazan kimyasalı olarak başta ---(Yeni unvan: -----Şirketi) olmak üzere müşterilerine ----kodlu ürünü sattığı anlaşılmıştır. Bu husus sözleşmenin feshinden hemen önce öğrenilmiş olup ---- sözleşme hükümlerine rağmen muadil ürün satarak müvekkil ----- zarara uğrattığı gün yüzüne çıkmıştır. ----- anılan ürünü ne miktarda hangi müşterilere pazarladığı müvekkil ----- tarafından bilinmediği gibi bilinmesi de mümkün olmadığından---- muadil ürün satması sebebiyle müvekkilin uğramış olduğu zararın tazmini için ----- ticari defter ve belgelerinin bilirkişi marifeti ile incelenmesi ile ortaya çıkacağından HMK md. 107 gereğinde belirsiz alacak davası olarak şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın------ tahsilini dilemek gerekmiştir.
21- TTK’ya madde 5/A eklenerek 4. maddesinde belirtilen davalardan konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması zorunluluğu getirilmiştir. Her ne kadar----- tarafınca ---- Arabuluculuk Bürosu ---- Büro Dosya Numarası ----- Arabuluculuk numarası sayılı dosya ile arabuluculuk yoluna başvurulmuşsa da ----- haksız taleplerine karşı müvekkil ----- tarafından da haksız rekabet, sözleşmeye aykırı davranışlar sebebiyle maddi ve manevi tazminat karşı talebinde bulunulmuş olup bu suretle dava şartı arabuluculuk koşulu yerine getirilmiştir. Bu sebeple dava konusu uyuşmazlık, bu kapsamda olup arabuluculuk süreci anlaşamama ile neticelenmiştir.
Delil 7 Ek 4: -----Arabuluculuk Bürosu -----Büro Dosya Numarası----- Arabuluculuk numaralı dosyasına ait 28.02.2023 arabuluculuk anlaşamama tutanağı
................
Sonuç : Açıklanan ve resen gözetilecek nedenlerle, fazlaya ilişkin her türlü talep dava ve şikayet hakkı saklı kalmak kaydıyla cevap ve karşı dava dilekçemizin kabulüyle
• Asıl davanın öncelikle usulden reddine,
• Haksız ve dayanaksız asıl davanın esastan reddine,
• Karşı davanın kabulüyle haksız rekabet teşkil eden eylemler nedeniyle müvekkil----- uğradığı manevi zararın giderilebilmesi amacıyla 5.000.000,00 TL manevi tazminatın haksız eylem tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tazminine, -----sözleşmeye aykırı davranışları sebebiyle fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla HMK md. 107 uyarınca belirsiz alacak davası olarak şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tazminine,
..."şeklinde olup yukarıya aynen aktarılan cevap dilekçesiyle birlikte karşı dava açılmış olup, davanın TTK. Madde 122/4 düzenlemesinde ön görülen hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı ileri sürülerek öncelikle süre yönünden ve devamında da esas bakımından davanın reddine karar verilmesi istenmiştir.Asıl davanın değerine bağlı olarak üye Hakim uhdesinde olan davaya karşı cevap dilekçesiyle birlikte karşı dava da açılmış olması nedeniyle ve karşı dava değerine bağlı olarak 11/07/2023 tarihinde oluşturulan ara karar ile dosyanın değere bağlı olarak heyete tevdi edilmesine karar verildiğinden hem dava ve hem de karşı dava yönünden olmak üzere 19/07/2023 tarihli heyete tevdi nedeniyle ek tensip tutanağı düzenlenmek suretiyle karşı dava yönünden dilekçe teatisi de tamamlandıktan sonra 31/01/2024 tarihli duruşmada yapılan ön incelemeye bağlı olarak davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine ve karşı davanın tefrikine karar verilmiş olup, söz konusu 31/01/2024 tarihli duruşma tutanağının buraya aynen aktarılması uygun görüldüğünden gerekli-yeterli kısımları:
"...
Belirli gün ve saatte celse açıldı.
Davacı-karşı davalı Vekili Av. ----- ile Davalı-karşı davacı Vekili Av. ... duruşmaya katıldı. Başka gelen yok. Belli yerde açık yargılamaya başlandı.
Tebligatların yapıldığı ve taraf teşkilinin sağlandığı, ara kararlarının yerine geldiği anlaşıldı.Taraf vekillerinden soruldu: dilekçelerimizi tekrar ederiz, dediler.
DAVA YÖNÜNDEN ÖN İNCELEME DURUŞMASINA GEÇİLDİ.
Tensip tutanağında da belirtildiği gibi davada HMK’nun 118 ila 186. Maddelerinde düzenlenen yazılı yargılama usulünün uygulanması gerektiği anlaşıldı.
HMK-119-121 maddeleri uyarınca dava dilekçesi ve ekleri incelendi, Dava dilekçesi ve eklerinde herhangi bir eksikliğe rastlanmadı.
HMK-114-115 maddeleri uyarınca yapılan inceleme neticesinde dava şartlarının mevcut olduğu görüldü.
HMK-116-117 maddeleri uyarınca yapılan inceleme neticesinde karara bağlanması gereken bir ilk itiraz bulunulmadığı anlaşıldı.
HMK'nın 140/1.maddesi uyarınca tarafların anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlarının tespitine geçildi.
Dava dilekçesi ve ekleri okundu; Davacı vekilinden soruldu:
Davacı vekili beyanında: Dilekçemizi aynen tekrar ediyoruz, cevapları kabul etmiyoruz. Dava konusu olayla ilgili olarak davalı tarafla anlaştığımız herhangi bir husus yoktur dedi. Beyanı okundu. İmzası alındı.
Davacı Vekili
Cevap dilekçesi ve ekleri okundu; davalı vekilinden soruldu:
Davalı vekili beyanında: Dilekçemizi aynen tekrar ediyoruz, Dava konusu olayla ilgili olarak davacı tarafla anlaştığımız herhangi bir husus yoktur dedi. Beyanı okundu. İmzası alındı.
Davalı Vekili
HMK'nın 140/1.maddesi kapsamında tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi sonucunda; taraflar arasında ihtilafsız olan 01/12/2000 tarihli "distribütörlük sözleşmesi" başlıklı sözleşme ve davalı tarafça keşide edilip davacı tarafa 27/01/2022 tarihinde tebliğ edilen ----- Noterliğinin 25/01/2022 tarih ve --- yevmiye nolu feshin ihbarına ilişkin ihtilafsız ihtarname içeriklerine ve etkilerine bağlı olarak dava dilekçesinde ileri sürülen şekilde TTK. Madde 122 düzenlemesi kapsamında ve "portföy tazminatı" adı altında ileri sürüyen denkleştirme istemine bağlı olarak davacının davalıdan talep edebileceği maddi zararının olup olmadığı, söz konusu denkleştirme tazminatı için yasal ve maddi şartların somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediği, gerçekleşmiş ise zararın EURO olarak miktarının ne olduğu ve bu miktarın 01/03/2023 dava tarihindeki TL karşılığının ne olduğu hususlarının aydınlatılmasının gerektiği tespit edildi.
Bu durumun tespiti ile açık ön inceleme duruşmasına devam olundu.
HMK'nın 140/2.maddesi kapsamında taraflar sulh ve arabuluculuğun esasları, süreci ve hukuki sonuçları hakkında aydınlatılarak sulhe veya arabuluculuğa teşvik edildi.Soruldu;
Davacı vekili beyanında: Önceki beyanlarımızı aynen tekrar ediyoruz. Sulh olma ve/veya arabuluculuğa gitme durumumuz ve isteğimiz yoktur dedi.
Davalı vekili beyanında: Önceki beyanlarımızı aynen tekrar ediyoruz. Sulh olma ve/veya arabuluculuğa gitme durumumuz ve isteğimiz yoktur dedi.
Beyanlara nazaran sulh ve arabuluculuğa teşvik imkanı olmadığı anlaşıldı.
Dosya incelendi.
GGD:
Tarafların arasındaki uyuşmazlığın taraflar arasında ihtilafsız olan 01/12/2000 tarihli "distribütörlük sözleşmesi" başlıklı sözleşme ve davalı tarafça keşide edilip davacı tarafa 27/01/2022 tarihinde tebliğ edilen---. Noterliğinin 25/01/2022 tarih ve ----- yevmiye nolu feshin ihbarına ilişkin ihtilafsız ihtarname içeriklerine ve etkilerine bağlı olarak dava dilekçesinde ileri sürülen şekilde TTK. Madde 122 düzenlemesi kapsamında ve "portföy tazminatı" adı altında ileri sürüyen denkleştirme istemine bağlı olarak davacının davalıdan talep edebileceği maddi zararının olup olmadığı, söz konusu denkleştirme tazminatı için yasal ve maddi şartların somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediği, gerçekleşmiş ise zararın EURO olarak miktarının ne olduğu ve bu miktarın 01/03/2023 dava tarihindeki TL karşılığının ne olduğu hususlarının aydınlatılmasının yönelik olduğuna, (HMK-140/3),
Oy birliği ile karar verildi. Tefhimle açık duruşmaya devam olundu.
Dosya kapsamına nazaran incelenmesi gereken zaman aşımı itirazının bulunmadığı ve bu yönlerden bir engel olmadığı ancak hak düşürücü süre itirazının irdelenmesi gerektiği anlaşıldı.
Hak düşürücü süre yönünden soruldu:
Davalı vekili: hak düşürücü süre itirazımızı tekrar ediyoruz, dedi.
Davacı vekili: bu konudaki yazılı beyanlarımızı tekrarla itirazın reddine karar verilmesini istiyoruz, dedi.
Dosya incelendi: dava yönünden TTK Madde 122/4 düzenlemesi, ihtilafsız sözleşme ve ihtarnameye ilişkin zapta geçen veriler, dava tarihi ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde hak düşürücü süre itirazının yerinde olduğu ve buna göre karşı davanın da tefrik edilmesi gerektiği anlaşılmakla dava yönünden yargılamanın bittiği bildirildi.
GGD. :Gerekçesi yazılacak kararda açıklanacağı üzere:
A) Dava yönünden:
Hak düşürücü süre içinde açılmayan davanın reddine,
B) Karşı dava yönünden:
Karşı davanın tefrikine,
Ön inceleme duruşmasının tefriken oluşacak yeni esas üzerinden yapılmak üzere ötelenmesine,
..."
şeklinde olup yukarıya aynen aktarılmıştır.
Davadan önce zorunlu arabuluculuğa başvuruda bulunulmuş olup ibraz edilen Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağına göre ---- Arabuluculuk Bürosu, Büro dosya numarası----- ve arabuluculuk numarası -----numaralı, 20/01/2023 tarihinde yapılan başvurunun taraflarla ilgili olduğu, tarafların davete uyduğu ancak anlaşma sağlanamadığına dair 28/02/2023 tarihli son tutanak düzenlendiği belirlenmiştir.
Yukarıya aynen alınan ön inceleme tutanağında yer aldığı üzere asıl dava yönünden hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine ve karşı dava yönünden karşı davanın tefrikine karar verilmiştir.
Her ne kadar ön inceleme duruşmasında TTK. Madde 122/4 düzenlemesi, ihtilafsız sözleşme ve ihtarnameye ilişkin veriler ile dava tarihi gözetilerek davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığı değerlendirilerek bu doğrultuda sonuca gidilmiş ise de gerekçeli kararın yazımı sırasında "Ara buluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zaman aşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez" şeklindeki 6325 Sayılı Kanunun 17/a maddesinin 15 nolu fıkrasında yer alan düzenlemenin dikkatten kaçtığı ve buna göre yapılan irdelemede ise arabuluculuk bürosuna başvuru tarihi olan 20/01/2023 ila son tutanağın düzenlendiği tarih olan 28/02/2023 tarihi arasında hak düşürücü sürenin işlememiş olması karşısında yeniden yapılan irdelemede davanın tabi olduğu 1 yıllık hak düşürücü sürenin işlemeye başladığı 25/01/2022 fesih tarihi esas alındığında arabulucuya başvuru tarihi itibariyle kalan 5 günlük sürenin son tutanağın düzenlendiği 28/02/2023 tarihinde yeniden işlemeye başladığı ve davanın 01/03/2023 tarihinde süresinde açılmış olduğu anlaşıldığından ve resen gözetilecek husus olması nedeniyle dikkatten kaçmaya bağlı adli hatanın önlenmesi ve denetlenmesi yönünden bu şekilde açıklama ihtiyacı ve zorunluluğu doğmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Hak düşürücü süre içinde açılmayan davanın reddine,
Maktu karar harcından peşin harcın mahsubu ile eksik 83,47 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
Davacı tarafça yapılan harç ve giderin üzerinde bırakılmasına,
Davalı tarafça dava yönünden ayrıca yapılmış bir gider olmadığından bu konuda başkaca bir karar oluşturulmasına yer olmadığına,
Kararın mahiyeti gözetilerek davalı vekili için tarife gereğince belirlenen 17.900 TL maktu avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,Artan avansın karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
İlişkin olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı aleni olarak yapılan yargılama sonunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde -----Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!