WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 26 Haziran 2026

İSTANBUL ANADOLU 13. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/103
KARAR NO : 2024/92

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 13/02/2023
KARAR TARİHİ : 01/02/2024

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ----. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan), davasının yapılan açık yargılaması sonunda, dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ile davalı şirket bir takım mal ve hizmetlerin yapılması ve montaj konusunda anlaştıklarını, davacı tarafından verilen teklifler davalı şirket tarafından kabul edildiğini, davacı anlaşma gereği bu mal ve hizmetleri -----konakları ---- blok daire------- adresine yapıp ,teslim etmiştir.Bu mal ve hizmetler için öncesinde ön ödeme olarak 72.500,00 TL peşin alındığını, davalı şirkete yapılan işlerin toplamı 185.190,00 TL olduğu halde bakiye 112.690,00 TL ödenmediğini, dava konusu alacağa ilişkin olarak 16.10.2021 tarihinde E arşiv faturası düzenlendiğini, davalı tarafından faturaya itiraz edilmediğini, ancak davalı şirket bu güne kadar bu bedeli ödemediğini ve bu nedenle fatura bedeli açık hesap olarak kaldığını, davacının davalıdan bakiye açık hesabın ödenmesini talep etmiş ise de herhangi bir ödeme yapılmadığını, davacı tarafından davalıya mal ve hizmet verildiği ve bu malların davalı tarafından teslim alındığı sabit olduğunu, ancak davalı şirket, davacı tarafından yapılan mal ve hizmetlerin bedelini ödemekten haksız yere imtina ettiğin, davacının ekte sunulan faturalar ve cari hesap ekstresinden de anlaşılacağı üzere davalı şirketten 112.690,00 TL bakiye alacağı olduğunu, davacının borçlu şirket muhasebecisi --- hanımla ----- numaralı hatla defalarca görüşme yaptığını, alacağın tahsili için mesajlar attığını, ancak davacıyı oyalanarak ödeme bugüne kadar yapılmadığını, davalının icra dosyasına sunmuş olduğu itirazlar yerinde olmadığını, ekteki cari hesap ekstresi, sevk irsaliyeleri, faturalar ve taraflara ait ticari defterler incelendiğinde; borçlu şirketin müvekkile 112.690,00 TL bakiye borcunun olduğunun görüleceğini, davacının üzerine düşen edimi ifa etmiş olmasına rağmen davalı taraf davaya konu fatura bedeline ait ödemeleri yapmamış ve müvekkili sürekli ödeme taahhüdünde bulunarak oyaladığını, tüm bu nedenlerle; borçlunun itirazının iptaline, takibin devamına, alacağın tespitine ve icra takibine yapılan haksız itiraz nedeniyle davalı aleyhine %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP /TALEP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı ile davalı şirket arasında hali hazırda herhangi bir borç ilişkisi bulunmadığını, dava dilekçesi ekine sunulan fiyat teklifi detaylı olarak incelendiğinde, söz konusu fiyat teklifinin herhangi bir bölümünde müvekkil şirket için tanzim edildiğine ilişkin belge yer almadığını, ayrıca, sunulan fiyat teklifinin herhangi bir bölümünde müvekkil şirketten söz konusu fiyat teklifinin onaylandığı ya da kabul edildiğine dair kaşe+imza da yer almadığı görülmediğini, bu kapsamda 26.09.2020 tarihli olan ve her somut olaya uygulanma imkanı bulunan tek taraflı olarak önceden hazırlanmış bir fiyat teklifi ile davacının tüm iddialarının soyut kaldığı aşikar olduğunu, davalı şirketin ticaret unvanında da açıkça yer aldığı üzere mobilya sektöründe faaliyet gösterdiği de göz önünde bulundurulduğunda, tek taraflı olarak önceden düzenlenmiş ve her somut olaya uygulanma imkanı bulunan herhangi bir onay ibaresi içermeyen, herhangi bir muhatap adı içermeyen fiyat teklifindeki kalemler birlikte düşünüldüğünde gayri ciddi kaldığını, davalı şirket yetkilisinin söz konusu alacağa ilişkin ifadelerine de tekrar bakıldığında bilgi dahilinde olmayan bir fatura olmadığı açıkça görüleceğini, faturanın ödemesi yapılmamış ifadeleri ile sadece bir miktar belirleyerek alacak iddiasında olmak mesnetsiz kaldığını, davacının görüşmelerde hiçbir geçerliliği olmayan fiyat teklifine dahi dayanmamakta tek taraflı olarak düzenlediği belgeye dayanarak bir miktar alacağı olduğu iddiasından öteye gidemediğini, bu şekilde herhangi bir delil dahi sunulmadan, tamamen soyut faturalara dayanarak alacak iddialarına itibar edilmesi hakkaniyeti yansıtmayacağını, tüm bu açıklamalar bütün halinde değerlendirildiğinde davacının, davalı şirket ile herhangi bir şekilde ilgisi dahi bulunmayan, davalı şirket adına düzenlenmemiş olan, davalı şirket tarafından onaya dair bir ibare dahi içermeyen fiyat teklifine dayanarak başlatmış olduğu icra takibi ve dosyaya sunmuş olduğu ve kanaatimizce açıkça lehimize olan ------görüşmelerinde de görüldüğü üzere kötüniyetli olarak icra takibinin başlatıldığı aşikar olduğunu, bu nedenle davacının takip konusu alacağın % 20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatı ödemesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.

DELİLLER: -----.İcra Dairesinin-----dosyası, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, Nüfus Kaydı, Ticaret Sicil Kaydı, Tarafların bağlı Bulunduğu Vergi Daireleri Mükellef Kayıtları ve BA-BS Formları, (2021 yılı BA/BS formları) 26.09.2020 tarihli Fiyat Teklifi, -----Görüşme Kayıtları, Faturalar, Banka Dekontu, Davacının Ticari Defter ve Belgeleri, Bilirkişi Raporu, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.

İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİNE GÖRE VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI :
Dava, 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi gereğince açılmış itirazın iptali, takibin devamı ve tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322. maddeleri gereğince basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle resen gözetilmesi gereken başta arabuluculuk dava şartı olmak üzere HMK'nin 114 ve 115.maddeleri gereğince dava şartları, harç, hak düşürücü süre ile süresinde öne sürülen yetki ilk itirazı incelenmek ve sair usulü itirazlar incelenmek ve değerlendirilmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve vaki davete rağmen duruşmaya katılan davacı vekilinin sulh olmak istemediklerine yönelik beyanı üzerine tahkikata geçilerek, deliller toplanmış, tahkikat işlem ve incelemeleri yerine getirilip tamamlanmış ve araştırılacak bir husus kalmadığı tespit edilerek, son duruşmada hazır bulunan taraf vekillerinin sözlü açıklamaları da dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.Öncelikle davaya esas -----.İcra Dairesinin----- Esas sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden getirtilerek, incelenmiştir. Yapılan incelemede icra dosyasının davanın tarafları ve konusu ile uyumlu olduğu görülmüştür. Ayrıca tarafların nüfus ve ticaret sicil kayıtları çıkartılarak dosyaya konulmuş; bağlı bulundukları ------ vergi dairelerinden vergi mükellef kayıtları ile özellikle uyuşmazlığa konu 2021 yılına ait BA-BS formları getirtilmiş ve dosyaya kazandırılmış ve tahkikata devam edilmiştir.
Bilindiği üzere 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde; "(Değişik fıkra: 17/07/2003-4949 S.K./15. md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (Değişik fıkra: 09/11/1988-3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (Mülga fıkra:17/07/2003-4949 S.K./103.md.)Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. (Ek fıkra:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Bu kuraldan hareketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.Yapılan açıklamalar, anılan yasal düzenlemeler, toplanan deliller ve yapılan yargılama sonucunda somut olaya bakıldığında; davacı vekili tarafından-----.İcra Dairesinin ----- Esas sayılı dosyasından davacı-borçlu şirket hakkında satış-hizmet sözleşmesi kapsamında düzenlenen faturaya dayalı olarak icra takibi başlatıldığı, ödeme emri tebliğine bağlı olarak yasal süresi içinde davalı/borçlu tarafından icra takibine/borca tüm faiz ve ferileri ile birlikte itiraz edildiği, bunun üzerine icra takibinin durdurulduğu ve davacı-alacaklı tarafından bir senelik yasal hak düşürücü süre içinde işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Mahkememizce açılan dava üzerine taraf teşkili sağlanarak işin esasının incelenmesine geçilmiş ve taraf vekillerince gösterilen uyuşmazlığın çözümüne etkili ve yeterli deliller toplanmış, işin niteliği gereği gereken diğer tüm bilgi ve belgeler ilgili yerlerden celbedilmiştir. Akabinde öncelikle taraflar arasında ticari satım-hizmet ilişkisi bulunduğu ve bu kapsamda fatura/faturalar düzenlendiği ,takibin temelinin de fatura alacağından kaynaklandığı anlaşılmakla, 6102 Sayılı TTK'nin 83-85 maddeleri ve 6100 Sayılı HMK'nin 222. maddeleri kapsamında inceleme gün ve saati belirlenerek tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak rapor alınmasına karar verilmiş ve bu minvalde dosya yetkin bir bilirkişiye tevdi edilmiştir. -----Bilirkişilik Bölge Kurulu listesinden resen seçilen Bilirkişi ----- tarafından davacının ticari defterleri ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda hazırlanan 26.12.2023 tarihli raporda özetle; Dava konusunun, taraflar arasında bulunan ticari ilişkiden kaynaklı davacının 121.690,00 TL tutarlı fatura alacağının tahsili amacıyla yürüttüğü takibe yapılan itirazın iptali talebinden ibaret olduğu, davacı tarafından cari hesap alacağının tahsili amacıyla ---- İcra Müdürlüğüne----- Esas numarası ile 08/12/2022 tarihinde takibe geçtiği, davalı yan tarafından borca itiraz edildiği ve takibin durduğu, davacı yan tarafından yapılan itirazın iptali talebi doğrultusunda 13.02.2023 tarihinde ----- Asliye Ticaret Mahkemesi ----- sayılı huzurdaki davanın ikame edildiği belirlen davacının 2020 yılları ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğu, davacının ticari defterlerine göre; Davacının takibe konu ettiği Faturaların ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, işbu faturadan dolayı davacının takip tarihi itibariyle davalı yandan 121.690,00 TL alacaklı olduğu, taraf incelemeye katılmadığı, defter kayıtları üzerinden bir tespitin yapılamadığı, ibraz etmediğinden davalı taraf ticari Davacı tarafından davalı adına tanzim edilen takibe konu faturanın e-Arşiv şeklinde usulüne uygun düzenlendiği, faturanın davalı yana e- arşiv portalı üzerinden teslim edildiği, davalı yanın faturaya takip öncesi itirazının olmadığı , tüm bu hususlar dikkate alındığında davacının icra takip tarihi itibariyle davalıdan kaydi olarak asıl alacak olarak 121.690,00 TL tutarında alacaklı olduğu sonuç ve kanaatine ilişkin rapor verilmiştir. Mahkememizce bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilerek vaki beyan ve itirazları değerlendirilmiştir. Bu kapsamda davacı vekili tarafından sadece beyan dilekçesi verilerek miktar yönünden maddi hata yapıldığı ileri sürülmüştür. Gerçekten de bilirkişi raporunda incelenen ticari defterlerin 2021 yılına ait olmasına rağmen sehven 2020 yılı yazıldığı , miktarın da 112,690,00 TL yerine 121.690,00 TL yazıldığı tespit edilmiş ve işbu yanlışlığın dosya kapsamı ve rapor içeriğinden sehven yazıldığı sabit görüldüğünden mahkememizce gözetilerek düzeltilebileceği anlaşılmıştır. ( HMK, 266 vd. 281, 282, 198) Davalı taraf ise usulüne uygun olarak davetiye tebliğ edilmesine ve yargı çevremizde şubeleri bulunduğu anlaşılmasına rağmen, özetle ticari defter ve belgelerini şirket merkezi olan ----- bulunduğunu ileri sürerek ------ Mahkemelerinden istinabe yoluyla kendi ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak rapor alınmasını talep etmiştir. Mahkememizce yapılan değerlendirmede ; davalı şirket savunmasında sadece taraflar arasındaki akdi ilişkiyi inkar ettiği anlaşıldığından dosya kapsamındaki deliller kapsamında faturanın hukuki niteliği üzerinde durularak sorucu gidilebileceğinden bu talep yerinde görülmemiştir. (HMK 187/1,30)Zira 6102 sayılı TTK'nin 21/2 maddesinde "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmü yer almaktadır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve ----- sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. (Fatura ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.) Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı TTK'nın 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. 2. fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkanı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir.Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Yasa'nın 21. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK'nın madde 230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. (-----.) (Yargıtay -----. Hukuk Dairesi ----- esas ------ karar sayılı ilamı) Mahkememizce bu kapsamda dosya üzerinde yeniden yapılan inceleme ve değerlendirmede, davalı şirketin icra takibine konu 16/10/2021 tarihli 112.690.00 TL miktarlı faturayı BA formu olarak ------Vergi dairesine beyan ettiği tespit edilmiştir. Ayrıca davacı vekili tarafından aynı iş kapsamında düzenlendiği ve ödendiği ileri sürülen 02/03/2021 tarihli 72.499,20 TL bedelli faturanın da BA olarak vergi dairesine beyan edildiği ve işbu fatura bedelinin ----- banka dekontuna göre ödendiği görülmüştür. Davacı tarafından takibe konu faturanın ise e-arşiv fatura olarak davalıya gönderildiği ve faturaya sekiz gün içinde itiraz edilmediği gibi faturanın davalı şirket tarafından BA olarak kendi vergi dairesine beyan edilmesi karşısında davalının doğrudan sözleşme ilişkisine matuf savunması sakıt olmuş, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin ticari defterler, vergi dairesi kayıtları, fiyat teklifi, ödenen dava dışı fatura, ----- görüşmeleri de değerendirildiğinde sabit olduğu anlaşılmıştır. Buna göre somut olayda taraflar arasındaki ticari ve akdi ilişkinin sabit olması ve faturaya yasal süresi içinde itiraz edilerek iade edilmemesi, bilirkişi raporunda davacının ticari defter ve kayıtlarının özellikle fatura ve davacı defter kayıtları ile davalı BA formunun birbirleriyle uyumlu oldukları anlaşılmıştır. Filvaki, davalının da, BA formuna göre takibe ve davaya konu faturayı vergi dairesine beyan ederek ticari defterlerine işlediği anlaşıldığından, davalının artık faturaya konu mal veya hizmeti almadığını ya da bedeli ödediğini ispat etmesi gerekmektedir. Bu tespit karşısında artık davalı tarafın ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak rapor alınmasının sonucu bir etkisi olmayacaktır. Zira bilinmelidir ki, ticari defterlere kaydedilmiş ve vergi dairesine bildirilmiş faturanın akdi ilişkinin varlığını da kanıtladığı kabul edilmektedir. Faturayı teslim aldıktan sonra sekiz günlük yasal süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Davalı şirket bu yönde bir savunma ve delil sunmadığı gibi, faturanın bedelini ödediğini de kanıtlayamamıştır. Dolayısıyla gerçekleşen olaylara göre davacının ticari defter ve belge içerikleri kesin delil olduğundan içeriklerinin doğru olduğunun kabul edilmesi gerekmiş ve uyuşmazlık aydınlandığından başkaca bir delil araştırmasına gerek görülmemiştir. (HMK, 30,198,222 ) Böylece davacının icra takibine konu ettiği alacağına ilişkin davasını TMK'nin 6. HMK'nin 190 ve 222. maddeleri nazarında usulüne uygun olarak tutulan kendi ticari defter ve kayıtları yanında davalının vergi dairesi kayıtlarına göre açıkça ispat ettiği anlaşılmıştır. Binaenaleyh, taleple bağlılık ilkesi, tarafların tacir sıfatına göre takip tarihi itibariyle avans faiz tür ve oranı ile 6098 Sayılı TBK'nin 117/1 maddesi gereğince temerrütün icra takibiyle oluştuğu gibi hususlar da gözetilmiş ve dosyaya mübrez bilirkişi raporunun da gerekçeli, denetime açık, hüküm kurmaya elverişli, yeterli ve yerinde olduğu kabul ve takdir edilerek davacının davasının kabulü ile, davalı-borçlunun -----.İcra Dairesinin -----Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptali ile icra takibinin, asıl alacağa (112.690,00 TL) takip tarihinden itibaren yıllık %15,75 ve değişen oranlarda ticari işlerde temerrüt faizi uygulanmak suretiyle aynen devamına karar verilmiştir.Davacı tarafın İcra İnkar Tazminatı İsteğine ilişkin yapılan değerlendirmede ise; Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre itirazın iptali davalarında İİK’nin 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada borçlunun itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmamaktadır. Bu yasal koşullar yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması, başka bir ifadeyle borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Somut olayda takip hukuku acısından tazminatın yaptırım amacı ışığında yapılan değerlendirmede; takibe konu alacak yönünden davalının itirazının haksızlığına karar verilmiş olması ve özellikle davalının takibe konu faturaları ticari defterlerine işlemesi ve vergi dairesine beyan etmiş olduğunun tespitine göre davalı borçlu yönünden asıl alacak/borç likit/muayyen olduğundan İcra İflas Kanunu'nun 67/2.maddesi gereğince koşulları oluştuğundan asıl alacağın % 20'si olan 22.538,00 TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine de karar verilmiştir. (AY.9, 36 ,138, 141, TMK, 1/1,2, 6, TBK,1, 117/1,TTK, 16/1, 21/2 İİK,67, HMK, 25, 26, 30, 187/1, 190, 199, 198, 222, 266 vd. 282, ) 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1. maddesi gereğince esasa ilişkin aleyhinde hüküm verilen davalı şirket sorumlu tutulmuştur. Ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de yargılama gideri kapsamında davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle, 6100 Sayılı HMK'nin 26, 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-) Davanın KABULÜNE,
2-) 2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince davalı-borçlunun -----İcra Dairesinin ------Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının İPTALİ ile icra takibinin, asıl alacağa (112.690,00 TL) takip tarihinden itibaren yıllık %15,75 ve değişen oranlarda ticari işlerde temerrüt faizi uygulanmak suretiyle aynen devamına,
3-)Davacının, 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince icra inkar tazminatı talebinin kabulüyle, asıl alacağın %20'si olan 22.538,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 7.697,85 TL karar ve ilam harcına 1.361,02 TL peşin harcın ve icra dosyasından alınan 563,45 TL harcın mahsubuyla bakiye 5.773,38 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydın
5-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
6-)Davacı tarafından yapılan 179,90 TL başvurma harcı 1.361,02 TL peşin harç ve 25,60 TL vekalet harcı, 1.000,00 TL bilirkişi ücreti ve 90,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 2.656,52 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanununun 164/5 maddesine göre davacı vekili için karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1 maddesi uyarınca hesap ve takdir edilen 18.030,40 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına) Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle ------ Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.e-Duruşmaya son verildi.