WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 24 Haziran 2026

İSTANBUL ANADOLU 13. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2022/803 Esas
KARAR NO:2024/195
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 25/10/2022
KARAR TARİHİ: 07/03/2024

-----maddesine göre --- adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız-----Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasında dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP;Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin, metal sanayi işleme sektöründe faaliyet gösteren bir firma olduğunu, davalı şirket ile davacı şirketi arasında bu minvalde alışverişler olup, davalı şirket tarafından davacı şirkete siparişte bulunduğunu ve davalı şirket tarafından yapılan siparişler neticesinde davacı şirketin davalı şirkete profil demir satışı yaptığını, siparişlerin tamamı şirket yetkilisi olan----- tarafından mail ortamında yapıldığını, yapılan siparişlere davacı şirketin firma yetkilileri tarafından sipariş onay formu gönderdiğini ve aynı zamanda sipariş teyit formlarının firma yetkilileri tarafından onaylanması istendiğini, sipariş teyit formları onaylandıktan sonra davacı şirket tarafından söz konusu malların alıcı davalı firmaya gönderildiğini, davacı şirket ile davalı arasındaki satış sözleşmelerinin tamamı,----- yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren değişikten önce yapıldığını, davacı şirket ile davalı arasındaki sözleşmelere göre satış bedellerinin döviz------üzerinden yapıldığı kabul edildiğini, aynı zamanda davalı ile ödemenin vadeli ( TL ) çek ile yapılır ise çekin ödeme günündeki merkez bankası döviz satış kurundan hesaplanacağı belirlendiğini, davalı tarafından tüm malların bedeli çekler ile ödenmiş olup, malların teslimi ile çeklerin ödeme günündeki döviz kurları farklı olduğundan dolayı yapılan sözleşme gereğince kur farkını yansıtan faturalar kesildiğini ve davalıya gönderildiğini, ---- sayılı ilamı ile bozulduğunu, ------incelendiğinde, kur farkının istenebilmesini iki koşula bağladığını, bunlardan birincisi sözleşmenin olması, sözleşme olmasa dahi faturalarda satış bedelinin döviz karşılığının gösterilmesi dahi yeterli bulunduğunu, davalıya kesilen tüm faturalar satış bedelinin döviz karşılığı gösterildiğini, Mahkemece, davanın kur farkı alacağı nedeniyle yapılan takibe itirazın iptali davası olduğu, alınan bilirkişi raporu ile de açıkça tespit edildiği üzere taraflar arasında yapılan ticari alışveriş nedeniyle ödemelerin yabancı para ile yapılacağına ilişkin sözleşme bulunmadığından davacının davalıdan kur farkı talep edemeyeceği belirtilerek davanın reddine, yasal şartları bulunmadığından davalıya inkar tazminatı ödenmesine yer olmadığına karar verildiğini, hüküm süresinde davacı vekilince temyiz edildiğini, taraflar arasındaki ilişkinin yabancı para ile gerçekleştirildiği fatura ve taraf defterlerinin içeriğinden anlaşılmaktadır,kaldı ki taraflar arasında bu konuda uyuşmazlıkta bulunmadığını, somut olayda işin niteliği gereği yazılı sözleşme yapılması geçerlilik koşulu olmadığını, bilirkişi raporunda davalı defterlerinde kur farkına ilişkin alacak kaydı bulunduğu belirtildiğini, bir tacirin kendi defterleri aleyhine delil teşkil edeceğini, raporun son kısmında bu kayıtların muhasebe teknikleri gereği yapıldığı konusunda görüş bildirildiğini, mahkemece bu konu üzerinde durulup, çekle yapılan ödemeler de gözetilerek yapılacak araştırma ve inceleme sonucunda elde edilecek deliller birlikte değerlendirilerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerektiğini, davacı şirket arasında kur farkına ilişkin hem faturalar hemde satışların döviz ile yapıldığına dair faturalar mevcut olduğunu, izah edilen nedenlerden dolayı------- dosyasına yapılan itirazın iptali ile; aynı zamanda %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine ve aynı zamanda yargılama masraflarının ve avukatlık ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir.

CEVAP /TALEP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirketin, davalı şirket hakkında kur farkı alacağı olduğu iddiasıyla icra takibi başlattığını ve bu takibe itirazları üzerine iş bu davayı açtığını, açılan bu davanın haksız olduğunu, davacı ile davalı arasında metal ticareti bulunduğunu, davacı çeşitli kereler davalı şirkete metal sac sattığını, sattığı tüm malzemenin bedeli de kendisine ödendiğini, ancak davacı ticaret süresince talep etmediği, ileri sürmediği bir kur farkı alacağı olduğu iddiasıyla icra takibine geçtiğini, davacının kur farkı talep etme hakkı bulunmadığını, taraflar arasında kur farkı talep edilebileceğine dair yazılı bir sözleşme bulunmadığını, yine taraflar arasında,1 yılı aşan, ticaret esnasında davacının böyle bir talebi de olmadığını, yani taraflar arasında kur farkı ödenmesi hususunda bir uygulama da bulunmadığını, davacı vekili dilekçesinde sipariş formları ve faturalarda kur farkı talep edileceğine dair kayıt bulunduğundan bahsettiğini, ancak sipariş formları ile faturalardaki kayıtlar arasında çelişkiler bulunmadığını, sipariş formlarının bir çoğunda kur farkı ile ilgili bir kayıt bulunmadığını, bir çok sipariş formunda ise vade farkı talep edileceği kaydı bulunmadığını, faturalarda ise kur farkı ile ilgili hiç bir kayıt bulunmamakta sadece vade farkı ile ilgili kayıt bulunduğunu, bu haliyle faturalarla çelişkiler içeren bu sipariş formlarındaki kayıtlara itibar edilemeyeceğini, taraflar arasında ödemelerin 90 günlük çeklerle yapılacağı kararlaştırıldığını, bu nedenle davacı faturaları ürünlerin 90 günlük vadeli fiyatlarına göre keşide ettiğini, yani davalı şirkete keşide edilen faturalar zaten satılan ürünlerin 90 günlük vade farkı işletilmiş haliyle kesildiğini, davacı sattığı ürünleri hem 90 gün sonraki fiyatları ile müvekkile satmış ve hem de kur farkı talep ettiğini, taraflar arasında ödemelerin 90 günlü çeklerle yapılacağı kararlaştırıldığını, öncelikle çekin bir ödeme aracı olduğunu ve çekin verildiği gün itibariyle ödeme yapılmış sayılacağını, bu nedenle zaten kur farkının talep edilemeyeceğini, kur farkı vadesinden sonra yapılan ödemeler için talep edilebileceğini, ödemelerin 90 günlük çeklerle yapılacağı hususu tarafların kararlaştırdığı bir ödeme şekli olduğunu, belirtilen nedenlerle; davacının haksız davasının reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.

DELİLLER:Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, ----- Sicil Kayıtları, ------ Esas sayılı dosyası, ----Formları, ---- Formları, ---, ---- , Çek fotokopileri , Taraf Şirketlere ----- kayıtları ve formları, Ticari Defter ve Belgeler, Faturalar, Bilirkişi Raporu, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.

İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ VE VAKIALARA GÖRE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI :Dava, 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi gereğince açılmış itirazın iptali, takibin devamı ve tazminat istemine ilişkindir.6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak taraf teşkilinin sağlanmasına müteakip öncelikle resen incelemeye tabi arabuluculuk başta olmak üzere HMK'nin 114.maddesinde sayılan genel dava şartları ile sıfat ve hak düşürücü süre gibi hususlar incelenmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş ve uyuşmazlık belirlenmiştir. Akabinde daha önce arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığı anlaşılmakla bu kez, esasları, süreci ve hukuki sonuçları açıklanarak taraflar sulh olmaya davet ve teşvik edilmelerine karşın, duruşmada hazır bulunan taraf vekillerinin sulh yoluyla çözüme gitmek istemediklerine yönelik beyanları üzerine tahkikata geçilerek deliller toplanıp incelenmiş, değerlendirilmiş, tahkikat işlemleri yerine getirilip bitirilmiş ve son celse duruşmada hazır bulunan taraf vekillerinden tahkikata ve esasa ilişkin son sözleri dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır. Öncelikle davaya esas ------- sayılı dosyası fiziki olarak getirtilmiş ve dosyaya eklenerek incelenmiştir. Yapılan incelemede icra dosyasının davanın tarafları ve konusu ile uyumlu olduğu görülmüştür. Ayrıca tarafların ticaret sicil kayıtları dosyaya kazandırılmış ve bağlı bulundukları vergi dairelerine ayrı ayrı müzekkereler yazılarak tarafların vergi kayıtları ve uyuşmazlığın doğduğu --- formları celbedilmiştir. Dosyaya mübrez Arabuluculuk tutanağına göre de hukuk uyuşmazlıklarında dava şartı zorunlu arabuluculuk sürecinin yerine getirildiği ve anlaşma sağlanamaması üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde; ----- Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. -----Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın----- yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. -----Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.------ Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Bu hükümden haretketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. 6100 Sayılı HMK'nin Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı MADDE 222 - (1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ----- diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. ----- Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır. Düzenlemesine yer verilmiştir.
Yapılan açıklamalar, anılan yasal düzenlemeler, toplanan deliller ve yapılan yargılama sonucunda somut olaya bakıldığında; ------ sayılı dosyasından davalı-borçlu hakkında kur farkı faturalarına dayalı olarak davalı şirket aleyhinde icra takibi başlatıldığı , ödeme emrinin tebliğine bağlı olarak yasal süresi içinde borca yapılan itiraz üzerine icra takibinin durdurulduğu ve bir senelik yasal hak düşürücü süre içinde işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Bilindiği üzere itirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir. Faturadan kaynaklanan itirazın iptali davalarında ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davacı üzerindedir. Mahkememizce açılan işbu dava üzerine taraf teşkili sağlanarak işin esasının incelenmesine geçilmiş, taraf vekillerince gösterilen deliller toplanmış, tarafların bağlı bulunduğu vergi dairelerinden uyuşmazlığın tabi olduğu ------- yıllarına ait BA-BS formları getirtilmiştir. Taraflar arasında ticari nitelikte satış sözleşmesi ilişkisi bulunduğu ve bu kapsamda faturalar düzenlendiği, takibin temelinin de esasen kur farkı faturalarından doğan alacaktan kaynaklandığı ve itirazın iptali davasının özelliği gereği incelemenin yalnızca bu kapsamda yapılabileceği anlaşılmakla, 6102 Sayılı TTK'nin 83-85 ve 6100 Sayılı HMK'nin 222. maddeleri kapsamında inceleme gün ve saati belirlenerek taraf şirketlerin ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak rapor alınmasına karar verilmiş ve bu minvalde dosya ------ Listesinden resen seçilen alanında yetkin bir bilirkişiye tevdi edilmiştir. Bilirkişi SMMM ------- tarafından düzenlenen ve 02.01.2024 tarihinde mahkememize sunulan raporda özetle ; her iki tarafın incelenen ticari defterlerinin Ticaret kanunun 64 ve 213 sayılı VUK ilgili hükümleri gereğince yasal ve usulünce tutulduğu, ticari defterlerin TTK. 69 ve 213 sayılı kanunun 216. maddeleri gereğince açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığı, Ticari defterleri ve dayanağı belgeler yardımcı defterlerin birbirini teyit etmesi nedeni ile TTK.85 md ve HMK, 222. maddesi gereğince delili niteliğine haiz olabileceği, Ticari Defterler VUK 228-226 md gereğince muhasebe usul ve tekniğine uygun tutulup kazıntı ve silintiye rastlanmadığı, kur farkı talep edilebilmesi için taraflar arasındaki sözleşmede satışın yabanca para üzerinden yapılacağı ve kur farkı istenebileceğinin düzenlenmesi gerektiği ya da sözleşmede yer almasa bile faturada satılan malın döviz cinsinden miktarı gösterilip kur farkı oluşması halinde bunun istenebileceği, olayda taraflar arasında kur farkı alacağını öngören sözleşme bulunmakla birlikte faturalarda da malların döviz karşılığı satışının yapıldığı ve TL karşılığının gösterildiğinin görüldüğü , yapılan hesaplamaya göre davacı taraf davalı yana toplam da kesilen faturaların ve yapılan ödemeler karşılaştırıldığın da ----------- Davacının icra takip tarihi itibariyle davalıdan kaydi olarak 53.502,20 USD alacaklı olduğu yönünde görüş ve hesaplamalarını içerir şekide rapor verilmiştir. Mahkememizce bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilerek denetimlerine sunulmuştur. Davalı vekili tarafından bilirkişi raporuna karşı sözleşme ilişkisi ve ödemelerin çekle yapılması gerekçesiyle kur farkı talep edilemeyeceği yönünde itiraz edilmiştir. Mahkememizce uyuşmazlığın doğrudan doğruya somut olayda kur farkı istenip istenemeyeceği noktasında olduğu anlaşılmakla işbu hususun aydınlatılması ile uyuşmazlığın çözüleceği tespit edilmiştir. Bu kapsamda bilirkişi raporunun da denetimi yapılmış ve dosya kapsamıyla genel olarak uyumlu olduğu sorunun hukuki izaha muhtaç olduğu değerlendirilmiştir. Bilindiği üzere kur farkı alacağının istenebilmesi için, taraflar arasında kur farkının ödeneceğine ilişkin bir sözleşmenin veya yabancı paraya endeksli bir ticari ilişkinin bulunması gerekir. Yabancı para üzerinden kurulan temel sözleşme ilişkisinde, fatura tarihindeki kur ile ödeme tarihindeki kur arasındaki fark varsa bu fark kur farkı alacağıdır. Bu nitelikteki bir alacağın istenebilmesi için uygulama ya da teamül aranmamaktadır. Kur farkı alacağı fatura tarihi ile ödeme tarihi arasındaki döviz kurundaki değişim ve oluşan farktan kaynaklanan alacak olduğundan ancak TL olarak istenebilir. Bu açıdan somut olaya bakıldığında taraflar arasındaki temel sözleşme ilişkisinin yabancı para (USD) cinsinden olduğu ve faturaların da yabancı para üzerinden düzenlendiği görüldüğünden diğer şartların varlığı halinde davacının davalıdan kur farkı alacağı talep edebileceği tartışmasızdır. Ancak bilirkişi raporunda ve dosyaya sunulan çek fotokopilerinden de açıkça anlaşılacağı üzere davalı tarafından ödemeler çekle yapılmıştır. Bir başka anlatımla satış sözlemesi gereği ödemelerin doksan günlük vadeli TL üzeriden düzenlenen çeklerle kabul ettiği tespit edilmiştir. Buna göre çek bir ödeme vasıtası olup, döviz üzerinden düzenlenmesi mümkün olduğu gibi, miktar hanesi verildiği andaki döviz satış kuru üzerinden hesap edilerek de doldurulabilir. Buna rağmen olayda olduğu gibi ödemeyi Türk Lirası üzerinden çek olarak kabul eden taraf bu aşamadan sonra kur farkı talep edemez. Binaenaleyh; davacının ödemeleri doksan gün vadeli Türk Lirası üzerinden keşide edilmiş çekler ile kabul ettiği ve ödemeyi bu şekilde ticari defterlerine işlediği anlaşılmakla işbu çeklerin veriliş tarihi itibarıyla borç ödenmiş/sönmüş sayılacağından kur farkı talebinin yerinde olmadığı sonuç ve kanaatiyle TMK'nın 6, HMK'nin 190.maddeleri nazarında ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiştir. ------- 6100 Sayılı HMK'nın 332/1 maddesine göre, 323. Maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1. maddesi gereğince tamamen aleyhinde hüküm verilen davalı taraf sorumlu tutulmuştur. Ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi ------ bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de yargılama gideri kapsamında davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.

HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davanın REDDİNE,
2-)Yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcının, peşin alınan 11.630,20 TL harcın mahsubuyla, bakiye 11.202,6‬ TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine,
4-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca ------- bütçesinden ödenen 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
5-)Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davalı vekili için karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1 maddesi uyarınca hesap ve takdir olunan 135.926,04 TL nispi vekalet ücretinın davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan avansın yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, )
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle; ------- Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 07/03/2024