T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/713
KARAR NO : 2024/436
DAVA : Tazminat ( Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 28/09/2022
KARAR TARİHİ : 13/06/2024
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız----- Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan ) davasında dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirkete ait -----plakalı araca 29/09/2020 tarihli kazada,----nezdinde trafik sigortası yapılmış olan----- plakalı aracın çarpması nedeniyle değer kaybı ver kazanç kaybı meydana geldiğini, işbu kazanın meydana gelmesinde trafik sigortası yapılan aracın %100 kusurlu olup bu hususun kaza fotoğrafları ve tutanaklar ile sabit olduğunu, bu nedenle değer kaybı bedelinin ödenmesi talebiyle taraflarınca davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığını ancak taleplerinin mesnetsiz iddialarla reddedildiğini, diğer davalılardan ----- plakalı kusurlu aracın maliki olduğunu, davalı ----- ise kaza esnasında bu aracın sürücüsü konumunda olduğunu, bu sebeple-----davacı şirkete ait araçta meydana gelen değer kaybı ile kazanç kaybından sorumlu olduklarını, taraflarınca arabuluculuk yoluna başvurulmuşsa da anlaşma sağlanamadığını, davalı sigorta şirketince trafik poliçesine binaen müvekkiline ait aracın değer kaybının karşılanmasının gerektiğini ve diğer davalılarca araç kazanç kaybı bedelinin ödenmesi gerektiğini beyan ederek bilirkişilerce esas değerlerin tespit edilmesi ile davalılardan belirsiz olan değer kaybı bedelinin şimdilik 5.000-TL'lik kısmının ve davalılar -----belirsiz olan kazanç kaybı bedelinin şimdilik 1.000-TL'lik kısmının, muaccel olduğu tarihten bu yana işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP:
Davalı-----vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddini talep ettiklerini, usul yönünden itirazında ise aktüerya raporuna göre davacının maluliyet tazminatının 150.298,61 TL olarak hesaplandığını ve bu doğrultuda sigorta şirketi tarafından davacıya 106.338,00 TL ödeme yapıldığını, davacının iddia ettiği maddi zararın miktarının belirli olduğunu, bu bakımdan davanın belirsiz alacak davası olarak açılması durumunda hukuki yarar yokluğundan davanın usulden reddi gerektiğini, esas bakımından itirazlarında, Kazaya karışan ----- plaka sayılı araç müvekkil şirket nezdinde Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası ile sigortalı olduğunu, müvekkili şirketin bu poliçedeki maddi zararlara ilişkin teminat limitinin kaza tarihi itibariyle araç başına 41.000,00-TL olduğunu, kaza kapsamında -----23/10/2020 tarihinde 650,00-TL ve tedarikçi ----- 11/11/2020 tarihinde 751,20-TL araç hasar tazminatı ödendiğini, değer kaybı talebine ilişkin yapılan inceleme neticesinde hasar alan parçaların ön tampon ve sol far olduğunun tespit edildiğini, araçta olduğu tespit edilen hasarın mini onarım ile giderildiğini, talebin ZMSS Genel Şartları eki Md. 2/1 gereği teminat dışında bulunduğunun tespit edildiğini, bu nedenle, değer kaybı ile ilgili herhangi bir hasar tazminatı ödenmediğini, ayrıca davacıya ait aracın davaya konu kazadan daha öncesinde bir kazaya karışıp karışmadığının ve aynı bölgeye hasar alıp almadığının tespitinin gerektiğini, davaya konu edilen aracın aynı yerde birden fazla hasarının olması, araç geçmişinde 3 ve daha fazla hasar olması hallerinde değer kaybı oluşmayacağını Yargıtay kararlarında da bu hususun açık olduğunu, beyan ederek açıklanan nedenlerle davanın usulden reddine, teminat dışı kalan taleplerin her durumda reddine, ret taleplerinin kabul edilmemesi halinde, belirtikleri esaslar dikkate alınacak şekilde bilirkişi incelemesi yapılmasını ve tarafların kusur durumu ile bakiye teminat limiti gözetilerek hüküm kurulmasını, yine talebin kabulü halinde, dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini beyan ve talep etmiştir. davacının dava dilekçesinde, araçta oluşan değer kaybı ile kazanç kaybının hangi somut vakıalar sonucunda ortaya çıktığı noktasında bir beyanda bulunmadığını, aracın hangi parçalarının değiştiği veya onarıldığını, bu parçaların daha önce de işlem geçirip geçirmediğini, araç kazanç kaybının hangi zaman dilimine ilişkin olarak talep edildiğini, aracın hangi amaçla kullanıldığı gibi vakıalara ilişkin olarak somut vakıaya dayalı olarak ispatlanabilir iddiaların dava dilekçesinde yer almadığını, zira yukarıda açıklanan hususlarla ilgili olarak delillere dayalı bir somutlaştırma da yapılamayacağını, bu kapsamda davacının dava dilekçesi dışındaki vakıa ve delilleri sonradan göstermesine muvafakatları bulunduğunu, davacının davasındaki taleplerinden her ikisini de belirsiz alacak davası olarak talep ettiğini, oysa ki davacı tarafın tacir olup talep konusu olan alacak tutarlarını net olarak belirleyebilecek durumda olduğunu, değer kaybı talebi yönünden, davacının talebini belirsiz alacak davasına konu etmesinde hukuki yararı bulunmadığını, davacının 2. el araç satışı yapan bir şirket olduğunu, aracın kaza sonucu 2. el değerinin hangi oranda düşeceğini belirleyebilecek durumda olduğunu, kazanç kaybının ise davacı şirkete ait aracın tamirat süresi ile aracın günlük getirisi üzerinden hesaplanacağını, bu bilgilerin tamamının davacı şirkette bulunduğunu, bu halde davacının dava değerini belirleyememesinin söz konusu olamayacağını, açıklanan nedenlerle belirsiz alacak davası açmasında hukuki yarar bulunmayan davacının davasının dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddinin gerektiğini, değer kaybı talebine yönelik olarak, değişen parçaların plastik aksam niteliğinde olmasından, araçta değer kaybı oluşmayacağını, değer kaybı varsa bile ayrıca aracın aynı bölgeden daha önce hasar alıp almadığı da araştırılarak sonuca gidilmesi gerektiğini, davacı vekilinin delil listesine ek olarak sunduğu bir adet CD boş olduğunun görüldüğünü, bu nedenle davacının delil listesinin dışında bir delilin bu aşamadan sonra dosyaya sunulmasına muvafakatleri bulunduğunu, davacının davasını ispatlayamadığından davanın reddini, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
Davalı -----Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesinde, araçta oluşan değer kaybı ile kazanç kaybının hangi somut vakıalar sonucunda ortaya çıktığı noktasında bir beyanda bulunmadığını, aracın hangi parçalarının değiştiği veya onarıldığını, bu parçaların daha önce de işlem geçirip geçirmediğini, araç kazanç kaybının hangi zaman dilimine ilişkin olarak talep edildiğini, aracın hangi amaçla kullanıldığı gibi vakıalara ilişkin olarak somut vakıaya dayalı olarak ispatlanabilir iddiaların dava dilekçesinde yer almadığını, zira yukarıda açıklanan hususlarla ilgili olarak delillere dayalı bir somutlaştırma da yapılamayacağını, bu kapsamda davacının dava dilekçesi dışındaki vakıa ve delilleri sonradan göstermesine muvafakatları bulunduğunu, davacının davasındaki taleplerinden her ikisini de belirsiz alacak davası olarak talep ettiğini, oysa ki davacı tarafın tacir olup talep konusu olan alacak tutarlarını net olarak belirleyebilecek durumda olduğunu, değer kaybı talebi yönünden, davacının talebini belirsiz alacak davasına konu etmesinde hukuki yararı bulunmadığını, davacının 2. el araç satışı yapan bir şirket olduğunu, aracın kaza sonucu 2. el değerinin hangi oranda düşeceğini belirleyebilecek durumda olduğunu, kazanç kaybının ise davacı şirkete ait aracın tamirat süresi ile aracın günlük getirisi üzerinden hesaplanacağını, bu bilgilerin tamamının davacı şirkette bulunduğunu, bu halde davacının dava değerini belirleyememesinin söz konusu olamayacağını, açıklanan nedenlerle belirsiz alacak davası açmasında hukuki yarar bulunmayan davacının davasının dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddinin gerektiğini, değer kaybı talebine yönelik olarak, değişen parçaların plastik aksam niteliğinde olmasından, araçta değer kaybı oluşmayacağını, değer kaybı varsa bile ayrıca aracın aynı bölgeden daha önce hasar alıp almadığı da araştırılarak sonuca gidilmesi gerektiğini, davacı vekilinin delil listesine ek olarak sunduğu bir adet CD boş olduğunun görüldüğünü, bu nedenle davacının delil listesinin dışında bir delilin bu aşamadan sonra dosyaya sunulmasına muvafakatleri bulunmadığını, davacının davasını ispatlayamadığından davanın reddini, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER : Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağı, Nüfus Kaydı, Ticaret Sicil Kaydı, Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağı, ----- Noterler Birliği Trafik Tescil Kayıtları, Hasar Başvuru ve Hasar Dosyası ile ZMMS Sigorta Poliçesi, Ekspertiz Raporu, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi Kayıtları, Kaza ve Kazalı Araç Fotoğrafları, Ödeme belgeleri, Bilirkişi Raporları, Dosyadaki Sair Bilgi ve Belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ, VAKIALAR NEZDİNDE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI:
Dava , Maddi Hasarlı Trafik Kazası Nedeniyle davacının maliki/işleteni olduğu araçta meydana gelen hasara bağlı olarak oluşan değer kaybı ile ikame araç bedeli zararının, 6102 Sayılı TTK'nin 1401 vd. ile 1483. maddesi gereğince düzenlenen ZMMS Poliçesi teminatı kapsamında sigortalı araç sürücüsünün kusur durum ve oranına göre 2918 sayılı KTK'nin 85/son, 91 ve 86/1 maddeleri gereğince ZMMS kapsamında davalı sigorta şirketi ile 2918 Sayılı KTK'nin 85/1,son, 86/1, 88/1 maddeleri gereğince malik/işleten ve 6098 Sayılı TBK'nin 49 vd maddeleri gereğince haksız fiil sorumlusu sürücü sıfatıyla davalı gerçek kişiden tahsili edilmesi istemine ilişkindir.
6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi yollamasıyla davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle resen gözetilmesi gereken 2918 Sayılı KTK'nin 97 maddesi kapsamında sigortaya başvuru, zorunlu arabuluculuk, genel dava şartlarının incelenmesi ve değerlendirilmesine müteakip ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve dava şartı zorunlu arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığından bu kez sulh teşviki yapılmasına karşın duruşmada hazın bulunan tarafların vekillerinin sulh yoluyla çözümü tercih etmediklerinin anlaşılması üzerine tahkikata geçilerek tahkikat işlemleri ve delillerin incelenmesi tamamlanarak tahkikat bitirilmiş ve karar duruşmasına katılan davacı vekilinin ve davalı işleten şirket vekilinin son sözleri de dinlenip zapta yazılarak aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.
Somut olaya geçmeden önce dava konusu olayın hukuki temeli ve uyuşmazlığın çözümüne etki edecek yasal düzenlemelere kısaca değinmekte yarar vardır.
6102 sayılı TTK'nin 1401. maddesinde sigorta sözleşmesi düzenlenmiştir. 1409. maddede, sigortacının sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olduğu, 1459. maddede, sigortacının sigortalının uğradığı zararı tazmin edeceği, 1461. maddede, sigortacının sorumluluğunun sigorta bedeli ile sınırlı olduğu hususlarına yer verilmiştir.Bilindiği üzere haksız fiil ise öğretide; Hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmaktadır. Haksız fiilin unsurları ise eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak gösterilmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğmalı, zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ile zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6 ve 6100 Sayılı HMK'nin 190. maddelerinie göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı, haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır. 6098 Sayılı TBK'nin 50.maddesine göre de zarar gören ,zararını ve zarar verenini kusurunu ispat yükü altındadır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur” aynı Yasa'nın 85/1. Maddesinde“bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı Yasa'nın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiştir. 86/1. Maddesi “işletenin, mücbir sebepten veya zarar görenin ya da üçüncü kişinin ağır kusurundan, zararlı sonucun ileri geldiğini ispat etmesi şartıyla sorumluluktan kurtulacağı" hükümlerini içerdiği, aynı yasanın 88. maddesinde ise “Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.” düzenlemesi ile motorlu araçların işletilmesi neticesi üçüncü kişinin zarar görmesi durumunda o aracın işleteni, aracın sürücüsü ve varsa teşebbüs sahibinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, ayrıca birden fazla kişinin zararı tazminat ile yükümlü olması durumunda zarar görene karşı müteselsil sorumlu oldukları belirtilmiştir. Bu haliyle Karayolları Trafik Kanunu, trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasını benimsemiştir. Kaza tarihinde yürürlükte olan Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir.
Yukarıda açıklanan yasal düzenlemelerden anlaşılacağı üzere, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır. Bu sebepledir ki, sigorta şirketinin sorumluluğu, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunması halinde sözkonusu olup poliçe limitiyle sınırlıdır. Zira, kanunun emredici hükmü gereği yaptırılan zorunlu trafik sigortalarında sigortacı, işletene düşen hukuki sorumluluğu teminat altına aldığına göre, ancak işletenin sorumlu olduğu oranda zarardan sorumlu olacaktır. İşletene hukuken yükletilemeyen zarardan, onun sorumluluğunu teminat altına alan sigortacının sorumlu tutulması da mümkün değildir. Zira sigorta şirketinin sorumluluğu 2918 Sayılı KTK'nin 86/1. maddesi gereğince işletenin eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusuru oranında poliçe limitiyle sınırlıdır. Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir.
Hasar onarım bedeli yönünden; Yargıtay'ın istikrar kazanmış uygulamasına göre davalının sorumlu olacağı gerçek zarar miktarının saptanması bakımından, davaya konu kazanın oluş biçimine göre hasar görmesi kaçınılmaz olan araç parçaları ile bu hasarların onarımı için gerekli parça ve işçilik bedellerinin belirlenmesi, hasar onarım bedeline göre tamirin ekonomik olup olmadığı ve tamirin ekonomik olmadığının tespiti halinde araç sovtaj bedeli ile aracın kazadan önceki rayiç bedelinin belirlenip gerçek zarar tutarının hesap edilmesi gerekmektedir. Değer kaybı ise, aracın trafik kazası sonucu hasarlanıp, onarılmasından sonraki değeri hiç hasarlanmamış haldeki değeri arasındaki farka ilişkin olup, değer kaybının hesabında aracın modeli, markası, özellikleri, yapılan onarım işlemleri, kilometresi, olay tarihindeki yaşı, tarafların iddia ve savunmaları ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek kaza öncesi hasarsız ikinci el piyasa rayiç değeriyle kaza meydana geldikten ve tamir edildikten sonraki ikinci el piyasa rayiç değeri arasındaki farka göre değer kaybı zararının hesaplanması ilke olarak kabul edilmiştir. (Yargıtay -----.HD'ni 15/03/2018 T----- sayılı ilamı) İkame araç bedeline gelince; Davaya konu kaza nedeniyle davacının aracında oluşan hasarın onarımı için gerekli makul sürede, davacının ikame araç temin etmek ve suretle masraf yapmak zorunda kalacağı, bu zararının da tazmininin gerektiği, davalılardan istenen araç mahrumiyet zararını yönünden talep edilen araç mahrumiyetine ilişkin zararın belirlenmesinde hasara uğrayan aracın markası, özellikleri ve model yılı ile aracın gördüğü hasarın ağırlığı ve hasara uğrayan bölgeleri, hasarın giderilmesinde kullanılan parçaların niteliği dikkate alınarak objektif olarak hasara uğrayan aracın onarımı için gerekli süre ve emsal aracın ikamesinin kullanımı için ödenecek ücret ile bu aracın kullanılamadığı süre içerisinde elde edilen yararlar dikkate alınarak sözkonusu zararın kapsamı belirlenmesi gerekmektedir. Bu zararının da tazmininin gerektiği açık olmakla birlikte; bu zararın, kazadan kaynaklanan dolaylı zarar mahiyetinde olduğu ve davalı trafik sigortacısının sadece doğrudan zararlardan sorumlu olduğu, bu zararın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ve poliçe özel şartları uyarınca teminat kapsamında bulunmadığının hüküm tesisinde dikkate alınması gerekir. Sonuç itibarıyla araç mahrumiyet bedeli, ihtiyaçları için aracı kullanamamaktan doğan bu süre içinde davacının aynı nitelikteki araç için (ikame araç) ödemesi gereken bedeldir. (Yargıtay -----. HD ----- sayılı ilam),
Yukarıdaki yapılan genel açıklamalar, toplanan deliller ve yapılan yargılama ışığında somut olaya baktığımızda; 29/09/2020 tarihinde -----davacı şirketin adına kayıtlı ve işleteni olduğu dava dışı sürücü ----- uhdesinde olduğu anlaşılan -----plaka sayılı park halindeki hususi otomobil ile davalı şirketin işleteni , davalı gerçek kişinin sevk ve idaresindeki-----plaka sayılı çekicinin (tır) karıştığı maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiştir. Kazaya sebebiyet verdiği ileri sürülen ------plakalı çekicinin kaza tarihini kasar şekilde davalı sigorta şirketine 26/08/2020-26/08/2021 başlanğıç - bitiş tarihli araç başına 41.000,00 TL limitli karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı olduğu anlaşılmıştır. Meydana gelen trafik kazası sonucunda ;2918 sayılı KTK'nin 81/2 maddesinde düzenlenen 'Yalnız maddi hasar meydana gelen kazalarda, kazaya dahil kişilerin tümü, yetkili ve görevli kişinin gelmesine lüzum görmezlerse, bunu aralarında yazılı olarak saptamak suretiyle kaza yerinden ayrılabilirler' hükmü gereği kaza sonucunda kazaya karışan araç sürücüleri tarafından Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 152/2 maddesinde açıklanan şekilde görüşlerinin de yazılı olduğu Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağının bir örneği dosyaya mübrezdir. Bu tutanağa göre davalı sürücünün kazada kusurun kendisinde olduğunu beyan ve kabul ettiği görülmektedir. Davacı şirket tarafın KTK'nin 97.maddesi gereğince davalı sigorta şirketine başvuru yaptığı anlaşılmış olup davalı sigorta şirketi tarafından oluşturulan hasar dosyası ve poliçe örneği de celbedilmiş olup davalı sigorta şirketi tarafından kaza nedeniyle hasar onarımı için bir miktar ödeme yapıldığı görülmüştür. Buna göre somut olayda uyuşmazlığın temelinin meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle doğrudan kusur, değer kaybı ve hususi nitelikteki aracın tamir süresince ikame araç bedeli üzerinde yoğunlaştığı ve kusur oranının tespitine bağlı olarak; değer kaybının ve tamir süresinde ikame araç bedelinin aydınlatılması ile uyuşmazlığın aydınlanacağı aşikardır. Mahkememizce; haksız fiil sorumluluğu kusurun ispatına bağlı olması, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun da kusura dayalı olması, kusurun ve zararın ispatı da davacıya ait olmasına göre HMK'nin 266 vd maddeleri gereğince teknik bilgi gerektiğinden dosya alanında uzman bir bilirkişiye verilerek kazaya karışan sürücülerin kusur durum ve oranı, hasar, değer kaybı bedeli ve ikame araç bedeline ilişkin rapor düzenlenmesi istenmiştir. ---- Bölge Adliye Mahkemesi Bilirkişilik Bölge Kurulu listesinden resen seçilen Makine Mühendisi Bilirkişi ----- tarafından hazırlanan 23/02/2023 tarihli raporda özetle ; ---- plakalı araca--- tarafından ----- poliçe numaralı Z.M.S.S. Poliçesi ile sigortalı --- çekiciye bağlı ----plaka sayılı dorsesi ile manevra sırasında çarparak hasar verdiği, -----plaka sayılı çekicinin sürücüsünün %100 (8/8) oranında asli kusurlu olduğu, mevcut kaza sebebiyle ---- plakalı ------marka ve modeldeki aracın 1 adet sol farının yenilendiği, ön tamponunun boyanıp tamir görerek onarılmış olduğu, bu onarımın 3 iş günü içinde tamamlanabileceği, toplam onarım bedelinin parça, malzeme ve işçilik dahil iskontolu KDV'li 1.518,20-TL hasar bedelinin belirlendiği tarih itibariyle serbest piyasa koşullarında kadri maruf olduğu,---- tarafından hasar dosyası ile ilgili ---- plakalı araçtaki hasarın tazminine yönelik olarak toplamda 1.401,20-TL ödeme yapıldığı, Onarım süresi olan 3 iş günü için araç yokluk bedelininn onarım tarihi itibariyle benzer özelliklerde araç kiralama bedeli olan 200,00-TL/gün 'den toplam 600,00-TL bedelde olacağı, Hasar dosyasında onarımı ile igili yer alan bilgi ve belgeler dikkate alındığında onarımı sonrasında değer kaybı olmadığı görüş ve kanaatine ilişkin rapor verilmiştir. Mahkememizce bilirkişi rapor taraf ve taraf vekillerine tebliğ edilmiş ve vaki beyan ve itirazlar gözetilerek raporun hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olmadığı anlaşılmakla aynı konuda farklı bir bilirkişiden rapor düzenlemesi istenmiştir. Bu kez Makine Mühendisi bilirkişi ---- tarafından düzenlenen 16/01/2024 tarihli raporda ise özetle ----plakalı --- marka, ------model araçta oluşan değer kaybı bedeli ve kazanç kaybı bedellerinin:
DEĞER KAYBI BEDELİ= 3.000,00 TL
KAZANÇ KAYBI BEDELİ = 2.250,00 TL olarak belirlenmiştir.
Davalı tarafların, dosya içeriğine sunulmuş herhangi bir Ödeme dekontunun bulunduğuna dair bir belge yapılan
incelemelerde görülememiştir.
C-) Bu bilgiler dâhilinde ---- plakalı --- marka, -----tipi, ----- model araçta oluşan Değer Kaybı bedeli ve Kazanç Kaybı bedeli için, derdest davaya konu ettiği
ve davalıların tazmin etmesini istediği toplam zararının, “ayrıntıları yukarıda açıklanan nedenlerle: Değer Kaybı Bedeli = 3.000,00 TL (Davalı sigortacının sorumluluğu 41.000 TL ye kadar olduğu ve herhangi bir ödemenin bulunmadığı) Tutardan 2 nolu davalı sigortacının, (3.000,00 TL Değer Kaybı Bedeli + 2.250,00 TL Kazanç Kaybı Bedeli)] = 5.250,00 TL Tutardan---- ve ---- nolu davalıların sorumlu olabileceği yönünde görüşlerini ve hesabı içeren rapor verilmiştir. Bilirkişi raporu da taraf vekillerine tebliğ edilmiş ve davalı itirazlar kuşkusuz gözetilmiştir. Ne var ki yapılan itirazlar; bilirkişi raporlarının takdiri delil oluşu da gözetildiğinde, ek rapor ya da yeniden farklı bilirkişiden rapor alınmasını gerektirir nitelikte görülmemiştir. Filvaki, her alınan bilirkişi raporunun uyuşmazlıkların çözümünü uzattığı ve zorlaştırdığı da uygulamada bilinen bir gerçektir. Burada hemen ifade edilmelidir ki; davacı vekiline bilirkişi delili yönünden HMK'nin 324/1 maddesi gereğince avans yatırılması için kesin süre verilmiş ise de, verilen kesin sürenin Yargıtay uygulaması gereğince anılan yasanın aradığı şekil şartlarına tam olarak uygun olmadığı, özellikle davalılar yönünden de aynı süre içinde belirlenen delil avansının vezneye yatırılabileceğinin ve sonuçlarının ihtar edilmediği gibi; haksız fiilden neşet eden işbu uyuşmazlıkta mahkemeye erişim ve hukuki dinlenilme hakkı kapsamında ara kararın tekrar edilmesi gerekmiştir. Bu husus bir yana bilindiği üzere 6100 Sayılı HMK'nin 32/1 maddesine göre yargılamanın sevk ve idaresi hakime verilmiş bir yetki olup, aynı yasanın 266/1 ve 281/3 maddeleri gereğince bilirkişi deliline hakim resen başvurabileceği gibi, gerçeğin ortaya çıkması için yeniden bilirkişi atayabileceği de bedihidir. Bu halde de giderlerin nasıl ödeneceği ve hakime verilen yetkiler aynı yasanını 325.maddesinde açıkça gösterilmiştir. Dolayısıyla davalı işleten şirket vekilinin usule ve yargılamaya ilişkin bu yöndeki beyan ve itirazları hukuken yerinde görülmemiş; bu gerekçelere göre ileri sürülen hakimin reddi istemi de HMK'nin 41.maddesi gereğince doğrudan geri çevrilmek zorunda kalınmıştır. Bu açıklamalardan sonra tekrar olayımıza dönersek; öncelikle kaza fotoğraflarından çıplak gözle dahi görüldüğü üzere; ilk bilirkişi raporunda belirlenen kusur dağılımının olaya uygun olduğu , bilirkişi raporunun her yönüyle gerekçeli , denetime açık, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olduğu anlaşılmış ve buna göre davaya konu kazada davalı gerçek kişinin KTK 84/f maddesinde yer alan 'Doğrultu değiştirme manevralarını yanlış yapma' asli kuralı ihlali nedeniyle kazada % 100 oranında tam kusurlu olduğu tespit, tayin ve takdir edilmiştir. (TBK, 74, HMK,266 vd, 282, Yargıtay ----.HD.----- Buna göre kusur ispatlandığı için maddi tazminat taleplerinini tespiti gerekecektir. Dosyada hasara ilişkin ekspertiz raporu bulunduğu ve buna bağlı olarak davalı sigorta şirketi tarafından hasar ödemesi yapıldığı vazıhtır. Bu açıdan yeri gelmişken hemen ifade edilmelidir ki; Sigorta eksperlerinin hukuki statüsü ve sigorta eksperleri tarafından tanzim edilen raporların hukuki niteliği 5684 sayılı Sigortacılık Kanununda düzenlenmiştir. Kanunun 2/1-n maddesinde sigorta eksperlerinin tarafsız ve bağımsız olduğu, aynı kanununun 22/13 fıkrasında sigorta eksperlerinin tarafsız olmak zorunda olduğu, yine aynı kanunun 22/17 fıkrasında eksperler tarafından düzenlenen raporların delil niteliğinde olduğu yönündeki düzenlemeler dikkate alındığında sigorta eksperleri tarafından düzenlenen raporların yargılama aşamasında itibar edilecek türden bir belgedir. Bu kapsamda hasar onarım bedeli ve değer kaybı ve ikame araç bedeli için ikinci bilirkişi raporunda belirlenen miktarların da gerek ekspertiz raporu, gerekse dosyadaki sair bilgi ve belgeler nezdinde olaya uygun ve yerinde olduğu, anılan bilirkişi raporunda belirlenen toplam zarar tutarlarının kazaya ve dosyaya uygun ve kaza gününün piyasa rayiçlerine göre de belirlenen başta araç değeri ve değer kaybı olmak üzere iki günlük onarım süresi ve günlük araç kiralama bedelinin ayrı ayrı kadri maruf ve makul olduğu ve böylece davalıların yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler uyarınca gerçek zararı tazmin etme sorumluluğu altında oldukları sonuç ve kanaati hasıl olmuştur. (AY.138/1) Zira günümüz/kaza koşullarında ikinci el araçların kaportasında en küçük bir çiziğin bile değer kaybı oluşturduğu halde; mahkememizce kaza fotoğraflarından ve diğer delilerden doğrudan doğruya müşahede edildiği üzere mevcut hasar nezdinde araçta değer kaybı oluşmadığının kabulü mümkün görülmemiştir. Davacı vekili tarafından dava HMK'nin 107.maddesi kapsamında belirsiz alacak davası olarak açıldığından ve bilirkişi raporuna göre alacak tam ve kesin olarak belirlendiğinden HMK'nin 107/2 maddesi gereğince verilen süreye göre talep artırılmış ve harç tamamlanmıştır. Binaenaleyh, dosyada mukim gerekçeli ,hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olduğu için kusur yönünden benimsenen ilk, değer kaybı ve ikame araç bedeli yönünden ikinci makine mühendisi bilirkişi raporlarına göre davacının davasını özellikle; TBK,49, 50/1, 74/1, KTK , 85/1-son, 90, 91/1, 86/1 , 88/1 ,97, 99/1 Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları temelinde TMK, 6 ile HMK ,187/1, 190,198, 266 vd, 282, maddeleri esaslarına göre hasar ve değer kaybı ve ikame araç bedeli tazminat taleplerinin esası yönünden açıkça ispat ettiğinin tespitiyle beraber; taleple bağlılık ilkesi gereği gereği tüm davalılar yönünden yasal faiz uygulanmasının gerekmesi, davalı gerçek kişi ve davalı işleten şirket yönünden kaza tarihinin temerrüt tarihi oluşu, davalı sigorta şirketi yönünden ise başvuruya bağlı olarak oluşan temerrüt tarihi, poliçe limiti ve vaki talep artırım işlemi ile özellikle davalıların taleplerden ayrı ayrı hukuken sorumlulukları ve miktarları gibi hususlar tek tek irdelenmek, denetlenmek ve gözetilmek suretiyle davacının davasının kısmen kabulü ile; a-3.000,00 TL değer kaybı tazminatın davalı gerçek kişi ve davalı işleten şirket yönünden kaza/ haksız fiil/ temerrüt tarihi olan 29/09/2020 tarihinden ; davalı sigorta şirketi yönünden ise 2918 sayılı KTK'nin 97 ve 99/1 maddelerine göre temerrüt tarihi olarak belirlenen 17/02/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte; (davalı sigorta şirketinin araç başına maddi 41.000,00 TL poliçe teminat limitiyle sınırlı/sorumlu olması kaydıyla) tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ( 2.000,00 TL) ilişkin talebin/davanın reddine, b-2.250,00 TL ikame araç bedeli (araç mahrumiyet bedeli) tazminatının kaza/ haksız fiil/ temerrüt tarihi olan 29/09/2019 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte; davalı gerçek kişi ve davalı işleten şirketten müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında 6100 Sayılı HMK'nın 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden sorumluluk, aynı yasanın 326/1,2,3 maddeleri gereğince tarafların haklılık durumu ve oranı (kabul-ret) esas alınarak belirlenmiş; davalılar ise yapılan tüm giderler ortak olduğundan tamanından kendi oranları ve hüküm miktarı gözetilerek sigorta şirketi yönünden harç sınırlandırılmak suretiyle müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmuşlardır. Bu kapsamda Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de kabul ve ret oranına göre yalnızca davalı şirketler yönünden başvuru zorunlu olduğundan ve bunlar yönünden arabuluculuğa gidildiğinden davacı ve davalı şirketler yönünden karşılıklı olarak alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 26 ve 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davanın Kısmen Kabul; Kısmen Reddine,
2-)a-3.000,00 TL değer kaybı tazminatın davalı gerçek kişi ve davalı işleten şirket yönünden kaza/ haksız fiil/ temerrüt tarihi olan 29/09/2020 tarihinden ; davalı sigorta şirketi yönünden ise 2918 sayılı KTK'nin 97 ve 99/1 maddelerine göre temerrüt tarihi olarak belirlenen 17/02/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte; (davalı sigorta şirketinin araç başına maddi 41.000,00 TL poliçe teminat limitiyle sınırlı/sorumlu olması kaydıyla) tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ( 2.000,00 TL) ilişkin talebin/davanın reddine,
b-2.250,00 TL ikame araç bedeli (araç mahrumiyet bedeli) tazminatının kaza/ haksız fiil/ temerrüt tarihi olan 29/09/2019 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte; davalı gerçek kişi ve davalı işleten şirketten müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
3-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 102,47 TL harç ve tamamlama harcı olarak yatırılan 428,00 TL harcın mahsubuyla artan 102,87 TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine,
4-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen kabul edilen miktar (%72) üzerinden hesaplanan 1.158,62 TL arabuluculuk ücretinin davalı şirketlerden müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye gelir kaydına,
5-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ret edilen miktar (%28) üzerinden hesaplanan toplam 441,38 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
6-)Davacı tarafından yapılan 80,70 TL başvurma harcı, 102,47 TL peşin harç, 428,00 TL tamamlama harcı ve 11,50 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 622,67 TL harçtan oluşan yargılama giderinin (davalı sigorta şirketinin 2/3'ünden sınırlı sorumlu olması kaydıyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
7-)Davacı tarafından yapılan 858,00 TL posta ücreti, 3.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 4.358,00 TL yargılama giderinin davanın kabul (%0,72) ve ret (%0,28) oranına göre 3.155,79 TL yargılama giderinin davalılardan (davalı sigorta şirketinin 2/3'ünden sınırlı sorumlu olması kaydıyla) müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerine bırakılmasına,
8-)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1,13/2 maddeleri uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 3.000 TL nispi vekalet ücretinin tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen; 2.250,00 TL nispi vekalet ücretinin ise yalnızca davalı gerçek kişi ve davalı işleten şirketten müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
9-)Davalı şirketler kendilerini ayrı ayrı bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre işbu davalılar vekilleri için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 3/2 , 13/1, 13/2 maddeleri uyarınca ret edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 2.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı şirketlere müştereken (1/2 ) verilmesine,
10-)Davalı şirketler tarafından kendilerini vekille temsil ettirmek dışında (HMK'nin 323/1/ğ) yapılmış başka bir yargılama gideri bulunmadığından işbu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
11-) Davalı gerçek kişi tarafından yapılmış hiçbir yargılama gideri bulunmadığından işbu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
12-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, ) Dair; davacı vekilinin, davalı ---- vekilinin yüzüne karşı, diğer davalı ----- vekilinin ve davalı ----- yokluğunda ;6100 sayılı HMK'nin 341(2) maddesi gereğince karar tarihi itibariyle kararının kabul ve ret edilen miktarlar yönünden ayrı ayrı karar tarihi itibarıyla ( 5.250,00 TL / 2.000,00 TL < 28.250,00 TL ) İstinaf kanun yoluna başvuru sınırının altında kaldığı anlaşılmakla kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!