T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/695
KARAR NO : 2024/90
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 24/09/2022
KARAR TARİHİ : 01/02/2024
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ----- Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan), davasının yapılan açık yargılaması sonunda, dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacılardan ... malulen emekli, engelli bir ahçı olup, ----- eşi olan diğer davacının ise ev hanımı olduğunu, müvekkillerinin biri engelli 17 ve 14 yaşında olan 2 çocuklarıyla birlikte yaşadıklarını, ----- ailesi yaklaşık 7 yıldır müvekkillerinin ikamet yeri olarak görünen ancak halihazırda davalı ve beraberindekilerce yağmalanmış olan konutta yaşamını sürdürmeye çalışan mazbut bir aile olduğunu, davalı ise önceleri müvekkillerinin oğlu -----daha sonraki aşamada tüm aileyi tesiri altına alan ve bir suç örgütü olduğunu düşündükleri çetenin üyesi olup işledikleri suçlar sayesinde elde ettikleri haksız belgelere dayalı olarak müvekkillerinden alacağı olduğundan bahisle takip işlemi başlatan davaya konu icra takibinin alacaklısı olduğunu, müvekkillerinin uzunca bir süreden beri davalı ve beraberindeki birtakım kişiler tarafından alıkonulmak, işkence, yağmalama, tehdit, şantaj ve hakaret ile, bunlarla birlikte anılacak pek çok suçtan mağdur edildiklerini, bu kapsamda ikamet adreslerindeki bulunan konutlarının yağmalandığını, ellerinden alınmış, yaratılan korku ortamı nedeniyle evlerine uğrayamaz ve konutlarını fiilen kullanamaz müvekkillerinin büyük oğlu ---- pilot adayı olduğunu, ------ aile bütçesine yük olmamak maksadıyla ihtiyaç duyduğu bir telefonu internetten yaptığı araştırmalar sayesinde çok uygun fiyatta satın aldığını, daha sonra bu telefonun gerçek veya yan sanayi olup olmadığını anlayabilmek için akrabalarından birisinin yanında çalışan ve bu işlerden anlayan ----- adlı kişiye gösterdiğini, ---- telefonun orijinal olduğunu anlayınca ----- ücreti mukabilinde telefonu satın alabileceğini söylemiş ve satın aldığını, bu işten kendisine göre bir miktar kar elde eden -----elde ettiği karla aynı yerden (----- bulunan ---- birkaç telefon daha alıp yine------ sattığını------bu alış verişten sonra, ------aynı iş yerinde çalışan----- adlı kişiye götürerek ikisi birden ------finanse edebileceklerini ve bu tarz telefonlar getirmesi halinde satın alabileceklerini söylediklerini, bir süre daha bu meyanda cereyan eden alışverişler sonrasında------ genelinin kamu görevlilerinden oluştuğu vefakat, dosyalardan anlaşıldığı kadarıyla illegal ticari işlerle iştigal ettikleri anlaşılan yakın çevresiyle görüştürdüğünü, bunlardan birisi de davalının kendisi olduğunu, ilerleyen aşamalarda davalı, -----kuzeni olan ve ---- ilinde öğretmenlik yaptığı anlaşılan -----adlı kişinin çeşitli ticari ilişkiler içerisinde olduğu anlaşılan-----Merkez) Adilyesi Hakimi -----, ----- ilinde J.Astsb olarak görev yapan ------ve ailesi, ------benzer ticari ilişkiler içerisinde olduğu anlaşılan -----ve kendisini ------ mensubu olarak tanıtan fakat, yapılan araştırmalar neticesinde ----- Müdürlüğünde görevli olduğu anlaşılan Emniyet Görevlisi -----ile bunlarla irtibatlı olan ayrıca bir kısmının da avukatlığını yapan ----- barosu avukatlarından avukat ... ve yine bunlarla iltisaklı bazı kişilerle doğrudan veya dolaylı olarak görüştürdüğünü, bu kişilere de aynı yol ve yöntemlerle telefon getirmeye ikna ve icbar ettiklerini, ancak, bir süre sonra----verilen siparişlerin kendisinin çapını aştığından bahisle sipariş almak istemediğini söylemiş ise de, özellikle davalı ve iştirakçileri ---- götürmek suretiyle Av. ------ait hukuk bürosunda ona çeşitli tehditlerde bulunarak, onu bu işe devam etmesi için zora koştuklarını, bu tehditlere boyun eğmek zorunda kalan ------ satın alabileceği ucuz telefon bulamayınca, bu defa davalı ve yukarıda adı geçen kişiler, -----telefonların normal piyasa değerindeki parayı ya da sipariş edilen miktardaki telefonları getirmesini, aksi halde başına kötü şeyler geleceğini, kendisini pilotluk okulundan attırabileceklerini ailesi ve kız arkadaşının da çeşitli yöntemlerle cezalandırılacağı yönünde tehditlerde bulunduğunu, bu sebeple korkuya kapılan-----, ne yapıp edip bahse konu kişilerin taleplerini yerine getirmeye başladığını, ancak bu defa da ticaret kendisinin aleyhine işlediğini, bu yolla oluşan açıktan ötürü-----tesir edilen kişilerin büyük patron olarak tanımladıkları ve davalının şeriklerinden bir kısmının da avukatlığını yapan avukat ----- eşi hakim-----ilk olarak sözde zararının karşılanması için-----ailesinden 600-700 bin TL kadar bir para istemesini talep ettiklerini, olan bitenden habersiz olan ailesine bu konuyu söyleyemeyen ---- kendisinin bir kusuru olmadığını söylemeye çalışsa da, davalı ile ----- ve beraberindekiler -----mütemadiyen bilinmeyen yerlere götürüp, fiziki ve sözlü işkence ve tehditlerle haksız taleplerini kabul ettirmeye çalıştırdıklarını, söz konusu kişilerin haksız saldırıları dur durak bilmediğinden en son olarak 17.05.2022 tarihinde gerçekleştirilen operasyonla anılan kişiler hakkında yasal işlemler başlatıldığını, konutun yağmalanmasından kaynaklı taraflarınca açılan Tapu İptali ve Tescili davası -----Asliye Hukuk Mahkemesinin------Esas numaralı dava dosyasıyla halen derdest olduğunu ayrıca, davalı ve beraberindekiler hakkında taraflarınca gerçekleştirilen şikayet neticesinde -----CBS'lığının ------Soruşturma Sayılı dosyasıyla suç duyurusu yapıldığını ilaveten kamu görevlisi olan iştirakçiler hakkında disiplin yönünden gereği yapılmak üzere ----Valiliği, ----- Valiliği, Adalet Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, ----- Barolar Birliği ve HSK gibi kurumlara idari şikayetlerde bulunulduğunu, davalı ve iştirakçileri ellerindeki evlerini vererek olayların yatışacağını uman müvekkillerinin yakasını bırakmadıklarını, bu kapsamda davalı ile ------ isimli şahıslar ile isimlerini halen öğrenemedikleri bir kaç kişi daha 24.02.2022 tarihinden itibaren müvekkillerinin evlerine zorla girip çıkmaya başladıklarını ve ölümle tehdit ettiklerini, davalı ile -----başta olmak üzere bu tehditlerde bulunanların tamamı ------ bu işe devam etmesini aksi takdirde işlerin çığrından çıkacağı tehdidinde bulunduklarını ayrıca her geliş gidişlerinde gerek ---- gerek müvekkili ----- gerekse de müvekkili----- tarihsiz ve bedelsiz onlarca senet imzalattıklarını, müvekkilleri kendilerine imzalatılmak istenen senetleri imzalamayınca da davalı ve beraberindekiler müvekkili ---- ile oğlu ----- 11.05.2022 tarihinde eve giderken, yolda çevirmek suretiyle zorla arabaya bindirerek, ----Mahallesi Muhtarlığının bir civarında bulunan ----- adlı iş yerine götürdüklerini, olay yerine müvekkili ------çağırarak hazırladıkları toplam 1.050000 ''Bir milyon elli bin '' TL lik senetle birlikte çok sayıda bedelsiz senedi müvekkillerine zorla imzalattıklarını beyan etmiş, hukuka uygun olarak kurulmayan sözleşmeyle bağlı olmayan borçlunun somut olaydaki gibi hukuka aykırı olarak oluşturulan belgeyle borçlu olduğu söyleneyemeyeceğini, bu itibarla takibin iptali, borçlunun borçlu olmadığının tespiti ve takip alacaklısına aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini icra takibinin tedbirin durdurulmasına, dava konusu icra takibinin iptali ile davacıların borçlu olmadığının tespitine, davacıların evi dahil tüm malvarlığı davalı ve beraberindekiler tarafından yağmalandığından ve ayrıca geçimini sağlamak için malul aylığından başka bir geliri olmadığından yargılama giderleri açısından dava sonunda haksız çıkacak taraftan tahsil edilmek üzere HMK 334 vd. hükümleri gereği müvekkillerin adli müzeharet taleplerinin kabulüne, kötü niyetli olan davalının yüzde yirmiden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP:
Davalı 08/12/2022 tarihli ön inceleme duruşmasında; "Ben açılan davayı ve dava dilekçesinde öne sürülen iddiaları kabul etmiyorum. Ben bir özel şirkette temizlik görevlisi olarak çalışırım. Ben davacıların oğlu ------ için babasının hesabına 455.000,00 TL para göndermiştim. Dava konusu bonoyu bana davacılar bu para nedeniyle imzalayıp vermişlerdir. Söz konusu bono tamamen mevcut borç ilişkisi ve rıza ile düzenlenerek verilmiştir. Beni davacılar çeşitli terör örgütleri ile ilişkilendirip çeşitli şikayetler yapmışlar ve davalar açmışlardır. Ancak bu şikayetler ve davalar haksız ve yersizdir. Bu nedenlerle davacılarla benim de anlaştığım bir husus yoktur. Alacağım sabittir. Dava haksızdır. Reddini talep ediyorum. " şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davalı 12/12/2022 tarihli beyan dilekçesinde ise özetle; Davacıların davasında ileri sürdüğü tüm iddiaların haksız ve tamamen kötü niyetli olduğunu, davacının iddialarının tamamına itiraz ettiklerini, dava dilekçesinde ileri sürülen iddiaların tamamı tamamen kurguya dayalı olup davacılar kendilerini ve oğulları olan dava dışı ----- ve aklamak gayesi güttüğünü, kendisi ve diğer dava dışı mağdur kişileri içine düşürdükleri bu vahim olalar zinciri karşısında tamamen kendilerini haklı konuma getirebilmek için sözde zorla senet imzalattırıldığı hikayesi arkasına sığınıp borçlu bulunmadıklarına dair bu menfi tespit davasını açtıklarını, davacıların oğlu olan -----yakın arkadaşı ------ vasıtasıyla tanıdığını, akıllı telefon siparişi ve talep ettikleri parayı hesaplarına aktarmadan önce bende tanımak istedim ve buluştuk. ----- buluşma yerine ---- marka üzerinde ------ ismi ve logosu olan içerisinde şoförü bulunan araç ile geldiğini, aracın kendisinin olduğunu ve iki adet daha bu şekilde araçların hava yollarında çalıştığını beyan ettiğini, kendisinin Bakan ----- manevi oğlu olduğunu bakan sayesinde uçuş okuluna yazıldığını ve Pilot yazar ------ hocası olduğunu, okul ödemelerinde yardımcı olduğunu ve aynı zamanda aile dostu olduğunu söylediğini, arkadaşı ----- olduğu için güvendiğini ve çeşitli tarih aralıklarında davacı ...----- hesabına toplamda 455.000-TL'lik TL havale yaptığını, ------ yazılacak yazı ile hesap hareketlerinden anılan miktarları gönderdiklerinin sabit olduğunu, bundan sonraki dönemlerde çeşitli kişilere yükü miktarlarda telefon getirme vaadinde bulunduğunu ve para topladığını çevrelerinden duyunca dolandırıldığını anladıklarını ve verdikleri paraları kurtarmaya/geri almaya çalıştığını ama ------ tarafından sürekli oyalandıklarını, borçların kendi borcu diyerek senetleri hiçbir baskıya maruz kalmadan kendi hür iradesiyle imzaladığını, açıklanan nedenlerle diğer tüm sebepler çerçevesinde, davacı yanın haksız ve dayanaksız tamamen kötü niyetli davasının reddine, yargılama masrafları ve avukatlık ücretinin davacı yana yüklenmesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.Davalı 08/12/2022 tarihli ön inceleme duruşmasında; "Ben açılan davayı ve dava dilekçesinde öne sürülen iddiaları kabul etmiyorum. Ben bir özel şirkette temizlik görevlisi olarak çalışırım. Ben davacıların oğlu ----- için babasının hesabına 455.000,00 TL para göndermiştim. Dava konusu bonoyu bana davacılar bu para nedeniyle imzalayıp vermişlerdir. Söz konusu bono tamamen mevcut borç ilişkisi ve rıza ile düzenlenerek verilmiştir. Beni davacılar çeşitli terör örgütleri ile ilişkilendirip çeşitli şikayetler yapmışlar ve davalar açmışlardır. Ancak bu şikayetler ve davalar haksız ve yersizdir. Bu nedenlerle davacılarla benim de anlaştığım bir husus yoktur. Alacağım sabittir. Dava haksızdır. Reddini talep ediyorum. " şeklinde beyanda bulunmuştur.
DELİLLER : ---- İcra Dairesinin ----- Esas Sayılı Dosyası, Tarafların Nüfus Kayıt Örneği, Esd Araştırma Tutanağı, ---- CBS ----- Soruşturma Sayılı Dosyası,-----CBS'nin----- soruşturma sayılı dosyası , İfade Tutanakları, ---- Görüşmeleri, Banka Dekontları Adi Ortalıklık sözleşmesi, ----Kayıtları, Tanık Beyanları, Dosyadaki Sair Bilgi Ve Belgeler.
TANIK (DAVACI TANIĞI) ...; 'Ben davacıları komşum olması nedeniyle tanırım, kendileri benim 5-6 yıldır alt komşum olurlar, kendileriyle çok yakın ilişkim yoktur, evlerine gidip gelmişliğim de yoktur, zaten ben ------Şehir Hastanesi'nde memur olarak çalıştığım için fazla vaktim de yoktur, ancak davacıları genel komşuluk ilişkileri ve özellikle apartmanda yönetici olduğum için biliyor ve tanıyorum, ben huzurda bulunan davalıyı ilk defa burada gördüm, kendisini tanımıyorum, ben yaklaşık 2 yıl önce hatırlamadığım bir gün akşam hava kararmak üzereyken apartmana bir kişinin girdiğini gördüm, bu kişi 40 yaş üzerinde saçı uzun bağlı erkek bir şahıstı, bu şahısla ben apartman girişinde karşılaştım ve bana ----- hanımı sordu ve ben kendisine onların evde olmadığını söyledim, çünkü o süreçte sürekli birileri apartmana gelip davacıları götürüyorlardı, bu sırada dışarda da iki kişi daha bekliyordu, benim sözüme rağmen kendisi beni dinlemeyerek eve yukarı çıkmış ve ben de bir süre sonra evime doğru çıkarken zile bastım ve adamın içeri girdiğini gördüm ve davacı kadını gideceğiz diye tehdit ettiğini duydum, hatırladığım kadarıyla sizi döverim gideceğiz diyordu, ben gelince davacıları götüremedi ve adam aşağı tekrar indi, ben bunun üzerine ----hanımı alıp evime götürdüm ve sakinleştirmeye çalıştım, bu sırada ----Bey evde yoktu, büyük oğlu ----- evdeydi, bu süreçte sürekli evin etrafında birileri gelip gidiyordu ve arabayla götürüyorlardı, ben kendilerine nereye gittiklerini sorduğumda; bizi tehdit ediyorlar ve senet imzalattırıyolar demişlerdi, bunlar aile olarak şok yaşadığı ve strese girdiği için ne yapacaklarını bilememişler ve tehditlerden yıldıkları için çeşitli senetler imzalamak zorunda kalmışlar, yine bir gün ---- hanım bana ağlayarak telefonla kendilerini -----olarak faaliyet gösteren evimizin arkasındaki yere götürdüklerini ve tehdit ettiklerini söylemiş ve ne yapacağımı sormuştu, bende bunun üzerine polisi aradım ve polis senet imzalarken suç üstü yaptığını öğrendim, bu sırada telefon açık olduğu için ben duyuyordum, çocuğuna ve kadına tecavüz edeceklerini söylüyorlardı, ben, bana sormuş olduğunuz senedin imzalanmasına bizzat şahit olmadım, bu senedin taraflarını da bilmiyorum, bu senedin benim anlattığım olay günü imzalanıp imzalanmadığını da bilemiyorum, benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir. Davacı vekilinin isteği üzerine tanıktan soruldu: davacılar sosyal ve ekonomik olarak orta sınıfın altında insanlardır aşırı bir harcamaları ve borçlanmaları söz konusu değildir, kendi hallerinde yaşayıp geçinen insanlardır dedi. 'şeklinde beyanda bulunmuştur.
TANIK (DAVACI TANIĞI) -----; 'ben davacıların komşusu olurum zira aynı mahallede oturuyoruz, biz çocuklarımız aynı sınıfta okuduğu için birbirimizi 9 yıldır tanıyoruz, ben huzurda bulunan davalıyı ise 1 kez gördüm, geçen yıl Nisan ayında davacı kadın benim evime sığındı ve baştan bir şey anlatamadı, kendisinin tehdit edilerek senet imzalatılmaya çalıştığını söylemişti, eğer senet imzalamazsan sana ve çocuklarına kötülük yapacaklarını bana anlattı, bu sırada üstü başında soğuk olmasına rağmen mont filan yoktu ve terlikle gelmişti, birkaç gün geçince kendisi tehdit etmeleri nedeniyle evine gidemiyordu, bir süre sonra ----- ve eşi de benim evime geldi, ben evlerine kıyafet almaya gittim daha sonra----- isimli bir cafede----- çağırdıkları için ben gittim, orada 4 kişi bulunuyordu, şuan huzurda bulunan şahıs davacı kadın ile aynı masada oturdu ve bu sırada polisler geldi, benim şahit olduğum olay budur, ancak ben o gün masada bazı kağıtlar olduğunu görmüştüm, bunların senet olduğunu sanıyorum. Bu sırada polisler geldi ve olaya müdahale ettiler, ben bana sormuş olduğunuz senedi görmedim, benim olayla ilgili görgüm ve bilgim bundan ibarettir dedi. Davacılar vekilinin isteği üzerine soruldu: ben cafede tarafları gördüğümde yaklaşık 10-15 metre civarında bulunuyordum, ben arkadaşım ----- takip ediyordum çünkü kendilerine birşey yapmalarından endişe ettiğim için orada bulunuyordum, taraflar masaya oturduğunda davalının ----doğru elini kaldırdığını gördüm, benim gördüğüm kadarıyla bu el hareketi davacı kadın üzerinde baskı ve tehdit amacıyla yapılmıştır, daha önce ben davacıların birilerine borcu olduğunu hiç duymamıştım, kendilerinin kimseye borcu yoktu, benim bildiğim kadarıyla oğulları-----pilotluk okuyordu, bildiğim kadarıyla ----- Havalimanında uçuyordu, dedi. Tanıktan lüzüma binaen soruldu: duruşmaya gelmeyen diğer tanık benim eşim olur, kendisinin şahit olduğu olaylar da benim anlattıklarıma benzer şeylerdir, ayrıca ben yabancı uyruklu olmakla birlikte 16-17 yıldır Türkiye'de yaşıyorum ve Türkçeye yeterince hakimim, dedi 'şeklinde beyanda bulunmuştur.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ, VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI:
Dava, 6100 Sayılı HMK'nin 106 ve 2004 Sayılı İİK'nin 72/1-3 maddeleri gereğince Açılmış Menfi Tespit ( Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) İstemine İlişkindir.
6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322. maddeleri gereğince basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle resen gözetilmesi gereken başta HMK'nin 114 ve 115.maddeleri gereğince dava şartları ile harç, sıfat gibi hususlar incelenmek ve değerlendirilmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve HMK'nin 320/2 maddesi gereğince vaki sulh davetine rağmen duruşmaya katılan davacı vekilinin ve davalının uyuşmazlığı sulh yoluyla çözmek istemediklerine yönelik beyanları üzerine tahkikata geçilerek, deliller toplanmış, tahkikat işlem ve incelemeleri yerine getirilip tamamlanmış ve araştırılacak bir husus kalmadığı tespit edilerek, son duruşmada hazır bulunan taraf vekillerinin sözlü açıklamaları da dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.Dava; 2004 Sayılı İİK'nin 72.maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup, davanın dayanağı ----. İcra Dairesinin ------Esas dosyası UYAP sistemi üzerinden getirtilerek incelenmiştir. Dosya kapsamı ve icra dosyası üzerinde yapılan incelemede;25/01/2022 düzenleme tarihli düzenleyen borçlusu ... , aval veren (kefil) ... ,alacaklı/lehtarı ... olan 01/02/2022 ödeme tarihli 455.000,00 TL bedelli nakden kayıtlı bonoya dayalı olarak davalı alacaklı tarafından davacılar aleyhinde kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığı anlaşılmıştır. Davacıların bono üzerindeki imzalara bir itirazı olmayıp; dayanak bononun baskı ve tehdit sonucu zorla alındığı, alacaklıya gerçekte borçlarının olmadığını ileri sürerek eldeki davayı açtıkları anlaşılmaktadır. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere ve iddianın öne sürülüş biçimine göre olaya kambiyo hukukunun uygulanacağı açıktır. Bu nedenle menfi tespit davası, menfi tespit davasında ispat hakkı ve kambiyo hukukunun gündeme geleceği de tartışmasızdır. Bu nedenle maddi olayın daha iyi anlaşılması için, bir kısım yasal düzenlemelere değinilmesi ve hukuki açıklamalar yapılması uygun olacaktır.Bilindiği üzere senette borçlu olarak gözüken kimse senet borçlusu konumunda bulunmadığının tespiti amacıyla cebri icra tehdidi ile karşı karşıya ise, icra takibinin yapılmasından önce; süresi içinde ödeme emrine karşı imzaya itiraz yoluyla itirazda bulunmayı ihmal etmiş ve takip kesinleşmişse, takibe başlanılmasından sonraki evrede sahtelik davası açabilir, böyle bir sahtelik davası hukukî niteliği itibariyle 2004 sayılı İİK'nin 72’de düzenlenmiş olan menfi tespit davasıdır (----). Davacı tarafından varlığı inkâr edilen bir hukukî ilişkinin mevcut olmadığının tespiti için açılan davaya menfi (olumsuz) tespit davası denir . (------).Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Eş söyleyişle kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir (------ ).İspat hakkı ise, adil yargılanma ve hukuki dinlenilme hakkının bir gereği olup, yasalarımızda düzenlenmiştir. İspatın konusu, uyuşmazlığın çözümünde etkili olan, tarafların anlaşamadığı ve çekişmeli olan vakıalardır. Herkesçe bilinen vakıalar ile ikrar edilmiş olan vakıalar ise, çekişmeli olmadığından ispat konusu değildir. Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesine göre "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 190.maddesi gereğince de, "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir."Menfi tespit davalarında da, HMK'nin ispata ilişkin genel kuralları geçerlidir. Bu davalarda davacı taraf, borçlu olmadığını iddia ettiğine göre, olumsuz bir durumun ispatı mümkün olmadığından, kural olarak ispat yükü alacaklıya aittir. Başka bir ifade ile, menfi tespit davasında hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü alacaklıdadır. Bununla beraber, davacının iddiasına göre ispat yükünün yer değiştirmesi de mümkündür. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel ilişkiden doğan talep hakkına ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır. (Bkz. Y.HGK'nun 12.10.2011 Tarih ----- sayılı ilamları) Bu nedenle kambiyo senetleri hakkında açılan menfi tespit davalarında, senedin dayanağı olduğu ileri sürülen hukuki ilişki ile senet metnindeki borç sebebi karşılaştırılarak, ispat yükünün kime düşeceği belirlenir. Kural olarak menfi tespit davasında davacı, dava konusu borcun hiç doğmadığını davalı ile arasında hiçbir hukuki ilişki bulunmadığını ileri sürerse ispat yükü davalıya aittir. Zira hukuki ilişkinin varlığını ileri süren davalıdır. Ancak davacı hukuki ilişkinin varlığını kabul edip başka bir nedenle geçersiz olduğunu (ya da sona erdiğini) ileri sürerse, bu durumda ise ispat yükü davacıdadır. Davacı bu durumda, varlığını kabul ettiği hukuki ilişkinin sona erdiğini ileri sürmekle ispat yükünü de üzerine almış olur (Bkz. Y. HGK'nun 05.11.2013 Tarih ----- sayılı ilamı). Ne var ki, menfi tespit davalarında ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davalı tarafta olmakla beraber, alacak bir senede bağlanmış ise, bu durumda ispat yükü yer değiştirir. Başka bir ifade ile bu durumda senet nedeniyle borçlu olmadığını iddia eden davacı, iddiasını ispat etmek zorunluluğundadır.
Senede karşı mutlak defiler ise senet hamili olan herkese karşı ileri sürülebilir. Gerek doktrinde ve gerekse uygulamada “imzanın sahte olması”, “senet metninde sahtekarlık (tahrifat) yapılmış olması”, “borçlunun borçlanma ehliyetinin bulunmaması”, “senette zorunlu şekil koşullarının bulunmaması”, “imza sahibinin temsil yetkisinin bulunmaması”, “senedin zamanaşımına uğramış bulunması” vb. defiler senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup, her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilen mutlak def’i olarak kabul edilmektedir.(Hukuk Genel Kurulunun 04.03.2015 gün ve------). Yapılan açıklamalardan sonra Kambiyo senetlerine dayalı olarak başlatılan takiplerde imzaya itiraz konusuna değinmek gerekirse, bu husus 2004 sayılı İİK’nin 170. maddesinde düzenlenmiştir. Ancak bu inceleme icra hukuk mahkemelerindeki yapılan incelemeye yönelik olup HMK atfı içerir. Borçlunun, kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ileri sürerek açtığı menfi tespit davası esasında maddi hukuk anlamında bir itiraz sebebine dayanılarak açılmaktadır. Bu kapsamda hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit davalarında, uyuşmazlık temel ilişkiden değil, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan kaynaklanmaktadır. Bu davalarda, kural olarak, davacının iddiası çoğu kez tüm senet ilgililerine karşı öne sürülebilen mutlak def’îlere dayanmaktadır. Örneğin; kambiyo senedinin zorunlu şekil şartları içermemesi, kambiyo alacağının zamanaşımına uğraması, vadeyi beklemeden istemde bulunulması, ciro zincirindeki kopukluk, başvuru hakkının yitirilmiş olması, senette yazılı kısmi ödeme açıklaması, sorumsuzluk kayıtları ya da işbu olayda olduğu gibi bir kambiyo taahhüdünün senet yapma iradesindeki bozukluk nedeniyle sahibini bağlamayacağı yönündeki iddialar hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit talebinin konusunu oluşturur. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nin 37.maddesi hükmü uyarınca da korkutma nedeniyle yapılan akitler bağlayıcı olmayıp baştan itibaren geçersizdir. Korkutma, bir kimsenin yapmak istemediği bir hukuki işlemi yapmadığı takdirde kendisinin veya yakınlarının zarara uğrayacağı tehdidiyle sözleşme yapılmasına razı olmasını sağlayan haksız eylemdir.Yukarıda yapılan açıklamalar ve yapılan yargılamaya göre somut olaya gelince; dava konusu 25/01/2022 düzenleme tarihli düzenleyen borçlusu ... , aval veren (kefil) ... ,alacaklı/lehtarı ... olan 01/02/2022 ödeme tarihli 455.000,00 TL nakden bedelli bononun imzalarının sıhhati konusunda bir itilaf olmayıp söz konusu bononun hukuk ve hayat tecrübelerinden hareketle emsallerine göre unsurların tam gösterir şekilde düzgün ve okunaklı bir el yazısıyla düzenlendiği görülmektedir. Davacılar tarafından benzer iddialar ile -----CBS nezdinde suç duyurusunda bulunulmuş ve-----CBS tarafından ----- soruşturma ------Karar sayılı dosyasından kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiş ve işbu karar kesinleşmiştir. Yine davalı ve dava dışı şahıslar hakkında dava dilekçesinde olaylardan mülhem Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan yapılan şikayet sonucunda ----- CBS'nin------ soruşturma sayılı dosyası üzerinden davalı ve diğer şüpheliler hakkında takipsizlik kararı verilmiştir. Mahkememizce HMK'nin 203(1)/ç madde ve fıkrası ve de davalının muvafakatı gereği davacıları tarafından gösterilen tanıklardan ikisi dinlenmiştir. Dinlenen tanıkların beyanlarının senedin düzenlenme sürecine ilişkin olduğu ve aynı iddiaların CBS tarafından değerlendirildiği gibi dosyada bulunan ifade tutanakları ve özellikle aynı olaylara ilişkin aynı gün polis memurlarınca hazırlanıp taraflarca imzalanan 11/05/2022 tarih 23.10 saatli tutanağa göre olayların ve senedin deyim yerindeyse temize çekildiği, olayların ve senedin tarafların gönül rızasına bağlandığı tespit edilmiştir. Buna göre tanık beyanlarının soyut ve olayı dramatize eden beyanlar olduğu anlaşıldığından ve dinletilmesi istenen tanığın dinlenen tanığın eşi olması da gözetilerek uyuşmazlık korkutma iddiası yönünden tamamen aydınlandığından tanığın dinlenmesine gerek görülmemiştir. (HMK,241,30,198,) Böylece dava konusu senedin 6098 sayılı TBK'nin 37. maddesi hükmü uyarınca da korkutma nedeniyle düzenlediği iddiasının sübut bulmadığı anlaşılmıştır. Dava konusu senet dolayısıyla davacıların borçlarının olmadığına yönelik iddiaya gelince; davaya konu bonoda ihdas nedeni olarak nakden kaydı bulunmakta olup, davalının da alacağına karşılık senet düzenlendiğini beyan etmesine göre davalı tarafından ihdas nedeni talil edilmediğinden ispat külfetinin yer değiştirmesine yol açmayacağı (Yargıtay ----HD 24.03.2021 tarih-----sayılı ilamı), ispat külfetinin icra takibine konu bonodan dolayı borçlu olmadıklarını ileri süren davacılar üzerindedir. Zira Kambiyo senetleri sebepten mücerret olduğundan borçlu olunmadığının ispat yükümlülüğü davacı borçluya aittir. Karine olarak bir kambiyo senedinin mevcut bir borcun ifası veya itfası amacıyla verildiği kabul edilir. Kambiyo senetleri birer ödeme aracıdır. Borçlu, bononun başka bir amaçla verildiği yönündeki iddiasını yazılı delil ile ispatlamalıdır. Bu konuda tanık dinletilmesi de mümkün değildir. (Yargıtay ----HD------) Davacıların bono üzerindeki imzalarını inkar etmediği anlaşılmakla, davacıların ileri sürdüğü bedelsizlik iddiasını 6100 Sayılı HMK'nin 200 ve 201. maddesine göre sadece yazılı belge / senet ile ispat etmesi gerekmektedir. Ne var ki davacılar tarafından buna ilişkin yazılı bir belge getirilmemiş, soyut bir kısım itham ve iddialar ispat vasıtası olarak kullanıldığından işbu bedelsizlik iddiasının da ispat edilemediği sonuç ve kanaati hasıl olmuştur. Delillerin inceleme sırasına göre davacılar vekili tarafından dava dilekçesinde yemin deliline dayanıldığı görülmekle birlikte; davada ileri sürelen iddialar TCK'nin 148/2 ve 156/1 maddeleri gereğince suç teşkil ettiğinden (davalı olaya ilişkin soruşturmalar geçirmiştir ) davalıyı ceza soruşturma ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacağından 6100 Sayılı HMK'nin 226 (1)- c maddesi gereğince yemin delili ile ispat hakkı hatırlatılamamıştır. Binaenaleyh; davacılar tarafından usulüne uygun olarak ispat edilemeyen davanın esastan reddine karar verilmiştir. (AY.9, 36 ,138, 141, TMK, 1/1,2, 6 , İİK,72/1,3, TBK,1, 27, 37, 38, TTK,4/2, 645 vd,776 vd, HMK, 25, 27, 29, 30 240, 241 vd. 187/1, 190, 198, 200, 201, 203/1-ç, 226/1-c, TCK, 148/2, 156/1,) 6100 Sayılı 332/1 maddesine gereğince; davacılar adli yardımdan yararlandırıldığından HMK'nin 339 maddesi gereğince ertelenen aynı yasanın 323. maddesinde sayılan yargılama yargılama giderlerinden, 326/1. maddesi gereğince tamamen aleyhine hüküm verilen davacılar sorumlu tutulmak suretiyle; 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davanın REDDİNE,
2-)Davacılar Adli yardımdan yararlandığından dava ve karar tarihi itibariyle alınması gereken 80,70 TL başvuru harcı ve 427,60 TL peşin harç ile devlet bütçesinden yapılan 297,00 TL posta ücreti olmak üzere toplam 805,30 TL yargılama giderinin davacılardan alınarak hazineye irad kaydına,
3-)Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davalı vekili için karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1 maddesi uyarınca takdir ve hesap edilen 69.700,00 TL nispi vekalet ücretinin ve 60,80 TL vekalet harcının davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
4-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına) Dair; taraf vekillerinin yüzlerine karşı ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle -----Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!