WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 02 Temmuz 2026

İSTANBUL ANADOLU 13. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/945
KARAR NO : 2024/220

DAVA : Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 22/12/2020
KARAR TARİHİ : 21/03/2024

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız----- Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davasında dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Huzurdaki davanın davalı tarafından davacı aleyhine haksız ve kötü niyetli olarak başlatılan icra takibine ilişkin açıldığını, davacı tarafından sunulan hizmet karşılığında alınan davalı şirkete 5.000'er TL lik 1 Mayıs ve 5 Mayıs 2020 tarihli iki adet fatura kesildiğini, davalı şirketin 8 günlük yasal süre içerisinde faturalara itiraz etmediğini, faturalara itiraz etmeyen ve fatura bedelini ödeyen davacı şirketin haksız ve kötü niyetli olarak icra takibi başlattığını, davalı şirketin herhangi bir alacağının olmamasına rağmen icra takibi başlattığını, huzurdaki dava tarihi itibari ile mevcut olmayan borca karşı icra takibinin haksız ve kötü niyetli olarak başlatıldığını, mahkemece tespit edilecek oran uyarınca icra müdürlüğüne yatırılacak olan teminat uyarınca dava sonuçlanıncaya kadar icranın tehirine karar verilmesini, haksız ve kötü niyetli olarak başlatılan icra takibine karşılık en az %20 kötü niyet tazminatına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP /TALEP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının borçlu olmadığının tespitini talep ettiği icra dosyasına konu alacağın, davalı şirketin ticari işletmesi ile ilgili bir alacak olmadığını, icra takibine konu alacağın ticari bir işten kaynaklanan bir alacak da olmadığını, davalı şirket tarafından davacının sebepsiz zenginleştiği belirtilerek davacıya 23.06.2020 tarihinde ihtarname keşide edilmesi ve iş bu ihtarname ile davacı tarafından davalı şirkete iade edilmeyen meblağın iadesinin istenmesi üzerine; davacının haksız şekilde elinde tuttuğu parayı iade etmemek için bir kılıf aradığını ve gerçeği yansıtmayan faturalar tanzim ettiğini, davalı şirkete davacı tarafça ödeme öncesi veya sonrası yapılmış bir fatura tebliği bulunmadığını, bu nedenle davacının faturaların tebliğ edildiği, davalı şirketin 8 gün içinde itiraz etmediği ve hatta kabul ederek ödediği iddialarının tamamen hayal ürünü olduğunu, davacının iddiasının aksine, faturaların davalı şirkete tebliği de söz konusu olmadığını, 06.11.2019 tarihinde, davalı şirketin ------ İBAN numaralı hesabından, 949 Ada 75 Parsel’de yer alan taşınmaza ilişkin kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapılacağına güvenilerek, davacının----- İBAN nolu hesabına, "949 ada 75 parsel kat karşılığı mukavele" açıklaması ile 10.000,00 TL gönderildiğini, ancak davacının, davalı şirket şirket ile 949 Ada 75 Parsel’de yer alan taşınmaza ilişkin kat karşılığı inşaat sözleşmesini akdetmekten imtina ettiğini, yapılan ödemeyi de iade etmediğini, tahakkuk etmemiş sözleşmeye güvenilerek davacıya ödenmiş olan 10.000,00 TL’nin iadesi davacıdan talep edildiğini, iade edilmemesi üzerine de -----. İcra Müdürlüğü, -----Esas sayılı dosyası ile davacı aleyhine icra takibine geçildiğini, davalı şirketin 10.000,00 TL'si halen haksız şekilde davacı uhdesinde olduğunu, arz ve izah olunan nedenlerle, davacının davasının tümü ile reddine, takibin durdurulması yönündeki tedbir talebinin reddine, davacının İİK 72/4. md. Gereği %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.

DELİLLER : ------. İcra Dairesinin ----- Esas sayılı dosyası, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, ----- Ticaret Odası Ticaret Sicil Kayıtları, Nüfus Kaydı, Tarafların Vergi Dairesi Mükellef Kayıtları ile 2020 Yılı BA-BS Formları, 06/11/2019 tarihli Banka Dekontu, Teknik Şartname ve ekleri, Faturalar, Ticari Defter ve Belgeler, Bilirkişi Raporu, Tanık, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.

TANIK (DAVALI TANIĞI) ---- -; 'Ben davalı şirkette yaklaşık 20 yıldır çalışırım. Halen muhasebe bölümünde görev yaparım. - şirket inşaat sektöründe faaliyet göstermekte olup, davacı ---- -- -- da hissedarı olduğu bir taşınmaz üzerine kat karşılığı inşaat yapmak üzere anlaşma yapılmıştı. Kendisi bu sözleşme kapsamında şirketten kira karşılığı olmak üzere bir miktar para talep etmişti. Zira yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesinin yapılacağı yerde bina bulunuyordu, davacı da bu binada oturuyordu veya hisesi vardı. Bu hususu tam hatırlamıyorum ancak dediğim gibi bu para kendisine inşaatın yapılma sürecindeki kira ücreti için ödenmişti. Daha sonra bu sözleşme yapılamadı. Karşı taraf başka bir firma ile sözleşme yaptılar. Bu nedenle bizim şirket davalıya ödediği parayı geri istedi. Olay bundan ibarettir. Davacı tarafından kesilen fatura dava açıldıktan sonra düzenlenmiştir kaldı ki davacı ile --- şirket arasında herhangi bir hizmet alım sözleşmesi bulunmadığı gibi bu yönde fiili bir iş de söz konusu değildir. Benim bildiğim kadarıyla ---- mimar olduğunu duydum. Ancak dediğim gibi davacı --- şirkete herhangi bir mimarlık hizmeti vermemiştir. Dedi. Davalı vekili tarafından -----. Başlıklı kat planı olduğu anlaşılan bir kısım belge örneği sunuldu. Alındı dosyasına konuldu.Davalı vekili tarafından tanıktan soruldu: Davacı ile -- şirket arasında kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince hazırlanan etüt projeye göre kendisine bir daire düşüyordu. Bu dairede en üst kattaki numarasını hatırlamadığım dairedir. Avukat hanım tarafından dosyaya sunulan belgelerdeki imzada davacıya aittir. Bu imzalar benim önümde atılmıştır. Şirkette bütün ödemeleri muhasebe sorumlusu olarak ben yaparım. Yapılan sözleşmelerden ve içeriğinden de daima bilgim olmaktadır. Davacıdan bir hizmet alınsaydı mutlaka da bir bilgim olurdu. Ben davacıya dava konusu parayı yapılan bu ön sözleşme ve etüt projedeki daire paylaşımı ve bu paylaşıma davacının imza koyması nedeniyle göndermiştim. Benim dava konusu olayla ilgili bilgim bundan ibarettir, 'şeklinde beyanda bulunmuştur.

TANIK (DAVALI TANIĞI) ---- ; 'Ben davacı ---- - -- ismini duydum, ancak kendisini hiç görmedim, davalı şirketi ise iyi bilirim zira şirket ortağı 35 yıllık arkadaşım olan ------, ben Gayrimenkul alım satım ve taşınmazlara ilişkin sair işler yapıyorum, davalı şirket de inşaat sektöründe faaliyet gösterdiğinden kendileriyle iş ve arkadaşlık ilişkim bulunmaktadır, davalı şirket ----- caddesi üzerinde kentsel dönüşüm kapsamında bir inşaat işi almıştı, bu aldığı inşaat işi daha doğrusu eski bina benim annemlerin oturduğu binanın hemen karşısında yakınında bulunan bir binaydı, bu nedenle bana ----- bey bana konuyu anlatmıştı, bu süreçte hatta kat malikleriyle görüşmede birkaç defa bende bulunmuştum, daha sonra bana bu binada oturan bir kişinin sözleşme imzalanmadan önce inşaatın yapılması sırasında kira için para istediğini ve babasının talebiyle de verdiklerini söylemişti, ancak bu kişinin davacı olup olmadığını ben bilemiyorum, ben davacının ne iş yaptığını da bilmiyorum ancak duyduğuma göre mimarlık yapıyormuş dedi.
Lüzumuna binaen tanıktan soruldu: davacı, davalı şirkete mimarlık hizmeti vermesi mümkün değildir zira davalı şirket yıllardan beri mimarlık konusunda---- isimli kişi ve şirketiyle çalışmaktadır, ayrıca benim bana sormuş olduğunuz faturalara ilişkin bir bilgim de yoktur, ancak ----- bey'in ve muhasebecisinin kira için ödedikleri bu parayı verdikleri kişiden istediklerini biliyorum hatta buna ilişkin telefon görüşmelerine şahit olmuştum. Daha sonra davalı şirketin bahsettiği kentsel dönüşüm inşaatını alamadığını ve bu binanın başka bir şirketle anlaştığını biliyorum, hatta bu şirket binayı bitirmek üzeredir benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir.'şeklinde beyanda bulunmuştur.

İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ VE VAKIALARA GÖRE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI :
Dava, 6100 Sayılı HMK'nin 106 ve 2004 Sayılı İİK'nin 72/1-3 maddeleri gereğince açılmış Menfi Tespit ( Ticari İlişkiden Kaynaklanan) İstemine İlişkindir. 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322. maddeleri gereğince basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle resen gözetilmesi gereken başta HMK'nin 114 ve 115.maddeleri gereğince dava şartları ile harç, sıfat gibi hususlar incelenmek ve değerlendirilmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve daha önce dava tarihi itibarıyla ihtiyari olarak gidildiği kabul edilen arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığı anlaşılmakla bu kez HMK'nin 320/2 maddesi gereğince vaki sulh davetine rağmen duruşmaya katılan taraf vekillerinin uyuşmazlığı sulh yoluyla çözmek istemediklerine yönelik beyanları üzerine tahkikata geçilerek, deliller toplanmış, tahkikat işlem ve incelemeleri yerine getirilip tamamlanmış ve araştırılacak bir husus kalmadığı tespit edilerek, son duruşmada hazır bulunan taraf vekillerinin sözlü açıklamaları da dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.Dava; 2004 Sayılı İİK'nin 72.maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup, davanın dayanağı-----İcra Dairesinin ----- Esas dosyası UYAP sistemi üzerinden getirtilerek incelenmiştir. Dosya kapsamı ve icra dosyası üzerinde yapılan incelemede; davalı tarafından davacı aleyhinde 30/06/2020 tarihli banka dekontu ile gönderilen paranın sebepsiz zenginleşme nedeniyle iadesi için genel haciz yolu ile takip başlatıldığı anlaşılmıştır.Bilindiği üzere Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Eş söyleyişle kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir (------ ).
İspat hakkı ise, adil yargılanma ve hukuki dinlenilme hakkının bir gereği olup, yasalarımızda düzenlenmiştir. İspatın konusu, uyuşmazlığın çözümünde etkili olan, tarafların anlaşamadığı ve çekişmeli olan vakıalardır. Herkesçe bilinen vakıalar ile ikrar edilmiş olan vakıalar ise, çekişmeli olmadığından ispat konusu değildir. Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesine göre "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 190.maddesi gereğince de, "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir." Menfi tespit davalarında da, HMK'nin ispata ilişkin genel kuralları geçerlidir. Bu davalarda davacı taraf, borçlu olmadığını iddia ettiğine göre, olumsuz bir durumun ispatı mümkün olmadığından, kural olarak ispat yükü alacaklıya aittir. Başka bir ifade ile, menfi tespit davasında hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü alacaklıdadır. Davaya konu olayda da takibin dayanağı banka dekontu olması ve dekontta yapılan açıklamaya göre ispat yükünün davalı alacaklı üzerinde olduğu açıktır.Yapılan açıklamalar, anılan yasal düzenlemeler, toplanan deliller ve yapılan yargılama sonucunda somut olaya bakıldığında; davalı alacaklı görünen şirket tarafından davalı -borçlu görünen gerçek kişi aleyhinde ----- İcra Dairesi'nin ----- Esas sayılı dosyasından30/06/2020 tarihli banka dekontu ile gönderilen paranın sebepsiz zenginleşme nedeniyle iadesi için genel haciz yolu ile takip başlatıldığı, takibin kesinleştiği ve bunun üzerine eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Mahkememizce taraflarca gösterilen ve olaya özgü tüm deliller toplanmıştır. Somut olayda uyuşmazlığın çözümü için takibin kaynağına ve dayanağına göre davacının davalıya borcunun bulunup bulunmadığının tespit edilerek uyuşmazlığın izale edilmesi gerekmiştir. Bu kapsamda öncelikle taraflar arasında ticari hizmet ilişkisi bulunduğu ve bu kapsamda faturalar düzenlendiği ,takibin temelinin ise bu ilişki çerçevesinde yapılan ödemede mi kaynaklandığı , yoksa hizmetin yerine getirilmemesi nedeniyle gönderilen paranın iade edilmesinin gerekip gerekmediği gibi hususların aydınlatılmasının gerektiği anlaşılmakla, 6102 Sayılı TTK'nin 83-85 maddeleri ve 6100 Sayılı HMK'nin 222. maddeleri kapsamında inceleme gün ve saati belirlenerek tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş ve bu minvalde dosya bilirkişiye tevdi edilmiştir. ----- Bilirkişilik Bölge Kurulu Listesinden resen seçilen SMMM ---- tarafından hazırlan 21/08/2021 tarihli raporda özetle taraflanın ticari defter ve belgelerinin usulüne uygun olarak tutulduğu ve delil kabiliyeti bulunduğu, buna göre davacının 10.000,00 TL alacağının bulunduğu, daha sonra banka hesabına gönderilen 10,000,00 TL miktarın geçte olsa tahsilat olarak kaydedildiği ve böylece alacak bulunmadığı, davacının davalıya iki adet fatura düzenlediği ve bunları BS olarak vergi dairesine beyan ettiği, davalı tarafın işbu faturaları iade etmediği gibi ,BA olarak beyanda da bulunmadığı yönünde tespit ve görüşlerini içeren rapor verilmiştir. Mahkememizce bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliği edilerek vaki beyan ve itirazlar değerlendirilmiştir. Ayrıca uyuşmazlığın çözümü için taraflar arasındaki fiil ve hukuk ilişkiler yönünden tanıklar da dinlenmiştir. Ayrıca davacı isticvap edilerek olaya ilişkin beyanı alınmıştır. Gerek tanık beyanları gerekse isticvap beyanına göre tarafların davacının da kat maliki olduğu ---- - 949 ada 75 parsel üzerindeki ----- Apartmanın kentsel dönüşüm kapsamında yeniden yapılması işi için hukuki ve ilişki içinde oldukları , davacının davalı şirkete bu kapsamda mimarlık hizmeti verdiği , davalı müteahhit şirketin diğer kat malikleri ile anlaşma sağlanamadığından müteahhitlik işini alamaması üzerine , işbu iş için yaptığı masraf kapsamında ödediği parayı geri almak düşüncesiyle icra takibine giriştiği değerlendirilmiştir. Takibin dayanağının banka havale dekontu olduğu açıktır. Bilindiği üzere havale bir borç ödeme vasıtası olup (TBK 555 m.) havalenin mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal karine mevcuttur. Bu yasal karinenin tersini, yani havalenin borcun ödenmesinden başka bir amaçla yapıldığını ileri süren havale eden, bu iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür. (HGK 09/06/2004 tarih, -----.) İcra takibine dayanak banka dekontunda paranın gönderiliş nedeni olarak' 949 ada 75 parsel kat karşılığı mukavele" şeklinde açıklamaya yer verilmiş olup işbu açıklama da diğer delillerle birlikte değerlendirildiğinde iddiayı doğrular mahiyette görülmüştür. Kaldı ki, davacı taraf aldığı işbu parayı ticari defterlerine kaydetmek suretiyle muhasebeleştirmiş olup davalının paranın kira için gönderildiği savunması, davalı tanığının ise paranın etüt proje için gönderildiği beyanı karşısında dekonttaki açıklama ile oluşan işbu çelişkilere göre de, davacının sebepsiz zenginleştiğinin ve aldığını geri vermek zorunda olduğunun ispatlandığını söylemek olanaksızdır. Böylece ispat yükü üzerinde olan davalı taraf davaya konu alacağın varlığını ve miktarını ispat edememiştir. Bu tespitlerden hareketle delillerin inceleme sırası gözetildiğinde bilindiği üzere bir vakıayı ispat yükü kendisine düşen taraf o vakıayı başka delillerle ispat edemezse diğer tarafa yemin teklif edebilir. Yemin teklifini ispat yükü kendisine düşen taraf yapar. Yemin teklifine dayanan taraf bunu dava dilekçesinde veya cevap dilekçesinde açıkça belirtmesi gerekir. Mahkeme ancak bu halde (dava dilekçesinde veya cevap lahiyasında yemin deliline dayanıldığının bildirilmesi halinde) yemin teklifini hatırlatmakla yükümlüdür. Kendisine yemin teklif edilen taraf, yemin teklifinin kabulünden sonra, usulüne uygun biçimde (6100 sayılı HMK m. 233) yemin eder ise yemin teklif eden tarafın iddia ettiği vakıanın mevcut olmadığı kesin delil ile ispat edilmiş olur. Yemin teklif eden taraf, bundan sonra iddiasını ispat için başkaca delil gösteremez. Bu ilkeler gereğince mahkememizce cevap dilekçesinde yemin deliline dayanıldığından davalı vekiline işbu kesin delil niteliğindeki ispat vasıtası da hatırlatılmış ancak davalı vekilinin yemin teklif etmediklerine dair beyanı tutanağa derc edilmiştir. Binaenaleyh, 4721 Sayılı TMK'nin 6. ve 6100 Sayılı HMK'nin 190, 225 vd maddeleri nazarında davalı tarafından icra takibine konu alacak usulüne uygun olarak ispat edilemediğinden davanın kabulü ile; 6100 Sayılı HMK'nin 106 ve 2004 Sayılı İİK'nin 72/1 maddeleri gereğince;-----İcra Dairesinin----- esas sayılı dosyasından dolayı davacı ---- davalı ----- borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.Davacının tazminat talebine gelince ; bilindiği üzere 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi uyarınca menfi tespit davası açan borçlunun tazminat isteme hakkı vardır. Anılan maddenin 5. fıkrası aynen; “Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz.” hükmünü içermektedir. Madde metninden de açıkça anlaşıldığı üzere menfi tespit davası açmak zorunda bırakılan borçlunun tazminat talep edebilmesi için gerekli koşullar; bu yönde bir talep olması, borçluya karşı icra takibi yapılmış bulunması ile takibin haksız ve kötüniyetli olmasıdır. Başka bir ifadeyle; İcra İflas Kanunu'nun 72/5. maddesi hükmüne göre, menfi tespit davasının davacı (borçlu) lehine sonuçlanması üzerine, alacak likit olsun veya olmasın, böyle bir alacağa dayalı takibin, haksız ve kötüniyetli olması halinde, istem varsa, davacı (borçlu) lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gereklidir. Takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötüniyetli olması da gerekmekte olup, ispat yükü; takibin kötüniyetli olduğunu iddia eden davacı (borçlu)’nun üzerindedir. Nitekim aynı ilkeler, Hukuk Genel Kurulunun 17.03.2010 tarihli ve ----- esas, ----- karar, 07.12.2011 tarihli ve ---- esas ---- karar ve 20.03.2013 tarihli ve ---- esas, -----sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. Bu açıklamalar ışığında somut olaya yeniden bakıldığında takibin haksızlığına karar verilmekle birlikte, takibin kötü niyetli olduğu yönünde soyut beyan ve talep dışında dosyaya yansıyan yeterli ve inandırıcı delil bulunmadığı anlaşılmakla tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1. maddesi gereğince tamamından aleyhinde hüküm verilen davalı şirket sorumlu tutulmuştur. Ayrıca bu kapsamda Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davanın kabulü ile; 6100 Sayılı HMK'nin 106 ve 2004 Sayılı İİK'nin 72/1 maddeleri gereğince; -----.İcra Dairesinin ----- esas sayılı dosyasından dolayı davacı -----davalı ------BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE,
2-)Davacının , 2004 sayılı İİK'nin 72/V maddesi gereğince haksız ve kötü niyetli takip nedeniyle tazminat talebinin reddine ,
3-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 691,86 TL karar ve ilam harcından; dava açılışında peşin yatırılan 170,78 TL harcın mahsubuyla bakiye 521,08 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
4-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
5-)Davacı tarafından yapılan 54,40 TL başvurma harcı, 170,78 TL peşin harç, 7,80 TL vekalet harcı, 800,00 TL bilirkişi ücreti, 187,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 1.219,98 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1, maddesi uyarınca hesap ve takdir edilen 10.128,22 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına) Dair; taraf vekillerinin yüzlerine karşı; 6100 sayılı HMK'nin 341(2) maddesi gereğince karar tarihi itibariyle kararının kabul ve ret edilen miktarlar yönünden ayrı ayrı ( 10.128,22 TL < 28.250,00 TL ) İstinaf kanun yoluna başvuru sınırının altında kaldığı anlaşılmakla kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.