WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 27 Haziran 2026

İSTANBUL ANADOLU 13. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/283
KARAR NO : 2024/406

DAVA : İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : 20/04/2022
KARAR TARİHİ : 06/06/2024

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız-------. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın İptali ( Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı ) davasında dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirket tarafından davalı ----aleyhine,-----İcra Müdürlüğü'nün ------sayılı icra dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalı/borçlu tarafından takibe, borca, faize ve ferilerine itiraz edilmesi üzerine takibin durmasına karar verildiğini, bunun üzerine arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, anlaşmaya varılmaması neticesinde davalı/borçlunun haksız itirazlarının iptali amacıyla işbu itirazın iptali davası ikame edildiğini, davanın konusu taşıma sırasında emtiada meydana gelen hasar sebebiyle davacı şirket tarafından sigortalısına ödenen bedelin rücuen tahsili olup 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunun 4.maddesinin ve yine TTK'nın 1.maddesi uyarınca uyuşmazlığın ticari nitelikte olması sebebi ile işbu itirazın iptali davasında görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemeleri olduğunu, dava dışı sigortalı ----tarafından ----- yerleşik dava dışı ---- isimli firmadan 192.853,44 Euro bedel ile satın alınan 05.11.2020 tarih ve ----- nolu fatura muhteviyatı toplam 26 kap (21.216 adet- 9.725 kg) cam kaldırma mekanizması motoru, ----- numaralı ve 05.11.2020-04.01.2021 tarihli nakliyat emtia abonman alt sigorta poliçesi ile davacı şirket tarafından teminat altına alındığını, eksiksiz ve hasarsız olarak davalı taşıyıcı tarafından teslim alınan emtianın, 05.11.2020 tarihinde, ---- plakalı nakliye aracına yüklenerek, davalı ----sorumluluğunda ----- sevk edilmiş ve konu taşıma parsiyel taşıma şeklinde gerçekleştirildiğini, taşıma sonrası nakliye aracı, 12.11.2020 tarihinde, ---- Gümrük Müdürlüğü’ ne bağlı ---- Antrepo’ya vardığını, tahliye sırasında yapılan kontrollerde, 2 kap ürünün hasarlı olduğu, nakliye aracı sürücüsünün de imzasının yer aldığı aşağıda metni belirtilen tutanak ile tespit edildiğini, gümrük işlemlerinin tamamlanması sonrası emtia, 16.11.2020 tarihinde, ---- plakalı dahili nakliye aracı ile ----antrepodan sigortalı firmanın ---- tesisine getirildiğini, emtianın sigortalı firma tesisindeki tahliyesi sırasında hasar tutanağı düzenlendiğini, ve söz konusu hasarın incelenmesi ve tespiti amacı ile sigorta şirketine hasar ihbarında bulunulduğunu, dava dışı sigortalı tarafından yapılan hasar ihbarı üzerine davacı şirket nezdinde ----- no'lu hasar ve rücu dosyası açılarak ekspertiz çalışmalarına başlandığını, eksper incelemesi neticesinde hasar miktarı ve nedeni tespit edildikten sonra davacı şirket tarafından dava-dışı sigortalı ----- 14.021,98 TL hasar tazminatı ödemesi yapıldığını, söz konusu hasar taşıma sürecinde meydana gelmiş olduğundan davacı şirket sigortalısına ödenen tazminatın rücuen tahsili amacıyla davalı taşıyıcı ----aleyhinde ----- İcra Müdürlüğü'nün ----- sayılı dosyası üzerinden takip başlatıldığını, davalı/borçlu tarafından takibe, borca ve faize itiraz edildiğini ve takibin durmasına karar verildiğini, arabuluculuk görüşmelerinden de olumlu bir sonuç elde edilmemesi üzerine işbu itirazın iptali davası açıldığını, söz konusu hasara ilişkin olarak davacı şirket ----- hasarı ve sorumluların tespiti için ekspertiz çalışması talep ettiğini, hasarlı emtia bedelinin 131 Adet x 9,09 Euro/Adet = 1.190,79 Euro olduğunu, ayrıca sigortalı firmanın talep etmiş olduğu 225,00 Euro tutarındaki ayrıştırma işçilik bedelinin de yerinde olduğu belirtilerek hasarın toplam maliyeti 14.021,98 TL olarak hesaplandığını, söz konusu hasarın ----hükümlerine göre düzenlenen poliçe teminatı dahilinde olduğundan ekspertiz raporu doğrultusunda dava dışı sigortalının zararı tazmin edilerek davacı sigorta şirketi tarafından 14.021,98-TL tazminat ödendiğini, buna göre aşağıda belirtilen şartların gerçekleşmesi halinde CMR Konvansiyon hükümlerinin eşya taşımasına ilişkin uyuşmazlıklarda uygulanması gerektiğini, söz konusu şartların somut uyuşmazlık bakımından ele alındığında ücret karşılığı gerçekleştirilen bir taşıma sözleşmesi ile ---- Türkiye'ye cam kaldırma mekanizması motoru sevk edildiğini, söz konusu taşımanın ----- plakalı tır ile gerçekleştirildiğini ve sevk edilen emtiadan 2 adet karton kolisi hasarlı olarak teslim edildiğini, emtianın yüklendiği yer olan ---- ve boşaltıldığı yer olan Türkiye CMR Konvansiyonu'nun taraf ülkelerden olduğunu, bu uyuşmazlıkta CMR Konvansiyonu hükümlerinin uygulanması gerektiğini, dava konusu emtianın ---- firmasından sigortalının ----- bulunan tesisine taşınması işi davalı-----tarafından üstlenildiğini, taşıma sonrası nakliye aracının, 12.11.2020 tarihinde, ---- Gümrük Müdürlüğü’ne bağlı ----- vardığında tahliye sırasında yapılan kontrollerde, 2 kap ürünün hasarlı olduğunu, nakliye aracı sürücüsünün de imzasının bulunduğu tutanak ile tespit edildiğini, öncelikle taşımaya konu emtia usulüne uygun şekilde ambalajlanarak, eksiksiz ve hasarsız şekilde davalı taşıyıcıya teslim edildiğini, emtianın ahşap paletler üzerindeki büyükçe karton koliler içerisine, üst üste ve yatık vaziyette istif edilerek ambalajlandığını, koli içerisinde, her bir kat arasına seperatörler konularak, motorların birbirlerine temas etmesinin engellendiğini, ekspertiz raporunda da ambalajlamaya dair herhangi bir kusurun tespit edilemediğini, taşıyan ve/veya taşıyanın yardımcısının emtiayı ambalajında hata fark etmesi, hasarlı teslim alması veya yükleme sırasında bir hasar gerçekleşmesi halinde işbu durumu CMR senedine ihtirazi kayıt olarak düşmesinin gerektiğini, ancak somut olayda CMR senedi üzerinde bu yönde herhangi bir şerh bulunmadığına göre emtianın eksiksiz ve hasarsız olarak teslim edildiğinin kabulünün zorunlu olduğunu, taşımaya konu emtia eksiksiz ve hasarsız olarak taşıyana teslim edilmiş ancak parsiyel taşıma esnasında kaba elleçlemeler sonucu hasar gördüğünü, emtianın usulüne uygun olarak ambalajlanıp, hasarsız olarak taşımacıya teslim edildiği göz önüne alındığında, taşıyıcı, sözleşmeden ve konvansiyondan doğan hiçbir özen sorumluluğunu yerine getirmediğini, taşıyıcının, sorumluluktan kurtulabilmek için basiretli bir taşıyıcıdan beklenenin de üzerinde, en üst düzeyde özen göstermesi halinde dahi sonucun kaçınılmaz olduğunu ispat etmesi gerektiğini, açıklanan ve re'sen dikkate alınacak nedenlerle; davanın kabulüne, davalı/borçlunun takibe, asıl alacağa, faize ve ferilerine ilişkin haksız tüm itirazlarının iptaline, ----. İcra Müdürlüğü'nün -----. Sayılı dosyası ile başlatılan takibin asıl alacak üzerinden devamına, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP /TALEP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Türk Ticaret Kanunu md. 1472 kapsamında sigortacının halefiyetinden söz edebilmek için 3 şartın sağlanması gerektiğini, bu şartların bir tanesinin yokluğu, halefiyet iddialarını geçersiz kılacağını, TTK’nın 1421. maddesi uyarınca sigorta şirketinin tazminat ödeme yükümlülüğü ve sorumluluğunun, sigortalının prim borcunun ilk taksidini ödemesi ile başladığını, dolayısıyla davacı sigorta şirketinden sigortalısının prim ödeme tarihinin sorulmasına ve gerektiğinde davacının ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmesini talep ettiklerini, davacının selefi olan sigortalı firma tarafından sigorta primlerinin ödenmediği tespit edilmesi halinde davacının da aktif husumet ehliyetinden söz edilemeyeceğini, davacı tarafından dosya arasına sunulan ekspertiz raporunda söz konusu aracın içerisinde bulunan emtianın hasar nedeni olarak kaba elleçleme sonucu oluştuğu belirtildiğini, bu kapsamda söz konusu yüklerin ----- bulunan gönderici tarafından araç içerisine forklift vasıtasıyla yüklendiği izahtan vareste olup gerek CMR Konvansiyonu gerekse TTK hükümleri uyarınca emtianın araç içerisinde yüklenmesi ve istiflenmesi taşıma mukavelesinde aksine bir hüküm yoksa göndericinin sorumluluk ve faaliyet sahasında gerçekleşen bir olgu olduğunu, davacı tarafından sunulan ekspertiz raporu ve davacı tarafından dava dilekçesinde de belirtildiği üzere emtia üzerinde meydana gelen hasar forklift bıçaklarının yüke temas etmesi sonucu meydana gelen bir hasar olup , emtianın taşıma sırasında hasarlanmadığı bizzat davacı tarafından da ikrar edildiğini, emtianın göndericisi konumunda bulunan ---- mukim------firması tarafından düzenlenen isimli yükün taşıyana teslim edildiğini gösteren ve fiili taşıyan-----firması ile emtianın gönderici tarafından imzalanan bu evrak üzerinde yer alan "-----" numaralı -----yani malların araca yüklendiği konum olarak belirtilen ---- kodlu yerin göndericinin fabrikası yahut deposu olduğunu, göndericinin sorumluluk sahasında araç içerisine fabrikada yüklemeyi yine bizzat kendi forklifti ile gönderici gerçekleştirdiğinden ilgili forklift bıçağı zararı oluştuğunu, anılı CMR Konvansiyonu hükmünden de anlaşılacağı üzere gönderici veya alıcı tarafından yapılan yüklemelerin, boşaltmalardan dolayı meydana gelen hasarlardan ötürü taşıyıcının sorumluluktan ibra edileceğinin sabit olduğunu, bu minvalde yalnızca----- sıfatını haiz davalı şirketin sorumluluğundan söz edebilmek için davacı sigorta şirketinin öncelikle Forklift ile yüklemenin davalı şirket tarafından gerçekleştirildiğini ispat etmesi gerektiğini, davacı tarafından dosyaya sunulan deliller arasında yer alan belgelerde bu hususu tevsik eden hiçbir belge bulunmadığını, aksine dosyaya dilekçe ekinde sunulan evrak ile de sabit olduğu üzere yüklemenin yapıldığı yerin bizzat göndericinin fabrikası olup araç içerisine yüklemenin de yine bizzat dava dışı gönderici tarafından yapıldığının sübuta erdiğini, bu nedenle davalı şirkete herhangi atfı kabil bir kusur yer almamakta olup hiçbir şekilde davalı şirketin sorumluluğunu kabul anlamına gelmemek kaydıyla ancak ve ancak bir atfı kabil bir kusur bulunuyorsa o da davalı şirketin söz konusu yüklemede yüklemeye nezaret yükümlülüğünü ihlal etmesi ve gönderici tarafından yapılan yükleme işlemine nezaret etmemiş olmasından ileri gelebileceğini, ancak bu husus dahi hasara esas sebebiyet veren olay ile ilgili illiyet bağından yoksun olması nedeniyle CMR Konvansiyonu hükümlerinin açık oluşu karşısında davalı şirketin taşıyan olarak sorumluluğunu gerektirecek olan bir husus olarak değerlendirilemeyeceğini, taşıma konusu emtianın araç içerisine kim tarafından yüklendiğinin belirsiz olup bu hususta yükleme ve istifin davalı şirket tarafından yapılması gerektiğine ilişkin herhangi bir sözleşme yahut talimatta dosya arasına davacı tarafından sunulan deliller ile ispat edilemediğini, davacı tarafından dilekçesinde de belirtildiği üzere söz konusu taşınan emtia toplamda 26 paletten oluşmakta olup bunun yalnızca 2 tanesinde ambalaj hasarı olduğu belirtildiğini, CMR Konvansiyonu ambalaj hasarlarından dolayı taşıyıcının sorumlu olmayacağına hükmettiğini, davacının iddiasının yüklerin yükleme, aktarma yahut boşaltma sırasında hasarlandığı yönünde olduğunu, yüklerin boşaltılması halinde meydana gelen hasar bizzat davacının sigortalısı olan firmanın sorumluluğunda olduğunun sabit olduğunu, yüklerin Türkiye'de ilk vardığı nokta olan ----- firması yetkilisi ve araç sürücüsü tarafından tanzim edilen tutanakta yüklerin antrepoya tahliyesi için mührünün kırılarak ilk açıldığı anda yüklerin ambalajı üzerinde hasar tespit edildiği tutanak altına alındığını, davacı tarafından da dayanılan bu delil ile yüklerin aktarma esnasında hasarlanma ihtimali de ortadan kalkmakta olup bu durumda yalnızca yüklerin gönderici tarafından araca ilk yükleme anında hasarlanmış olduğu artık sübuta ermiş olacağından davacı tarafın iddiaları afaki olup dosyaya sunulan deliller ile çeliştiğini, davacı yan davalı şirketin CMR m.29 kapsamında Ağır Kusurlu olduğunu ve CMR Konvansiyonu sınırlı sorumluluk hükümlerine dayanmasının mümkün olmayacağı iddiasında bulunduğunu, ancak davacı tarafından yapılan bu itirazda yersiz olup müvekkil şirketin ağır kusurlu davrandığını hiçbir şekilde ispat edemediğini, davacının, davalı şirketin sözleşme ve konvansiyondan doğan hiçbir özen sorumluluğunu yerine getirmediği gibi tamamen abartılı ifadeler ile soyut ve afaki iddialar ortaya attığını, konvansiyonda yer alan ağır kusura ilişkin ilgili düzenlemede taşıyıcının hangi hallerde ağır kusurlu sayılacağı yüksek mahkeme kararları ile içtihat haline gelen çok sınırlı davranışlarda başvurulan bir hüküm olduğunu, davacı taraf ağır kusur iddiasında yalnızca yüksek mahkeme tarafından pervasızca hareketin tanımının yapıldığı ilamı dilekçesine ekleyerek huzurdaki uyuşmazlık konusu olayda müvekkil şirketin hangi fiilinin net olarak pervasızca bir hareket olduğu konusunda hiçbir açıklamada bulunmayarak soyut ve boş bir iddiada bulunmadığını, hiçbir şekilde müvekkil şirketin kaba elleçleme nedeniyle meydana geldiği sabit olan hasardan dolayı sorumlu olduğunu kabul anlamına gelmemek kaydıyla, her halükarda ilgili hasar kapsamında şayet taşıyan olarak müvekkil şirketin tek ve gerçek kusurlu olduğu tespit edilecek olursa müvekkil şirketin CMR Konvansiyonu m.23 kapsamında sınırlı sorumluluğu mevcut olduğunu, davacı tarafından delil olarak dosyaya sunulan ekspertiz raporunda hasarlı olduğu belirtilen emtia adedi 131 olarak belirtildiğini, taşıma konusu edilen toplam emtia adedi ise 21.216 adet olarak belirtildiğini, taşıma konusu edilen toplam 21.216 adet emtianın ağırlığı ise 9.725 KG olarak ekspertiz raporunda yer aldığını, bu minvalde CMR m.23 kapsamında yapılacak olan bir azami tazminat tutarı hesaplamasında bir adet emtianın ortalama brüt ağırlığı 9725 KG / 21.216 = 0.458 G olarak belirlenecek olup bu miktar üzerinden azami tazminat tutarı hesaplanması gerekeceğini, davacı sigorta şirketi tarafından yapılan icra takibine itirazımızın haksız olduğu iddiası ile icra inkar tazminatına hükmedilmesi talebine de itiraz ettiklerini, zira, icra inkar tazminatı talep edilebilmesi için talep konusu olan alacağın kesin ve likit bir alacak olması gerekmekte iken huzurdaki uyuşmazlıkta davalı şirketin CMR Konvansiyonu kapsamında sorumlu olmadığı sarih olup bu nedenle icra inkar tazminatı talebinin de reddi gerektiğini, arz ve izah edilen sebepler dahilinde cevap dilekçesinin dosyaya kabulü ile yukarıdaki açıklamalar kapsamında ve Mahkeme tarafından re'sen gözetilecek hususlar dahilinde öncelikle, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın esastan reddine, davacı taraf aleyhine takip konusu edilen meblağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf uhdesinde bırakılmasına karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.

DELİLLER: Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, Ticari Sicil Kayıtları, ---- İcra Dairesinin ---- Esas sayılı dosyası, Hasar Dosyası ve Poliçe, Taşıma Sözleşmesi, Ekspertiz Raporu, Hasar Tutanağı, Hasarlı Emtia Fotoğrafları, Banka Dekotları, Bilirkişi Raporları, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.

İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ, VAKIALAR, DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI:
Dava, 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi gereğince açılmış; itirazın iptali, takibin devamı ve tazminat (Taşıma Sözleşmesinden Kaynaklanan) istemine ilişkindir.6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322. maddeleri gereğince basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle resen gözetilmesi gereken başta arabuluculuk dava şartı olmak üzere HMK'nin 114 ve 115.maddeleri gereğince dava şartları ile taraf sıfatı, harç ve hak düşürücü süre gibi hususlar incelenmek ve değerlendirilmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve öncesinde arabuluculuk sürecinden sonuç alınmadığından vaki davete rağmen duruşmaya katılan taraf vekillerinin sulh olmak istemediklerine yönelik beyanları üzerine tahkikata geçilerek, deliller toplanmış, tahkikat işlem ve incelemeleri yerine getirilip tamamlanmış ve araştırılacak bir husus kalmadığı tespit edilerek, son duruşmada hazır bulunan taraf vekillerinin sözlü açıklamaları da dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır. Öncelikle davaya esas ----İcra Dairesinin ----- Esas sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden getirtilerek, incelenmiştir. Yapılan incelemede icra dosyasının davanın tarafları ve konusu ile uyumlu olduğu görülmüştür. Ayrıca taraf şirketlerin ticaret sicil kayıtları çıkartılarak/getirtilerek dosyaya konulmuş; davacı sigorta şirketinden hasar dosyası ve poliçe istenmiş ve incelenmiştir. Bilindiği üzere 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde; "(Değişik fıkra: 17/07/2003-4949 S.K./15. md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (Değişik fıkra: 09/11/1988-3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (Mülga fıkra:17/07/2003-4949 S.K./103.md.)Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. (Ek fıkra:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Bu kuraldan hareketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.Davacının aktif dava ehliyeti yönünden ise 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun "Halefiyet" başlıklı 1472. maddesinde " (1) Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir. (2) Sigortalı, birinci fıkraya göre sigortacıya geçen haklarını ihlal edici şekilde davranırsa, sigortacıya karşı sorumlu olur. Sigortacı zararı kısmen tazmin etmişse, sigortalı kalan kısımdan dolayı sorumlulara karşı sahip olduğu başvurma hakkını korur." hükmü bulunmaktadır.
Yukarıdan beri yapılan açıklamalar, toplanan deliller ve yapılan yargılamaya göre somut olaya bakıldığında ; davacı sigorta şirketi ile dava dışı ----- Arasında ----- numaralı 05/11/2020-04/01/2021 başlangıç ve bitiş tarihli nakliyat emtia abonman alt sigorta poliçesi bulunduğu ve dava dışı sigortalıya ----- satın alınan 26 kap ( 26.216 adet) cam kaldırma mekanizması motorunun davalının ----- iline parsiyel yük olarak taşımasını yaptığı ve hasarsız olarak teslim alınan emtianın 2 kap kısmının hasarlı olduğu, davacı sigorta şirketi tarafından ekspertiz raporuna bağlı olarak oluşturulan hasar dosyasına göre hasarın tazmin edildiği ve TTK'nin 1472.maddesi kapsamında davalı taşıyıcı şirket aleyhinde -----İcra Dairesinin ------ Esas ayılı dosyası üzerinden genel takip yoluyla icra takibine giriştiği ödeme emrinin tebliği üzerine davalı tarafından yapılan itiraz nedeniyle takibin durdurulduğu ve bir yıllık hak düşürücü süre içinde işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Bilindiği üzere itirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir. Dolayısıyla eldeki somut uyuşmazlığın da; taşıma sözleşmesi, sigorta poliçesi hasar dosyası kapsamında uyuşmazlık uluslararası taşımadan kaynaklandığından CMR hükümlerine göre çözülmesi gerekmektedir. Mahkememizce bu şartlara göre açılan işbu dava üzerine taraf teşkili sağlanarak işin esasının incelenmesine geçilmiş, taraf vekillerince gösterilen tüm deliller toplanmıştır. Mahkememizce dosya kapsamında bulunan poliçe, hasar dosyası, ödeme belgeleri ve davalı savunması kapsamında dava konusu uyuşmazlığın çözümü teknik bilgi gerektirdiğinden HMK'nin 266 vd. maddeleri gereğince dosya üzerinden bilirkişi incelemesi yapılarak rapor düzenlenmesi için dosya ----- Bölge Adliye Mahkemesi Bilirkişilik Bölge Kurulu Listesinden resen seçilen uluslararası taşıma hukukundan kaynaklanan nitelikli hesaplamalar uzmanı bir bilirkişiden rapor alınmasına karar verilmiştir. Bu kapsamda resen seçilen bilirkişi ----- tarafından hazırlanan 09/01/2023 tarihli raporda özetle; taşımacının taşımaya yönelik tüm tedbirleri aldığını ve taşıma esnasında herhangi bir kusuruna rastlanmadığı sebebi ile "ağır kusurlu veya kötü niyetli olduğu" şeklinde değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı,Yukarıda (2-Hükümler başlığı altında belirtmiş olduğumuz) CMR Konvansiyonu Madde 8/1-(a) ve (b) maddeleri çerçevesinde taşımacının taşıyacağı eşyayı tamamen kontrol etmesi gerektiği ve kontrolü neticesinde, var ise hasar veya çekincelerini de Sevk Mektubuna yazması gerektiği, bunun devamında ise CMR Konv. Madde:9/1 ve 2 inci fıkralarında belirtildiği üzere, taşımacının eşyaları teslim alırken Sevk Mektubuna herhangi bir sakınca veya çekince kaydı düşmemiş olması halinde, dosya incelemesinde herhangi bir çekince şerhinin düşülmemiş olduğunun tespit edildiği, Dolayısı ile eşyaları tam ve sağlam olarak teslim aldığının kabul edilmesi gerektiği, SDR Açısından; CMR Konv. göre noksan çıkan veya kaybolan eşyalarda kilosu üzerinden 8,33 SDR para birimi ile çarpılmak sureti ile zararın tazmin edildiği fakat burada eşyaların noksan çıkmadığı sebebi ile de (yukarıda 2.hükümler bölümünde tam metni verilmiş olan) CMR Konvansiyonu 25/1. mad.de ; "Hasar durumunda taşımacı, yükün madde 23 paragraf, 1, 2 ve 4 gereğince belirlenen değerine göre hesaplanmış kıymetten düşme karşılığı olan bedeli öder." hükmüne amir olduğu, bu sebeple fatura kıymeti üzerinden Ekspertiz şirketi tarafından doğru olarak hesaplanan 14.021.98 TL üzerinden zararın tazmin edilmesinin uygun olacağı yönünde rapor verilmiştir. Bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilmiş; taraf vekillerinin itirazı üzerine farklı bir bilirkişiden rapor istenmiştir. Bilirkişi ----- tarafından düzenlenen 22/06/2023 tarihli raporda ise özetle ; Davaya konu taşımacılık; ----- arasında gerçekleşen bir karayolu taşımacılığı olup CMR Konvansiyonu kapsamında yapılan bir taşımacılık olduğundan taşıma esnasında meydana gelen hasar ve ziyan öncelikle CMR Konvansiyonunda (Karayoluyla Uluslararası Eşya Taşıma Sözleşmesine İlişkin Anlaşma) hükümleri ile çözülmesi gerektiği, Davaya konu sevkiyat evraklarına yükleme sırasında, üründe yüklemeden kaynaklı oluşabilecek uygunsuzlukla ilgili bir not düşülmediğinden ürünlerin taşıyıcıya tam ve sağlam teslim edildiği anlaşılmakta olup CMR Konvansiyonunun ilgili maddeleri gereği teslimat sırasında fark edilen hasardan davalı taşıyıcının CMR m.17/1 gereği sorumluluğu olduğu, Davaya konu taşımacılıkta meydana gelen kısmi hasardan dava dışı sigortalı gönderici firmanın kusurunun olmadığı, meydana gelen kısmi hasardan %100 taşıyıcı firmaların sorumlu olacağı kanaati hasıl olduğu, dava konusu yurtdışı karayolu taşıma işinde hasar ihbarının, CMR Konvansiyonuna göre süresi içinde ve usulüne uygun yapıldığı, dava açma tarihinin süre ve usullere uygun olarak zamanında aşılmış olduğunun tespit edildiği, Davaya konu hasar oluşunda davalı taşıyıcı için CMR Konvansiyonunun 29. maddesinin uygulanmasına yer olmadığı kanaatine varılmış olup hasar hesaplaması için CMR m.25 atfı ile CMR m.23/3 gereği hesaplanacak taşıyıcının sınırlı sorumluluk ilkesinden yararlanabileceği kanaatine varıldığı, Davaya konu taşımacılık için taşıyıcının sınırlı sorumluluk tutarları: Taşıyıcının eşyanın taşıma amacıyla taşıyıcıya teslim edildiği tarihteki sınırlı sorumluluk tutarı: 5.986,05 TL olduğu, Sigorta şirketinin sigortalısına tazmin ödediği tarihteki sınırlı sorumluluk tutarı: 5.364,05 TL olduğu, Davacının talep ettiği tazminat talep tutarı 14.021,98 TL olmakla beraber taşıyıcının iki farklı tarihlerde hesaplanan sınırlı sorumluluk değerleri davacının talep ettiği tazminat tutarından daha düşük olup taktirin Sayın Mahkemenin olduğu, Somut olayda kusur, zarar, tazminat hususlarında yargılamayı gerektiren dosya kapsamı gözetildiğinde, inkâr tazminatı talebinin yerinde olmadığı hususunun sayın mahkemenin takdiri olacağı yönünde rapor verilmiştir. Anılan bilirkişi raporu da taraf vekillerine tebliğ edilmiş ve vaki itirazlar üzerine ilk rapor ile kısmi çelişkiler oluştuğu da gözetilerek üçüncü bir bilirkişi raporu alınması yoluna gidilmiştir. Bu kez bilirkişi ------tarafından hazırlanan 13/05/2024 tarihli raporda özetle ; Dava konusu taşıma uyuşmazlığa CMR Konvansiyon hükümlerinin tatbiki gerektiği,Davalının CMR.m.17 hükmünde sağlam, eksiksiz, tam olarak teslim aldığı nakliye konusu emtiayı, hasarlı olarak teslim etmesi nedeniyle vaki zarardan %100 kusuru nedeniyle sorumlu olduğu, Taşıyıcının CMR m.17/II ve 17/IV hükümlerindeki sorumluluktan kurtuluş beyyinelerinden hiçbirine dayanamadığı,
Uyuşmazlığa konu emtiada taşıma esnasında meydana gelen gerçek zararın
14.021,98 TL olduğu; taşıyıcının CMR m.23 hükmüne göre hesaplanan sorumluluk
sınırı olan 21.247,00 TL’ nin bu tutarın üstünde kalması nedeniyle; gerçek
zarar olan 14.021,98 TL’ den sorumlu olduğu; ancak karar tarihindeki SDR kuru
esas alınarak 499,80 SDR(21.247,00 TL) ’ nin güncellenmesi gerektiği,
Davacı sigorta kuruluşunun nezdinde düzenlendiği nakliyat poliçesi nedeniyle,
dava dışı sigortasına yapmış olduğu tazminat ödemesinin nakliyat sigortası Genel
Şartları ve poliçe özel hükümleri dikkate alındığında poliçenin geçerlilik süresi
içinde ve teminat kapsamındaki bir rizikonun gerçekleşmesi nedeniyle yapıldığının
açıklığa konulmuş olması nedeniyle, TTK. nın m.1472 hükmünde halef sıfatını
kazandığı, zarara sebep olan taşıyıcıdan rücuan talep hakkı bulunduğu
Davacının davayı TL talepli açtığı ve sigortalısına yapmış olduğu ödemeyi TL olarak
yaptığı gözetildiğinde, icra takip tarihinden itibaren ticari avans faizi talep
edebileceği yönünde görüş ve hesap bildirilmiştir. Kuşkusuz işbu bilirkişi raporu da taraf vekillerine tebliğ edilmiş ve beyan ve itirazlar değerlendirilmiştir. Bu kapsamda bilirkişi raporlarına bakıldığında esasen uyuşmazlığın geneli ve özellikle sorumluluk ve sorumluluk sınırı yönünden paralellik taşıdıkları anlaşılmıştır. Buna göre öncelikle davacının TTK'nin 1472.maddesi gereğince aktif dava ehliyetinin bulunduğu ve davalının taşımaya konu hasardan CMR'nin 17/1 maddesi gereğince sorumlu olduğu ancak bu sorumluluğun 23.maddesi gereğince sınırlı olduğu net bir şekilde anlaşılmıştır. Davalının sorumluluk sınırı miktarına gelince; mahkememizce hüküm tarihi itibarıyla yapılan hesaba göre; 8,33 SDR X 60,00 KG =499,80 X 43,0646 =21.523,68 TL olduğu hesap edilmiştir. Böylece taleple bağlılık ilkesi nazarında hesaplanan miktarın takibe ve davaya konu miktarı kapsadığı tespit edilmiştir. Böylece davacının icra takibine konu ettiği asıl alacağınına ilişkin davasını CMR hükümleri nezdinde TMK'nin 6. HMK'nin 190 maddeleri nazarında özellikle taşıma sözleşmesi ilişkisi, ekspertiz raporu ve esastan benimsenen bilirkişi raporları ve icra takibiyle usulüne uygun olarak açıkça ispat ettiği tespit ve tayin edilmiştir. Binaenaleyh, taleple bağlılık ilkesi, tarafların tacir sıfatına göre işlemiş faiz yönünden ticari faiz; işleyecek faiz yönünden takipte gösterildiği gibi yasal faiz , davacı sigorta şirketinin ödeme tarihinden itibaren faiz talep edebileceği gibi hususlar da denetlenmek ve gözetilmek suretiyle 2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince davalı-borçlunun ----.İcra Dairesinin ------ Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile icra takibinin asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak suretiyle takibin 14.021,98 TL üzerinden devamına karar verilmiştir.2004 Sayılı İİK'nin 67/2 maddesine göre davacının icra inkar tazminatı talebi yönünden yapılan değerlendirmede ise; Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre itirazın iptali davalarında İİK’nın 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada borçlunun itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmamaktadır. Bu yasal koşullar yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması, başka bir ifadeyle borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Somut olayda alacağın ve varlığı ve miktarının yargılama ve hukuki muhakeme sonucunda belirlenmesi karşısında alacağın davalı şirket yönünden likit/muayyen olmadığı sonuç ve kanaatiyle koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.6100 Sayılı HMK'nın 332/1 maddesine göre, 323. Maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1. maddesi gereğince tamamen aleyhinde hüküm verilen davalı taraf sorumlu tutulmuştur. Ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de yargılama gideri kapsamında davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 26, 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davanın kabulü ile; 2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince davalı-borçlunun ----İcra Dairesinin ---- Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile icra takibinin asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak suretiyle takibin 14.021,98 TL üzerinden devamına,
2-)Davacının, 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince icra inkar tazminatı talebinin reddine,
3-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 957,84 TL karar ve ilam harcından; peşin alınan 166,66 TL harcın ve icra dosyasından alınan 72,81 TL harcın mahsubuyla bakiye 718,37 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
5-)Davacı tarafından yapılan 80,70 TL başvurma harcı, 166,66 TL peşin harç, 11,50 TL vekalet harcı, 82,25 TL posta masrafı, 5.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 5.341,11‬ TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1,13/2 maddeleri uyarınca hesap ve takdir edilen 14.021,98 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-)Davalı tarafından yapılan 1.500,00 TL yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına,
8-)6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, ) Dair; davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzlerine karşı, ; 6100 sayılı HMK'nin 341(2) maddesi gereğince karar tarihi itibariyle kararının kabul ve ret edilen miktarlar itibarıyla (14.021,98 TL TL<28.250,00 TL) İstinaf kanun yoluna başvuru sınırının altında kaldığı anlaşılmakla kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.