WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 25 Haziran 2026

İSTANBUL ANADOLU 13. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/140
KARAR NO : 2024/102

DAVA : Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 28/02/2022
KARAR TARİHİ : 06/02/2024

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketine ait ---- plaka sayılı araç ile---- yük taşıma esnasında ----- sınırındaki ------ Gümrük sahasında beklerken 13.02.2021 tarihinde başka bir araçta çıkan yangın nedeniyle müvekkiline ait aracın tamamen yanıp kullanılamaz hale geldiğini, dava konusu aracın davalı sigorta şirketi ile yapılan ---- Kasko Genişletilmiş Kasko Poliçesi" ile sigortalı olduğunu, sigortalı aracın yanması ile meydana gelen hasarın 03.05.2021 tarihinde davalı sigorta şirketinden talep edildiğini, talepleri üzerine ----- nolu hasar dosyasının açıldığını ancak sigorta şirketinin "hasarın kapsam dışında olduğu" gerekçesi ile bu talebi 06.05.2021 tarihinde gönderdiği yazı ile kabul etmediğini, sigortacılık yasa ve yönetmeliklerinin sigorta şirketlerinin sigortalısına bilgi verme zorunluluklarını getirdiğini, müvekkil şirketinin davalı sigorta şirketini arayarak sözleşme yapmak istediğini, sigorta şirketi de aracın bilgilerini isteyip araca ilişkin bilgi ve belgeler verildikten sonra tarafların sözleşmenin yapılmasında anlaştıklarını, sigorta şirketinin sigorta sözleşmesini müvekkil şirketine göndermediğini, sözleşmede müvekkili şirketinin imzasının olmadığını, bu nedenle müvekkil şirketinin sözleşmenin 4. sayfasında yazılı "---- meydana gelen tüm hasar teminat dışındadır" bilgisinden haberdar olmadıklarını, şirketinin bu konuda müvekkil şirketini aydınlatmadığını, müvekkilinin bu bilgilerden; dava konusu kaza meydana geldikten sonra haberdar olduğunu, sigorta "Genel Şartlarına" göre yurt dışı hasarların teminat kapsamında olduğunu, ancak sigortalı tarafından istenmesi durumunda teminat kapsamına alınabileceğini, müvekkilinin de bunu bilerek sigorta şirketine "Yurt Dışı Hasarların Teminat Kapsamına Dahil" edilmesini ayrıca istediğini, müvekkil şirket nakliye işi ile uğraşmakta ve sadece uzak doğu ülkelerine yapılan taşımaları kabul ettiğini, dava konusu olayın ---- sınır kapısında olan----- Gümrük sahasında meydana geldiğini, -----Gümrük sahasının ----- geçiş yapmak için kullanılan bir alan olduğunu, bu alan poliçede belirtilen----- Hariç" ile amaçlanan sınırlar içinde olmadığını, gümrük sahalarının serbest bölge olarak tanımlanmakta ve her ülkeye açık olduğunu, sadece bir ülkeye özgülemenin mümkün olmadığını, bu nedenle-----Gümrük sahasında meydana gelen olayı "----- Sınırları" içinde kabul etmenin mümkün olmadığını, müvekkilinin uğradığı zararın kasko poliçesi ile sigortalanan aracın rayiç bedeli olduğunu, dava konusu alacağın belirsiz olduğunu, müvekkil alacağının belirli hale gelmesinden sonra taleplerini artırıp eksik harcı tamamlayacaklarını, müvekkilinin belirsiz alacağı belirli hale geldikten sonra taleplerini artırma hakkını saklı tutarak 20.000,00 TL hasar bedelinin ( belirsiz alacak) , davalı tarafın temerrüde düştüğü tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketinin davaya konu araca ilişkin düzenlenen ----nolu poliçenin "Yurtdışı Teminat Klozu" başlığı altında büyük harflerle ----- meydana gelen tüm hasarların teminat dışı bırakıldığını açık bir şekilde ifade ettiğini, davacı tarafından müvekkil şirketinin bilgilendirme yükümlülüğünü yerine getirmediğinin iddia edildiğini, oysa ki, öncesinde şartların açık bir şekilde iletildiği davacının onayı alındıktan sonra poliçe düzenlendiğini, sonrasında poliçe acente vasıtasıyla kendisine iletildiğini, hasarın gerçekleştiği yerin -----olduğu noktasında şüphe bulunmadığını, yangın sonrasında aracın şoförünün olayın gelişimine dair yazdığı beyanda 28.1.2021 tarihinde ------ gümrük kapısından giriş yaparak----- geçtiğini belirttiğini, yangının ardından türk şirketleri ve şoförlerine ilişkin işlemlerin de ---- eyaletinde bulunan başkonsolosluk tarafından yürütüldüğünü, hasarın ----- gerçekleştiği hususunun net olduğunu, davacı tarafın gümrük sahalarının her ülkeye açık serbest bölgeler olduğu, bir ülkeye özgülemenin mümkün olmadığı, poliçede belirtilen----- hariç" ibaresiyle amaçlanan sınırlar içerisinde olmadığı şeklindeki iddiaları tamamen mesnetsiz olduğunu, gümrük sahalarının bulundukları ülkenin egemenliği ve idaresi altında olup sadece giriş ve çıkışların kontrolü noktasında özellik arz ettiğini, bu nedenle hasarın oluştuğu yer davacı adına düzenlenen kasko poliçesinde teminat dışı bırakılan ------ olduğunu, beyan ederek ;davanın öncelikle usulden reddini, aksi kanaat halinde haksız ve dayanaktan yoksun olarak açılan davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen Mahkememizin ----esas sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde özetle; -----yük taşımak için müvekkili şirkete ait ---- plakalı aracın, 13.02.2021 tarihinde ----- sınırındaki -----Gümrük sahasında beklerken, başka bir araçta çıkan yangın nedeni ile tamamen yandığını ve kullanılamaz hale geldiğini, olayda 1000 kadar aracın tamamen yandığını, kazanın meydana gelmesine ilişkin olarak ----- Başkonsolosluğun,----- Nakliyeciler Derneği’ne gönderdiği 01.05.2021 tarih ve------sayılı yazı ile dava konusu aracın da içinde olduğu 16 aracın (çekici+dorse) tamamen yandığı belirtildiğini, dava konusu aracın, davalı sigorta şirketi ile yapılan----- Kasko Genişletilmiş Kasko Poliçesi" ile sigortalı olduğunu, sigortalı aracın yanması ile meydana gelen hasarın -----Başkonsolosluğun----- Nakliyeciler Derneği’ne gönderdiği yazıdan sonra 03.05.2021 tarihinde davalı sigorta şirketinden talep edildiğini, talep üzerine ----- nolu hasar dosyası açıldığını, ancak sigorta şirketi hasarın kapsam dışında olduğu gerekçesi ile bu talebi 06.05.2021 tarihinde gönderdiği yazı ile kabul etmediğini, davalı sigorta şirketinin hasar bedeline ilişkin talebi ret etmesinin hukuka aykırı olduğunu, sözleşmenin sadece maddî bakımdan değil, bilgi ve tecrübe bakımından zayıf olan tarafının korunması ve desteklenmesi için çeşitli hukukî tedbirler alınmaya başlandığını, bu gelişmelerin ülkemizde de karşılık bulduğunu ve güçlü şirketlerin hâkim olduğu alanlarda önlemler alınmaya başlandığını, söz konusu alanlardan birisi de sigortacılık olduğunu, Sigortacılık Kanunu’nun m. 11/3 hükmüne dayanılarak Hazine Müsteşarlığı tarafından çıkarılan Sigorta Sözleşmelerinde Bilgilendirmeye İlişkin Yönetmelik (SSBİY) ile sigortacının sözleşmenin kurulmasından önce ve sonraki bilgi verme yükümlülüğü ayrıntılı bir şekilde ele alındığını, yönetmelikte sigortacının bilgi vermesinin şekli ve kapsamının yanı sıra, buna aykırı davranılması hâlinde uygulanacak yaptırım da hükme bağlandığını, yönetmeliğin 7. maddesine göre, sigorta ettirene ve/veya sigortalıya gereği gibi bilgi verilmemesi hâlinde sözleşmenin feshi ve varsa zararın tazminini talep etme imkânı tanındığını, sigortacının aydınlatma yükümlülüğü, Sigortacılık Kanunu ve buna bağlı olarak çıkarılan Yönetmeliğin yanı sıra, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 13. 01. 2011 tarih ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda da düzenleme konusu yapıldığını, Kanunun "Aydınlatma Yükümlülüğü" başlıklı 1423. maddesinin ilk fıkrasında, sigortacı ve acentesinin, sigorta sözleşmesinin kurulmasından önce ve sözleşmenin devamı esnasında gerekli olan her türlü bilgiyi diğer tarafa vermesi gerektiği hükme bağlandığını, davalı sigorta şirketi kasko poliçesini müvekkiline göndermediğini, müvekkili şirketin sözleşmeyi okumadığını ve imzalamadığını, müvekkili şirketin, davalı sigorta şirketini arayarak sözleşme yapmak istediğini, sigorta şirketi de aracın bilgilerini istediğini, araca ilişkin bilgi ve belgeler verildikten sonra taraflar sözleşmenin yapılmasında anlaştıklarını, sözleşme yapılırken müvekkili şirket temsilcisi, sigorta şirketine, yurt dışında meydana gelebilecek hasarları da teminat kapsamına dahil edilmesini istediğini, sigorta şirketi de bu talep doğrultusunda sözleşme hazırladıklarını beyan ettiğini, sigorta şirketinin, sigorta sözleşmesini müvekkili şirkete göndermediğini, sözleşmede müvekkilinin imzası olmadığını, bu nedenle müvekkili şirketin , sözleşmenin 4.sayfasında yazılı------meydana gelen tüm hasar teminat dışındadır" bilgisinden haberdar olmadığını, sigorta şirketi bu konuda müvekkili şirketi aydınlatmadığını, müvekkilinin bu bilgilerden, dava konusu kaza meydana geldikten sonra haberdar olduğunu, Sigorta Genel Şartlarına göre yurt dışı hasarların teminat kapsamında olmadığını, ancak sigortalı tarafından istenmesi durumunda teminat kapsamına alınabileceğini, müvekkilinin de bunu bilerek sigorta şirketine yurt dışı hasarların teminat kapsamına dahil edilmesini ayrıca istediğini, çünkü müvekkili şirketin nakliye işi ile uğraştığını ve sadece uzak doğu ülkelerine yapılan taşımaları kabul ettiğini, davacı vekilininm, müvekkilinin poliçede teminat dışı bırakılan hususlar hakkında bilgilendirilmediğini, ----olarak sigortalanan aracın, kiracı 3.kişi tarafından geri getirilmesi halinde meydana gelen zararın teminat kapsamında olduğu hususunda yanıltıldığını, bilgilendirme yükümlülüğünün yerine getirilmediğini iddia etmekte, davalı ise zararın poliçe özel şartlarına göre teminat kapsamında olmadığını savunduğunu, TTK’nun 1402.maddesi gereğince özel şartın kasko poliçesi kapsamında bulunduğuna ilişkin savunmanın davalı tarafça 6100 sayılı HMK’nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca kesin delillerle ispatlanması gerektiğini, dosyada mübrez poliçe nüshasında davacı sigortalının imzası bulunmadığını, özel şartı içeren kasko poliçesinin, sigorta sözleşmelerinde Bilgilendirmeye İlişkin Yönetmelik hükümlerine göre düzenlendiği konusunda sigortalı ve sigorta ettirenin imzalarını içeren bilgilendirme formu da ibraz edilmediğini, bu konuda Yargıtay kararlarında da mevcut olduğu üzere sigorta sözleşmesi sigortalıya teslim edilmemiş ve sigortalı tarafından imzalanmamış ise sigorta şirketi, sigortalıyı sözleşme içeriği ve muafiyetler hakkında bilgilendirmesi gerektiğini, bu bildirimin yapıldığını ispatı sigorta şirketi üzerinde olduğunu beyan etmiş, 20.000,00 TL hasar bedelinin (belirsiz alacak), davalı tarafın temerrüde düştüğü tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen Mahkememizin ----- esas sayılı dosyasında davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının belirsiz alacak davası açmasında menfaatinin bulunmadığı, dava konusu miktar belirlenebilir olduğundan belirsiz alacak davası açılamayacağını, bu nedenle, davacının belirsiz alacak davası açmasında menfaati bulunmadığından HMK m. 114 gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, müvekkili şirketin davaya konu araca ilişkin, dosyaya da sunulmuş olan, ----no'lu poliçenin "Yurtdışı Teminat Klozu" başlığı altında büyük harflerle ----- meydana gelen tüm hasarların teminat dışı bırakıldığı açık bir şekilde ifade edildiği, müvekkili şirketin üzerine düşen bilgilendirme ve aydınlatma yükümlülüğünü tam olarak yerine getirdiğini, davacının bu yöndeki aksi iddiaları gereçeği yansıtmadığı, davacı tarafından müvekkili şirketin bilgilendirme yükümlülüğünü yerine getirmediği iddia edildiği, oysa ki, öncesinde şartların açık bir şekilde iletildiği davacının onayı alındıktan sonra poliçe düzenlendiği, sonrasında poliçe acente vasıtasıyla kendisine iletildiğini, tacir olarak ticari faaliyetlerine dair basiretli davranma yükümlülüğü olan davacının kasko poliçesini görmediğini, şartlarını incelemediğini iddia etmesinin iyi niyetle bağdaşmadığını, kişisel kaskolarda dahi sigortalılar yüzyüze gelmeseler bile kalıcı veri sağlayıcıları vasıtasıyla poliçelerini talep edip incelerken kurumsal şekilde bu işi yapan davacının poliçeleri görmemesi, müvekkilinin ve acentenin poliçeleri iletmemesi imkan dahilinde olmadığını, hasarın gerçekleştiği yerin------ olduğu noktasında şüphe bulunmadığı, yangın sonrasında aracın şoförünün olayın gelişimine dair yazdığı beyanda ----- gümrük kapısından giriş yaparak ---- geçtiğini belirttiği, yangının ardından Türk şirketleri ve şoförlerine ilişkin işlemleri de ----- eyaletinde bulunan Başkonsolosluğun yürüttüğü, hasarın oluştuğu yerin davacı adına düzenlenen kasko poliçesinde teminat dışı bırakılan ----- olduğu savunularak haksız ve dayanaktan yoksun olarak açılan davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesi talep edilmiştir.
Birleşen Mahkememizin -----esas sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde özetle; -----yük taşımak için müvekkili şirkete ait ----- plakalı aracın 13.02.2021 tarihinde ---- sınırındaki ----- Gümrük sahasında beklerken, başka bir araçta çıkan yangın nedeni ile tamamen yandığını ve kullanılamaz hale geldiğini, olayda 1000'e kadar aracın tamamen yandığını, kazanın meydana gelmesine ilişkin olarak ---- Başkonsolosluğun, ---- Nakliyeciler Derneği’ne gönderdiği 01.05.2021 tarih ve ------sayılı yazı ile dava konusu aracın da içinde olduğu 16 aracın (çekici+dorse) tamamen yandığının belirtildiğini, dava konusu aracın, davalı sigorta şirketi ile yapılan----- Kasko Genişletilmiş Kasko Poliçesi" ile sigortalı olduğunu, sigortalı aracın yanması ile meydana gelen hasarın, ---- Başkonsolosluğun ------ Nakliyeciler Derneği’ne gönderdiği yazıdan sonra 03.05.2021 tarihinde davalı sigorta şirketinden talep edildiğini, talep üzerine ----- nolu hasar dosyası açıldığını ancak sigorta şirketinin hasarın kapsam dışında olduğu gerekçesi ile bu talebi 06.05.2021 tarihinde gönderdiği yazı ile kabul etmediğini, davalı sigorta şirketinin hasar bedeline ilişkin talebi ret etmesinin hukuka aykırı olduğunu, taraflar sözleşme yapılırken müvekkili şirket temsilcisinin, sigorta şirketine, yurt dışında meydana gelebilecek hasarları da teminat kapsamına dahil edilmesini istediğini, sigorta şirketinin de bu talep doğrultusunda sözleşme hazırladıklarını beyan ettiğini, sigorta şirketinin, sigorta sözleşmesini müvekkili şirkete göndermediğini, sözleşmede müvekkilinin imzası olmadığını, bu nedenle müvekkili şirketin, sözleşmenin 4.sayfasında yazılı ---- meydana gelen tüm hasar teminat dışındadır" bilgisinden haberdar olmadığını, sigorta şirketinin bu konuda müvekkili şirketi aydınlatmadığını, müvekkilinin bu bilgilerden, dava konusu kaza meydana geldikten sonra haberdar olduğunu, hasarın meydana geldiği yangın olayına ilişkin ----- makamlarınca tutulan herhangi bir tutanağın taraflarına verilmediğini, müvekkilinin uğradığı zararın, kasko poliçesi ile sigortalanan aracın rayiç bedeli olduğunu, dava konusu alacağın belirsiz olduğunu, iş bu dava açılmadan önce uyuşmazlığın çözümü için-----Arabuluculuk Bürosunun ----- sayılı dosyasında yapılan başvurunun anlaşmama ile sonuçlandığını, bu nedenlerle resen gözetilecek sebeplere binaen, müvekkilinin belirsiz alacağı belirli hale geldikten sonra taleplerini artırma hakklarını saklı tutarak 20.000,00 TL hasar bedelinin, davalı tarafın temerrüde düştüğü tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen Mahkememizin ----- esas sayılı dosyasında davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın, davacının müvekkili tarafından -----no ve 05.09.2020/2021 vadeli kasko poliçesi düzenlenen ----- plakalı aracının 13.02.2021 tarihinde ------ gümrük sahasında tamamen yanmasından kaynaklanan zararın ödenmesi istemiyle açıldığını, dava konusu miktar belirlenebilir olduğundan belirsiz alacak davası açılamayacağını, müvekkili şirketin davaya konu araca ilişkin, dosyaya da sunulmuş olan, ----- no'lu poliçenin "Yurtdışı Teminat Klozu" başlığı altında büyük harflerle ----meydana gelen tüm hasarların teminat dışı bırakıldığını, müvekkili şirketin üzerine düşen bilgilendirme ve aydınlatma yükümlülüğünü tam olarak yerine getirmediği iddialarının gerçeği yansıtmadığını, şartların açık bir şekilde iletildiği, davacının onayı alındıktan sonra poliçe düzenlendiğini, sonrasında poliçenin acente vasıtasıyla kendisine iletildiğini, yangın sonrasında aracın şoförünün olayın gelişimine dair yazdığı beyanda 29.1.2021 tarihinde---- gümrük kapısından giriş yaparak ----- geçtiğini belirttiğini, yangının ardından Türk şirketleri ve şoförlerine ilişkin işlemleri de ----- eyaletinde bulunan Başkonsolosluk'un yürüttüğünü, hasarın ----- gerçekleştiği husususun net olduğunu, bu nedenle hasarın oluştuğu yerin, davacı adına düzenlenen kasko poliçesinde teminat dışı bırakıldığını, bu nedenlerle, haksız ve dayanaktan yoksun olarak açılan davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Birleşen Mahkememizin -----esas sayılı dosyasında davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; ---- yük taşımak için müvekkili şirkete ait------ plakalı aracın , 13 .02.2021 tarihinde----- sınırındaki -----Gümrük sahasında beklerken , başka bir araçta çıkan yangın nedeni ile tamamen yandığını ve kullanılamaz hale geldiğini, olayda 1000 kadar aracın tamamen yandığını, kazanın meydana gelmesine ilişkin olarak ---- Başkonsolosluğun, -----Nakliyeciler Derneği’ne gönderdiği 01.05.2021 tarih ve ------sayılı yazı ile dava konusu aracın da içinde olduğu 16 aracın (çekici+dorse) tamamen yandığı belirtildiğini, dava konusu aracın , davalı sigorta şirketi ile yapılan ----- Kasko Genişletilmiş Kasko Poliçesi" ile sigortalı olduğunu, sigortalı aracın yanması ile meydana gelen hasarın ----- Başkonsolosluğun ------ Nakliyeciler Derneği’ne gönderdiği yazıdan sonra 03.05.2021 tarihinde davalı sigorta şirketinden talep edildiğini, talep üzerine ----- nolu hasar dosyası açıldığını, ancak sigorta şirketi hasarın kapsam dışında olduğu gerekçesi ile bu talebi 06.05.2021 tarihinde gönderdiği yazı ile kabul etmediğini, davalı sigorta şirketinin hasar bedeline ilişkin talebi ret etmesinin hukuka aykırı olduğunu, sözleşmenin sadece maddî bakımdan değil, bilgi ve tecrübe bakımından zayıf olan tarafının korunması ve desteklenmesi için çeşitli hukukî tedbirler alınmaya başlandığını, bu gelişmelerin ülkemizde de karşılık bulduğunu ve güçlü şirketlerin hâkim olduğu alanlarda önlemler alınmaya başlandığını, söz konusu alanlardan birisi de sigortacılık olduğunu, Sigortacılık Kanunu’nun m. 11/3 hükmüne dayanılarak Hazine Müsteşarlığı tarafından çıkarılan Sigorta Sözleşmelerinde Bilgilendirmeye İlişkin Yönetmelik (SSBİY) ile sigortacının sözleşmenin kurulmasından önce ve sonraki bilgi verme yükümlülüğü ayrıntılı bir şekilde ele alındığını, yönetmelikte sigortacının bilgi vermesinin şekli ve kapsamının yanı sıra, buna aykırı davranılması hâlinde uygulanacak yaptırım da hükme bağlandığını, yönetmeliğin 7. maddesine göre, sigorta ettirene ve/veya sigortalıya gereği gibi bilgi verilmemesi hâlinde sözleşmenin feshi ve varsa zararın tazminini talep etme imkânı tanındığını, sigortacının aydınlatma yükümlülüğü, Sigortacılık Kanunu ve buna bağlı olarak çıkarılan Yönetmeliğin yanı sıra, 01. 07. 2012 tarihinde yürürlüğe giren 13. 01. 2011 tarih ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda da düzenleme konusu yapıldığını, Kanunun Aydınlatma Yükümlülüğü başlıklı 1423. maddesinin ilk fıkrasında, sigortacı ve acentesinin, sigorta sözleşmesinin kurulmasından önce ve sözleşmenin devamı esnasında gerekli olan her türlü bilgiyi diğer tarafa vermesi gerektiği hükme bağlandığını, davalı sigorta şirketi kasko poliçesini müvekkiline göndermediğini, müvekkili şirketin sözleşmeyi okumadığını ve imzalamadığını, müvekkili şirket , davalı sigorta şirketini arayarak sözleşme yapmak istediğini, sigorta şirketi de aracın bilgilerini istediğini, araca ilişkin bilgi ve belgeler verildikten sonra taraflar sözleşmenin yapılmasında anlaştıklarını, sözleşme yapılırken müvekkili şirket temsilcisi, sigorta şirketine, yurt dışında meydana gelebilecek hasarları da teminat kapsamına dahil edilmesini istediğini, sigorta şirketi de bu talep doğrultusunda sözleşme hazırladıklarını beyan ettiğini, sigorta şirketi, sigorta sözleşmesini müvekkili şirkete göndermediğini, sözleşmede müvekkilinin imzası olmadığını, bu nedenle müvekkili şirketin, sözleşmenin 4.sayfasında yazılı ------meydana gelen tüm hasar teminat dışındadır" bilgisinden haberdar olmadığını, sigorta şirketi bu konuda müvekkili şirketi aydınlatmadığını, müvekkilinin bu bilgilerden, dava konusu kaza meydana geldikten sonra haberdar olduğunu, Sigorta Genel Şartlarına göre yurt dışı hasarların teminat kapsamında olmadığını, ancak sigortalı tarafından istenmesi durumunda teminat kapsamına alınabileceğini, müvekkilinin de bunu bilerek sigorta şirketine yurt dışı hasarların teminat kapsamına dahil edilmesini ayrıca istediğini, çünkü müvekkili şirket nakliye işi ile uğraştığını ve sadece uzak doğu ülkelerine yapılan taşımaları kabul ettiğini, davacı vekili, müvekkilinin poliçede teminat dışı bırakılan hususlar hakkında bilgilendirilmediğini, -----olarak sigortalanan aracın, kiracı 3.kişi tarafından geri getirilmesi halinde meydana gelen zararın teminat kapsamında olduğu hususunda yanıltıldığını, bilgilendirme yükümlülüğünün yerine getirilmediğini iddia etmekte, davalı ise zararın poliçe özel şartlarına göre teminat kapsamında olmadığını savunduğunu, TTK’nun 1402.maddesi gereğince özel şartın kasko poliçesi kapsamında bulunduğuna ilişkin savunmanın davalı tarafça 6100 sayılı HMK’nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca kesin delillerle ispatlanması gerektiğini, dosyada mübrez poliçe nüshasında davacı sigortalının imzası bulunmadığını, özel şartı içeren kasko poliçesinin, sigorta sözleşmelerinde Bilgilendirmeye İlişkin Yönetmelik hükümlerine göre düzenlendiği konusunda sigortalı ve sigorta ettirenin imzalarını içeren bilgilendirme formu da ibraz edilmediğini, bu konuda Yargıtay kararlarında da mevcut olduğu üzere sigorta sözleşmesi sigortalıya teslim edilmemiş ve sigortalı tarafından imzalanmamış ise sigorta şirketi, sigortalıyı sözleşme içeriği ve muafiyetler hakkında bilgilendirmesi gerektiğini, bu bildirimin yapıldığını ispatı sigorta şirketi üzerinde olduğunu, 20.000,00 TL hasar bedelinin (belirsiz alacak), davalı tarafın temerrüde düştüğü tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen Mahkememizin -----esas sayılı dosyasında davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının belirsiz alacak davası açmasında menfaatinin bulunmadığını, dava konusu miktar belirlenebilir olduğundan belirsiz alacak davası açılamayacağını, bu nedenle, davacının belirsiz alacak davası açmasında menfaati bulunmadığından HMK m. 114 gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, müvekkili şirketin davaya konu araca ilişkin, dosyaya da sunulmuş olan, ----- nolu poliçenin "Yurtdışı Teminat Klozu" başlığı altında büyük harflerle ----- meydana gelen tüm hasarların teminat dışı bırakıldığı açık bir şekilde ifade edildiğini, müvekkili şirketin üzerine düşen bilgilendirme ve aydınlatma yükümlülüğünü tam olarak yerine getirdiğini, davacının bu yöndeki aksi iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacı tarafından müvekkili şirketin bilgilendirme yükümlülüğünü yerine getirmediği iddia edildiğini, oysa ki, öncesinde şartların açık bir şekilde iletildiği davacının onayı alındıktan sonra poliçe düzenlendiğini, sonrasında poliçe acente vasıtasıyla kendisine iletildiğini, tacir olarak ticari faaliyetlerine dair basiretli davranma yükümlülüğü olan davacının kasko poliçesini görmediğini, şartlarını incelemediğini iddia etmesinin iyi niyetle bağdaşmadığını, kişisel kaskolarda dahi sigortalılar yüzyüze gelmeseler bile kalıcı veri sağlayıcıları vasıtasıyla poliçelerini talep edip incelerken kurumsal şekilde bu işi yapan davacının poliçeleri görmemesinin, müvekkilinin ve acentenin poliçeleri iletmemesinin imkan dahilinde olmadığını, hasarın gerçekleştiği yerin ----- olduğu noktasında şüphe bulunmadığını, yangın sonrasında aracın şoförünün olayın gelişimine dair yazdığı beyanda----gümrük kapısından giriş yaparak ----geçtiğini belirttiğini, yangının ardından Türk şirketleri ve şoförlerine ilişkin işlemleri de ------ eyaletinde bulunan Başkonsolosluğun yürüttüğünü, hasarın oluştuğu yerin davacı adına düzenlenen kasko poliçesinde teminat dışı bırakılan ------ olduğunu beyan ederek haksız ve dayanaktan yoksun olarak açılan davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili 18.12.2023 tarihli bedele yönelik ıslah dilekçesinde özetle; ----- esas sayılı dosyasında ----- plakalı araç için 326.000,00 TL'nin davalının temerrüde düştüğü tarihten itibaren avans faizi ile birlikte tahsiline, -----esas sayılı dosyasında -----plakalı araç için 270.000,00 TL'nin davalının temerrüde düştüğü tarihten itibaren avans faizi ile birlikte tahsiline,----- esas sayılı dosyasında ------ plakalı araç için 106.000,00 TL'nin davalının temerrüde düştüğü tarihten itibaren avans faizi ile birlikte tahsiline----- esas sayılı dosyasında ----- plakalı araç için 228.000,00 TL'nin davalının temerrüde düştüğü tarihten itibaren avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Deliller
Tarafların ticaret sicil sorguları dosya arasına alınmıştır.
-----Noterler Birliğine yazılan müzekkere cevabı dosya arasına alınmıştır.
Davalı sigorta şirketine yazılan müzekkere cevabı dosya arasına alınmıştır.Uluslararası taşımacılık alanında uzman bilirkişi, makine mühendisi bilirkişi ile sigorta hukuku alanında uzman aktüer bilirkişi bilirkişi heyeti kök ve ek raporları dosyaya sunulmuştur.

Delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe:
Asıl dava, 13.02.2021 tarihinde Kasko Sigorta poliçesi kapsamında meydana gelen olayda davacı şirkete ait ----- plakalı aracın, yangın sebebiyle hasara uğramasına bağlı olarak davacının davalıdan alacağı olup olmadığına dair HMK 107 uyarınca açılmış belirsiz alacak davası; birleşen Mahkememizin ----- esas sayılı dosyası 13.02.2021 tarihinde Kasko Sigorta poliçesi kapsamında meydana gelen olayda davacı şirkete ait -----plakalı aracın, yangın sebebiyle hasara uğramasına bağlı olarak davacının davalıdan alacağı olup olmadığına dair HMK 107 uyarınca açılmış belirsiz alacak davası; birleşen Mahkememizin ---- esas sayılı dosyası 13.02.2021 tarihinde Kasko Sigorta poliçesi kapsamında meydana gelen olayda davacı şirkete ait -----plakalı aracın, yangın sebebiyle hasara uğramasına bağlı olarak davacının davalıdan alacağı olup olmadığına dair HMK 107 uyarınca açılmış belirsiz alacak davası; birleşen Mahkememizin------ esas sayılı dosyası 13.02.2021 tarihinde Kasko Sigorta poliçesi kapsamında meydana gelen olayda davacı şirkete ait ----- plakalı aracın, yangın sebebiyle hasara uğramasına bağlı olarak davacının davalıdan alacağı olup olmadığına dair HMK 107 uyarınca açılmış belirsiz alacak davasıdır.
Mahkememizce dava dilekçeleri, cevap dilekçeleri, gelen müzekkere cevapları ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirilmiştir. Dosya, uluslararası taşımacılık alanında uzman bir bilirkişi ile sigorta hukuku alınanda uzman aktüer bilirkişi heyetine tevdi edilmiş; 11.01.2023 tarihli rapora göre dosyadaki bilgi, belge, sigorta poliçesi ışığında, davaya konu edilen araçların, dava dosyasına sunulan CMR senetleri ve----- Başkonsolosluğu tarafından 01.05.2021 tarihinde Uluslararası Nakliyeciler Derneği'ne (---- resmi yazı ekinde gönderdiği listeye göre yangında zarar gördüğünün kesinleştiği, sigorta sözleşmesi/sigorta poliçesinin sigorta ettirene (davacıya) iletilip iletilmediği, aydınlatma yükümlüğünün yerine getirilip getirilmediği, zararı karşılayıp karşılamayacağı hususlarının taraflar arasında nizalı olduğu, davalı sigorta şirketi vekili, bilgilendirme yükümlülüğünün yerine getirildiğini ve poliçenin acente tarafından davacı şirkete teslim edilmiş olduğunu belirtmiş olmakla birlikte, bu konudaki ispat yükünün, mevzuat hükümleri gereği kendisine ait olduğu, dosyada bu konuda kesin kanaate ulaşılacak bir delile rastlanmadığı, davalı şirket tarafından yazılmış olan 06.05.2021 tarihli, davacının tazminat taleplerinin teminat kapsamında olmadığına ve reddine dair yazı dosyada mübrez olmakla birlikte, davacının sigorta şirketine tazmin talebiyle hangi tarihte ve ne şekilde başvurmuş olduğu, başvurusunda poliçelerin kendisine ulaştığı tarih konusunda bir bilgi yer alıp almadığı konusunda bir tespit yapılamadığı, davaya konu sigorta poliçelerinin davacı şirkete teslim edildiğinin ve teslimden itibaren on dört günlük yasal süre içinde bir itirazının olmadığının belirlenmesi halinde, -aydınlatma yükümlülüğü yerine getirilmiş olmasa bile- taraflar arasındaki sigorta sözleşmesinin, poliçede yazılı şartlarla yapılmış olduğunun kabulünün gerekeceği, Mahkemece dava konusu zararların sigorta poliçelerinin teminatı dahilinde olduğunun kabulü halinde, yangın tarihi itibariyle dava konusu araçların değerlerinin uzman bilirkişiler vasıtasıyla belirlenmesinin gerekeceği, bu belirlemeden sonra davalı sigorta şirketinin sorumlu olabileceği tazminat miktarının tespit edilebileceği, rapor edilmiş olup;
21.03.2023 tarihli celsede;
"...Davacı birleşen dosyalar davacı vekilinden soruldu: Rapora karşı beyanlarımızı tekrar ederiz, olaydan sonra müvekkilimizin talebi üzerine poliçe tarafımıza verilmiştir, öncesinde herhangi bir şekilde teslim edilmemiştir, aynı hususta ----- Asliey Ticaret Mahkemesi'nin---- esas sayılı dosyasında davamız kabul edilmiştir, dosyanın zarar hesabı için bilirkişiye gönderilmesini talep ederiz, dedi.
Davalı birleşen dosyalar davalı vekilinden soruldu: Rapora karşı beyan dilekçemizi tekrar ederiz, davanın reddini talep ederiz. dedi.
Dosya incelendi.
G.D:
1-TTK 1424 Maddesi uyarınca davalı şirkete müzekkere yazılarak asıl ve birleşen davalar yönünden ------ Plakalı araçlara ait sigorta poliçelerinin, sigortalıya teslim edilip edilmediği, edildi ise hangi tarihte teslim edildiğine ilişkin bilgi ve belgelerin sunulması için 2 hafta kesin süre verilmesine, aksi takdirde ispat külfetinin yerine getirilmemiş sayılabileceği hususunun huzuren ihtar edilmiş olduğuna,
2-Yukarıdaki ara karar yerine geldikten sonra taraflarca dosyaya sunulan rapora karşı itirazların tek tek değerlendirilerek, itirazları karşılar mahiyette ek rapor sunulması amacı ile bir otomotiv alanında uzman makine mühendisi bilirkişi eklenmek sureti ile dosyanın aynı bilirkişi heyetine tevdi edilerek ek rapor sunmalarının istenmesine,
3-Heyete yeni eklenen otomotiv alanında uzman makine mühendisi bilirkişi için 3.000,00TL ücret taktirine, davacı vekiline bilirkişi ücretini yatırmak üzere 2 hafta kesin süre verilmesine, aksi takdirde bilirkişi incelemesi delilinden vazgeçilmiş sayılarak dosya kapsamı ile yetinilmek sureti ile değerlendirme yapılacağının huzuren ihtar edilmiş olduğuna,
4-Ek rapor sunulduğunda HMK 281 uyarıca taraflara tebliğine,"
Şeklinde tespitler yapılarak ara kararlar oluşturulmuş, sehven davalı şirkete müzekkere yazılmadan dosya 3'lü bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, 23.05.2023 tarihli ek rapora göre, bilirkişilerin ek rapordaki görüş ve kanaatleri ile kök rapordaki görüş ve kanaatlerinin aynı olduğu, bu tespitlere ilaveten, davaya konu araçların perte ayrılacağı ve sovtajlarının (hurdası) sigorta şirketinde kalacağı kabulü ile,-----plaka sayılı aracın Şubat 2021 tarihi itibarıyla rayiç değerinin 120.000,00 TL,----- plaka sayılı aracın Şubat 2021 tarihi itibarıyla rayiç değerinin 360.000,00 TL,---- plaka sayılı aracın Şubat 2021 tarihi itibarıyla rayiç değerinin 255.000,00 TL, ----- plaka sayılı aracın Şubat 2021 tarihi itibarıyla rayiç değerinin 300.000,00 TL olduğu rapor edilmiş olup;

18.07.2023 tarihli celsede;
"...
Geçen celse ----- nolu ara karar gereği sehven davacı şirkete müzekkere yazılmadan dosyanın bilirkişi heyetine tevdi edildiği, bilirkişilerin ek raporunu sunduğu, ek raporun taraflara tebliğ edildiği, ek rapora karşı herhangi bir beyan ve itiraz sunulmadığı görüldü.
Davacı birleşen dosyalar davacı vekilinden soruldu: 24/05/2023 tarihli talep dilekçemizde araçların sovdaj bedeli belirtilmemiştir, bunun belirlenmesi amacı ile dosyanın yeniden bilirkişiye gönderilmesini talep ederiz, dedi.
Davalı birleşen dosyalar davalı vekilinden soruldu: Tüm beyanlarımızı tekrar ederiz, davanın reddine karar verilsin dedi.
Dosya incelendi.
G.D:
1-Geçen celse-----nolu ara karar gereği, TTK 1424 Maddesi uyarınca davalı şirkete müzekkere yazılarak asıl ve birleşen davalar yönünden ------ Plakalı araçlara ait sigorta poliçelerinin, sigortalıya teslim edilip edilmediği, edildi ise hangi tarihte teslim edildiğine ilişkin bilgi ve belgelerin sunulması için 2 hafta kesin süre verilmesine, aksi takdirde ispat külfetinin yerine getirilmemiş sayılabileceği hususunun huzuren ihtar edilmiş olduğuna,
2-Yukarıdaki ara karar yerine geldikten sonra davacı tarafça dosyaya sunulan 24/05/2023 tarihli talep dilekçesinde belirtilen sovdaj bedeli hesaplanarak ek rapor sunulması amacı ile dosyanın son ek raporu sunun 3 lü bilirkişi heyetine tevdi edilerek ek rapor sunmalarının istenmesine,
3-Ek rapor sunulduğunda HMK 281 uyarıca taraflara tebliğine,"
Şeklinde tespitler yapılarak ara kararlar oluşturulmuş, davalı şirkete yazılan müzekkereye kesin süresinde ve dahi sonraki tarihlerde yanıt verilmediği, ispat külfetini yerine getirmediği, davacı vekilinin de talebi dikkate alınarak, dosya 18.07.2023 tarihli ara kararlar uyarınca aynı bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, 19.10.2023 tarihli 2.ek rapora göre, ----- Enflasyon hesaplama modülü ile yapılan hesaplama ve kanaate göre 2021 şubat ayı ortalama sovtaj değerlerinin, ----- plaka sayılı aracın sovtaj değerinin 14.000,00 TL,----- plaka sayılı aracın sovtaj değerinin 34.000,00 TL, -----plaka sayılı aracın sovtaj değerinin 27.000,00 TL, ----- plaka sayılı aracın sovtaj değerinin 30.000,00 TL olduğu rapor edilmiştir.
Davacı vekili, 18.12.2023 tarihli talep artırım dilekçesi ile asıl ve birleşen davalar yönünden, araçlar kendi uhdelerinde kalmak kaydıyla sovtaj bedelleri, araç bedellerinden düşülmek üzere talep artırımında bulunmuştur.Mahkememizce aldırılan ve yerleşik içtihatlara göre hesaplama yapılan bilirkişi heyet raporunun bu yönleriyle hükme esas alınmaya uygun, gerekçeli ve denetlenebilir bulunması sebebiyle yeniden rapor alınması cihetine gidilmeyerek, davalı şirkete yazılan müzekkereye kesin süresinde ve dahi sonraki tarihlerde yanıt verilmemesi sebebiyle, davalı tarafın ispat külfetini yerine getirmediği, pert araçlar davacıda kalmak suretiyle ve sovtaj bedelleri düşülerek yapılan hesaplamaya göre davacının asıl ve birleşen davalar yönünden alacak taleplerinin, mahkememizce makul bulunduğu tespit edilmiştir.
Yargıtay ---- Hukuk Dairesinin 28/05/2013 tarih ----- esas ----- karar sayılı ilamında:"Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davanın kısmen kabulüne, davalının icra takibine itirazının 65.000,00 TL asıl alacak üzerinden iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, 6762 sayılı TTK.’nin 1301. maddesinden (6102 sayılı TTK'nin 1472. maddesi) kaynaklanan rücuan tazminat istemine ilişkindir.Trafik kazaları, nitelikleri itibariyle haksız fiillerdendir. Haksız fiillerde temerrüt tarihi, haksız fiilin meydana geldiği tarih olup, zarar sorumlusunun ayrıca ihbar ve ihtar edilmesine gerek yoktur. Sigorta ettirenin dava hakkı, tazmin ettiği bedel nispetinde sigortacıya intikal eder. Ödeme tarihi aynı zamanda 3. şahsa rücu edebilme tarihidir. Bu nedenle işleten ve sürücünün faizden sorumluluğunun başlangıcının halefiyet başlangıcı olan ödeme tarihi olarak kabulü gerekir. Bu durumda mahkemece, hükmedilen tazminata ödeme tarihinden itibaren faiz yürütülmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2-Davacı tarafça temerrüt faizi olarak avans faiz istenilmiştir. Davalının işleteni olduğu araç minibüs olup ticari araçtır. O halde, davada temerrüt faizi olarak ticari faiz niteliğindeki avans faizine hükmedilmesi gerekirken yasal faize hükmedilmesi de doğru değil bozma nedeni ise de; bu yanılgıların giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden hükmün 6100 sayılı HMK.nun geçici 3/2 maddesi delaletiyle 1086 sayılı HUMK.nun 438/7 maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir." belirtilmiştir.
Yukarıda anılan içtihat uyarınca davacı tarafça avans faizi talebinde bulunulmuş olup, araçlar "çekici" ve ticari araç olduğundan avans faizine hükmetmek gerekmiş, davalar açılmadan önce davalının temerrüde düşürüldüğüne ilişkin dosyada herhangi bir noter ihtarname tebliği ve sair bilgi belge bulunmadığından, asıl ve birleşen davalar bakımından temerrüdün dava ile gerçekleştiği kabul edilmiş, pert araçlar davacıda kalmak üzere davacının asıl ve birleşen davalarının davasının kabulüne; asıl dava yönünden; davanın kabulü ile, davaya konu ----- plakalı araç davacıda kalmak üzere, toplam 326.000,00 TL tazminatın 28.02.2022 dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine; birleşen Mahkememizin ---- esas sayılı dosyası yönünden; davanın kabulü ile, davaya konu ----- plakalı araç davacıda kalmak üzere, toplam 270.000,00 TL tazminatın 28.02.2022 dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, birleşen Mahkememizin ---- esas sayılı dosyası yönünden; davanın kabulü ile, davaya konu ----- plakalı araç davacıda kalmak üzere, toplam 106.000,00 TL tazminatın 28.02.2022 dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, birleşen Mahkememizin ----- esas sayılı dosyası yönünden; davanın kabulü ile, davaya konu ----- plakalı araç davacıda kalmak üzere, toplam 228.000,00 TL tazminatın 28.02.2022 dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir.Öte yandan yargılama giderleri olarak hesaplanan arabuluculuk ücreti yönünden, her bir davada ayrı ayrı arabuluculuk görüşmeleri yapıldığından, bu ücretler yönünden ayrı ayrı değerlendirme yapılarak aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
A)Asıl dava yönünden;
1-Davanın KABULÜ ile, davaya konu -----plakalı araç davacıda kalmak üzere, toplam 326.000,00 TL tazminatın 28.02.2022 dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
2-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 22.269,06 TL harçtan peşin alınan 341,55 TL ile 14.516,00 TL tamamlama harcının toplamı olan 14.857,55 TL harcın mahsubu ile bakiye 7.411,51 TL harcın davalıdan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan peşin alınan 341,55 TL ile 14.516,00 TL tamamlama harcının toplamı olan 14.857,55 TL harç gideri, 9.000,00 TL bilirkişi ücreti ve 376,25 TL posta masrafı olmak üzere toplam 24.233,80 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 50.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
B)Birleşen Mahkememizin ----- esas sayılı dosyası yönünden;
1-Davanın KABULÜ ile, davaya konu -----plakalı araç davacıda kalmak üzere, toplam 270.000,00 TL tazminatın 28.02.2022 dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
2-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 18.443,70 TL harçtan peşin alınan 341,55 TL harcın mahsubu ile bakiye 18.102,15 TL harcın davalıdan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan peşin alınan 341,55 TL harç gideri, 60,50 TL posta masrafı olmak üzere toplam 402,05 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 42.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
C)Birleşen Mahkememizin -----esas sayılı dosyası yönünden;
1-Davanın KABULÜ ile, davaya konu ----- plakalı araç davacıda kalmak üzere, toplam 106.000,00 TL tazminatın 28.02.2022 dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
2-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 7.240,86 TL harçtan peşin alınan 341,55 TL harcın mahsubu ile bakiye 6.899,31 TL harcın davalıdan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
3-Davacı tarafından peşin alınan 341,55 TL harç gideri, 62,75 TL posta masrafı olmak üzere toplam 404,30 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
D)Birleşen Mahkememizin----- esas sayılı dosyası yönünden;
1-Davanın KABULÜ ile, davaya konu----- plakalı araç davacıda kalmak üzere, toplam 228.000,00 TL tazminatın 28.02.2022 dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
2-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 15.574,68 TL harçtan peşin alınan 341,55 TL harcın mahsubu ile bakiye 15.233,13 TL harcın davalıdan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan peşin alınan 341,55 TL harç gideri, 84,75 TL posta masrafı olmak üzere toplam 426,30 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 36.200,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
E-Her bir dava yönünden karar kesinleştiğinde varsa bakiye gider avansının yatırana iadesine,Dair, davacı-birleşen dosyalar davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ----- Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesi nezdinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. E-duruşmaya son verildi.