WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 17 Haziran 2026

İSTANBUL ANADOLU 13. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/105
KARAR NO : 2024/446

DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 11/02/2022
KARAR TARİHİ : 27/06/2024

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ---- Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasında dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 18.03.2021 tarihinde sürücü ---- sevk ve idaresindeki ----Plakalı otomobil ile --- - ilçesi -- - - mevkiinde seyir halinde bulunurken direksiyon hakimiyetini kaybederek araç ile gölete düşmesi sonucunda tek taraflı, ölümlü ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, meydana gelen kaza bu kaza sonucunda araçta yolcu konumunda bulunan, davacı ---- annesi -----vefat ettiğini, desteğinin ölümü nedeni ile davacının maddi açıdan mağdur olduğunu, söz konusu kaza ile ilgili trafik kazası tespit tutanağı tutulmamış olup 18.03.2021 tarihli olay yeri görgü tespit tutanağı tutulduğunu, bu kazanın oluşumunda ----- plakalı araçta yolcu konumunda bulunan müteveffa --- - ve desteğinden yoksun kalan, üçüncü kişi konumunda olan davacı --- - herhangi bir kusurları bulunmadığını, ----plakalı aracın kaza tarihi olan 18.03.2021 tarihi itibariyle --- ait ---- numaralı Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalı olup, bu poliçe kaza tarihi itibariyle kişi başına ölüm halinde 430.000,00-TL teminat sağladığını, müteveffanın yaşı, mesleği, geliri ve tüm diğer faktörler birlikte değerlendirildiğinde davalı sigorta şirketinin limit dahilinde zararın tümünden sorumlu olacağını, aktüerya hesaplamaları sonucunda anlaşılacağını, bir kişinin eşini taşımasında maddi, manevi menfaati bulunmakta olup yakın akrabalar arasında hatır taşıması söz konusu olmayacağından, işbu kaza bakımından hatır taşımacılığından söz edilemeyeceğini, dava konusu olayda taşıyanın maddi-manevi menfaatinin bulunduğunun açık olduğunu----ait ---- numaralı poliçeye istinaden, teminat limitleri içinde 8 iş günü içerisinde ödeme yapması ihtarı 6 adet ekiyle birlikte iadeli taahhütlü usulde 29.11.2021 tarihinde tebliğ edildiğini, 29.11.2021 tarihinde ihtarı tebliğ alan davalı -- - --. Karayolları Trafik Kanunun 99. maddesi gereği 8 iş günü içerisinde tarafımıza ödeme yapmayarak 10.12.2021 tarihinde, temerrüde düştüğünü, davalı---- 15 gün içerisinde herhangi bir ödeme yapmadığından ve dolayısıyla uzlaşma sağlanamadığından, 15 günün dolmasını müteakip işbu davayı açma zarureti hasıl olduğunu, izah edilen nedenlerle fazlaya ilişkin talep ve ek dava açma hakları saklı kalmak kaydıyla ve maddi zararın tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda artırılmak üzere; şimdilik 1.000,00-TL maddi tazminat talebinin (destekten yoksun kalma) temerrüt tarihi olan 10.12.2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt (avans) faizi ile birlikte diğer kusurlu kişilerin kusurlarına düşen sorumluluk dâhil olmak üzere limit sınırları içerisinde 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 61. ve 163. 2918 sayılı KTK’nin 88/1. maddeleri gereği teselsül hükümleri uyarınca davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP /TALEP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Dava, kaza sonucu meydana gelen ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkin olduğunu, 6098 Sayılı TBK’nın 50. maddesi hükmü uyarınca, zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altında olduğunu, zarar gören kişilerin sigorta kuruluşuna başvurmadan sigorta kuruluşu aleyhine doğrudan doğruya dava yoluna gitme hakları bulunmadığını, Yasal mevzuata göre başvuru şartının yerine getirilmiş kabul edilebilmesi için; gerekli belgelerin tamamının sigorta şirketine ibraz edilmesi ve ödeme süresi dolmasına rağmen ödeme yapılmamış olması gerektiğini, davacı tarafa 15.04.2021 tarihli ----- barkod numaralı yazı ile eksik belgelerin iletilmesi akabinde taleplerinin yasal mevzuat kapsamında değerlendirmeye alınabileceğinin bildirildiğini, Kanun ile düzenlenen emredici nitelikteki özel dava şartını yerine getirmeyen davacının talebi; dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilmesi gerektiğini, müteveffanın trafik kazası neticesinde vefat etmediği, ölüm ile trafik kazasının illiyeti olmadığı sabit olduğundan işbu başvurunun reddi gerektiğini, başvurucular tarafların “destekten yoksun kalma tazminatı” taleplerine ilişkin değerlendirilme yapılabilmesi için ölüm ile başvuruya konu kaza arasında nedensellik bağının bulunduğunun tespiti gerektiğini, davaya konu 18.03.2021 tarihinde gerçekleştiği iddia edilen kaza sonrasında taraflarına sunulmuş herhangi bir kaza tespit tutanağı, kusur raporu veya kazanın meydana geliş şeklini ifade eden resmi bir evrak sunulmadığını, dolayısıyla 18.03.2021 tarihinde gerçekleştiği iddia edilen kaza ile ölümler arasında illiyet bağı kurulamadığını, ölümlerin şüpheli olduğunun ifade edildiğini, bu durumda tazminat tutarının, 01.06.2015 yürürlük tarihli Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının ekinde yer alan esaslara göre belirlenmesi gerektiğini, aksi bir hesaplamanın kanuna ve genel şartlara aykırı olacağını beyan ettiklerini, Anayasa Mahkemesi’nin ilgili iptal kararı sonrasında, destekten yoksun kalma ve sürekli sakatlık hallerinde tazminat hesaplamasında TRH 2010 hayat tablosunun ve %1,8 teknik faizin uygulanmasının Türk Borçlar Kanunu’nun gerçek zararın tespiti ilkelerine aykırı olmadığına karar verildiğini, TRH-2010 yaşam tablosu ve %1,8 teknik faiz dikkate alınarak hesap bilirkişi raporu hazırlanmasını talep ettiklerini, KZMSS sigortası ile işletenin veya araç sürücüsünün kusurlu davranışının bu tür sigorta ile teminat altına alındığını, maddi giderler için geçerli olan teminat her halükarda verilecek bir teminat olmayıp KZMSS sigortası kapsamında davalı sigorta şirketinin sorumluluğu sigortalısının kusuru oranında olduğunu, haksız fiil sonucu Kusur konusunda bir değerlendirme yapılabilmesi için kazanın meydana geldiği yer, kaza şekli ve nedeni hususlarının bilinmesi gerektiğini, kazanın ne şekilde meydana geldiğine ilişkin belirsizlikler mevcut olduğunu, KTK’ nın 91. maddesi hükmü ile ZMSS’ da sigortacının sorumluluğu aynı yasanın 85/1’nci maddesindeki işletenin sorumluluğu esasına dayandırıldığına göre, işletenin KTK’ nın 86/1 maddesi uyarınca zarar görenin birlikte kusurunu ileri sürebildiği hallerde, onun bu sorumluluğu zarar görene karşı yükümlenen sigortacı da zarar görenin birlikte kusurunu kanıtlayabildiği hallerde sigortacının sorumlu olduğu tazminat miktarını da indirebileceğini, somut olayda her ne kadar kaza tespit tutanağı tutulmamış olsa da müteveffa ----- koruyucu tertibat kullanıp kullanılmadığının sabit olduğunu, her halükarda müteveffanın alın bölgesinden aldığı darbe emniyet kemeri takmadığına kesin karine teşkil ettiğini, sigorta kuruluşu, oluşan riziko sebebiyle işleten, zarar görenlere karşı hangi oranda temerrüt faizi ödemesi gerekiyor ise, onun hukuksal sorumluluğunu üzerine alan sigorta kuruluşunun da, aynı oranda temerrüt faizi ödemekle yükümlü olacağını, dolayısıyla işletenin sorumlu tutulamayacağı bir faiz türünden, onun sorumluluğunu üzerine alan Trafik Sigortacısının sorumlu tutulabilmesi mümkün olmadığını, işletenin faiz ile ilgili yükümlülüğü ise, kazaya karışan aracın kullanım amacına göre belirleneceğini, kazaya karışan araç hususi nitelikte bir araç olup ticari kullanımı söz konusu olmadığını, sigorta kuruluşunun faiz ile ilgili yükümlülüğünün, yasal faiz olacağını, söz konusu olayın işleten açısından haksız fiilden kaynaklanan bir olay olduğu, davalı şirketin de yasal olarak işletene düşen hukuki sorumluluğu üstlendiği göz önüne alındığında haksız fiilden kaynaklanan olaylarda ise ancak yasal faizin talep edilebileceği izahtan vareste olup Yargıtay kararlarıyla da sabit olduğunu, dava şartı yerine getirilmediğinden işbu davanın usulden reddini, uyuşmazlığa konu kaza ile vefat arasında illiyet bağı bulunmadığından işbu davanın reddini, sigortalı araç sürücüsünün kusuru ispatlanamadığından işbu başvurunu reddini, itirazlarımızın kabul edilmemesi halinde sorumluluğa esas kusur oranlarının tespit edilebilmesi için konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla inceleme yaptırılmasını, tazminat hesabının TRH 2010 yaşam tablosu ve %1,8 teknik faize göre yapılmasını, her durumda hesaplanan tazminat tutarından %20 müterafik kusur indirimi yapılmasını, davalı şirketin yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulmamasını, fazlaya ilişkin taleplerin reddini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER : --- CBS ---- sayılı soruşturma dosyası, ----- Sulh Hukuk Mahkemesinin ---- Esas sayılı dosyası, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, Nüfus Aile Kayıt Tabloları, Sigortaya başvuru/İhtarname ve ekli belgeler, ZMMS Poliçesi ve Hasar Dosyası, Trafik Tescil Kayıtları, ---- Milli Eğitim Müdürlüğü Kayıtları, ---- Merkez Jandarma Komutanlığı ESD Araştırma raporu, --- SGK Kayıtları, ---- ATK Kusur Raporu, Bilirkişi Hesap Raporları, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.

İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ VE VAKIALARA GÖRE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI:
Dava, trafik kazası sonucunda murisin ölümü nedeniyle 6098 Sayılı TBK'nin 53/3 maddesi gereğince mirasçı çocuk tarafından açılmış destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir. (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak; resen incelemeye tabi başta arabuluculuk ve KTK'nin 97.madesi gereğince sigorta şirketine başvuru olmak üzere HMK'nin 114 ve 115.maddelerine göre genel ve özel dava şartları ile taraf sıfatı ve harç gibi hususlar incelenmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş ve uyuşmazlık belirlenmiştir. Akabinde esasları, süreci ve hukuki sonuçları açıklanarak taraflar sulh olmaya davet ve teşvik edilmelerine karşın karşın duruşmaya katılan davacı vekilinin beyanına göre tarafların sulh yoluna gitmek istemediklerinin anlaşılması üzerine tahkikata geçilerek tahkikat işlemleri yerine getirilmiş, deliller incelenmiş ve karar duruşmasına katılan davacı vekilinin son sözleri dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır. Öncelikle dosyaya mübrez Hukuk Uyuşmazlıklarda Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağına göre zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği ve anlaşmazlık üzerine işbu davanın açıldığı; yine davacının KTK'nin 97 maddesine göre davalı sigorta şirketine başvuruya ilişkin dava şartını yerine getirdikleri hemen kaydedilmelidir.
Davacı dava tarihi itibarıyla ergin olmadığından aktif dava ehliyetinin bulunmadığı, davacı küçüğün velileri anne ve babasının aynı anda ölümleri üzerine ---- Sulh Hukuk Mahkemesinin----- Esas sayılı kararı ile davacı küçüğün TMK'nin 404/1 maddesi gereğince kısıtlanmasına karar verildiği ve mahkememiz ara kararı gereğince aynı vesayet makamı tarafından aynı dosya üzerinden verilen 25/04/2024 tarihli ek karar ile vasiye dava açabilmesi için izin verildiği tespit edilmiş ve böylece davada taraf ve taraf teşkili yönünden sorun bulunmadığı, yargılamanın yapılarak sonuçlandırılması gerekmiştir.Somut olaya geçmeden önce dava konusu olayın hukuki temeli ve uyuşmazlığın çözümüne etki edecek yasal düzenlemelere kısaca değinmekte yarar vardır. 6102 sayılı TTK'nin 1401. Maddesinde ise sigorta sözleşmesi düzenlenmiştir. Aynı yasanın 1483.maddesine göre sigorta şirketlerinin faaliyet gösterdikleri dalların kapsamında bulunan zorunlu sigortaları yapmaktan kaçınamayacakları, 1409. maddede, sigortacının sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olduğu, 1459. maddede, sigortacının sigortalının uğradığı zararı tazmin edeceği, 1461. maddede, sigortacının sorumluluğunun sigorta bedeli ile sınırlı olduğu hususlarına yer verilmiştir.Türk Borçlar Kanunun 49.maddesinde, "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür", yine aynı kanunun 50.maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" denilmektedir. Bilindiği üzere Haksız fiil ise öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmaktadır. Haksız fiilin unsurları ise eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak gösterilmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğmalı, zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ile zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur” aynı Yasa'nın 85/1. Maddesinde“bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı Yasa'nın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiştir. 86/1. maddesi “işletenin, mücbir sebepten veya zarar görenin ya da üçüncü kişinin ağır kusurundan, zararlı sonucun ileri geldiğini ispat etmesi şartıyla sorumluluktan kurtulacağı" hükümlerini içerdiği, aynı yasanın 88. maddesinde ise “Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.” düzenlemesi ile motorlu araçların işletilmesi neticesi üçüncü kişinin zarar görmesi durumunda o aracın işleteni, aracın sürücüsü ve varsa teşebbüs sahibinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, ayrıca birden fazla kişinin zararı tazminat ile yükümlü olması durumunda zarar görene karşı müteselsil sorumlu oldukları belirtilmiştir. Bu haliyle Karayolları Trafik Kanunu, trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasını benimsemiştir. Yine TBK'nin 61. maddesinde “Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.” demekle birden çok kişi aynı zarardan aynı sebeple ya da çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır. Buna göre, araç işletenin sorumluluğunun dayanağı 2918 sayılı KTK'nin 85. maddesi ve sürücünün sorumluluğu ise TBK'nin 49. maddesidir ve aralarındaki ilişki, aynı zarardan çeşitli nedenlerden dolayı sorumlu olma halidir. Zarar gören, zarar miktarının tamamının veya bir kısmının ifasını, dilerse borçluların tamamından, dilerse yalnız birinden isteyebilecektir.Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ise, motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin, zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir sorumluluk sigortası türüdür. Bu sebepledir ki, sigorta şirketinin sorumluluğu, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunması halinde sözkonusu olup poliçe limitiyle sınırlıdır. Zira, kanunun emredici hükmü gereği yaptırılan zorunlu trafik sigortalarında sigortacı, işletene düşen hukuki sorumluluğu teminat altına aldığına göre, ancak işletenin sorumlu olduğu oranda zarardan sorumlu olacaktır. İşletene hukuken yükletilemeyen zarardan, onun sorumluluğunu teminat altına alan sigortacının sorumlu tutulması da mümkün değildir. Zira sigorta şirketinin sorumluluğu 2918 Sayılı KTK'nin 86/1 maddesi gereğince işletenin eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusuru oranında poliçe limitiyle sınırlıdır. Kaza tarihinde yürürlükte olan Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir. Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında,bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır. Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir (-----). 2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanun’un 85. maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir. Bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi,kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim,durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir. Burada kanun koyucu zarar görenin kusuru nispetinde indirim yapılabileceğini öngörmüş ve indirimi zorunlu tutmayarak hâkimin taktirine bırakmıştır. Destekten yoksun kalma tazminatı ise; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 53/3 maddesinde düzenlenmiş olup, “Ölüm halinde ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıpların tazmini gerekmektedir”. Bu maddeye göre, haksız fiilin doğrudan doğruya muhatabı olmayan, ancak bu haksız fiil nedeniyle ortaya çıkan ölüm olayından zarar gören ya da ileride zarar görmesi güçlü olasılık içinde bulunan kimselere tazminat hakkı tanınmıştır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 22/06/2018 tarih ve ---sayılı kararında, ana ve/veya babanın çocuğunun haksız fiil ve/veya akde aykırılık sonucu ölmesi nedeniyle açtığı destekten yoksun kalma tazminatı davalarında, destek ilişkisinin varlığının ispatı için Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığından gelir bağlanması şartının aranmayacağı, destekten yoksun kalma tazminatı davalarında çocukların ana ve/veya babaya destek olduklarının karine olarak kabulünün gerektiği kabul edilmiştir. İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesine göre; ''Destekten yoksun kalma tazminatının doğumu için destek ile tazminat talebinde bulunan kişi arasında bir destek ilişkisi bulunmalıdır. Burada bahsedilen destek ilişkisi hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar. Destek ilişkisinin varlığında destek olunanın ihtiyaçlarının sürekli ve düzenli olarak karşılanması yer almaktadır. Burada ifade edilmek istenen süreklilik ve düzenlilik hali yardımın belirlenen zamanlarda ve belirli miktarlarda yapılması değil, eğer destek ölmeseydi yardımların devam edeceğine dair bir beklentinin bulunmasıdır. Eğer yardım devamlı destek saiki ile değil de, tek seferlik, geçici, düzensiz ya da gelişigüzel zamanlarda yapılıyor ve ileride yardımın devam edeceğine dair bir beklenti yaratmıyorsa, bu durumda desteğin sürekli ve düzenli olduğundan bahsetmek mümkün olmayacaktır". Türk Borçlar Kanunu'nun ilgili hükümlerinden anlaşıldığı üzere; destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan yardımdır. Bu tazminatın amacı, ölüm olayı olmasaydı ölenin yardımda bulunduğu kimselere yardımda bulunmaya devam edeceğinin düşünülmesi ve ölüm olayının bu süreci kesmesi sonucu destekten yararlanan kimselerin uğradıkları zararın peşin ve toptan şekilde tazmin edilmesi, bu kimselerin ölüm olayından önceki durumlarına kavuşturulmasıdır. Eş deyişle amaç; destekten yoksun kalanların, desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Burada önemle üzerinde durulması gereken husus, ölenin destek gücünün, eş ve çocuğun destek ihtiyacı ile beklenilen destek şeklinin ve miktarının yaşam deneylerine uygun olması gereğidir.Yukarıda gösterilen yasal düzenlemeler ve yapılan açıklamalar ışığında somut olaya gelince;18/03/2021 tarihinde ---- ili, --- ilçesi, - -, - mevkinde dava dışı sürücü --- - sevk ve idaresindeki ----- adına kayıtlı ve aynı zamanda işleteni olduğu ----plaka sayılı ----- marka ve model hususi otomobilin karıştığı tek taraflı trafik kazası sonucunda sürücü ---- ve araçta yolcu olarak bulunan eşi --- - vefat etmiştir. Mahkememizce işbu kazaya ilişkin ---- CBS ------ sayılı soruşturma dosyası gerek UYAP üzerinden gerekse özellikle fotoğrafların incelenmesi bakımından fiziki olarak getirtilmiş ve dosya arasına alınmıştır. Yapılan soruşturmaya, otopsi tutanağı ve dosyada bulanan ---- ATK raporlarına göre ölümlerin suda boğulma sonucu gerçekleştiği tespit edilmiştir. ----- CBS soruşturma dosyası içeriğinden de net bir şekilde anlaşıldığı üzere davacı çocuğun anne ve babasının bulunduğu aracın her nasılsa gölete uçtuğu ve sonuçta araçta bulunan yolcu anne ----- suda boğularak öldüğü açıktır. Yine mezkur dosyadan anlaşılacağı üzere anne --- araç içinden çıkarılmış olup, baba -- --- ise gölet kenarında bulunduğu, buna göre annenin dosyada bir tespit bulunmamakla birlikte emniyet kemerinin takılı olması nedeniyle araç içinde kalmış olabileceği kuvvetle muhtemeldir. Şu halde; öncelikle sebep sonuç ilişkisi bakımından dosyadaki tüm bilgi ve belgeler ile özellikle mahkememizce titiz ve oldukça ayrıntılı şekilde hazırlandığı değerlendirilen ---- CBS dosyası içeriğine göre kazanın iddia edildiği gibi gerçekleştiği, ölümün trafik kazasına bağlı olarak suda boğulma sonucu oluştuğu sabit; kaza ile ölüm arasında illiyet bağı bulunduğu kabul ve takdir edilmiştir. Kaldı ki kazada başka etki tespit edilemediğinden kovuşturmaya yer olmadığına da karar verilmiş olup, illiyet bağının varlığı toplumsal yaşam deneyimlerine göre de maruf olduğundan çekişme konusu bile yapılmamalıdır. (HMK,187/2) Görüldüğü üzere olayda davacı küçük, anne ve babasını ayrı anda kaybetmiş; baba yönünden sigorta şirketine karşı sürücünün kusuruna dayanılamayacağı bilindiğinden, davasını sigortalı araçta yolcu konumunda bulunan annesine dayandırmıştır. Dolayısıyla destek ilişkisi anne ve çocuk arasında olup, değerlendirme ve araştırma buna göre yapılmıştır. Kuşkusuz kabul edilen karine ve ülkemizin ekonomik ve sosyal koşullarına göre anne ve çocuk arasında destek ilişki bulunmaktadır. Öyleyse somut olayda davacı çocuk ölen annesinin desteğinden mahrum kalmış durumdadır. Dosyada bulunan CBS dosyası ve poliçeye göre kazaya sebebiyet veren ---- plakalı aracın kaza günü olan 18/03/2021 tarihini kapsar şekilde 01/12/2020 - 01/12/2021 başlangıç ve bitiş tarihlin 410.000 TL ( artış gereği 430.000,00 TL ) limitli olarak davalı sigorta şirketine ZMMS poliçesi bulunduğu tespit edilmiştir. Buna göre davalı sigorta şirketinin 2918 sayılı KTK'nin 91/1, 85/1, 85/son, 86/1, 88/1 ve Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesine göre aracın sürücüsünün ve eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi poliçe limitiyle sınırlı olarak sorumlu tutulması mümkün olduğundan doğan zarardan poliçe limitine kadar müteselsil olarak sorumluluğu bulunduğu açıktır. Mahkememizce uyuşmazlığın çözümü için taraf vekillerince gösterilen tüm deliller toplanmış ve ilgili yerlerden getirtilmesi gerek bilgi ve belgeler celp dilmiştir. Bu kapsamda öncelikle kaza tek taraflı olsa da dosya --- ATK Trafik İhtisas Dairesine gönderilerek kusur raporu düzenlenmesi istenmiştir. --- ATK Trafik İhtisas Dairesinin 23/11/2023 tarihli raporuna göre ; sürücü ----- idaresindeki otomobil ile seyir halindeyken yola gereken düzeyde dikkatini vermediği, seyrini taşıt yolu içinde kalacak şekilde sürdürmeye yeterli özeni göstermediği ve olay mahalline geldiğinde de sevk ve idare hatası nedeniyle kontrolünü kaybederek yol dışı kaldığı olayda asli derecede kusurlu olduğu, buna göre kazanın oluşumunda; sürücü ---- %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu kanaatini bildirir müşterek rapor verilmiştir. Mahkememizce ATK raporu taraf vekillerine tebliğ edilmiş; rapora herhangi bir itiraz gelmemiştir. Mahkememize göre de, diğer delillerle birlikte değerlendirildiğinde kazanın ATK raporunda belirtildiği şekilde gerçekleştiği kusurun tamamen sürücüde olduğu, yolcu konumunda bulunan desteğin kazaya herhangi bir etkisinin bulunmadığı gibi; kazaya bağlı ölüm olayında da müterafik bir kusurunun tespit edilememesi karşısında tazminattan herhangi bir indirim yapılmayacağı kabul ve takdir edilmiştir. (TBK,51,52, 74, HMK 266, Yargıtay ----.HD.-----.) Mahkememizce eylem, hukuka aykırılık, kusur ve illiyet bağı hususları yukarı açıklandığı üzere belirlendikten sonra zararın da belirlenmesi gerekeceğinden ve dava konusu olayda tazminat hesabının teknik bilgi gerektirmesi nedeniyle dosya bu kez --- Bilirkişilik Bölge Kurulu Listesinden resen seçilen bir nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişiye verilerek rapor düzenlemesi istenmiştir. Bilirkiş --- - - tarafından hazırlanan 06/06/2023 tarihli raporda davacınını destek alacağının 95.370.61 TL olacağı yönünde görüş bildirilmiştir. Bu raporun itirazı uğraması ve mahkememizce de hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olmadığı anlaşıldığından ayrı konuda farklı bir bilirkişiden rapor düzenlemesi yönünde ara karar verilmiştir. Bu kez nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişi ---- tarafından hazırlanan 01/04/2024 tarihli raporda ise özetle; 18.03.2021 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davalının 96100 kusur oranındaki sorumluluk durumuna göre bu olayda vefat eden -- - geride kalan hak sahiplerinden; a)Davacı ------destekten yoksun kalma sebebiyle maddi zararının 335.384,86 TL. Olduğu, b) Davacı ile birlikte tüm hak sahiplerinin destek zararı toplamının davalının olay tarihi itibariyle zorunlu trafik sigorta poliçesine istinaden sorumlu olduğu 430.000,00 TL.lık limit aşması nedeniyle limit ile sınırlı olarak davacının davalıdan talep edilebilir destek zararının aşağıda dökümü verildiği gibi 119.168,63 TL ile sınırlı olacağı, Hak sahipleri Davacı Oğlu ---- 119.168,63 TL , Dava dışı Anne ---- 191.662.75TL, Dava dışı Baba ----- 4 119.168.63 genel Toplam E 430.000,00 TL c)Başvuru tarihine göre temerrüt tarihinin 10.12.2021 olarak belirlendiği, d)Sigortalı aracın kullanım şeklinin hususi gözükmesi nedeniyle ticari avans faizi talebine ilişkin takdirin mahkemeye ait olduğuna ilişkin tespit, hesap ve görüşlerini içeren rapor verilmiştir. Mezkur bilirkişi tarafından hazırlanan raporda taraf vekillerine tebliğ edilmiştir. Davacı vekili tarafından yapılan itirazda özellikle gareme hesabına itiraz edilmiş, pay ayrılan baba ----- işleten olması nedeniyle pay ayrılmaması gerektiği üzerinde durulmuş ve aynı zamanda dava HMK'nin 107.maddesi kapsamında belirsiz alacak davası olarak açıldığından talep artırım dilekçesi verilmiş ve artırılan miktarlar üzerinden harç tamamlanmıştır. Davalı vekili tarafından ise illiyet bağı, kusur, müterafik kusur, yaş, gelir, poliçe sorumluluk miktarı ve hesaplama yöntemi gibi bir dizi hususta itiraz öne sürülmüştür. Ne var ki olay yukarıdan beri ayrıntılı olarak izah edilmiş olup bilirkişi tarafından Yargıtay uygulaması gereği hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapıldığı ve raporun hükme esas alınabileceği değerlendirilmiştir. Ayrıca davacı çocuğun ---- Milli Eğitim Müdürlüğünden eğitimine ilişkin kayıtları celbedilmiş olup, öksüz çocuğun 10.sınıfa ilişkin kayıtlarına göre içinde yaşadığı sosyal ve ekonomik durum nazarında yeterli görülmüş ve ülkemizdeki Üniversite ve Yüksek okul sayısı, fakülte ve bölümler ile kontenjanları da düşünüldüğünde herhalde yüksek öğrenim göreceği değerlendirilerek 22 yaşına kadar tazminat hesabı yapılması yerinde görülmüştür. Öte yandan, gerçekten; nüfus kayıtları, araç tescil kayıtları ve poliçeye göre --- destek - ---- babası olduğu ve kazaya sebebiyet veren aracında kaza tarihi itibarıyla malik/işleteni konumunda bulunduğu tespit edilmiştir. Filvaki davacı vekilinin bu yöndeki itirazı haklı olup, 2918 sayılı KTK'nin 92. 96/1 maddeleri ve ZMMS Genel Şartlarının A.3-b maddesi birlikte değerlendirildiğinde işletenin davalı sigorta şirketine karşı hak sahibi üçüncü kişi sıfatını taşımadığı anlaşılmakla anılan kişi yönünden pay ayrılması doğru olmayıp, sadece kazada ölen ---- oğlu davacı ---- ve annesi ----- esas alınarak (KTK- 96/1 gereği gareme hesabı) yeniden hesaplama yapılması gerekecektir. ( Bkz. Kapatılan Yargıtay ----.HD.01/03/2021 ------Mahkememizce bu konuda usul ekonomisi ilkesi nazarında ek rapor alınmasına gerek görülmemiş; davacı vekilinin buna ilişkin hesabı ve talep artırımı hakimlik bilgi ve tecrübesi ile denetlendiğinde babaya pay ayrılmaması halinde davacının destek alacağının 164.856,29 TL olacağı net bir şekilde tespit edilmiştir. Binaenaleyh; davacı tarafın trafik kazasına havi haksız eylemi ,eylemin hukuka aykırılığını, eylem ile zarar arasındaki illiyet bağını, kusuru ve zararını ispat ettiği gibi, davacı çocuğun annesinin desteğinden yoksun kaldığının da sabit olduğu sonuç ve kanaatiyle ; 4721 Sayılı TMK'nin 6 ve 6100 sayıl HMK'nin 190. maddelerine göre ispat edilen davanın belirsiz alacak davası niteliği, başvuruya bağlı olarak belirlenen temerrüt tarihi, sigortalı aracın hususi niteliği gereği yasal faiz uygulanmasının gerekmesi ile poliçe limiti gibi hususlar da gözetilmek suretiyle davacı (çocuk) ----- maddi tazminat (DYK) davasının kabulü ile, toplam 164.856,29 TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 10/12/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı sigorta şirketinden (sigorta şirketin sigorta poliçesi gereğince artışa bağlı olarak kaza tarihi itibarıyla sakatlanma ve ölüm teminatı limiti olan 430.000,00 TL ile sınırlı ve sorumlu olması kaydıyla) alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. (AY, 36, 138/1,141/4, TMK,1/1, 6, KTK, 85/1-son, 86/1 , 88/1 91/1, 97, 99, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A/1, TBK. 49, 50/1,53/3, 74, HMK, 190,198, 266 vd,282 ) 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden aynı yasanın 326/1 maddesi gereğince tamamen davalı sigorta şirketi sorumlu tutulmuştur. Bu kapsamda Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 26, 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-) Davacı (çocuk) -----maddi tazminat (DYK) davasının kabulü ile, toplam 164.856,29 TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 10/12/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı sigorta şirketinden (sigorta şirketin sigorta poliçesi gereğince sakatlanma ve ölüm teminatı limiti olan 430.000,00 TL ile sınırlı ve sorumlu olması kaydıyla) alınarak davacıya verilmesine,
2-)Harçlar Kanunu gereğince kabul edilen miktar üzerinden alınması gereken 11.261,33 TL karar ve ilam harcından; başlangıçta alınan 80,70 TL peşin harç ve 559,66 TL tamamlama harcının mahsubuyla bakiye 10.620,97 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
3-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
4-) Davacı tarafından yapılan 80,70 TL başvurma harcı 80,70 TL peşin harç, 559,66 TL ıslah harcı, 551,60 TL posta masrafı, 4.700,00 TL bilirkişi ücreti, 2.345,00 TL ATK fatura ücreti olmak üzere toplam 8.317,66‬ TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1 maddesi uyarınca hesap ve takdir edilen 26.377,01 TL nispi vekalet ücretinın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına,)
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle ----- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.