WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 16 Haziran 2026

İSTANBUL ANADOLU 13. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2021/730 Esas
KARAR NO:2024/167
DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ: 24/11/2021
KARAR TARİHİ: 29/02/2024

--------maddesine göre ----- adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ----Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasında dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP;Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirket nezdinde ------- teminat altında olup, davalı güvenlik şirketinin güvenlik hizmetlerini sağlamakla görevli olduğu, ------- işinin yürütüldüğü sigortalı -------tarihinde meydana gelmiş olan hırsızlık olayı neticesinde, bakır borular çalınarak zayi olduğunu, bağımsız ve uzman eksper tarafından tanzim edilmiş bulunan ekspertiz raporuna göre; şantiye giriş kapılarında zorlama bulunmadığını ve olaya ait kamera görüntüleri olmadığını, İnşaatın yedinci, sekizinci, onbirinci ve onikinci katlarında bulunan, toplam 2.500 metre/1,5-2 ton ağırlığında döşenmiş bakır boru, -------arihinde inşaat şantiyesinde hırsızlık meydana geldiği öğrenilmesi üzerine 155 polis merkezi aranarak ihbarda bulunulduğunu, aynı zamanda hasarın teminat kapsamında olduğuna dair ekspertiz raporunda yer verilen açıklamalarda yapılan incelemeler neticesinde, şantiye sahasının etrafının sac panolarla çevrili vaziyette olduğunun, giriş-çıkışların kontrollü olduğu ve 24 saat özel güvenlik gözetiminde olduğunun, 32 katlı inşaat içinde devriye atılmadığının, inşaatın büyüklüğü ve kompleks yapısı nedeniyle devriye atmanın çok uzun zaman alacağı için efektif olmayacağını, çalınan bakır boruların ve diğer fittings malzemelerinin montajı yapıldığı için kilit altında muhafaza etme imkanının kalmadığını, 1,5-2 ton civarında olan bir malzemenin kalabalık bir ekip tarafından çalınmış olması gerektiğini, binanın inşaat durumu, katlar arasındaki geçişin zor olması da gözetildiğinde sahayı bilen birilerinin malzemeleri çalmış olabileceği kanaati oluştuğunu, boruların döşendiği yerden kesme/zorlama ile çalındığı dikkate alındığında hadisenin -------- poliçe özel şartları gereği teminat kapsamında değerlendirilebileceği kanaatine varıldığı şeklinde tespitleri içerdiğini, davaya konu hırsızlık olayında yaklaşık 2 tonluk malzemenin çalındığı tespit edilmiş olup bu denli yüksek tonajlı bir malzemenin taşınması ve şantiye alanından çıkarılmasına dair anların kamera görüntülerine yansımamasından da davalı şirketin; imzalamış olduğu güvenlik sözleşmesi gereğince sorumlu olduğunu, sözleşmenin 12.11 maddesinde güvenlik hizmetinin 53 personel ile verileceği belirtilmiş olduğunu, sözleşmede yer alan EK-C tablosunda vardiyalarda görev yapacak personel sayısı belirtildiğini, buna göre 1. Vardiyada 26, 2. Vardiyada 19 personelin görev yapması kararlaştırıldığını, uzatım sözleşmesinde ise toplam personel sayısının 63'e çıkarıldığını, ancak eksper raporunda tespit edildiği üzere olay anında sadece 3 güvenlik personelinin görev yaptığını, personel sayısının sözleşmende belirlenene göre yüksek oranda eksik olması, davalının kusurunu açıkça ortaya koyduğunu, söz konusu şantiye alanında hırsızlığa karşı; ahşap ve saç pano, gece aydınlatması ve 24 saat süreli güvenlik kontrolü gibi tüm önlemler alınmış ise de, davalı şirketin güvenlik zafiyetinden kaynaklanan sebepler ile söz konusu şantiye sahasından yüklü miktar ve tutardaki emtialar çalındığını, söz konusu şantiye alanı kapsamında güvenlik hizmetlerini sağlamakta olan davalı güvenlik şirketinin, sözleşmenin ------ hükümleri ile ifa sırasındaki özen borcu ihlali nedeniyle oluşan hasarlar dolayısı ile tazmin sorumluluğunun bulunduğunu, dava öncesinde yapılan müracaatlardan herhangi bir sonuç alınamadığını,------ dosyası ile her ne kadar ilamsız takip başlatılmış olsa da, davalı yanın haksız ve mesnetsiz itirazı nedeniyle takibin durduğunu, taraflar arasında yapılan zorunlu arabulucuk görüşmelerinde de olumlu netice alınamadığından, işbu itirazın iptali davasının açılması zorunluluğu hasıl olduğunu, açıklanan nedenlerden dolayı, davanın kabulü ile;------dosyadan başlatılan icra takibine konu alacağın aslı ile ferilerine ilişkin olarak davalı muteriz borçlu tarafından yapılan itirazın iptali ve icra takibindeki miktar üzerinden takibin devamı ile, takip konusu alacağın %20sinden aşağı olmamak üzere tazminat ödenmesine ve tüm yargılama giderleri ile ücreti vekaletin de davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP /TALEP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davacı şirketin, davalı şirket aleyhine açmış olduğu iş bu davada, meydana geldiği iddia edilen hırsızlık olayından ötürü davalı şirkete rücu talep etmiş ve eldeki davayı Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde açtığını, huzurdaki davada görevli mahkeme tüketici mahkemeleri olduğunu, ----- davalı şirket arasında düzenlenmiş -----mevcut olduğunu, bu özel güvenlik sözleşmesine göre davalı şirket sigortalı ----- tarihte var olan yapıların bulunduğu yerlerdeki güvenliği sağlamakla yükümlü olduğunu, söz konusu sözleşme hırsızlık olayının gerçekleştiği ------ şantiyesinin güvenliğini kapsamadığını, daval şirket iş bu sözde hırsızlık olayının gerçekleştiği ------ inşaatının şantiye sahasının güvenlik hizmetini üstlenmediğini, somut olayda sözde hırsızlık olayının gerçekleştiği şantiye sahasına valilik ve komisyon tarafından özel güvelik izni verilmediğini, söz konusu şantiye sahasının özel güvenlik izni olup olmadığı; özel güvenlik izni var ise bu alana ilişkin koruma ve güvenlik planının bir örneğinin -------celbini talep ettiklerini, ortada bir özel güvenlik izni ve/veya koruma planı bulunmaması halinde davacının eldeki davasının haksızlığı ortaya konacak ve davalı şirketin iddia edilen olaylar hakkında hiçbir sorumluluğu bulunmadığından davanın reddine karar verileceğini, her ne kadar davacı vekili, davalı şirketin verdiği güvenlik hizmetinin işbu şantiye sahasını da kapsadığını iddia etmiş olsa da bu iddianın tamamen gerçeğe aykırı olduğunu, davacı tarafından dosyaya sunulmuş olan ve yön ekspertiz hizmetleri tarafından hazırlanmış inşaat tüm riskler ekspertiz raporunda riziko adresi yani sözde hırsızlık olayının gerçekleştiği şantiyenin adresi ------ olarak belirtildiğini, bizzat davacı tarafından dayanılan delillerinden görüleceği üzere davalı şirket, ----- adresinin güvenliğini sağladığını, davacı tarafın rücu talebine konu şantiyenin adresi ise --------------- olduğunu, davalı şirketin söz konusu şantiye sahasında özel güvenlik hizmeti vermediği davacı tarafından sunulan delillerdeki adres farklılıklarıyla açıkça ortaya konduğunu, iş bu sebeple davacının haksız ve gerçeğe aykırı davasının tümden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, ekspertiz raporunu hazırlayan sigorta eksperi, raporu, kendi kanaatlerinden yola çıkarak, somut delillere dayanmaksızın, hiç bir fatura yahut emsal bedel belirtmeksizin hazırladığını, zarar gören ürünlerin değerinin belirlemesinde, emsal ücret çalışması yapılmadığını, yalnızca dava dışı işyeri sahibinin beyan etmiş olduğu miktarlar göz önüne alınarak tazminat miktarı belirlendiğini, ekspertiz raporunun bu hali ile davaya dayanak teşkil edemeyeceğinin ortada olduğunu, dava dilekçesinde meydana geldiği iddia edilen hırsızlık olayına ilişkin yalnızca polis merkezinde alınan ifadeler bulunduğunu, -----tarafından yapılan herhangi bir soruşturmaya ilişkin evrak, belge sunulmadığını, bu nedenle hırsızlık vakıasının meydana gelip gelmediği henüz ispat edilemediğini, ispat edilememiş bir olayın zararı da hukuk mahkemesine konu edilemeyeceğini, bu nedenle huzurdaki davanın esasına girilmeden önce Mahkemece, konuya ilişkin ------ evraklarının temin edilmesini talep ettiklerini, soruşturmanın ne aşamada olduğu, soruşturma dosyasında hangi delillerin toplandığı, faillerin tespit edilip edilmediği, ifadelerinin alınıp alınmadığı, iddianamenin oluşturulup olmuşturulmadığı, kamu davasının açılıp açılmadığı, kusur raporu alınıp alınmadığı yönünde hiçbir değerlendirmede bulunmadığını, huzurdaki davada açılmış ceza dosyasının sonuçlanmasının beklenmesi gerektiğini, meydana geldiği iddia edilen hırsızlık olayının gerçekten meydana gelip gelmediği ve çalındığı iddia edilen eşyaların gerçekten mevcut olup olmadığı ispat edilmediğini, kesinlikle kabul anlamına gelmemek üzere, sigortacının rücu hakkı, gerçek zarar miktarını aşmamak kaydıyla geçerlilik taşıyacağını, çalındığı iddia edilen eşyaların/malların güncel fiyatının işyeri sahibi firmanın bildirdiği fiyatlar üzerinden belirtildiği ve dava değerinin bu beyanlara istinaden belirlendiği görüldüğünü, dosyada olay sonrası sigortalı tarafından çalındığı iddia edilen eşyaların yeniden satın alındığına veya aynı etiketli ürünlerin satış fiyatına dair emsal fatura yer almadığını, diğer taraftan davacı sigortalısının bu değerdeki faturasını sonradan dosyaya sunsa dahi bu fatura değil, sigortalının çalındığı iddia edilen eşyalarına ilişkin fatura dikkate alınabileceğini, Mahkemece re'sen tespit olunacak hususlar ışığında, davacının haksız ve hukuksuz davasının görevsizlik sebebiyle reddine, ceza dosyasının veya soruşturmasının bekletici mesele yapılmasına, itirazların kabulü ile davacının davasının tümden reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine yükletilmesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.

DELİLLER: Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı,----- Sayılı Dosyası, ----Sözleşmesi, ---- Poliçesi ,---- Belgeleri, Ekspertiz Raporu, ----- Soruşturma dosyası, ------ sayılı dosyaları , Bilirkişi Raporu, Dosyadaki Diğer Bilgi Ve Belgeler.

İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ VE VAKIALARA GÖRE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI :Dava , 6102 sayılı TTK'nin 1472. maddesi uyarınca davacı sigorta şirketinin sigortalısının haklarına halef olması sebebiyle ---- kapsamında sigortalı şantiye sahasından meydana gelen hırsızlık eylemi nedeniyle dava dışı sigortalısına ödediği tazminatın davalı güvenlik şirketinden rücuen tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali, takibini devamı ve tazminat istemine ilişkindir.
6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce taraf teşkili sağlanmış, dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılara başta zorunlu arabuluculuk dava şartı olmak üzere 6100 sayılı HMK'nin 114 ve 115. maddeleri gereğince dava şartları, harç, hak düşürücü süre gibi hususlar incelenip değerlendirilmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiştir. Ön inceleme duruşmasında daha önce arabuluculuk sürecinden sonuç alınmadığı değerlendirilerek bu kez sulh teşviki yapılmasına rağmen duruşmada hazır bulunan davacı vekilinin beyanına göre tarafların sulh yoluyla çözüme gitmek istemediklerinin anlaşılması üzerine davaya konu uyuşmazlık belirlenmek suretiyle tahkikata geçilerek, mevcut ve toplanan deliller incelenip değerlendirilerek davanın aydınlandığı anlaşılmakla tahkikat bitirilmiş ve aynı duruşmada davacı vekilinin son sözleri dinlenerek tutanağa yazılmak suretiyle aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.Davaya esas ------ sistemi üzerinden dosyaya eklenmek ve bir örneği fiziki olarak çıkartılmak suretiyle incelenmiştir. Yapılan incelemede icra dosyasının davanın tarafları ve konusu ile uyumlu olduğu görülmüştür. Dosyaya mübrez Arabuluculuk tutanağına göre de zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği ve anlaşmazlık üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Somut olaya geçmeden önce dava konusu olayın hukuki temeli ve uyuşmazlığın çözümüne etki edecek yasal düzenlemelere kısaca değinmekte yarar vardır.Sigorta sözleşmesi 6102 sayılı TTK'nin 1401. Maddesinde düzenlenmiştir. 6102 sayılı TTK'nin1409.maddesinde sigortacının sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olduğu, 1459. maddede, sigortacının sigortalının uğradığı zararı tazmin edeceği, 1461. maddede ise sigortacının sorumluluğunun sigorta bedeli ile sınırlı olduğu hususlarına yer verilmiştir. 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde; -----Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. ------Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın ----- yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.-----Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.-------Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Bu kuraldan hareketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. Davacının aktif dava ehliyeti yönünden ise 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun "Halefiyet" başlıklı 1472. maddesinde " (1) Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir. (2) Sigortalı, birinci fıkraya göre sigortacıya geçen haklarını ihlal edici şekilde davranırsa, sigortacıya karşı sorumlu olur. Sigortacı zararı kısmen tazmin etmişse, sigortalı kalan kısımdan dolayı sorumlulara karşı sahip olduğu başvurma hakkını korur." hükmü bulunmaktadır.Türk Borçlar Kanunun 49.maddesinde, "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür", yine aynı kanunun 50.maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" denilmektedir. Bilindiği üzere Haksız fiil ise öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmaktadır. Haksız fiilin unsurları ise eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak gösterilmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğmalı, zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ile zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır.Yukarıdan beri yapılan açıklamalar, toplanan deliller ve yapılan yargılamaya göre somut olaya bakıldığında ; davacı sigorta şirketinin -------- başlangıç ve bitiş tarihli ------- ile dava dışı sigortalısı ve sigorta ettireni --------adresinde bulunan inşaat sahasına ilişkin riskleri üstlendiği dosyada bulunan poliçe ve sair bilgi ve belgeler ile sabittir. Dava dışı sigortalı ile davalı şirket arasında düzenlenen -------- tarihinde düzenlenen --------kapsamındaki tüm yerlere ilişkin sözleşme bulunduğu da gerek sözleşme gerekse tarafların beyanlarından açıkça ortadadır. Yine dosyada bulunan bilgi, belge ve delillere göre 26/03/2020 tarihinde inşaat sahasında bir kısım inşaat malzemelerinin çalındığı ve davacı sigorta şirketi tarafından dava dışı sigortalısına açılan hasar dosyası ve tespit edilen zarar nispetinde toplam 185.400,00 TL ödeme yapıldığı sabittir. Böylece davacı sigorta şirketi TTK'nin 1472. Maddesi gereğince dava dışı sigortalının halefi korumuna gelmiş olup işbu davada özel güvenlik sözleşmesi gereğince sorumlu olduğu öne sürülerek davalı aleyhinde--------- dosyası üzerinden genel takip yoluyla icra takibine giriştiği ödeme emrinin tebliği üzerine davalı tarafından yapılan itiraz nedeniyle takibin durdurulduğu ve bir yıllık hak düşürücü süre içinde işbu davanın açıldığı da bedihidir. Davalı taraf başta sözleşmenin hırsızlık olayının gerçekleştiği alanı kapsamadığından kendisinin sorumlu tutulamayacağı, yapılan hasar ödemesinin dayanağı hırsızlık olayının ispat edilmediği, yapılan ekspertiz inceleme ve raporunun eksik ve hatalı olduğu, davacının rücu hakkı bulunmadığı gibi bir dizi savunmaya dayanmıştır. Mahkememizce dosya kapsamında bulunan özel güvenlik sözleşmesi incelenmiş ve halefiyet ilkesi gereği temel sözleşme ilişkisinin bulunduğu, vaki hırsızlık eyleminin sabit olduğu değerlendirilerek öncelikle dava konusu uyuşmazlığın çözümü teknik bilgi gerektirdiğinden HMK'nin 266 vd. maddeleri gereğince dosya üzerinden bilirkişi incelemesi yapılarak delil niteliğinde bulunan başta güvenlik sözleşmesi ve ekleri olmak üzere iddia ve savunma dikkate alınarak kusur, sözleşmeye aykırılık ve rücuya konu alacağın varlığı ve miktarı hususunda rapor düzenlenmesi için dosya -----------resen seçilen bir güvenlik uzmanı , bir sigorta ve nitelikli hesaplamalar uzmanı ve inşaat sektörü alanında uzmar bilirkişi heyetinden rapor alınmasına karar verilmiştir. Bu kapsamda resen seçilen bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen ------- tarihli raporda özetle ; a-) Davacının dava dışı sigortalısı --------dava konusu müterafik kusurlu olduğu mütalaa edildiği. Hasar miktarının 185.400,00 TL olarak tespit edildiği, ---------- TTK'nin 1472 madde kapsamında sigortalısının haklarına halef olduğu sigorta şirketinin davalı firmaya kusuru oranınca rücu edebileceği yönünde hesap ve görüşlerini içerir rapor verilmiştir. Mahkememizce bilirkişi raporları taraf vekillerine tebliğ edilerek beyan ve itirazlar kuşkusuz değerlendirilmiştir. Burada somut olaydan da bağımsız olarak ifade etmek gerekirse günümüzde sigorta şirketlerinin risk gerçekleştiğinde ve ihbar edildiğinde ayrıntılı bir inceleme ve değerlendirme yaptıkları, bağımsız ekspertizler tarafından hazırlanan raporlara göre ödeme yaptıkları bilinmektedir. Dosyada dava kounu hasara ilişkin Yön Ekspertiz tarafından hazırlanan 11/05/2020 tarihli hasar/zarar raporu bulunduğu ve buna bağlı olarak davacı sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödeme yapıldığı vazıhtır. Bu açıdan hemen ifade edilmelidir ki; Sigorta eksperlerinin hukuki statüsü ve sigorta eksperleri tarafından tanzim edilen raporların hukuki niteliği 5684 sayılı Sigortacılık Kanununda düzenlenmiş olup, aynı kanunun Kanunun 2/1-n maddesinde sigorta eksperlerinin tarafsız ve bağımsız olduğu, aynı kanununun 22/13 fıkrasında sigorta eksperlerinin tarafsız olmak zorunda olduğu, yine aynı kanunun 22/17 fıkrasında eksperler tarafından düzenlenen raporların delil niteliğinde olduğu yönündeki düzenlemeler dikkate alındığında sigorta eksperleri tarafından düzenlenen raporların yargılama aşamasında itibar edilecek türden bir belgedir. Davacı sigorta şirketinin yaptığı ödemeyi son derece açık ve başarılı şekilde hazırlandığı tespit edilen ekspertiz raporun miktar yönünden doğrulayan bilirkişi raporu da gözetildiğinde zarar miktarı konusunda en ufak bir şüpheye mahal kalmamıştır. Bilirkişi raporunda ki kusur değerlendirmesine ise mahkememizce itibar edilmemiştir. Çünkü çok açık bir şekilde ifade etmek gerekirse bir mekanda güvenlik hizmeti vermeyi taahhüt ettiysen başta korunan alana ilgisiz kişilerin girip çıkmasına engel olacaksın; hele hele hırsızlık gibi zarar verici eylemlere engel olunamaması ciddi ve ağır kusur sayılacağından hiçbir bahaneye yer yoktur. Çok daha açık ifadeyle güvenlik hizmetinin temeli güven üzerine kurulu olup ahde vefanın da bir gereğidir. Şu halde mahkememizde olayda olduğu gibi sözleşme ilişkisi, personel sayısı, denetim eksikliği gibi genel geçer gerekçelerle kusur dağılımı yapılmasına itibar edilemeyeceği kanaati taşınmaktadır. Böylece müterafik kusura ilişkin değerlendirmelere ve bu yönüyle rapora itibar edilmemiş ve davalının tam ve asli kusurlu olarak doğan zarardan sorumlu tutulabileceği değerlendirilmiştir. Davalı taraf ısrarla hırsızlık olayının meydana geldiği yerin sözleşmeye göre güvenlik sahası dışında olduğunu öne sürdüğünden olay yerinde keşif yapılmasına karar verilmekle birlikte; ------------ Müdürlüğünden de ilgili sözleşme istenerek dosyaya kazandırılmakla diğer delillerle birlikte uyuşmazlık aydınlandığından keşif ara kararından rücu edilmiştir. Mahkememizce incelenen sözleşme içeriğine göre sözleşmenin konusu ve kapsamı başlıklı 1.madedesinde hastaneler kompleksi kapsamındaki tüm yerlerde özel güvenlik hizmeti yüklenilmiş olup hırsızlığın meydana geldiği yer işbu komplekse dahildir. Anılan hastaneler kompleksinin poliçede de yazdığı üzere tek bir parsel olduğu ve böylece sınırları kesin olarak belirgin olup hırsızlığın meydana geldiği yer de kompleks içinde bulunan ek bina inşaatıdır. Davaya konu zararı oluşturan çalınan bakır borular inşaat malzemesi niteliğinde olduğuna göre zarar davalının sorumluluğunda gerçekleşmiştir. Bu husus İnternet üzerinden yapılacak kısa bir araştırmada bile açık bir şekilde görülmektedir. Burada, ek bina inşaatı nedeniyle riskin arttığı ve personel sayısının sözleşmeye göre yetersiz hale geldiği ve davalının savunmasının doğru olma ihtimali de düşünülse de, basiretli tacir kavramı gereği davalının bu durumu sözleşmenin diğer tarafında yazılı olarak bildirip sözleşmeyi revize etmeyi düşünmesi gerektiğinden işbu savunmanın da yeterli olmadığı değerlendirilmiştir. Bu yapılmadığına göre davaya konu zararı oluşturan çalınan bakır borular inşaat malzemesi niteliğinde olduğuna göre aksini savunmak sadece zarardan kurtulmaya yöneliktir. Zira soruşturma dosyası/ceza dosyası içeriğine göre şüphelilerden ---------- kompleksin içinde bulunan ek hizmet binası inşaatında çalıştığı, diğer şüpheliler/şerikler ile birlikte hırsızlık eylemini gerçekleştirdikleri ve hırsızlanan inşaat malzemelerini ( bakır boru ) hurdacılık yapan ------- sattıkları bizatihi şüpheli/sanık beyanlarından açık bir şekilde anlaşılmaktadır. Kaldı ki, ------ dosyasından sanıklardan -------dışındaki eylemi gerçekleştiren sanıklar ------ eşyalı satın alan ---------- cezalandırılmıştır. Buna göre mahkememizce usul ekonomisi ilkesi gereği zarar kesin ve net olarak belirlendiğinden ceza dosyasının İstinaf sonucunun ve kararın kesinleşmesinin beklenmesine gerek görülmemiştir. Böylece eylem, zarar, kusur ve illiyet bağından oluşan haksız fiilin tüm unsurlarının somut olay özelinde gerçekleşiği ve taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi gereği davalı güvenlik şirketinin işbu zararı tazmin etmesi gerektiği yönünde net ve kesin bir kanaat oluşmuştur. Binaenaleyh; davacı şirket tarafından TTK'nin 1472.maddesinin verdiği yetkiyle; TMK'nin 6 ve HMK'nin 190.maddeleri gereğince; ödeme tarihinden itibaren faiz yürütülmesinin yerinde oluşu ve taraflanın tacir sıfatına göre avans faizi talebinin de hukuken mümkün olduğu kabul edilmek suretiyle esastan ispatlanan davanın tamamen kabulü ile ; davalı-borçlunun -------- sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptali ile icra takibinin asıl alacağa (185.400,00 TL) takip tarihinden itibaren yıllık %10,00 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle işlemiş faiz 3.555,62 TL dahil toplam 188.955,62 TL üzerinden aynen devamına karar verilmiştir. -------------2004 Sayılı İİK'nin 67/2 maddesine göre davacının icra inkar tazminatı talebi yönünden yapılan değerlendirmede ise; Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre itirazın iptali davalarında İİK’nın 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada borçlunun itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmamaktadır. Bu yasal koşullar yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması, başka bir ifadeyle borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Somut olayda davaya konu olayın haksız fiil niteliğindeki hırsızlık eyleminden kaynaklanması ve buna göre uyuşmazlığın yargılamayı gerektirmesi karşısında alacağın ve varlığı ve miktarının yargılama, bilirkişi raporu ve hukuki muhakeme sonucunda belirlenmesi nedeniyle alacağın davalı şirket yönünden yönünden likit/muayyen olmadığı sonuç ve kanaatiyle koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. 6100 Sayılı HMK'nın 332/1 maddesine göre, 323. Maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1. maddesi gereğince tamamen aleyhinde hüküm verilen davalı taraf sorumlu tutulmuştur. Ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi------bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de yargılama gideri kapsamında davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 26, 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.

HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davanın KABULÜNE,
2-)2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince davalı-borçlunun İstanbul Anadolu 12. İcra Dairesinin 2021/15213 Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptali ile icra takibinin asıl alacağa (185.400,00 TL) takip tarihinden itibaren yıllık %10,00 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle işlemiş faiz 3.555,62 TL dahil toplam 188.955,62 TL üzerinden aynen devamına,
3-)Davacının, 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince icra inkar tazminatı talebinin reddine,
4-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 12.907,55 TL karar ve ilam harcından; peşin alınan 2.282,11 TL harcın ve icra dosyasından alınan 944,78 TL harcın mahsubuyla bakiye 9.680,66 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
5-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca ------- bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
6-)Davacı tarafından yapılan 59,30 TL başvurma harcı, 2.282,11 TL peşin harç, 8,50 TL vekalet harcı, 2.700,00 TL bilirkişi ücreti, 53,50 TL posta masrafı olmak üzere toplam 5.103,41 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1 maddesi uyarınca hesap ve takdir edilen 30.232,90 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, )
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle; ----------- Adliye Mahkemesinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 29/02/2024