T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/325
KARAR NO : 2024/145
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 01/06/2021
KARAR TARİHİ : 21/02/2024
Tarafları yukarıda belirtilen davanın Mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili tarafından ibraz edilen tedbir talepli dava dilekçesinde davalı tarafından ----- İcra Müdürlüğü' nün ------Esas sayılı dosyası üzerinden sahte bir senede dayalı olarak davacıya karşı icra takibi başlatıldığı, davacının davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığı, taraflar arasında hiçbir zaman herhangi bir şahsi ilişki olmadığı, davacı tarafından davalı lehine hiçbir zaman bir senet imzalanmadığı, davacının idarecisi olduğu ------. ile davalı arasında kat karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlendiği ve o sözleşme gereğince de tüm ticari ilişkinin söz konusu şirketle yürütüldüğü, davacının davalıya bir borcunun olmadığı gibi söz konusu şirketin dahi borcunun bulunmadığı ve dolayısıyla hiçbir şekilde öyle bir senet tanzim edilmesinin imkanının bulunmadığı, dilekçede açıklanan şekilde -----. ile davalı arasında kurulan kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile ilgili olarak dilekçede açıklanan şekilde 24/10/2016 tarihli "Sulh ve İbra Sözleşmesi" ile cari hesaba ilişkin imzalanan mutabakat, 20/04/2017 tarihli ek protokol ve 16/02/2018 tarihli sulh sözleşmesi olmak üzere 3 ayrı sözleşme ile davalının ve davalının ortağı-yöneticisi olduğu şirketlerin davacıyı ve yetkilisi olduğu şirketleri üç defa ibra etmiş olduğu, buna göre davalının davacının yetkilisi olduğu şirketten dahi sulh sözleşmesi ile belirlenenler dışında hiçbir alacağının kalmadığının geri dönülemez bir şekilde belirlendiği; söz konusu icra takibinin başlatılması üzerine davacının sahte senetten haberdar olduğu ve suç duyurusunda bulunduğu, bunun üzerine-----CBS' nin -----Soruşturma sayılı dosyası üzerinden temin edilen 18/03/2020 tarihli bilirkişi raporunda senedin, daha önceden başka bir amaçla düzenlenmiş bir belgedeki metni onaylayan imzadan faydalanmak suretiyle oluşturulmuş sahte bir belge olduğunun tespit edildiğinin belirtildiği, devamında davalı aleyhinde resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından kamu davası açıldığı, kamu davasının ----Ağır Ceza Mahkemesi' nin ----- Esas sayılı dosyası üzerinden işlem gördüğü ve yargılamanın devam ettiği; davalı tarafından 16/02/2018 tarihli sulh sözleşmesinin geçersiz olduğu iddiası ile açılan ve-------Asliye Hukuk Mahkemesi' nin------Esas sayılı dosyası üzerinden işlem gören dava hakkında 01/04/2021 tarihinde verilen kararla da söz konusu sulh sözleşmesinin yürürlükte olduğunun hükme bağlandığı; davalının davacı ile arasında şirketin taraf olduğu söz konusu ticari ilişki dışında başkaca bir hukuki veya ticari ilişkisinin bulunmadığı ve davalının -----. İcra Hukuk Mahkemesi' nin----- Esas sayılı dosyası üzerinden işlem gören davadaki beyanlarında da söz konusu -----. ile davalı arasında kurulan söz konusu sözleşmeler kapsamında davacı ile ticari ilişkisinin bulunduğunu ve bu senedinde söz konusu ticari ilişkiden kaynaklandığını kötü niyetli olarak ileri sürdüğü, ancak ne davacının ne de davacının yetkilisi olduğu şirketin davalıya böyle bir borcunun bulunmadığı, davalının eyleminin haksız kazanç elde etmeye yönelik olduğu ve söz konusu sahte senede dayalı olarak davacıya ait 28 taşınmaza haciz konularak taşınmazların satışı için kıymet takdiri yapılmasının talep edildiği, hatta annesinin yaşadığı eve dahi fiili hacze gidildiği davacının ağır bir şekilde taciz edilip maddi ve manevi zarara uğratıldığı ileri sürülerek davacının daha fazla hak kaybına uğramasının engellenmesi için İİK. madde 72 ve HMK. madde 209 uyarınca teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı ile ----- İcra Müdürlüğü' nün -----Esas sayılı icra takibinin durdurulmasına ve söz konusu takip dayanağı sahte senedin iptali ile davacının davalıya hiçbir borcunun bulunmadığının tespitine, söz konusu takibe dayanak 3.000.000,00 USD bedelli senedin istirdadına, söz konusu takibin iptaline ve %20'den aşağı olmamak üzere icra tazminatına karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.
Ön inceleme duruşma tensip tutanağında belirtilen şekilde harç ikmaline yönelik ara kararlar oluşturulmuş olup, tensip olunan 23/03/2022 tarihli duruşma tutanağının içeriği gözetilerek gerekli kısımlarının buraya aynen alınması uygun görüldüğünden söz konusu 23/03/2022 tarihli duruşma tutanağının gerekli-yeterli kısımları:
"...
Zapta geçen dilekçede ileri sürülen beyanlara rağmen 06/01/2022 tarihli ön inceleme duruşması tensip tutanağında belirtilen harç ikmaline ilişkin ara kararlar yönünden dava tarihindeki kur karşılığı 8,5313 TL üzerinden yapılan hesaba göre 3.000.000 ABD Dolarının TL karşılığının 25.593.900 TL olduğu ve buna göre alınması gereken peşin harcın 1/4'ü karşılığının 437.079,83 TL olduğu, dava açılırken yatırılan 170.960,83 TL mahsup edildiğinde kalan 266.119 TL harcın ikmal edilmesi gerektiği anlaşılmakla bu yönden soruldu:
Davacı vekili: zapta geçen tespit doğrudur, biz dava açılırken takip miktarına göre harç yatırmıştık halbuki ilgili ara kararda belirtildiği gibi ve zapta geçen tespite esas alındığı gibi dava değeri 3.000.000 ABD Dolarıdır, buna göre zapta geçen eksik harcın ikmali için süre istiyoruz, 2 haftalık süre yeterli olacaktır, buna bağlı olarak dava dilekçemizi tekrar ediyoruz, cevapları kabul etmiyoruz dedi. Davalı vekili söz aldı: öncelikle harç yatırılmadığı için davanın reddini istiyoruz aksi halde harç ikmali için kesin süre verilmesini istiyoruz, buna bağlı olarak cevap dilekçemizi tekrar ediyoruz dedi.
Dosya incelendi:
GGD:
1-Zapta geçen tespit, beyan ve hesaba bağlı olarak sonuçta eksik 266.119 TL harcın ikmali için davacı vekiline yasa gereği gelecek duruşma gününe kadar kesin süre verilmesine, aksi halde harçlar kanununun 30.Maddesi ve HMK.m.150 düzenlemelerine bağlı olarak dosyanın işlemden kaldırılacağına ilişkin kesin süre sonuçlarının davacı vekiline huzuren ihtar edilmiş olduğuna,
2-Tedbir talebinin harç ikmalinden sonra gelecek duruşmada ele alınmasına,
..."şeklinde olup yukarıya aynen aktarılmıştır. Tensip tutanağında oluşturulan ilgili ara kararlara bağlı olarak sonuçta delillerin toplanması ve harç ikmali yönünden oluşturulan ara kararların yerine gelmesine bırakılan tedbir talebi yönünden ara kararlar yerine geldikten ve yukarıya aynen aktarılan 23/03/2022 tarihli duruşmada belirlenen eksik harç ikmal edildikten sonra ve davacı vekili tarafından yapılan yazılı başvuru üzerine söz konusu tedbir talebi yönünden dosya ele alınarak 18/04/2022 tarihli ara karar ile icra takibinin durdurulmasına yönelik tedbir talebinin reddine karar verilmiş olup, bu karara karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine -----BAM ------. Hukuk Dairesinin 13/10/2022 tarih, ------Esas ve ------ karar sayılı ilamı ile İstinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.Harç ikmalini takiben 20/04/2022 tarihli duruşmada ön inceleme duruşması yapılarak tahkikata geçilmek suretiyle bekletici mesele yapılmasına yönelik ara kararlar oluşturulmuş olup, söz konusu ön inceleme duruşmasında alınan kararların mahiyeti gözetilerek duruşma tutanağının gerekli-yeterli kısımlarının buraya aynen alınması uygun görüldüğünden söz konusu 20/04/2022 tarihli ön inceleme duruşması tutanağının gerekli-yeterli kısımları:
"...
Ara kararına göre harç ikmalinin sağlanmış olduğu ve başvuruya bağlı olarak tedbir talebi hakkında da gerekli ara kararın oluşturulmuş olduğu anlaşılmakla ön inceleme duruşmasına geçildi.Tensip tutanağında da belirtildiği gibi davada HMK’nun 118 ila 186. Maddelerinde düzenlenen yazılı yargılama usulünün uygulanması gerektiği anlaşıldı.
HMK-119-121 maddeleri uyarınca dava dilekçesi ve ekleri incelendi, Dava dilekçesi ve eklerinde herhangi bir eksikliğe rastlanmadı.
HMK-114-115 maddeleri uyarınca yapılan inceleme neticesinde ileri sürülen husumet itirazının karara bağlanması gerektiği, diğer dava şartlarının mevcut olduğu görüldü.Husumet itirazı yönünden soruldu:
Davalı vekili: husumet itirazımızı tekrar ediyoruz, dedi
Davacı vekili: husumet itirazının reddine karar verilmesini istiyoruz, dedi.
Dosya incelendi:
GGD:
Davanın niteliğine ve dosya kapsamına nazaran yerinde görülmeyen husumet itirazının reddine,
oy birliği ile karar verildi, tefhimle açık yargılamaya devam olundu.
HMK-116-117 maddeleri uyarınca yapılan inceleme neticesinde karara bağlanması gereken bir ilk itiraz bulunulmadığı anlaşıldı.
..........
Dosya incelendi.
GGD:
Tarafların arasındaki uyuşmazlığın-----İcra Dairesinin ----- Esas sayılı icra dosyası üzerinden yapılan takibe dayanak olup 20/04/2017 tanzim tarihli, 20/04/2018 vade tarihli ve 3.000.000 USD bedelli bononun sahte olup olmadığı ve buna bağlı olarak sonuçta davacının davalıya söz konusu bono nedeniyle borçlu olup olmadığı hususlarının aydınlatılmasına yönelik olduğuna, (HMK-140/3),Oy birliği ile karar verildi. Tefhimle açık duruşmaya devam olundu. Hak düşürücü süre ve zaman aşımı itirazlarının karara bağlanması gerektiği anlaşıldı.
Davalı vekili: hak düşürücü süre ve zaman aşımı itirazlarımızı tekrar ediyoruz, dedi.
Davacı vekili: itirazların reddine karar verilmesini istiyoruz, dedi.
Dosya incelendi:
GGD:
1-Davanın niteliğine, tarafların rollerine ve dosya kapsamına nazaran yerinde görülmeyen hak düşürücü süre itirazının reddine,
2-Davanın niteliğine, dava sebebine, takip ve dayanak bono bilgilerine, dava tarihine ve dosya kapsamına nazaran yerinde görülmeyen zaman aşımı itirazının reddine,
oy birliği ile karar verildi, tefhimle açık yargılamaya devam olundu.
Ön inceleme aşamasında yapılacak başka işlem kalmadığından tahkikat aşamasına geçilmesine ve tahkikatın bu tutanak esas alınmak suretiyle yürütülmesine,( HMK 140/3,143-293 )
Oy birliği ile karar verildi. Tefhimle açık duruşmaya devam olundu.
Davacı vekilinden soruldu: önceki beyanlarımızı tekrar ederiz, tanıklarımızın dinlenmesini ve senedin sahteliği yönünden polis veya jandarma kriminalde bilirkişi incelemesi yapılmasını ve ayrıca ibranameler ve dosya kapsamı gözetilerek dosya kapsamına göre bilirkişi incelemesi yapılmasını istiyoruz, dedi.
Davalı vekilinden soruldu: önceki beyanlarımızı tekrar ederiz, tanıklarımızın dinlenmesini istiyoruz, eksiklikler giderilsin, ayrıca belirtmek istiyoruz ki davaya konu edilen bono bedelinin bir kısmı eldeki bu davaya konu olan-----İcra Müdürlüğü'nün ------ Esası üzerinden talep edilmiş olup, kalan kısmı ise ----- İcra Müdürlüğü'nün-----Esas sayılı takip dosyası üzerinden talep edilmiştir o nedenle bu davaya konu olmamakla birlikte delil olarak söz konusu --- Esas sayılı dosya örneğinin de celbini istiyoruz, davaya konu bono aslı---- Esas sayılı dosyasına sunulmuştu ancak şuan itibariyle nerede olduğu hakkında araştırıp yazılı beyanda bulunmak için süre istiyoruz, dedi.
Davacı vekili söz aldı: diğer takip hakkında şimdi bilgimiz oldu, gerekirse beyanda bulunacağız yada dava açacağız ancak hemen belirtmek istiyoruz ki bu davanın konusu 3.000.000 USD bedelli bononun tamamını kapsamaktadır ve buna göre harç yatırılmıştır, dedi.
Dosya incelendi.
GGD:
..........
7-Davanın niteliğine ve dosya kapsamına nazaran -----Ağır Ceza Mahkemesi'nin------ Esas sayılı dosyası üzerinden işlem gören kamu davasının bekletici mesele yapılmasına,
8-Söz konusu ağır ceza dosyasına müzekkere yazılarak karara çıkıp kesinleştiğinde kesinleşme şerhli karar örneği ile varsa karara esas rapor örneğinin gönderilmesinin istenmesine,
9-Davanın niteliğine ve dosya kapsamına nazaran------. İcra Hukuk Mahkemesi'nin -----Esas sayılı dosyası üzerinden verilen kararın kesinleşmesinin bekletici mesele yapılmasına,
10-Söz konusu icra hukuk dosyasına müzekkere yazılarak karar kesinleştiğinde kesinleşme şerhli karar örneğinin gönderilmesinin istenmesine,
..."şeklinde olup yukarıya aynen aktarılmıştır.
Yukarıya aynen aktarılan tutanak içeriklerinden de anlaşıldığı üzere davacı vekili duruşmadaki beyanında dava dilekçesini tekrar etmiştir.
Davalı vekili tarafından ibraz edilen ve duruşmada da tekrar edilen cevap dilekçesinde -----. Noterliğinin 28/01/2013 tarih ve ------ yevmiye nolu satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldığı, sözleşme edimlerinin yerine gelmemesi üzerine ----- Noterliğinin 25/10/2016 tarih ve -----yevmiye nolu ek sözleşme yapıldığı, bu sözleşme edimlerinin de yerine gelmemesi üzerine -----. Noterliğinin 25/10/2016 tarih ve ------ yevmiye sayılı sözleşmenin tadiline dair 20/04/2017 tarih ve -----yevmiye sayılı tadilat sözleşmesi yapıldığı, cevap dilekçesinde belirtilen safahata bağlı olarak ------ Noterliğinin 16/02/2018 tarihli ve----- yevmiye sayılı sulh protokolü yapılmak zorunda kalındığı ancak bu protokolde belirtilen bazı çeklerin bedellerinin ödenmediği, bunlara ilişkin cevap dilekçesinde belirtilen şekilde takip ve davalar olduğu, davacı tarafın kötü niyetli ve haksız iddialarda bulunduğu, ------Ağır Ceza Mahkemesinin duruşmasında verdiği beyanında açıkça çek borcu olduğunu ve barterlerden borçlu olduğunu kabul etmişken davacının ve şirketinin hiçbir borcunun olmadığının ileri sürülmesinin gerçeklikten uzak olduğunun kanıtı olduğu, davacı tarafın taahhütlerini yerine getirmediği ve 2017 yılında yapılan protokolden sonra takip konusu senedin davalıya verilmiş olduğu, ispat külfetinin davacıda olduğu, raporlarda senedin sahte olmadığının ortaya konulduğu, davalının hiçbir şekilde sahte senet oluşturmadığı, senedin davacı tarafından hazırlanıp imzalandıktan sonra mevcut hali ile davalıya verildiği ileri sürülerek zaman aşımı, hak düşürücü süre ve husumet itirazlarıyla birlikte haksız ve dayanaksız davanın ve taleplerin reddine ve %20den az olmamak üzere tazminata mahkumiyetine karar verilmesi istenmiştir.
Celp edilip incelenen icra dosyasının UYAP içeriğine göre keşidecisi ..., lehtarı ..., keşide tarihi 20/04/2017, ödeme tarihi 20/04/2018 olup 3.000.000,00 USD bedelli bonoya dayalı takip yapıldığı, davalının takip alacaklısı-lehtar ve davacının takip borçlusu-keşideci konumunda oldukları, takip tarihinin 18/09/2019 tarihi olduğu belirlenmiştir.Bekletici mesele yapılan ----. Ağır Ceza Mahkemesinin -----Esas sayılı dava ile ----- İcra Hukuk Mahkemesinin----- Esas sayılı davası takip edilirken eş zamanlı olarak sair tahkikata yönelik işlemler yürütülüp duruşma tutanaklarına yansıyan şekilde ara kararlar alınmış olup, bu kapsamda bono aslının nerede olduğu araştırılmış ve bono aslının söz konusu Ağır Ceza Mahkemesi dosyasında olduğu anlaşılmıştır.
Bekletici mesele yapılan davaların sonuçlanmasına ilişkin ve ayrıca cep telefonundaki mesajlar yönünden tespitlerin yapıldığı 05/04/2023 tarihli duruşma tutanağının gerekli-yeterli kısımları:
"...
Önceki duruşmada alınan --- ve ----nolu ara kararlarının yerine geldiği, ---- nolu ara karar doğrultusunda davalı vekili tarafından 15/02/2023 tarihli dilekçe ibraz edildiği anlaşıldı.
Müzekkere cevabına ve ekine göre -----Ağır Ceza Mahkemesi'nin ----- Esas sayılı dosyası üzerinden 07/10/2021 tarihinde verilen beraate ilişkin----- Karar sayılı kararı safahattan geçmek suretiyle 14/02/2023 tarihinde kesinleşmiş olduğu anlaşıldı.
------. İcra Hukuk Mahkemesi'nin------ Esas sayılı dosyası üzerinden 22/12/2020 tarihinde verilen davanın reddine ilişkin kararın safahattan geçmek suretiyle 11/10/2022 tarihinde kesinleşmiş olduğu anlaşıldı.
------. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ----- Esas sayılı dosyasından bono aslı yönünden yazılan müzekkereye verilen cevapta dosyanın----- İcra Hukuk Mahkemesi'nin------ Esas sayılı dosyasına aktarılmış olması nedeniyle----İcra Hukuk Mahkemesi'nin ------Esas sayılı dosyasından sorulmasının açıklandığı anlaşıldı.
Davacı vekilinden soruldu: Önceki duruşmada zapta geçen 31/01/2023 tarihli dilekçemizi ve önceki beyanlarımızı tekrarlıyoruz, müvekkilimiz yurt dışında olduğu için ihtimale göre de hazır bulunamadı, zapta geçen incelemeye ve tespite bir diyeceğimiz yoktur, dilekçemizde belirttiğimiz sebeplerle isticvaba yönelik ara karardan dönülmesini istiyoruz, dedi.
Davalı vekilinden soruldu: zapta geçen dilekçemizi ve önceki beyanlarımızı tekrar ederiz, dilekçemizde belirttiğimiz sebeplerle ve bize göre isticvap yapılması gerekir, müvekkilimiz hazırdır, zapta geçen inceleme ve tespit yönünden bir diyeceğimiz yoktur, dedi.Davalı asilden soruldu: bana açıkladığınız 08/11/2022 tarihli dilekçede belirtilen mesajlaşmayı yaptığımız bana ait -----nolu numaraya ait telefonumu yanımda getirdim, mesajları gösterebilirim, dedi.
Davalı asilin ibraz ettiği ve ayarlarından numarasının ---- nolu telefona ait olduğu anlaşılan cep telefonunun ---- bölümünde 30/08/2022 tarihli ve saat 12:17 itibariyle bu numaradan ---- nolu telefona gönderilen mesaj yüksek sesle okundu ve 08/11/2022 tarihli dilekçedeki mesaj metni ile karşılaştırıldı, aynı şekilde-----nolu telefondan aynı gün ve saat 13:08 itibariyle verilen cevabi mesaj yüksek sesle okundu ve 08/11/2022 tarihli söz konusu dilekçedeki mesaj metni ile karşılaştırıldı, yapılan karşılaştırma sonucunda davalı vekili tarafından ibraz edilen 08/11/2022 tarihli dilekçedeki mesaj ve cevabi mesajın metninin söz konusu telefondaki kayıtlarla birebir uyumlu olduğu anlaşıldı. Kalem marifetiyle söz konusu mesajın ve cevabi mesajın ekran görüntüleri temin edilerek 08/11/2022 tarihli dilekçeye eklendi, ayrıca ----profilinde yer alan ----nolu telefonun profil resminin çıktısı da alınarak dilekçeye eklendi, söz konusu cep telefonu alındığı gibi davalı asile iade ve teslim edilerek yapılan işlem yönünden de hazır olanların imzaları alındı.
Davacı vekiliDavalı asilDavalı vekiliDavacı vekilinden soruldu: ---- nolu telefonun müvekkile ait olup olmadığını bilemiyorum, bu numaraya ait ----- profili müvekkilin gençliğine ait olabilir, benziyor ama tam anlayamadım, isticvap ihtimalinde duruşmanın adli tatil sonrasına bırakılmasını istiyoruz, zira müvekkilim yurt dışında olduğu için ancak bu tarihlerde gelebilir, dedi. Beyanı okundu, imzası alındı.
Davacı vekili
Davalı vekilinden soruldu: duruşmanın adli tatil sonrasına bırakılması talebine bir diyeceğimiz yoktur, dedi.
08/11/2022 tarihli dilekçeye eklenen mesaj metnine A, cevabi mesaj metnine B ve profile C işaretleri konuldu.
..."
şeklinde olup yukarıya aynen aktarılmıştır.
Tutanaklara yansıyan şekilde davalı vekili tarafından ibraz edilen 08/11/2022 tarihli dilekçedeki mesajlar yönünden davacı asilin beyanları alınmış olup, bu konuda alınan beyanların yer aldığı 06/09/2023 tarihli duruşma tutanağının gerekli-yeterli kısımları:
"...
Belirli gün ve saatte celse açıldı.
Davacı asil ..., Davacı Vekilleri Av. ..., Av. ----, ile Davalı Vekili Av. ... duruşmaya katıldı. Başka gelen yok. Belli yerde açık yargılamaya başlandı.
Davacı vekili tarafından davacının duruşmada hazır olacağına ilişkin beyanları içerir dilekçe ibraz edildiği, davacı asilin hazır olduğu ve yerini aldığı anlaşıldı.
-----. İcra Hukuk Mahkemesine müzekkere yazıldığı ancak müzekkereye cevap verilmediği anlaşıldı.
Davacı asil huzura alındı. Kendisine davalı vekili tarafından ibraz edilen 08/11/2022 tarihli dilekçedeki mesajlar gösterilip okuyup incelemesine imkan sağlandıktan sonra soruldu:
Davacı asil: bana gösterip inceleme imkanı sunduğunuz 08/11/2022 tarihli söz konusu dilekçeyi ve ekindeki A, B ve C işaretli belgeleri inceledim, A işaretli belgedeki mesaj metni doğru olabilir ancak B işaretli belgedeki mesaj metni doğru değildir, B işaretli belgedeki mesaj metni dijital ortamda üretilmiştir, C işaretli belgedeki resim ise zaten benim internet ortamındaki resimlerimden biridir, internet ortamından alınmıştır. Şirket tarafından kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereği şirketle yapılan protokollerde belirtilen şekilde işin tamamına yakını yapıldığı ve çok az bir eksiklik yönünden de zaten şirketle yapılan sözleşmede hükümler olduğu halde davalı kendi kafasına göre bir hesap yaparak eksik işler nedeni ile geç teslim yapıldığı iddiasıyla 3.000.000 USD borç çıkarıp üstelik şahsımla ilgili olmadığı halde şahsım borçlandırılmak istenmiştir, dava konusu senet sahte olarak üretilmiştir, benim böyle bir borcum yoktur, böyle bir senet düzenleme gereğim de yoktur, sözleşmenin muhatabı şirket olup sözleşmedeki hükümlere göre şirketin sorumlu olacağı bir hesap söz konusu olabilir ki zaten şirketle de ibralaşma olmuştur, işte bana sorduğunuz A işaretli metindeki mesaj davalının bu şekilde kafasına göre yaptığı hesap yönündün bana gönderdiği teklif mahiyetinde bir mesaj olabilir, bu mesaja ben cevap vermedim, dedi. Beyanı okundu, imzası alındı.
Davacı Asil ...
Davalı vekili söz aldı: telefonundaki davacıya ait ----profilini açtım, huzurda davacıya gösterilip tekrar gösterilip sorulmasını istiyorum zira A, B ve C'deki resimler----profili olup müvekkil tarafından başka yerden alınmamıştır, dedi.
Davalı vekilinin telefonundaki ---- profili ve A, B ve C işaretli belgeler davacıya yeniden gösterilip soruldu.
Davacı beyanında: şimdi bana gösterdiğiniz davalı vekilinin telefonundaki ---profil resmi bana ait olup bana gösterdiğiniz A, B ve C deki resimlerle aynı olmakla birlikte bu resmimin isnernet ortamında da olduğunu ifade etmek istemiştim, dedi.
Davalı vekilinin talebi üzerine davacı asilin üzerindeki ----- nolu telefondan davalı ...-----girildiğinde söz konusu A işaretli mesajın yer aldığı ancak devamında cevabi mahiyette bir mesaj bulunmadığı, B işaretli belgedeki mesajın telefonda yer almadığı, tarihe göre bakıldığında silinen mesaj olduğuna ilişkin de çıplak gözle anlaşılabilir bir iz olmadığı anlaşıldı. Telefon davacı asile teslim edildi, bu konularda imzası alındı.
Davacı Asil ...
Davalı vekili söz aldı: davacı asil şirketin yüklendiği inşaatı bitirdiğini iddia ettiği için kendisinden iskan belgesi alınıp alınmadığı, taraflar arasında yapılmış protokollerdeki taahhütleri ve ödemeleri zamanında yapıp yapmadığı, ek protokol ve ibralardaki hükümleri zamanında yapıp yapmadığı için icra işlemi olup olmadığı, müvekkil için ------ olarak vermeyi taahhüt ettiği 10 adet bağımsız bölümü şirketin mi devrettiği yoksa cebren mi tescil edildiği, barter olarak vermeyi taahhüt ettiği bölümler üzerinde şirketinden kaynaklı ipotek bulunup bulunmadığı, inşaatin şuan hangi aşamada olduğunun tam olarak bitirilip bitirilmediğinin, müvekkilimin sahtecilikten beraat ettiğini bilip bilmediğinin sorulmasını istiyorum, dedi.
Davacı Asil ... tekrar huzura alındı, davalı vekilinin soruları yöneltildi.
Davacı Asil ... beyanında: iskan belgesi alınmadı, protokollerdeki taahhütler ve ödemelerde biraz önceki beyanımda belirttiğim mahiyette gecikmeler oldu, ibra protokolleri zaten bu gecikmelerle ilgilidir, şirketle yapılan bu protokollere göre işlem yapıldı, ben şahsen icra takibine maruz kalmadım, şirketin sorulduğu şekilde icra işlemine maruz kalıp kalmadığını bilemiyorum, şirketle yapılan protokol gereği verilen ---- konusu bağımsız bölümler yönünden davalı ... inşaat yapım ipoteği kaldırılmadığı için banka da kendi ipoteğini kaldırmadı ve bundan dolayı davalı tarafından açılan dava sonucu devir gerçekleşti, şirkete kalan blokta bazı eksiklikler olup, diğer bloklarda ve bu kapsamda ... ait yerlerde eksiklik yoktur, şirkete kalan yerdeki eksiklikler nedeni ile iskan alınamadı, proje kapsamında -- blok olup ... ait ---ve ---olarak ifade edilen-- blokta iskan alınmıştır, ...'ın alacağının %95'ini zaten bu iki blok oluşturmaktadır, diğer iki blok şirkete ve dava dışı mal sahiplerine ait olup iskansızdır ve iskansız olan bu bloklar içinde bartere konu olan 10 daire ibra protokolleri gereği ... aittir, dolayısıyla bu 10 daire de iskansızdır, bu 10 dairenin dışındı bir de ...'ın şirkete ait blokta SPA alanı ve 1 tane de ofisi vardır, davalının sahtecilikten beraat ettiğini de biliyorum, dedi. Beyanı okunup, imzası alındı.
Davacı Asil ...
Davacı vekilleri: İsticvaba ve isticvap işlemine bir diyeceğimiz yoktur ancak yazılı beyanda bulunmak için süre istiyoruz ancak hemen belirtmek istiyoruz ki davalı ... tam da bu sorularda ki anlayışına bağlı olarak kendisini alacaklı ilan ederek müvekkile karşı bu yola başvurmuştur, eğer gecikme varsa bunun hukuki yolları başkadır, soruların hiç biri müvekkilin şahsıyla ilgili değildir şirketle ilgilidir, dediler.
Davalı vekili: İsticvap işlemine bir diyeceğimiz yoktur ancak aleyhe olan hususları kabul etmiyoruz, yazılı beyanda bulunmak için süre istiyoruz ayrıca davacı asil kendisiyle ilgili olmadığını belirttiği bütün bu işlerde pazarlığı kendisi yürütüyor, ayrıca davacı asilin duruşma öncesi ----- mesajını sildiğini düşünüyoruz o nedenle hem davacının ve hem de müvekkilimin 2022 yılı Temmuz-Ağustos ve Eylül aylarına ait HTS kayıtlarının celbini istiyoruz, dedi.
Davacı vekilleri söz aldılar: HTS kayıtlarıyla ilgili talebi kabul etmiyoruz, zaten tespiti de mümkün olmayacaktır, dediler.
..."
şeklinde olup yukarıya aynen aktarılmıştır.
Gerekli kısımları celbedilen -----. Ağır Ceza Mahkemesinin ----- Esas sayılı dosyası üzerinden işlem gören davanın: ... hakkında resmi belgede sahtecilik ve benzeri suçlamalara bağlı olarak açılan kamu davasına ilişkin olduğu, yapılan yargılama sonunda 07/10/2021 tarihinde verilen ve safahattan geçmek suretiyle 14/02/2023 tarihinde kesinleşen----Esas ve ----- Karar sayılı kararla "...sanığın üzerine atılı suçları işlediğinin sabit olmaması nedeniyle... BERAATİNE," şeklinde suçun sabit olmaması nedeniyle beraat kararı verildiği ve dayanak ----- raporunda da "...senedin imzadan faydalanılarak oluşturulduğunu gösterir yeterlik ve nitelikte bulgu saptanamadığı hususlarını bildirir kanaat raporudur." şeklinde kanaate yer verildiği belirlenmiştir.
Gerekli kısımları celbedilen ---- İcra Hukuk Mahkemesinin---- Esas sayılı dosyası üzerinden işlem gören davanın davacı ... tarafından davalı ... aleyhine açılan icra takibine itiraza yönelik dava hakkında 22/12/2020 tarihinde verilen ve safahattan geçmek suretiyle 11/10/2022 tarihinde kesinleşen----- Esas ve ---Karar sayılı kararla "...Mahkememizce aldırılan raporlarda da senedin taşıma imza yolu ile sahte şekilde oluşturulduğuna dair şüpheden uzak bir tespite gidilemediği, davacının sahtelik iddiasının ve bu bağlamda borca itirazın ispatlanamadığı anlaşılmış, davanın reddi gerekmiştir..." şeklindeki gerekçe ile davanın reddine karar verildiği belirlenmiştir.
Bekletici mesele yapılan davaların aydınlanmasına da bağlı olarak 24/01/2024 tarihli duruşmada taraf vekillerinin de beyanları alındıktan sonra tahkikat tamamlanarak sözlü yargılama yönünden süre talebi karşılanmış olup, bu arada taraf vekillerince ibraz edilen dilekçelerin içeriği gözetilerek gerekli ve yeterli kısımlarının buraya aynen alınması uygun görülmüş olup, davalı vekili tarafından ibraz edilen 20/01/2024 tarihli dilekçe:
"...
Yukarıda esas sayısı yazılı mahkeme dosyasının 24/01/2024 tarihli duruşmasında esasa ilişkin beyanda bulunmak üzere tarafımıza süre verilmiş olup işbu ara kararı yerine getiriyoruz.
1. Öncelikle belirtmek gerekir ki davalı taraf, uyuşmazlığa konu senedi hiçbir zaman imzalamadığını, davalı tarafa herhangi bir senet teslim etmediğini, aralarında ticari ilişki bulunmadığından bahsederek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
SAYIN MAHKEME DAVA DOSYASINDA DURUŞMA SIRASINDA MÜVEKKİLİMİN GSM CEP TELEFONUNDAKİ DAVACI TARAF İLE OLAN ----YAZIŞMALARI İNCELENİP KAYIT ALTINA ALINMIŞTIR. DAVACI TARAFÇA MÜVEKKİLİME GÖNDERİLDİĞİ TESPİT EDİLEN MESAJLARDA AÇIKÇA MÜVEKKİLİME OLAN BORCUNU KABUL ETTİĞİ TESPİT EDİLMİŞTİR. YANİ DAVACI TARAF ATTIĞI MESAJLAR İLE MÜVEKKİLİŞME BORCU OLDUĞU NU HATTA SENETTEN DOLAYI BORCUNU KABUL ETMİŞ VE İKRAR ETMİŞTİR. İKRAR VE KABUL NEDEİYLE DAVANIN REDDİ GEREKMEKTEDİR.
Davacı taraf, resmi senette sahtecilik suçunu işlediğinden bahisle -----Ağır Ceza Mahkemesinin ----- Esas ve----- Karar sayılı dosyası ile ihbarda bulunmuş ve yapılan yargılama neticesinde "...borçlusu ... alacaklısı ... düzenleme tarihi 20/04/2017, ödeme tarihi 20/04/2018, miktarı 3.000.000 USD olan senette borçlu kısmında ... atfen atılmış imzanın ... eli ürünü olduğu," tespit edilmiş ve müvekkilim bu yargılama sonucunda beraat etmiştir ve bu karar kesinleşmiştir. Dolayısıyla senet üzerindeki imzanın ... ait olduğu mahkeme kararıyla tescillenmiştir.
Yine davacı taraf aynı iddiaları, -----İcra Hukuk Mahkemesinin -----Esas ve ----- Karar sayılı dosyasında ileri sürmüş ve yerel mahkeme davacının taleplerini reddetmiş ve bu karar Yargıtay tarafından onanmıştır.
Yine -----Ağır Ceza Mahkemesi'nin ----- Sayılı dava dosyasında 26.01.2021 tarihli duruşmasında davacının ve davalı müvekkilimin imzasının bulunduğunu belirttiği20.04.2017 tarihli sözleşme ekinde bulunan paftalardan oluşturulduğunu iddia etmiştir, beyanında aynen ''...Bu paftalar noter tarafından düzenlenen 2017 yılı sözlesmenin ekinde vardı, bu paftalardan bir sureti noter evrakının ekinde kalmıstı, bir örnegi bizde bir örnegi de sanıkta kalmıstı, sanık kendisinde kalan pafta aslı üzerindeki benim imza bölümündeki imzamı suça konu senedi olusturarak kullanmıştır sanık ...noter evrakının ekindeki paftada sanıgı imzası vardı, sanıkta kalan paftada bulunan imzamı suça konu senede transfer etmis, ben gözümle görmedim %99 böyle yaptığını düsünüyorum,..'' şeklinde beyanda bulunarak senedin noter evrakı ekindeki paftalardan oluşturulduğunu söylemiştir. Tarafımızca müvekkilimde bulunan ve davacı ile müvekkilimin de imzasını taşıyan sözleşme aslı ile davacının da bahsettiği iki taraf imzalarının yer aldığı paftalarasılları icra mahkemesi ve ağır ceza mahkemesi dosyalarına ibraz edilmiş, Ağır Ceza Mahkemesi dosyası ve İcra Hukuk Mahkemesi dosyasındaki bilirkişi raporlarında , paftalarda eksiklik olmadığı , senedin yazılı olduu kağıt ile dosyaya davacının ve tarafımızın sunduğu belge asılları , ıslakimzalıpaftalar ın basılı bulunduğu kağıtların bile farklı kağıtlar oldukları dolayısıyla ortada paftalardan bile oluşturulmasının mümkün olmadığı ortaya konulmuştur. Buna rağmen sahtelik , borcun olmadığı gibi iddialarda bulunmak hem haksızlıktır , hemd e açıkça kötüniyettir.
Davacı taraf ısrarla senedin sahteliğinden bahsetmektedir. Ancak İcra Mahkemesi ve Ağır Ceza Mahkemesi dosyalarına ----- gelen raporlar senedin sahte olmadığını ortaya koymuştur. Davacı tarafın sahtelik iddiası dinlenmemelidir.
2. Davacı taraf, müvekkilim ile hiçbir hukuki ilişki içerisinde olmadığını iddia etse bu husus gerçeği yansıtmamaktadır.----Ağır Ceza Mahkemesinin---- Esas ve ----Karar sayılı dosyasında davacı ... 20/04/2021 tarihli duruşmada "kendisine 5.800.000 TL'lik çek verdik, ayrıca kendi bloğum olan ---- bloktan bu inşaatı tamamlaması karşısında 900 metre karelik yer vermiştik, bu çekler ve taahhütleri ------olarak vermiştik, benim şahsi olarak yani ... olarak vermiş olduğum bir taahhütüm yoktur benim şahsi bir borcum yoktur 5.800.000 TL'Lik çeklerin 375.000 TL lik kısmı hariç geri kalan kısmı ödenmiştir, bizim ---- olarak sanığa borcumuz 375.000 TL ve ---- bloktaki 900 metre karelik yerin tapusudur, sanıklar aramızda inşaatın paylaşımına ilişkin paftaları imzalamıştık, sanık bu paftalara attığım imzalarımı paftaların üzerinden alarak suça konu senedi oluşturmuştur, " şeklinde ikrarda bulunmuştur. Davacı, müvekkilim ile ticari ilişki içerisinde olduğunu ikrar etmişken işbu davada hiçbir ticari ilişkilerinin bulunmadığının iddia edilmesi davacı tarafın mahkemeyi yanıltma amacı güttüğü ve kötüniyetli olduğunun bir göstergesidir.
Yine aynı dosyada davacının şirketinde müdür olarak çalışan tanık ----- "Müşteki patronum olur, müştekinin şirketinde finans müdürüyüm, sanık ile şirketimiz arasında iş ilişkisi olması nedeniyle tanırım" şeklinde beyanda bulunmuştur. Dolayısıyla davacı tarafın müvekkil ile ticari ilişkisinin bulunmadığı yönündeki iddialar gerçeği yansıtmamaktadır.
3. Davacı tarafça barterlerin tapularının verilmemesi üzerine-----Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ------. Sayılı dosyası ile dava açılmış, ancak 2021 yılında tapuların tesciline dair Mahkemece karar verilmiş ve tapular 2021 yılında müvekkil adına tescil edilebilmiştir. Tescil edilmesine tescil edilmiştir ancak tapu kayıtlarında davacı ve şirketinin borçlarından dolayı milyonlarca lira haciz tapu kayıtlarında mevcuttur ve halen bunlar kaldırılmamıştır. Davacının bu edimini de tam ve eksiksiz ayıpsız yerine getirmediği açıkça ortadadır. Ayrıca barter verilmesi kararlaştırılan bu bağımsız bölümlerin imalatları halen bitmemiş, davacıya ait binalardaki bir adet ofis ve SPA alanının ve inşaatı daha % 50 seviyesinde bile değildir, ancak her nedense davacı taraf sanki inşaat tamamen bitmiş ve müvekkile ait----- dışındaki bağımsız bölümlerin ve barterlerin imalatının tamamlanıp iskanının da alındığı gibi bir iddia ile edimlerin tamamen yerine getirildiğini, müvekkile ait bağımsız bölümlerin inşaatının tamamlandığını beyan ve iddia etmekle açıkçası hangi mantalitede ve niyette olduklarının, gerçeklikten uzak iddialarla hak elde etmeye çalıştıklarını ortaya koymuşlardır.
4. Davacı tarafça sözleşmesel edimlerinin yerine getirilmemesi, keşide edilen ihtarnamelerden ve yapılan birtakım protokollere rağmen sonuç alınamaması üzerine müvekkilimtarafından davacı taraf şirketi aleyhine------.Asliye Hukuk Mahkemesi 'nin -----. İş sayılı dosyası ile inşaat alanında tespit yaptırılmış , yapılan tespit ile düzenlenen bilirkişi raporunda inşaatın daha % 50 nin altında seviyede olduğu , inşaatta bir çalışmanın olmadığı tespit edilmiştir. Bunun devamında diğer arsa maliki ile birlikte akdin geriye etkili feshi , tapu iptali ve tescil davası ikame edilmiştir.---Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ----- Sayılı dosyasında devam etmektedir. Tespit dosyası,-----Asliye Hukuk mahkemesi'nin ----Ve-----Asliye Hukuk mahkemesi'nin-----. Sayılı dosyası incelendiğinde davacının ne kadar haksız ve kötüniyetli olduğu, iddialarının da ne kadar haksız, soyut ve gerçekleri saptıran mahiyette olduğunu açıkça göstermektedir.
5. Davacı taraf müvekkilime borcu olmadığını , davacının şirketinin de müvekkilime bir borcu olmadığını iddia etmiştir. Bu iddianın gerçek dışı olduğu yapılan yargılama neticesinde ortaya çıkmıştır.
Taraflar arasındaki hukuki ilişki yaklaşık 10 yıla yakındır devam etmektedir. Davacı tarafın taahhütlerini yerine getirmediği de açıkça ortadadır. Davacı taraf yani ... 2017 yılında yapılan protokolden sonra takip konusu senedi müvekkilime vermiştir . Taraflar arasındaki ilişkinin boyutu , inşaatın maliyet ve tutarları , davacının müvekkilime olan taahhütlerinin tutarı , müvekkilime barter olarak yaptırdığı imalatların tutarları ( ki 2017 yılı için 13.200.000 TL dir , o tarihteki bu imalatın tutarı biletakip konusu senedin tutarlarından daha fazladır) ve tüm protokoller sözleşmeler birlikte değerlendirildiğinde takip konusu senetteki tutarda alacağı doğüuracak bir ilişkinin varlığı açıkça sabittir. Davacı taraf 2017 yılında bu senedi borçlarına karşılık olarak tanzim imza edip müvekkilime vermiştir. Senetlerin sebepten mücerret olduğu dikkate alındığında ispat külfeti davacı taraftadır. Davacı taraf, iddialarını kanıtlayacak hiçbir somut delil sunmamıştır.
6. Davacı taraf , sözleşmesel edimlerin yerine getirildiğini , davacının ve şirketinin bir borcu olmadığını iddia etmiştir. Zira taraflar arasındaki devam eden davalar, icra takipleri , inşaatın halen tamamlanmamış olması , davacının -----Ağır Ceza Mahkemesi'nin -----Sayılı dosyasında hala barterleri vermediğine ve bir adet çekten dolayı borçlu olduğuna dair beyanı karşısında davacının ve şirketinin sözleşmeler , protokoller vs. Deki yükümlülüklerinin tamamını yerine getirdiklerine borçlarının olmadığına dair iddialarının gerçek dışı olduğunu ortaya koymaktadır. Davacının borçları olmadığına , sözleşmesel edimlerinin tamamını yerine getirdiğine dair savunmaları ile borç olmadığına dair iddiaları gerçek dışıdır. Borç yok ise dava ve icra takiplerini de açıklayamamışlardır.
7. Davacı taraf, müvekkilimce davacının ibra edildiğini iddia etmiştir. Sözleşmeler, sözleşmelere ek olan protokoller vs. Her iki tarafa edim yükleyen yazılı metinlerdir. Davacı ile müvekkil arasında yapılmış tüm sözleşmelerde protokollerde davacı tarafın müvekkile ödeme , inşaatı yapma , ----- verme gibi taahhütleri bulunmaktadır. Ancak dava , takip , ihtarnameler vs. Karşısında davacının hiçbir zaman hiçbir protokol veya yazılı düzenleme gereği edimlerini yerine getirmediği açıkça yazılı delillerle sabittir. Öyle ki ---- tapusu bile mahkeme kararı ile üzerinde onlarca haciz ile alınabilmiş, ayrıca daha imalatları bile bitmemişken davacının ibradan bahsetmesi mümkün değildir. Davacının edimlerini yerine getirmemiş olması karşısında ibra iddiası burada çalışmaz. Müvekkilimce hiçbir zaman davacı taraf ibra edilmemiştir.
Öte yandan kabul anlamına gelmemek kaydı ile müvekkilimin davacıya sözleşme veya protokollerde yerine getirmeyi beyan ettiği taahhütlerinin tamamı şartlı taahhütlerdir, şart gerçekleşmediğinden yani davacının edimnlerini yerine getirmediğinden artık şartın gerçekleştiği veya başka bir nedenle edimlerin davacı tarafından tam ve eksiksiz yerine getirildiğinden dolayısıyla bir ibradan bahsedilemez.
8. Davacı , müvekkilime ait olan blokların tamamlandığını ve Haziran 2017 den beri kirada olduğunu iddia etmiş, davacının şirketinden de bir hak-alacağının olmadıuğı iddia edilmiştir. BU iddia gerçek dışıdır. Taraflar arasındaki yapılan 20.04.2017 tarihli sözleşme ile müvekkilimin ----- olarak ayrı bir blok olan binasının imalatı müvekkilime barter ve birtakım çek verilerek ödeneceğine dair taahüt üzerine müvekkilim bizzat kendi kaynakları ile imalatını tamamlamıştır. Bu tamamlama işinin bedeli barterler ve diğer ödemeler davacı tarafça ödenmemiştir. Bu nedenle blokların davacı tarafça tamamlandığı iddia edilemez. Zira bu husustaki edimlerini hala yerine getirmeyen davacının bu iddiası dinlenmez. Davacı vekili , müvekkilimin yapılacak inşaatta sadece -----hakkı olduğunu düşünecek kadar kötüniyetli iddialarda bulunmuştur. Oysa inşaatta müvekkilimin davacıya ait ve diğer arsa malikine ait olan bağımsız bölümlerin olduğu yerlerde de SPA alanı , Bir adet ofisi , ve tapularını dava yoluyla aldığı --- bağımsız bölümlerin varlığı karşısında müvekkilimin payına isabet eden yerlerin hala imalatlarının tamamlanmamış olması ve iskanının alınmamış olması karşısında tamamlandığı iddiası gerçek dışıdır.
Öte yandan , kat karşılığı inşaat sözleşmeleri bir bütün olarak değerlendirilir, ve bu bütünlük gereği inşaatın arsa maliki veya müteahhite ait bölümler ve inşaatın tamamı bir bütün olarak tam ve eksiksiz tamamlanmak zorundadır. Taraflar arasındaki mevcut sözleşmedeki müteahhit edimi ANAHTAR TESLİMİyani iskanının alınması da dahil olduğundan ve halen de inşaat tamamlanıp iskanı alınmadığındanbırakın müvekkilimin paylarının imalatının tamamlandığını inşaatın bile tamamlandığı iddia edilemez.
9. Davacı taraf , müvekkilimin arsa payına karşılık gelen bölümleri teslim alıp kat karşılığı sözleşmeden çıktığı şeklindeki iddia açıkça hukukun temel ilkelerine bile sığmayan , yukarıda sıraladığımız dava , takip vs. Ler karşısında gerçeklikten uzak iddialardır. Bu iddiayı kabul etmiyoruz.Zira yukarıda da izah ettiğimiz kat karşılığı inşaat sözleşmeleri bir bütün olarak değerlendirilir, ve bu bütünlük gereği inşaatın arsa maliki veya müteahhite ait bölümler ve inşaatın tamamı bir bütün olarak tam ve eksiksiz tamamlanmak zorundadır. Taraflar arasındaki mevcut sözleşmedeki müteahhit edimi ANAHTAR TESLİMİyani iskanının alınması da dahil olduğundan ve halen de inşaat tamamlanıp iskanı alınmadığındanmüvekkilimin teslim ile inşaat sözleşmesinin tarafı olmaktan çıkarılması gibi bir durum sözkonusu değildir. Kaldı ki müvekkilimin hala imalatı bile yapılıp teslim edilmemiş SPA alanı , bir adet ofis ile 11 adet ---- yolu ile tamamlanmamasına karşılık tapudan tescilini aldığı bağımsız bölümlerin varlığı , sözleşme hukuku ve mevzuat gereği müvekkilimin sözleşmeden ayrılması veya çıkarılması gibi bir durum sözkonusu değildir, bu yöndeki iddia haksız ve hakikatten uzak iddiadır. Yine müvekkilimin sözleşmeden çıkarılması veya ayrılması gibi bir durum hukuken mümkün değildir, böyle bir yazılı metin de taraflar arasında sözkonusu bile değildir. Davacı iddiasına itibar edilmemelidir.
10. Davacı taraf , müvekkilimin senede dayalı olarak yapılan işlemlerle müvekkilinin itibarının zedelendiğini vs. İleri sürmüştür.Davacı taraf ve şirketleri yaptıkları projelerde hatta müvekkilimin arsasına yaptığı inşaatta bile binlerce insanı mağdur etmiş , hatta yabancıları bile mağdur etmiş , zarar uğratmış, paralarını alıp taahhütlerini yerine getirmemiştir. Birkaç ay önce ----- Adliye'si Tüketici mahkemelerinde 1.400 ün üzerinde davacı ve şirketlerine dava açıldığı tespit edilmiştir. Yine müvekkilimin arsa maliki olduğu inşaatta da aynı şiekilde yüzlerce mağdurdan oluşan bir topluluk bırakmıştır. Mağdur edilenler tarafından davacı ve şirketleri hakkında yüzlerce dava açılmış, savcılık nezdinde ve sair mahkemelere de şikayet vs. Ler yapılmıştır. Öyle ki davacının müvekkilimin arsasına yaptığı inaatta şirketi adına tescilşli bulunan tapuları üzerine ve şahsına ait taşınmazla üzerine yerli- yabancı pekçok kişi kurum tarafından hacizler konulmuştur. Tapu kayıtları ve UYAP taki dva, şikayet , takip sorgulaması (------ Adliyesi ) sorgulansa aslında davacının ve şirketlerinin itibardan veya itibar zedelenmesinden bahsedecek son kişi olduğu açıkça anlaşılacaktır.Simdi sormak lazım , bizim yaptığımız işlem mi itibarına vs. Zarar vermiş ? Davacı iddiası olayları saptırmaktan öte bir anlam taşımamaktadır. Davacı borcunu ödememek için daha senedi verirken hazırladığı senaryoyu uygulamaktadır.
11. Davacı taraf hakkındaki takipler, davalar, şikayetler vs. Ve müvekkil ile olan ilişkilerindekiborç ödememeye dair klasik uygualmasını burada da yapmaktadır. Davacı taraf bir kişiye kuruma borç evrakı verip, sözleşme yapıp sonra da b-orçlarını ödememek için her türlü yola başvurmayı bir gün bile olsa borcunu ödememek için zaman kazanmayı mübah sayan bir kişiliğe sahiptir. Yukarıda bahse konu edilen iki adet çekten dolayı yapılanicra dosyası , dosyalardaki takip müstenidi yapılan çeklerin davacı tarafça verildiğinin noter sözleşmeleri ile sabit olmasına karşılık ödemek yerine itirazda bulunulması ,devamında iflas davalarının açılmış olması ve halen ödenmemiş çek borcu olması ve yüzlerce insan tarafından davacı ve şirketlerine takip yapılıp hacizler uygulanması davacının borç ödememek için her yola başvurmak hatta borçtan bu yolla kurtulmak gibi bir kafa yapısına sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Davacının ve şirketi ----- taşınmazlarının takyidatlı tapu kayıtlarının ( son 3 yıla ait ) dosyaya celbi halinde iddiamızın ne denli doğru olduğu ortaya çıkacaktır.
Davacı öyle kötüniyetli hareket eden bir kişidir ki , yakın dostu ----- adlı kişiye bir adet senet vermiş , tüm şahsi malvarlıklarına 1. Sıradan danışıklı olarak haciz koydurmuştur. Bunu da alacaklılardan mal kaçırmak için yapmıştır. Zira senet Keşidecisi ---- lehdar davacı ..., takip dosyası da -----.İcra Müdürlüğü nün ----- Sayılı dosyası dır. Davacı tarao senedi de bilgisayardan yazıp çıkarıp imzalamıştır. Yani müvekkilime verdiği senedi de bilgisayardan hazırlayıp imzalayarakmüvekkilime verdiği gibi. Mezkur dosya ile ilgili de bir dava açtığı şeklinde duyum aldık ancak henüz tespit edemedik. İcra dosyası celbedildiğinde iddialarımızın doğruluğu anlaşılacaktır.
12. Davacı taraf müvekkilime o kadar zarar vermiştir ki , müvekkil zararı bugünün parası ile 50.000.000 TL yi aşmaktadır. Müvekkilimin 2017 yılındaki imalatı tamamlamak için harcadığı para tutarı 13.200.000 TL dir, bu paranın bugünkü karşılığı bunun 2 katından bile fazladır.Davacının zamanında ödemeleri yapmaması , --- vermemesi nedeniyle müvekkilim tarafından yüklü miktarlarda kredi kullanılmış, ayrıca müvekkil bir fabrika binası ve birkaç taşınmazını yarı fiyatına elden çıkarmak zorunda kalmıştır. Yine , davacının barterleri süresinde vermemesi , inşaatı zamanında bitirmemesi nedeniyle uğradığı zarar da hesap edildiğinde müvekkil zararı 50.000.000 TL yi aşmaktadır. Müvekkilimin milyonlarca lira zararı varken , şayet senedi müvekkilim oluşturmuş olsa idi 3.000.000 USD ( senedin tanzim tarihindeki tutarı 3.6380 TL X3.000.000 USD = 10.914.000 TL , cade tarihindeki tutarı da 4,033 TL X3.000.000 USD = 12.099.000 TLolduğu dikkate alındığında ) tüm zarar-ziyanını üzerine yazıp öyle oluşturur yani 50.000.000 TL veya daha üzeri bir rakam yazar bu yolla işlem yapar idi. Senet davacı tarafça bizzat hazırlanıp verildiğinin önemli bir göstergesi olan bu hususu Sayın Mahkeme'nin dikkatine sunuyoruz.
Davacı taraf dosyaya iddialarını ispata yarayacak somut deliller sunamamış, sadece soyut iddialar ileri sürmüştür. Müvekkilim hiçbir şekilde sahte senet oluşturmamıştır, imza taşıması vs. De yapmamıştır, senet davacı tarafından hazırlanıp imzalandıktan sonra mevcut hali ile müvekkilime verilmiştir.
13. Davacı taraf iş bu davayı açmakla açıkça kötüniyetli hareket etmektedir. Zira dava dosyalarına gelen raporları bilmektedirler. Yine müvekkile karşı açtıkları -----.İcra Hukuk Mahkemesinin -----. Sayılı dava dosyası ile açtıkları davanın reddine dair kararı da bilmektedirler. İcra Hukuk Mahkemesi dosyasında da aynı iddialarla dava açılmış ancak davaları reddedilmiştir. Davacı tarafın haksız ve kötüniyetli davasının reddi yanında asıl alacağın % 20 si tutarında tazminata mahkum edilmesini talep ediyoruz.
..........
20/01/2024
..."şeklinde olup yukarıya aynen aktarılmış olup, davacı vekili tarafından bu dilekçeye karşı beyanları da içerir şekilde ibraz edilen 22/01/2024 işlem tarihli dilekçe:
"...
KONU : Davalı vekilinin 20.01.2024 tarihli dilekçesine ilişkin beyanlarımızın sunulmasından ibarettir.
AÇIKLAMALAR:
Dosya içerisinde mevcut vekaletnameye istinaden davacı "..." vekilleri olarak bulunmaktayız.
1)
Davalı vekili 20.01.2024 tarihli dilekçesinde her ne kadar------ yazışmalarında borcun kabul edildiği ve işbu hususun mahkemece tespit edildiğini beyan etmişse de işbu husus gereçeği yansıtmamaktadır. Zira dosya kapsamı itibari ile isticvaba esas mesajlara ilişkin olarak; davalı tarafın iddiası üzerine dosya arasına alınan B işaretli belgede müvekkil davacının 1.500.000 USD borcu kabul ettiği şeklindeki iddianın asılsız olduğu mahkemece yapılan telefon incelemesi neticesinde anlaşılmıştır. Şöyle ki müvekkil davacının telefonunda yapılan incelemede iddianın aksine ilgili tarih ve saatte davalıya herhangi/hiçbir mesaj gönderilmediği ve davacının mesajlarının yanıtsız bırakıldığı tespit edilmiştir. Nitekim 06.09.2023 tarihli duruşma zaptına bu durum "davalı vekilinin talebi üzerine davacı asilin üzerindeki---- nolu telefondan davalı ...- ----girildiğinde söz konusu A işaretli mesajın yer aldığı ancak devamında cevabi mahiyette bir mesaj bulunmadığı, B işaretli belgedeki mesajın telefonda yer almadığı, tarihe göre bakıldığında silinen mesaj olduğuna ilişkin de çıplak gözle anlaşılabilir bir iz olmadığı anlaşıldı" açıklaması ile kayda alınmıştır.
2)
-----. Ağır Ceza Mahkemesi'nin ----- sayılı dosyası kapsamında "...soruşturma aşamasında alınan 18.03.2020 tarihli bilirkişi raporuyla "...borçlusu ... alacaklısı ... düzenleme tarihi 20/04/2017, ödeme tarihi 20/04/2018, miktarı 3.000.000 USD olan senette borçlu kısmında ... atfen atılmış imzanın ...eli ürünü olduğu, 2-İnceleme konusu belgenin daha önceden başka bir amaçla düzenlenmiş bir belgedeki metni onaylayan imzadan faydalanmak suretiyle oluşturulmuş sahte bir belge olduğu..." ..----. İcra Hukuk Mahkemesi,----- Esas sayılı dosya kapsamında aldırılan ve dosyamız arasına celbedilen 17.08.2020 tarihli bilirkişi raporuyla "...senet üzerindeki kenar ölçüleri yönünden farklılıklar bulunduğuna dair bulguların senedin ...başka bir belgede mevcut imzasından yararlanmak suretiyle sonradan oluşturulup oluşturulmadığı hususunda kesin bir sonuç beyanını mümkün kılacak yeterlikte olmadığı..." ve ----- İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesine ait 02.11.2020 tarih, ----- sayılı, "...inceleme konusu senedin imzadan faydalanılarak oluşturulduğunu gösterir yeterlik ve nitelikte bulgu saptanamadığı kanaatine..." dair görüşler içerir bilirkişi raporları, Mahkememizce aldırılan ve denetime elverişli görülen, ----Başkanlığı Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesi, 01.06.2021 tarih, -----sayılı "...İnceleme konusu senedin mutat matbu senetlerden olmadığı, senet üzerinde mevcut yazıların mürekkep püskürtmeli yazıcı ile husule getirilmiş olduğu, sağ kenarın forme kesim olduğu, diğer kenarların forme kesim olmadığı, yazıların satır hizası bakımından alt üst kenarlara paralel olmadığı, belge yüzeyine dağılmış mürekkep partikülleri ile imzanın kesiştiği noktalarda hangisinin altta hangisinin üstte olduğu hususunda teknik tespite gidilemediği, senedin imzadan faydalanılarak oluşturulduğunu gösterir yeterlik ve nitelikte bulgu saptanamadığı...'', ...gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddiaların sanığın aleyhine yorumlanıp mahkûmiyet hükmü kurulamayacağı, mahkumiyet kararının bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanması gerektiği, yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmanın, ceza muhakemesinin temel amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına geleceği dolayısıyla sanığın atılı nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin, denetime ve hüküm kurmaya elverişli delil bulunmadığından CMK md. 223/2-e gereği ayrı ayrı beraatine dair karar verilmiştir" denilmektedir.
Bu kapsamda davalı hakkında -----. Ağır Ceza Mahkemesi'nin------ sayılı dosyası kapsamında yapılan yargılamada olası bir şüphe üzerine beraat etmiştir. Yargıtay'ın yerleşik ve süreklilik arz eden uygulamasına göre TBK'nın 74. maddesi gereğince, hakimin ceza hukukunun mesuliyete dair hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza mahkemesinden verilen beraat kararı ile de bağlı olmadığı, ceza davasında sanık olan davalının delil yetersizliğinden beraat ettiği, bu kararın hukuk hakimini bağlamayacağı izahtan varestedir.
3)Öte yandan gerek dosya kapsamı itibari ile gerek davalı vekilinin 20.01.2024 tarihli beyan dilekçesinde ve gerekse de 06.09.2023 tarihli duruşmada ileri sürülen soru ve hususlar dikkate alındığında müvekkil davacının davalı yana bir borcunun olmadığı, taraflar arasında herhangi/hiçbir ticari ilişkini ve/veya alacak/borç ilişkisinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Şöyle ki davalı vekili tarafından müvekkil davacı asile yöneltilen bütün sorular ve dilekçedeki beyanlar davalı ile ----- arasındaki sözleşme ve yapım işlerine ilişkin olmakla müvekkil davacının borcunun bulunduğuna dair herhangi/hiçbir soru ve/veya gerçeğe uygun beyan yöneltilmemiştir. Söz konusu hususların davacı asili ilgilendirmediği, ibralara ilişkin savunmamız saklı kalmak kaydıyla, anonim şirket ile davalı arasında bir borç var ise bunun müvekkil davacı asili ilgilendirmediği her türlü izahtan varestedir. Bir başka deyişle davalı taraf, -----. ile ibranameler ile sona eren aralarındaki ticari ilişkiden bahsetmekte müvekkil davacı ile bir ilişkisi olduğunu ileri sürememektedir. Bu minvalde kabul anlamına gelmemek kaydıyla anonim şirketin alacak ve borçlarından ortağın ve/veya şirket yetkilisinin TTK 329. maddesi gereğince herhangi bir sorumlulukları bulunmadığından, ortakların kişisel yönden dava ve takip olunamayacakları kuşkusuzdur.
Nitekim davalı ile müvekkil davacının değil adı geçen şirketler arasında ticari ilişkinin bulunduğu hususu davalı vekilinin 20.01.2024 tarihli beyan dilekçesinde ikrar edilmektedir.Öte yandan taraflar arasında ticari ilişkinin olmadığı ve senet meblağının yükseklikliği ile somut olayın özellikleri de (ibranameler vs.) nazara alındığında illetten mücerretlik ilkesine yönelen savunmaya itibar edilmesi mümkün değildir. Zira davalı vekilinin mantığına göre kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla yapılan takiplerde menfi tespit davası açılmasının beyhude çaba olduğu; zira senetlerin illetten mücerret olması sebebiyle borcun olmadığının tespitinin mümkün olmaması gibi abes bir sonuca ulaşılmaktadır.
4)
Davalı vekilinin, eldeki yargılama ile herhangi/hiçbir ilgisi olmayan, tamamı hukuki ihtilaf niteliğinde ve hatta bir kısmının duyuma dayalı olduğunu ileri sürdüğü ve işbu hususu da dilekçesine eklediği, nereden ne şekilde elde edildiği ve/veya duyulduğu belirli olmayan, herhangi bir amaca da hizmet etmeyen, hangi maksatla yazıldığı anlaşılamayan, bir takım anlamsız dedikodu ve komplo teorilerine dayalı iddialarının da kabulü mümkün değildir. Zira hangi şirkete (!') yönelik 1400 üzerinde dava olduğu, hangi mahkemede olduğu, konusunun ne olduğu anlaşılamamakla birlikte dava konusu ile de bir ilgisi bulunmamaktadır. Bununla birlikte "...duyum aldık ancak henüz tespit edemedik..." şeklinde beyan edilen hususlarda kendilerine kolaylıklar dilemekten başka bir hukuki değer etfedemiyoruz. Öte yandan müvekkil davacının kişilik haklarına saldırı niteliği içeren haksız ve mücerret iddialara yönelikte her türlü hukuki talep, müracaat ve şikayet haklarımızı saklı tutuyoruz.
Özetle davalının adı geçen şirketler ile ticari ilişkisinin bulunduğu, davalının söz konusu ticari ilişki kapsamında dava dışı ilgili şirketlerden ve dahi müvekkil davacıdan herhangi bir hak ve alacağının bulunmadığını kabul, beyan ve taahhüt ederek geri dönülemez ve en geniş biçimde üç kez ibra ettiği, ibranamelerin tarafların kabulünde olduğu ve hukuken kesin delil niteliğinde bulunduğu, davalının ceza kovuşturmasından beraat ettiğine dair savunması yönünden ise TBK'nın 74. maddesi gereğince, hakimin ceza hukukunun mesuliyete dair hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza mahkemesinden verilen beraat kararı ile de bağlı olmadığı, ceza davasında sanık olan davalının delil yetersizliğinden beraat ettiği, bu kararın hukuk hakimini bağlamayacağı, öte yandan davalının, müvekkil davacının kendisine borçlu olduğunu ileri süremediği, kaldı ki, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, anonim şirketin alacak ve borçlarından ortağın ve/veya şirket yetkilisinin TTK 329. maddesi gereğince herhangi bir sorumlulukları bulunmadığından ortakların herhalde kişisel yönden dava ve takip olunamayacakları, Yargıtay'ın yerleşik ve süreklilik arz eden uygulamasına göre de söz konusu ibranamelerden sonra uyuşmazlığa esas takibi başlatarak haciz işlemleri yaptırdığı, bu nedenle davalının İİK'nın 72/5. maddesine göre kötüniyet tazminatı şartlarının oluştuğu nazara alınarak davanın kabulü ile davalı aleyhinde kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerekmektedir...."
şeklinde olup yukarıya aynen aktarılmıştır.
Konuya ilişkin İİK madde 72 düzenlemesi:
''MENFİ TESBİT VE İSTİRDAT DAVALARI:
Madde 72 - (Değişik madde: 18/02/1965 - 538/43 md.)
Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir. İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir. (Değişik fıkra: 09/11/1988 - 3494/6 md.) Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./15.md.) yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez.
(Değişik fıkra: 09/11/1988 - 3494/6 md.) Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./15.md.) yüzde yirmisinden aşağı olamaz. Borçlu, menfi tesbit davası zımmında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir. Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını istiyebilir.
Menfi tesbit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir. Davacı istirdat davasında yalnız paranın verilmesi lazım gelmediğini ispata mecburdur.''şeklinde olup yukarıya aynen aktarılmıştır.
Sonuç olarak suçun sabit olmaması nedeniyle verilen ve kesinleşen beraat kararı, dayanak ----- raporu, söz konusu İcra Hukuk Mahkemesinin davanın reddine ilişkin kararı, bu kararın gerekçesi, dayanılan raporlar, satış vaadi ve kat karşılığı inşaata ilişkin sözleşmeler, protokoller, davanın sahtelik iddiasına dayalı olması, davanın niteliği, Yargıtay ----. Hukuk Dairesinin "bedelsizlik iddiası aynı zamanda suç teşkil eden bir fiil olmakla yemin ve isticvapla da kanıtlanmasının mümkün bulunmadığı" yönündeki görüşünün yer aldığı 21/06/2021 tarih ve ---- Esas, ----Karar sayılı ilamı ışığı, yukarıya aynen alınan 20/01/2024 tarihli dilekçede ileri sürülen savunmaların ispat kuralları-usul hükümleri ve dosya kapsamı ile uyumlu mahiyeti ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde ve özellikle suçun sabit olmamasına bağlı beraat kararı ile söz konusu Yargıtay içtihadı doğrultusunda sübut bulmayan davanın reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine karar verilmiş ise de Üye Hakim ... bu görüşe iştirak etmemiştir.İcra tazminat talebi yönünden yukarıya aynen aktarılan yasal düzenlemeye ve herhangi bir tedbir kararı verilmemiş olmasına bağlı olarak yapılan irdeleme sonunda yasal şartları oluşmadığından icra tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.Son olarak belirtmek gerekir ki avukatlık ücreti hesabı yönünden harca esas alınan ve dava değerinin dava tarihindeki TL karşılığı olan 25.593.900 TL üzerinden işlem yapılmıştır.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
Davanın reddine,
Şartları oluşmadığından tazminat talebinin reddine,
Davacı tarafça yapılan harç ve yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
Davalı tarafından yapılmış bir gider olmadığından bu konuda başkaca bir karar oluşturulmasına yer olmadığına,Peşin harç 170.960,83 TL ile tamamlama harcı 266.120 TL'nin toplamı olan 437.080,83 TL'den maktu harar harcı 427,60 TL'nin mahsubu ile artan 436.653,23 TL harcın kararın kesinleşmesine bağlı olarak ve istek halinde davacı tarafa iadesine,Davalı vekili için tarife gereğince hesap ve takdir edilen 559.939,00 TL nispi avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,Artan avansın karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,İlişkin olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı aleni olarak yapılan yargılama sonunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde -- --Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere Üye Hakim ...karşı oyu ve oy çokluğu ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
MUHALEFET ŞERHİ VE GEREKÇESİ
Dava, 6100 Sayılı HMK'nin 106 ve 2004 Sayılı İİK'nin 72/1-3 maddeleri gereğince -----. İcra Dairesinin ----- Esas sayılı dosyasına konu borca ilişkin olarak açılmış Menfi Tespit ( Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) İstemine İlişkindir.Davacı taraf dava dilekçesinde takibe konu senedin hükümsüzlüğüne (sahteliğine) dayandığı gibi; taraflar arasındaki hukuki ilişkinin Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi ve işbu sözleşmeye bağlı tadil , ek protokol gibi süreçlere dayandığını ve sözleşmelerden dolayı da sulh sözleşmesi ile ibra edildiğini ileri sürmüştür. Davalı taraf ise cevap dilekçesinde davacının ileri sürdüğü Gayrimenkul Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi ve ekleri ile tüm süreci alenen açıklamış ve dayanak senedin bu kapsamda doğan borçlar dolayısıyla düzenlenip verildiğini savunmuştur. Cevap dilekçesinin özellikle 10.fıkrası incelendiğinde senedin sözleşme ve bağlı protokoller kapsamında verildiğinin açıkça kabul edildiği görülmektedir. Takibin dayanağı senet üzerinde ihdas nedeni (bedel kaydı) bulunmamaktadır. Dolayısıyla ihdas nedenin taraflarca talil edilmesinden söz edilemez. Ne var ki, somut olayda taraflar arasındaki hukuki ve ticari ilişki her iki tarafın kabulünde olup, davalı tarafın savunmasına göre senedin bu ilişki çerçevesinde ihdas edildiği sabittir. Bir başka anlatımla sebepten mücerret olan senet davalı tarafından eser sözleşmesi sebebine bağlanmış durumdadır. Buna göre işbu menfi tespit davasında ispat yükü genel kural gereği alacaklı konumunda bulunan davalı tarafta olup, taraflar arasındaki uyuşmazlığın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470 vd. maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi kapsamında senede konu alacağın varlığı ve miktarının tespit edilmesi suretiyle çözülmesi gerektiği düşüncesiyle Sayın çoğunluğun davanın reddine yönelik görüş ve kararına iştirak edilmemiştir.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!