WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 17 Haziran 2026

İSTANBUL ANADOLU 13. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019/373
KARAR NO : 2024/169

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 10/10/2019
KARAR TARİHİ : 29/02/2024

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız -----.Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasında dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı borçlu şirkete, faturalı mal/ticari satışı nedeni ile doğan alacağın tahsili amacıyla,-----İcra Müdürlüğünün ----Esas sayılı dosyası ile faturalara/cari hesaba konu toplam 19.407,00.TL miktarlı icra takibi yapıldığını, borçlu şirket süresi içerisinde itiraz ettiğinden takibin durduğunu, takip ve davaya konu alacağın ticari olması nedeniyle 25.07.2019 tarihinde----- Adliyesi Arabuluculuk Bürosuna yaptıkları başvurudan da davalı şirketin arabuluculuk ilk toplantısına gelmemesi nedeni ile sonuç alınamadığını, davacı şirketin alacakları faturalı mal satışından kaynaklanmakta olup; davalı şirketin defter kayıtları ile takibe konu faturala yapılan satışlar ve satıma konu alacak kanıtlanacağı gibi aynı faturaların vergi dairesi kayıtları ile de tespitinin mümkün olduğunu, arz edilen nedenlerle davalı borçlunun, haksız ve kötü niyetle yapılan borca itirazının iptali ile; ------İcra Müdürlüğünün ----- Esas sayılı takibin devamına, davalı borçlunun, takip alacağı olan 19.407,00 TL. nin %20' sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatı ödemesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı borçluya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP /TALEP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davacı şirketin dava şartı olan arabuluculuk sürecinde de tarafımıza tebligat ve denk iletişim yolları ile irtibat kurulmadığını, hukuka aykırı şekilde arabuluculuk süreci yokluklarında bitirildiğini, işbu davanın esasa girilmezden evvel öncelikle dava şartı yokluğundan veya usuli hükümlere açık aykırılık nedeniyle reddi gerektiğini, dava konusu alacak iddiasının zamanaşımına uğradığını, alacak iddiası ve davaya mesnet olarak gösterilen hususlar açısından zamanaşımı incelemesi yapılmasını talep ettiklerini, dava şartı gerçekleşmediğini, işbu davanın görülmesine engel olacak mahiyette ve kesinleşmiş mahkeme kararı bulunduğunu-----. Asliye Ticaret Mahkemesi------ Esas davasından verilmiş hükme göre davalı şirketin davacı tarafa borçlu bulunmadığının tespit edildiğini, davacı tarafın iddia ettiği alacağın muhatabı dava dışı----olduğunu, davacı tarafından işbu muhatap kişiye-----İcra Müdürlüğü'nün----- Nolu dosyasından takip başlatıldığını, aynı alacak iddiası hakkında iki defa ve iki ayrı kişi hakkında takip başlatıldığını, derdestlik itirazında bulunduklarını, davacı, alacak iddiasını senetler hakkında şahsen mesuliyeti tespit edilmiş -----isimli kişiye yöneltmesi gerektiğini, öte yandan davacı, alacak konusunda muhatap olduğu kişi hakkında suç duyurunda da bulunduğunu ve senetlere imza atan ----, -----.Ağır Ceza Mahkemesi-----dosyasından verilmiş----- sayılı hüküm ile de mahkum olduğunu, dava konusu alacak iddiasının mesnetsiz olduğunu, davalı şirketin davacı tarafla herhangi bir ticari anlaşmasının bulunmadığını, davalı şirketin 2011 yılında haksız şekilde mesul olmadığı senetler gerekçe yapılarak icra takibine borçlu olarak gösterildiğini, davacı tarafın ticari defterleri yasal koşullara uygun dahi olmadığını, zamanaşımına uğramış yıllara ait ve gerçeğe aykırı tek yanlı kayıtların herhangi bir hükmü de bulunmadığını, davacının muhatabı başkası olup, davalı şirketle herhangi bir ticari ilişkisi de bulunmadığını, davacının bu yolda geçerli bir delili de bulunmadığını, davacının kayıtları usule uygun bulunmadığı gibi aynı zamanda da onaysız olduğunu, izah edilen sebep ve gerekçelerle diğer hakları saklı kalmak üzere öncelikle kanuna açıkça aykırı işlemler ve dava şartı yokluğu dikkate alınarak huzurdaki davanın dava şartı yokluğundan veya usulden reddini; bu mümkün görülmeyecekse haksız davanın esastan reddine, kötü niyetli davranan davacı hakkında müvekkile ödenmek ve mesnet icra takibinin alacak tutarı üzerinden %20 oranından az olmamak üzere kötüniyet tazminatına, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.

DELİLLER: Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı----- Ticaret Odası Ticaret Sicil Kayıtları,-----Ticaret Sicil Müdürlüğü Kayıtları,-----. İcra Dairesinin ------Esas sayılı dosyası,------. İcra Dairesinin -----Esas sayılı dosyası, -----İcra Dairesinin ----- Esas sayılı dosyası,-----. İcra Dairesinin ---- Esas sayılı dosyası, Taraf Şirketlere ait vergi dairesi kayıtları ve formları, Ticari Defter ve Belgeler, Faturalar, Banka Dekontları, Bilirkişi Kök ve Ek Raporu, Yemin, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.

İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ VE VAKIALARA GÖRE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI :
Dava, 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi gereğince açılmış itirazın iptali, takibin devamı ve tazminat istemine ilişkindir.6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak taraf teşkilinin sağlanmasına müteakip öncelikle resen incelemeye tabi arabuluculuk başta olmak üzere HMK'nin 114.maddesinde sayılan genel dava şartları ile sıfat ve hak düşürücü süre gibi hususlar incelenmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş ve uyuşmazlık belirlenmiştir. Akabinde daha önce arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığı anlaşılmakla bu kez, esasları, süreci ve hukuki sonuçları açıklanarak taraflar sulh olmaya davet ve teşvik edilmelerine karşın, duruşmada hazır bulunan taraf vekillerinin sulh yoluyla çözüme gitmek istemediklerine yönelik beyanları üzerine tahkikata geçilerek deliller toplanıp incelenmiş, değerlendirilmiş, tahkikat işlemleri yerine getirilip bitirilmiş ve son celse duruşmada hazır bulunan davacı vekilinden tahkikata ve esasa ilişkin son sözleri dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.Öncelikle davaya esas-----.İcra Dairesinin ----- Esas sayılı dosyası fiziki olarak getirtilmiş ve dosyaya eklenerek incelenmiştir. Yapılan incelemede icra dosyasının davanın tarafları ve konusu ile uyumlu olduğu görülmüştür. Ayrıca tarafların ticaret sicil kayıtları dosyaya kazandırılmış ve bağlı bulundukları vergi dairelerine ayrı ayrı müzekkereler yazılarak tarafların vergi kayıtları ve uyuşmazlığın doğduğu ----- yıllarına ait BA-BS formları celbedilmiştir. Dosyaya mübrez Arabuluculuk tutanağına göre de hukuk uyuşmazlıklarında dava şartı zorunlu arabuluculuk sürecinin yerine getirildiği ve anlaşma sağlanamaması üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde; "(Değişik fıkra: 17/07/2003-4949 S.K./15. md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (Değişik fıkra: 09/11/1988-3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (Mülga fıkra:17/07/2003-4949 S.K./103.md.)Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. (Ek fıkra:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Bu hükümden haretketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.6100 Sayılı HMK'nin Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı MADDE 222 - (1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya (DEĞİŞİK İBARE -----: 28.07.2020 ----NO:----KANUN NO: --- (KOD-- diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (EKLENMİŞ CÜMLE-----: 28.07.2020 ---- NO: --- KANUN NO: ----Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır. Düzenlemesine yer verilmiştir.Yapılan açıklamalar, anılan yasal düzenlemeler, toplanan deliller ve yapılan yargılama sonucunda somut olaya bakıldığında;-----İcra Dairesinin------ Esas sayılı dosyasından davalı-borçlu hakkında faturaya dayalı olarak davalı şirket aleyhinde icra takibi başlatıldığı , ödeme emrinin tebliğine bağlı olarak borca yapılan itiraz üzerine icra takibinin durdurulduğu ve bir senelik yasal hak düşürücü süre içinde işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Bilindiği üzere itirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir. Her ne kadar davacı vekili tarafından dilekçe verilerek davanın ıslah edildiği öne sürülse de yapılan işlemin ıslah niteliği taşımadığı taraflar arasındaki yıllara sari hukuki ve ticari ilişkinin açıklanmasından ibaret olduğu değerlendirilmiştir. Dolayısıyla eldeki somut uyuşmazlığın da dosyada bulunan faturalar kapsamında çözülmesi gerekmektedir. Faturadan kaynaklanan itirazın iptali davalarında ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davacı üzerindedir. Mahkememizce açılan işbu dava üzerine taraf teşkili sağlanarak işin esasının incelenmesine geçilmiş, taraf vekillerince gösterilen deliller toplanmış, tarafların bağlı bulunduğu vergi dairelerinden uyuşmazlığın tabi olduğu 2009/2010 yıllarına ait BA-BS formları getirtilmiştir. Taraflar arasında ticari nitelikte satış sözleşmesi ilişkisi bulunduğu ve bu kapsamda faturalar düzenlendiği, takibin temelinin de esasen faturalardan doğan alacaktan kaynaklandığı ve itirazın iptali davasının özelliği gereği incelemenin yalnızca bu kapsamda yapılabileceği anlaşılmakla, 6102 Sayılı TTK'nin 83-85 ve 6100 Sayılı HMK'nin 222. maddeleri kapsamında inceleme gün ve saati belirlenerek taraf şirketlerin ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak rapor alınmasına karar verilmiş ve bu minvalde dosya ----- Bilirkişilik Bölge Kurulu Listesinden resen seçilen alanında yetkin bir bilirkişiye tevdi edilmiştir. Bilirkişi SMMM ---- tarafından düzenlenen kök ve ek raporda davacının ticari defterlerinin kapanış onaylarının bulunmadığından defterlerin delil niteliği taşımadığı, ayrıca faturalara konu malların teslim edildiğinin ispat edilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Davacı taraf benimsenen bilirkişi kök ve ek raporuna göre ticari defter ve belgeleri ile alacağın varlığını ve miktarını açıkça ispat edememiştir. Bunun üzerine dava dilekçesinde yemin deliline dayandığı anlaşılmakla vekaletnamedeki özel yetkiye binaen davacı vekiline davalı şirket temsilcisine yemin teklif etme hakkı hatırlatılmış ve yapılan usulü işlemlere müteakip davalı şirket temsilcisi tarafından yemin eda ve yeminde sebat edilmiştir. Binaenaleyh; davacı şirketin takipte / davada gösterilen alacak yönünden davasını TMK'nin 6 ile HMK'nin 190. maddeleri nazarında usulüne uygun olarak ispat edemediğinden davanın reddine karar verilmiştir. (AY.9, 36 ,138, 141, TMK, 1/1, 6 , İİK, 67/1,2, TBK, 1 vd. TBK.1,117/1 TTK,16/1,18/2, 83,85,89, HMK, 25,26,27,30, vd. 222/3 225 vd.187/1, 190, 198, 266 vd, 282 ) Davalı vekilinin, 2004 sayılı İİK'nin 67/2 maddesi gereğince kötüniyet tazminatına yönelik talebine gelince; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 maddesinin 2.fıkrasına göre; “Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. ”düzenlemesi bulunmaktadır. Kötüniyet tazminatı, takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Anılan yasa hükmüne göre, alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi için açıkça takibin kötü niyetle yapılmış olması koşuluna bağlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki, alacaklının icra takibini kötüniyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Öğretiye ve Yargıtay uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötüniyetli kabul edilir. Bu ilkeler uyarınca somut olaya bakıldığında hüküm sonucuna yapılan yargılama, hukuki yorum ve ispat kurallana göre ulaşılması yanında, davacının davalıyı ızrar kastıyla ve kötü niyetle takip yaptığına yönelik davalı tarafın vaki soyut beyan ve talebi dışında hukuki bir tespit ve beyyine bulunmadığından davalının tazminat talebinin de reddedilmesi gerekmiştir.6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden; Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağı içeriğine göre davalı şirketin temsilcisinin toplantıya katılmadığı anlaşılmakla özel yasa niteliğindeki Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-11 maddesi ve genel yasa niteliğindeki HMK'nin 326/1. maddeleri gereğince tamamen davalı şirket sorumlu tutulmuştur. Ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de yargılama gideri kapsamında davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 26, 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davanın REDDİNE,
2-)Davalının, 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince haksız ve kötü niyetli takip nedeniyle tazminat talebinin reddine,
3-)Yapılan yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,
4-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcının, peşin alınan 331,43 TL harç ile icra dosyasından peşin alınan 97,03 TL harç toplamından mahsubuyla, bakiye 0,86 TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine,
5-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
6-)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1 maddesi uyarınca hesap ve takdir olunan 17.900,00 TL nispi/maktu vekalet ücretinın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan avansın yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, ) Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda; 6100 sayılı HMK'nin 341(2) maddesi gereğince karar tarihi itibariyle kararının miktar itibarıyla ( 19.407,00 TL< 28.250,00 TL ) İstinaf kanun yoluna başvuru sınırının altında kaldığı anlaşılmakla kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.