WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 08 Temmuz 2026

İSTANBUL ANADOLU 12. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/31
KARAR NO : 2024/357

DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 14/01/2024
KARAR TARİHİ : 30/04/2024

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile dava dışı sigortalı----- Başkanlığı ve ---- adi ortaklığı işletmesi arasında 30/06/2022 başlangıç, 30/06/2023 bitişi tarihli, ----- numaralı, ---- sigortası poliçesi akdedildiğini, anılan poliçe ile söz konusu işyerinin sigortalandığını, özel güvenlik hizmet sözleşmesi kapsamında avm'nin güvenliğini sağlamakla yükümlü davalı ---- şirketi kusurlu bir şekilde zarara sebebiyet vererek müvekkili şirket nezdinde sigortalı işyerinde zarara sebebiyet verdiğini, sigortalanan avm'in güvenlik hizmetini yerine getirmek üzere avm yönetimi ile ----- arasında "özel güvenlik hizmet sözleşmesi" akdedildiğini, -----adresinde bulunan sigortalı --- - avm de --- - - çalışanlarının ihmali neticesinde sigortalı adreste hırsızlık meydana geldiğini, işbu sebeple ------. tarafından 5.000,00 TL tazminat ödendiğini, sigortalanan avm'in yönetimi ile güvenlik hizmeti sözleşmesi bulunan ---- sigortalı işyerinin zararında %100 kusurlu olduğunu, müvekkili şirketin, davalı şirkete rücu hakkının bulunduğunu, yapılan icra takibinin hukuka uygun olduğunu, yapılan itiraz neticesinde takibin durduğunu, yapılan arabuluculuk görüşmesinden bir sonuç alınamadığını beyanla, davanın kabulü ile itirazı iptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine %20.den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Sigortacının, sigortalıya ödediği tazminat oranında sigortalının yerine geçeceği ve onun kanunî halefi olacağı, ilke olarak 31.03.1954 gün ve -----sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtilmiştir. 17.01.1972 tarih ve-----sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da, sigortacının, zarara sebebiyet veren aleyhinde açtığı rücû davasının, kanundan doğan halefiyete dayandığı ve halef olanın, halefiyet yolu ile nasıl bir hak iktisap etmiş ise, o hakka sahip olacağı vurgulanmış; velhasıl sigorta ettirenin ne hakkı varsa bunların, şartları gerçekleşince sigortacıya geçeceği; sigortacının, sigorta ettirenin bütün def’ilerini üçüncü şahsa karşı ileri sürebileceği gibi eylemin haksız fiîlden kaynaklandığının açık olduğunu, bu karara ve karar içerisinde yollama yapılan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 22.03.1944 tarihli ---- Esas ve ----- Karar sayılı kararına göre davacı sigorta şirketinin kendi sigortalısı olan dava dışı ---- Başkanlığı ile müvekkil-----arasında arasında ticari herhangi bir ilişkinin bulunmadığını, davacının sigortalısı dava dışı -----Başkanlığı'na 6102 sayılı TTK m. 1472'ye göre halef olan davacı ile de müvekkil arasında ticari bir uyuşmazlık bulunduğunun ileri sürülmesinin mümkün olmadığını, bu durumda açılan davanın 6102 sayılı TTK m. 4'e göre ticari dava olmadığı ve ticaret mahkemesinin görev alanına girmediği, asliye hukuk mahkemesinin görev alanına girdiğini, davacı sigorta şirketi yalnızca sigortalısı ---- bakanlığı ----- başkanlığına halef olup müvekkil şirketin sözleşme akdettiği ------ halef bulunmadığını, halefiyet ilkesi gereği davacının müvekkil şirkete husumet yöneltmesinin mümkün olmadığını, davacı tarafından ileri sürülen hasara ilişkin tüm talepleri zamanaşımına uğramış olup, zamanaşımı itirazında bulunduklarını, zamanaşımı defi doğrultusunda işbu haksız davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, müvekkil ----- ile dava dışı ---- arasında özel güvenlik hizmet sözleşmesi akdedildiğini, müvekkili şirket ---- avm arasındaki sözleşme; sigorta veya garanti sözleşmesi hükmünde olmayıp, davalı şirket tarafından 5188 sayılı kanun kapsamında özel güvenlik hizmeti verildiğini, sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getiren müvekkili şirketin hiçbir sorumluluğunun bulunmadığını, bu nedenle müvekkiline kusur atfedilmesi mümkün olmadığını beyanla; öncelikle görev itirazı doğrultusunda davanın görev yönünden reddine, davacı yalnızca sigortalısı---- Bakanlığı Toplu ----Başkanlığı'na halef olduğundan müvekkil ---- ile sözleşme akdeden ---- halef olmadığından davanın husumet nedeniyle reddine, aksi halde zamanaşımı ve diğer itirazları doğrultusunda davacı tarafından açılan işbu haksız davanın ve taleplerinin reddine ve davacının alacağın %20 oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, davanın reddine, Yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, ----- İcra Müdürlüğünün ----- sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Buna göre, bir uyuşmazlığın ticari nitelikte olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir.
Diğer taraftan TTK’nın 16/2. maddesi uyarınca devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri ile kamu yararına çalışan dernekler ve gelirinin yarısından fazlasını kamu görevi niteliğindeki işlere harcayan vakıflar, bir ticari işletmeyi, ister doğrudan doğruya kamu hukuku hükümlerine göre yönetilen ve işletilen bir tüzel kişi eliyle işletsinler, kendileri tacir sayılamazlar.TTK m. 1472’de düzenlenen halefiyet, yasal, sınırlı ve cüz’î halefiyet niteliğindedir. Bu maddeden doğan halefiyet hakkına istinaden açılan veya açılacak olan dava, esas itibariyle sigortalının, kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. TTK'nın 1472. maddesi uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nisbetinde sigortacıya intikal eder. Bu şekilde sigortalısının haklarına halef olan sigorta şirketinin, ödediği tazminat miktarınca hukuken sigortalı yerine geçerek açtığı rücû davası, aslında bir tazminat davası olup, bu niteliği itibariyle aynı zamanda şahsî nitelikte bir eda davasıdır. Burada sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için şahsî ve rücûu ödediği bedelle sınırlı olduğundan dolayı da cüz'î haleftir. Sigortacının, sigortalıya ödediği tazminat oranında sigortalının yerine geçeceği ve onun kanunî halefi olacağı, ilke olarak 31.03.1954 gün ve----- sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtilmiştir. 17.01.1972 t. ve-----sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da, sigortacının, zarara sebebiyet veren aleyhinde açtığı rücû davasının, kanundan doğan halefiyete dayandığı ve halef olanın, halefiyet yolu ile nasıl bir hak iktisap etmiş ise, o hakka sahip olacağı vurgulanmış; velhasıl sigorta ettirenin ne hakkı varsa bunların, şartları gerçekleşince sigortacıya geçeceği; sigortacının, sigorta ettirenin bütün def’ilerini üçüncü şahsa karşı ileri sürebileceği ve Borçlar Kanununun 44 üncü maddesine (TBK m. 52) de dayanabileceği; tabiatıyla sigorta ettirenin olayda dava hakkı yoksa, sigortacıya da bu yönde bir hakkın intikal etmeyeceği açıklanmıştır.Diğer taraftan, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 22.03.1944 tarihli ve ----. Kararına göre de "Sigortacının sigorta poliçesinden münbais olmayıp kanundan aldığı bir salâhiyete istinaden ve haksız fiil sebebiyle alacaklı yerine kaim olarak hareket ettiği dâvada hukuk mahkemesine başvurması gerekir."Somut olayda uyuşmazlık 6102 sayılı TTK'nın 1472. maddesi uyarınca sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödenen tazminatı davalı Güvenlik şirketinden rücuan tahsili isteminden ibarettir. Tacir sıfatı bulunmayan sigortalı ---- yapılan ticari vasfı bulunmayan bağımsız bölümün hasarı sebebiyle yaptığı ödeminin davalı güvenlik şirketinden rücen tahsilinde Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olması nedeniyle mahkememizin görevsiz olup davaya bakmanın mümkün olmadığı, görevin dava şartlarından olduğu ve HMK nun 115(1) maddesi uyarınca davanın her aşamasında resen gözetilmesi gerektiği dikkate alınarak mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın dava şartı yokluğu yönünden usulden reddine, görevli Asliye Hukuk mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, bu nedenle 6100 sayılı HMK'nın 115/2. Maddesi uyarınca dava şartı noksanlığından davanın usulden REDDİNE,
2-Taraflardan birinin, karar süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dosyanın görevli ----- Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine,
3-Yasal süre içinde Mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği takdirde, Mahkememize davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin iş bu kararın tebliği ile İHTARINA,
4-Dava dosyasının talep üzerine gönderilmesi halinde yargılama giderlerine görevli mahkemece hükmedilmesine,Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile ----- Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, süresi içerisinde kararın istinaf edilmemesi halinde hükmün kesinleşeceği ve infaz edilebileceği açıklanmak suretiyle açık duruşmada verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.