T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/780
KARAR NO : 2024/52
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 15/11/2023
KARAR TARİHİ : 17/01/2024
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafın, müvekkil şirketin eski çalışanı halen müvekkillerinden ---- şirketinin yönetim kurulu üyesi olan ----- iki adet bono resmi atarak alacağının olduğunu ödenmesini istediğini, dava dilekçesi ekinde sunulan bonoların incelendiğinde müvekkili şirketlere ait olmayan kaşelere imzalar içeren ve imzalarında müvekkili şirketin temsilcilerine ait olmadıklarının tespit edildiğini, bonolarda asıl borçlu olarak ----- gösterildiğini, ancak imzası isim altında mevcut olmadığını, bonolarda keşidecenin imzası olmadan ve düzenleme yeri de açık belirtilmeden bono niteliklerine sahip olmadığını, bu hali ile yani keşidecenin ve düzenlenme yerinin olmadığı durumda müvekkili şirketlerin aval yada kefil olmayacağının açık olduğunu, davalının alacak iddiasına konu bonolar üzerindeki imza müvekkillerine ait olmadığını, mahkemece yaptırılacak imza incelemesi neticesinde de, alacak iddiasına konu bonolar üzerindeki imzanın müvekkillerine ait olmadığının ortaya çıkacağını, bu nedenle müvekkillerin imzasının yer almadığı, sahte imza ile düzenlenen işbu bonolardan dolayı sorumlu olmasının mümkün olmadığını, müvekkili şirketlerin 2023 yılındaki tüm ticari faaliyeti itibariyle davalıdan alınmış borç olmadığının açık olduğunu, zaten 1.004.000,00-USD(birmilyondörtbinAmrikanDoları) gibi bir meblağın davalı tarafından müvekkillerine verildiğine ilişkin tüm ispat külfeti de davalı üzerinde olduğunu, bu konuda şirketin ticari kayıtları kesin delil mahiyetinde olduğunu, müvekkili şirketlerin halka arz edilmiş şirketler olduğunu,----- şirketlerin yetkilisi olduğunu, müvekkili şirketlerin davalı ile en ufak bir ticari ilişkisi mevcut omladığını, davalı hakkında sahte resmi belge düzenlemek ve kullanmak suçundan ------ Cumhuriyet Başsavcılığına iş bu dava ile aynı tarihte şikayet de yapıldığını, müvekkillerin icra tehdidi altında olduğunu, senetlerin boşlukları yine sahte olarak doldurularak ihtiyati hacze konu edilebileceğini, tüm bu nedenlerle davacı müvekkillerinin dilekçe ekinde sunduğukları sahte iki adet bonodan dolayı ve başkaca herhangi bir nedenle borçlu olmadığının tespitine, davalı taraf aleyhine alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacılar tarafından açılan davanın haksız ve yersiz olduğunu ve reddinin gerektiğini, davacıların davaya konu ettiği senedin, usul ve yasaya uygun olup zorunlu unsurlarının tam olduğunu, davaya konu senetlerin, kambiyo senedinin sağlaması gereken tüm özelliklere sahip olduğunu, bu hususta tereddüt bulunmadığını, huzurdaki davanın kambiyo hukukundan kaynaklandığını, bu sebeple ve öncelikle kambiyo senedi altında yatan sebebi ispat yükü, davacı tarafta olduğunu, zira kambiyo taahhütleri soyut borç ikrarını içerdiğini, dolayısıyla davacının iddia ettiği hiçbir hususu kabul etmediklerini, davacı tarafın dilekçesindeki iddialarını kabul etmemekle birlikte, kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliğinin, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsız olduğunu, kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukukunun, temel talebe ise, bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanacağını, bono, ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedi olduğunu, bağımsız borç ikrarını içerdiğini, davaya konu senetler incelendiğinde kayıtsız, şartsız borç ikrarı içerdiği açıkça görülmekte olduğunu, bu sebeplerle davacının eldeki davayı açmasında herhangi bir hukuki yarar da bulunmadığını, dava konusu itibariyle Ticaret Hukukundan kaynaklı zorunlu dava şartına bağlı dava türü olduğunu, davacı 'tarafça arabuluculuk başvurusu yapılmadığını tüm bu nedenlerle davacı tarafça açılan davanın usulden ve esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacılar vekili katıldığı 17/01/2024 tarihli duruşmada dava tarihinden önce arabuluculuk başvurusu bulunmadığını, dava konusunun arabuluculuk kapsamı dışında olduğunu beyan etmiştir.
Dava, senet nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.6100 sayılı HMK'nın 114/1 maddesinin birinci fıkrasında, tüm davalar bakımından geçerlilik taşıyan dava şartlarının neler olduğu hususu açıkça hükme bağlanmış, HMK 114/2 maddesinde ise diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümlerin saklı olduğu belirtilmiştir.01/01/2019 tarihinde yürürlüğe giren 03/01/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5'inci maddesinden sonra gelmek üzere eklenen ve 28/03/2023 tarihli, 7445 sayılı Kanun'un 31. Maddesiyle değiştirilen maddeye göre;
"Madde 5/A - (1) Bu kanunun 4'üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, dava konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır."
6235 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 3'üncü maddesinin birinci fıkrasına eklenen cümle ile,
"Dava şartı olarak arabuluculuk,
Madde 18/A - (1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır.
(2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılmadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir."
Davacı vekilince açılan işbu menfi tespit davasında, dava tarihinin 15/11/2023 olduğu, dava tarihi itibariyle, yukarıda anılan madde hükümleri uyarınca dava açılmadan arabulucuya başvurulması dava şartıdır.
Dava, menfi tespit davası olup, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesi gereği bu davalarda dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmasının zorunlu olduğundan (Yargıtay ----.HD'sinin ----- sayılı ilamı benzer mahiyettedir), arabuluculuğun dava tarihinde yerine getirilmesi dava şartı olup, sonradan tamamlanabilir ve giderilebilir şartlardan değildir.(Yargıtay -----HD'sinin ----- sayılı kararı benzer mahiyettedir.Sonuç olarak, arabuluculuk, tamamlanabilir nitelikte bir dava şartı olmayıp, davacı tarafın dava tarihinden önce arabuluculuk yoluna başvurdmadığı anlaşılmakla, davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-7155 Sayılı Kanunun 20'nci maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na eklenen 5/A maddesi ve 7155 Sayılı Kanunun 23'üncü maddesi ile 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A-2 maddesi uyarınca arabulucuya başvurulmadan dava açılmış olması karşısında, davanın Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A, 6325 sayılı Kanunun 18/A-2, Hukuk Mahkemeleri Kanunu'nun 114/2 ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu nedeni ile davanın USULDEN REDDİNE,
2-Davalı vekilinin mahkememizin 16/11/2023 tarihli ihtiyati tedbir talebine yönelik itirazının kabulü ile ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına,
3-Alınması gerekli harcın peşin alınan harçtan mahsubu ile bakiye 511.717,75 TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine,
4-Davacı tarafça yatırılan teminatın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT'nin 7/2. maddesi uyarınca belirlenen 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesi halinde yatırana iadesine,Dair; davacılar vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde -----Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oybirliğile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!