T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/684
KARAR NO : 2024/509
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 09/10/2023
KARAR TARİHİ : 13/06/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;davalı şirket ile müvekkil şirket arasında ticari ilişki mevcut olup, taraflar arasında Elektrik Enerjisi Satış
Sözleşmesi akdedildiği ve bu sözleşmeye bağlı olarak davalı şirketin elektrik kullandığı, Davalı şirketin imzaladığı sözleşmedeki sözüne uymayıp faturayı ödemediği, Davalı ile müvekkil şirket arasında imzalanan Sözleşme'nin 9.2. maddesinde;
" 9.2) Sözleşmenin Satıcı Tarafından Feshi
9.2.1) Alıcı'nın işbu Sözleşme'nin herhangi bir hükmünü ihlal etmesi,
9.2.2) Alıcı'nın herhangi bir faturasını son ödeme tarihinden itibaren 15 takvim günü içerisinde ödememiş olması veya
9.2.3) Sözleşme'nin 4.1'inci maddesinde belirtilen ön koşulların Sözleşme tarihinden 15 iş günü geçmiş olmasına rağmen sağlanmamış olması halinde, Satıcı işbu sözleşmeyi her hangi bir ihbar ve/veya ihtara gerek olmaksızın
Sözleşme'den doğan hakları saklı kalmak üzere tek taraflı olarak feshedebilir.
Yapılanan Elektrik Enerjisi Piyasası, uzun vadeli planlamalarla, daha ucuz ve güvenli elektrik tedarikini hedeflemektedir. Bu bağlamda Satıcı, Alıcı ile yapmış olduğu sözleşme akabinde uzun vadeli planlamalar yapıp taahhütlerde bulunmaktadır. Alıcı'nın işbu sözleşme hükümlerine uymaması nedeniyle satıcının işbu Sözleşmeyi feshetmesi halinde Alıcı Satıcı ‘ya son bir yıl içindeki faturalarından en yüksek bedelli olan iki aylık elektrik,fatura bedelleri toplamını ceza-i şart olarak ödemekle yükümlü olduğunu kabul, beyan ve taahhüt eder."
denildiği,davalının müvekkil şirket nezdindeki faturasını ödememesi hasebiyle (nitekim bu alacaklar muhtelif takiplere konu edilmiştir.) yukarıda yazılı açık sözleşme hükmüne istinaden müvekkil şirket tarafından sözleşme
feshedilerek Davalı şirkete cezai şart faturası tanzim edilerek gönderildiği,
Davalı tarafından düzenlenen cezai şart faturasına karşı iade faturası düzenlenmiş ise de, müvekkil şirket adına
keşide edilen ----- Noterliğinin 02.06.2023 tarih ve ----- Yevmiye numaralı ihtarnamesi ile iadenin haksız olduğu ve kabul edilmediği, ödemenin yapılmaması halinde yasal yollara başvurulacağının ihtar edildiği,
Taraflar tacir olduğundan müvekkil şirketin mevzuat ve sözleşme gereği işbu sözleşmeye aykırılık nedeniyle cezai şart talep etme hakkı olduğu, bu kapsamda benzer dosyalardan alınan bilirkişi raporlarının ekte mahkemeniz
dikkatine sunulduğu, Alacağın likit olup olmadığı sorunu çeşitli Yargıtay içtihatlarında açıklığa kavuşmuştur. Yargıtay Hukuk Genel
Kurulu'nun ----- Esas, --- Karar ve 14.07.2010 tarihli kararında likit alacak kavramının aşağıdaki şekilde açıklandığı,"Görülmektedir ki, İİK’in 67. maddesi icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’in 66. maddesine
göre itiraz üzerine duran takibin devamını amaçlamaktadır. Takip hukukundan doğan bu davada tespit edilecek husus, borçlunun icra takibine yapmış olduğu itirazında takip tarihi itibarı ile haklı olup olmadığının belirlenmesidir. İcra inkar tazminatının kanuna konuluş amacı da borçlu olduğu miktarı bilebilecek veya bu
miktarı tayin edebilecek durumda olan borçlunun, ödeme emrinin tebliği üzerine icrada borcunu inkar etmesini önlemektedir. Bu nedenledir ki, diğer yasal koşulların yanında, takibe konu alacağın likit olması da zorunludur.
Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ise; ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece,
borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Bu koşullar yoksa, likit bir alacaktan söz
edilemez. Diğer bir anlatımla, icra inkar tazminatı, alacaklının genel mahkemede açtığı itirazın iptali davası sonucunda borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmesi durumunda alacaklı yararına hükmolunan icra hukukuna özgü bir tazminattır. Borçlunun ne kadar borçlu olduğunun saptanması ve itirazında haklı olup olmadığının belirlenmesi ön koşuldur. Borçlunun ödeme emrine karşı itirazın yapıldığı andaki durumu itibariyle haksızlığı saptanacak ancak haklı çıkma durumuna uygun alacak miktarı esas alınarak alacaklı yararına icra inkar
tazminata hükmedilmesi gerekecektir." Müvekkil şirketin alacağının likit bir alacak olduğu, Yargılama neticesinde ortaya çıkabilecek, belirsiz bir alacak
olmadığı, müvekkil şirketin alacağının faturaya dayalı, somut ve belirli bir alacak olduğu, Davalının tükettiği elektrik bedelinin kendisine fatura edildiği, Davalının fatura bedelini ödemediği gibi, müvekkil şirketin alacağına
kavuşmasını geciktirmek için dosyaya itiraz ettiği, İcra inkar tazminatının davalının bu haksız itirazına karşılık olarak getirilmiş bir yaptırım olduğunu bildirdiğinden bahisle itirazın iptali ile takibin aynen devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davanın kötü niyetle açıldığı, Müvekkilin şirket borcunu ödemiş olduğu halde haksız yere takip açıldığından takibe haklı nedenle itiraz edildiği, davacı şirket ve davalı şirket yetkilileri bir
araya gelerek yeniden bir abonelik Sözleşmesi imzaladıkları, Esasen taraf şirketlerin asilleri arasında bir ihtilaf bulunmamakla, davacı vekilinin kasıtlı olarak haksız kazanç elde etmek maksadıyla süreci uzattığı,Davacı vekilinin davayı ---- Asliye Ticaret Merkezinde açmışsa da, müvekkili şirket aleyhine açılacak dava
ve takipler için yetkili mahkemelerin ---- Adliyesi olup, Ticaret Mahkemesi yönünden -----Ticaret Mahkemesi yetki alanında olduğundan ----- adliyelerinin yetkisiz olduğu, kapsamlı ve detaylı bir
cevap ve itiraz dilekçesi sunma hakkı saklı kalmak kaydıyla yetkiye itiraz etiklerini, Davanın mahiyeti ve detayı itibarıyla davanın esasına ilişkin ilave detaylı cevap sunabilmek için taraflarına ek süre verilmesi talep edilmiştir.
İNCELEME ve GEREKÇE:
Dava hukuki niteliği itibariyle, Merkezi Takip Sistemi'nin ----- Esas sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.
b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.
c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez. İtirazın iptali istemine konu, Merkezi Takip Sistemi'nin ---- Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporu ile davacı ----- Şirketi arasında 01/02/2021 tarihinde 36 (Otuzaltı) ay süreli Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi
imzalandığı,Ceza tahakkukunun taraflar arasında imzalanmış sözleşmede düzenlendiği, davalı tarafın ----- numaralı 12/12/2022 son ödeme tarihli, 231.674,23 TL Bakiye Tutarı olan elektrik faturasını vadesinde
ödenmediğinden sözleşmedeki şekliyle davacının ceza faturası tahakkuku yapmasında herhangi bir engel bulunmadığı,Davacı şirketin davalı şirketten ceza-i şart bedeli olarak 533.000,00 TL Alacaklı olduğu, takip öncesi işlemiş
faiz yönünden 28.037,26 TL olmak üzere toplam 561.037,26 TL talep edebileceği, davacı şirketin davalı şirketten takip sonrası talep edebileceği faiz miktarı tutarının infaz aşamasında İcra Dairesi'nce hesap edilebileceği,
Davacı şirketin icra inkâr tazminatı taleplerine ilişkin takdirin Mahkemeye ait olduğu sonuç ve kanaati bildirilmiştir.Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, Bilirkişi tarafından yapılan teknik inceleme ve hesaplama dosya içeriğine, hadiseye uygun bulunduğundan ve davalının elektrik kullanımından kaynaklı faturalar nedeniyle borçlu olduğundan bilirkişi raporu ile sabit olduğu, bilirkişi raporundaki hesaplama mahkememizce de hükme esas kabul edilmiştir. Davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurmak gerekmiştir.İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Alacağın varlığı ve miktarı likit olduğundan mahkemece koşulları oluşan icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
DAVANIN KABULÜ ile
1-Davalıların Merkezi Takip Sistemi ------ Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptali ile, takibin devamına,
2-Alacak likit olmakla hüküm altına alınan alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Alınması gerekli karar ve ilam harcı olan 38.324,45 TL'nin dava açılırken davacı tarafça peşin olarak yatırılan 9.581,12 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 28.743,33 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 269,85 TL başvurma harcı, 9.581,12 TL peşin harç olmak üzere toplam 9.850,97 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 3.000,00 TL bilirkişi ücreti, 66,75 TL posta gideri olmak üzere toplam 3.066,75 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT' ye göre belirlenen 84.545,22 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
8-Suçüstü ödeneğinden karşılanan 3.200,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
9-Kararın kesinleşmesi halinde kullanılmayan gider avansının ilgili tarafa iadesine,Dair davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!