T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2021/8 Esas
KARAR NO:2024/356
DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 07/01/2021
KARAR TARİHİ: 30/04/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİDÜŞÜNÜLDÜ:Davacı karşı davalı vekili asıl dava dilekçesinde özetle; Müvekkil Şirketin ------ kurulu olup endüstriyel vanaların açma/kapama işlemlerinin otomasyonunda kullanılan ve elektrik motorları olarak da anılan elektrikli aktüatör satışı alanında faaliyet gösterdiğini, Müvekkil in bağlı olduğu Şirket olan ----- fazla ülkede varlık gösteren ve 80 yılı aşkın bir süredir faaliyet göstermeye devam eden dünyaca tanınmış bir şirket olduğunu, davalı ---- ile Müvekkil arasındaki ticari ilişki uyarınca, Müvekkil Şirket tarafından Davalı ----- arasında düzenlenmiş ve toplam değeri 32.206,00 Euro olan 9 adet fatura bulunduğunu, farklı tarihlerdeki faturalara ilişkin vade tarihleri ----- olarak belirlenmiş olup dava tarihi itibariyle bu vade tarihlerinin geçmiş olduğunu, mküvekkil Şirket tarafından düzenlenerek Davalı Tarafa iletilmiş olan faturalara istinaden herhangi bir itiraz söz konusu olmamış olup bu kapsamda fatura içeriklerinin kesinleştiğini, İlgili tutarların, Davalı tarafça belirtilen vade tarihlerde Müvekkil Şirketin banka hesabına gönderilmesi gerekirken dava tarihi itibariyle bu faturalara ilişkin olarak Müvekkil Şirkete Davalı tarafından yapılmış herhangi bir ödeme bulunmadığını bu nedenle Müvekkilinin elde etmesi gereken kazancı elde edemeyerek zarara uğradığını, İşbu fatura bedellerinin vadesinin geçmiş olduğu ve Müvekkil Şirkete ödenmesi gerektiğine ilişkin ihtarname -------- yevmiye numarası ile Davalı tarafa gönderildiğini, davalı tarafça, işbu ihtarname 19.10.2020 tarihinde tebliğ alınmış olmasına karşın, hiçbir aksiyon alınmamış, Müvekkil Şirkete ilgili fatura borçlarına yönelik herhangi bir ödeme yapılmadığını, Davalı tarafın ahde vefa ilkesine aykırı davranarak taraflarca kararlaştırılmış olan ödemeyi gerçekleştirmediğnii, müvekkil şirketin zarara uğramasına sebebiyet verdiğini, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını, tüm bu nedenlerle açılan davanın kabulüne, davalı tarafça dava konusu 32.206 Euro'nun dava tarihi itibariyle dava tarihinden tahsil tarihine kadar 3095 sayılı kanun uyarınca işleyecek faizi ile birlikte müvekkil şirket'e ödenmesine, davalının borca yeter miktarda menkul, gayrimenkulleri ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Davalı- karşı davacı vekili esas davaya cevap dilekçesinde özetle; Davacı yanca (maksatlı olarak) açıklanmamış olmakla birlikte müvekkilimiz / davalı şirket ile davacı arasındaki hukuki ve ticari ilişki 9 (dokuz) adet fatura yahut sadece bu faturaların ilişkin olduğu 2 (iki) aylık süreçle sınırlı bir ilişki olmayıp Müvekkilimiz / davalı şirket ile davacı arasında, Müvekkilimiz şirkete davacı şirket tarafından 21.02.2007 Tarihinde iletilen distribütörlük niyet mektubu ile başlayan, 01.01.2013 tarihinde akdedilen acentelik & Distribütörlük anlaşması ile devam eden ve 22.10.2018 tarihine dek devam eden bir hukuki ve ticari ilişki söz konusu olduğnuu, Müvekkil davalı şirket ile davacı arasında 10 (on) yılı aşkın süre boyunca devam eden ve son olarak (sözleşmenin 4/1 maddesi hükmü dairesinde) 01.01.2019 tarihine dek uzamakla bu tarihe dek geçerli olan bu ilişki, davacı şirket tarafından gerek sözleşme ile belirlenmiş olan usule, gerek ilişkinin kapsam ve niteliğine, nihayet ticari hayatın gereklerine aykırı ve son derece yakışıksız bir biçimde feshedilmiş olup müvekkili şirketin öncelikle USULSÜZ ve nihayet HAKSIZ fesih nedeniyle ciddi maddi ve daha da önemlisi sektördeki itibarının sarsılması nedeniyle manevi zarara uğradığını, Müvekkil şirkete yönelik fesih işleminin akde ve hukuka aykırılığı, müvekkil şirketin bu fesih nedeniyle uğramış olduğu 175.000,00.-Euro olarak hesap edilmiş olan zararının tazmin edilmesi konusunda davacı şirkete 13.09.2019 tarihinde bir ihtarname keşide edilmiş, bu ihtarname faks yolu ile aynı (13.09.2019), ve ayrıca kurye --------- tarihinde davacı şirkete iletilmiş, ancak bu ihtarnamedeki taleplerimiz, ihtamamede belirtilmiş olan 3 (üç) iş günlük sürede ve halen yerine getirilmediğini, müvekkil şirketin 13.09.2019 tarihi ihtarnamesinde belirtmiş olduğu talepleri yönünden mütemerrit olan davacı şirket, müvekkil şirket ile arasında müriakit olup evvelce ve 22.10.2018 tarihinde feshetmiş olduğu (münfesih) sözleşmeye istinaden tanzim ettiği 17.12.2018 ila 17.02.2019 tarihleri arasındaki dönem içerisinde tanzim ettiği 9 (dokuz) adet faturaya istinaden alacak talebinde bulunduğunu, müvekkil şirket ile davacı arasındaki akdin her iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerden olduğu konusunda hukuki tereddüt bulunmaması gerektiğini, davacı yanın, bizzat kendisi tarafından feshedilmiş olan sözleşmeye, münfesih olmasına rağmen dayanmak suretiyle keşide ettiği faturalara dayandırmakta olduğu alacak iddiası usule, yasaya ve mahkemenin kabul ve uygulamalarına aykırı olduğnuu, ayrıca, davacı yanın, alacak konusu ettiği fatura muhteviyatlarının T.T.K. md. 21 /2 hükmü çerçevesinde kesinleştiğine yönelik iddialarının da, taraflar arasındaki sözleşmenin Türk Ticaret Kanunu ile Türk Vergi Usul Kanunu hükümlerine tabi olmaması nedeniyle, haksız olduğunu tüm bu nedenlerle açılan asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne müvekkil şirketin karşı davasına konu tazminat alacakları, davacının asıl davasına konu iddia ve taleplerinden çok daha haklı, gerçekçi ve hukuki olmakla davacı yan lehine hükmolunacak olası bir alacak iddiasının, müvekkil şirket lehine karşı davası neticesinde hükmedilecek tazminattan mahsup edilmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini beyan etmiştir.
Davalı-karşı davacı vekili karşı dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davacı-karşı davalı şirket arasında akdolunan -------- sözleşmesi ile müvekkil şirket, davalı şirketin imtiyazlı distribütörü haline geldiğini, müvekkil şirket, davalı şirket ile arasındaki ticari ilişkileri, 01.02.2012 tarihinden itibaren müvekkil şirkette çalışan ----- isimli personel ile yürütüldüğünü, daha sonra----işten ayrılarak rakibi olan------unvanlı şirkette “satış yöneticisi” olarak çalışmaya başladığını ve çalışma arkadaşları olan ------unvanlı şirketi kurduklarını, bu sürecin müvekkil şirket ile davalı arasındaki akdi/ ticari ilişki olan ilgisi ise davalı şirketin tutum, eylem ve işlemlerinde, ------unvanlı şirketini kuruluşu ile başlayan değişiklik olduğunu, bu kapsamda dava dışı ----- kuruluşundan çok kısa bir süre sonra ve ----- tarihinde davalı şirket ------- müvekkil şirketleri ziyaret etmek istemiş ve eş zamanlı olarak aktif tüm projelerin detaylarının kendilerine iletilmesi talebinde bulunduklarını, sonrasında ise aralarında imzalanmış bulunan sözleşmeyi hiçbir değişiklik olmamasına rağmen davalı şirketin fesh ettiğini, davalının, gerçekte müvekkil şirket ile ilişkisinin devam ettiği dönemde ayrıt zamanda ----- ilişki içerisinde olduğunu, müvekkil şirket davalı şirket ile ---- devan ettiği süreçte aynı zamanda ----- ticari bilgi, ürün ve teklifte bulunduğunu ortaya koyduğunu, davalı şirketin, müvekkil şirket ile arasındaki akdi ve ticari ilişkiyi sordlandırmak bakımından dayarıdığı gerekçeler doğru, haklı ve gerçekçi olmadığı gibi bu haksız olduğu kadar ani ve zamansız fesih nedeniyle müvekkil şirket, davalı şirketin ---- sıfatıyla üzerinde çalıştığı, teklif verdiği bu suretle akdi, hukuki ve ticari yükümlülük altına girdiği --------- projeden çekilmek zorunda kalmış, tamamen davalı şirketin haksız eylem ve işlemlerinden kaynaklanan bu durum nedeniyle ciddi maddi ve bundan daha önemlisi sektördeki saygınlığının bir anda kaybolması nedeniyle manevi kayba uğradığını, 01.01.2013 başlarıgıç tarihli anlaşma 'nın haksız, nedensiz ve usulsüz surette feshi nedeniyle uğramış olduğu --------, ihtarnamenin / ihtarnamenin tarafınıza bildirilmesi tarihinden itibaren en geç 3 (üç) gün içerisinde hesaplarına ödenmesini talep etmiş ise de davalı, kendisine yine 13.09.2019 tarihinde faks ve 17.09.2019 tarihinde iletilmiş olan bu ihtarnameye hiçbir şekilde karşılık vermediğini, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını tüm bu nedenlerle müvekkil şirket ile davalı şirket ile aralarında müna'akit 01.01.2013 tarihli ------ davalı şirket tarafından haksız, nedensiz ve usulsüz olarak feshi nedeniyle uğramış olduğu zararın TESPİTİ ile fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydı ile şimdilik 12.000,00.-EURO maddi tazminat ile 2.000,00.-EURO manevi tazminat olmak Üzere toplam 14.000,00.-Euro tazminatın temerrüt tarihi olanı 19,09,2019 tarihinden 3095 sayılı Kanun çerçevesinde hesap edilecek faizi ile birlikte AYNEN veya fiili ödeme tarihindeki Türk Lirası karşılığının davalıdan tahsili ile müvekkil şirkete ödenmesine yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini beyan ve talep etmiştir Davacı -karşı davalı vekili karşı davaya cevap dilekçesinde özetle; Husumet itirazlarının bulunduğunu, Davalı/karşı davacı ----- karşı dava dilekçesi ile dosyaya sunulmuş olan belgeler incelendiğinde açıkça görülebileceği üzere; söz konusu Distribütörlük Niyet Mektubu, Acentelik ve Distribütörlük Anlaşması ve sunulmuş diğer belgelerin tamamı -----akdedildiğini, ---kanunları uyarınca kurulmuş bir şirket olup Müvekkil ------- farklı bir tüzel kişilik olduğunu bu kapsamda --------- davalı/karşı davacı arasında yapılmış olan anlaşmalar bakımından müvekkil-------- herhangi bir sorumluluğu veya yükümlülüğü bulunmadığını, Davalı/karşı davacı yanın sunmuş olduğu belgeler, Müvekkil'in taraf olduğu herhangi bir ticari ilişkiyi göstermediğini . Bu kapsamda karşı dava dilekçesinde belirtilen hiçbir. iddia bakımından Müvekkil'in bir bilgisi veya sorumluluğu bulunmadığını, Davalı/Karşı Davacı Otkonsaş Tarafından Açılmış Olan Karşı Davada Kapsamında Fransız Mahkemeleri Yetkili Kılınmış ve Fransız Hukukunun uygulanacağı kararlaştırıldığını, fransız mahkemelerinin yetkili olduğunu, tüm bu nedenlerle davalı/karşı davacı otkonsaş tarafından açılmış olan davanın yetki ve husumet itirazlarımız çerçevesinde usulden reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına, karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi heyeti tarafından alınan raporda özetle; Davacı ------------Acente ve Distribü ik Sözleşmesi” akdedilmiştir. Sözleşmede Davalı şirketin Davacı-------- ürünlerin satış ve servis hizmetini sunmayı üstlendiği görüldüğü, Sözleşmenin 3. maddesinde sözleşmenin ------ akdedildiği ve Davacı------ Davalı ----- şirketinden onay almaksızın ----- hiçbir firma ile ------- akdedemeyeceği ve bu bölgedeki hiçbir firmaya fiyat teklifinde bulunamayacağı düzenlendiği, davacı sözleşmesel ilişkiden doğan faturadan kaynaklanan alacağını talep ederken, davalı ise sözleşmenin haklı neden olmaksızın feshedildiğini ve bu nedenle zarara uğradığını belirtiği, Hem mali hem teknik inceleme ile davacının Dava” ya konu 9 adet fatura, sevk formları ve sipariş formları incelendiğinde, Davacı/Karşı Davalı ---------firmasının, davalı/ karşı davacı ------- firmasından toplam 32.206,00 EURO alacağının oluştuğu, Davacının 28.10.2018 tarihli mektubu incelendiğinde, davalıya 60 gün önceden fesih bildiriminde bulunulduğu ancak somut bir sebep bildirilmediği görüldüğü Sözleşmenin 4.4 maddesinde ise tarafların tazminatsız olarak sözleşmeyi ortadan kaldırabilecekleri düzenlenmiştir. Bu maddenin uygulanması halinde davalı tarafın bir tazminat hakkı da doğmayacağı, Davalı şirketin-------- yıllarına ait ibraz ettiği ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin zamanında ve usulüne uygun olarak yaptırılmış olduğu, defterlerin birbirini teyit eder şekilde tutulduğu, kayıtların düzenli ve yasalara uygun tutulduğu, ticari defterlerin HMK 222 maddesi uyarınca sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu, Davalı şirketin sahibi lehine delil niteliğine haiz ticari defterlerinde Davacı ------- şirketine 472.858,16 TL borçlu olduğu, bu borç bakiyesinin 2019 yılı ithalatlarından kaynaklandığı, alacak talebine konu faturaların bu bakiye borcun içerisinde yer almadığı, Davacı şirketin alacak talebine konu faturaların Davalı şirket ticari defter kayıtlarında mevcut olmadığı, Davalı-karşı davacının kar kaybı istemesine olanak olduğunun kabulü halinde, davalı şirketin davacı şirketten sözleşme süresi sonuna kadar talep edebileceği kar kaybının 1.117.277,67 TL olarak hesaplandığı, Dava' ya konu 9 adet fatura, sevk formları ve sipariş formları incelendiğinde, Davacı/Davalı ------ firmasının, Davalı/Davacı ------ firmasından toplam 32.206,00 EURO alacağının oluştuğu hususlarını beyan ve rapor etmiştir. Bilirkişi heyeti tarafından alınan 13/04/2023 tarihle ek raporda özetle; Davacı şirketin alacak talebine konu fatura bilgileri Davalı şirket ticari defterleri ile fatura numarası bakımından örtüşmemekle birlikte Davacının alacak bakiyesi olan 32.206,00 € karşılığı olarak örtüştüğü ve davalı şirket vekili itiraz dilekçesinde bu faturaların ticari defterlerde her bir ihracat için ayrı bir cari kart açılmadığı ve defterlerde diğer cari kartlar üzerinden takip edildiği belirtildiği ------- sunduğu, davaya konu 9 adet faturanın ya dayanak sipariş formlarında -----isim/imzasının yer aldığı ve Sayın Mahkemeniz talebi ile dosya kapsamına ----- tarihinde celp edilen ----- hizmet döküm cetvelinde Davalı şirketin sigortalı çalışanı olduğu görüldüğü, Davalı şirketin 5 Yıllık BRÜT SATIŞININ 77.994.314,11 TL olduğu, ÜRÜNÜN SATIŞI İLE İLGİLİ MASRAFLARIN MALİYETİNE YÖNELİK GİDERLERİN “SATIŞLARIN MALİYETİNİN 54.716.946,14 TL “olduğu dikkate alındığında;------------ yılları Brüt Satış Karı toplamı: 19.200.163,92 TL,2014,2015,2016,2017 ve 2018 yılları Faaliyet Karı Toplamı : 19.200.163,92 TL beş yıl= 3.840.032,78 TL olduğu, Davalı şirketin Davacı şirketten 1 yıl için uğramış olabileceği kar kaybının 3.840.032,78 TL olduğu hesaplandığı, Birinci hesaplamada Portföy Tazminatının Dava Tarihindeki Euro Karşılığı ;07.01.2021 TCMB Euro Alış Kuru: 8,9342 TL( 1 Euro) 5 Yıllık Ortalama Portföy Tazminatı : 3.840.032,78 TL / 8,9342 TL = 429.812,72 Euro olduğu, İkinci hesaplama da ; davalı şirketin 5 Yıllık Brüt Karının yıl sonlarındaki (31.12.2014/31.12.2015/31.12.2016/31.12.2017/31.12.2018) ------------ Euro Alış Kurundan Dövize çevrilmesi ile yapılan hesaplamada; 5 yıllık ortalama Portföy Tazminatı 4.735.245,40 Euro / 5 Yıl 947.049,08 Euro olduğu Davacı şirketin fatura alacağının 32.206,00 € olduğu, Davalı şirketin beyanı, ticari defterlerinde borcun da 32.206,00 € olduğu görülmekle birlikte, sipariş formlarındaki isim imzanın Davalı şirket çalışanı olduğu da tespit edilmiş ve Davacının davaya konu 9 adet faturadan kaynaklı Davalıdan 32.206,00 € alacaklı olduğu, Kök raporda belirtildiği üzere Davacının 28.10.2018 tarihli mektubu incelendiğinde, davalıya 60 gün önceden fesih bildiriminde bulunulduğu ancak somut bir sebep bildirilmediği görüldüğü. Sözleşmenin 4.4 maddesinde ise tarafların tazminatsız olarak sözleşmeyi ortadan kaldırabilecekleri düzenlendiği. Bu maddenin uygulanması halinde davalı tarafın bir tazminat hakkı da doğmayacağı ancak mahkememizin davalı- karşı davacının alacaklı olduğu kanaatinde olması halinde ise davalı- karşı davacının bir yıllık kar kaybı seçenekli olarak Yargıtay Kararları doğrultusunda Brüt Satış Karı/ Zararı üzerinden hesaplandığı hususlarını beyan ve rapor etmişlerdir.Bilirkişi tarafından alınan ek raporda özetle; Somut olayda,---- davacı ------ merkezli kurulmuş olan ---------hukuki kişisi ise de sadece somut olay yönünden sınırlı olmak üzere, grup şirketi olmaları, organik bağın temel noktalarından bir tanesini meydana getiren birbirlerinin fiil ve işlemlerinden haberdar olması gereğinin dikkate alınmasının yararlı olacağı mütalaa edilmektedir. Zira, Tüzel kişi üyelerinin hukuken önem taşıyan durumu bilmeleri veya bilmeleri gereği (bilgi sahibi olma) tüzel kişinin veya ortağın yaptığı işlemin diğerine izafe edilmesine neden olabilir. Dava dışı-------------- arasında 01.01.2013 tarihinde “Acente ve Distribütörlük Sözleşmesi” akdedilmiş ise de anılan sözleşmenin diğer grup şirketi davacı tarafından bilinmediğinin kabulü, organik bağ yaklaşımına ilişkin Yargıtay'ın müstakar uygulamalarına uygun düşmeyeceği mütalaa edilmektedir. Bu nedenle somut olayda, davacının, Davacı şirketin ortağı kendi adı ve hesabına imzalamış olduğu ve Müvekkil Şirket'ten tamamen bağımsız olan bir sözleşme ile müvekkil Şirket'in bağlı olduğunun kabulü açıkça hukuka ve hakkaniyete aykırı olacaktır biçimindeki yaklaşımının da hukuki dayanaktan yoksun olduğu mütalaa edildiği, Aksi düşüncenin hakkaniyet ve dürüstlük kuralları ile de bağdaşmayacağı değerlendirildiği Nitekim ----------- uygulaması dikkate alındığında, organik bağın söz konusu olduğu hallerde işlemin (somut olayda “Acente ve Distribütörlük Sözleşmesi”) tarafları dışında kalan bir üçüncü kişi ile taraflardan birisinin organik bağının bulunduğu durumlarda müteselsil sorumluluğun mevcut olduğu ve bu suretle sanki o işlemin ya da o fiilin tarafıymış gibi değerlendirilmekte bulunduğu görüldüğü, bu bağlamda, meselenin daha iyi anlaşılabilmesi için senetle ispat kuralı bağlamındaki bir hususu burada zikretmekte yarar bulunduğu her ne kadar senetle ispat kuralı sadece senedin tarafları için geçerli ise de, eğer bir olayda senedin taraflarından birisi ile üçüncü kişi arasında organik bağ mevcutsa üçüncü kişinin usul işlemine konu olan ispat rejimini, aralarında organik bağ bulunan tarafın ispat rejimine tabi kılmak gerektiği. Örneğin taraf muvazaasının kesin delille ispatı gerekir. Muvazaa olgusunun deruni bir kavram olduğu ve bu bağlamda kesin delille ispatının çok zor olduğu hususu açık olmasına rağmen bu kuralın bir amacı vardır. Taraf muvazaasının kesin delille ispat edilmesindeki amaç, senedin taraflarından birisinin, o senetten kaynaklanan yükümlülüklerinden kolaylıkla sıyrılmasını engellemek ve bu suretle sözleşme güvenliğini tesis etmektir. Ancak üçüncü kişi, taraflar arasındaki hukuki ilişkiye yabancı olduğu için kural olarak taraflar arasındaki muvazaayı her türlü delille ispat edebilmesi mümkündür(HMK m.203/1-d). Bununla birlikte, her durumda (mutlak olarak) üçüncü kişinin taraflar arasındaki hukuki ilişkinin muvazaalı olduğuna yönelik iddiasını takdiri delillerle ispat edebilmesine imkan vermek, senedin tarafının, sözleşmeden kaynaklı yükümlülüklerden kurtulmak için aralarında organik bağ bulunan üçüncü kişiyi aracı olarak kullanmaya sevk edebilecektir Dolayısıyla böyle bir ihtimalde, senetle ispat kuralı sadece senedin tarafları için geçerli ise de eğer somut bir olayda senedin taraflarından birisi ile üçüncü kişi arasında organik bağ mevcutsa senetle ispat kuralının söz konusu üçüncü kişi için de geçerli olması gerektiği sonucuna varmamız isabetli olacağı Gerek Yargıtay uygulaması gerekse yargılamada her süjenin dürüstlük kuralına uygun hareket etmesine yönelik HMK m.29 hükmün varlığı bu görüşü destekler mahiyette olduğu, Aynı şekilde sırf şahsi defilerin 3. Kişiye karşı dermeyan edilmesini engellemek için fiktif bir işlem ile senedin hamilinin bu senedi kendisi ile organik bağ içinde bulunan kimseye ciro etmesi halinde bile bile borçlu zararına iktisaptan söz etmek ve bu şahsi defilerin organik bağ içinde olan cirantaya karşı da dermeyan edilmesi söz konusu olabileceği, Somut olay bakımından sözleşmelerin nispiliği prensibinin katı bir biçimde uygulanmasının, sözleşmelerden kaynaklanan yükümlülüklerden kurtulma girişimlerine açık kapı bırakabileceği de açık olduğu, her ne kadar somut olayda sözleşme dava dışı işletme ile asıl davanın davalısı arasında kurulmuş ise de, davacının, dava dışı--------şirket ile grup şirketi olduğu, birbirlerinin fiilinden ve işlemlerinden haberdar ve sorumlu oldukları mütalaa edildiği Dolaysıyla dava dışı --------- firma ile yapışan sözleşmenin davacı firma için de etki ve sonuç doğuracağı bu nedenle, teknik anlamda bir husumet itirazının dinlenmesinin de söz konusu olamayacağı değerlendirildiği, Kaldı ki, davaya konu hukuki ilişkisinin temelinin ve talep kaynağının anılan sözleşme olduğu dikkate alındığında, davacının bu sözleşme ilişkisini yok saymasının kendi taleplerini dermeyan etmiş olduğu asıl dava bakımından da temelsiz bırakacağı mütalaa edildiği mahkeme aksi kanatte ise , yani her bir tüzel kişinin farklı bir hukuk kişisi olduğu somut olay bakımından kabul edilecek olursa yukarıdaki açıklamaların geçerliği de ortadan kalkmış olacağı, Yani bu ihtimalde sözleşmelerin nispiliği kuralı sert biçimde uygulanarak davacının, dava dışı işletme ile davalı arasında akdedilen sözleşme ile bağlı olmayacağı sonucuna varılması mümkün olabileceği hususlarını beyan ve rapor etmiştir .Tüm dosya kapsamı, taraf iddia ve savunmaları, toplanan tüm deliller, taraflar arasında akdedilen sözleşme hükümleri v bilirkişi raporlarındaki tespitler incelenmekle ,
Asıl dava yönünden ; davalı şirketin sahibi lehine delil niteliğine haiz ticari defterlerinde davacı ---------- borçlu olduğu, bu borç bakiyesinin 2019 yılı ithalatlarından kaynaklandığı, alacak talebine konu faturaların bu bakiye borcun içerisinde yer almadığı, davaya konu faturaların davalı şirket ticari defter kayıtlarında mevcut olmadığı tespit edilmiş ise de davaya konu 9 adet faturaya dayanak sipariş formlarında dava dışı ------- isminin yer aldığı celp edilen sgk kayıtlarında bu şahsın davalı şirketin sigortalı çalışanı olduğu tespit edilmekle davalının faturalara konu emtiaları davacıdan sipariş etmiş olduğu açık olmakla ve faturaya konu malların teslim edilmediğine yönelik herhangi bir itirazın bulunmadığı dava konusu faturalar ,sipariş ve sevk formları incelendiğinde asıl dava yönünden davacının alacağını ispat ettiği kanaatine varılarak asıl davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.Karşı dava yönünden her ne kadar davalı ile dava dışı grup şirket olduğu tüzel kişilik davalının sorumlu olacağı bilirkişi raporunda bir seçenek olarak sunulmuş ve davacı ile dava dışı ------ grup şirket olsa dahi her bir şirket ayrı bir tüzel kişiliğe sahip olup, ayrı ayrı sözleşme yapma yetkisi bulunmaktadır ve bir şirketin yaptığı sözleşme grup şirketleri bağlamayacağı ve -------- yukarıda yapılan açıklamalar ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde dava dışı şirketten ayrı tüzel kişiliğe sahip davalının iddia olunan borçtan sorumluluğunun bulunmaması karşı davalı şirketin tüzel kişiliğin ayrılığı ve bağımsızlığı prensibinin kötüye kullanıldığı hususunun da karşı davacı tarafça ispatlanamadığı ve asıl borcun yükümlüsü olan bir tüzel kişilik bulunmakta iken grup şirket olsa dahi başka bir şirkete karşı borcun yöneltilemeyeceği hususu dikkate alınmakla açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usul reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
A)Asıl davanın kabulü ile;
1-32.206 Euro'nun dava tarihinden itibaren işleyecek kamu bankalarının aynı yabancı para türünden (EURO) bir yıl süreli mevduata uyguladıkları en yüksek faiz oranı üzerinden faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Karar harcı 19.931,93 TL 'den davacı- karşı davalı tarafça peşin olarak yatırılan 4.982,99 TL harcın mahsubu ile bakiye 14.948,94TL harcın davalı- karşı davacıdan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
3-Davacı -karşı davalı tarafından yatırılan 59,30 TL başvurma harcı, 4.982,99 TL peşin harç olmak üzere toplam 5.042,29 TL harcın davalı- karşı davacıdan alınarak davacı- karşı davalıya verilmesine
4-Davacı karşı davalı tarafından yapılan tebligat, müzekkere gideri ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.441,00 TL yargılama giderinin davalı-karşı davacı taraftan tahsili ile davacı-karşı davalıya ödenmesine,
5-Davalı- karşı davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
6-Davacı - karşı davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 45.767,95 TL nispi vekalet ücretinin davalı -karşı davacıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca-------- bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalı -karşı davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
8-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
B) Karşı davanın usulden Reddine,
1-Karar harcı 427,60 TL 'den davalı-karşı davacı tarafça peşin olarak yatırılan 2.038,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.610,80 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalı-karşı davacıya iadesine,
2-Davacı- karşı davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
3-Davalı- karşı davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, ,
4-Davacı-karşı davalı taraf maddi tazminat davasında kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen-17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davalı-karşı davacıdan alınarak davacı-karşı davalıya verilmesine,
5-Davacı-karşı davalı taraf manevi tazminat davasında kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 17.640,00 TL maktu vekalet ücretinin davalı-karşı davacıdan alınarak davacı- karşı davalıya verilmesine,
6-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca----- bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalı -karşı davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
7-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
Dair Asıl dava davacı vekili karşı dava davalı vekili ve asıl dava karşı dava Davalı vekilinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ----------- Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı. 30/04/2024
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!