T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/556
KARAR NO : 2024/350
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 18/08/2023
KARAR TARİHİ : 25/04/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin Depolama ve Dağıtım işi ile iştigal etmekte olup, bu kapsamda davalı şirketle ürünlerinin nakliyesi ve depolanması hakkında ticari ilişki kurulduğunu, Müvekkili Şirketin
üstlenmiş olduğu sevkiyat ve teslimatları yerine getirmiş, ancak davalı şirketin sevkiyat ve depolama hizmet bedeli olan ödemelerini yapmamış, Bunun üzerine Müvekkili Şirketin ------ ilişkisinden kaynaklanan bakiye borcun ödenmesi için birçok kez davalı şirkete bildirimde bulunmuş, yasal süresinde faturalara itiraz etmeyen davalı şirketin borcunu da ödememiş olduğunu,Bunun üzerine, Müvekkili Şirketçe Davalı şirket aleyhine-----İcra Md. -----. Sayılı dosyası ile 791.252,31 TL bedelli İcra Takibi başlatılmış, davalı şirketçe haksız ve kötü niyetli itiraz
edilmiş, akabinde arabuluculuğa başvurulmuş, ancak davalı şirketle anlaşma sağlanamamış olduğunu, daha sonra, Müvekkili Şirketten alınan bilgiler doğrultusunda, taraflarınca takip başlatıldıktan ve anılan takibe itirazdan sonra bahsi geçen faturalar kapsamında oluşan borcun bir kısmının, 28.032023 tarihinde 195.950,85 TL ve 03.04.2023 Tarihinde 571.697,82 TL’ nin haricen
müvekkili şirkete ödenmiş olduğunu, söz konusu takibe Borçlu olduğunu bile bile itiraz eden ve daha sonrasında borcun neredeyse tamamına yakınını Müvekkili Şirkete ödeyen Davalı Borçlu şirketin,Bakiye Borç tutarından, icra dosyasına konu diğer giderlerden olan faiz, faiz, yargılama gideri ve taraflarınca hak edilen Vekalet Ücretini tüm çabalarına rağmen bugüne kadar ödemediklerini, takip konusu alacaklarının likit bir alacak olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin Hakları Saklı kalmak kaydıyla, Haksız ve yasal dayanaktan yoksun itirazın iptali ile ödeme yapılan miktar mahsup edilerek kalan miktar üzerinden takibe devam edilmesi ve fatura tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek mevduata uygulanan en yüksek Ticari Faiziyle takibin devamına, Haksız olarak takibe itiraz edilmesi nedeniyle, davalı aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmişlerdir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket aleyhine açılmış haksız ve hukuki mesnetten yoksun davayı kabul etmediklerini,taraflar arasında cari hesaba dayalı akdi ilişki gerçekleşmiş olup, müvekkili şirketin davacı şirkete
-----kaynaklanan borcunu ödemiş, taraflar arasında -----Mutabakatı sağlamış ve Davacı Şirketin ------Mutabakatının üstündeki alacak iddiasının sözleşmesel ve yasal dayanağının bulunmadığını,Taşıma Sözleşmesinde, taşıyıcının ücrete hak kazanmasının yasal şartlarının, eşyayı varma yerine ötürme ve gönderilene teslim etme borcu yasada belirtildiği halde, taraflar arasındaki yazışmalarda
davacının, müvekkili davalı şirkete ait------ gitmesi ve teslim edilmesi gereken bir kamyon malı kaybettiklerini kabul ettiği halde gelinen aşamada müvekkili şirketten alacaklı olduğunu iddia etmesinin hukuka uygun olmadığının ortada olduğunu, müvekkili Şirketle Davacı Şirket arasında ------- gitmesi gereken malın kaybolması üzerine görüşmeler gerçekleştirilmiş, davacının teslim borcunda kusurunu kabul etmiş, bu taşımadan kaynaklı alacak iddiasının ------ düşüleceği
konusunda taahhüt vermiş, tarafların tam bu haliyle -------Mutabakatına vardıktan sonra davacı tarafından İcra takibi başlatılarak İtirazın İptali Davası ikame edilmiş, ancak davacı şirketin taahhüdünü yerine getirmeyerek ----- gitmesi ve göndericisine teslim edilmesi gereken işin bedelini----- düşmemiş olduğunu, taraflar arasındaki ----- uyumsuzluğunun nedeni bu olup,kaybolan ürünle ilgili tutanaklar ve bilgi ve görgüye dayalı tanıkların mevcut olduğunu, Davacı taraf her ne kadar alacak iddiasının likit olduğunu iddia ediyor olsa da TTK. Md.850/2’ den kaynaklanan edimini tam ve eksiksiz ifa ettiğini ispat edememiş olduğunu belirterek, davanın Reddine, Davacının dava konusu alacağın %20’ sinden az olmamak kaydıyla Kötü Niyet Tazminatı ile sorumlu tutulmasına, fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına, karar verilmesini talep etmişlerdir.
İNCELEME ve GEREKÇE:
Dava hukuki niteliği itibariyle, -----. İcra Müdürlüğünün ------- Esas sayılı dosyası icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.
İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.
b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.
c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez.
İtirazın iptali istemine konu, -----İcra Müdürlüğünün ---- Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği, borçlu tarafından borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği, huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporu ile 6100 sayılı HMK’ nın 266/c. 2 hükmü uyarınca bilcümle hukuki takdir, tavsif, İcra Tazminatı Talepleri ve Taleple Bağlılığın takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, Davacı Şirketin 23.613,64
TL ASIL ALACAK üzerinden harçlandırmak suretiyle, İtirazın İptali istemli olarak Davalı Şirket aleyhine ikame etmiş olduğu işbu İTİRAZIN İPTALİ Davasında; yukarıda yapılan detaylı inceleme ve değerlendirme sonucunda;
Davalının alacak tutarı kadar emtianın alıcısına ulaştırılmadığı yönünde iddiasını dayandırdığı zayi tutanağı, zayiin taraflarca kabul edilerek, davacının alacağından mahsup edilmesi yönünde sağlandığı iddia edilen mutabakata ait dosya kapsamında bir belge bulunmadığı dikkate alındığında, davacının davalıdan 23.613,64TL alacağının varlığının sübuta erdiği, davacının talepteki gibi, takibin 23.613,64TL kısmına vaki itirazın iptalini talep edebileceği sonuç ve kanaati bildirilmiştir.
Tarafların incelenen Ticari Defter Kayıtlarının karşılaştırmalı olarak
incelenmesi neticesinde, tarafların 2022 Yılından devir gelen Borç/Alacak Bakiyesinde mutabık oldukları,2023 Yılında Davacı Şirketçe Davalı Şirket adına düzenlenen Hizmet Satış Faturalarının da tam bir karşılıklılık ve Mutabakat içerecek şekilde taraf ticari defterlerinde Borç/Alacak kayıtlarının yapılmış
olduğu, keza tahsilat ve tediye kayıtlarının da tam bir karşılıklılık içerdiği,
Sadece, Davalı Şirketçe, Davacı Şirketin 01.02.2023 Düzenleme Tarihli, ------ Nolu, KDV Dahil 23.613,64 TL Tutarlı Hizmet Satış E-Faturasına istinaden düzenlenen ve Davacı Şirket adına borç kaydedilen 23.02.2023 Düzenleme/Kayıt Tarihli,----- Nolu, KDV Dahil 23.613,64 TL Tutarlı İADE E-FATURA’ nın Davacı Şirketçe Ticari Defterlerinde Takip Tarihi sonrası, Dava Tarihi öncesi tarih olan 01.08.2023 Tarihinde kayda alınmış olduğu,Dolayısıyla, Davacı Şirketin Davalı Şirketten 29.03.2023 Takip Tarihinde 571.697,82 TL Borçlu durumda olduğu ve bu borcun 03.04.2023 tarihinde ödenerek kapatıldığı ve tarafların, Dava Tarihi itibarıyla SIFIR (0) Borç/Alacak Bakiyesinde mutabık oldukları tespit edilmiştir. Davacı ile davalı arasındaki temel ihtilaf noktası olan 23.613,64TL tutarlı alacak/borç ilişkisinin
davalının cevap dilekçesinde yer alan beyanlarına göre; davalı tarafından dava dışı müşterisi ------ adına düzenlenen 15.10.2022 fiili sevk tarihli,
----- nolu irsaliye tahtında sevkiyatı yapılan emtianın tesliminin yapılmadığı iddiası ile düzenlenen iade faturalarından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
Dosyaya cevap dilekçesi ekinde sunulan irsaliye incelendiğinde, alt kısımda Teslim Eden ile Teslim Alan ibarelerinin altında, ----- ismi ile bir imza bulunmakta olup, bu imzanın aksine bir karinenin yokluğunda teslim alana ait olduğu, böylelikle davacının telsim ifasını gerçekleştirdiği ve alacağa hak kazandığı görüşüne ulaşılmıştır.
Diğer taraftan, davalının cevap dilekçesinin 1.sayfa, 6.paragraf sonunda; “Üstelik kaybolan ürünle ilgili tutanaklar ve bilgisi görgüye dayalı olan tanıklar mevcuttur” beyanına rağmen, dosya kapsamında sevk edilen ürünün zayiine ilişkin dayanılan tutanak da bulunmamaktadır. Bununla birlikte, davalının bu konudaki iddiasını dayandırdığı, taraflar arasında bu konunun görüşüldüğüne
ve bir mutabakata varıldığına dair de dosya kapsamında yazılı bir belge bulunmamaktadır. Bu durumda, davalının, davacı tarafından taşınması üstlenen emtianın alıcısına teslim edilmediği iddiasını -cevap dilekçesinde bahsettiği ancak sunmadığı tutanak gibi somut bir delille ispat edemediği, bu nedenle davacının, 23.613,64TL tutarındaki alacağa hak kazandığı sonucuna ulaşılmıştır.
Faturaya dayalı alacak davalarında davalı akdi ilişkiyi açıkça kabul etmemiş ise taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunduğunu ispat külfeti faturayı düzenleyen alacaklı tarafa düşmektedir. Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki, bir ticari ilişki ve bu ilişkiden kaynaklı alacağının olduğunu iddia eden taraf bunu yazılı belgeler ile ispat etmesi gerekir. İspatın konusu, ispat yükünün kimde olduğu ve
ispat vasıtalarının neler olduğu HMK 187,190 ve 200. Maddelerinde açıkça belirtilmiştir. Alacaklı düzenlediği faturadaki malların ya da hizmetin karşı tarafa teslim edildiğini HMK 200. Maddesinde belirtilen deliller ile ispat etmesi gerekir. Fatura tek başına taraflar arasındaki akdi ilişkinin belgesi sayılamaz. ----- göre de “bir akdin icra safhasına taalluk eden fatura, mutlaka mevcut ve
evvelce tamamlanmış bir anlaşmaya dayalı olması gerektiğinden, bir icap bile değildir.’ Kaldı ki icabı reddetmemek kabul niteliğinde de değildir (BK.m3-5). Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu -----. Normal şartlarda alacaklı faturaya konu mal ve hizmeti borçluya teslim ettiğine dair borçlunun imzasını kabul ettiği irsaliye veya teslime dair yazılı belge ile ispat edebilir.Davacının, davalı borçlu ile aralarında akdi bir ilişki olduğunu, bir başka anlatımla takibe konu faturadaki fatura konusu hizmet ifası ile ilgili ticari ilişkiyi ispat etmeden iddia ettiği alacağın tahsilini sağlaması mümkün değildir. Akdi ilişki ise, taraflar arasında düzenlenen imzası davalı tarafından kabul edilmiş bir sözleşme, faturaya konu malların borçluya teslim edildiğine dair bir irsaliye ve teslim fişi ile vb. somut yazılı belgelerle ispat edilebilir.Satışın yapılıp malın/hizmetin teslim edildiğini ve satışın veresiye yapıldığını davacının ispatlaması gerekir. Bir başka anlatımla bir alacak davasında mal sattığını iddia eden taraf karşı tarafın kabulünde değilse ispat külfeti öncelikle bu iddiayı öne sürendedir. İspatın konusu ise malın teslim
edilmesidir. Malın teslim edildiği ispat edilememiş ise davalı borçlunun herhangi bir ispat külfeti altında olduğu söylenemez. Eğer alacaklı davacı malın teslimini sevk irsaliyesi ya da başkaca borçlunun imzasının içerir bir belge ile ispat ettiğinde bu kez teslim edilen malların bedelinin ödendiğini ispat külfeti davalı borçluya geçecektir.
Huzurdaki davada, davalı borç tutarı olan emtianın davadışı alıcısına teslim edilmediğini, zayie ilişkin tutanak düzenlendiğini, taraflar arasına bu hususta mutabakat bulunduğunu ileri sürmüş olsa da bu iddialarını ispat sadedinde dayandığı zayi tutanağını ve davacının zayii kabul ederek, zayi bedelinin davacı tarafça alacağından mahsup edilmesi konusunda sağlandığını ileri sürdüğü mutabakata ilişkin hiçbir belge sunmamıştır. Bu durumda, aksine bir karinenin mevcut olmaması nedeniyle sunulan irsaliye üzerindeki imzanın teslim alana ait olduğu, davacı tarafından taşıma ve teslim ifasının gerçekleştiği ve alacağa hak kazandığı, davalının alacak tutarı kadar emtianın alıcısına ulaştırılmadığı yönünde iddiasını dayandırdığı zayi tutanağı, zayiin taraflarca kabul edilerek, davacının alacağından mahsup edilmesi yönünde sağlandığı iddia edilen mutabakata ait dosya kapsamında bir belge bulunmadığı dikkate alındığında, davacının davalıdan 23.613,64TL alacağının varlığının sübuta erdiği, davacının talepteki gibi, takibin 23.613,64TL kısmına vaki itirazın iptalini talep edebileceği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla kabulüne karar verilen asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir.Kötüniyet tazminatı, takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Anılan yasa hükmüne göre, alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi, açıkça, takibin kötüniyetle yapılmış olması koşuluna bağlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki, alacaklının icra takibini kötüniyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Öğretiye ve Yargıtay uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötüniyetli kabul edilir. Açıklanan bu yasal durum ve ilke çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde davalı, davacının icra takibinde kötüniyetli olduğunu yasal delillerle kanıtlayamamış olup, dosya içeriğinde de kötüniyetin varlığını açıkça ortaya koyacak bir yöne rastlanmamıştır.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın KABULÜNE,
1-Davalının-----İcra Müdürlüğünün ----- Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptaline, takibin 23.613,64 TL üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine,
2-Alacak likit olmakla hüküm altına alınan asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Kötüniyet tazminatı talebinin reddine,
4-Alınması gerekli karar ve ilam harcı olan .1.613,05 TL'nin dava açılırken davacı tarafça peşin olarak yatırılan 269,85 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 1.343,20 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
5-Davacı tarafından yatırılan 269,85 TL başvurma harcı, 269,85 TL peşin harç olmak üzere toplam 539,70 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 6.500,00 TL bilirkişi ücreti, 55,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 6.555,00 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
7-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT' ye göre belirlenen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
9-Suçüstü ödeneğinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
10-Kararın kesinleşmesi halinde kullanılmayan gider avansının ilgili tarafa iadesine,Dair, davacı vekilinin e-duruşma vasıtası ile yüzüne karşı davalı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!