WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 28 Haziran 2026

İSTANBUL ANADOLU 12. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/478
KARAR NO : 2024/482

DAVA : Ticari Şirket (Fesih İstemli)
DAVA TARİHİ : 14/07/2023
KARAR TARİHİ : 05/06/2024

Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Fesih İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davalı gerçek kişi ile karı koca olduğunu, aynı zamanda davalı şirkette ortaklıklarının bulunduğunu, söz konusu şirketin -----olduğunu, kayıtlara göre -----adresinde ise de gerçekte ticari faaliyetlerini devam ettirmediğini, müvekkilinin davalı şirketi temsile ve ilzama yetkili olduğunu, söz konusu şirketin 18.11.2002 tarihinde kurulduğunu, 04.10.2004 yılına kadar ana sözleşme tadili, 15.10.2004-06.04.2007 ve de 05.06.2007 tarihlerinde yapılan pay devirleri sonrasında ortaklık yapısının son halini aldığını, şirketin ticari faaliyetlerinde yaşanan sorunların, ortakların bu konuda gerekli cabayı göstermemesi ve davacı müvekkilinin keşide edilen çeklerden dolayı hapse girdiğini ve 7,5 ay cezaevinde kaldığını, cezaevinden 31.12.2009 günü tahliye edildiğini, tahliye sonrasında şirketin adresinde olmadığını, kira alacağı nedeniyle ne şekilde olduğunu hala bilmediği bir şekilde adresin şirkete ait demirbaşlar, ticari kayıt ve de belgelerle boşaltılmış olduğunu gördüğünü, sonrasında başkalarının yanında çalışmak suretiyle hayatını idame ettiren müvekkilinin bu şirketin birikmiş vergi ve SGK borçlarını ödediğini, şirkete ait ticari defter kayıt ve belgelere de ulaşılamamış olması nedeniyle de tasfiye sürecini başlatamadığını, müvekkilinin ve temsile yetkili ortak olduğu şirket aleyhine açılmış ceza davası, vergi incelemesi ya da başkaca yasal bir sürecin söz konusu olmadığını, şirketin gayri faal, kanunen gerekli organlarının bulunmaması ve şirketin ticari kayıt ve belgelerine ulaşılamaması nedeniyle iş bu davanın açılmasının zorunlu olduğunu tüm bu nedenlerle ----- tasfiyesine, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalıya usulüne uygun olarak tebligat yapılmış olup, davalı davaya karşı cevap dilekçesi vermemiş katıldığı 20/12/2023 tarihli duruşmada " açılan davaya bir diyeceğim yoktur, bende şirketin feshine karar verilmesini talep ediyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Mahkememizce; ----- Ticaret Sicili Müdürlüğü'nden dava konusu-----kuruluşundan itibaren tüm sicil kayıtları, ----- Vergi Dairesi Başkanlığı'ndan dava konusu şirketin tüm vergi kayıtları ile şirket kuruluşundan dava tarihine kadar tüm vergi beyannameleri varsa eklerinde yer alan bilanço ve gelir tabloları celp edilerek incelenmiş ve mahkememizce resen seçilecek bir mali müşavir bilirkişiden rapor alınarak taraflara tebliğ edilmiştir. Dava, dava dışı -----fesih ve tasfiyesitalebine ilişkindir.Öncelikle, haklı nedenle şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesi istemli dava, kural olarak şirket tüzel kişiliği hasım gösterilerek açılması gerekir. Ancak, tüm ortakların taraf olduğu davalarda ayrıca tüzel kişiliğin hasım gösterilmemesi sonuca etkili bulunmamaktadır. Özellikle, somut uyuşmazlıkta olduğu gibi iki ortaklı limited şirketlerde ortakların davada taraf olması halinde, davanın şirkete karşı açıldığının, dava dilekçesinde diğer ortağın gösterilmesinin, şirketi temsilen olduğunun kabulü gerekmiş, davanın esasına geçilmiştir.
6102 sayılı TTK'nın 636/(3) maddesinde "Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemede şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağı payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağı şirketten çıkartılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir." şeklinde düzenleme mevcuttur.
Diğer yönden, Kanunun 636/2 maddesi, "Uzun süreden beri şirketin kanunen gerekli organlarından biri mevcut değilse veya genel kurul toplanamıyorsa, ortaklardan veya şirket alacaklılarından birinin şirketin feshini istemesi üzerine şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi, müdürleri dinleyerek şirketin, durumunu Kanuna uygun hale getirmesi için bir süre belirler, buna rağmen durum düzeltilmezse, şirketin feshine karar verir" hükmünü içermektedir.Yine TTK'nın 638. Maddesinde " Şirket sözleşmesi, ortaklara şirketten çıkma hakkını tanıyabilir, bu hakkın kullanılmasını belirli şartlara bağlayabilir. Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir. Mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir." düzenlemesi yer almaktadır.
Kanun koyucu bu düzenlemeler ile feshin nihai çözüm olduğu ilkesini benimsemiş, haklı sebeplerin mevcudiyeti halinde fesih ve tasfiye yerine mahkemeye başka alternatiflere karar vererek şirketi devam ettirme imkanı tanınmıştır. Bu yasal imkanın uygulanması taraflarca talep edilmese bile mahkemece resen gözetilmelidir. Yargıtayın yerleşik içtihatları da bu yöndedir (Yargıtay ----. Hukuk Dairesi'nin ---- Esas----- Karar sayılı, 15/12/2016 tarihli kararı, aynı Dairenin ---- Esas - ---- Karar sayılı, 15/11/2017 tarihli kararı). TTK’da limited şirkette haklı sebebin tanımı yapılmadığı gibi haklı sebeplere de örnek madde metninde yer verilmemiştir. Ancak Anonim Şirkete ilişkin TTK'nın 531. maddesine ait gerekçede tasarıda İsviçre öğretisinde genel kurulun birçok kez kanuna aykırı bir şekilde toplantıya çağrılmış olması, azlık hakları ile bireysel hakların devamlı ihlalî, özellikle bilgi alma ve inceleme haklarının engellenmesi, şirketin sürekli zarar etmesi, dağıtılan kâr payının düzenli azalmasının haklı sebep sayıldığı ifade edilmiştir.
Doktrinde ve Yargıtay -----. Hukuk Dairesinin emsal içtihatlarında "şirketin kötü yönetilmesi ve ortaklar arasında ciddi anlaşmazlıklar bulunması," "şirketin kuruluş gayesini gerçekleştirmesinin imkânsız olması," "şirket varlıklarının yanlış kullanılması veya israf edilmesi," "azınlığa karşı fiili veya manevi güç baskı uygulanması," "azınlığın meşru taleplerinin devamlı olarak reddedilmesi" ve pay sahiplerinin şirketteki hareket kabiliyetinin ortadan kalkması, şirketin feshi açısından haklı sebep olarak örnek olarak sayılmıştır.Hakim her somut olayda haklı sebep bulup bulunmadığını durumun özelliğine göre ortaklığın yapısını gözeterek takdir edecektir. ---- göre haklı sebep; hukuki ilişkinin sürdürülmesini çekilmez hale getiren ve bozucu yenilik doğuran bir bildirim veya dava ile hukuki ilişkiyi sona erdirmek ve değiştirmek yetkisinin kullanılmasını adil gösteren hukuki olgudur.Limited şirket, anonim şirkete nazaran kişisel niteliklerin de gözetildiği bir özelliğe de sahiptir. Bu anlamda ortaklar arasındaki uyumsuzluk gibi şahsi sebeplerde haklı sebep olarak ileri sürülebilir. Haklı sebep kavramı kanunda çoğul olarak belirtilmiş ise de tek bir sebep bile niteliği ve ortaya çıkardığı sonuçlar gözetildiğinde fesih için yeterli haklı sebep oluşturabilir.Bununla birlikte; gerek yasal düzenleme gerekse Yargıtay ----- Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatları uyarınca, feshin son çare olduğu, haklı sebepler varsa fesih yerine başka uygun çözümlere karar verilmesi gerekir. Şirketler hukuku bakımından şirketin devamlılığının sağlanılması esas olup, düzenleme uyarınca ekonomik değer taşıyan şirketin feshi yerine şirketi ayakta tutacak diğer çözüm yollarının hakim tarafından değerlendirilmesi zorunludur.
Limited Şirketlerde feshi ve tasfiyeyi düzenleyen TTK'nın 636/3. maddesinde haklı sebeplerin varlığı halinde her ortağın mahkemeden şirketin feshini talep edebileceği mahkemece fesih yerine davacı ortağın payının gerçek değerinin hesaplanarak şirketten çıkarılmasına ya da duruma uygun olabilecek bir çözüme hükmedebileceği belirtilmektedir.
Yukarıdaki açıklamalar, yasal düzenlemeler ve emsal nitelikteki Yargıtay İçtihatları da dikkate alınarak somut olay incelendiğinde; mali müşavir bilirkişi tarafından hazırlanan 13/05/2024 tarihli raporda;
dava dışı, tarafların ortağı bulunduğu -----ana sözleşmesinin tescil tarihinin 11/11/2002, ortaklarının ... (%67) ve ... (%33),yetkilisinin münferiden ... (görev bitiş tarihi 11/11/2012) olduğu, şirketin son tescilini 30/05/2007 tarihinde yaptırdığı, şirketin gayri faal olduğu,
tarafların ortağı olduğu şirketin uzun yıllardan bu yana faaliyetinin olmadığı, ilgili vergi dairesinin adresinde de bulunmayan şirketi inceleme raporu sonrası 04/02/2009 tarihinde res’en terk kaydı
girdiği, şirketin kuruluş amacını gerçekleştirecek bir ticari faaliyetinin aynı süre boyunca bulunmadığı,ortaklar arasında güven ilişkisi dahil olmak üzere ticari olarak birlikteliği sağlayacak ortak ticari bir amacın, beraber çalışma ortamının bulunmadığı, davalı diğer şirket ortağının da şirketin
fesih/tasfiyesini talep ettiği hususları topluca değerlendirildiğinde; dosya kapsamına sunulan belgeler doğrultusunda, dava dışı ----- hâkli nedenle feshi ve tasfiye şartlarının oluştuğu, davacı şirket ortağının bu şartların oluşmasında kusurunun bulunduğuna dair dosya kapsamında
bir delilin bulunmadığı hussularının belirtildiği, buna göre amacı ortaklarına kazanç sağlamak olan dava konusu şirketin gayrifaal olması nedeniyle kar elde etmesi ve ortaklara gelir sağlamasının imkansız hale geldiği, bu durumda fiilen sona eren bir şirketin hukuken devamında da hukuki yarar kalmadığı, mahkememizce tespit edilen hususların şirketin fesih ve tasfiyesi için de haklı neden oluşturduğu yönünde yeterli kanaat oluşmakla, davanın TTK'nun 636/3. maddesi uyarınca kabulü ve davalı şirketin fesih ve tasfiyesi yönünde aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM (Yukarıda Açıklanan Nedenlerle):
1-)Davanın, TTK'nun 636/3. maddesi uyarınca KABULÜNE; ----- Ticaret Sicil Müdürlüğünün ------sicil numarasında kayıtlı ------FESİH ve TASFİYESİNE,
2-)Dava konusu şirketin tasfiye işlemlerini yapmak üzere davacı ... atanmasına,
3-)Kararın kesinleşmesinden sonra, TTK'nun 283. maddesi uyarınca Ticaret Sicilinde tescil ve ilanına,
4-)Harçlar kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin yatırılan harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
5-)Davacı tarafça yapılan 578,1‬0 TL dava açılış masrafı ve 4.470,25 TL yargılama masrafından ibaret toplam 5.048,35‬‬ TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-)Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-)Davacı tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının 6100 sayılı HMK md. 333 uyarınca karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, Dair; davacı vekilinin ve davalının yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.