WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 06 Temmuz 2026

İSTANBUL ANADOLU 12. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/377
KARAR NO : 2024/293

DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ : 09/09/2021
KARAR TARİHİ : 03/04/2024

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının davacı----- şirketinde 16.04.2015-30.09.2018 tarihleri arasında genel müdür olarak çalıştığı, söz konusu tarihler arasında işe giriş ve çıkışlardan sorumlu olduğu, şirketin iki adet iç yönergesinde ikinci derecede imza yetkilisi olduğunun ilan edildiği, davalının davacı şirket nezdindeki personellerin işten çıkarma prosedürlerinde yanlış ve/veya gerçeğe aykırı beyanlarda bulunarak şirketin haksız yere tazminatlar ödemesine neden olduğu, dava dışı eski çalışan ------iş akdinin haklı nedenle feshedimesine rağmen gerçeğe aykırı olarak ----- istifa kodu ile işten çıkartıldığı, ------.İş Mahkemesi'nde ----- Esas ve-----Sayılı dosyası ile iş davası açarak kazandığı, söz konusu ilamı-----İcra Dairesi'nin------Sayılı dosyası ile icraya koyduğu, müvekkilinin icra tehdidi altında 24.336,00 TL ödemek durumunda kaldığı iddia edilmiş olup neticede davalıdan 24.336,00 TL maddi tazminat 12.000 TL manevi tazminat ve 5.000,00 TL kötü niyet tazminatı olarak toplam 41.336,00 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının talebine konu borç, sözleşmesel sorumluluğa yahut iş/hizmet ilişkisine dayanmadığından, huzurdaki işbu davanın genel görevli olan asliye hukuk mahkemelerinde görüldüğü, Eğer davacı tarafından, davalı müvekkilin yönetim kurulu üyesiymiş gibi sorumluluğuna başvurulmuş olması söz konusu ise, TTK'ya göre yapılan değerlendirme sonucunda asliye ticaret mahkemelerinin görevli olduğu, hizmet akdinden doğan bir hak uyuşmazlığı niteliğinde olmayan eldeki davanın İş Mahkemelerinde görülemeyeceği görüldüğü, müvekkilin çalışmadığı dönem olan 2019, 2020, 2021 yılındaki işe iade kararının gereğini yerine getirmediği ve 2021 yılında açılan icra takibine kusur atfedilerek tazminat talebinde bulunulduğu, ancak müvekkilin 2018'den sonra davacı şirket nezdinde çalışmıyor olması, dava dışı ------ çalışan bir personel olması, işe giriş-çıkış ve işe iade süreçlerinde davalı müvekkilin herhangi bir müdahalesinin olmaması, işten çıkışının hatalı olması ve icra takibine dair gelişmelerin müvekkilin çalışmadığı 2019, 2020 ve 2021 yıllarında gerçekleşmiş olması da illiyet bağının yokluğunu açıkça ortaya koyulduğunu beyan ederek açılan davanın reddini talep etmiştir.
İşbu dava dosyasının 15/03/2023 tarihinde ------ İş Mahkemesi'nde açılarak------esas sıra numarasına kayıt edildiği ve iş bu mahkemenin 22/09/2021 tarihli kararı ile yine ------ İş Mahkemesi'nin------esas sayılı dosyası ile birleştirildiği ve mahkemenin 13/03/2023 tarihli duruşma ara kararı ile iş bu dosyanın tefrikine karar verilerek ------esas sıra numarasına kayıt edildiği ve 15/03/2023 tarihli kararı ile görevsizlik kararı verilerek mahkememize tevzi edilmiştir. Dava, şirket yöneticisi aleyhine açılan sorumluluk davasıdır. Mahkememizce davalı ile yapılan hizmet sözleşmeleri, ------ kayıtları, davacı şirket iç yönergesi, şirket ana sözleşmesi dosyaya getirtilerek incelenmiştir. İncelenen belgelerden davalının, davacı şirkette genel müdür statüsünde çalıştığı, davacı şirketle ilişkisinin "hizmet sözleşmesi" kapsamında olduğu, sözleşmenin içeriğine göre sözleşmede belirtilen görev ve hizmetlerle birlikte davacı işveren tarafından atandığı pozisyonun gereklerine göre kendisine davacı şirket Yönetim Kurulu tarafından verilecek sair görevleri yerine getireceği yönünde düzenlemelerin bulunduğu belirlenmiştir.
Yargıtay ------ Hukuk Dairesinin----- Esas ------ Karar sayılı ilamında belirtildiği gibi iş sözleşmesini belirleyen ölçüt hukukî-kişisel bağımlılıktır. Gerçek anlamda hukukî bağımlılık işçinin işin yürütümüne ve işyerindeki talimatlara uyma yükümlülüğünü içerir. İşçi edimini işverenin karar ve talimatları çerçevesinde yerine getirir. İşçinin işverene karşı kişisel bağımlılığı ön plana çıkmaktadır. İş sözleşmesinde bağımlılık unsurunun içeriğini, işçinin işverenin talimatlarına göre hareket etmesi ve iş sürecinin ve sonuçlarının işveren tarafından denetlenmesi oluşturmaktadır. İşin işverene ait işyerinde görülmesi, malzemenin işveren tarafından sağlanması, iş görenin işin görülme tarzı bakımından iş sahibinden talimat alması, işin iş sahibi veya bir yardımcısı tarafından kontrol edilmesi, işçinin bir sermaye koymadan ve kendine ait bir organizasyonu olmadan faaliyet göstermesi, ücretin ödenme şekli, kişisel bağımlılığın tespitinde dikkate alınacak yardımcı olgulardır. Bu belirtilerin hiçbiri tek başına kesin ölçüt teşkil etmez. İşçinin işverenin belirlediği koşullarda çalışırken kendi yaratıcı gücünü kullanması ve işverenin isteği doğrultusunda işin yapılması için serbest hareket etmesi bağımlılık ilişkisini ortadan kaldırmaz. Çalışanın işyerinde kullanılan üretim araçlarına sahip olup olmaması, kâr ve zarara katılıp katılmaması, karar verme özgürlüğüne sahip bulunup bulunmaması bağımlılık unsuru açısından önemlidir. İş sözleşmesinde işçi işveren için belirli veya belirsiz süreli olarak çalışır. Vekâlet sözleşmesinde ise vekil kural olarak uzmanlığı bakımından iş sahibinin talimatları ile bağlı değildir. İş sözleşmesinin varlığı ücretin ödenmesini gerektirir. Oysa vekâlet için ücret zorunlu bir öğe değildir. Vekâlet sözleşmesine ilişkin hükümlerde iş sözleşmesinin aksine sosyal nitelikte edimlere ve koruma yükümlülüklerine rastlanmaz. Vekil bağımsız olarak iş görür, bu nedenle faaliyetini sürdüreceği zamanı belirlemede kısmen de olsa serbestliğe sahiptir. Bütün zamanını tek bir müvekkile özgülemek zorunda olmayan vekil, farklı kişilerle vekâlet sözleşmeleri yapabilir. Ekonomik olarak tek bir işverene bağımlı değildir. Tüzel kişilerde yönetim hakkı ile emir ve talimat verme yetkisi organlarını oluşturan kişiler aracılığıyla kullanılır. Tüzel kişiler yönünden tüzel kişinin kendisi soyut işveren, tüzel kişinin organını oluşturan kişiler ise somut işveren sıfatını haizdir.Ticaret şirketleriyle tüzel kişilerde somut işveren sıfatını taşıyan organ bir kurul olabileceği gibi tek başına bir kişiye verilen yetki çerçevesinde gerçek kişinin de organ sıfatını kazanması mümkündür.Limited, hisseli komandit ve kolektif şirketlerde yönetim yetkisi şirket ortaklarından birine bırakıldığında, bu kişi müdür sıfatıyla kişi-organ sayılır. Türk Ticaret Kanununun 319 uncu maddesine göre, anonim şirketler yönünden yönetim ve temsil yetkisinin yönetim kurulu üyelerine bırakılması halinde, bu kişi veya kişiler kişi-organ sıfatını kazanır. Şirketi temsil ve yönetime yetkili kişi-organ sıfatını taşıyan kişiler işveren konumunda bulunduklarından işçi sayılmazlar.İş Kanununa tabi genel müdür olarak çalışanların aynı zamanda yönetim kurulu üyesi olmaları halinde kişi-organ statüsünü taşıyıp taşımadıklarının araştırılması gerekir. Genel müdürün organ sıfatını kazanmaksızın yönetim kurulu üyesi olması halinde, “genel müdürlük görevi” sebebiyle iş ilişkisinin devam ettiği sonucuna varılmalıdır. Buna karşın şirketi temsil ve ilzama yetkili kişi-organ sıfatı kazanılmışsa, işçi ve işveren sıfatı aynı kişide birleşemeyeceğinden iş ilişkisinin bulunmadığı kabul edilmelidir.5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 1 inci maddesine göre, iş mahkemelerinin görevi “İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya iş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesi”dir. İşçi sıfatını taşımayan kişinin talepleriyle ilgili davanın, iş mahkemesi yerine genel görevli mahkemelerde görülmesi gerekir.Her ne kadar, -----İş Mahkemesi'nin ----- Esas,-------Karar sayılı görevsizlik kararı ile "davalının, 16.04.2015 ile 30.09.2018 tarihleri arasında davacı bünyesinde genel müdür olarak çalıştığı, dava dilekçesi ekinde sunulan ------ Gazetesi'nin 28.10.2016 tarih ve -----sayılı nüshasının 408. sayfasında, davalının davacı şirketi temsil ve ilzamda birinci derece yetkili kişi olduğu anlaşılmış, işçi ve işveren sıfatı aynı kişide birleşemeyeceğinden davalının kişi-organ vasfında olması sebebiyle işçi vasfının bulunmadığı, davanın, davalının davacı şirkette genel müdür olarak çalıştığı dönemdeki yetki ve sorumluluğu kapsamında, şirkette çalışan personellerin işten çıkarılma prosedürlerinde yanlış veya gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu iddiasıyla eski çalışana ödenen maddi tazminatın rücuen davalıdan tazmini istemine ilişkin olduğu, yukarıda değinilen 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda göreve ilişkin olarak sayılan 4. maddesinde yer alan hususlardan olması sebebiyle ticari dava niteliğinde olduğu ve uyuşmazlığın Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından görülüp sonuçlandırılması gerektiği" gerekçesi ili görevsizlik kararı verilerek dosya Mahkememize gönderilmiş ise de; dosya arasına alınan, davacı şirket iç yönerge ile her ne kadar davalıya 1. Derece imza yetkisi verilmiş ise de verilen yetkinin yönetim organının yetkilerini devir mahiyetinde olmadığı, 6102 sayılı TTK 370/2 maddesi gereği temsil yetkisinin devri mahiyetinde olduğu, yine aynı yasanın 371/7 maddesi "(7) (Ek: 10/9/2014 - 6552/131 md.) Yönetim kurulu, yukarıda belirtilen temsilciler dışında, temsile yetkili olmayan yönetim kurulu üyelerini veya şirkete hizmet akdi ile bağlı olanları sınırlı yetkiye sahip ticari vekil veya diğer tacir yardımcıları olarak atayabilir. Bu şekilde atanacak olanların görev ve yetkileri, 367 nci maddeye göre hazırlanacak iç yönergede açıkça belirlenir. Bu durumda iç yönergenin tescil ve ilanı zorunludur. İç yönerge ile ticari vekil ve diğer tacir yardımcıları atanamaz. Bu fıkra uyarınca yetkilendirilen ticari vekil veya diğer tacir yardımcıları da ticaret siciline tescil ve ilan edilir. Bu kişilerin, şirkete ve üçüncü kişilere verecekleri her tür zarardan dolayı yönetim kurulu müteselsilen sorumludur." düzenlemesini içerdiği, davalının organ sıfatıyla işlem yapmadığı, yargılama konusu sorumluluğu doğurduğu iddia edilen olayda da davalının karar merciinde olmayıp, dava dışı eski personelin işten çıkarma prosedüründe yanlış ve/veya gerçeğe aykırı beyanda bulunmak şeklindeki görevlerinin ihlal ediliğinin ileri sürüldüğü, bu durumda ticari temsilcinin gerçek anlamda ortak olmadıkça, bağımsız hareket etmedikçe ve murahhas üye olmadığı sürece, iş ilişkisi kapsamında çalıştığının kabulünün gerektiği, ticari temsilci olan, genel müdür veya müdür ile tacir olan kişi arasında çıkan uyuşmazlıkların iş ilişkisi olması halinde uyuşmazlığın 6102 sayılı TTK.’nun 5/1 maddesi yollaması nedeni ile 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesi uyarınca iş mahkemesinde görülmesi gerektiği, nitekim benzer mahiyetteki-----Bölge Adliye Mahkemesi -----. Hukuk Dairesi'nin----- Esas, ------Karar sayılı ilamının da aynı doğrultuda olduğu nazara alınarak, mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine, Mahkememiz ile ------- İş Mahkemesi arasında olumsuz görev uyuşmazlığı çıktığından mahkememizce verilen karar kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleştiği taktirde HMK'nın 22/2 maddesi gereğince görevli mahkemenin belirlenmesi için dosyanın------Bölge Adliye Mahkemesi ------. Hukuk Dairesine gönderilmesine dair karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-) Davanın görevsizlik nedeniyle dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE,
2-) Mahkememiz ile------İş Mahkemesi arasında olumsuz görev uyuşmazlığı çıktığından mahkememizce verilen karar kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleştiği taktirde HMK'nın 22/2 maddesi gereğince görevli mahkemenin belirlenmesi için DOSYANIN ------BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ -------. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE,
3-)6100 sayılı HMK md. 331/2 uyarınca harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemede hüküm altına alınmasına,Dair, davacı vekilinin yüzlerine, davalı vekilinin yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde ----- Bölge Adliye mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile karar verildi.