T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/355 Esas
KARAR NO: 2023/740
DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 24/05/2023
KARAR TARİHİ: 31/10/2023
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
: Davacılar vekili dava dilekçesinde ; dava dışı borçlu --------- Şti. hakkında davalı tarafça başlatılan --------- Esas sayılı dosyasına istinaden --------Talimat sayılı dosyasında müvekkili --------- ait müvekkil ----------- Şti.'nin adresinde bulunan menkul malların haksız olarak haczedilmesi sırasında icra tehdidi altında 09.01.2023 tarihli protokol ile işbu protokole konu ve/veya işbu protokole istinaden düzenlenen her biri 43.000,00 TL bedelli olmak üzere 20.02.2023, 20.03.2023, 20.04.2023 ve 20.05.2023 tarihli olan 4 adet senet düzenlendiğini, haciz işlemi sırasında haczedilen mahçuzların müvekkili ---------- Tasarım'a ait olduğuna ilişkin istihkak iddiasını ileri sürmüş ve ürünlerin --------- Tasarım adına düzenlenen faturalarının da sunulduğunu, bununla birlikte haczolunan malların müvekkil şirketin demirbaşı olduğunun da belirtildiğini, haciz memurunca yapılan evrak araştırması neticesinde işyerindeki vergi levhasının müvekkil ----------- Tasarım firmasına ait olduğu tespit edilmiş; bununla birlikte ---------- tarafından ---------- Tasarım'da kağıt üzerinde olan ortaklığının hissesinin devrine ilişkin hisse devir sözleşmesi ile yine aynı şekilde ----------- firmasının hisse devir sözleşmesinin de sunulduğunu beyanla; Müvekkillerinin, 10.01.2023 tarihli gözüken 09.01.2023 tarihinde haciz tehdidi altında imzalanan protokol ile işbu protokolde belirtilen, 20.02.2023 ödeme tarihli 43.0000 TL bedelli bonodan, 20.03.2023 ödeme tarihli 43.000 TL bedelli bonodan, 20.04.2023 ödeme tarihli 43.000 TL bedelli bonodan, 20.05.2023 ödeme tarihli 43.000 TL bedelli bonodan, protokolde bahsi geçen ----------- Esas sayılı dosyasına konu borçtan kaynaklı davalıya karşı herhangi bir borcunun bulunmadığının tespitine, davalının, takip borcunun %20′sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatı ile mahkumiyetine, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Bonoların, ------------ E sayılı dosyasıyla icra takibine konu edilmiş olup müvekkilinin ---------- Yapı, takip alacaklısı olmadığını, müvekkilinin, dava konusu bonolarda da cirosunun bulunmadığını, bu nedenle müvekkilinin işbu dava özelinde pasif husumet ehliyeti bulunmayıp davanın müvekkile yöneltilmesinin mümkün olmadığını, bonolardan ötürü bir menfi tespit davası açılacak ise; bu davanın, bonolarda yetkili hamil olan davadışı ---------- karşı açılması gerektiğini, bununla ilgili davanın ---------- E sayılı dosyasıyla görüldüğünü ve davanın halen derdest olduğunu, davacıların----------- E sayılı dosyasında borçlu sıfatının bulunmadığını, bu nedenle davacıların işbu dava özelinde aktif husumet ehliyeti bulunmayıp davacıların menfi tespit davasını ikame etmesinin mümkün olmadığını,----------- E sayılı dosyasıyla ilgili bir menfi tespit davası açılacak ise ; bu dava, dosya borçlusu olan davadışı ---------- Tasarım şirketi tarafından açılması gerektiğini, bu nedenle davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle de reddine karar verilmesi gerektiğini, protokol ile davacıların, TBK'nun 195.maddesine göre -------- Esas sayılı dosya borcunu üstlendiğini, Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemeleriin, 3.kişilerin borçlu yerine yaptıkları bu ödemeleri 'borcun üstlenilmesi' söz konusu olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirttiklerini, Haciz ve muhafaza işleminin kanundan doğan bir yetki olduğunu, oysa davacıların icra dosya borcunu üstlenmesiyle müvekkilinin aşırı bir menfaat elde etmediğini, Davacıların, dosya borcuna Ocak ayında katılmalarına rağmen işbu davayı Mayıs ayında yani borca katıldıktan 4 ay sonra açtıklarını, baskı altında hareket eden bir insanın vakit kaybetmeden gerekli yasal haklarını kullanması gerektiğini, davacıların 4 ay boyunca hiçbir yasal hakkını kullanmamış ve protokolle alınan bono bedellerini dahi ödemediğini, Davacının 4 ay boyunca hiçbir itirazda bulunmamasının protokolün davacıların hür iradesiyle yapıldığını gösterdiğini beyanla; davanın reddine, davacının %20'den az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, verilen bonolardan dolayı davacıların davalıya borçlu olup olmadıkları, bononun haciz ve muhafaza baskısı altında imzalandığı yolundaki iddianın yerinde olup olmadığı hususlarındadır.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (TMK m. 6).
İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle ortadan kalktığını ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkâr ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle sona erdiğini ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir.Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu, senedin varlığını kabul etmekle birlikte bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir. Açıklamalar ışığında borçlu olmadığını tespit hususunda iş bu dosyada ispat yükü davacı taraf üzerindedir.Davalı tarafından ---------- E. Sayılı dosyasının borçlusu olan dava dışı -----------ŞTİ'nin borcu için davacıların adresine 04/01/2023 hacze gidildiği, davacının malları üzeride fiili haciz uygulanarak malların davacı ----------- yediemin olarak bırakıldığı, 09/01/2023 tarihinde tekrar hacze gidildiği, 10/01/2023 tarihinde davacı ile davalı arasında -------------- E. Sayılı dosyasının borçlusu olan dava dışı ----------ŞTİ'nin borçlarının üstlenilmesine ilişkin protokol imzalandığı ve prokotol kapsamında 4 adet bononun davalıya verildiği, davalı tarafından da bu durumun kabul edildiği görülmüştür.Davacı şirket ile ---------- E. Sayılı dosyasının borçlusu olan dava dışı ---------ŞTİ arasındaki organik bağın varlığı veya yokluğu davacı tarafın hacizli menkullere ilişkin istihkak iddiasında nazara alınması gerektiğinden ve davacı tarafın istihkak iddiası İcra Hukuk Mahkemesinde dava açılmış olmakla bu iddiaların İcra Hukuk Mahkemesince inceleneceğinden, davacı vekilinin ile dava dışı şirket ile arasında organik bağ bulunmadığına ilişkin iddiaları davanın borç üstlenmeye dayalı olarak verilen protokol neticesinde verilen bonolar sebebiyle menfi tespit davası olması ve dava sonucuna etkili olmaması sebebiyle dikkate alınmamıştır.İİK.'nun 72/1.maddesi hükmüne göre borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığının ispatı için tespit davası açabilir. İİK'nun 72. maddesine göre açılacak menfi tespit davalarının takip alacaklısına karşı yöneltilmesi gerekir. İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davası, takip borçlusu tarafından takip alacaklısına karşı açılır Eldeki dava 24/05/2023 tarihinde açılmış olup davaya konu bonolar dava dışı ---------- tarafından aynı gün dava açılmadan saatler önce icra takibine konu edildiği anlaşıldığından ve davacının bu durumu öngörmesi mümkün olmadığından davalı tarafın husumet itirazı yerinde görülmemiş olup davalı tarafın protokolü ve bonoların da protokol kapsamında verildiğini kabulü nedeniyle esasa ilişkin inceleme yapılmıştır. Her ne kadar davacı taraf protokolün ve bonoların haciz tehdidi altında okumadan imzaladığını iddia etmiş ise de protokolün incelenmesi neticesinde protokolde bono miktarınca borcun kabul edildiği belirtildiğinden, protokoldeki imzaya ilişkin davacı tarafça imza inkarında bulunulmadığından ve protokolün alınması ile eldeki davanın açılması arasında protokolün irade sakatlığı sebebiyle iptal edilmediği dikkate alındığında protokolün davacı tarafı bağlayacağı anlaşılmıştır. 10/01/2023 tarihli protokol ile 4 adet bono alındığı ve bonoların ödenmesi halinde dosya borcunun kalmayacağı, ödenmediği taktirde tahsilde tekerrür olmamak koşulu ile muaccel olacağı, protokolün borcun ödenmesinin şarta bağlı kılmadığı tespit edilmiştir. Dava konusu bononun alındığına dair protokolün incelenmesinde ise davacı borçlular tarafından ihtirazi kayıt konulmadığı görülmüştür. Ayrıca icra dosyası içerisinde yer alan 09/01/2023 tarihli dosya kapak hesabında alacak miktarının 162.844,41 TL olduğu, protokol ile imza altına alınan bonoların toplamının 172.000,00 TL tutarlı olduğu, bonoların vadelerinin 20/05/2023 tarihine kadar uzandığı dikkate alındığında aşırı yararlanma bulunmadığı kanaatine varılmıştır. ---------- Sayılı, ---------- Sayılı kararları da aynı doğrultudadır.Tüm dosya kapsamı ve yukarıdaki açıklamalar dikkate alındığında ispat yükü üzerinde olan davacı tarafın protokoldeki imzayı inkar etmemesi, protokolün irade sakatlığı sebebiyle iptali istemediği, protokolde ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin borcu üstlendiği kanaati ve protokol sebebiyle sorumlu olduğu anlaşıldığından davanın reddi yolunda karar vermek gerekmiş olup, herhangi bir tedbir kararı da verilmediğinden davalının tazminat talebi de yerinde görülmemiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Davalının şartları oluşmayan tazminat talebinin reddine,
3-Karar harcı 269,85-TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 2.937,33 TL harcın mahsubu ile artan 2.667,48-TL harcın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 27.520,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ------------ Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 31/10/2023
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!