T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/205 Esas
KARAR NO:2024/92
DAVA:İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ:23/03/2023
KARAR TARİHİ:06/02/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin davalılardan olan alacağının tahsili amacıyla davalılar aleyhine -------- dosyasında takip başlatıldığını, davalı tarafların icra dosyasına haksız olarak sunmuş olduğu takibe, borca, ödeme emrine, faize ilişkin itirazları sebebiyle ilgili icra müdürlüğünce takibin durdurulmasına karar verildiğini, müvekkil ----- vade tarihli ------ poliçesiyle sigortalanan, malikinin ---- sevk ve idaresindeki ----- plakalı personel taşıma amacıyla kullanılan aracın ---- tarihinde kazaya karıştığını ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, hasarın tazmini için müvekkili şirket tarafından müvekkili şirket nezdinde-------- bulunan araçtaki hasar için ekspertiz raporu gereği 45.001,65 TL hasar tazminatı ödemesi gerçekleştirildiğini, rücu alacak için davalı ------ tarafından taraflarına, ------ ödeme yapıldığını, yapılan ödemeler düşüldükten sonra kalan kısım olan 14.228,66 TL'lik rücu alacakları hakkında başvurularının sonuçsuz kaldığını, yapılan arabuluculuk görüşmelerinden de bir sonuç alınamadığını beyanla, fazlaya ilişkin tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, davanın kabulü ile davalı tarafların bilcümle takibe, asıl alacağa ve faize ilişkin haksız ve kötüniyetli itirazının iptaline,----- takibin devamına, davalı tarafların alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraflar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:Davalı ---------- vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin poliçe kapsamında sorumluluğunun, poliçe üzerinde yazılı azami teminat limitleri ile sınırlı olmak üzere, poliçede yazılı özel şartlar ve trafik sigortası genel şartları kapsamı ile sınırlı olduğunu, müvekkili şirkete usulüne uygun bir başvuru yapılmadığından, işbu davanın dava şartı yokluğu sebebiyle reddi gerektiğini, net bir şekilde görüldüğü üzere, dava konusu trafik kazası iki yıllık zamanaşımı süresi geçtikten çok sonra açılmış olduğundan zamanaşımı itirazları doğrultusunda davanın reddinin gerektiğini, kaza sonucu müvekkili şirket tarafından; ----- plakalı aracın araç değer kaybına ilişkin sigortalının kusuru oranında --------- ödeme yapıldığını, dava konusu aracın araç------- tarafından onarılmış olup, onarıma müteakip müvekkil şirketten rücuen ödeme talep edilmiş ve müvekkil şirketçe bahse konu hasar bedeline ilişkin ------- rücuen ödeme yapıldığını, yapılan bu ödemeler neticesinde müvekkilinin sorumluluğunun kalmadığını, yapılan bu ödemeler neticesinde teminat limiti tüketildiğini ve müvekkilin sorumluluğu kalmadığını, dava konusu alacak likit olmadığı için icra inkar tazminatı talebinin haksız olduğunu, kabul anlamına gelmemekle beraber, müvekkili şirket’in faizden sorumluluğunun sınırlı olduğunu beyanla, davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ---------- yetkilisi cevap dilekçesinde özetle; Genel yetki kuralı gereği davanın davalının ikametgahında açılması gerektiğini, yetkilisi bulunduğu şirketin adresinin ----- olduğunu, davaya bakmakla yetkili Mahkemelerin ------- Mahkemeleri olduğunu, yetkisizlik kararı verilmesini talep ettiklerini, davacının talep ettiği alacağın zamanaşımına uğradığını, dava konusu kazanın 21.06.2019 tarihinde meydana geldiğini, bu nedenle 2 yıllık zamanaşımı süresi çoktan geçtiğini ve zamanaşımına uğradığını, rücu şartı oluşmadığından kusursuz olduklarından davanın reddi gerektiğini, ------ plaka sayılı araçlar kazaya karıştıklarını, Kazanın meydana gelmesinde kusurlu taraf karşı taraf olduğunu, Kazanın meydana gelmesinde ------- plaka sayılı aracın sürücüsü ve işleteninin kusursuz olduğunu, davacı şirket bu kaza sebebi ile Sigorta şirketi tarafından kendilerine 25.773,00 TL ve 5.000 TL tutarında ödeme yapıldığını kabul ettiklerini ancak bakiye bir kısım daha ödemenin talep edildiğini, davacının talep ettiği tutarı kabul etmediklerini, davacının alacağının likit olmadığını, açılan davada icra inkar tazminatına karar verilemeyeceğini beyanla; Davacının davasının tüm talepler yönünden Reddine, yargılama giderlerinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Diğer davalı ---- kendisine yapılan usulüne uygun tebliğe rağmen davacı yanın dava dilekçesine cevap vermemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava hukuki niteliği itibariyle, ----- sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.
b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır.Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.
c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez.Dosyamız arasına celp edilen ----- sayılı sayılı icra dosyasının yapılan incelemesinde takipte ödeme emrinin davalı/borçluya tebliğ edildiği davalı tarafça takibe itiraz edildiği ve takibin durduğu, eldeki davanın yasal süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.HMK 16. Maddesinde haksız fiilden kaynaklanan dava ve icra takiplerinde zarar göreninin yerleşim yeri icra dairelerinin de yetkili olduğu belirtildiğinden haksız fiilden doğan zarar istemine ilişkin eldeki davada davalıların icra dairesinin yetkisine yönelik itirazlarının reddine karar verilmiştir.Davaya konu kazanın 21/06/2019 tarihinde gerçekleştiği, davacı sigortanın kaza sebebiyle 21/09/2020 tarihinde ödeme yaptığı, ödeme tarihinden 2 yıllık zamanaşımı süresi içinde icra takibini başlattığı, icra takibi ile de zamanaşımının kesildiği ve 2 yıllık zamanaşımı süresinin yeniden işlemeye başladığı 24/01/2023 tarihinde arabulucuya başvurduğu, 23/03/2023 tarihinde de eldeki davayı yasalı zamanaşımı süresinde açtığı anlaşıldığından davalıların zamanaşımı itirazları yerinde görülmemiştir.Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi tarafından verilen raporda özetle; ----- Plakalı araç sürücüsü --------- seyir halinde bulunduğu yolun icap ve şartları ile aracının teknik özelliklerine uygun süratle seyretmesi, kazanın meydana geldiği yolun taşıt trafiği özelliği dolayısıyla dikkatli ve özenli olması, aracının hızını yol ve hava şartlarına göre zamanında tedbir alabileceği düzeye göre ayarlaması, aracının önünde seyir halinde olan ---------- plakalı araçla arasında güvenli ve yeterli takip mesafesine uyması, çarpmayı önlemek için zamanında tedbir alması gerekirken kurallara uymayarak trafik güvenliğini tehlikeye düşürerek maddi hasarlı trafik kazasına neden olduğu, 2918 Sayılı KTK” nun 47/d (Trafik kurallarına uymama), 2918 Sayılı K.T.K. nun 52/b-c (hızlarını önlerindeki araçla arasındaki mesafeyi göz önünde bulundurarak güvenli seviyede tutmamak), 2918 Sayılı K.T.K.” nun 56/C ( takip mesafesi) maddelerini ihlal ettiği, trafikte sürücülerin Asli Kusurlu hallerinin belirtildiği 2918 Sayılı KTK” nun 84/d maddesinde (arkadan çarpma) tarif edildiği gibi -------- plakalı araca arkadan çarparak kazaya sebebiyet verdiği anlaşıldığından, meydana gelen trafik kazasında %100 (Yüzde Yüz) oranında kusurlu olduğu, olan Trafik kazasında, ---- plakalı araç sürücüsü ----- ihlal ettiği trafik kuralının olmadığı, kaza olayında herhangi bir kusurunun olmadığı, dava konusu ------2 plakalı aracın, dava konusu kazada hasarlanan parçaları dikkate alınarak yapılan inceleme ve piyasa araştırmasına göre, hasar ekpertiz raporunda ve hasar faturasında ifade edilen, aracın onarımı için gerekli olan yedek parça ve işçilik bedelleri toplamı olan 38.137,00 TL +KDV =45.001,65 TL'nin (KDV) piyasa koşullarına uygun olduğu," şeklinde rapor sunulmuştur. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85/1. maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı yasanın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiştir. İlgili hüküm dikkate alındığında dava konusu kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunan araç maliki ve sürücüsünün kusuru oranında davacının zararından sorumlu olacağı görülmektedir.6102 sayılı TTK.nun 1472'nci maddesi uyarınca; sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Başka bir ifade ile sigortacı, ödediği tazminat dolayısıyla, sigortalının zarara neden olan kişilere karşı açabileceği tüm davaları açabilir ve meydana gelen zararın tazminini talep edebilir. Buna halefiyet hakkı denilmektedir.Ancak sigortacının halefiyet hakkını elde edebilmesi için, sigortacı ile zarar gören arasında geçerli bîr sigorta sözleşmesi mevcut olmalı ve sigorta kapsamında bir zarar meydana gelmiş olmalıdır. Buna göre, zarar konusu olay sigorta teminatı kapsamında değilse sigortacının tazminat ödeme yükümlülüğü doğmayacağından halefiyet hakkı da olmayacaktır.Somut olayda davacı sigorta şirketi tarafından 21/06/2019 tarihinde meydana gelen kaza sebebiyle dava dışı sigortalısına ödeme yaparak sigortalısının haklarına halef olduğundan eldeki davayı açmaya aktif husumeti bulunmaktadır.Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda dava konusu kazanın meydana gelmesinde davacının sigortalısının kusursuz olduğu, davalı araç sürücüsünün ise % 100 kusurlu olduğu, kaza sebebiyle davacı sigortalısının aracında 45.001,65 TL hasar meydana geldiği anlaşılmıştır. Davacı tarafından sigortalısına hasar bedeli ödenmiştir. Davalı----- aracın ---- davalı----- tarafından hasar bedeli ve değer bedeli olarak çeşitli tarihlerde ödemeler yapıldığı ve poliçe limiti tükendiği anlaşıldığından davalı ------ yönünden davanın reddine karar verilmiştir. ------ tarafından davacı sigorta şirketine yapılan ödeme miktarları toplamı düşüldükten sonra kalan bakiye 14.228,65 TL hasar bedelinden davalı araç maliki ve araç sürücüsü KTK 88. Maddesine göre müteselsilen sorumlu olacağından bu davalılar yönünden davanın kabulüne karar verilmiş olup bakiye hasar bedeline kaza tarihinden icra takip tarihine kadar yasal faiz işletilmesine karar verilmiş olup işlemiş faiz miktarı 3.971,55 TL olarak hesaplanmış ise de taleple bağlı kalınarak takibin 14.228,65 TL asıl alacak, 2549,41 TL işlemiş faiz üzerinden kabulü yönünde aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.İcra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Eldeki davada alacağın varlığı yargılamayı gerektirdiğinden, alacak likit olmadığından davacının icra inkar tazminatı talebi yerinde görülmemiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın davalılar------- yönünden KABULÜNE,
2--Davalıların -------- sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptaline, takibin aynen devamına,
3-Alacak likit olmayıp yargılamayı gerektirdiğinden, şartları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine,
4-Davalı -------- yönünden poliçe limitinin tükenmesi sebebiyle davanın REDDİNE,
5-Karar harcı 1.139,96 -TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 179,90-TL harç ile 36,76 -TL harcın mahsubu ile bakiye 923,30-TL harcın davalılar ------- müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazine adına irad kaydına,
6-Davacı tarafından yatırılan 179,90-TL başvurma harcı, 179,90-TL peşin nispi harç ile 36,76-TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 396,56-TL harcın davalılar--------müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine
7-Davacı tarafından yapılan 572,00-TL tebligat ve müzekkere gideri, 2.500,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 2.572,00-TL yargılama giderinin davalılar ----------- müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
8-Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
9-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 16.688,07-TL nispi vekalet ücretinin davalılar ------- müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
10-Davalı ----- kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 16.688,07-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ------- verilmesine,
11-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
12-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ----bütçesinden ödenen 3.200,00-TL arabuluculuk ücretinin davalılar ---------- müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,
Dair; davacı vekilin yüzüne, davalı tarafın yokluğunda, miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.06/02/2024
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!