WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 18 Haziran 2026

İSTANBUL ANADOLU 12. ASLIYE TICARET MAHKEMESI

A- A A+

T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/122 Esas
KARAR NO:2024/170
DAVA:İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 20/02/2023
KARAR TARİHİ: 29/02/2024

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davalı taraf ile sözlü bir anlaşma yapıldığını, müvekkili tarafından davalıya ait işlevsiz ve kullanılamaz durumda olan yangın dolaplarına bakım yapıldığını, anlaşmaya konu yangın dolaplarının eksiksiz ve tam şekilde davalıya teslim edildiğini, davalının verilen hizmet karşılığı kesilen ve gönderilen faturayı ödemediğini, fatura bedelinin ödenmemesi üzerine davalı aleyhine ----- sayılı dosyası üzerinden takip başlatıldığını, başlatılan takibin davalının itirazı üzerinedurdurulduğunu bildirdiğinden bahisle icra dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin aynen devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin -------- tarihine kadar taşınmak üzere 10 ayı aşkın süren ve önemli ve yüksek maliyetli tadilat ve inşaat çalışmaları yapmakta iken davacı taraf ile, yangın dolaplarının tamiri ve boyanması işlerinin yapılması ve ayrıca cam kapak sıva altı yangın dolabının takılması hususunda şifahi anlaşma yaptığını, davacının işi üstlenmeden önce yangın dolaplarının ne şekilde teslim edileceğine ilişkin müvekkile bir video gönderdiğini, video görüntüsündeki örneğe uygun şekilde kusursuz ve kaliteli çalışmalar yapılarak tamir, zımparalama ve boyama işleri tamamlanıp yangın dolaplarının müvekkiline teslim edileceği beyan ve taahhüt edildiğin, müvekkilinin bu taahhütleri kabul ederek mezkur işi muhataba verdiğini, bunun üzerine davacının, mevcut yangın dolaplarını sökerek kendisine ait işyerine götürdüğünü beyanla bir kısım ürünlerin bakım ve boyama işlerinin taahhüt edildiği şekil ve nitelikte yapılmadığını, teslimin ayıplı yapıldığını beyanla davanın reddini talep etmiştir.

İNCELEME ve GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, ----icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67 maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.
İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.
b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır.Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.
c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez. İtirazın iptali istemine konu, ---- takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde buludğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından itiraz dilekçesinde Borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda özetle;
davacı --------tam kusurlu olduğu, davacının ifasının ayıplı olduğu, davalının ayıp ihbarında bulunarak sözleşmeden dönme iradesini gösterdiği, davacının ayıplı ifaya dayanarak ödeme talep etme hakkının söz konusu olamayacağı sonuç ve kanaati bildirilmiştir.TBK sisteminde sözleşme serbestisi ilkesi geçerlidir. Eserin ayıplı olup olmadığının
belirlenmesinde, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri nazara alınacaktır. İş sahibi ile yüklenici,
kararlaştırdıkları sözleşmeyle eserin niteliklerini ve niceliklerini belirlerler. Eseri somut olarak belirleyen rengi, hammaddesi, meydana getirme yöntemi gibi nitel özellikler, taraflarca karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarıyla tespit edildikten sonra, buna aykırı eserin oluşturulması ayıplı ifa teşkil eder. Böylelikle eserdeki ayıp, meydana getirilen eserin sözleşmede kararlaştırılan nitelikleri
taşımaması ya da sözleşmeyle kararlaştırılmasa bile eserde bulunması gereken lüzumlu niteliklerin
bulunmaması olarak tanımlanabilir. Dürüstlük kuralı gereğince iş sahibinin eserden bekleyebileceği niteliklere sahip olmaması da eserin ayıplı sayılmasını haklı kılar. Yargıtay’a göre ayıp, eserde olması gereken özellikler ile sözleşmede kararlaştırılan niteliklerin bulunmayışını ifade eder.
Eserden yapılış gayesine uygun yararlanmanın mümkün olmasına karşın, bu yararlanmanın
kalitesini düşüren unsurlar vardır. TBK m. 112’de yer alan borcun ifa edilmemesinden doğan giderim
borcu hükümleri uygulanacaktır. Maddeye göre, “Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu,
kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını
gidermekle yükümlüdür”. Eksik iş, eserin oran itibariyle sözleşmeyle belirlenen düzeye gelmemesi şeklinde tanımlanabilir. Eserin niteliklerindeki bozukluk ayıp, yapılmayan işin bulunması da eksik iştir. Yargıtay eksik iş sebebiyle, eser sözleşmesinden kaynaklanan ayıptan kaynaklanan sorumluluk hükümlerinin uygulanmayacağına isabetle hükmetmiştir. Zira eksik iş sebebiyle henüz ifa edilmiş bir eseri teslim borcu bulunmamaktadır. Ayıbın belirlenmesinde, TBK m. 475 somut bir kıstas getirmemiştir. Somut sözleşme hükümleriyle çekişme konusu olayın koşulları ayrı ayrı değerlendirilecektir. Ancak, satıcının ayıptan doğan sorumluluğunu düzenleyen TBK m.219 nazara alınarak, eserin kullanılma elverişliliğini veya değerini önemli ölçüde azaltacak ya da kaldıracak nitelikteki eksiklikler; lüzumlu nitelikteki eksiklikler olarak kabul edilmelidir. İş sahibi ile yüklenici, aksini açıkça kararlaştırmadıkça, yüklenici orta kalitede bir malzeme kullanmalıdır. Malzeme fen ve teknik standartlara uygun olmalıdır. Bu malzemenin taraflarca kararlaştırılan amaca uygun şekilde kullanılmasıyla oluşturulacak eserin iş sahibine teslim edilmesi gerekir. Yüklenici bu yükümlülüğe uymazsa ayıplı bir eserden söz edilir. Örneğin, taraflar bir konutun dış sıvasında yağlı boyanın kullanılacağı hususunda anlaşmışlar, ancak boyanın kalınlığını belirlememişlerse, yüklenici bu boyama işinde orta kaliteden daha az kalınlıkta boya yapamaz. Aksi halde ayıplı ifadan söz edilir. Yine çatı tamir işini konu edinen esersözleşmesinde, iyi yalıtım yapılmaması sebebiyle sızma varsa eser ayıplıdır. Eserin ayıplı olarak iş sahibine tesliminden söz edebilmek için, maddi koşulların yanında biçimsel şartların da gerçekleşmesi şarttır. Yüklenicinin ayıptan sorumlu olması için bu maddi şartlar; eserin ayıplı olması, eserdeki ayıbın iş sahibine yükletilememesi ve iş sahibinin ayıplı eseri kabul etmemesi gerekir. Yüklenicinin ayıptan sorumlu tutabilmesi için gerekli biçimsel şartlar ise; iş sahibinin eseri gözden geçirmesi ve varsa eserdeki ayıbın yükleniciye bildirilmesi külfetlerini yerine getirmemesidir. İş
sahibinin ayıptan doğan haklarını zamanaşımı süresi dolduktan sonra kullanması halinde, yüklenici zamanaşımı def’inde bulunarak, iş sahibinin bu haklara kavuşmasını engeller. Taraflar arasında sorumsuzluk anlaşmasının bulunması da, yükleniciyi ayıptan sorumluluktan kurtaracaktır. TBK m.475, eserdeki ayıptan doğan sorumluluğa ilişkin maddi ve şekli şartların vücut bulması
halinde iş sahibinin sahip olduğu seçimlik hakları sıralamıştır. Maddeye göre, “Eserdeki ayıp sebebiyle yüklenicinin sorumlu olduğu hâllerde iş sahibi, aşağıdaki seçimlik haklarda birini kullanabilir:
1. Eseri sahibinin kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aynı ölçüde aykırı olursa sözleşmeden dönme.
2. Eseri alıkoyup ayıp oranında bedelden indirim isteme.
3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları yükleniciye ait olmak üzere, eserin
ücretsiz onarılmasını isteme. İş sahibinin genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır.
Eser, iş sahibinin taşınmazı üzerinde yapılmış olup, sökülüp kaldırılması aşırı zarar doğuracaksa
iş sahibi, sözleşmeden dönme hakkını kullanamaz”.Kanun koyucu iş sahibine sözleşmeden dönme, ayıbın giderilmesini ya da bedelden indirim isteme hakkını seçimlik haklar olarak tanımıştır. İş sahibi bu üç haktan sadece birini kullanabilirken, maddi ve
manevi tazminat talep hakkını zarara uğrama şartıyla her üç seçimlik hakla beraber ya da ayrı ayrı olarak talep edebilir. İşsahibinin sözleşmeden dönmesi, eseri kabul etmeyip reddetmemesidir. İşsahibi, sözleşmeden dönme hakkını, yöneltilmesi gerekli tek taraflı irade beyanıyla kullanabilir. Yüklenicinin geçmişe etkili sonuç doğuran sözleşmeden dönme hakkını kullanabilmesi için, eserin işsahibinin kullanamayacağı ya da hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde ayıplı olması gerekir. TBK m. 475/I, b.2 gereğince, işsahibi yenilik doğuran hak niteliğindeki “eseri alıkoyup ayıporanında bedelden indirim isteme” hakkına sahiptir. Aynı fıkranın üçüncü bendi ise, ayıbın giderilmesinin objektif olarak mümkün olmasının yanında aşırı masrafı gerektirmemesi şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda işsahibi ayıbın giderilmesini isteyebilir.Sözleşmeden dönme, ayıbın giderilmesini isteme ya da bedelden indirim talep haklarının kullanılması içinyüklenicinin kusurlu olması gerekmez. Zira bu üç halde yüklenici kusursuz sorumluluk ilkesine göre sorumludur. Ayıbın sebebiyet verdiği zararın tazmini için yüklenicinin kusuru şarttır. Zira TBK m. 475/ II gereğince, “iş sahibinin genel hükümlere göre tazminat hakkı saklıdır”. Böylece birinci fıkrada üç bent halinde sayılan seçimlik haklardan bağımsız olarak, doğrudan doğruya TBK m. 112 hükmüne bağlanan yüklenicinin tazminat sorumluluğu için kusur esaslı unsur haline gelmiştir.TBK m. 477/ I’e göre, “Eserin açıkça veya örtülü olarak kabulünden sonra, yüklenici her türlü sorumluluktan kurtulur”. Yüklenicinin meydana getirdiği eseri iş sahibine teslim etmesi halinde, iş sahibinin haklarını saklı tutmadan eseri kabul etmesi yükleniciyi ayıptan sorumlu kılmaz. İş sahibinin teslim edilen eseri, açık ya da örtülü olarak kabul etmesi yeterlidir. Eserin kabulü, hukuki niteliği itibariyle bir irade beyanıdır. Bu beyanla iş sahibi, teslimi yapılan eserin sözleşmeye uygun olduğunu kabul eder. Başka bir deyişle, eserde bir ayıbın olmadığını yükleniciye bildirmiş olur. Eseri teslim alan iş sahibinin uygun sürede yaptığı normal muayenede çıplak gözle gördüğü ayıp, açık ayıptır. Eserin kullanılmaya başlanmasından sonra ortaya çıkan, ancak kullanım hatası olmaksızın yapımdan kaynaklanan ayıp ise gizli ayıptır.İşsahibinin eseri muayene etmemesi ya da ayıpları bildirmemesi eseri kabul ettiğini gösterir. Özellikle açık ayıplar bakımından işsahibinin eseri kabul etmesi, yüklenicinin sorumluğunu ortadan kaldırır. Gizli ayıplar ile yüklenicinin kasten gizlediği ayıplar bakımından ise, işsahibinin eseri kabul etmesi yüklenicinin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. TBK m. 477/ I’e göre, işsahibi ayıplı eseri kabul etmiş olsa bile, yüklenici tarafından kasten gizlenen ayıplar ve usulüne göre yapılacak bir muayene sırasında fark edilmeyecek ayıplar (gizli ayıplar) için sorumluluğu devam eder. Eserin ayıplı olması sebebiyle işsahibinin sahip olduğu hakları kullanabilmesi için eseri gözden geçirme ve bildirim külfeti yerine getirilmelidir. Yüklenicinin eseri teslim etmesinden sonra işsahibinin, önce eseri gözden geçirmesi akabinde de varsa tespit edilen ayıbı yükleniciye bildirmesi gerekir. Gözden geçirme ve bildirim süresi için TBK gün, ay ya da yıl olarak kesin bir zaman zarfı belirlememiştir. Bunun sebebi, her somut olayın özelliğine göre sürenin farklılık gösterebilmesidir. Özellikle tarafların tacir olmadığı ya da yeterli deneyime sahip olmadığı eser sözleşmeleri bakımından gözden geçirme süresi için bir teamül ya da yaygın uygulamabulunmuyorsa “olanak bulmanın” bir unsur olarak nazara alınmasını belirten düzenlemede isabet bulunmaktadır. TBK m. 474’te işsahibinin işin olağan akışına göre olanak bulur bulmaz muayeneyi yapmasını ve uygun bir zaman zarfında da ayıpları yükleniciye bildirmesi gerekir. Ayıpların bildirimi şekle bağlı olmadığından, işsahibinin yazılı ya da sözlü olarak bildirimde bulunması yeterlidir. Ayıbın bildirilmesinde çok genel ifadeler kullanılmamalıdır. Ayıbın kapsamı ve cinsi gösterilmelidir. “Eser ayıplıdır” ya da “Eser sözleşmeye uygun değildir” şeklindeki genel ifadeler yeterli değildir. Muayene ve ihbar külfetinin iş sahibi tarafından yerine getirilmemesi halinde, iş sahibinin eseri ayıpsız şekilde kabul ettiği faraziyesi (varsayımı) doğacaktır. Ayıp ihbarı niteliği itibarıyla def’i olduğundan, yüklenici tarafından süresinde ayıp ihbarı ileri sürülmedikçe mahkemece re’sen
değerlendirilemez. Yüklenici ayıp ihbarının süresinde yapılmadığı savunmasında bulunmuşsa, ayıp ihbarının vaktinde yapıldığını işsahibi kanıtlamalıdır. Yargıtay, gözden geçirme ve bildirim külfetini yerine getirmeyen işsahibinin, eseri zımnen kabul etmiş sayılacağını isabetle belirtmiştir. Yüklenicinin eseri teslim etmesiyle sorumluluktan kurtulması için, eserin işsahibi tarafından açık ya da örtülü olarak kabulü gerekir. İşsahibinin eseri kabul etmesinden anlaşılması gereken, eserin kesin kabulüdür. Yükleniciyi sorumluluktan kurtaracak olan, işsahibinin eseri kesin kabul etmesidir. Eserin geçici kabulünde, eserdeki olası noksanlık ya da ayıpların bulunabileceği hususunda tarafların iradesi ortaktır. Bu olumsuzlukların giderilmesi için yükleniciye belli bir süre daha tanınır. Herhangi bir çekince (ihtiraz-
i kayıt) ileri sürülmeksizin eserin kesin olarak kabulünden sonra, kabul iradesinin geri alınarak
yüklenicinin ayıptan sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir. Yüklenici tarafından öğrenilen kabul beyanı, işsahibi tarafından sonradan geri alınamaz. Ancak işsahibinin iradesini sakatlayan sebeplerden biri mevcutsa bu kabul beyanının iptali olanaklıdır. Taraf beyanları, dosyada mübrez ihbarnameler, teknik değerlendirme ve diğer tüm delillerin değerlendirilmesiyle davacının yüklendiği ifayı ayıplı şekilde yerine getirdiği, imza karşılığında teslimlerin yapılmadığı, davalı tarafın ifadaki
ayıpları bildirdiği, davacının işbu ayıpları gidermemesine rağmen takibe konu faturayı tanzim ederek davalıya ilettiği, davalının da iade faturası kestiği görülmekle Davalının açık bir şekilde ayıpları
davacıya bildirdiği ve iade faturası keserek sözleşmeden dönme iradesini gösterdiği anlaşılmaktadır. Usul ve yasaya uygun bilirkişi raporu hükme esas alınarak kusurlu şekilde ayıplı ifada bulunan davacının sözleşmeden dönme iradesini gösteren davalıdan talep hakkı bulunamayacağı kanaatine varılarak davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.Kötüniyet tazminatı, takib girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Anılan yasa hükmüne göre, alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi, açıkça, takibin kötüniyetle yapılmış olması koşuluna bağlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki, alacaklının icra takibini kötüniyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Öğretiye ve Yargıtay uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötüniyetli kabul edilir. Açıklanan bu yasal durum ve ilke çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde davalı, davacının icra takibinde kötüniyetli olduğunu yasal delillerle kanıtlayamamış olup, dosya içeriğinde de kötüniyetin varlığını açıkça ortaya koyacak bir yöne rastlanmamıştır.

H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Kötüniyet tazminatı talebinin reddine,
3-Alınması gerekli 427,60 TL harcın 187,91 TL tutarlı kısmı davacı tarafından dava açılışı sırasında peşin olarak yatırıldığından bakiye 239,69 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenecek 15.558,44 TL vekalet ücretini davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Suçüstü ödeneğinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
8-Kararın kesinleşmesi halinde kullanılmayan gider avansının ilgili tarafa iadesine,
Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin e-duruşma vasıtası ile yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ------- Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.29/02/2024